Etiket: konuştu

  • Adanalı Tuğba’yı öldüren Küpeli’nin daha önce tehdit ettiği öğretmen konuştu

    Adanalı Tuğba’yı öldüren Küpeli’nin daha önce tehdit ettiği öğretmen konuştu

    Adana’da Tuğba Keleş’i öldüren Erdoğan Küpeli’nin, sosyal medyada taciz ve tehdit ettiği öğretmen konuştu. 29 yaşındaki öğretmen, “Küpeli tutuklansaydı belki de Tuğba yaşıyor olacaktı” dedi.

    Adana’da kasiyerlik yapan Tuğba Keleş’i öldüren Erdoğan Küpeli’nin, 2016 yılında sosyal medya üzerinden taciz ve tehdit ettiği öğretmen Gülay Mübarek, açıklamada bulundu. Kendisini dört yıl boyunca tehdit ve taciz eden Erdoğan Küpeli’nin dört yıllık bir dava sürecinin ardından 8 yıl 6 ay ceza aldığını ancak davada tutuklama kararı çıkmadığını iddia eden öğretmen Mübarek, dosyanın bir yıldır istinaf mahkemesinde ve halen orada cezası onanmadığı için serbestçe dolaşabildiğini belirtti.

    “Tutuklansaydı belki de Tuğba şu an aramızda olacaktı”

    Şüpheli şahıs Erdoğan Küpeli’nin cezasızlığın verdiği cesaretle bugün sabah saatlerinde teklifini reddettiği için Tuba Keleş’i katlettiğini söyleyen öğretmen Mübarek, “Küpeli şayet tutuklansaydı belki de Tuğba bugün aramızda olacaktı. Benim başıma bunlar gelmeyecekti. Ben 4 yıl boyunca bununla mücadele etmek zorunda kalmayacaktım. Bugün Tuba’yı katleden sadece Erdoğan Küpeli değil, katil tek bir kişi değil. Bir kadın gelip sizden yardım istediği zaman, şikayetçi olduğu zaman ne dediğini önemseyin. Sizin önemsememeniz bir kadının hayatına mal olabiliyor, bugün Tuba’da olduğu gibi. Tuba bir ay önce kaçırılmış Erdoğan Küpeli tarafından. Polis yakalamış ama aynı şekilde serbest bırakılmış. Hakkında verilmiş hapis cezası olan bir insan ikinci defa farklı bir kadına aynı şekilde yaklaştığı zaman nasıl tekrar tutuklanmıyor? Nasıl serbest bırakılıyor? Ben halen anlamış değilim. Tuğba Keleş olayında gördük ki, kadınlar korkuyor sesini çıkaramıyor ve ben sesimi duyurduğum ve ulaşabildiğim her kadının sesine biraz daha ses katmak için aylardır, yıllardır kendi hayatımdan ödün vererek uğraşıyorum, mücadele ediyorum. Kendimi, o kadınların yerine koyuyorum ki halen ben de onlardan biriyim zaten. Herkese ses olmaya çalışıyorum ama aynı suçtan ceza alan bir erkek cezasızlığın verdiği cesaretle tekrar gözünü kırpmadan, hiç düşünmeden, korkmadan, büyük bir cesaretle, hemen teklifini ret eden bir kadını katledebiliyor. Bizim oturup bunu sorgulamamız lazım. Bu cezasızlıklar neden, ceza verildiği halde, tutuklama kararı neden verilmiyor?” şeklinde konuştu.

  • BBP Genel Başkanı Destici, partisinin 12’nci Olağan Kongresi’nde konuştu

    BBP Genel Başkanı Destici, partisinin 12’nci Olağan Kongresi’nde konuştu

    Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, partisinin 12’nci Olağan Kongresi’nde, “Şunu her birimiz iyice bilmeliyiz ki Türkiye, hem içeriden hem dışarıdan bir kuşatılma operasyonu ile karşı karşıyadır” dedi.

    BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, partisinin 12’nci Olağan Kongresi’nde konuştu. Parti olarak her zaman Türk ordusunun, polisinin ve devletinin yanında olduklarını belirten BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, “Şunu her birimiz iyice bilmeliyiz ki Türkiye, hem içeriden hem dışarıdan bir kuşatılma operasyonu ile karşı karşıyadır. Bu yeni başımıza gelen bir şey değil. Bin yıldan fazladır bu topraklardayız ve bu bin yıl içerisinde ne zaman fırsat bulsalar, ne zaman denk getirseler mutlaka bu kuşatma harekâtını devam ettiriyorlar. Ama bugüne kadar bu kahraman aziz Türk milleti hep bu kuşatmaları kırmıştır. Bundan sonra da Allah’ın izniyle kırmaya, yarmaya ve kızıl elmaya kadar gitmeye devam edecektir” şeklinde konuştu.

    “Biz sivil örgütlenmeden yanayız”

    Korona virüs ile yoğun bir mücadele içerisinde olunduğunu belirten BBP Genel Başkanı Destici, “Bu mücadeleye zarar vermeye ve bu zarardan sonra da menfaat elde etme umudunda olanlar var. Biz ne Türk Tabipler Birliği’nin (TTB) ne de başka bir kuruluşun hukuki yapısına, statüsüne ve varlığına bir şey demiyoruz. Biz sivil toplumdan ve sivil örgütlenmeden yanayız. Bizim sözümüz, bizim mücadelemiz ya da bizim dile getirdiğimiz, TTB başta olmak üzere bazı sivil toplum örgütlerinin içerisindeki zihniyet ve o zihniyetin işgalinden bahsediyoruz. Bunlar 1980 öncesinde de vardı” ifadelerini kullandı.

    “Bizim mücadelemiz hainlerle”

    Tüm sağlık çalışanlarına canı gönülden şükranlarını sunduğunu ifade eden Genel Başkan Destici, “Bizim mücadelemiz biraz önce bahsettiğim gibi, sivil toplum örgütlerindeki kızıl ve hain işgale karşıdır. Tabipler Birliği adı altında, ya da Mühendisler Birliği adı altında ya da başka bir ad altında işte sözde Çağdaş Hukukçular ya da Barolar adı altında devlet, millet düşmanlığı yapanlar ya da devlet, millet düşmanları ile terör örgütleriyle; PKK ile DHKP-C ile kol kola girerek devlete savaş açanlarladır bizim mücadelemiz. Bu mücadeleden dün olduğu gibi bugün de oraları bu hainlerden temizleyip gerçek sahiplerine emanet edene kadar da bu mücadelemiz devam edecektir” diye konuştu.

    “İstanbul Sözleşmesi’nin karşısındayız”

    Kadına şiddeti Türk kültürü ve İslam inancının en katı şekilde reddettiğini belirten Destici, “Ben Müslümanım, Türk’üm diyen kimse hem bu şiddeti uygulayamaz hem de bu şiddetin asla ve kat’a bir tarafında olamaz. Öncelikle şiddete maruz kalıp da hayatını kaybeden tüm kadınlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Ama İstanbul Sözleşmesi kadına şiddete bir çözüm olmuş mudur? Engellemiş midir? Buna da bakmamız lazım. İstanbul Sözleşmesi sadece kadına şiddeti önleme maddelerinden oluşan bir sözleşme değil. Yoksa öyle olsa kim buna karşı çıkar? Ya da biz neden karşı çıkalım? Ama onunla birlikte bütün insanlığın ahlak yapısını, inanç yapısını, kültürünü reddeden, gayri ahlakiliği, cinsiyetsizliği ve çapraz ilişkileri devlet garantisi altına aldırma gayretinde olan ya da bunu sağlayan bir sözleşmeden bahsediyoruz. Bizim itirazımız bunadır. Bu sözleşme ilk geldiğinde karşısındaydık, bugün de karşısındayız, yarın da karşısında olacağız” açıklamalarında bulundu.

  • Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu AP’de konuştu: “AB’nin sınırları Yunanistan’dan değil Türkiye’den başlar”

    Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu AP’de konuştu: “AB’nin sınırları Yunanistan’dan değil Türkiye’den başlar”

    Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Avrupa Parlamentosu (AP) Dışişleri Komisyonu’nda video konferans yoluyla konuştu. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de yaşanan gelişmelerdeki duruşunu anlatan Çavuşoğlu, Yunanistan’a gözü kapalı destek veren AB’yi eleştirerek, “AB’nin sınırları Yunanistan’dan değil Türkiye’den başlar” dedi.

