Etiket: Konuşuyor

  • Herkes bunu konuşuyor; “Aleyna Tilki konserini Conolar mı bastı?”

    Adana’da 24. Uluslararası Adana Film Festivali’nin ilk günü düzenlenen Aleyna Tilki konseri, sahneye atılan yabancı cisimlerin ardından bariyerleri aşan seyircilerin alana hücum etmesi üzerine yarıda kaldı.

    Aleyna Tilki için çoğunluğu genç binlerce Adanalı, Seyhan Nehri kıyısında oluşturulan Sinema ve Kültür Sanat Kasabası’ndaki konser alanına akın etti. Girişlerin ücretsiz olması ve güvenlik zafiyetinin de etkisiyle alanda adeta izdiham görüntüleri ortaya çıktı. Konser alanının Cono aşireti mensuplarının yaşadığı Sinanpaşa Mahallesi’ne çok yakın olması da izleyici profili konusunda kafalarda soru işareti oluşturdu.

    Aleyna Tilki, sahneye çıkıp şarkılarını seslendirmeye başladıktan kısa süre sonra bariyerleri aşan yüzlerce kişi sahneye doğru akın etti. İlk etapta gelenleri sahneden uzaklaştırmaya çalışan güvenlik görevlileri yetersiz kalınca sanatçı henüz birkaç şarkı bile söylemeden 15 dakika sonra atılan yabancı cisimler ve sahneye akın eden izleyiciler yüzünden alanı korumalar eşliğinde terk etti. Konserin başlamadan bitmesi, Aleyna Tilki’yi izlemeye gelen Adanalıları hayal kırıklığına uğratırken, geleneksel festival organizasyonuna da gölge düşürdü.

    Konseri izlemeye giden gençlerden Aybala Kaplan, Aleyna Tilki’nin kendi yaşıtı olduğunu ifade ederek, “Yaptığını terbiyesizlik olarak karşılıyorum. Yapmaması gereken bir hareketti. Gençlerin de barikatı aşmaması lazımdı ama barikatı aşmışlar yapabilecek bir şey yok. Burası Adana böyle şeyleri beklemesi gerekir. Eğer korkuyorsa gelmeyecekti” dedi.

    İbrahim Aşkın isimli vatandaş ise 24. Uluslararası Adana Film Festivali kapsamında Aleyna Tilki konseri için alanda olduğunu belirterek, “Gelip 15 dakika konsere çıktı. Sonrasında çekip gitmesiyle Adana halkına ve gençlerine çok ayıp ettiğini düşünüyorum. Bu hareketi kendisinden beklemezdik. Güvenlik önlemlerinin de biraz daha arttırılmasını isterdik. Biz de böyle olmasını istemezdik. Sonuçta Aleyna Tilki sevilen biri seneye düzenlenecek festivale gelmesini de isteriz” şeklinde konuştu.

  • Başbakan Yardımcısı Işık: “Biz çıraklık, dünya beceri eğitimini konuşuyor”

    Başbakan Yardımcısı Fikri Işık, “Biz hala çıraklık eğitimini konuşuyoruz, dünya beceri eğitimini konuşuyor. Biz ara eleman, dünya aranan elemanı konuşuyor. Her şeyi hükümetten bekleme anlayışını kenara bırakıp, nitelikli insan kaynağına nasıl ulaşabiliriz konusuna kafa yormak zorundayız” dedi.

    Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), Gökmen Projesi kapsamında TÜBİTAK’ın desteği Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin işbirliğiyle projelendirilen Gökmen Uzay Havacılık ve Eğitim Merkezi’nin temel atma törenine katılan Başbakan Yardımcısı Fikri Işık, ardından Türkiye’nin kapsam bakımından en büyük sınav ve belgelendirme merkezi olan MESYEB’in ve BUTEKOM’un yeni kompleksini ziyaret etti.

    “İlk 10 ekonomi arasına gireceksek savunma, otomotiv, uzay ve havacılıkta olmamız gerekiyor”

    BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, meclis toplantısında yaptığı konuşmada Bursa’nın Türkiye ekonomisine yön veren önemli bir merkez olduğunu belirterek, “İlk 10 ekonomi arasına gireceksek savunma sanayinde, otomotiv sektöründe, uzay ve havacılıkta olmamız gerekiyor. Bütün dünyada gelişme otomotivde başlamış. Girdiğiniz her alan birilerinin ayağına bastığınız bir alan. Bugün 10 ekonomi içine girme adına hedef ortaya koyuyorsanız geçmek istediğiniz 7 ülke geçmemeniz için mücadele içinde olacak” dedi.

