Etiket: konuşma

  • Köylü Kadınlara Diksiyon Ve Etkili Konuşma Eğitimi

    Kırklareli’nin Demirköy ilçesine bağlı Hamdibey ve Sislioba köylerinde ikamet eden 30 kişilik kadın grubuna, kırsal turizmin gelişmesi amacıyla diksiyon, etkili konuşma, iletişim, beden dili, stres yönetimi ve pazarlama teknikleri eğitimi verildi.

    Kırklareli Üniversitesi Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi öğretim elemanları ile Halk Eğitim Merkezi görevlileri tarafından, Hamdibey ve Sislioba köylülerinden gelen 30 bayana 56 saatlik eğitim verildi. Demirköy Halk Eğitim Merkezi’nde buluşan Hamdibey ve Sislioba köylerinden gelen bayan kursiyerler, verilen eğitimler sayesinde diksiyon, etkili konuşma, iletişim, beden dili, stres yönetimi ve pazarlama tekniklerine kadar çok sayıda konuda bilgi sahibi oldu.

    Köylerden gelen 30 kadın, eğitimlerin son gününde yaptıkları yöresel yemekleri, eğitmenler ve halk eğitim merkezi çalışanlarının beğenisine sundu. Kursiyerler, bu eğitimlerden sonra köylerine gelecek konuklara ve turistlere çok daha farklı yaklaşacaklarını ifade etti.

    Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Bahtiyar Dursun, üniversite olarak ilin her köşesine ulaşma ve eğitim ihtiyacını giderme konusunda büyük gayret içerisinde olduklarını söyledi. Doç. Dr. Dursun, “Eğitimler aracılığıyla yalnızca üniversite sınavından geçerek kendilerine gelen öğrencilere değil, Kırklareli’nin yerli halkına da ulaşma imkânı buluyoruz. Eğitimde emeği geçen Demirköy Doğayı ve Kültürel Değerleri Koruma Derneği’ne, projenin koordinatörlüğünü üstlenen Demirköy Halk Eğitim Merkezi Eğitmeni Nükhet Çilenti Türkay’a ve eğitimlerde görev almayı kabul eden Üniversitemiz öğretim görevlileri ve öğretim üyelerine teşekkür ediyorum. Bu tür projelere desteklerimizi sürdüreceğiz” dedi.

    Proje koordinatörü Nükhet Çilenti Türkay ise, kırsal kalkınmanın önemine değinerek, köyden kente göçünün herkes için zorlayıcı bir süreç olduğunu ifade etti. Turizm gibi bir sektörden kırsal bölgelerde yaşayanların da kazanç elde etmesi gerektiğini vurgulayan Türkay, özellikle kadınların bu konuda kendilerini geliştirmeye çok açık olduklarını ve bu tarz çalışmalarla teşvik edilmelerinin önemli olduğunu dile getirdi.

    Eğitim programı, Demirköy Doğayı ve Kültürel Değerleri Koruma Derneği ve Trakya Kalkınma Ajansı tarafından finanse edildi.

  • Felce Bağlı Konuşma Bozukluklarına Tms Tedavisi

    Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Bahadır, felce bağlı konuşma bozukluklarının TMS ile tedavi edilebildiğini söyledi.

    Prof. Dr. Cengiz Bahadır, tek taraflı felçlerin beyni besleyen atardamarların tıkanması veya kanaması sonucu o bölgedeki beyin hücrelerinin zarar görmesine bağlı olarak ortaya çıktığını belirtti. Bu durumda hasar gören beynin karşı vücut yarısında felç görüldüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Bahadır, “Bu felcin derecesi genellikle beyindeki zarar gören bölümün büyüklüğü ile doğru orantılıdır. Beynin sol yarısı etkilendiğinde konuşma merkezinin bu bölümde olması nedeni ile hastada sağ taraf felcine ek olarak genelde konuşma da bozulur. Bu bozulma hiçbir sey söyleyememe halinden hafif bozuk konuşmaya kadar değişen derecelerde ortaya çıkabilir. Sıklıkla hasta konuşmak istediği zaman doğru kelimeleri kullanamaz, objeleri adlandırmada zorluk yaşar. Afazi olarak adlandırılan bu durum felç dolayısıyla zaten sağ tarafını düzgün kullanamayan hastada bir de istediklerini sözle ifade edememeye yol açtığından psikolojik sorunlara sebep olabilmektedir. Felcin iyileşme döneminde etkilenen tarafta hareketler yavaş yavaş ortaya çıkarken konuşma da yavaş yavaş düzelmeye başlar. Hafif vakalarda genelde tam düzelme olur ama orta ve ağır vakalarda konuşma bozukluğu az ya da çok kalabilir” dedi.

