Etiket: Konuşuyor

  • Mersin’de “Büyük Buluşma, STK’lar Konuşuyor CHP Dinliyor” Toplantısı

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kürt sorununun çözümünün parlamento ve toplumsal uzlaşmayla sağlanabileceğini belirtti. Avrupa Parlamentosu’ndan bir grubun kendisine, ‘Doğu, Güneydoğu sorununun çözümü için uluslararası katkıya nasıl bakarsınız?’ dediğini söyleyen Kılıçdaroğlu, “Türkiye’nin geldiği noktaya bakın. Bu teklifi yapabilme cesaretini gösterebiliyorlar” dedi.

    Bir dizi ziyaret ve programa katılmak üzere Mersin’e gelen CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Yenişehir Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde partisinin düzenlediği “Büyük Buluşma, STK’lar Konuşuyor CHP Dinliyor” toplantısına katıldı. Toplantının, sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin konuştuğu ilk bölümü basına kapalı yapıldı. Bu bölümde her kesimden temsilcileri dinleyen Kılıçdaroğlu, toplantının basına açık bölümünde hem dile getirilen sorunlara hem de ülke gündemine değinen bir konuşma yaptı.

    “Büyük Buluşma, STK’lar Konuşuyor CHP Dinliyor” toplantısının ilkini Ankara’da gerçekleştirdiklerini belirten Kılıçdaroğlu, bütün sivil toplum örgütleri, sendikalar ve meslek kuruluşlarıyla birlikte Türkiye’nin sorunlarını tartıştıklarını söyledi. Bu toplantıda 16 madde üzerinde görüş birliği sağlandığını dile getiren Kılıçdaroğlu, bu 16 maddeyi dağıttıklarını ifade ederek, “Sizden isteğim, bunu okuyun. Katılıyorsanız kendi logonuzu basarak kendi tabanınıza bu görüşleri aktarmanız. Bu görüşler sadece CHP’nin görüşleri değil, pek çok sivil toplum kuruluşunun ortak görüşleri” diye konuştu.

    Türkiye’nin, Cumhuriyet tarihinin en derin krizlerinden birini yaşadığını söyleyen Kılıçdaroğlu, ülkenin dışarıda ve içeride derin sorunlarla karşı karşıya olduğunu vurguladı. Kılıçdaroğlu, “Türkiye’yi bu sorunlardan kim kurtaracak? Bu sorunları nasıl aşacağız? Bu sorunlar sadece bir tek partinin sorunu mudur yoksa bütün partilerin, sivil toplum kuruluşlarının, sendikaların, meslek odalarının ortak sorunu ve beraber ortak hareket etmeyi gerektiren sorunlar mıdır? Eğer bunlar üzerinde uzlaşma sağlıyorsak ortak hareket etmek zorundayız” şeklinde konuştu.

    “YOLSUZLUK YAPANLARIN SÜREKLİ YÜKSELDİĞİ BİR SÜRECİ YAŞIYORUZ”

    “Neden Türkiye tarihinin en derin krizlerinden birisini yaşıyor?” diye soran Kılıçdaroğlu, bir toplumu, o toplamın ahlaklı yapısının saygın kıldığına işaret etti. Eğer toplumda ahlaki yozlaşma varsa o toplumun hem kendi içinde saygınlığını kaybedeceğini hem de dünyada saygınlığını kaybettireceğini ifade etti. 21. yüzyılın dünyasında hırsızlık yapmanın suç, bunun da ötesinde ayıp olduğunu ve kabul edilemeyeceğini belirten Kılıçdaroğlu, “Şimdi biz değerlerimizin büyük bir kısmını kaybettik. Öyle bir Türkiye sürecini yaşıyoruz ki, yolsuzluk yapanların, toplumu kandıranların sürekli yükseldiği, ahlaklı insanların da toplumdan dışlandığı bir süreci yaşamaya başladık. Bu kadar derin bir krizin içindeyiz. Sadece bu mu? Dünyada saygınlığımız büyük ölçüde kayboldu. Şimdi biz bu ortak paydaları oluşturarak yeni bir süreci başlatmak istiyoruz. Bu ülkede demokrasi istiyorsak, insanca yaşamak istiyorsak ve bu bizim ortak hedefimizse biz bu karanlıkları aydınlığa dönüştürmeliyiz. Bu toplantıları yapmamızın temel gerekçesi bu” ifadelerini kullandı.

