Etiket: konuşma

  • Konuşma engelli lise öğrencisine yapılan şaka hastanede bitti

    Adana’da, konuşma engelli lise öğrencisi Ahmet Yıldırım’ın parmağına, sınıf arkadaşlarının şaka amaçlı taktığı yüzük, gencin elinde sıkıştı. Hastaneye kaldırılan gencin şişen parmağındaki yüzük, Cankur ekiplerinin çabaları sonucu çıkarılabildi.

    Edinilen bilgiye göre, konuşma engeli olan 16 yaşındaki Ahmet Yıldırım sınıfta oturduğu sırada, arkadaşları parmağına şaka amaçlı çelik yüzük taktı. Daha sonra Yıldırım, yüzüğü çıkartmak istedi ancak yüzük parmağına dar geldiği için bir türlü çıkartamadı. Bu arada parmağı da şişti. Okuldaki yetkililer öğrenciyi hemen Adana Devlet Hastanesi’ne götürdü. Hastaneye de Adana Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Cankur ekipleri çağrıldı. Cankur ekipleri, kesme aparatı ile 3 dakika süren işlemin ardından, yüzüğü çıkarmayı başardı.

  • “Dil ve konuşma bozukluklarının farkında mısınız?” semineri düzenlendi

    Anadolu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi ve Dil ve Konuşma Bozuklukları Eğitim, Araştırma ve Uygulama Merkezi (DİLKOM) işbirliğiyle “Dil ve konuşma bozukluklarının farkında mısınız?” semineri düzenlendi.

    Öğrenci Merkezi Salon 2009 da, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Gündoğan’ın da katılımıyla gerçekleşen etkinlikte, Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlknur Maviş ve doktora öğrencileri, dil ve konuşma bozuklukları hakkında bilgi verdi.

    Açılış konuşması yapan Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Gündoğan, Anadolu Üniversitesi’nin kurulduğu günden bu yana özel eğitime önem verdiğini belirtti ve “İşitme engellilerle başlayan daha sonra zihinsel engelliler, konuşma bozuklukları ve üstün yetenekliler gibi farklı özel eğitim gerektiren durumlara hem eğitim öğretim veren, akademisyen yetiştiren hem de uygulama merkezleri aracıyla doğrudan toplumsal fayda sağlayan çok önemli bir üniversiteyiz” sözleriyle üniversitenin özel eğitim alanındaki çalışmalarından bahsetti.

    Dil ve konuşma bozukluklarının da özel eğitim gerektirdiğini söyleyen Rektör Gündoğan, Anadolu Üniversitesi’nin Dil ve Konuşma Bozuklukları Terapistliği Lisans Programı aracılığıyla bu alanda Türkiye’ye uzman yetiştirdiğini ifade etti. Eğitimin dışında DİLKOM ile topluma doğrudan katkı sunulduğunu belirten Prof. Dr. Naci Gündoğan, “DİLKOM’a kurulduğu günden bu yana ciddi bir rağbet var. Bu alanda çok önemli bir boşluğu dolduran bir kurum. Üniversitemiz tüm özel eğitim alanlarında olduğu gibi dil ve konuşma bozuklukları alanındaki çalışmalarına da devam edecek” dedi. Böyle seminerlerin bu alanların tanıtımına da hizmet ettiğinin altını çizen Prof. Dr. Gündoğan konuşmasını şu sözlerle sonlandırdı,

    “Bu konuda toplumun bilgilendirilmesi lazım, gençlerimizin bu alanın ne kadar önemli, değerli ve boşluk olan bir alan olduğu konusunda bilgilendirilmesi gerekli. Bu seminerin verimli ve başarılı geçmesini diliyorum.”

    Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fatih Demirci ise, “Bu anlamlı ve özel günde burada bulunduğunuz için hem fakültem hem de üniversite adına hepinize teşekkür ediyorum. Böyle verimli seminerlerin devamlı olmasını diliyorum. Rektörlüğümüzün de katlılarıyla Sağlık Bilimleri Fakültesi ve DİLKOM olarak böyle çalışmaları sürdüreceğimizden ve gelecekte değişik projelerle uluslararası boyutta da güzel başarılar elde edeceğimizden eminim” sözlerine yer verdi.