    “Türkiye’deki tüm ekonomik faaliyetlerin yüzde 52’si sadece Marmara bölgesinde oluyor”

    BTSO’nun Ağustos Ayı Meclis Toplantısı’na katılan Başbakan Yardımcısı Fikri Işık, “Dünyada olup bitenler Bursa’yı doğrudan etkiliyor. Uyum ve birlik, beraberlik olmazsa sonuç olmaz. Bursa’da aynı yöne bakma, aynı hedefe odaklanma anlayışı her türlü takdirin üzerinde. Türk ekonomisinin, Türkiye’deki tüm ekonomik faaliyetlerin yüzde 52’si sadece Marmara bölgesinde oluyor. Bu bir açıdan sıkıntılı bir açıdan da Türkiye’nin ağırlık merkezinin burasının olduğunu gösteriyor. İmalat sanayinin tek başına Bursa yüzde 7.7’sini karşılıyor. Bu Bursa’nın Türk ekonomisi için ne kadar önemli olduğunun göstergesi. Şu anda otomotivde işler iyi. Bu sizler için de Türk ekonomisi için de önemli bir konu. Bilim Sanayi Teknoloji dönemimde Bursa’ya ayrı bir önemim vardı. Kocaeliliyim ama Bursa benim için hiçbir zaman Kocaeli’nden farkı olmadı. Bursa için ne yapsak azdır anlayışı ile hareket ettik. 40 milyar dolarlık bir ihracat hedefi de Türkiye’nin 2023 hedef için de çok önemli” diye konuştu.

    “Potansiyeli en yüksek illerin başında da Bursa geliyor”

    ‘Türkiye’nin kalkınmasında iki temel önceliği aynı anda sürdürmesi gerekiyor’ diyen Işık, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Türkiye’nin her yıl 1 milyon insanı çalışma yaşına giriyor. Bunların bir kısmını çalışmıyor diye değerlendirirsek her yıl 700-800 bin insana iş bulmak zorundasınızdır. İstihdam öncelikli kalkınmayı ikinci plana atamayız. Katma değeri yüksek ürünlerle kalkınma hamlemizi sürdürmek önemli. Potansiyeli en yüksek illerin başında da Bursa geliyor. Yıkıcı teknolojiler ile yapıcı teknolojiler at başı gidiyor. Böyle bir dünyada sadece bugüne odaklanmak yetmiyor. Gelecekte sektörlerinizde hangi teknolojiler kullanılacak buna önem vermek zorundayız. Otomotiv güzel bir örnek. Bundan 10 yıl önce elektrikli otomobil realize olacak çok güçlü bir sinyal vermiyordu. Çok firma da ciddiye almıyordu. Artık otomotiv sektöründe paradigma değişimi var. Önümüzdeki 10 yıl içerisinde şu anda otomobillerde kullanılan parçalar artık kullanılmayacak. Bu Bursa’yı etkiler. Elektronik aksamın ve yazılımın ağırlığı artıyor. Mekanik aksamın azaldığı bir süreçte biz ısrarla mekanik aksam üreteceğiz dersek süreci yönetemeyiz.”

    “Biz ara eleman, dünya aranan elemanı konuşuyor”

    Dünyada doludizgin olarak dijital çağın içine doğru gidildiğini ifade eden Başbakan Yardımcısı Işık, “Şu anda Facebook’un piyasa değeri 62 milyar dolara çıkmış. Bütün teknoloji alanlarında değişim yaşanıyor. Bu noktada değerlendirmeler yapmak bizi geleceğe hazırlayacak. Aksi takdirde biz dünyanın gerisinde kalma riski ile karşı karşıya geleceğiz. Hükümet olarak 15 yıldır sizlerle birlikte çalışıyoruz. 2002 yılında iktidara geldiğimiz günden bugüne kadar Türkiye’nin büyüme lokomotivlerinden biri Bursa oldu. Bursa büyüdükçe Türkiye büyüdü. Bu dönüşümü gerçekleştirmek için hükümet olarak üzerimize düşeni yapmak zorundayız. Gerekli olan temel adımları attık. Ar-Ge reformunu hayata geçirdik. Ar-Ge merkezi kurmak isteyen sanayicimizin önü açık. 23’tü Ar-Ge merkezi sayısı şimdi 65’e çıkmış. Dijital çağın en önemli unsuru nitelikli insan. Hükümetimizin attığı adımlar önemli adımlar. Dijital çağın okuryazarlığı kodlamadır. Su bardağı üretmek için bile yazılıma ihtiyacınız var. Bursa Bilim Merkezi çok önemli bir adım oldu ama artık okullarımızda da kodlamanın desteklenmesi noktasında, TSO, milli eğitim müdürlüğümüz, büyükşehir belediyemiz ne yapılabilir diye çalışma başlatması gerekiyor. Biz hala çıraklık eğitimini konuşuyoruz, dünya beceri eğitimini konuşuyor. Biz ara eleman, dünya aranan elemanı konuşuyor. Her şeyi hükümetten bekleme anlayışını kenara bırakıp, nitelikli insan kaynağına nasıl ulaşabiliriz konusuna kafa yormak zorundayız” şeklinde konuştu.

    Başbakan Yardımcısı Işık’ın konuşmalarının ardından ağustos ayı meclis toplantısı sona erdi.

  • “Tecrübe Konuşuyor, İçimizdeki Kahramanlar” Projesi

    Çanakkale’de, Gençlik ve Spor Bakanlığının “Tecrübe Konuşuyor, İçimizdeki Kahramanlar” projesi kapsamında Çanakkale’de düzenlenen programda, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz’daki darbe girişiminin bertaraf edilmesinde büyük katkı gösteren gaziler ve şehit yakınları yaşadıklarını anlattı.