    Daha düne kadar siyasi partiler arasında bir rekabet, dünya görüşlerinin, ekonomi programının farklı olduğuna dikkat çeken Kılıçdaroğlu, ancak bugün gelinen noktada olayın siyasi partiler olayı olmaktan çıktığını ve bir Türkiye rejimi sorunu haline dönüştüğünü kaydetti. Kılıçdaroğlu, “Ben isteğimi yaparım. Madem yeterli oyu aldım, herkes bana uymak zorundadır” anlayışıyla Türkiye’de çoğunluk sisteminin dayatıldığı bir sistemin yaşandığını savundu. Kılıçdaroğlu, “Herkesi susturacağım sadece ben konuşacağım. Medyayı susturacağım, sadece bana hizmet edecek. Yargıyı susturacağım sadece benim istediğim kararları alacak. Böyle bir demokrasi, 21. yüzyılın Türkiye’sinde kabul edilemez. Bunun mücadelesini vermek zorundayız” dedi.

    “YARGININ ÜZERİNDEKİ SİYASAL BASKILARI TAMAMEN KALDIRMAMIZ GEREKİYOR”

    Ahlakın temelinin adalet olduğuna vurgu yapan Kılıçdaroğlu, adaletin olmadığı hiçbir toplumun ayakta kalamayacağını söyledi. Ahlak ve adaletin bütün toplumların ve inançların ortak temeli olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

    “Adaletin öngörülmediği bir inanç yoktur. Peki, nasıl oluyor da kendisini Müslüman kimliğiyle topluma tanıtan bir siyasal parti adaletsizliği topluma dayatıyor? Din insanlarımızın da bunu sorgulaması lazım. Kim sağlayacak adaleti, ‘Türkiye’de oluk gibi kan akacak’ diyen mafya liderleri mi adaleti sağlayacak yoksa bağımsız yargı mı adaleti sağlayacak, siyasal otoritenin baskısı altında olmayan, hukukun üstünlüğüne inanan yargıçlar mı adaleti dağıtacak? Evet, biz bunlara inanıyoruz, yargı bağımsız olmalı, tarafsız olmalı. Bir yargıcın siyasi kimliği öne çıkıyorsa o yargıç, yargıç değildir, yargıç kimliğini taşıyamaz. Yargıç dediğimiz kişi, adaleti hukukun üstünlüğü bağlamında dağıtan kişidir. Emir ve talimat alan kişi değildir. Yargısı bağımsız ve tarafsız olmayan bir ülkede siz demokrasiyi sağlayamazsınız. Yoktur demokrasi. Adaletin sağı, solu yoktur. Yargının üzerindeki siyasal baskıları tamamen kaldırmamız gerekiyor.”

    “MEDYASI ÖZGÜR OLMAYAN BİR TOPLUMUN KENDİSİ ÖZGÜR DEĞİLDİR”

    “Medyası özgür olmayan bir toplumun kendisi özgür değildir” diyen Kılıçdaroğlu, Türkiye’de medyanın özgür olmadığını ifade ederek, şunları söyledi:

    “Medyaya getirilen yasaklarla sorun mu çözülür? Bütün dünyaya rezil olmuş durumdayız. Medya özgürlüğü olmayan ülkelerden birisiyiz, 149. sıradayız. Bir kişinin arzusu üzerine gazete kapatılıp, televizyonlar karartılırsa o ülkede demokrasi yoktur. Bunun da sağı, solu yoktur. Medya özgürlüğü hem benim için hem bir başkası için geçerlidir. Her bir yurttaş için medya özgürlüğü önemlidir. Görevi nedir medyanın? Birilerinin değil, halkın gözü, kulağı ve sesi olacak. Medya budur ve medya özgürlüğü de budur.”

    “DARBEYE KARŞIYSAN DARBE YASALARINI NİYE DEĞİŞTİRMİYORSUN?”

