Etiket: konumu

  • Türkiye’nin stratejik ve jeopolitik konumu Atatürk Üniversitesi’nde konuşuldu

    Türkiye’nin stratejik ve jeopolitik konumu Atatürk Üniversitesi’nde konuşuldu

    Ankademia Eğitim Kulübü tarafından düzenlenen “Demir İpekyolu: Türkiye’nin Jeopolitik Durumu ve Siyaset Açısından Stratejik Konumu” söyleşisine katılmak üzere Erzurum’a gelen AK Parti Genel Merkezi ARGE Birimi Başkan Yardımcısı Mahmut Sami Mallı, programdan önce Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı’yı ziyaret etti.

    Mahmut Sami Mallı’ya söyleşinin diğer katılımcıları olan stratejist-yazar Serdar Bozdoğan ve Stratejik Düşünce Kuruluşu Başkanı Ali Hashalıcı eşlik etti.

    Konuklarına Atatürk Üniversitesi tarihinin en önemli projelerinden biri olan Yeni Nesil Üniversite Tasarım ve Dönüşüm Projesi hakkında bilgi veren Rektör Çomaklı, proje kapsamında kurulan birimleri gezdirerek gerçekleştirilen çalışmaları yerinde gösterdi.

    Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi, (BAP) Proje Geliştirme ve Koordinasyon Ofisi, Dijital Dönüşüm Ofisi, Metodoloji Destek Ofisi, Lisans Eğitim Koordinatörlüğü ile Kurumsal İletişim Direktörlüğü (KİD) ve alt birimlerini ziyaret ederek birim yöneticilerinden bilgi alan Mahmut Sami Mallı, birimlerin Atatürk Üniversitesinin vizyonuna yakışır şekilde dizayn edildiğini söyledi.

    Atatürk Üniversitesinin Yeni YÖK Vizyonu Yaklaşımını dikkate alarak eğitim, AR-GE, sanayi ve topluma fayda anlamında çalışmalar yürütmek suretiyle yoluna devam ettiğini belirten Rektör Çomaklı, yaklaşık 465 bin öğrencisiyle Türkiye’nin en büyük üniversitelerinden birinin Atatürk Üniversitesi olduğuna dikkat çekerek, üniversitenin tüm fikirlere açık, çağa uyum sağlayan ve uluslararasılaşma yolunda emin adımlarla ilerleyen bir eğitim kurumu olduğunu söyledi.

    Birim ziyaretlerinin ardından Prof. Dr. Çomaklı, Mahmut Sami Mallı ve konuklar, Türkiye’nin Jeopolitik Durumu ve Siyaset Açısından Stratejik Konumu söyleşisine katılmak üzere Atatürk Üniversitesi Kültür Merkezi Mavi Salonda geçtiler.

    Söyleşide öğrencilere, Türkiye’nin jeopolitik konumunun öneminden bahseden Mahmut Sami Mallı, yeni İpekyolu projesinin 65 ülkede yaklaşık 4,5 milyar kişiyi ve dünya ticaretinin de yüzde 40’ını kapsadığını belirterek bunun devasa küresel ekonomik bir sistem anlamına geldiğini söyledi. Mallı konuşmasını şöyle tamamladı: “Tarihte her devletin uyguladığı stratejilerin bir yaşam süresi vardır. Köklü ve güçlü bir devlet süresi dolduğunda stratejisini çağın koşul ve şartlarını gözetleyip kendi kültür ve medeniyetini muhafaza edecek şekilde uyum eşliğinde yeniler. Bu süreç içerisinde uygulanan politikanın gayesi devleti korumak ve güçlendirmektir. Bu güne baktığımızda 21.yüzyılın yönetim şekli bilim, teknoloji, akıl ve insandır. Analitik düşünce içerisinde algılama ve adaptasyon yeteneğini temin ederek, bilim dallarından teknolojinin keşfini akıl ile yürüten insanın en büyük mahareti ufku ve ötesini görmeyi sağlamasıdır.”

  • Balıkesir’in kültürel değerleri ve uluslararası rekabetteki konumu tartışıldı

    Sabah Gazetesi yazarlarının katılımıyla Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen “Sabah İl Buluşmaları’nın beşincisi Balıkesir’de gerçekleştirildi. Programda Balıkesir’in kültürel değerleri ve uluslararası rekabetteki konumu tartışıldı.