    Dil ve konuşma bozuklukları her açıdan ele alındı

    Dil ve konuşma bozuklukları hakkında sunum yapan Prof. Dr. İlknur Maviş, seminerin bir farkındalık ve bilgilendirme etkinliği olduğuna vurgu yaptı. Dil bozukluklarının aklımıza ilk gelen anlamıyla ağızdaki dille ilgili olmadığını söyleyen Prof. Dr. Maviş, “Dil düşünceyle oluşan ve beyinde birçok işlemin sonucunda gerçekleşen ağızdan çıkan, konuşmaya dönüşen bir olgudur. Dil işlevleri özellikle sol beyinde gerçekleşir. Sağ beyninde mutlaka dile katkısı vardır” dedi. Dil ve konuşma hakkında genel bir sunum gerçekleştiren Prof. Dr. Maviş, “Dilde en çok fonoloji, morfoloji ve anlam gibi dilin faydacı boyutu bozulmalara çok maruz kalır” bilgisini verdi.

    Prof. Dr. İlknur Maviş’ten sonra doktora öğrencileri Uzman Dil ve Konuşma Terapistleri Çiğdem Eryılmaz Canlı “Gecikmiş Dil Konuşma ve Özgül Dil Bozukluğu”, Sema Uz Hasırcı “Konuşma Sesi Bozukluğu”, Cemil Yılmaz “Dudak Damak Yarığı ve Dil ve Konuşma Terapisine İlişkin Sorunlar”, Özge Sultan Balıkçı “Dil Sorunları ve Özel Öğrenme Güçlüğü”, Fatma Adak Küreli “Kekemelik”, Gamze Yeşilli “Ses Bozuklukları ve Ses Hijyeni” ve Şevket Özdemir “Travmatik Beyin Hasarı” konulu sunumlarını gerçekleştirdiler.

  • Kılıçdaroğlu: “Sayın Deniz Baykal tarihe geçecek bir konuşma yaptı”

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM Genel Kurulundaki anayasa değişikliği teklifi görüşmelerine ilişkin, “CHP Grubu adına önceki genel başkanımız Sayın Deniz Baykal tarihe geçecek bir konuşma yaptı. Biz kendi çıkarımız için değil, partimizin çıkarı içinde değil görüşü ne olursa olsun bu milletin çıkarı için mücadele eden bir partiyiz” dedi.

    CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM’deki grup toplantısında yaptığı konuşmada, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü olduğunu belirterek, “Bize haber ulaştırmak için günün 24 saatinde çalışan bize doğru haber ulaştırmak için alınteri döken, bize atlatma haber ulaştırmak için kendi arkadaşlarını bile atlatan ki topluma duyduğu sevgiyi saygıyı ve toplumun doğru haber alması açısından verdiği emeği yücelten gazeteci arkadaşlarımıza sevgilerimizi saygılarımızı sunuyoruz. Çok farklı görüşlerden gazeteci arkadaşlarımız, gazetelerimiz var. Topluma haber taşıyorlar. Görüşü ne olursa olsun hiçbir gazeteci arkadaşın tutuklanmasını istemeyiz, gözaltına alınmasını istemeyiz. Eğer onun üzerine baskı kurarsak, haber yapmasını engellersek, yorum yapmasını engellersek, gözaltına alırsak, tutuklarsak demokrasiden söz edemeyiz. Demokrasinin bizatihi varlık nedeni medyanın özgürlüğünde yatmaktadır. Bu açıdan bizim hapishanelerimizde 150’ye yakın gazeteci arkadaşımız var. Bir kısmının iddianamesi bile hazırlanmış değil, içeride bekliyorlar. Bir baskı döneminden geçtiğimizi biliyoruz. 20 Temmuz darbesinin sonuçlarını, hep birlikte görüyoruz. 20 Temmuz sivil darbesinden sonra sonuçlarını hep birlikte görüyoruz. O açıdan birinci acıyı çeken gazeteci arkadaşlarımız var, özgürce haber yapamıyorlar. Bazen otosansür uygulamak zorunda kalıyorlar. Şuanda 147 gazetecimiz hapiste ama 9 bin işsiz gazeteci var. Bu iş kolunda işsizlik oranı yüzde 29. En yüksek oranı gazetecilik alanında yaşanıyor. 17 bin çalışandan 3 bini sendikalı. Hiçbir güvenceleri yok. Türkiye’nin bugün yaşadığı tablo bu. Bütün bunlara rağmen inatla, dirençle, kararlılıkla haber yapmaya çalışan gazeteci arkadaşlarımız var. Onların önünde saygıyla eğiliyorum” diye konuştu.

