Etiket: konuştu

  • Başkan İbrahim Uyan, Olaylı Basın Toplantısı İle İlgili Konuştu

    TEKİRDAĞ (İHA) – Tekirdağ’ın Marmaraereğlisi ilçesi Belediye Başkanı İbrahim Uyan, Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi’nin 2 yıllık faaliyetlerinin değerlendirildiği toplantıda, Trakya Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Nijat Ayvaz ile yaşadığı gerginlikle alakalı, “Ben ona küfür etmedim, vurmadım, sadece kravatını düzelttim. Olağan şeyler bunlar, herkesin belli bir sabrı vardır. Olmasaydı tabi daha iyi olurdu. Keşke o da bizi tahrik etmeseydi” dedi.

    Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Nisan Ayı Meclis Toplantısı için Tekirdağ’a gelen ve burada geçtiğimiz Cuma günü düzenlenen basın toplantısı ile ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Marmaraereğlisi Belediye Başkanı İbrahim Uyan, “Tabi Cuma günü bir tatsız olay yaşandı. Ama bu tatsız olayın altında büyük tahrikler vardı. Şimdi ben bu gazeteciyi yıllardır tanıyorum. 18 yıldır, 4 dönem oldu Belediye Başkanlığı yapıyorum. Kendisini yıllardır tanıyorum. O günkü toplantıda bunun aslında davetiyesi de yoktu. Davetiyesiz olarak birilerinin güdümüyle geldi. Orada 60 basın mensubu vardı. Çok güzel sorular soruldu Büyükşehir Belediye Başkanı ve ekibine. Nijat, kendi sosyal medya hesabına klip çeker gibi sorular sormaya başladı” dedi.

    “ŞAHSIMI İTİBARSIZLAŞTIRMAYA ÇALIŞIYOR”

    Kamu yararı için çalıştıklarını ifade eden Uyan, “Biz kıt kanaat her şeyi hesap ederek, ilçemize, halkımıza, kamu yararı adına birçok yatırımlarımız var. Şimdi bu arkadaş birilerini almış arkasına, sermaye sahiplerini anladığım kadarıyla. Bunlar gelip gelip bizim yapmış olduğumuz yatırımları, çok kötü halka gösteriyor, şahsımı itibarsızlaştırmaya çalışıyor” diye konuştu.

    HIRSIZ İTHAMI İDDİASI

    Nijat Ayvaz’ın Çorlu ilçesinde düzenlenen toplantı öncesinde kendisine yalan yanlış ithamlarda bulunduğunu iddia eden Uyan, “Bu olay toplantıdan 15 gün önce oluyor. Sonra toplantıya geldiğinde ben dedim ki ona, ’sen orda burada bana hırsız demişsin.’ Bana, ’Yine söylüyorum senin hırsızlığını ortaya çıkaracağım’ dedi. Peki, neye dayanarak söylüyorsun sen bunları? Sana ödeteceğim bunları. Ona 3-4 tane dava açtım. Haksız yere bunları bana söyleyemezsin. Benim ailem var, çoluk çocuklarım var. Bir insana kir atmak bu kadar basit değil. Bizim bölgemizde çalışan 60 tane yerel basınımız var. Ben bunların hiçbirinden böyle bir şey duymadım. O kadar büyük yatırımların hepsini veriyorlar. Bu tam tersi, karalama kampanyası başlatmış benim şahsımda” dedi.