    İÇDAŞ Kongre Merkezi Seyit Onbaşı Toplantı salonunda sanatçı ve oyuncu İsmail Hakkı Ürün’ün moderatörlüğünde gerçekleştirilen programa, Çanakkale Valisi Orhan Tavlı, AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, İl Jandarma Komutanı Albay Necmi İnce, İl Emniyet Müdürü Celal Sel, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, daire müdürleri ve vatandaşlar katıldı. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda, şehitler için Saygı Duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı okundu. Daha sonra program kumdan resim sanatçısı Veysel Çelikdemir’in sunduğu ’15 Temmuz’ temalı gösteriyle sürdü. 15 Temmuz gazileri Orçun Şekercioğlu, Hacer Konuş ve Abdullah İrgin hain darbe girişimde yaşadıklarını anlattı.

    FETÖ’nün darbe girişimi sırasında yaralanarak gazi olan Orçun Şekercioğlu, olayı ilk haber aldığında, arkadaşlarıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konutunun bulunduğu Kısıklı’ya hareket ettiğini, burada yeterli tertibat alındıktan sonra işgal edilmeye çalışılan 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ne gittiğini ifade etti. Köprüye vardıklarında darbecilerin halka ateş etmeye başladığını belirten Şekercioğlu, köprünün etrafından topladıkları taşlarla hücuma geçtikleri sırada vurulduğunu söyledi. Şekercioğlu, 15 Temmuz’un ölüme gül bahçesine yürür gibi yürüyenlerin zaferinin gecesi olduğunu da ifade etti.

    Genelkurmay Başkanlığı önünde darbeci askerlere engel olmaya çalışan Abdullah İrgin, kendisinin Muşlu, eşinin ise Çanakkaleli olduğunu ve Edirne’de yaşadıklarını, 15 Temmuz gecesi ise tesadüfen Ankara’da bulunduğunu belirtti.

    15 Temmuz gecesi milletin şehadete koştuğunu ifade eden Abdullah İrgin, “Bunların o gece tek derdi bizim bayrağımızı indirmek, ezanımızı dindirmek, vatanımızı bölmekti. Bunların o gece tek istedikleri bir şey vardı. Bizim topraklarımızdı. Ben her zaman söylüyorum. Bir toprak için bu kadar şeye gerek yoktu. Biz Türk milleti olarak bonkör bir milletiz. İstedikleri toprak olsun. Gömeriz istedikleri yere. Nereye isterlerse oraya gömeriz. Ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım. Ne Kürtlüğümü inkar ederim. Nede Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğumu inkar ederim. Bunlar tezgahtır. Bizi Türk, Kürt kavgası ile bölmeye çalıştılar. Bunlar şimdi de siyasi kavgalarla bizi bölmeye çalıştılar. Bir insan dua eder mi ya. Ben yıllardır dua ediyordum. Keşke bir dış devletle savaşa girsek de bu halk tekrar bütünleşse, bu Çanakkale ruhu tekrar gelse. 15 Temmuz bizim Çanakkale ruhumuzu hortlattı. Bizim hiç kimseyle bir derdimiz yok. Onlar kendilerine bela aldılar. Bu saatten sonra şunu bilsinler. Hala o Pensilvanya’daki soytarıya gönül veren varsa, onun izinden giden varsa, şunu unutmasın. Kısasa kısas hakkımızdır. Bunu da böyle bilsinler” diye konuştu.

  • “Üreten Türkiye Konuşuyor’ toplantısı

    Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, 15 Temmuz’un basit bir şey olmadığını belirterek, “Benim bir bakanımı, vatandaşımı atı, itiyle saldırıp zulüm yapan, bir bakanıma ahlaksız parmak sallatanlardan da hesabını mutlaka soracağız” dedi.

    Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından ilk defa Van’da düzenlenen ‘Üreten Türkiye Konuşuyor’ toplantısına, Gümrük ve Ticaret Bakan Yardımcısı Fatih Çiftci, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Gülşen Orhan, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Van Valisi İbrahim Taşyapan, AK Parti milletvekilleri ile ASKON, HAK-İŞ, MEMUR-SEN, MÜSİAD, TESK, TİM, TİSK, TÜPRAD, TÜGİK, TÜMSİAD, TÜRK-İŞ, TÜRKİYE KAMU-SEN, TÜRKONFED, TZOB genel başkanları, kurum amirleri ve davetliler katıldı. Prof. Dr. Oğuz Babüroğlu moderatörlüğünde başlayan toplantıda konuşan Rıfat Hisarcıklıoğlu, ülkenin üreten kesimleri olarak bugün Van’da olduklarını belirterek, “Gümrük ve Ticaret Bakanlığımızın öncülüğünde karşınızdayız. Buradaki sivil toplum kuruluşlarıyla Van’a ilk ziyaretimiz değil. 2011 depreminde buradakilerle hemen Van’a gelip yardım kampanyası başlatmıştık. O gün hep bir ve beraber olduk, bugün de hayırlı bir iş için Van’dayız. Toplantının ilkini Van’da başlattık. Güneş yeniden doğudan yükselmeye başlıyor. Bizde güneşin doğduğu şehirdeyiz. Van’ı ne kadar bağrımıza basıyorsak, Van’da o kadar bizi bağrına basıyor” dedi.

