Etiket: Konuşuldu

  • Konya’da ’Mevlana’nın İrfani Mirası ve Dünyaya Etkileri’ konuşuldu

    Konya İl Kültür Turizm Müdürlüğü ve Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Uluslararası Rumi Medeniyetler Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından Hazreti Mevlana’nın 745. Vuslat Yıldönümü Etkinlikleri kapsamında “Mevlana’nın İrfani Mirası ve Dünyaya Etkileri” konulu panel gerçekleştirildi.

    NEÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilal Kuşpınar’ın oturum başkanı olduğu panelde ilk konuşmayı Manchester Üniversitesinden Prof. Dr. Alan Williams yaptı. İnsan olarak yaşama, insan olarak ölme ve yüksek iradeye teslim olma meselesine değinen Williams, Rumi’den ziyade onun aşık olduğu şeyi sevdiğini dile getirdi. Mevlana’nın Farsça şiirlerinin müthiş bir estetiğe sahip olduğunu kaydeden Williams öğretilerinin o zamanın ruhunu temsil ettiğini de sözlerine ekledi. Mevlana’nın, ‘Beni aramak isteyen Allah’ı sevenlerin kalbinde arasın’ sözünü hatırlatan Prof. Dr. Alan V. Williams, bu dünyanın uyku dünyası olduğunu belirtti.

    Arnavut olan ve Şeb-i Arus için Konya’da bulunan Prof. Dr. Metin İzeti ise, Hazreti Mevlana’nın Balkanlar’daki etkileri ile ilgili katılımcıları bilgilendirdi. Üsküplü İshak Çelebi, Arnavut Nezim Frakulla gibi şairlerden bahseden İzeti, bu kişilerin eserlerine bakıldığında Mevlana’dan etkilendiklerinin anlaşıldığını dile getirdi.

    Endonezya Büyükelçisi Prof. Dr. Mahmut Erol Kılıç da,“İbni Arabi ve Mevlana sentezi çok önemlidir. İkisi de farklı dil kullanmış olsalar da mana olarak aynı şeyi söylemektedirler. İbni Arabi, Sadreddin Konevi’yi yetiştirmiş kişidir. Konya ile bağı da buradan gelmektedir” şeklinde konuştu.

    İbni Arabi ile Mevlana’nın fikirlerinin tek bir düşünce haline geldiğini söyleyen Kılıç, her ikisinin de ruh birliği içerisinde olduklarını da sözlerine ekledi.

    Program, soru cevap bölümünün ardından sona erdi.

  • SAÜ’de ‘Endüstri 4.0 ve geleceğin teknolojileri’ konuşuldu

    Sakarya Üniversitesi Akademik ve Sosyal Gelişim Merkezince (SASGEM) düzenlenen Çarşamba Konferanslarının bu haftaki konuğu Dokuz Eylül Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Erdal Çelik oldu.

    SAÜ Kültür ve Kongre Merkezinde gerçekleşen konferansta “Endüstri 4.0 ve Geleceğin Teknolojisi” konusu ele alındı. Prof. Dr. Erdal Çelik, konuşmasında endüstriyel devrimlerin tarihsel gelişimi, endüstri 4.0’ın ne zaman başladığı ve mevcut durumu, endüstri 4.0’ın Türkiye’de ve dünyada nasıl şekilleneceği ve buna bağlı olarak geleceğin teknolojisinin nasıl ilerleyeceği konularına değindi. Konuşmasının başında ilk üç endüstri devriminin tarihçesinden bahseden Prof. Dr. Erdal Çelik, “Birinci endüstriyel devrim, su buharı gücüyle çalışan mekanik sistemlere dayalı üretim olarak gerçekleşmiştir. Daha sonraki yıllarda ikinci endüstriyel devrimde, daha çok elektrik enerjisinin devreye girdiği bir yapıyı, insan gücüne dayalı kitle üretim araçlarının devrede olduğu bir yapıyı gördük. Üçüncü endüstriyel devrime baktığımız zaman ise burada da bilgisayar sektörü bilgisayar sistemleri devreye girdi” dedi.