    Yıllardır bu gibi hastaların tedavisi için konuşma terapisi uygulandığını anlatan Prof. Dr. Cengiz Bahadır, “Bu iş için eğitim almış tıbbi personel tarafından gerçekleştirilen konuşma terapisi ile felcin iyileşme döneminde kısmen de olsa ek bir iyileşme sağlanabilmektedir. Konuşma terapisi hasta ve uygulayan için zahmetli ve uzun seanslar yapılması gereken bir tedavi uygulamasıdır. Son yıllarda felce bağlı konuşma bozukluklarında bu geleneksel yönteme ek olarak beyne dışarıdan müdahale etmeyi mümkün kılan Transkraniyel Manyetik Stimulasyon (TMS) tedavisi kullanılmaktadır. Henüz rutin bir tedavi yöntemi olarak onaylanmamış olsa da bu konuda yapılmış yüzlerce çalışmada etkinliği gösterilmiştir. Felçli hastalarda konuşma terapisi ile uygulandığında sonuçlar daha da iyi olmaktadır” diye konuştu.

    Prof. Dr. Cengiz Bahadır, TMS tedavisinin, uygulandığı bölgedeki beyin hücrelerinin aktivitesini arttırdığını ya da baskılayabildiğini belirterek, “Bu yöntemde beynin konuşma merkezi ağrısız ve zararsız bir şekilde uyarılabilmektedir. Bu tedavi sol beyindeki konuşma merkezinin yüksek frekansla uyarılması ya da karşı tarafın düşük frekansla baskılanması şeklinde yapılmaktadır. Karşı sağlam tarafa yapılan baskılama ile hasta tarafın felç ile kaybettiği konuşma yeteneğinin geri kazanması kolaylaşmaktadır. TMS ile afazi tedavisinde öncelikle beyni uyaran en düşük manyetik akım şiddeti belirlenir ve buna göre hastanın durumuna en uygun olan şiddette tedavi gerçekleştirilir. Genelde sağ beyin yarımının konuşma merkezine bin- bin 200 uyarı verilir. Tedavi süresi hastanın durumuna göre genelde 10-30 dakika arasında değişir ve 10-15 seans kadar sürer. Yan etkisi yok. Son derece az ve ağrısız olan TMS tedavisi felce bağlı konuşma bozukluklarının tedavisinde umut vaad eden bir tedavi olmuştur” şeklinde konuştu.

  • Sosyal Medyadaki “Ölü Arkasından Konuşma” Tepkilerine Yanıt

    İlahiyatçı Yazar Osman Ünlü, Hasan Karakaya’nın ölümünün ardından başlatılan ‘ölünün arkasından konuşulup konuşulmayacağı’ tartışmalarına açıklık getirdi. Ünlü, “Kişi hayattayken insanlara zarar verdiyse, geride kalanları onun zararlarından korumak niyetiyle konuşulabilir” dedi.

