Etiket: Konulu

  • Kahta’da “Dünya Hırsı ve Faiz” konulu konferans düzenlendi

    Adıyaman’ın Kahta ilçesinde Eğitimle Diriliş Derneği tarafından “Dünya Hırsı ve Faiz” konulu konferans düzenlendi.

    Diriliş Kitap Kafede düzenlenen konferansta konuşan Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hasan Tanrıverdi, insanları faize götüren şeyin dünya hırsı olduğunu belirterek dünya hırsı ile faizin birbirleri ile çok güçlü bağları olduğunu söyledi.

    Allah’ın, biriktirilen servetin kendisini değil, o serveti haram yoldan kazanılmasını, elde edilen servete büyük bir hırsla bağlanılmasını yasakladığını belirten Prof. Dr. Hasan Tanrıverdi, İslam’ın helal yoldan kazanılarak infak edilebilen ve kişinin kalbini esir almayan serveti tavsiye ettiğini vurguladı.

    Prof. Dr. Tanrıverdi, “İnsanlar yeme, içme, giyim ve barınma gibi temel ihtiyaçları için dünya hayatına bağlı kalıyor. Kişi imtihanını yaşadığı dünya hayatında kendi bedeninin sağlığını korumakla mükelleftir. Bu anlamda dünyadaki nimetlerden kendi ihtiyaçlarını temin ederken Kuran’daki ayetlerin çizdiği sınırların dışına çıkmaması gerekir. Elbette ki Müslümanların dünya nimetlerinden yararlanma ve onları biriktirme hakları vardır. Bunu yaparken dürüstçe yapmalıdır. Kuran ve sünnete aykırı olmamalıdır. Yani dünya hırsına kapılıp helal haram ölçüsünü asla karıştırmamalı. İnsanları faize götüren dünya hırsıdır. Dünya hırsı, helal ve haram ölçüsünü dikkate almadığımız zaman başlar. Dünya hırsı ile faizin birbirleri ile çok güçlü bağları vardır. Bizler Müslümanlar olarak iki diyarın mutluluğuna inanan insanlarız. Yani hem dünya hem ahirete çalışırız. Eğer sadece ahiret için çalışsak ya da dünya için çalışsak bu yanlış olur. Dünyaya veya ahirete yaklaşımımız konusunda Allah bize ayetleri ile uyarır. Bazı ayetlerde Ahireti her zaman düşünmemiz gerektiği konusunda uyarılarda bulunurken aynı zamanda da dünyanızı da unutmayın diye emreder” dedi.

  • İnönü’de akıl ve ruh sağlığı konulu konferans

    İnönü Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesinde Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından “Günümüzde Akıl ve Ruh Sağlığı” konulu konferans düzenlendi.

    Süreyya Aybar Konferans Salonunda düzenlenen konferansa konuşmacı olarak Psikiyatrist Dr. Ali Güngör katıldı. Konferansa, Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Neslihan Durak, Dekan yardımcısı Prof. Dr. Emin Çelebi, Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Yetkin Gök, Doç. Dr. Emine Durmuş, Doç. Dr. Didem Gökçe, Doç. Dr. Vehbi Bayhan ve öğrenciler katıldı. Psikiyatrist Dr. Ali Güngör, “Siz bir insanın iç dünyasını yani çürük ve zayıf olan kısmını desteklediğiniz zaman kişi tekrar rahatsızlanmıyor. Çünkü hepimizin kırılma zamanlarınız oluyor ve bir yerde tökezliyorsunuz. Çocukluk olur, ergenlik olur, yetişkinlik olur, ileri yaşlarda olur. O yüzden bu alan biraz ilginç ve teknoloji gelişirken eşyalarımız, arabalarımız, telefonlarımız teknolojik olarak aktif olurken ruhsal alan çok fakir kalıyor. Çünkü insanlar maddi olana ulaşıyorlar ama bir türlü ulaşamadıkları bir mutsuzluk var” dedi. Güngör, ruhsal bozukluk ile akıl bozukluğunun farklı kavramlar olduğunu belirterek, “Ruh bir engin niteliğindeki deniz gibi, akıl onun içindeki bir deniz altı gibi. Aklın bozulması ruhsal anlamda beslenmeyinceye akıl idrak etmemeye, dağılmaya başlar. Çünkü akıl, anlama yeteneği, iyiyi kötüden ayırma yeteneğidir” ifadelerini kullandı. İnsanın toparlandıkça sırra vardığını belirten Güngör, “Bu sırra varınca zaten kendi iç dünyasındaki kavgaları bitirmiş oluyor. Kendini seven sayan birey dış dünyadaki ikili ilişkiler daha düzenli hale geliyor. Çünkü bozukluk davranışlarda düşüncülerde meydana gelen tutarsızlıkla oluyor. İnsanın gözüne baktığımız zaman derinlik vardır. Sadece insanın gözünde derinlik vardır çünkü ruh vardır. Bu da bizi karmaşık bir yapıya götürüyor karmaşık yapının da karmaşasını çözmek de zorlaşıyor” diye konuştu.