    Resmi temaslar kapsamında Senegal’de bulunan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Avrupa Parlamentosu (AP) Dışişleri Komisyonu’nun Doğu Akdeniz konulu oturumuna video konferans yoluyla bağlanarak, Türkiye’nin Doğu Akdeniz politikasını anlattı. Uluslararası hukuka ve Kıbrıs Türklerinin adil paylaşımdan yararlanması temelinde hareket edildiğini bildiren Çavuşoğlu, Türkiye’nin bu krizde diplomasi yoluyla çözüm bulunması için şartsız olarak diyaloğa açık olduğunu belirtti.

    Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, “Biz ön şartsız diyaloğa hazırız. Eğer Yunanistan da hazırsa görüşelim diyoruz. Türkiye’nin pozisyonu uluslararası kurumlarına kararına uygundur. Uluslararası hukuka göre adacıklar ülkeler arasında deniz haklarında belirleyici olamaz. Ancak Yunanistan bu duruma karşı genişlemeci bir yaklaşımla her adacığı Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) dâhilinde ilan etmeye çalışmaktadır. Almanya ve AB temsilcileri özellikle de Almanya Başbakanı Angela Merkel bizden diplomasiye son bir şans tanımamızı istediler. Bizde son bir iyi niyet göstergesi olarak, planlanan faaliyetlerimizi kamuoyuna rağmen ciddi bir karar ile askıya aldık. Türkiye ve Yunanistan Alman temsilcilerin de katılımı ile birkaç toplantı düzenledi. Ağustos’ta bir açıklama yayınlanması konusunda karar verdik. Fakat Yunanistan açıklamanın yayınlanmasından çok kısa bir süre önce anlaşmadan geri çekildiğini ifade etti. Yunanistan işbirliğine ve diyaloğa açık olmadığını söyleyebilirim. Herkes Yunanistan’ın son dakika anlaşmadan geri çekilmesi nedeni ile şaşkına döndü. Yunanistan, burada inanılırlığını yitirdi” ifadelerini kullandı.

    Çavuşoğlu AB’nin Doğu Akdeniz krizinde arabulucu olmak yerine taraf olmayı tercih ettiğini belirterek, “AB bu olayda çekişmede taraf haline gelmiştir. Tarafsanız nasıl arabulucu olabilirsiniz? AB’nin bu konuda Adalet Divanı’nın bizzat kendi kararıyla yetkisi olmadığı görünmektedir. AB kendi hukukuna artık sadık davranmamaktadır’’ dedi.

    AB’nin Yunanistan ve Kıbrıs’a verdiği desteği de eleştiren Çavuşoğlu, “AB’nin dayanışma prensibini anlıyoruz ancak bu prensip adına egemenlik haklarımız hiçe sayılamaz. Yunanistan ve Kıbrıslı Rumları körü körüne desteklemek yerine AB kendinden bekleneni yapmalıdır. AB’nin sınırları Yunanistan’dan başlıyor deniyor. Hayır. AB’nin sınırları Türkiye’den başlar. Bunu sığınmacı kriziyle açıkça gördük’’ ifadelerini kullandı.

    Toplantıda söz alan AP üyelerinin Türkiye’yi hedef alan sözlerine cevap veren Çavuşoğlu, “Neden var olan kaynaklar adil paylaşılmıyor? Başkan Erdoğan’ın da belirttiği gibi kaynakların adil dağılımına hizmet edecek diyaloğa hazırız. Birisi Yunanistan’a adil paylaşımı neden reddettiğini sorabilir mi? BM bünyesinde neden bir komisyon kurulmuyor? İkili görüşmelerimizde Yunan Bakan Kıbrıslı Türklerin haklarını kabul ediyor ama iş karara varmaya gelince yanaşmıyorlar’’ dedi.