    “Kendi iradeni başkasına ipotek ettirirsen felaketten kurtulamazsın”

    Bugün 1’inci İnönü Zaferinin de 95’inci yıl dönümü olduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, İsmet İnönü’nün albay rütbesiyle İnönü’de birinci zaferi kazandığını anlattı.

    Cumhuriyetin zor şartlarda kurulduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, “Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyet kurulduktan sonra söylediği bir cümle daha var; bugünlerin daha iyi değerlendirilmesi açısından şöyle der 1923’te; ’Milletimizin başına gelen bütün felaketler kendi talih ve geleceklerini başka birisinin eline terk etmesinden kaynaklanmıştır.’ Kendi iradeni başkasına ipotek ettirirsen felaketten kurtulamazsın. ‘Bu kadar acı tecrübeler geçiren milletin bundan sonra egemenliğini bir kişiye vermesi kesinlikle mümkün değildir.’ Saraydan alıyorsun millete veriyorsun egemenliği ve milletin egemenliği geçerlidir diyorsun. TBMM’nin duvarına tek cümle yazıyorsun ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.’”

    “Sayın Deniz Baykal tarihe geçecek bir konuşma yaptı”

    Anayasa değişikliği görüşmelerine ilgili konuşan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

    “Bu kısa tarihten bahsetmemin nedeni kendi tarihini bilmeyen geleceği inşa edemez. Yaşadığı sıkıntıları bilmeyen geleceği inşa edemez. Geçmişini bilmeyen geleceğini sağlıklı inşa edemez. Bir anayasa görüşmesi var. Dün milletvekili arkadaşlarım, grup başkanvekillerimiz olağanüstü bir performans gösterdiler. Bütün ayrıntıları aktarıldı. CHP Grubu adına önceki genel başkanımız Sayın Deniz Baykal tarihe geçecek bir konuşma yaptı. Biz kendi çıkarımız için değil, partimizin çıkarı içinde değil görüşü ne olursa olsun bu milletin çıkarı için mücadele eden bir partiyiz. Çok partili hayatı bu ülkeye getiren partiyiz. Herkesin düşüncesine saygı duyan bir partiyiz. Demokrasimizin gelişmesini isteyen bir partiyiz. Bizim adımıza konuşan tarihe not düşen önceki genel başkanımız CHP’ye yakışan bir konuşma yapmıştır. Biz her türlü düşünceye saygı gösterirken, herkese saygı gösterirken, temel felsefemizin demokrasi olduğunu hiç kimsenin unutmamasını isteriz. Anayasa değişiklikleri neden önemli? Çünkü anayasalar bir toplumun uzlaşma belgeleridir. Nerede yaşarsa yaşasın, cinsiyeti, kimliği, eğitim düzeyi ne olursa olsun her vatandaş anayasa kitapçığını eline aldığında bu benim anayasamdır diyebilmelidir. Anayasayı önemli kılan her yurttaşın haklarını güvence altına almasıdır. Benim bir anayasal hakkım varsa bu hakkımı özgürce arayabilmeliyim anayasa bunu sağlar. 1789 İnsan ve Yurttaş Hakları bildirgesinin 16’ncı maddesi şunu söyler; ’hakların güvence altına alınmadığı ve güçler ayrılığının belirlenmediği bir toplumun anayasası yoktur.’ Haklar güvence altına güçler ayrılığı ilkesiyle alınır, bir kişinin elinde toplanmamasıyla alınır. Vatandaşımız derdi ki, bir kişinin elinde toplansa ne fark eder. Şöyle fark eder; bir ülkede yargı bağımsız değilse, siyasi otoritenin emrindeyse haklar güvence altında değildir. Benim hak arama güvencem anayasa teminatı altında olmalıdır. Güçler ayrılığının temel felsefesi de budur. Yasama, yargı ve yürütme birbirini denetleyecek, birbirinden üstün olmayacak. Bazı vatandaşlarımız diyebilir ki, ’bir şey olmaz bir kişiye yetkiyi verelim Türkiye’yi yönetsin kavga dövüş de olmaz.’ Dünyada yetkilerin tek elde toplandığı kavgasız dövüşsüz bir örnek yoktur. Tarihte yoktur. En son örneği Hitler’dir. Seçimle gelmiştir, bütün yetkileri üstüne almıştır. Hitler sadece Almanya ve Avrupa’yı değil bütün dünyayı kana bulamıştır. Bunun üzerine Almanlar yeni bir anayasa yazarken direnme hakkını anayasalarına koymuşlardır.”