    Demokrasinin, parlamenter sisteminin güçlendirilmesi isteniyorsa milletin vekilini liderlerin değil, milletin seçmesi gerektiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, CHP’nin yaptığı gibi milletvekillerinin önseçimle seçilerek parlamentoya gitmesi gerektiğinin altını çizdi. Bunu, 12 Eylül döneminde çıkan darbe yasalarının engellediğini aktaran Kılıçdaroğlu, “Darbe yasaları değişmedikçe Türkiye’de sağlıklı bir demokrasi oluşturamayız. Sayın Davutoğlu’na söyledim Anayasa değişikliği için bana geldiğinde, ‘Anayasa, basın hürdür sansür edilemez diyor’. Basın hür mü şimdi? Hür değil. Siz televizyonları, gazeteleri yasakladınız, gazetecileri hapse attınız. Doğru haber yaptı diye insanları suçladınız. Hangi özgürlükten söz ediyorsunuz. 12 Eylül döneminde çıkan yasalar düzeltilmedikçe bu Anayasa gerçek anlamda işlevini yerine getiremez. Seçim barajı. Yüzde 10 seçim barajı dünyanın hangi ülkesinde var? Hiçbir ülkede yok. Milli irade demiyorlar mı bunlar? Sabah, öğle, akşam milli irade. Güzel, kardeşim niye yüzde 10 seçim barajını getiriyorsun? Madem milli iradeyse yüzde 1 oy alan partinin genel başkanı da meclise gelsin. İnsan meclise geldiğinde kendi düşüncesini söylediğinde suç mu işliyor? İnsanı gayrimeşru alana yöneltiyorsun, zorluyorsun meşru alanı kısıtlayarak. Parlamentoya milletin iradesi tam yansımalı. Yüzde 10 barajı askeri darbe döneminde geldi. Bunlar demiyorlar mıydı ‘biz darbeye karşıyız’. Darbeye karşıysan darbe yasalarını niye değiştirmiyorsun? Neden o darbe yasalarının arkasına saklanıyorsun? Biz inadına demokrasi diyoruz ve darbeye de inadına karşıyız” diye konuştu.

    “BÜTÜN DÜNYA GÜLÜYOR. DÜNYAYA KENDİMİZİ REZİL EDİYORUZ”

    Düşünceyi açıklama özgürlüğünün de Türkiye’nin en temel sorunlarından birisi olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, insanların düşüncelerini özgürce açıklayabilmesi gerektiğini vurguladı. “Düşünceye yasak getirdiğiniz andan itibaren, o ülkenin büyüme, gelişme, saygınlık duyulma şansı kocaman bir sıfırdır” diyen Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Farklı düşünebilir insanlar. Ben illa o düşünceyi kabul edeceğim diye bir şey yok ama düşünceler özgürce ifade edilebilmeli. Akademisyenler bildiri yayınlamışlar. ‘Vay sen misin bildiri yayınlayan’, nereye, doğru hapishaneye. Bütün dünya gülüyor. Dünyaya kendimizi rezil ediyoruz. Beğenmezsin kardeşim. Eleştirirsin sen de. Ben bu düşünceye katılmıyorum dersin. Benim de katılmadığım yerler var ama sonuçta bir insan düşüncesini özgürce açıklayabilmeli.”

    Siyasi ahlak konusuna da değinen Kılıçdaroğlu, toplumda her meslek örgütünde ahlaki kural olduğunu, bir tek siyasette olmadığını öne sürdü. Israrla siyasi ahlak yasasının çıkmasını istediklerini dile getiren Kılıçdaroğlu, “Eğer, balık baştan kokar diyoruz, baştaki insan kirliyse, yerinden ayrılmıyorsa, kirliliğiyle kıvanç duyuyorsa ve kirliliğini topluma kabul ettirmek istiyorsa toplumu da kirletir. En büyük sorunumuz budur. Siyasette ahlakı sağlamak zorundayız” ifadelerini kullandı.

    “BU SORUNUN ÇÖZÜMÜ PARLAMENTO VE TOPLUMSAL UZLAŞMADIR”