    Bir AP üyesinin Ayasofya’nın cami yapılmasına ilişkin eleştirisine cevap veren Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, “Ayasofya yüksek yargı tarafından aslında ait olduğu üzere vakıflar hukuku kapsamında aslına döndürülmüştür. Tüm inançlardan her ziyaretçinin ziyaretine açık olmaya devam etmektedir. İnsanlık mirası boyutunda sorumluluklarımızın farkındayız” şeklinde konuştu.

  • Türkiye’nin gündemine oturan olayın yaşandığı ilçedeki işçiler konuştu

    Türkiye’nin gündemine oturan olayın yaşandığı ilçedeki işçiler konuştu

    Sakarya’nın Kocaali ilçesinde Kürt kökenli mevsimlik tarım işçilerinin darp edildiği iddialarını bölgede çalışan diğer mevsimlik işçiler yalanlayarak, propaganda yapıldığını söylediler. Yaklaşık 10 senedir geldikleri ilçede çok sıcak karşılandıklarını belirten işçiler, çalıştıkları yerde bulunan vatandaşlar ile adeta bir aile gibi çalıştıklarını dile getirdiler.

    Kocaali ilçesi Köyyeri Mahalles’nde 4 Eylül tarihinde mevsimlik tarım işçileri, iddiaya göre işveren ve köylüler ile aralarında çıkan tartışmanın ardından minibüsle şehirden ayrıldı. Bazı sosyal medya platformları ve haber sitelerinde olay, ‘Kürt kökenli işçilere saldırı’ iddiaları ile gündeme geldi. Bölgede çalışan diğer mevsimlik tarım işçileri, olayın Türk-Kürt meselesi olmadığını, tarafların kendi aralarında yaşanan bir sıkıntıdan dolayı kavga ettiğini söylediler.

    Tarafların kendileri arasında bir sıkıntıdan dolayı kavga ettiklerini belirten Kürt kökenli mevsimlik tarım işçisi 25 yaşındaki Seyfettin Bağlayan, yaşanan olayın çok üzücü olduğunu ifade ederek, bölgedeki yerli halkla aile gibi olduklarını vurguladı. 10 senedir geldikleri yerden memnun olduklarını dile getiren Bağlayan, “Mardin Derik’ten geldik, işçiyiz burada. Yaşanan olayı bizde duyduk ve çok üzüldük ama olayın aslı öyle değil, Türk-Kürt aynı. Biz buraya geldik ve herkesten razıyız, 10 seneden beri buradayım. İşçiyiz ve gidip geliyoruz, herkes ekmeğinin peşinde. Herkesten razıyız, öyle bir şey kesinlikle olmadı ve çok yanlış. Çok şükür işimiz var, fındık topluyoruz. 10 seneden beri buradayız ve böyle bir olay olmadı. Biz bir aileyiz, herkesi tanıyoruz ve onlar da bizi tanıyor. Kimse yanlış bilmesin. Hepimiz biriz, hepimiz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyız. Hepimiz tekiz, bir sıkıntımız yok çok şükür” dedi.

    “Hepimiz aynıyız, hepimiz Müslümanız”

    59 yaşındaki Sıdıka Bağlayan, “Ben buradan razıyım. Patron iyi ve ağabeyimiz, babamız, kardeşimiz gibi. Biz bir aile olarak çalışıyoruz. 10 seneden beri biz buraya geliyoruz. Böyle bir sıkıntı olmadı ve biz böyle bir sıkıntı duymadık. Hepimiz aynıyız, hepimiz Müslümanız” diye konuştu.

    “Biz burada memnunuz, aramızda yabancılık olmadı”

    27 yaşındaki mevsimlik tarım işçisi Nazım Bağlayan, “Biz buraya çalışmak için geldik, 2 hafta oldu. Biz muhtarımız ve mahalleliden çok razıyız. İki tarafta aynı, biz sadece buraya çalışmak için geldik. Biz burada memnunuz, aramızda yabancılık olmadı. Aile gibi görüyoruz biz onları, biz onlardan, onlar da bizlerden razı” şeklinde konuştu.