    Endüstri 4.0’ın günümüzde başladığını ve önümüzdeki yıllarda etkin bir şekilde kendisini göstereceğini belirten Prof. Dr. Çelik, bu devrimin siber üretim sistemlerine dayalı fiziksel üretimi ifade ettiğini ve tamamen dijitalleşmeye yönelik bir çalışmayı oluşturduğunu kaydetti. Endüstri 4.0’ın otomasyon sistemlerinin veri alışverişleri ve üretim teknoloji sistemleri çerçevesinde bir bütünü oluşturduğuna işaret eden Çelik, “Buradaki hedef, üretim faktörlerini oluşturacak tüm parçalar arasında cihazların haberleşme ağını oluşturması, esnek, dinamik, kendi kendini yönetebilen bir sistemin kurgulanması şeklinde ifade edilmektedir. Tabi bunun altında pek çok sebep var. Endüstri 4.0 neden ortaya çıktı? Bunlardan birisi, yaşlı Avrupa’nın ortaya çıkması, buna bağlı olarak değişimlerin hızlı bir şekilde ayak uyduramamasıdır. Çin’in güçlü bir şekilde gelmesi, buna karşı rekabet üstünlüklerini gösterilememesi etkilidir. Böylece Almanya’da endüstri 4.0 stratejilerinin adı belirlenmiş oldu” diye konuştu.

    Endüstri 4.0’ın devamında ise yeni bir döneme girileceğini belirten Çelik, “Buna bağlı olarak farklı bir devir daha açılmaktadır. Toplum 5.0 adını verdiğimiz bu dönemde başta makine, mekatronik gibi alanlar olmak üzere her şey dijitalleşecek. İnsanlar burada nerede olacak, tam olarak bilemiyoruz. Buna bağlı olarak insanların mutluluğu da önem arz ediyor. Bu kapsamda fizik ve metafizik alemdeki mutluluğu ön plana çıkaran bir felsefe ile devam edilmiş oluyor” ifadelerini kullandı.

  • ALKÜ’de kök hücre ve kan bağışı konuşuldu

    Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı Kızılay Kulübü ve Türk Kızılayı Alanya Şubesi tarafından ALKÜ’lü öğrenci, akademisyen ve idari personele yönelik Kızılay tanıtımı, kan bağışı ve kök hücre bağışı ile ilgili bilgilendirme programı düzenlendi.

    Batı Akdeniz Kök Hücre Bağış Kazanım Uzmanı Pınar Gümrükçüoğlu, Antalya Kan Bağışı Kazanım Uzmanı Fatih Kara ve Türk Kızılayı Alanya Şubesi Başkan Yardımcısı ve ALKÜ Tıp Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Hasan Basri Savaş’ın konuşmacı olarak katıldığı programa Türk Kızılayı Alanya Şubesi Yönetim Kurulu Üyeleri, ALKÜ akademik ve idari personeli ile öğrenciler katıldı.

    “18-50 yaş arası sağlık olan her birey bağışçı olabilir”

    ALKÜ İşletme Fakültesi Konferans Salonu’nda düzenlenen programda ilk olarak kök hücre bağışçılığı hakkında bilgiler veren Pınar Gümrükçüoğlu Türkiye’de faaliyet gösteren TÜRKÖK’ü anlattı.

    Kemik iliği kanserleri, lenfomalar, çeşitli organ kanserleri, kemik iliğinin yetersiz çalıştığı veya çalışmadığı durumlar, kalıtsal anemiler, immün yetersizlikler ve kalıtsal metabolik hastalıklarda kök hücre tedavisinin uygulandığını ifade eden Gümrükçüoğlu, “Bağışçı olmak isteyen bireyler 18 ile 50 yaş aralığında Hepatit B, Hepatit C ve Sifiliz hastalığı geçirmemiş, kronik hastalığı bulunmayan, kanser, HIV tanısı almamış olan sağlıklı kişiler olmalıdır” dedi.