  • Konuşma ve işitme engelli berber, görüntülü aramayla randevu veriyor

    Bitlis’in Ahlat ilçesinde konuşma ve işitme engelli olan berber, müşterilerini bekletmemek için görüntülü arama yöntemiyle randevu veriyor.

    İlçede 16 yıldır berberlik yapan doğuştan işitme ve konuşma engelli Yıldıray Gültay, müşterilerine görüntülü arama yöntemiyle randevu veriyor. Vatandaşlarla işaret diliyle anlaşan Gültay, teknolojiyi de kullanmaya başladı. İlçede oldukça iyi bir müşteri potansiyeli olan Gültay, vatandaşları bekletmemek adına görüntülü arama veya mesajla iletişim kuruyor. Her müşterisine özel ilgi gösteren Gültay, sempatik tavırlarıyla da büyük ilgi görüyor.

    Üç çocuk babası Gültay’ın her şeye rağmen işini layıkıyla yapması ise ilçe halkı tarafından takdirle karşılanıyor. Gültay ile birlikte çalışan Halim Adıyaman, engellere rağmen iyi bir iletişim kuran ve teknolojiyi son derece iyi kullanan iş arkadaşından oldukça memnun olduğunu belirterek, “Yaklaşık 4 hafta önce Yıldıray arkadaşımın yanında işe başladım. Beraber çalışıyoruz. Bu süre zarfında müşterileriyle olan diyaloğu çok güzel. Teknolojinin vermiş olduğu imkanları kullanarak görüntülü aramayla müşterilerine sıra veriyor. Birlikte keyifli bir şekilde çalışıyoruz. Sempatik tavırlarıyla herkes tarafından seviliyor” dedi.

    Müşterilerden Fırat Karakaplan ise sadece tıraş olmak için değil, zaman zaman sohbet etmek içinde geldiklerini belirterek, “10 yıldır Yıldıray ağabeyimin yanında tıraş oluyorum. Çok sevdiğimiz değerli bir ağabeyimizdir. Buraya gelirken iletişim konusunda hiçbir sıkıntı yaşamıyoruz. Kendisi hem konuşma hem de işitme engellidir. Yanına sadece tıraş olmak için değil sohbet etmek içinde çok sık uğruyoruz. Kendisiyle çok iyi anlaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

    Gültay’ın akrabası olan Servet Alçiçek ise görüntülü arama ve mesaj sistemiyle vatandaşlara sıra vermesinin herkes tarafından memnuniyetle karşılandığını ifade ederek, “Yıldıray Gültay’ın yeğeniyim. Kendisi memleketimizin güler yüzlü bir esnafıdır. 10 yaşından bu tarafa bu meslekte uğraşıyor. İşitme ve konuşma engellidir. Ailesi, arkadaşları ve çevresindekiler tarafından oldukça sevilen çok mütevazi bir insandır. Görüntülü arama yöntemiyle müşterileriyle iletişim sağlıyor. Kendisinden hepimiz memnunuz” diye konuştu.