    Kürt sorununun çözülmesi gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, “Bu sorunun bu hale gelmesi, 35 yıldır devam etmesi, beceriksiz siyasetçiler yüzündendir. Bu sorunu kendi siyasi ikballeri için kullanmalarındandır. Bu sorunun çözülmesi lazım. Kim çözecek? Siyaset kurumu yani parlamento çözecek. En başından beri bu sorunun çözüm yeri olan Meclisi gösterdik. Dönemin başbakanını ziyaret ettim, bu sorunu çözmek için bir yol haritası verdim. ‘Biz buna uymayız.’ Olabilir. ‘Biz çözeceğiz.’ Çözün. Çözersen geleceğim senin alnından öpeceğim dedim. Dedi ki, ‘Ben Kılıçdaroğlu’nun dudaklarıyla alnımı kirletmek istemiyorum.’ Eyvallah, itiraz etmem, elini sıkarım, başarını tebrik ederim. Ben bir kişinin bile burnunun kanamasını istemem bu ülkede. Nu oldu? Doğu, Güneydoğu’da bütün kentler silah deposuna dönüştü. Terör örgütlerine yardım ve yataklık yapan parti, iktidardaki partidir. Bu kadar açık. Bu sorun yakıcı bir sorundur. Bu sorun çözülmezse ucunda ölüm vardır. Bu sorunun çözülmesi lazım. Çözecek insanın önce samimi ve dürüst olması lazım. Yeterli değil. Kişisel gizli bir ajandasının olmaması lazım. Millete hesabını veremeyeceğiniz vaatlerde bulunmayacaksınız. Meclise ve halka bilgi vereceksiniz. Bu sorunun çözümü parlamento ve toplumsal uzlaşmadır. Anahtarı nedir? Tam demokrasi ve özgürlüktür. Doğu, güneydoğuda kan gövdeyi götürüyor. İyi de bu ülkeyi kim bu hale getirdi? Hangi gerekçeyle bu hale getirildi?” şeklinde konuştu.

    İki hafta önce Meclis Başkanı ile görüşerek, 1,5 sayfalık bir dilekçe verdiğini ve 4 siyasi partinin liderini çağırarak bu sorunun çözümü için bir araya getirmesini istediğini anlatan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

    “Cesaret edemedi. Dört siyasi partinin genel başkanını davet edemiyor. Çünkü eminim yukarıdan izin alamadı. Geçen gün Avrupa Parlamentosu’ndan bir grup geldi ve benimle görüştü. Dediler ki, ‘Doğu, Güneydoğu sorununun çözümü için uluslararası katkıya nasıl bakarsınız?’ Doğru bulmayız dedim. Kendi sorunumuzu çözebilecek kabiliyete sahibiz dedim. Türkiye’nin geldiği noktaya bakın. Bu teklifi yapabilme cesaretini gösterebiliyorlar. Siz bu sorunu çözemiyorsunuz diyorlar. Böyle bir anlayış olabilir mi?”

  • ’Tecrübe Konuşuyor’ Programı Gebze’de Düzenlendi

    Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Baş Danışmanı Hidayet Türkoğlu, Gebze’de düzenlenen “Tecrübe Konuşuyor” isimli programa konuşmacı olarak katıldı. Türkoğlu, “Öyle şeyler konuşuluyor ki, 60 bin TL maaş alıyor, özel korumalar, zırhlı araçlar veriliyor gibi şeyler. Bu tip şeylerin sonucunda başka açıklama yapılıyor. Alacağım maaş 9 bin TL” dedi.

    Kocaeli’nin Gebze ilçesinde moderatörlüğünü spor spikeri Ersin Düzen’in yaptığı ‘Tecrübe Konuşuyor’ isimli bir program düzenlendi. Programa Kemerburgaz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Çağrı Erkan ve eski milli basketbolcu, Cumhurbaşkanı Baş Danışmanı Hidayet Türkoğlu konuk olarak katıldı.

    ‘Tecrübe Konuşuyor’ isimli bir programın açılışı konuşmasını gerçekleştiren Gebze Belediye Başkanı Adnan Köşker, “Gelişmeye müsait, iyi işlersen kömür madeninde çıkan bir elmasın, iyi işlenirse ne kadar değer ettiğini bilenlerdeniz. Gebze böyle değerler diyarı bir yer. Bir tarafta TÜBİTAK bir tarafta GTÜ, bir tarafta teknoparklarıyla OSB’leriyle birlikte hakikaten dünya ticaretinde önemli bir nokta. Geleceğin teminatı gençler diyoruz ama demekle olmuyor bu iş. Onların her faaliyetle her alanda gelişebilmeleri destek verebilmeleri konusunda belediye olarak elimizden geldiği her türlü desteği esirgemiyoruz. Sorumlu olduğumuz bir tarihimiz var. Tarihe sahip çıkmayanın geleceği olmaz. Şehit vermek istemiyorsak ve bu coğrafyada rahat yaşamak istiyorsak kendimiz iyi yetiştirteceğiz ve sorumluluklarımızı geliştirmeye bakacağız” şeklinde konuştu.