    Kök Hücre Bağışçısı olmak için başvuru yapan kişilerin başvuru sonrasında bilgilendirme görüşmelerinin yapıldığını belirten Pınar Gümrükçüoğlu şöyle konuştu:

    “Görüşme sonrasında eğer bağışı kabul ederseniz, Gönüllü Kök Hücre Bağışçısı Bilgilendirme ve Onam Formunu doldurup imzalayarak bu bağışı resmi olarak onaylamanız sizden istenir. Ardından kan grubunuzun belirlenmesi, hastalıklar açısından test edilmesi ve doku tipleme testlerinin yapılabilmesi için üç tüp kan örneği alınır. Testler sonucunda herhangi bir enfeksiyon ajanı tespit edilir ise bağışçı olamazsınız ve bu konuda bilgilendirilirsiniz. Eğer enfeksiyon hastalıkları açısından test sonucunuz negatif ise kan örneğiniz Kısa adı HLA olan insan lökosit antijeni doku tipinizin belirlenmesi için TÜRKÖK Doku Tiplendirme Laboratuvarı’na gönderilir ve test sonuçları Kemik İliği Bankası’na aktarılır”

    Türk Kızılayı Alanya Şubesi Başkan Yardımcısı ve ALKÜ Tıp Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Hasan Basri Savaş Türk Kızılay’ının dünyada ve Türkiye’de kan bağışından çok ötede bir kurum olduğunu vurgulayarak, “Kızılay’ın faaliyet alanları içerisinde sosyal hizmetler, afet hizmetleri ve sağlık hizmetlerinin bulunduğu dünya üzerinde bilinen en büyük insani yardım kuruluşlarından biri olduğunu dile getirdi. 29 Ekim-4 Kasım tarihleri arasında kutlanan Kızılay Haftası’nda Alanya genelinde kan bağışı kampanyası düzenlendiğini belirten Savaş; “Alanya’da yapılması gereken her türlü eğitim faaliyetini, yardım seferberliğini, kurumsal teşkilatlanmayı birlik ve beraberlik ruhu içerisinde geniş bir katılım ile yerine getirmeyi hedefliyoruz. Kan merkezi, tıp merkezi, kök hücre ve aşı evi gibi faaliyetleri Alanya’ya kazandırmayı istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

    “Bir kan bağışı 3 hayat 1 fidan demek”

    Antalya Kan Bağışı Kazanım Uzmanı Fatih Kara ise, kan bağışı hakkında bilgiler verdi. Bir kan bağışı ile üç kişinin hayatının kurtarılmasının yanında bağışçı adına fidan da dikildiğini de belirten Kara, “Tüm bunlar için sadece 15 dakikanızı ayırmanız yeterli oluyor. Kanın bir fabrikası yoktur. Keşke çikolata gibi bir fabrikası olsaydı da kimseye muhtaç olmasak kendimiz üretip alsak ama böyle değil ne yazık ki. Kan insanın insana muhtaç olduğu en değerli şeydir” dedi.

    130 bin kan ihtiyacı olduğunu vurgulayan Kara, bu sene itibariyle 80 bine yaklaştıklarını dolayısıyla 50 bin ünite daha kana ihtiyaç duyduklarını ifade ederek şöyle konuştu:

    “Merak ediyorsunuzdur belki bu kadar kan nerede kullanılıyor diye. Talesemi hastalarımız var. Bu hastaların hayatlarını devam ettirebilmeleri için ayda üç veya dört ünite kana ihtiyaçları var yani sizin günlük yemek yediğiniz gibi onların kan almaları gerekiyor. Kan almadıkları zaman hayati fonksiyonlarını devam ettiremiyorlar. Yani nakile hazırlanma sürecinde de insanların kanlarını almaları lazım ki vücut dirençleri yerinde olabilsin. En basiti Antalya’da kayıtlı 850-900 hasta var bu şekilde. Hiçbir şey olmasa bile biz bu hastalara aylık 3 bin 500 ünite kan bulmak zorundayız. Geçtiğimiz yıl burada Kızılay Kulübünün kurulmasıyla değerli hocalarımızın Sayın Rektörümüzün ve Rektör Yardımcılarımızın desteğiyle bir dönemde yaklaşık 560 ünite kan aldık. Bu dönemde şu ana kadar 350 ünite aldık ve halen daha kan alma faaliyetimiz devam ediyor. Hedefimiz ise bu dönemde en az 700 veya 800. İkinci dönemde ise binlere ulaşmayı istiyoruz. Neden bu şekilde düşünüyoruz. 13 bine yakın öğrencisi ile bunların yanında akademik ve idari personeli ile ALKÜ bizlerin her zaman yanında bulunabilecek destek verebilecek bir kurum.”