    Sabah Gazetesi yazarlarının katılımıyla Balıkesir’de 5.’si düzenlenen program Sabah Gazetesi köşe yazarı Kerem Alkin’in açılış konuşmasıyla başladı. Daha sonra konuşan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Zekai Kafaoğlu Balıkesir’in şuanki ekonomik verilere göre Türkiye’de 16. sırada yer aldığını belirterek hedeflerinin Balıkesir’i ilk 10’a sokmak olduğunu söyledi. Balıkesir’in 3 alanda aynı oranda büyümesi gerektiğine dikkat çeken Başkan Kafaoğlu, sanayi, turizm ve tarım alanında büyümenin eşit olması gerektiğini vurgulayarak “Balıkesir Marmara ile Ege bölgesini birleştiren odak şehir. Ulaşım noktasında terenin, hava, deniz ve otoyolların birleştiği bir şehir. Balıkesir gelecek 10 yıl içinde yıldızı parlayacak bir il. Buna inanmış durumdayız. Adanmış insanlarla başarıya ulaşılır. Bizde kendimizi buna adadık ve ekibimizle Balıkesir’i istediğimiz noktaya taşıyacağız. Çanakkale savaşında Balıkesir Lisesi 2 dönem üst üste mezun vermemiş. Çanakkale’ye geçilmez yapmak için gitmişler ve geri dönmemişler. Her zaman mesele vatan, bayrak meselesi olduğunda Balıkesir kendini öne atmış bir ildir. 7 düvel değil 77 düvele karşı mücadele veriyoruz. Terör örgütlerinden tutunda arkasındaki tüm güçlere karşı ülke içinde ve ülke dışında mücadele ediyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın 2023, 2071 hedefleri var. İller bu bağlamda çalışmalar yapıyor. Balıkesir Kuvay-i Milliye şehri olarak hedeflere ulaşmaya hazır. İller arasında 16. sıradayız. Türkiye’de ülkeler arasında 16. sırada. Türkiye ekonomik açıdan ilk 10 girmek istiyor. Balıkesir’de ekonomik olarak ilk 10 ‘a girmek istiyor. Türkiye ve Balıkesir hedefleri aynı. Balıkesir tarım, turizm ve aynı zamanda sanayi şehri. Bu üç saç ayağı üzerinde yükselmeliyiz. Birbirinin sahasına girmeden Balıkesir’in yükseleceğine inanıyorum” dedi.

    Konuşmanın ardından programda Sabah Gazetesi Köşe yazarı Kerem Alkin, URAK raporu iller arası gelişmişlik raporu üzerine konuşmasını gerçekleştirdi. Daha sonra panelde sırasıyla Balıkesir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kerim Özdemir, Bandırma Onyedieylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Özdemir, Balıksir Büyükşehir Belediye Başkanı Zekai Kafaoğlu ve Dünya Odalar Federasyonu Onursal Başkanı Rona Yırcalı panel için hazırladıkları konuşmaları dinleyiciler ile paylaştılar.

    Balıkesir nereden nereye geldi

    Dünya Odalar Federasyonu Onursal Başkanı, A.Rona Yırcalı panelde yaptığı konuşmada Balıkesir’in dünü ve bugününü gelişmişlik noktasında değerlendirdi. Yırcalı, Balıkesir’in söylenenin aksine büyük bir köy olmadığını ifade ederek “Benim görüşüme göre bir şehrin ilerleyebilmesi için ekonomi için nasıl temel taşlar varsa ihracat, üretim, tüketim buna bağlı olarak enflasyon ve büyüme rakamına bakılıyorsa şehre bu gibi veriler üzerinden bakılmalı. Balıkesir nereden nereye geldi. Ulaşımda İDO gelmeye başladığı zaman herkes mutlu oldu. Bandırma-Balıkesir kara yolu yapılınca mahcubiyet ortadan kalktı. Edremit, yolu yapması bizi mutlu etti. Bugün neden bahsediyoruz. Çanakkale köprüsü ne zaman biteceğinden bahsediyoruz. 2020 yıllında Balıkesir’in nasıl bir hale geleceğini lojistik merkezinde ulaşacağı noktayı biliyoruz. Bir çok konu gecikti. Ama bugün Haberleşmede hiçbir eksimiz yok. Balıkesir’in de haberleşmede sıkıntıları vardı bu kalmadı. Konuk bakımından eski sıkıntılarımız yok. İlkokul, ortaokul ve lise noktasında sıkıntı yok. Yakın zamana kadar Uludağ Üniversitesine bağlı olan bir Üniversitemiz vardı. O günden bugüne nereye geldiğimizi hepimiz görüyoruz. Bir üniversitenin o şehirde olması eko sistem getiriyor”dedi.