    “KALKIP DA HAKSIZ YERE, YALAN YANLIŞ HABER YAPTIĞINDA BASIN DA OLSA BUNA KARŞI TEPKİ GÖSTERİLİR”

    Yalan haberlere tepkisiz kalamayacağını savunan Uyan, “Kalkıp da haksız yere, yalan yanlış haber yaptığında basın da olsa buna karşı tepki gösterilir. Ben de insanım. Belki olmaması gereken bir tepkiydi ama 15 gün önce sana hırsız diye bağırıyor cadde ortasında ve o gün de oraya geliyor. Bu iddiaları deşifre edeceğim diyerek, beni tahrik ediyor. Sonra içeriye geldiğinde ben dedim ki, ’böyle böyle demişsin geçen gün.’ ’Söyledim’ dedi. ’Ben bunları çıkaracağım’ dedi. Varsa çıkarın. Sen neye dayanarak böyle bir leke atıyorsun bana? Bununla ilgili orada gergin bir ortam oldu. Sonra orada şov yapmaya başlayınca da, Büyükşehir Belediye Başkanımız orada toplantıyı kapattı. Sadece bu arkadaşın sorduğu saçma sorulardan dolayı. Oradaki basına da yazık günah. O kadar güzel sorular soruluyordu, o kadar güzel cevaplar alınıyordu. Bir kişi, oranın bütün ahengini bozdu. Oradaki ahengin içerisinde tüm ilin yerel yöneticileri ve tüm ile yapılmış yatırımları konuşuyorduk orada” ifadelerini kullandı.

    “GAZETECİLİK MESLEĞİ BU KADAR HAFİF OLMAMALI”

    Gazetecilik mesleğinin daha ciddi olması gerektiğinin altını çizen Uyan, “Gazetecilik mesleği bu kadar hafif olmamalı diye düşünüyorum. Bunun mutlak suretle okullarının olması lazım ve denetlenmesi gerektiğine inanıyorum. Kir atayım izi kalsın misali bu mesleği yapanları, meslekten ihraç etmek lazım” diye konuştu.

    “ORADAKİ TÜM BASININ ÖNÜNDE BUNU YAPMAK, HAKLI OLDUĞUMUZU KANITLIYOR”

    Yaşanan gerginliğe yönelik tahrik edildiğini iddia eden Uyan, “Tahrikler var ortada. Neticede biz de kamu görevi yapan insanlarız. Biz orada çok bir şey yapmadık, biz onu hiçbir zaman için tehdit de etmedik, küfürlü bir şey de konuşmadık. Yani bunu niye yapıyorsun, biraz daha akıllı olman lazım. Bizim üzerine bu kadar gelmenin doğru olmadığını söyledim. Oradaki tüm basının önünde bunu yapmak, haklı olduğumuzu kanıtlıyor yerel basında. Biz kamu görevi yapıyoruz. Biz yerden göğe kadar haklıyız ve kesinlikle bir insana leke atmak o kadar basit değil. Tespiti varsa manşetlerden versinler. Ben 18 yıldır bu görevi yapıyorum. Benim çoluk çocuğum var. Nijat gibi bir adam bana kalkıp da hırsız diyemez. Basınsa o zaman haddini bilecek. Biz işin orasındayız. Bu tatsızlıkların daha fazla büyümemesi gerekir. Orada biz de sinirlerimize hakim olamadık. Bir gerginlik oldu. Bununla ilgili de şunu açıklamak zorundayım, yaklaşık 700-800 tebrik telefonu aldım” şeklinde konuştu.

    “OLMASAYDI TABİ DAHA İYİ OLURDU. KEŞKE O DA BİZİ TAHRİK ETMESEYDİ”

    “Elinde belge olmadan bana atılan bu kiri ben hazmedemiyorum” diyen Uyan, “Bugüne kadar onca incelemeye rağmen bir tespit yok. Ben ona küfür etmedim, vurmadım, sadece kravatını düzelttim. Olağan şeyler bunlar, herkesin belli bir sabrı vardır. Olmasaydı tabi daha iyi olurdu. Keşke o da bizi tahrik etmeseydi” ifadelerini kaydetti.

  • Özgecan Aslan’ın Amcası İHA’ya Konuştu

    Özgecan Aslan’ın katillerinin cezaevinde öldürülmesi olayını İHA’ya özel değerlendiren Özgecan Aslan’ın amcası Yaşasın Aslan, “Bu caniler çok büyük vebal ile gittiler. Şu an acı çekiyor olmalarını ve bunun bedelini ödüyor olmalarını anlamlı buluyorum” dedi.