    Bedensel, fiziksel rahatsızlarla ruhsal, psikiyatrik rahatsızlıkların birbirinden farklı olduğuna değinen Güngör, konuşmasının sonunda kendisine yöneltilen soruları yanıtladı.

  • Kahta’da “Fuat Sezgin” konulu paneli düzenlendi

    Adıyaman’ın Kahta ilçesinde Genç Diriliş Dergisi tarafından “Fuat Sezgin” konulu Panel düzenlendi.

    Diriliş Kitap Kafe’de gerçekleşen panelde kısa bir süre önce vefat eden bilim tarihçisi Fuat Sezgin’in hayatı ve kişiliği ele alındı.

    7. Sınıf öğrencisi Resul Serdar Karakurt’un moderatörlük ettiği panele, 11. Sınıf öğrencilerinden Yusuf Karahan ve Bilal Karakurt konuşmacı olarak katıldı.

    Kuran’ı Kerim tilaveti ile başlayan panelin açılış konuşmasını yapan Yusuf Karahan, Fuat Sezgin’in hayatından kesitler anlatarak Sezgin’in 27 dili çok iyi derecede bildiğini söyledi.

    Karahan, “Fuat Sezgin’in, 1960 cuntacılarınca ‘zararlı profesör’ olarak gösterilip üniversiteden atıldığını, 36 yaşında Türkiye’yi bırakmak zorunda kaldı. Frankfurt Üniversitesi’nde misafir doçent olarak derslere başladı. 1966 yılında Cabir Bin Hayyan tezi ile profesör oldu. 1978 yılında Kral Faysal ödülünü kazandı. Fuat Sezgin, Süryanice, İbranice, Latince, Arapça ve Almanca da dahil 27 dili çok iyi derecede bilmektedir” dedi.

    Fuat Sezginin kişiliği ve ilmi çalışmaları hakkında bilgiler veren Bilal Karakurt ise, Fuat Sezgin Hoca’nın adeta bir ilim aşığı olduğunu, hayatını İslam bilim tarihi çalışmalarına adadığını belirtti.

    Karakurt, “Fuat Hoca İstanbul Üniversitesi Şarkiyat Enstitüsünde ünlü Alman oryantalist Hellmut Ritter’den dersler almıştır. Hocası Ritter Arap diline adeta aşık biri, ona göre Arapça dünya bilim diline en çok yakışan dildir. Fuat Sezgin öğretmeni Ritter’in tavsiyeleri ile 6 ay içinde Arapçayı öğreniyor. Fuat Sezgin Türkiye’yi, milletimizi dil öğrenme konusunda tembelliğin tembelliğidir diye eleştirir. Hocası Ritter 32, kendisi 27 dil bilmekteydi. Darbe yüzünden Türkiye’de çalışma ortamı bulamıyor ve yurt dışında çalışmalarına devam ediyor. Eserlerini Almanca yazıyor ve dünya dillerine Almanca’dan çeviriyor. En son Türkçeye çevrilmesindeki etken de Sen sahip çıkmasan başkası çıkar mantığı. 1960 yılında İslami Bilimler Tarihi adlı eseri neşrediyor. Dünyadaki bütün el yazmalarını inceleyerek bir eser yazmak istiyor hocası yapamazsın diyor ancak müthiş bir azimle eseri yazıyor. Fuat Sezgin 17 saatlik çalışma temposu ile hepimize örnek olabilecek bir yaşam sunmuştur” diye konuştu.

  • Gaziantep’te “Atam’a Özlem” konulu resim yarışması düzenlendi

    Gaziantep Kolej Vakfı’nda 29 Ekim-10 Kasım Atatürk Haftası etkinlikleri kapsamında GKV Özel Okulları Görsel Sanatlar Zümresi tarafından “Atam’a Özlem” konulu resim yarışması düzenleneceği açıklandı. Okul öğrencilerini kapsayacak olan yarışmanın sonuçları 10 Kasım 2018 tarihinde düzenlenecek olan törenle açıklanarak dereceye girecek öğrencilerin ödülleri törenle verilecek.