    Akıl teri, alın terinden daha öne çıkmaktadır

    Bir şehrin tek başına tarım, sanayi, kültür ve turizm şehri olmasının mümkün olmadığını söyleyen Yırcalı “ Bir şehirde büyüme ve ilerleme için bunların hepsi olması lazımdır. Hepsi beraber götürüldüğü anda bir il haline gelinir. İleriye dönük içinde mutlu insanlar topluluğu olur. Yerel idarecilerimize de heyecan verir. Balıkesir’de bu imkanlar var. Bunlar iyi değerlendirilirse daha ileriye gidilebilinir. Çin’den başlayarak bütün Türk Cumhuriyetlerini geçerek Türkiye’ye gelen Arap ülkeleri ve Afrika’ya oradan İngiltere’ye kadar tarayacak olan yolun dağılımı bu bölgeden yapılacaktır. Buraya kadar kara yolu buradan deniz yolu olacaktır. Ben Pazartesi günü Çin Odalar Birliği ile anlaşmasını yapmak için gidiyorum. Çin’de başlayan bir hareketin Balıkesir’de, Çanakkale köprüsü ile önemine dikkat çekmek istiyorum. Bugün artık gelinen noktada akıl teri, alın terinden daha öne çıkmaktadır. Başbakanımız söyledi. 8-10 sene içinde Dünyada yapılan mega projelerin 6 tanesi Türkiye içinde. Bu bile insanın içini ısıtmakta” dedi.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Bizim için teröristin konumu neyse bunların konumu da o”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sağlık çalışanlarına şiddet konusunda, “Size kalkan elleri affetmek mümkün değil. Bunların teröristten hiçbir farkı yoktur. Bizim için teröristlerin konumu neyse bunların konumu da odur” dedi.

    14 Mart Tıp Bayramı nedeniyle doktorları ve sağlık çalışanlarını Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlık çalışanlarına yönelik şiddet girişimlerine tepki göstererek, bu tür girişimde bulunanların teröristlerle aynı olduğunu belirtti.

    “Size kalkan elleri affetmek mümkün değil”

    Sağlık çalışanlarının Tıp Bayramı’nı tebrik ederek konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her an tıp bayramıdır. Hangi an doktora ihtiyacımızın olacağı belli değil, öyleyse her an Tıp Bayramı” diye konuştu.

    Sağlık çalışanlarına şiddet konusunu değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Size kalkan elleri affetmek mümkün değil. Bunların teröristten hiçbir farkı yoktur. Bizim için teröristlerin konumu neyse bunların konumu da odur” şeklinde konuştu.

    Sağlık çalışanlarının Mehmetçik ile birlikte cephede mücadele ettiğinin altını çizen Erdoğan, Çanakkale Savaşı’ndan, Sarıkamış’tan örnekler vererek, “Benim dedem de orada donarak öldü. Sarıkamış’ta karın altından çıkartılan askerlerimizden bazılarının çıplak olduğu görülür. Çünkü ayaklarındaki çarıklar bile yoktu, üstleri de çıplaktı. Tüfekleri, ona sarıymış şekilde donarak şehit olmuşlar. Şimdi elhamdülillah askerlerimiz her türlü koşullardaki donanıma haiz giysileri ile arazideler. Ne gerekiyorsa yapıyoruz ve yapacağız. Çünkü onlar bu vatan için feda-i can ediyorlar” ifadelerini kullandı.