    Yeğeni Özgecan’ı öldüren katillerin cezaevinde öldürülmesi olayı karşısında şaşkın olduğunu anlatan amca Yaşasın Aslan, “Olayı duyar duymaz yıkılıp kaldım. Fakat daha sonra, hep ailemizin, ağabeyimin, annesinin bir duruşu vardı. Bunları gözden geçirdim, kendi duygularımı gözden geçirdim. Nasıl olmalıyım? Bu olayın neresindeyim diye düşündüm. Üzüldüm. Üzüntüm, ölümün gerçekten bu kadar ucuz olmaması ile ilgili. Üzüntüm; ağabeyimin, annesinin, kardeşlerinin yaşadıklarını bilmeden ölmüş olmaları. Onu anlamış olmalarını isterdim. Üzüntüm, dünyada bu tip bir vahşete sahip olabilecek bu canilerin, onların yaşamlarını örnek alacak bir acı yaşamalarını isterdim. Bu kader mi? Biz nasıl kaderimizi yaşadıysak bu da bir kader. Sanırım onlar da kaderini yaşıyor. Kul hakkı ile ölünmemesi ile ilgili ayetlerimiz var. Bu caniler çok büyük vebal ile gittiler. Şu an acı çekiyor olmalarını, bunun bedelini ödüyor olmalarını anlamlı buluyorum” dedi.

    Cezaevindeki olayın nasıl olduğunu bilmediğini söyleyen amca Aslan, “Bir bilgim yok ben de olanları basından takip ettim. Bizim yaşadığımız olaysa nasıl kader ise ne kadar engellenirse engellensin ilahi kaderin önüne geçemiyorsun. Yorum da yapmak istemiyorum” diye konuştu.

    Amca Yaşasın Aslan, en kısa sürede Özgecan’ın mezarını ziyaret edeceğini söyledi.

  • Akıncı, Deutsche Welle’ye Konuştu:

    KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Almanya ziyareti öncesinde Deutsche Welle’ye verdiği röportajda, Almanya ziyaretinin ana gündem maddesinin Kıbrıs sorunu olduğunu ifade ederek, “Ana gündem maddesi Kıbrıs’tır, Kıbrıs’ın çözümüdür, Kıbrıs Türk halkının çözüm kararlılığının Almanya’ya da yansıtılmasıdır” dedi.

    KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Almanya Dışişleri Bakanı Steinmeier’in resmi davetlisi olarak hafta başında gerçekleştireceği Almanya ziyareti öncesine Deutsche Welle’ye röportaj verdi. Akıncı ziyaretin ana gündem maddesinin Kıbrıs sorunu ve Kıbrıs Türk halkının çözüm kararlılığının Almanya’ya da yansıtılması olacağını belirtti. Akıncı, “Almanya hem kendisi önemli bir ülke hem de Avrupa Birliği’nin en önemli ülkelerinden, başta gelenlerinden. Dolayısıyla Almanya’nın bu özel konumu nedeniyle Kıbrıs sorunu bağlamında Kıbrıs Türkleriyle ve onun liderliğiyle yürüteceği diyaloğun önemli olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