  • Adana Büyükşehir Belediyesi’nde İnsan Hakları Günü konuşuldu

    Adana Büyükşehir Belediye Meclisi’nde İnsan hakları Günü konuşmaları yapıldı.

    Murat Cevheribucak, Ertan Sümer ve Ahmet Tanrıverdi başkanlığında toplanan Adana Büyükşehir Belediye Meclisi’nde ilk önce gündem dışı AK Parti Gurubu adına söz alan Cumali Altınöz, birkaç gün önce Çukurova Belediyesi’nde meydana gelen saldırıda ölenlere rahmet ve yakınlarına sabır diledi. Altınöz, ”Kötü bir olay. Belediyede yaşanmış olması da ayrıca üzücü bir durumdur. Bunlarla ilgili devletimiz gerekli çalışmaları yapacaktır. Buradan taziyelerimizi bildiriyoruz” dedi.

    Cevheribucak’ta biri zabıta müdürü diğeri zabıta amirinin rahmetli olduğunu hatırlatarak, ailesine, çalışma arkadaşlarına başsağlığı dileğinde bulundu. Bugünün Dünya İnsan Hakları Günü olduğunu ifade eden Cevheribucak, ülkemizin son 20 yılda demokratik ve insan haklarını daha çok oturması için çalışmaların yapıldığına inandığını söyledi. Cevheribucak, “Bizler devlet yücelsin anlayışına sahip bir milletiz. Çabalar yeterli mi? Yetersiz. İnşallah demokrasimiz zamanla daha da olgunlaşacaktır” dedi.

    CHP’li Vahap Çolak ise Çukurova Belediyesi’ndeki olayı kınadığını söyledi. Çolak, “Daha önceki bir konuşmamda Türkiye’de bir kalkışma var demiştim. Ama bu silahlı kalkışma devlete karşı değil, toplumun birbirine karşı kalkışması var. Öldürülen insanının kadını, çoluğun çocuğun haddi hesabı yok. İnsana saygının olmadığı yerde, bu kadar insanın öldürüldüğü yerde insan hakları diye bir şeyden bahsetmek mümkün değil zaten. İnsanlar sorununu silahla çözmeye çalışıyor. Çünkü ne adalet duygusu bırakılmış, ne hak duygusu bırakılmış” dedi. Çolak, şöyle devam etti:

    “15-20 yılda yüz binlere yakın insan öldürülmüştür. İnsan bu kadar mı duyarsız, acımasız, bu kadar mı birbirine vicdansız davranır mı? Birbirimizin yaşam hakkını savunmuyoruz ki, insan haklarını savunalım. İnsan haklarının olması için 2 kavram gerekiyor. Bunlardan birincisi örgütlenme hakkı, diğeri de insan hakkını koruyarak bir hukuk sistemi. Bağımsız, hiçbir yere bağlı olmayan ve hukukla güvence altına alınan hakkını, bağımsız mahkemeler koruyorsa abu ülkede insan hakları vardır. Onu koruyacak bağımsız bir mahkeme yoksa orada insan hakları yoktur. Birbirimiz aldatmayalım. Geldiğimiz noktada sadece şunu söylüyorum, ruhuna El Fatiha insan haklarının.”

    CHP’li Yusuf Akıncı’da insan haklarının ekonomik durumları da görmenin gerektiğini kaydederek, “Nerede bir para gücü varsa orada insan hakları ihlali vardır. Emperyalist güçler bizim yakamızı bıraksalar biz kendi içimizde insan haklarını sağlarız” dedi.

    Pozantı Belediye Başkanı Mustafa Çay da kendisinin eski zabıta müdürü olduğunu ve 4,5 yıl birlikte çalıştığı Aynur Aykan’ın ve hem emniyetten meslektaşı hem de zabıtadan yakın arkadaşı Cengiz Aydoğdu’ya başsağlığı dileyerek, bu menfur olayı kınadığını söyledi.