    Yeni Akit gazetesi Genel Yayın Koordinatörü Hasan Karakaya’nın, geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirmesi sosyal medyanın gündemine oturdu. Hasan Karakaya’nın bir köşe yazısında kullandığı “Ölülerin arkasından konuşulmaz diye bir kural yok. Bu konuda dini bir hüküm de yok” ifadesini örnek göstererek Karakaya hakkında çok sayıda hakaret içerikli yorum yapıldı. İslam dininde ölülerin arkasından konuşulup konuşulamayacağını değerlendiren İlahiyatçı Yazar Osman Ünlü, “İslamiyet’te ölünün de dirinin de arkasından konuşulmasına ‘gıybet’ denir. Bir kişinin duyduğunda üzülebileceği dünyevi kusurunu arkasından söylemek gıybet etmektir. Gıybet çok büyük bir günah ve haramdır. Ancak kitaplarda anlatılırken bazı istisnalar dikkat çeker. Bir insan, başkalarına ve Allah’ın yarattığı mahlukata zarar vermemişse onun arkasından konuşmak gayrimüslim bile olsa günahtır ve caiz değildir. Ancak bir kişi insanlara zarar verdiyse, onları aldattı ve kandırdıysa; o kişinin arkasından konuşulurken sadece hayattakileri onun zararlarından korumak niyetiyle ‘O kişi insanlara zulüm ediyordu’ denilebilir. Bunun dışında diğer hata ve kusurlarını söylemek uygun olmaz” ifadelerini kullandı.

    Bir başkasına zarar vermeden hayatını kaybeden kişinin arkasından konuşmamak gerektiğini belirten Osman Ünlü, “Ölen bir kişinin arkasından konuşmak, onu yargılamak veya cennete-cehenneme göndermek hiç kimsenin hakkı değildir. Hataları ve kusurları varsa da oraya intikal etti. Kendisinin hayattayken söylediği sözler yanlış ya da doğru olabilir. Yanlış olanları, ‘O böyle söyledi, dolayısıyla bu benim üzerime haktır, ben de onun aleyhinde konuşurum ve ona hakaret ederim demek’ başka bir cinayettir. ‘Daha önce bir arkadaşım intihar etmişti, dolayısıyla ben de edebilirim’ denmez. O bir günahtı. Onun başkasının aleyhinde konuşması dinin bir hükmü değildir. Onun yazdığı yazılar da delil olmaz. Biz de ‘Eden bulur’ diye bir atasözü vardır. İyilik eden iyilik; kötülük eden kötülük bulur. Dolayısıyla yazısıyla, sözleriyle bir başkasına zarar vermediyse vefat ettikten sonra herhangi biri hakkında konuşmamalı, susmalı ve Allah-ü Teala’ya havale etmeli. Çünkü zaten ahirete intikal etmiştir” diye konuştu.

  • ODTÜ Öğrencisi AB Parlamentosu’nda Konuşma Yaptı

    ODTÜ Geliştirme Vakfı Mersin Lisesi 1. Sınıf öğrencisi Umut Sidar Polat, Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen toplantıda ’Türkiye denizlerinde yerel olmayan türler ve iklim değişikliği’ konulu konuşma yaptı.

    Brüksel’deki toplantı, hedefi ‘2020’ye kadar Temiz Denizler’ olan Avrupa Birliği projesi ’PERSEUS’un son konferansı kapsamında gerçekleştirildi. Umut Sidar Polat, Türkiye’nin iki PERSEUS ortağından biri olan ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü’nün düzenlediği yarışmada yazdığı deneme ile birinci olarak ülkemizi temsil etme şansını yakaladı. Polat’a, Mersin’in Erdemli ilçesindeki ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü akademisyenleri tarafından kapsamlı bir eğitim verildi. Toplantıda Türkiye, Malta, Romanya, Yunanistan ve İspanya’nın öğrenci temsilcileri Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu’nda çevre ile ilgili sunum yapmak üzere seçildi. Her bir temsilci öğrenci, sundukları konu ile ilgili dinleyicilere çözüm önerilerinde bulundular ve bunu 2 kelime ile pankartlarında gösterdiler. Temsilciler pankartları için, ’İki Deniz, Ortak Problemler, Dikkat ve Koruma, Çözüm Bulma, Harekete Geçme’ kelimelerini seçti. PERSEUS elçilerinin sunumları katılımcılar tarafından büyük ilgi ve hayranlıkla karşılandı.