    Akıncı, Kıbrıs’taki müzakere sürecinin, soyutlanarak yaşamak zorunda kalan Kıbrıs Türk halkını dünyayla yeniden buluşturacak bir sonuç verip vermeyeceğine yönelik soruya, “Bunun için uğraşıyoruz ve 2016’nın bu anlamda önemli bir yıl olduğunu hep başından beri söylüyoruz. Son olarak ocak ayında katıldığımız Davos ekonomik forumunda da sadece ben değil, sayın Anastasiadis de bunu dile getirdi. Birleşmiş Milletler aynı düşüncede, Avrupa Birliği de öyle düşünüyor, Türkiye ve Yunanistan da. Bu yılın bir çözüm yılı olması noktasında hemfikirler. Ama her şeyin ötesinde halkımız bunu istiyor. Dolayısıyla şu andaki müzakere sürecine baktığımızda da bunun olmaması için bir neden görmüyorum, zorluklarımız olmasına rağmen. Bunu söylerken toz pembe bir tablo çizmek de istemem. Hep söylerim tablo ne toz pembedir ne de kapkaranlıktır. 6 başlığın 4’ünde ciddi ilerlemeler sağladık. Sayın Anastasiadis de benzer şeyler söyledi, ‘Ciddi ilerlemeler sağladık’ dedi ama ciddi zorluklarımız da var. Arzumuz, hedefimiz yılın ikinci yarısında ivmeyi artırmak. Neden ikinci yarısında; çünkü mayısta Güney’de seçimler var. Onun ardından ivmeyi daha da artırmak suretiyle 2016 yılını artık bir barış yılı haline getirmek; hedefimiz, arzumuz, çabamız bu yönde” yanıtını verdi.

    “AB İLE İLK KEZ ÇOK YOĞUN BİR İLİŞKİ VE TEMAS VAR”

    Avrupa Birliği’nin müzakere sürecine değinen Akıncı: “Avrupa Birliği de iyi bir örneğe ihtiyaç olduğunu görüyor. Avrupa Birliği’nin bir üyesinden bahsediyoruz, tırnak içinde söylemek durumundayız, çünkü bu bir eksik üyelik. Kıbrıs Türk halkının içinde olmadığı, Kıbrıs Türk toplumunun eşit bir parça olarak kurucu devletiyle de olsa federal bir yapılanmanın içinde eşit bir ortak olarak yer almadığı sürece de eksik kalmaya devam edecek. Dolayısıyla biz Avrupa Birliği’nin de bu yanlıştan kurtulmasının; kendi içinde de sınırları olmayan, birleşik federal bir Kıbrıs’ın oluşturulmasının onlar açısından da yararlı olduğunu düşünüyoruz. Bölgemiz açısından da iyi bir sonuç olacağını düşünüyoruz. Bu, işbirliği kültürünün de gelişmesine katkı yapacak. AB’nin bütün önemli kurumlarının başkanları hem Brüksel’de benimle görüştüler, hem de beni ziyaret ettiler; bu da önemlidir. Sayın Junker, sayın Tusk ve son olarak Sayın Schultz buradaydı. Onun dışında dış politika ve güvenlikten sorumlu başkan yardımcısı-komiser Mogherini ziyaretimize geldi. Dolayısıyla kurumlar bizimle diyalog içinde. Bunun dışında AB ile ilgili ilk kez bir AD-HOC komite kuruldu. 6 başlığın önemli bir tanesi de AB ile ilgili konulardır. AB’den uzmanlar geliyor buraya ve Kıbrıs Türk halkının ileride bir çözüm sonrasında AB ile uyumu hazırlamak için çalışmalar yapılıyor” ifadelerini kullandı. Akıncı, “Şimdiye kadar Avrupa Birliği ile bu düzeyde bir ilişki olmadı, ilk kez çok yoğun bir ilişki ve temas var. İlk kez AB uzmanları geliyor ve Kuzey’e de geçiyor, bizim bürokratlarımızla bu uyumu konuşuyorlar. Nasıl bir yasal çerçeve, uygulamada neler olacak, bütün bunlar konuşuluyor. Zaman zaman tıkanmalar oluyor, bazı bürokratik engellemeler de oluyor daha çok Güney kaynaklı, ama bunları aşa aşa yolumuza devam edeceğiz” açıklamasını yaptı.