    “Türk-Kürt ayrımı hiç olmadı bizde”

    Aynı kaptan yemek yiyip su içtiklerini aktaran Köyyeri Mahallesi sakinlerinden Azem Uygun, “Yıllardan beri işçiler gelip gidiyor ve kardeş gibi yaşıyoruz. Aynı kaptan, aynı tastan yemek yiyip, su içiyoruz. Hiçbir sorunumuz yok. Kendi aralarında yaşanan bir sorundan dolayı kavga etmişler, daha sonrasında herkes yoluna gitmiş ama farklı bir şeyler ortaya çıkmış. Normalde hiçbir sıkıntı yok, bazen ağabey ve kardeşte kendi aralarında kavga ediyor ama barışabiliyorlar. Türk-Kürt kardeşlik konusunda hiçbir sıkıntımız yok. Kocaali Köyyeri Mahallemizde yaşanan ve yanlış şekilde lanse edilen olay yok, kendi aralarında çıkan kavgadan dolayı kendileri tartışmışlar, yani bir sıkıntımız yok. Türk-Kürt ayrımı hiç olmadı bizde” şeklinde konuştu.

    “Kardeş gibi geçinip gidiyoruz”

    Köyyeri Mahallesi’nde ikamet eden ve yaklaşık 35 tarım işçisi çalıştıran 41 yaşındaki Mehmet Doğan ise, olayın bazı yerlerde yanlış yönlere çekildiğini söyleyerek, “Mal sahibi ile işçiler arasında olmaması gereken bir olay, kimse istemez ama bunu yanlış yönlere çekmek isteyenler var sosyal medyada. Benim kendimin 30-35 tane işçim var. Hep beraber kardeş gibi geçinip gidiyoruz. Bunu başka mecralara çekmenin anlamı yok. Sakarya’yı kötülüyorlar ama Sakarya öyle kötü bir yer değil yani. Buraya gelen kişiler bizim işçimiz değil, yani bizim misafirimiz, kendi kardeşimiz gibi onlar. Bizim evimize, biz ise onların evine giderek çay içebiliyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Belaruslu muhalif lider Tikhanovskaya, BM Güvenlik Konseyi toplantısında konuştu

    Belaruslu muhalif lider Tikhanovskaya, BM Güvenlik Konseyi toplantısında konuştu

    Belaruslu muhalif lider Svetlana Tikhanovskaya, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin gayrı resmi toplantısında yaptığı konuşmada, “Belarus’taki mevcut idareyle işbirliği yapmak insanlığa karşı bir girişimdir” dedi.

    Belaruslu muhalif lider Svetlana Tikhanovskaya, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin “Belarus’ta İnsan Hakları” başlıklı gayrı resmi toplantısına video konferans yoluyla katıldı. Tikhanovskaya toplantıda yaptığı konuşmada, BM’nin insan hakları ve temel özgürlükleri koruma altına alan temel değerlerine atıf yaparak, Belarus’ta yaşanan insan hakları ihlallerine engel olunması çağrısında bulundu. Devlet Başkanlığı seçimleri sonrasında yapılan gösterilerde, Belarus güvenlik güçlerinin göstericilere davranışlarının kabul edilemez olduğunu aktaran muhalif lider, ülkedeki mevcut durumun uluslararası gözlemciler yoluyla belgelenmesi gerektiğini ifade etti.

    Tikhanovskaya, tüm politik mahkumların ve sivil toplum liderlerinin de serbest bırakılması gerektiğinin altını çizerken, bunun için uluslararası toplumun destek vermesini istedi. Konuşmasında uluslararası topluma Belarus yönetimiyle işbirliği yapmama çağrısında bulunan Tikhanovskaya, “Belarus’taki mevcut idareyle işbirliği yapmak mevcut şiddeti desteklemek demektir ve insanlığa karşı bir girişimdir. Bundan kaçınılması gerekir” ifadelerini kullandı. Muhalif lider Tikhanovskaya konuşmasının sonunda, Belarus’un toprak bütünlüğü ve insan haklarına saygı çerçevesinde tüm kesimler ile diyaloğa hazır olduklarını vurguladı.

    Toplantıya katılan sivil toplum kuruluşları ve basın temsilcileri ise yaptıkları açıklamalarda, ülkedeki sivil toplum çevrelerinin ve gazetecilerin yoğun baskı altında olduğunu belirterek, BM’nin bu duruma karşı sessiz kalmaması gerektiğini dile getirdi.