    “Geri adım yok, sonuna kadar”

    Terör örgütleri ile yurt içinde ve yurt dışında yapılan mücadeleye ilişkin konuşan Erdoğan, “Güneydoğu’da bu teröristler okullarımızı bombaladı, yaktı, hastanelerimizi yaktı, bombaladı, sen tedavi olacaksın, yakınların tedavi olacak, ‘ben Kürtlerin temsilcisiyim’ diyorsun geliyorsun Kürt kardeşimin tedavi olduğu hastaneyi yakıyorsun, Kürt kardeşimin eğitim aldığı okulu yakıyorsun. Bunlar cahil, vahşi. Bunların Afrin’den olanlardan ne farkı var. PYD/YPG, biz hep ne diyoruz, Amerika bak, bunlar PKK’nın ta kendisidir. ‘PKK’ya terör örgütü olarak tanıyorum’ diyorsun ama senin askerin, subayın PYD’ye Amerika’nın kokartını takıyor ve onunla kol kola benim askerime karşı savaşıyor. Geri adım yok, sonuna kadar. Zeytin Dalı Harekatı sırasında görevleri gereği geride kalmaları gerekirken, tüm sorumluluğu üstlenerek, hatta ısrar ederek cephe hattına koşan Yelda hemşiremiz gibi, her biri özveri abidesi çok sayıda acil sağlık personelimiz olduğunu biliyoruz. Çığ altında kalan askerlerimize yardım için gittiği dağda, onları kurtardıktan sonra kendisi 12 saat boyunca mahsur kalan doktor Samet Akar gibi kardeşlerimiz olduğunu biliyoruz. 2015 yılındaki hadiseler sırasında çatışma bölgesinin içinde kalan görev yaptığı hastaneyi terk etmeyen doktor Ömer Faruk Bilen gibi nice kardeşlerimiz olduğunu biliyoruz” dedi.

    “Bu tür saldırıların failleri yarın hangi yüzle aynı kişilerin önüne şifa aramak için çıkar”

    Sağlık görevlilerine uygulanan şiddete ilişkin konuşan Erdoğan, “Bizi en çok hususlardan birisi de sağlık camiamıza yönelik şiddet ve saldırı haberlerini duymaktır. Geçtiğimiz aylarda Giresun’da görev yaptığı hastanede ruh sağlığı bozuk bir hastası tarafından vurularak şehit edilen doktor Ali Menekşe’ye özellikle Allah’tan rağmen diliyorum. Hiçbir acı, hiçbir mazeret insanlara hizmet vermek için çalışan doktora, sağlık personeline sözlü tacizde bulunulmasını, hele hele fiziki saldırı yapılmasını haklı gösterilemez. Bu tür saldırıların failleri yarın hangi yüzle aynı kişilerin önüne şifa aramak için çıkar. Sağlık çalışanlarımızın daima yanlarında olduğumuzun, onlara yönelik hiçbir saldırıya müsamaha göstermeyeceğimizin bilinmesini istiyorum” diye konuştu.

    “O zaten üçüncü dünya savaşının ifadesi anlamına gelir”

    Zeytin Dalı Harekatı’nda etkisiz hale getirilen terörist sayısını veren ve Amerika ile koalisyon güçlerini eleştiren Erdoğan, “Etkisiz hale getirilen terörist sayısı 3 bin 486’ya çıktı. Afrin’e iyi yaklaştık. Çünkü bizim derdimiz işgal değil, bizim derdimiz bu terör koridorunu teröristlerden tamamen temizlemektir. Temizleyeceğiz ki, bizim sınırlarımız rahat olsun. 911 kilometre sınırımız var, kolay değil. Amerika’nın burada sınırı mı var, koalisyon güçlerinin burada sınırı mı var, ne işlere var burada, niye geliyorlar buraya, kimi korumaya geliyorlar? Suriye zaten şuanda Rusya ile beraber hareket ediyor. Öyleyse koalisyon güçleri kiminler hareket ediyor, söyleyeyim, YPG ve PYD. İlk anlarda 5 bin tır buraya silah getirdiler. 2 bin kargo uçakları ile mühimmat getirdiler. Onların bu kadar silah getirdikleri yere biz Kızılay’ımızla, AFAD’ımızla, Diyanet Vakfı’mızla insani yardım taşıyoruz. Bunları kendilerine söyledik. Sayın Tillerson’a bunu özellikle anlattım, ‘bu silahları buraya kime karşı getiriyorsunuz, bu sınırın ötesinde sadece biz varız, bunları buraya niye getiriyorsunuz?’ İnanır mısınız ses yok. Ama 20 tane üs kurdular buraya. Bu üsler burada niye var. Akla iki şey geliyor, ya Türkiye, ya İran. Herhalde Rusya’ya karşı bu işi kullanacak değil. O zaten üçüncü dünya savaşının ifadesi anlamına gelir. Bunları hep konuşuyoruz” şeklinde konuştu.