    “ANA GÜNDEM MADDESİ KIBRIS”

    Almanya’da gerçekleştireceği temaslarla ilgili konuşan Mustafa Akıncı, “Ana gündem maddesi Kıbrıs’tır, Kıbrıs’ın çözümüdür, Kıbrıs Türk halkının çözüm kararlılığının Almanya’ya da yansıtılmasıdır. Sayın Dışişleri Bakanı burayı ziyaret ettiğinde sözlü olarak da bu davetini yinelemişti, sonra resmi bir mektup gönderdi, davetini resmileştirdi. Almanya hem kendisi önemli bir ülke, hem de Avrupa Birliği’nin en önemli ülkelerinden, başta gelenlerinden. Dolayısıyla Almanya’nın bu özel konumu nedeniyle Kıbrıs sorunu bağlamında Kıbrıs Türkleriyle ve onun liderliğiyle yürüteceği diyalogların önemli olduğunu düşünüyorum” dedi. Akıncı açıklamasını şu şekilde sürdürdü: “Biz çözüm istiyoruz, haklarımızı elbette koruyan ama karşı tarafın da haklarına saygılı, Kıbrıs’ta uzlaşmayı sağlayan, Avrupa kültürünü özümsemiş, benimsemiş bir Kıbrıs Türk halkının artık hak ettiği yeri Avrupa içinde de, dünya genelinde de almasının ne kadar gerekli olduğu ve bunun yanında bölgesel işbirliği olanaklarını ne kadar olumlu yönde etkileyeceğini de konuşma fırsatımız olacak” ifadelerini kullandı.

    “Kıbrıs Türk halkını ve onun seçilmiş liderini her zaman etkisiz ve yetkisiz gösterme çabası yeni değil Güney’de” diyen Akıncı, “Hangi lider olursa olsun, maalesef bu yaklaşımları sürekli devam ediyor ve Kıbrıs Türk halkını aradan çıkararak, Türkiye ile ve onun yöneticileriyle doğrudan bir ilişkiyi hep istiyorlar. Bunun ne kadar yanlış olduğunu hep anlattığımız halde buna yine devam ediyorlar. Şu unutmamalı; bulunacak olan çözüm Kıbrıs Türk halkının onayı olmaksızın yaşama geçemeyeceği gibi, yaşayamaz da. Bu Rum toplumu için de geçerlidir. Bulacağımız bir çözüm hem iki toplumun liderlikleri tarafından özümsenmeli, benimsenmeli; hem de bir referandumda iki tarafın da çoğunluklarınca onaylanmalı. Bu çözümde yaşayacak olan biziz. Dolayısıyla bize başkaları; ister Türkiye olsun, ister Yunanistan, isterse bir başka üçüncü taraf herhangi bir çözümü empoze edemez. Bu böyle bilinmelidir. Biz Türkiye ile sağlıklı bir diyalog içinde bu süreci yapıcı bir işbirliği halinde yürütüyor muyuz? Evet. Onlar da Yunanistan’la bu diyaloğu yapıyorlar, yapmalıdırlar da. Ben aslında en başından beri hem Türkiye’nin, hem de Yunanistan’ın sürece katkıda bulunmasını arzu ediyorum” açıklamasını yaptı.

    Akıncı açıklamasını şu şekilde sürdürdü: “Türkiye’den biz şu ana kadar olumlu, yapıcı bir destekten başka bir şey görmedik bu müzakere sürecinde, bunu açık yüreklilikle söylemem lazım. Şu ana kadar diyorum ve bunun devam edeceğini ümit ederek bunu söylüyorum. Ha gelecekte bu yönde farklılaşmalar olur, daha başka durumlar ortaya çıkarsa, Mustafa Akıncı bunları da seslendirmekten çekinmez. Çünkü ben bu adada gerçekten çözüm isteyen bir insanım, halkım da beni bu yolda yetkilendirdi. Dolayısıyla bu konulardaki tavrımı bildiği için halk beni seçti. Rumların Kıbrıslı Türk lideri, kim olursa olsun her zaman Türkiye’nin bir uydusu gibi, onun güdümünde bir kişi gibi, sanki bizim kişiliğimiz yokmuş, bu halkın kişiliği yokmuş ve bu halk karar üretmekten acizmiş gibi takdim etmesi son derece yanlıştır.” dedi.