    “7’si değil 70’i bir araya gelse birliğimizi bozamaz”

    15 Temmuz darbe girişimine de değinen Hisarcıklıoğlu, “Biliyorsunuz zor bir süreç geçirdik. Terör örgütleri aynı dönemde ülkemizi hedef aldı. Darbe girişimi ülkemize büyük sıkıntı yaşattı. Emin olun bu yaşananların yarısı başka bir ülkenin başına gelse ayakta kalamazdı. Allah’a şükür ayaktayız. 7’si değil 70’i bir araya gelse birliğimizi bozamaz. Küresel dengesizliklerin oluştuğu yeni bir döneme giriyoruz. Reform yaparak öne geçmek istiyoruz. Bu döneme çok iyi hazırlanmalıyız. Bütün bunlar için bizim öne çıkaracak adımlara ihtiyacımız var. İçeride safları sıklaştırmalıyız, gün omuz omuza verme günüdür. Eskiden siyasetçiler konuşuyordu, biz dinliyorduk. Şimdi siyasetçilerimiz diyor ki ‘siz konuşun biz dinleyelim.’ Van’ın, bölgenin ve Türkiye’nin ekonomisini istişare edeceğiz. Toplantının sonunda bakanlarımız tekrar bizlerle birlikte olacaklar. Sizin görüşlerinizi dinleyecekler. Devlet millet buluşmasının da en güzel örneğini sergileyeceği. Bu aslında dünyaya da örnek olacak bir iştir. İstişare istikrarı getirir, istikrar da güveni getirir. Önümüzdeki yeni dönemde de istikrar ve güveni muhafaza etmeliyiz. Türkiye’nin STK’ları olarak ülkemizin geleceği için daha çok çalışacağız. İnanıyoruz ki birlik ve beraberliğimizi muhafaza edersek güçlü çıkacağız” diye konuştu.

    Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci ise, üreten ekonominin aktörlerini bir araya getirmek üzere planladıklarını belirterek, “Ülke olarak daha fazla üretme irademizi göstereceğimiz “Üreten Türkiye Konuşuyor” toplantılarımızın ilkini gerçekleştirmek üzere güzide şehrimiz Van’da bir aradayız. Tüm Türkiye’de üreten ekonomiyi konuşacağımız 12 toplantılık programımıza, gerek tarihsel gerekse de ekonomik açıdan önemli bir şehrimiz olan Van’da başlıyoruz. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin katkılarıyla Bakanlığımızın koordinasyonunda düzenlediğimiz bu toplantıya, ticaret erbabımız, ilgili kamu ve sivil toplum kuruluşlarımız ve özel sektör temsilcilerimiz katılım sağladılar. Bu kapsamda, ilgili bakanlıklar, belediyelerimiz ve yerel düzeyde faaliyet gösteren ilgili kamu kuruluşlarının yanı sıra; iş dünyamızın kamu nitelikli meslek kuruluşlarının çatısı konumunda bulunan kuruluşlarımızın başkanları da burada. Bugün, sizlerin görüş ve önerilerini bu toplantılarda masaya yatıracağız. Hükümetimizin ekonomide almış olduğu tedbirlerin, sağladığı teşviklerin ve ekonomimizin gelmiş olduğu son durum ile gelecek beklentilerini istişare edeceğiz. Bölgesel sinerji merkezleri ve gelişim eksenlerini değerlendirerek, üreten ekonominin ihtiyaç ve etki analizini yapacağız. Hep birlikte Ülke olarak daha fazla nasıl üretiriz sorusuna cevap arayacağız. Bakanlık olarak yaklaşık 3,5 milyon ticaret erbabına doğrudan hizmet veriyoruz. Hizmetlerimizin daha etkin ve verimli sunulması için doğru politikalar oluşturulabilmesine ihtiyaç vardır. Doğru politikaları ve çözümleri de sektörlerle üretenlerle sürekli irtibat halinde olarak üretebiliriz. Bakanlık olarak bizler de, ticari hayatın kolaylaştırılması ve güvenin artırılması konusunda sizlerin önünü açmayı ilke edindik. Yatırım ve iş ortamının iyileştirilmesi amacıyla önemli reformlar yaptık ve bu reformları sürdürmeye devam edeceğiz. 14 yıl boyunca tacirimizden sanayicimize, esnafımızdan üreticimizle işbirliği halinde çalıştık. İstişare kültürümüzün gereği olarak attığımız tüm adımlarda vatandaşlarımızın taleplerini esas aldık. Ekonomimizi büyütmek için tüm taraflarla el ele verdik. Tüm bu çabalarımız sonucunda Ülke ekonomisini 2002 yılında olduğu seviyeden çok ileriye taşıdık. Son 14 yılda yaptığımız köklü ekonomik reformlar ve yapısal tedbirler sayesinde, ülkemiz ekonomisi tekrar büyüme sürecine girecek. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı olarak, ekonomimize hız kazandıracak birçok yeni mekanizmayı uygulamaya aldık. Tacirlerimizin ve esnaflarımızın ihtiyaçları çerçevesinde çeşitli destekleri yürürlüğe koyduk. İşletmelerimizin işini kolay ve güvenli hale getirmek için son dönemde de birçok yeniliğe imza attık. Ticari işlemlerde taşınır rehni kanunu ile finansmana erişimi kolaylaştırdık” dedi.