    “BELKİ BAZI HAYALLERİNİZ VARDIR”

    Spor spikeri ve ‘Tecrübe Konuşuyor’ programı moderatörü Ersin Düzen ise, “Arkadaşlar, şu anda belki hepiniz geleceğiniz ile ilgili bir karar aşamasındasınız. Belki bazı hayalleriniz vardır. Bazı kararları almak üzeresinizdir. Farklı okullarda farklı branşlarda okuyan öğrencilersiniz. Bu bakımdan farklı meslekleri düşünenler muhakkak ki vardır. Bizim programdaki amacımız, kendi kariyerlerinde başarı üstüne başarı yakalamış olan ve sizlere örnek olabilecek. Belki onların vereceği mesajlarla kendi kariyerleri ile ilgili bilgileri sizlerle paylaşımlarıyla, aynı zamanda kariyerlerini aktarabilmek. Bu program sizler için çok faydalı olacaktır. Çünkü hayatın içinde inişler çıkışlar olacak. Güzel günler, kötü günler, yaşanan sıkıntılar var” ifadelerini kullandı.

    “ÖĞRENCİLER ROL MODEL ALDIKLARI İNSANLARLA BULUŞUYOR”

    Kemerburgaz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Çağrı Erkan, “Bir eğitimci olarak baktığımda öğrenciler açısından en fazla faydalanılan etkinliklerin buy tür programlar olduğunu gönül rahatlığı ile söyleyebilirim. Çünkü öğrenciler, derslerde pek şeyi öğreniyorlar teorik ve pratik yönü ile ama hayatın içinden inşalarla bir araya geldiklerinde onların tecrübelerinden de istifade etme imkanı buluyorlar. Böylece, sadece kitap sayfalarında, slaytlarda değil birilerinin gerçekten yaşanmışlıklarını duyarak belki de rol model aldıkları, alacakları insanların başlarından neler geçtiğini öğrenerek kendilerine daha uygun bir yol çizme imkanı buluyorlar” dedi.

    “12 YAŞINA KADAR BASKETBOLCU OLACAĞIMI DÜŞÜNMÜYORDUM”

    Eski milli basketbolcu, Cumhurbaşkanı Baş Danışmanı Hidayet Türkoğlu, “Herkese hayırlı kandiller diliyorum. Burada bulunmaktan dolayı çok mutluyum. Biraz sohbet etmeye çalışırız. Ben 12 yaşına kadar basketbolcu olacağımı düşünmüyordum. Ben normalde Bayrampaşa’da yetişen sokakta yaramazlık yapan, top oynayan bir insandım. Bir gün abimin antrenmanını izlemeye gittim. Onun sayesinde basketbola başladım. O gün oraya gitmeseymişim basketbolcu olamazmışım. O zamana kadar gerçekten aklımın ucundan bile geçmiyordu. Beni buralara öğretmenimin sen neden basketbola başlamıyorsun sözleri getirdi. Kendimi şanslı hissediyorum gelmiş olduğum noktalardan dolayı. İnanın bu başarı tek başına yapılacak olan bir başarı değil. Bunun yanında aile desteği çok önemli. Bana destek veren herkese çok teşekkür ediyorum, onlarsız bu noktalara gelemezdim” şeklinde konuştu.

    “ALACAĞIM MAAŞ 9 BİN TL”

    “Kendinizi daha çok nasıl geliştireceğinize vakit ayırırsanız, inanın çok daha mutlu olacaksınız” görüşlerini belirten Türkoğlu, “Hepimiz internete girebiliyoruz. Danışmanlığa atandığım zaman bir terbiyesizin şahsıma yapmış olduğu yalan haberlerden sonra ister istemez sosyal medyada yapılmış olan hakaretlere gerçekten çok güldüm. Ardından Cumhurbaşkanlığından bir açıklama geldi ve ondan sonra da farklı bir şekilde tekrar yorum yapmaya başladılar. Aslında şu anki gündemimizde istediğimiz her şeye çok çabuk ulaşabiliyoruz. O yüzden bir insan, bir başkası için dediği şeyin hemen arkasından gidip bir kartopu gibi bunu yaymak yerine hakikaten bu doğru bir haber mi, bir de ben bir araştırayım desek inanın çok daha sağlıklı düşünebilmeye başlayacağız. Öyle şeyler konuşuluyor ki, 60 bin TL maaş alıyor, özel korumalar, zırhlı araçlar veriliyor gibi şeyler. Bu tip şeylerin sonucunda başka amellerle açıklama yapılıyor alacağım maaş 9 bin TL. Şu an artık devletimizin, Cumhurbaşkanımızdan milletvekillerimize kadar insanlarımızın aldığı maaşlar ortada. Bir terbiyesizin yapmış olduğu yanlış haberle niye vakit harcayalım. Bu tarz şeylerle niye zaman harcayalım. Kendinizi daha çok nasıl geliştirirsiniz gibi şeylere vakit ayırırsanız, inanın çok daha mutlu olacaksınız” ifadelerini kullandı.