    “GÜVENLİK VE GARANTİLER…”

    Türkiye’nin KKTC’de bir ağırlığı olduğunu da sözlerine ekleyen Akıncı, “Burada askeri var, burada ekonomik olarak katkıları var. Yalnız Türkiye’nin daha müdahil olacağı bir alan da var. O da güvenlik ve garantiler ile ilgili bölüme ulaştığımızda olacak. Onun içindir ki zaten o konuyu en sona bıraktık ve o en son noktaya ulaştığımızda 3 garantör ülke 2 toplum ile birlikte bir araya gelip bu işi konuşacak dedik. Neden? Çünkü uluslararası bir anlaşmadan bahsediyoruz ve taraflar tümüyle uzlaşmadıkça o uluslararası anlaşma da değişemiyor. İşte o noktada elbette Türkiye’nin daha da bir sözü ağırlıklı olmak durumunda, çünkü onun da onayını istiyoruz. Türkiye’nin de, Yunanistan’ın da. Ben eğer diğer bütün başlıklarda iyi sonuçlar alırsak o konuda da bir uzlaşma yaratabileceğimize güveniyorum. Evet bu süreci yürütüyoruz. Türkiye’nin, Türkiye hariciyesinin de yılların getirdiği bir bilgi birikimi var. O bilgi birikiminden de yararlanmak, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda bize ancak katkı sağlar. Yeri ve zamanı geldikçe biz o birikimlerden de istifade etmeyi bileceğiz” ifadelerini kullandı.

    Akıncı yeri kurulacak hükümetin müzakere sürecini olumsuz etkileyip etkilemeyeceğine dair soruya: “Olumsuz etkilememesini temin etmemiz lazım. Bizde Cumhurbaşkanı halkın doğrudan oyuyla seçiliyor ve çok bilinen bir de mandası vardır; o da Kıbrıs sorununu çözmek, o yönde müzakereleri yürütmek. Yaklaşık bir yıl önce halkın yüzde 60’tan fazlasının oyuyla ve bu mandayla seçildim. Ben halkın önüne çok açık bir program koydum. Bu programın birinci maddesi Kıbrıs’ta çözüm sürecini ileriye taşıyıp sonuçlandırmak. Tabi ki bu sadece bizim kararımızla olmaz, tüm ilgili tarafların, en başta da Güney’in olumlu tavrıyla sonuca gidecek ama bu konuda biz kurulacak herhangi bir hükümetten ancak yapıcı bir işbirliği bekliyoruz. Henüz bu hükümet oluşmadı ancak muhtemel taraflarından bana bu konuda mesajlar ulaşmaya başladı. Bu konuda yapıcı bir işbirliği içinde olacaklarını seslendiriyorlar. Bizim beklentimiz de budur”

  • Komşuların Gürültü Kavgasında Satır Ve Silahlar Konuştu: 1 Ölü, 5 Yaralı

    Konya’da aralarında önceden husumet olan iki komşu aile arasında gürültü yüzünden çıktığı iddia edilen silahlı, satırlı kavgada 1 kişi öldü, 5 kişi yaralandı.

    Olay, saat 22.00 sıralarında merkez Meram ilçesi Gödene Mahallesi Toki konutları CY 6 Blokta meydana geldi. İddiaya göre, Mustafa İ. (51), oğlu Adem İ. (24) ve birlikte yaşadıkları Fatma Ç. aralarında önceden gürültüsü meselesi yüzünden husumet bulunan üst komşuları Erdal Aydın’ın (53) evini bastı. İki aile arasında apartman içinde çıkan silahlı, satırlı kavgada Erdal Aydın pompalı tüfekle sağ göğüs kısmından, Adem İ. ve Fatma Ç. de ayağından vuruldu. Çıkan kavgada Mustafa İ., Ayşe A. (46) ve Devran Kaplan A. (25) da vücutlarına aldıkları satır darbeleri sonucu yaralandı.