    “Finansmana erişimi kolaylaştırdık”

    Öncelikle KOBİ’lerin finansmana erişimini kolaylaştırmak amacıyla Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu’nu hazırladıklarını ifade eden Tüfenkci, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “1 Ocak 2017 tarihinde yürürlüğe giren bu kanun ile artık, KOBİ’lerimizin yanı sıra, tacir, esnaf, çiftçi, üretici örgütü ve serbest meslek erbabımız taşınır rehni karşılığında kredi kullanabiliyor. Ticari aktörlerin finansmana erişiminin kolaylaşması için attığımız bu adım sonucunda, daha fazla üretim ve yatırım yapılmasının önünü açtık. Kredi piyasalarında verimsizliğe neden olan sermaye-teminat uyumsuzluğunun önüne geçtik. Rehin sözleşmelerinin tescil edileceği kısa adı TARES olan Taşınır Rehni Sicili Türkiye Noterler Birliği tarafından kuruldu. 1 Ocak 2017’de faaliyete aldığımız bu Sistem üzerinden taşınır sicil işlemleri yürütülüyor. Uygulama oldukça yeni olmasına rağmen, bu yeni düzenleme ile getirilen imkânlardan girişimcilerimiz faydalanmaya başladı. 3 Mart 2017 tarihi itibariyle, toplam 995 rehin sözleşmesinin tescil edildiğini görüyoruz. Bu rehinler karşılığında ticaret erbabımıza; 3 milyar 127 milyon TL’lik, 51 milyon 769 bin dolarlık ve 76 milyon Avroluk finansman sağlanmış durumdadır.”

    “Nefes Kredisiyle ticaret erbabımız rahat bir nefes aldı”

    Teminat bulmakta zorlanan KOBİ’lerin Nefes Kredisiyle nefes aldığını belirten Tüfenkçi, “Proje kapsamındaki kredilere %85 oranında Hazine destekli KGF kefaleti sağlanıyor. TOBB ve TOBB’a bağlı oda/borsalar, Kredi Garanti Fonu ve iki banka ile birlikte yürüttükleri bu proje kapsamında belirlenen yüzde onun altında oldukça uygun bir faiz oranıyla kredi kullanımını kolaylaştırdı. Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun ile oda ve borsa üyelerinin borçlarına ilişkin bir düzenleme yaptık. Buna göre, anılan tarihten itibaren 2 ay içinde başvurulması şartıyla; üyelerin, oda ve borsalara olan aidat, navlun hasılatından alınacak oda payları ve borsa tescil ücreti ile oda ve borsaların Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine olan aidat borçları asıllarının aylık dönemler hâlinde ve azami toplam altı eşit taksitte ödenmesi hâlinde. Bu alacaklara uygulanan faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilmiştir” ifadelerini kullandı.

    Çek ve iflas ertelemeye ilişkin düzenlemeler

    Çek hamillerinin korunması için karşılıksız çekte adli para cezasını öngören ve çeke itibar kazandıracak karekodlu çek sisteminin zorunlu olmasını sağlayacak düzenlemeler yaptıklarını da hatırlatan Tüfenkci, “Alacaklılar, şeffaflık ilkesi doğrultusunda edindikleri bilgilere göre, çeki kabule kendileri karar verebilmektedir. 31 Aralık 2016 tarihinden itibaren, kare kodlu çek sistemini hayata geçirdik. Ayrıca, borçlunun menfaatlerini gözeten ve alacaklıların menfaatlerini dikkate almayan iflas erteleme kurumunu, iflas erteleme uygulamasında alacaklı ile borçlu arasındaki menfaat dengesini sağlayacak şekilde yeniden düzenledik. Tacirlerimizin işe başlama süreçlerini kolaylaştırmak ve maliyetlerini azaltmak amacıyla önemli kolaylıklar getirdik. Böylece, hem şirket kuruluş ve tasfiye süreci kısaltıldı, hem de maliyetler önemli ölçüde azaltıldı” diye konuştu.

    Ürün ihtisas borsası kuruluyor

    Lisanslı depolarda muhafaza edilen tarım ürünlerini temsil eden elektronik ürün senetlerinin işlem göreceği, uluslararası düzeyde faaliyet gösterecek Ürün İhtisas Borsası’nın kuruluşunun Bakanlar Kurulunda imzaya açıldığını da sözlerine ekleyen Tüfenkci, şöyle dedi:

    “Ülkemizin tarım ürünleri piyasalarının ve sermaye piyasalarının önde gelen kuruluşları, bankaları Ürün İhtisas Borsası için güçlerini birleştirdi. Ürün İhtisas Borsasının faaliyete geçmesi ile birlikte;

    elektronik ürün senetlerinin alım ve satımı tamamen elektronik ortamda hızlı ve güvenilir biçimde tek bir platformda yapılacak. Çok sayıda alıcı ve satıcının bulunduğu gelişmiş bir tarım ürünleri piyasası oluşacak. Tarım ürünleri piyasamızın daha gelişmesi, ülkemizin bölgemizdeki tarım ürünleri ticaretinin merkezi haline gelmesi ve dünya tarım ürünleri piyasasında daha etkin rol alması sağlanacak.