    “ŞU ANDA GENÇ NESİL ÇOK ŞANSLI”

    Programın modaratörü Ersin Düzen, “Şu anda genç nesil o kadar şanslı ki, bizim zamanımızda internet yoktu. Bırakın interneti cep telefonu, birbirimizle anında haberleşebileceğimiz bir şey yoktu. Şu anda teknoloji acayip gelişti. Bunun yanı sıra Türkiye’nin o dönemki ekonomik yapısı ile bu zaman arasında çok büyük bir fark var. Bugün hemen hemen her kim gündeme gelse, her kişi gündeme gelse hep olay maddiyata gidiyor. Maddiyat konusu açılıyor” dedi.

    “SÖYLENEN HER ŞEYE İNANMAYIN”

    Programı izlemeye gelen öğrencilere bir tavsiyesi olduğunu belirten Düzen, “Arkadaşlar bir abi olarak size tavsiyem, hayatınızda öncelikle kendinizi geliştirmek için uğraşın. Başkalarına kafa yorduğunuz takdirde bir akıl boyu yol gidemezsiniz. Özellikle teknoloji ve sosyal medya konusunda araştırın, öğrenin ve söylenen her şeye inanmayın. Araştırmadan ve öğrenmeden, doğruluğunu öğrenmeden bir şeyler paylaşmayın. Çünkü o zaman enerjinizi boşa harcamış olabilirsiniz. Kafanızı yormanız gereken tek bir şey var, ben yanımdakinden daha iyi nasıl olabilirim, ben aynı üniversiteye girecek olanlardan daha iyi nasıl olabilirim. O üniversiteyi bitirdikten sonra hedeflediğim mesleği yapabilmek için onlardan daha iyi nasıl olabilirim. Bunların kafasını yorduğunuz takdirde, kendinize, ailenize ve bu güzel ülkeye faydalı birer evlat olursunuz” şeklinde konuştu.

    Düzenlenen program hediye takdimi ve toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.

  • Düzce Yaşlıları Konuşuyor

    Düzce Üniversitesinde 10. Yıl Etkinlikleri kapsamında düzenlenen “Düzce Yaşlıları Konuşuyor” konulu sempozyum, Cumhuriyet Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.

    Yaşlılar Haftası nedeni ile gerçekleştirilen sempozyuma Düzce Belediyesi Veteriner işleri Müdürü Ayşegül Nar katılım gösterdi. Düzce Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu tarafından düzenlenen programın açılış konuşmasını Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İlhan Genç yaptı. Sempozyumun ikinci oturumunda ise Düzce Belediyesi Veteriner İşleri Müdürü Ayşegül Nar yaşlılara ilişkin gündemi değerlendirdi. “Düzce Belediyesinin Engelli ve Yaşlılara Yönelik Çalışmaları” başlıklı bir sunum yapan Nar, Belediye olarak engelli ve yaşlılara yönelik planladıkları ve hayata geçirdikleri projeleri dinleyicilerle paylaştı.

  • Hanönü Geleceğini Konuşuyor

    Kastamonu’nun Hanönü ilçesinde “Hanönü Geleceğini Konuşuyor” konulu çalıştay düzenlendi.

    Hanönü ilçesinin gelişmesi ve kalkınmasına yönelik neler yapılabileceği konusunda düzenlenen “Hanönü Geleceğini Konuşuyor” konulu ilk Hanönü Çalıştayı Hanönü Şehit Faruk Karagöz Yatılı Bölge Okulu Konferans Salonu’nda yapıldı.

    Çalıştaya Hanönü Kaymakamı Salih Çiğdem, Hanönü Belediye Başkanı Serkan Uçar, Hanönü Garnizon Komutanı Jandarma Başçavuş Nuh Uğur, Kastamonu Üniversitesi Prof. Dr. Saim Ateş, Prof. Dr. Ömer Küçük, Yardımcı Doçent Servet Kefi, Yardımcı Doçent Aydoğan Aydoğdu, Yardımcı Doçent Nur Berlikaya, Yardımcı Doçent Ramazan Alabaş, daire amirleri, akademisyenler, İl genel meclis üyeleri köy ve mahalle muhtarları ve Sivil Toplum Örgütleri Temsilcileri katıldı.