    “Siz doktorlarımızdan da bu konuda yardım istiyorum”

    Başarılı olan doktorların yurt dışında aldıkları eğitimin ardından tekrar ülkelerine dönmesini isteyen Erdoğan, “Buradan bir yerlere sinyal veriyorum. Şükrü hocam, Murat hocam, artık oralarda işiniz bitti, dönün ülkenize” diye konuştu.

    Genç nüfusa dikkat çeken Erdoğan, “Eğer nüfusumuz yaşlanırsa bu millete yazık olur. Bazıları bizim üç çocuk tavsiyemize kendilerince istihza ile yaklaşıyor. Ama nüfusumuz millet olarak zen büyük gücümüzdür, bunu korumak zorundayız. Siz doktorlarımızdan da bu konuda yardım istiyorum. Genç dinamik nüfus, asıl sermaye budur. Bir ekonomistim ben. Ülkelerin kalkınmasında bize ekonomide dört madde sayarlardı; insan, emek, sermaye, üretim. Ben siyasette bunu teke indirdim. Başarının sırrı sadece insandır” şeklinde konuştu.

    Şehir hastanelerine ilişkin konuşan Erdoğan, “Bu benim aşkımdır, şehir hastanelerimiz. Belediye Başkanlığı döneminden bu benim geleceğe yönelik projelerim içindeydi. Elhamdülillah buna başladık. Birinci derecede 30 büyük şehrimizde bunların olması şart. Ondan sonra sıra sıra diğer şehirlerimize bunları küçülterek devam ettirmek. Bu projeyi geleceğin sağlık modeli olarak görüyorum” ifadelerini kullandı.

    Sağlık Endüstrileri Yönlendirme Kurulu tarafından takip edilen sağlıkta yerli üretim konusunu önemsediklerini kaydeden Erdoğan, “Son zamanlarda atılan ve ilaçta yerlileşme anlayışımızla asla uyuşmayan bir takım adımların da en kısa sürede düzeltileceğini ümit ediyorum. Türkiye yerli ilaç sanayinin önünün kesilmesi pahasına küresel ilaç sektörünün önünü açarak milyarlarca dolarını havaya savuracak bir ülke değildir. İlaç meselesinin yerli bir kara deliğe dönüştürülmesine kesinlikle izin veremeyiz. Kurulumuzun da gayretleri ile bu konuda önümüzdeki dönemde çok önemli adımların atılacağına inanıyorum” açıklamasında bulundu.

    “Bu konuda hükümetimizin programı içinde”

    Sağlık çalışanlarına müjde veren Erdoğan, “İnşallah tüm sağlıkçılarımızın, özellikle de yıpranma payı konusunu Sayın Başbakanımızla paylaştım. Bu konuda hükümetimizin programı içinde. Bir diğer konu da emeklilik ile ilgili sorunların bu paket içinde halli hususunu hükümetimiz yine masaya yatırmış vaziyette” dedi.

    “Vatan söz konusu olduğunda sağlık çalışanları meseleye ‘savaş halk sağlığı sorudur’ diye yaklaşmamıştır”

    Sağlık çalışanlarının milletin bekası söz konusu olduğunda meseleye ‘savaş halk sağlığı sorunudur’ diye yaklaşmadığını söyleyen Sağlık Bakanı Ahmet Demircan, “Hiçbir sağlık çalışanı vatan savunması, milletin bekası söz konusu olduğunda meseleye ‘savaş halk sağlığı sorudur’ diye yaklaşmamıştır bugüne kadar. Teröre karşı ülke savunması için milli iradenin aldığı kararı tartışılır kılmaya kalkışmak en hafif ifade ile bozgunculuktur” dedi.

    Sağlık çalışanlarına yapılan saldırılara değinen Bakan “Sağlık çalışanlarımıza şiddeti kınıyoruz, kendimize yapılmış sayıyoruz. Daha etkin yasal tedbirleri almaya devam edeceğiz” diye konuştu.

    Zeytin Dalı Harekatı’nda görev yapan uzman doktor Eren Usul, kıdemli hekim Prof. Dr. Şükrü Emre programda birer konuşma yaptı.