    Lisanslı depoculuk sistemine yönelik yeni teşvikleri hayata geçiriyoruz. Üreticilerin ürünlerini lisanslı depolara getirebilmeleri ve ürünlerini daha uzun süre lisanslı depolarda depolayabilmelerini sağlamak istiyoruz. Bu kapsamda, ürünlerini lisanslı depolarda depolayan üreticilerin ve üretici birliklerinin lisanslı depo işletmelerine ödeyeceği depo kira ücretinin ve analiz ücretlerinin tamamı devlet tarafından karşılanacak. Böylece üreticilerimiz hiçbir masrafla karşılaşmadan, sıfır maliyetle ürünlerini lisanslı depolara getirebilecek. 5957 sayılı Hal Kanunu ile birlikte sektörde önemli dönüşümler yaşandı. Ancak biz bunları yeterli görmüyoruz. Özellikle, üretici örgütlerinin piyasada daha etkin olmasına, sebze ve meyve ticaretinde yaşanan ürün zayiatlarının minimuma indirilmesine ve üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkının azaltılmasına yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Ülkemizdeki başarılı üretici örgütü uygulamalarını yakından takip ediyoruz. Üretici örgütlerine ilişkin bir model oluşturmayı ve bu modeli tüm ülkemizde yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Aynı zamanda, üretici örgütlerine yönelik vergi avantajları da dâhil olmak üzere bir takım teşvik mekanizmalarını hayata geçirmeyi planlıyoruz. Ürün bazında değişiklik göstermekle birlikte, üretilen sebze ve meyvelerin yaklaşık yüzde 25’i pazarlama aşamasında zayi oluyor. Bu oranı minimuma çekmek adına önümüzdeki günlerde, ürünlerin nakliyesinde soğuk zincir uygulamasının yaygınlaştırılması ve depolama imkânlarının iyileştirilmesi amacıyla çeşitli teşvik ve destek mekanizmalarını devreye almayı planlıyoruz.”

    “15 Temmuz basit bir şey değildi”

    Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ise Başbakan Binali Yıldırım’ın selamlarını ileterek, “Bir anda o hain örgüt, milleti yok etmek ve tüm kazanımlarını yok etmek için uçaklarla gökleri yardı. Hala tozu dumanı bu ülkenin üzerinden dolaştığı için bazı şeyleri anlatamıyoruz. Geldiğimiz noktada önemli teşvikleri hayata geçiren ülke konumuna geldik. 1990’da Berlin duvarının yıkılmasıyla dünya çok farklı bir yere geldi. Dünyada yeni düzeni kuran artık tek bir kalem var, o da ekonomidir. Bu dönemden 2002’ye kadar dünyanın saati hızla dönerken, bizim saatimiz durdu. Bütün Türkiye’nin yaşadığı sıkıntıların altında yatan rol, bu hastalıkları getirdi. Burnu hafif suyun üstünde kalsın, istediklerinde batırsınlar istiyorlar. Bu sistem, Türkiye’ye biçilen rol, Türkiye’nin hayrına olan işlerde fren çekti. Türkiye durdu ve geriledi. Dünya inanılmaz büyürken, Türkiye koalisyonlara mahkum edildi. 2001’de Türkiye’de hepimizin bildiği anayasa kitapçığı faizleri çok arttırdı. Türkiye bugün o günleri yaşamamış olsaydı, iki tane net kemiksiz bütçesi olacaktı. Türkiye bugün 16. ekonomi ya, Türkiye dünyanın 13-14’üncü büyük ekonomisi olacaktı, sırf bunları yaşamasaydık. Türkiye’ye kurgulanan bu sistem, Türkiye’ye verdikleri zararlar çok büyük. Bunları biz bir yerde para basarak ödemedik. Bunlara bu millet katlandı. Onun için bugünkü konuşulan bir siyasi parti meselesi değildir. Bu mesele sizin meselenizdir. İstiklal ve istikbal meselesidir. Bu yeni sistemin içerisinde 2019 yapılacak seçimlerde ‘AK Parti yüzde 10 önde başlar diye bir şey mi var?’ Bu ülke artık yüreği ağzında seçime gitmesin. Bu sistemin diğer bir faydası şu, asıl sıkıntı bu siyasette uzlaşma ve kapsayıcılık gündeme gelecek. Bu bir milli meseledir. Türkiye’de yazılan ve oynatılan senaryonun değişmesidir. Evet bundan sonra Türkiye çok başka bir noktaya gelecek. Türkiye 35 milyar dolarlık ihracattan 135 milyar dolarlık ihracata vardı. Türkiye çok başka bir noktaya geldi. Türkiye IMF’den gönderilen memurlar tarafından yönetilseydi, 100 liralık verginin 87 lirasını faiz olarak ödeseydi sıkıntı olmazdı. Türkiye ne zaman dünya hava trafiğini değiştiren 3. havaalanı inşaatını başlattı, ne zaman Kanal İstanbul dedi, ne zaman ezberleri bozduysa, Gezi, 17-25 Aralık ve diğerleri yaşandı. 15 Temmuz basit bir şey değildi. 15 Temmuz’da bu ülke bir işgal girişimini engelledi ve demokrasi devrimini ortaya koydu” diye konuştu.