    Umut Sidar Polat, başarılı sunumuyla övgü topladı. Toplantıya katılan bilim adamları ve karar mercileri, denizlerimizin kaderinin genç nesillerin ellerinde olduğu ve PERSEUS temsilcilerinin gelecek için umut vadettiği konusunda fikir birliğine vardı. Etkinliğe kıdemli Avrupa komisyon politikacıları, üst düzey yetkililer, bilim adamları da katıldı. Katılımcılar PERSEUS Konferansı Paydaşlar Toplantısı’nın bir parçası olarak Portekizli Avrupa Parlamentosu üyesi Dr. Ricardo Serrao Santos tarafından ağırlandı.

    Akdeniz ve Karadeniz’in ekolojisini iyileştirmek adına politik çözümler üretmek için 300’ün üzerinde bilim adamı ile 21 ülkeyi temsil eden 53 enstitünün işbirliği yaptığı PERSEUS projesi 31 Aralık 2015’te son bulacak.

  • Elazığ’da Etkili Konuşma Semineri Verildi

    Elazığ Eğitimde Kaliteyi Geliştirme Derneği tarafından ’Etkili konuşma’ semineri düzenlendi.

    Elazığ Belediyesi Kültür Merkezi’nde yapılan seminerde, Doç. Dr. Ahmet Akkaya katılımcı öğrenci ve dernek üyelerine etkili konuşmanın yollarını anlattı. Seminerin açılış konuşmasını yapan Eğitimde Kaliteyi Geliştirme Derneği Başkanı Metin Akgün, “Bugün yaşadığımız sosyal çözülme problemini, bu problemin çözümünün toplumdaki doğal lider konumunda görülen tarikatlar, aşiretler, şıhlar, seydalar, dedeler, pirler, bölgede yaşayan dernekler, cemaatler, cemiyetler ve kanaat önderlerinin bir ve beraber kılınması suretiyle ortak yol haritasının oluşturulmasında birliğin beraberliğin sağlanması gerektiğine inanıyoruz. Bu beraberlikte benim sözüm veya senin sözün şeklindeki nefsin mahkumiyetine dayalı yol ayrımlarından vazgeçip başka Türkiye olmadığının inancı ve farkındalığı içerisinde herkes elini ve bedenini bu taşın altına koymak zorundadır. Bizim dernek bünyesinde oluşturduğumuz tiyatrodaki gençler Türkiye’nin her bir köşesinden bir araya geldiler. Farklı coğrafya, farklı il,farklı kültür, farklı siyasi görüş olmakla birlikte bir araya geldi. Bir araya gelişimizde ki temel değişken telaffuz ettiğimiz söz, hepimiz biriz biz Türkiye’yiz” diye konuştu.

    Açılış konuşmasının ardından seminere geçildi. Seminerde dinleme ve izlemenin becerileri geliştireceğini söyleyen Doç. Dr. Ahmet Akkaya, “Hayatımızın yüzde 80’lik bir kısmını oluşturan beceri için bizler maalesef herhangi bir çalışma içinde bulunmadık. Unutmayalım ki etkili bir iletişimin temelinde etkili bir dinleme yatmaktadır. Çünkü bizler günlük hayatımızın büyük bir kısmını dinlemeyle geçiriyoruz. Bizler biraz önce söylemiş olduğumuz dinleme, konuşma, okuma, yazma gibi becerileri ikiye ayırdığımız zaman sese dayalı beceriler ve harfe dayalı beceriler olarak ayırabiliriz. Sese dayalı becerilerin bir kısmında konuşma vardır diğer kısmında dinleme vardır. Bizler ciddi bir şekilde hoş konuşabiliyoruz fakat iyi, hoş, güzel bir şekilde dinleyebiliyor muyuz sorusu sürekli bizlerin aklında olan bir yapıdır. Sevgili arkadaşlar dinleme kulağa gelen seslerin bilinçli olarak algılanması ve yorumlanmasıdır. O zaman bizim etkili bir dinleme için en başta sese ihtiyacımız var. Bizler o sesi anlamlandırabilirsek orada dinleme gerçekleştirilmiştir” şeklinde konuştu.