    Çalıştayda açılış konuşmasını ve sunumunu SRM Danışmanlık uzmanı Sadık Avcı yaptı. Avcı, bir yerde gelişmeden ve kalkınmadan söz edeceksek önce insan unsuruna bakmak gerektiğini belirterek, “Çünkü gelişmeyi sağlayan, gelişmeye katkı veren insan olduğu gibi gelişmeden insan için gereklidir. Yaptığınız işten insan istifade etmiyorsa bunun bir anlamı yok demektir. Dolayısıyla önce insanın yeterli ve doğru eğitimi önemlidir. Bilgi yoksa bir yerde yeni fikirler ortaya çıkmayacak ve yeni gelişmeler olmayacaktır. Bilgiyi üreten insandır. Bilgiyi üretmek için çalışacak olanda iyi yetişmiş insandır diye konuştu.

    Asya Maden Genel Müdürü Besim Ertem yaptığı konuşmada, “İlçemizin çok değerli mülki amirleri, Kastamonu Üniversitesi’nin saygıdeğer hocaları, Bakanlıkların ve kurumların il temsilcileri siyasi parti yöneticileri kamu-sivil-özel kurum ve kuruluşların kıymetli yöneticileri değerli Hanönülüler, İstanbul Ankara ve diğer illerden gelen çok değerli katılımcılar, Bugün Hanönü’nün geleceği için bir araya gelen bu büyük kitlenin bir parçası olmaktan şahsım ve Asya maden ailesi adına çok mutluyum. Asya maden olarak artık bizim bir parçası olduğumuz Hanönü’nün geleceği, çok yönlü planlamalar projeler örgütlenmeler burada olduğu gibi ortak bir amaçta buluşan kitlelerle ve Hanönülerin tüm bunlara sahip çıkmasıyla şekillenecektir. Asya Maden Olarak duyarlı- sorumlu- saygılı madencilik vizyonumuzu tüm operasyonlarımızda uygularken koruma-kullanma dengesini gözeten ve toplumsal gelişmeyi her yönüyle destekleyen bir anlayışla çalışmak üzere yola çıktık. Çalıştayın ve devamındaki tüm çalışmaların ilçeye faydalı olmasını diler, saygılar sunarım” dedi.

    Hanönü Belediye Başkanı Serkan Uçar ise, “Sanayi, enerji, sosyal alanlar, sağlıklı yaşam, piknik ve mesire alanları bu kararları sağlıklı bir şekilde almak durumundaydık. Bu çalıştaya gün boyunca hepimiz katkı sağlayacağız, Durağandan başlayıp ipek yolunun geçtiği yoldur ve 1470 yıllarda Hz. Pir Şeyh Şaban-ı Velinin doğduğu yerdir. Önümüzdeki en önemli şey eğitim, ortaokul, lisemiz maden sektörümüzle ilgili endüstri lisesi için tavsiye çıkabilir. İnanç turizmi Yukarıçakırçay cimdar mahallesinde yapılabilir, Halkımızın gelecekte karşılaşacakları zorlukları kolaylaştırmak için çalışıyoruz, İlçemizin enerji ihtiyacını karşılayacağız. Alt yapı projemiz hazırlandığında ilçemize atıklarımızı atmayacağız, ilçemiz sınırları içerisinde Taşköprü ile ortak kullandığımız atık depolama tesisimize götüreceğiz. Toplantınızın İlçemize ve Kastamonu’muza Sağlıklı bir Çalışma getirmesini diler teşekkür ederim” dedi.

    Hanönü Kaymakamı Salih Çiğdem de, hedeflerin Hanönü ilçesinin yatırımlardan faydalanabilmesi için ihtiyaçların belirlenmesi, ilçenin şehir planlama, ekonomik, sosyal, kültürel açılardan planlı büyümesi, Hanönü ilçesi paydaşları arasında görevdeşlik oluşturarak dayanışmanın artırılması, projeler üretilmesi, ilçe vizyonunun kurgulanması, kentin nüfus değişimine hazırlanması ve Hanönü Platformu’nun oluşturulması olduğunu söyledi.