    APARTMAN BOŞLUĞUNDA ÖLDÜ

    Kavga seslerini duyarak dairelerinden dışarı çıkan komşularının ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda 112 Acil Servis ekipleri ve polis sevk edildi. Erdal Aydın sağlık görevlilerinin olay yerinde yaptığı müdahaleye rağmen sağ göğsünden aldığı saçma yarası sonucu kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Diğer yaralılarsa kent merkezindeki çeşitli hastanelere kaldırılarak tedavi altına alındı.

    Olaydan sonra polis, cinayetin işlendiği apartmanın girişine şerit çekerek güvenlik önlemi aldı. Apartmanda yapılan incelemede 2 pompalı tüfek ve 1 satır ele geçirildi. Polis yaptığı tahkikatta Erdal Aydın’ın Mustafa İ. tarafından vurulduğunu tespit etti.

    Olayla ilgili başlatılan soruşturma sürüyor.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan Azeri Televizyonuna Konuştu

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan-Ermenistan cephe hattında yaşanan çatışmalara ilişkin, “Yıllar yılı malum işgal altında olan Dağlık Karabağ bölgesindeki bu mücadele ne yazık ki bu işi Minsk Üçlüsü ile hafife alması sebebiyle bu tabloyla bizi karşı karşıya bıraktı. Eğer Minsk Üçlüsü burada adil bir şekilde, kararlı bir şekilde yürüyüp netice alacağı adımlar atmış olsaydı bugünlere gelmemiş olurduk” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Washington’daki temasları kapsamında Amerikan Diyanet Merkezi’nin açılışı öncesi Azerbaycan’da yayın yapan ANS kanalına açıklamada bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Az önce İlham Aliyev kardeşimle görüştüm. O da Azerbaycan’a dönüyor. Kendisinden konuyla ilgili bilgileri aldım ve silahlı kuvvetlerimizden de son durumu öğreneyim istedim. 12 Azeri kardeşimiz şehit olmuş Ermenilerden de zannediyorum 100’ü aşkın öldürülen var. Şu anda çatışmalar Azerbaycan’da devam ediyor. Dualarımızı yaptık. İnşallah bu çatışmalarda Azeri kardeşlerimiz en az orada kayıp vermek suretiyle bu işi başarırlar. Yıllar yılı malum işgal altında olan Dağlık Karabağ bölgesindeki bu mücadele ne yazık ki bu işi Minsk Üçlüsü ile hafife alması sebebiyle bu tabloyla bizi karşı karşıya bıraktı. Eğer Minsk Üçlüsü burada adil bir şekilde, kararlı bir şekilde yürüyüp netice alacağı adımlar atmış olsaydı bugünlere gelmemiş oldurduk. Maalesef burada Minsk Üçlüsü’nün zaafları durumu bu noktaya taşımış oldu. Ben tüm Azeri kardeşlerime Allah’tan yardımlar niyaz ediyorum. Üzülmeyeceğiz, mahzun olmayacağız. İnanıyorsak muhakkak üstünüz” açıklamasını yaptı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan gerekli yardımların yapmaya devam edileceğini sözlerine ekleyerek, “Dün ben de konuşmamda Ermenistan’daki özellikle nükleer silah konusuna ben de değindim. Nükleer silah konusunda dünyanın Ermenistan’ın bu olumsuz niyetleri karşısında hassas olmasını ben de istedim. İlham kardeşim konuşmasında bu konuya bu şekilde değinmiş oldu. Er veya geç hak yerini bulacaktır” ifadelerini kullandı.