    Müşterilerden Muaz Karakaplan da, Yıldıray’ın yıllardır müşterisi olduğunu söyleyerek, “Bir saat önce kendisini görüntülü olarak arayarak sıra olup olmadığını işaret diliyle sordum. Bana bir saat sonra gelmemi ve arayacağını söyledi. Görüntülü arayarak gelmem gerektiğini anlattı. Teknolojiyi bu şekilde kullanması oldukça güzel oluyor. Kendisini çok seviyoruz” şeklinde konuştu.

    Her gün berbere çay getiren Uğur Antep ise Yıldıray’ın devamlı müşterisi olduğunu ve her gün kendileriyle görüntülü aramayla iletişim kurup işaret diliyle çay istediğini kaydetti.

  • Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Yörük Şenliklerinde konuşma gerginliği

    Bilecik’in Söğüt ilçesinde bu yıl 735’incisi gerçekleşen Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Yörük Şenliklerinde, Büyük Birlik Partisi (BBP) üyesi olduğu belirtilen gençlerle, Söğüt Belediye Başkanı Halil Aydoğdu arasında ’Neden genel başkanımızı konuşturmadınız’ şeklinde bir gerginlik yaşandı.

    Şenlik programında, Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş’in konuşması sonrası BBP Genel Başkanı Mustafa Destici tören alanından ayrıldı. Bu sırada bir grup BBP’li genç, Söğüt Belediye Başkanı Halil Aydoğdu’nun yanına gelerek, “Bakın siz konuştunuz, kaymakam konuştu, vali konuştu, biz her sene buraya geliyoruz bizim genel başkanımıza neden konuşma yaptırmadınız vermediniz diye” serzenişte bulundular.

    BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, “Ertuğrul Gazi dedemizin ve Türkmen Yörük etkinliklerimiz 735 yılı ülkemize milletimize, bütün Türkmen kardeşlerimizle tüm Türk milletine hayırlı olmasını yüce Allah’tan niyaz ediyorum. Başta Hayme Anamız, Ertuğrul Gazi dedemiz, Osman Gazi atamız olmak üzere tüm ceddimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum. Onlar bu vatanı bu toprakları bizlere yurt yaptılar. Kendileri şehit oldular, gazi oldular Rabbim hepsinden razı olsun. Tabii bugün buraya teşrif eden dava arkadaşlarıma şükranlarımı sunuyorum. Burada Hayme anamızın, Ertuğrul Gazi’ye öğüdünde olduğu gibi adalet en önemli duygu. Diyor ki “İster obandan olsun, ister olmasın, herkese karşı adil davran” diyor. Biz adaletin ne demek olduğunu ceddimizden, atalarımızdan bu topraklarda yüzlerce yıl öğrendik. Yine sabırlı olmayı, mücadele etmeyi, hoşgörüyü, dostluğu hepsini Allah’a hamdolsun ki atalarımız, ceddimiz yaşayarak büyük bir miras bıraktılar. En önemlisi onların bize miras bıraktığı bu vatan toprağına sahip çıkmak. Bu millete sahip çıkmak, bu devlete sahip çıkmak ama buna sahip çıkarken de işte başta adalet olmak üzere, hoşgörü, şükür, sabır, alçak gönüllülük olmak üzere bu topraklarda yaşatmak biz alperenlerin boynunun borcudur. İnşallah dün olduğu gibi bugün de bu kültürün bu topraklarda yaşaması için vatanımızın varlığı, milletimizin birliği, devletimizin varlığı için herkesten daha fazla çalışacağız, kimsenin birliğimizi, dirliğimizi bozmasına dün olduğu gibi bugünde yarın da izin vermeyeceğiz Allah’ın izniyle. Bugün burada Söğütteyiz, Söğüt elbette ki Osmanlının kuruluşuna ev sahipliği yapmış ama daha sonra bugüne kadar da bu ruhu korumuz bir beldemiz, bir ilçemizdir. İnşallah daha sonra bu ruhun korunmasında yani Türk İslam ülküsü ruhunun korunmasında büyük katkı sağlayacaktır. Biz de Büyük Birlik Partisi olarak her yıl buradayız. Allah’ın izniyle de bu ruh bu bedenle olduğu sürece, bu bedende taşımaya devam ettiğimiz sürece her zaman, her yıl burada olacağız. Ceddimiz Ertuğrul Gazi’yi, atamız Osman Gazi’yi ve onun neslinden gelen ceddimizi, atalarımızı unutmadık, unutmayacağız. İlahi ketimullah için Nizami Alem demeye devam edeceğiz” dedi.