  • Tecrübe Konuşuyor Malatya’da

    Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından hayata geçirilen “Tecrübe Konuşuyor” projesi kapsamında alanlarında tanınmış, tecrübe sahibi isimler gençlerle bir araya gelerek bilgi ve birikimlerini paylaşmaya devam ediyor.

    Projenin Malatya ayağında eski milli kaleci ve spor yorumcusu Rüştü Reçber ile spor yazarı ve spikeri Ersin Düzen, Kongre ve Kültür Merkezi’nde bir söyleşi gerçekleştirdi. Daha önce panele katılacağı açıklanan ünlü spor programcısı Ertem Şener, çocuğunun rahatsızlığı nedeniyle söyleşiye katılamadı. TRT 1’de yayınlanan Stadyum programının hazırlayıcısı ve sunucusu olan Ersin Düzen’in moderatörlüğünü yaptığı söyleşiye yaklaşık 800 civarında öğrenci, sporcu, öğretmen, futbolseverler ile TFF Bölge Müdürü Fahrettin Eserdi, Gençlik Hizmetleri İl Müdürü Sadi Fındıklı, ASKF Başkanı Seyfullah Özdemir ve ASGD Başkanı Akif Çelik katıldı.

    ELAZIĞSPOR – YENİ MALATYASPOR MAÇINA GÖNDERME

    Söyleşinin açılışında kürsüye çıkan Ersin Düzen, Rüştü Rençber’i sahneye davet ettikten sonra hafta sonu oynanan Vartaş Elazığspor – Alima Yeni Malatyaspor derbisine atıfta bulunarak, Yeni Malatyaspor’u tebrik etti. Rüştü Rençber’in hayatının anlatıldığı video söyleşiye katılanlar tarafından büyük alkış aldı. Malatyalı gençler zaman zaman sorularıyla milli eldiveni terletirken, Ersin Düzen 80’li yıllarda Malatyaspor’un Süper Lig’de birçok ilki başardığını ve kendisinin de 5 yıl Elazığ’da kaldığı dönem Malatya’ya sık sık gelip gittiğini söyledi. Yeni Malatya’nın bu yıl play off oynayabileceğini belirten Ersin Düzen sarı-kırmızılı takımın son haftalardaki başarılı çıkışını takdir ettiğini belirtti.

    RÜŞTÜ: “GÖNLÜMDEKİ TAKIM BARCELONA”

    Gençlere en büyük tavsiyesinin hayallerinin peşinden gitmeleri olduğunu söyleyerek konuşmasına başlayan Rüştü Rençber ise gönlündeki takımın Barcelona olduğunu ve burada da oynamayı başardığını ifade etti. Bu sezon Fenerbahçe ve Beşiktaş’tan birinin şampiyon olacağını düşündüğünü belirten Rençber, 2002 Dünya Kupası’nda yarı finalde Brezilya’ya elenmelerini en kötü anısı olarak anlattı. Türkiye’nin Dünya 3.’sü olduğu şampiyonanın ardından Arsenal ve M. United ile ön protokol imzaladığını aktaran Rençber, Barcelona için yarım sezon daha beklediğini ifade etti.

    “O KART TÜM HAKEM CAMİASINA SAYGISIZLIK”

    Son günlerin gündemdeki en sıcak tartışmasına da değinen ikili, sorular üzerine Trabzonspor’lu Salih’in Galatasaray maçında hakem Deniz Ateş Bitnel’e kırmızı kart göstermesini yorumladı. Rüştü, “Salih’in böyle bir şey yapmaya hakkı yok, o kartı tüm hakem camiasına saygısızlık olarak yorumluyorum. Burada suçu Deniz Ateş Bitnel’e yıkarak olayı çözemeyiz. Sistemi yargılamamız lazım” dedi.

    Fatih Terim’in Euro 2016’ya hangi kalecileri götürmesi gerektiği yönündeki bir soruya, “Volkan Demirel, Volkan Babacan, Tolga Zengin ve Onur Kıvrak” diye yanıt veren Rençber, Volkan Demirel’in milli maçta kaleyi terk edip gitmesinin hatırlatılıp, kendisinin benzer bir durumda ne yapacağı sorusu üzerine, “Hiç kimsenin milli futbolcuya milli maçta küfür etme hakkı yok. Ama ben olsaydım stadı terk etmez maça çıkardım” dedi.

    Yaklaşık 2 saat süren panel, gençlerin iki ünlü isimle çektirdiği fotoğraflarla son buldu.