    MHP’li Ramazan Akyürek de konuşmasında, “Ne yazık ki ülkemiz gelişiyor diyoruz. Ülkemiz çağ atlıyor diyoruz ama kadına şiddeti bir türlü durduramıyoruz” dedi. Akyürek, şunları kaydetti:

    “Asıl sorun, insan hakları deyince, İnsan Hakları Derneği deyince Türk Milletinin aklına şu geliyor. Sadece terörist haklarını koruyan dernekler geliyor. Eşi hamile diye pazara giden Mehmetçiğimiz orada katlediliyor, şehrin göbeğinde 2 tane polisimiz kafalarına kurşun sıkılarak katlediliyor, onlar hakkında tek bir kelime söyleyemeyenler, onları öldürenlere karşı bir operasyon yapıldığında hemen piyasaya çıkıyorlar, insan hakları diyorlar. İnsansa herkes insan. İnsan ayrımı olmaz. Kendi geleceği için değil, bu ülkenin geleceği için fedakarlıkta sınır tanımayan insanları insandan saymazsanız, bu dernekler terör örgütlerinin kontrolünde kalırsa o zaman insan hakları da laçkalaşır. Onun için özünde insani ve beşeri hasletlere sahip olmak ve bu duygularla toplumlara mesaj vermek ve toplumları temsil etmek gerektiğini düşünüyorum” şeklinde konuştu.

    Daha sonra gündem maddelerine geçildi. Gündemde bulunan ve hepside teklif olan maddeler, ilgili komisyonlara sevk edildi.

    Adana Büyükşehir Belediye Meclisi çalışmalarına yarın saat 14.00’te devam edecek.

  • ATSO’da Hal Yasası konuşuldu

    Tarım sektörü temsilcileri, Hal Kanunu’nda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi tasarısına ilişkin değerlendirmelerde bulunmak üzere Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Meclis Salonu’nda biraraya geldiler.

    ATSO Başkanı Davut Çetin, Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Türkiye Halciler Federasyonu Başkanı Yüksel Tavşan, Antalya Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi Başkanı Vural Şahin, Antalya Sebze – Meyve Tüccarları Derneği Başkanı Adem Özaydın, Antalya Toptancı Hal Sebze ve Meyve Komisyoncuları Derneği Başkanı Nevzat Akcan, Ziraatçılar Derneği Antalya Şube Başkanı Abdurrahman Özcan ve sektör temsilcilerinin katıldığı toplantıda taslak halindeki düzenlemenin oluşturabileceği sorunlar masaya yatırıldı.

    Mevcut yapıda hal komisyoncularının üreticiler için finansman, planlama ve pazarlama fonksiyonlarını yerine getirdiğinin ifade edildiği toplantıda bu yapının alternatifi oluşturulmadan kaldırılmasının yaratabileceği sorunlar değerlendirildi. Toplantıda söz alan üreticiler, yapılacak değişikliğin üreticiyi üretimden uzaklaştırabileceğine işaret ettiler.

    Toplantıda ATSO Başkanı Davut Çetin, “Hal yasası taslağı konusundaki görüşlerinizi aldık. İşaret ettiğiniz hususlar son derece önemli. Odamızda görev yapan uzman arkadaşlar bunları derlesinler. Sektör ilgilisi kurumların temsilcilerinden bir komisyon oluşturalım, çekincelerimizi ve önerilerimizi bir dosya haline getirelim. Bunu aramızdan oluşturacağımız bir heyetle öncelikle TOBB Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu ile akabinde de O’nun da desteğini alarak ilgili bakanlarla ve Cumhurbaşkanımız ile paylaşalım. İnanıyorum ki Türkiye’nin doğrudan beslenmesini ve sağlığını etkileyen bu hususta sektör için olumlu gelişmeler kaydedeceğiz” dedi.

    Toplantının sonunda dosyayı oluşturacak çalışma grubu üyeleri belirlendi. Çalışma Grubu’nda Antalya Ticaret ve Sanayi Odası, Antalya Ticaret Borsası, Üretici Birlikleri, Antalya Ziraat Odası, Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi, Antalya Sebze – Meyve Tüccarları Derneği ve Antalya Hal Toptancı Sebze ve Meyve Komisyoncuları Derneği yer aldı.

    Çalışma Grubu’nda oluşturulacak dosya öncelikle TOBB ile akabinde de ilgili bakanlar ve Cumhurbaşkanlığı ile paylaşılacak.