  • İbrahim Kalın : “Türkiye hem menfaatleri hem de stratejik konumu gereği denge politikası izlemesi gereken bir ülke”

    Cumhurbaşkanı Sözcüsü İbrahim Kalın, Türkiye hem menfaatleri hem de stratejik konumu gereği denge politikası izlemesi gereken bir ülke olduğunu belirterek , “Şu anda da o yapılıyor. Halep meselesinde, Suriye’deki ateşkes meselesinde biz bunu Rusya ile yaptık.” dedi.

    MÜSİAD’ın düzenlediği , “Oku, Dinle ve Yaşa” etkinliği kapsamında, “Ben, Öteki ve Ötesi” isimli kitabını tanıtan Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı ve Sözcüsü İbrahim Kalın, kitabının içeriği hakkında bilgi verdi. Tanıtım sonrası soru-cevap kısmına geçilen konferansta Kalın katılımcılardan gelen soruları yanıtladı.

    Suriye’de oynanan oyunlar üzerine sorulan bir soru üzerine Kalın, “ Cumhurbaşkanımızın her zaman söylediği ve onun liderlik vasfını en iyi özetleyen şeylerden bir tanesi bizzat yaşadığım ve her gün talimatlarını aldığım için biliyorum ‘Peki bizim planımız ne?’ şimdi bizde hep bununla muhatap oluyoruz ya Suriye’de Amerikalıların planı bu, İngilizlerin planı bu, Avrupalıların planı bu, Rusya’nın planı bu anlatılıyor. Tamam ben onları anladım. Bizim planımız? Önemli olan bizim sözümüz ne, bizim planımız ne biz tabii ki biliceğiz başkaları ne oyun çevirdiğini ne yaptığını vs onun için mücadele edeceğiz. Bizim terekemiz dolumu önce ona bakmamız lazım” dedi.

    Avrupa Birliği ile ilgili soru üzerine Kalın, “AB’ye gireriz girmeyiz Avrupa’yla ilişkilerimiz devam edecek. Bizim orada 5 milyona yakın vatandaşımız ve soydaşımız var. Avrupa’nın genelinde bugün heralde 16-17 milyon belki 20 milyonu geçti Müslüman sayısı. Bizim çok köklü tarih ilişkilerimiz var. Bu tarihi bir kenara bırakamayız biz. AB’ye indirgemeden Avrupa’yla ilişkilerimizi daha bir perspektiften görmemiz lazım. Umutlu musunuz yoksa iyimser misiniz diye soracak olursanız Avrupa’da bir liderlik, vizyon sorunu var. Avrupa’da güçlü liderler dönemi sona erdi belki bunun tek istisnası Almanya ve sayın Merkel. Bir anlamda Avrupa Birliği projesini hala ayakta tutan, Avrupa ekonomisini ayakta tutan Almanya. Diğer ülkeler şu ya da bu gerekçelerle zayıf liderlerle koalisyon hükümetleriyle yönetiliyor. Bunun daha da ötesinde Avrupa’nın siyasi akliyatında çok ciddi bir gerileme var” dedi.

    D-8’in tekrar canlandırılıp canlandırılamayacağı soruldu.Kalın, “Biz D-8’in üyesiyiz, yılda bir iki defa da toplantı oluyor. Fakat itiraf etmemiz lazım, çok verimli, çok üretken bir platform değil. D-8 inşallah bir gün canlandırılır ve bakalım İslam İşbirliği Teşkilatı dönem başkanlığımızda orayı canlandırabilirsek faydası olur.” diye cevapladı.

    Rusya ile yakınlaşmanın, ABD ve Batı’dan kopma olarak algılanıp algılanmayacağının sorulması üzerine Kalın, şöyle cevap verdi:”Türkiye hem menfaatleri hem de stratejik konumu gereği denge politikası izlemesi gereken bir ülke. Şu anda da o yapılıyor. Halep meselesinde, Suriye’deki ateşkes meselesinde biz bunu Rusya ile yaptık, Amerika denedi yapamadı. Rusya ile geliştirilen iyi ilişkiler neticesinde en azından bu neticeyi aldık, 45 bin kişiyi tahliye ettik. Suriye genelinde de dün gece Suriye genelinde de dün gece itibariyle bir ateşkes sağlandı, inşallah devam edecek bundan sonra.”dedi.

    Program sonunda MÜSİAD tarafında İbrahim Kalın’a saz hediye edildi. Kalın hediye edilen saz ile birlikte istek üzerine türkü söyledi. Daha sonra Kalın, kendi kitabını konferansa katılan katılımcılar için imzaladı.