    Destici, gerginlikle ilgili ise “Yok, hiçbir gerginlik olmadı. Çok kardeşçe, hiçbir gerginlik yok. Ben gerginlik görmedim, görseydim ben müsaade etmezdim. Çünkü burası birlik ve beraberlik yeri, kardeşlik yeri” dedi.

    “Alperen Ocakları gençleri heyecanına hakim olamıyor”

    Söğüt Belediye Başkanı Halil Aydoğdu ise Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici’nin protokolden çıkarken bir gerginlik yaşandığı sorusuna karşılık, “Söğüt şenliklerinde son 4-5 yıldır bir kural konuldu. Mecliste gurubu olan partinin genel başkanları bir selamlama konuşması yapıyorlar. Ama Mecliste grubu olmayan partilere de böyle bir konuşma verildiği taktirde zaman itibariyle yetmiyor. Çünkü grubu bulunan ve bulunmayan tüm partilere konuşma verdiğimiz zaman saatlerce süren konuşmalar meydana geliyor. Dolayısıyla bunu azaltmak için veya da zamanı iyi kullanmak adına hem Yörükler adına hem de belediye başkanlığı adına bir konuşma yapıyor. Kaymakamımız Söğüt Kaymakamlığı ve vakıf başkanlığı adına bir konuşma yapıyor. Sayın valimiz ev sahibi olarak bir konuşma yağıyor. Bundan sonraki konuşma kısmı bizim dışımızda. Törenlerimize katılan en üst düzeydeki protokol üyesi kimse, onun emirlerine matuftur bundan sonrası. Hatırlarsınız bir zamanlar sayın Başbakanımız şimdiki Cumhurbaşkanımız tek o konuşuyordu. Daha sonra denildi ki Mecliste gurubu olan genel başkanlar da konuşma yapsınlar. Dolayısıyla bu sistem böyle bir sistem. Şimdi bugün Anavatan Partisi ve Büyük Birlik Partisi Genel Başkanları buradaydı. Bu konuşma veriliyor olsaydı büyük bir ihtimalle diğer partilerin genel başkanları da burada olurlardı. Bu da saatlerce süren bir konuşma oluşturur. Burada darılacak, kırılacak hiçbir şey yok. Tabii ki biz BBP Genel Başkanının Ertuğrul Gazi’ye, Söğüt’e ve ecdada bakışını çok iyi biliriz. Sağ olsunlar her yıl ekibiyle birlikte bu alana şereflendirip ve törenlere katılır. Bundan da memnuniyet duyuyoruz. Ancak bu konuşma konusunun böyle bir sorun haline gelmesinden biz rahatsızız. Netice itibariyle bu bizim elimizde olan bir şey değil. BBP’liler bana ‘Siz konuştunuz, kaymakam konuştu, vali konuştu, biz her sene buraya geliyoruz bizim genel başkanımıza neden konuşma yaptırmadınız diye bir sitemde bulundular. Onun dışında fazla bir şey olmadı. Genç bunlar Alperen Ocakları gençleriydi bunlar. Heyecanına hakim olamadılar. Sayın genel başkanlarıyla bizim aramızda herhangi bir sıkıntı olmamıştır. Zaten Mustafa bey fark etseydi büyük ihtimalle engel olurdu” dedi.