    “Herkes yaptığının bedelini ödeyecek”

    Alman Dergisinin 23 Temmuz günü devasa bir kapakla haber yaptığını da hatırlatan Zeybekci, “23 Temmuz kapağında Türk bayrağı önünde tel örgülü fotoğrafla ‘bir zamanlar demokrasi vardı’ yazılmış. Darbe girişimi başarılı olsaydı, Türkiye’de demokrasi mi olacaktı? Bilelim diye söylüyorum. Darbenin arkasında kim varsa, bunların da arkasında bunlar var. Sonra Avrupa ülkelerinde hareketlenmeler oldu. Bunlar da darbe girişiminin devamıdır. Türkiye’nin AB’nin birçok ülkesiyle iyi ilişkiler içerisinde olmasını istemiyorlar. Bunlar bir tuzaktır. Yaşananlarla ilgili dikkatli olmak lazım. Benim bir bakanımı, vatandaşımı atı itiyle saldırıp zulüm yapan, bir bakanıma ahlaksız parmak sallatanlardan da hesabını mutlaka soracağız. Bunun çıkışı yok, her kes yaptığının bedelini ödeyecek. Gereğini sonuna kadar yapacağız. Türkiye mutlaka hedefine ulaşacak. Anadolu coğrafya zayıfların coğrafyası değil. Bu coğrafyada kalmak istiyorsak, etrafımızı temizlemek gerektiğini de biliyoruz” şeklinde konuştu.

    Yapılan konuşmaların ardından, toplantı basına kapalı devam etti.

  • ‘Üreten Türkiye Konuşuyor’ tanıtım toplantısı

    Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, “16 Nisan Türkiye’de önemli bir tarih ve bir referandum gerçekleşecek. Bu referandumda 18 maddelik maddelik Anayasa değişikliği de oylanmış olacak. Haliyle bu Anayasa değişikliğinin de bizim bu toplantılarımızın gündeminde olacağını şimdiden söyleyelim” dedi.

    Gümrük ve Ticaret Bakanı Tüfenkci, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın işbirliği ile düzenlenen ‘Üreten Türkiye Konuşuyor’ temalı bilgilendirme ve tanıtım toplantısına katıldı. Bakan Tüfenkci, TOBB’da gerçekleştirilen toplantıda yaptığı konuşmada Bakanlık olarak yaklaşık 3 buçuk milyon ticaret erbabına doğrudan hizmet verdiklerini söyledi. Verilen hizmetlerin daha verimli ve etkin sunulması için doğru politikalar oluşturulmasına ihtiyaç olduğunun altını çizen Bakan Tüfenkci, “Doğru politikalar ve çözümleri sektörlerle, üretenlerle sürekli irtibat halinde olarak üretebiliriz. Türkiye’yi daha fazla büyütebiliriz. Bu sebeple ‘Üreten Türkiye Konuşuyor’ temalı toplantılar dizisiyle bakanlık olarak üretenlerin ayağına giderek, onları dinleyeceğiz” diye konuştu.

    “Türkiye’yi daha fazla büyütebiliriz”

    Bakan Tüfenkci konuşmasının devamında şunları kaydetti:

    “Gümrük ve Ticaret Bakanlığı olarak birçok yeni uygulamayı yürürlüğe koyduk. Tacirlerimizin ve esnaflarımızın ihtiyaçları çerçevesinde çeşitli destekleri yürürlüğe koyduk. İşletmelerimizin işini daha kolay hale getirmek için son dönemde de birçok dönemde de yeniliğe imza attık. Ancak sahada gördüğümüz manzara ve iş dünyasından aldığımız tepkiler bu kadar çok iyileştirmeler, tedbirler ve teşviklere rağmen bu uygulamaların sahada bilinmediğini, muhatapları tarafından yaygın bir şekilde anlaşılamadığı, taşradaki uygulamalarda farklılıklar oluşturulduğunu da gördük. Bakanlık olarak yaklaşık 3 buçuk milyon ticaret erbabına doğrudan hizmet veriyoruz. Hizmetlerimizin daha verimli ve etkin sunulması için doğru politikalar oluşturulmasına ihtiyaç vardır. Doğru politikalar ve çözümleri de sektörlerle, üretenlerle sürekli irtibat halinde olarak üretebiliriz. Türkiye’yi daha fazla büyütebiliriz. Bu sebeple ‘Üreten Türkiye Konuşuyor’ temalı toplantılar dizisiyle bakanlık olarak üretenlerin ayağına giderek, onları dinleyeceğiz. ‘Üreten Türkiye Konuşuyor’ programlarının temel hedef Sayın Başbakanımız tarafından da ifade bulunan; ‘laf, laf üzerine değil, taş, taş üzerine koyacağız’ anlayışını iş dünyamıza yansıtabilmektir. ‘Üreten Türkiye Konuşuyor’ toplantılarıyla hükumetimizin ekonomide almış olduğu tedbirlerin, sağladı teşviklerin ve ekonomimizin gelmiş olduğu son durum ile gelecek beklentileri iş dünyasının temsilcileri ile istişare edilecektir. Tabii bu toplantılar farklı farklı illerde gerçekleştirilecek. Her ilde farklı bir bakan arkadaşımızla ekonomiyle ilgili farklı bir bakan arkadaşımızı o programlara davet edeceğiz.”

    “Güçlü bir ‘evet’ çıkması için de elbetteki çalışacağız”

    16 Nisan’da yapılması planlanan halkı oylamasına da değinen Tüfenkci, ‘Üreten Türkiye Konuşuyor’ toplantılarında referandum sürecinin de masaya yatırılacağını belirterek, ”Haliyle bu Anyasa değişikliği de bizim bu toplantılarımızın gündeminde olacağını şimdiden söyleyelim”dedi. Tüfenkci şunları ifade etti:

    “Hükümet olarak toplumsal refahın yolunun güçlü bir ekonomiden geçtiğini biliyor ve 14 yıldır çalışmalarımız bu doğrultuda yürütüyoruz. Güçlü ekonominin istikrar ve güçlü yönetimlerden geçtiğini, istikrar, güven ve güçlü hükumetleri en çok üretenler yani iş dünyası ister. Onun için 16 Nisan Türkiye’de önemli bir tarih ve burada bir referandum gerçekleşecek. Bu referandumda 18 maddelik maddelik Anayasa değişikliği de oylanmış olacak. Haliyle bu Anayasa değişikliği de bizim bu toplantılarımızın gündeminde olacağını şimdiden söyleyelim. Çünkü bu Anayasa değişikliği bütün toplumu etkilediği gibi en fazla iş dünyası, çalışanları ve burada temsil edilen kitleyi çok daha yakinen ilgilendiriyor. Onun için Anayasa değişikliği oylaması en fazla üretenler ve ticaret erbaplarını ilgilendiriyor. Yönetimsel krizlerden bu güne kadar en faza reel sektör etkilendi. Sık sık hükumet değişiklerinde, koalisyonlardan ve çatışmalardan iş dünyası etkilendi. Onun için güçlü hükumet, güçlü meclis, güçlü yargıyı oluşturan bu Anayasa değişikliğin de bu toplantılarda hem katılımcılarla anlatacağız hem de bu konuyu istişare etmişi olacağız. Bunu da buradan ifade etmiş olalım. Güçlü bir ‘evet’ çıkması için de elbetteki çalışacağız.”

    “Devletimiz teşvik veriyor, ama yeterli başvuru olmadığı için pek çok kaynak kullanılamıyor”

    ‘Üreten Türkiye Konuşuyor’ konulu toplantıda açılış konuşması yapan TOBBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu ise dünyanın yeniden kurulduğu, dengelerin yeniden tesis edildiği bir geçiş sürecininde olduklarını vurgulayarak, konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Bildiğiniz gibi zor bir seneyi geride bıraktık. Sözde birbiriyle ilgisi olmayan PKK, DAEŞ, FETÖ gibi terör örgütleri aynı dönemde ülkemizi hedef aldı. FETÖ’nün hain darbe girişimi ve yurt dışında yaptığı karalama kampanyaları ülkemize pek çok sıkıntı yaşattı. Allah’a şükür milletimizin basiretli duruşuyla, tek vücut olarak bunların hepsini aşacak güce ve azme sahip olduğumuzu gösterdik. Bu süreçte küresel riskler de giderek artmaya başladı. Zira önce Brexit, sonra yeni ABD Başkanıyla birlikte küresel ekonomi yeni bir rotaya giriyor. Bu gelişmeler uzun süredir yavaşlayan dünya ticaret, yatırım ve fon akışını daha da yavaşlatıyor. Bütün bunların yanında çevre coğrafyamızda yaşanan çatışmalar da ülkemizi doğrudan etkiliyor. Ama unutmayalım ki, küresel yavaşlama, küresel belirsizlikler herkesin derdi. Şimdi dünyanın yeniden kurulduğu, dengelerin yeniden tesis edildiği bir geçiş sürecinin içindeyiz. Ancak bu dönem de geçecek. Önemli olan toz duman dağıldığında, adımlarımızı kararlı ve hızlı bir biçimde atabilecek gücümüzün olmasıdır. Böyle bir ortamda Türkiye’nin büyümesini sürdürmek için, yapısal reformlara ve küresel rekabette bizi öne çıkaracak yeni adımlara ihtiyacımız var. Bu süreçte biz, devletimizi daha fazla yanımızda görmek istiyoruz. Dışarısı kötüleşirken, içeride safları sıklaştırmalıyız.

    Reformları daha ileri taşıyabilmek için ihtiyacımız olan şey ise daha fazla iletişim

    Zira son dönemde hükumetimiz, istihdamı, ticareti ve sanayiyi, tarımı destekleme yönünde yeni adımlar başlattı. Çalışma hayatı ile ilgili önemli düzenlemeler yaptı.

    Ama üyelerimizin, vatandaşlarımızın pek çoğu, verilen yeni teşviklerden, desteklerden bihaber. Devletimiz teşvik veriyor, ama yeterli başvuru olmadığı için pek çok kaynak kullanılamıyor. İşte bu iletişimi sağlayabilmek için yeni bir kampanya başlatıyoruz. Mademki hükumetimiz bu kapsamda bize önemli destek vermekten çekinmiyor, yanımızda duruyor, bizim de bu noktada üzerimize düşeni yapmamız gerekiyor. Gün safları sıklaştırma, el ele, omuz omuza verme günüdür. İşçi, işveren, üretici ve kamu görevlileri olarak, hep birlikte çalışma günüdür.”

    Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ve TOBB’un işbirliğinde gerçekleştirilen toplantıya Bakan Tüfenkci’nin yanı sıra TOBB başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu ve Türkiye-AB Karma İstişare Komitesi (KİK) Türkiye Kanadını oluşturan HAK-İŞ, TESK, MEMUR-SEN, TİSK, TOBB, TÜRK-İŞ, Türkiye KAMU-SEN, TZOB ve iş dünyası sivil toplum kuruluşları; ASKON, MÜSİAD, TİM, TÜGİAD, TÜGİK ve TÜMSİAD temsilcileri katıldı.