    Gaziantep Kolej Vakfı Özel Okulları Görsel Sanatlar Zümresi tarafından 29 Ekim-10 Kasım Atatürk Haftası etkinlikleri kapsamında öğrencilerine yönelik bir resim yarışması düzenlendi. Hayal Akman Bazoğlu’nun başkanlığını yaptığı GKV Özel Okulları Görsel sanatlar Zümresinde görev alan görsel sanatlar öğretmenleri Şeyma Aslantaş, Emine Korkmaz, Serpil Ertem ve Melek Aslan rehberliğinde düzenlenen “Atam’a Özlem” konulu serbest teknik resim yarışması duyurunun yapılmasının ilk gününden itibaren büyük ilgi görmeye başladı.

    Yarışmayla ilgili bir değerlendirme yapan GKV Özel Okulları Görsel Sanatlar Zümre Başkanı Hayal Akman Bazoğlu, “Kurumumuz bünyesinde düzenlediğimiz Atama özlem konulu resim yarışmasında öğrencilerimizden eserlerini serbest teknikte hazırlaması istedik. Yarışmamızın amacı öğrencilerin hayallerinde yaşattıkları Atatürk’ü ve O’na olan özlemlerini aramızdan ayrılışının 80. yılında serbest teknikle yaptıkları, resimlerle ifade edilmesi, öğrencilerimizin hayal gücü, duygu ve düşüncelerini ifade edebilmelerine olanak tanıyarak Atatürk sevgisi ve Cumhuriyet değerlerine ilişkin duyarlıklarını sanat yoluyla artırmayı amaçlıyoruz. Yarışma GKV Özel Anaokulu, İlkokul, Ortaokul ve Lise öğrencilerini kapsarken eserlerin son teslim tarihi 6 Kasım 2018 olarak belirledik. Yarışma sonuçlarının 10 Kasım 2018 tarihinde düzenlenecek törenle açıklanacak olup dereceye giren öğrencileri bu törende ödüllendirileceğiz” dedi.

  • SAÜ’de ‘CV hazırlama tekniklerini’ konulu etkinlik düzenlendi

    Sakarya Üniversitesi Kariyer ve Yetenek Yönetimi Koordinatörlüğü tarafından “CV Hazırlama Teknikleri” konulu bir etkinlik düzenlendi.

    SAÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleşen etkinliğe SAÜ Kariyer ve Yetenek Yönetimi Koordinatörü Doç. Dr. Yasemin Özdemir konuşmacı olarak katıldı. İyi bir CV (özgeçmiş) hazırlamanın iş hayatına adım atmadaki öneminden bahseden Doç. Dr. Yasemin Özdemir konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Henüz birinci sınıftaki arkadaşlar için söylüyorum; bilgisayarınızda masaüstünüzde bir CV dosyanız olsun. Her katıldığınız etkinliği, kendinizi geliştirmek için yaptığınız her şeyi bu CV’nin üzerine kaydedin. Çünkü zaman geçtikçe yaptıklarımızı unutuyoruz. Dördüncü sınıftaki arkadaşları ise birkaç ay sonra iş arama hikâyesi bekliyor. Etrafımızdan da gözlemliyoruz, iş bulmak biraz zor. Bu nedenle kendimizi en iyi yansıtacak şekilde bir CV oluşturmamız gerekiyor. Çünkü CV bizim vitrinimiz. Bu vitrini ne kadar iyi yapılandırırsak, bizimle ilgili o kadar pozitif bir kanaat gelişir. Bu sayede işe alımın diğer aşamalarına davet edilmek mümkün hale gelir” dedi.

    “Hayat hikayenizi yazmayın”

    CV‘de kişisel bilgilerin önemli olduğunu, ancak bunun hayat hikayesi olarak yazılmaması gerektiğini belirten Doç. Dr. Özdemir, “CV’nin ne olmadığı bizim için çok önemli, CV bir hayat hikayesi değildir. Bizi anlatacak, ama hangi bizi? İş hayatında var olacak ve bir anlam ifade edecek olan bizi anlatmalı. Normal hayatımızda neler yaptığımız zaten geri kalan aşamalarda sorgulanıyor olacak. O yüzden CV’miz iş hayatının merkezinde bir yerde olmalı. Ailemizi detaylı anlatmıyoruz, çünkü onu daha sonra soracaklardır” şeklinde konuştu.

    “Dikkat edilmesi gereken noktalar”

    CV’nin belirli kurallara göre hazırlandığını aktaran Doç. Dr. Özdemir sözlerinin devamında, “CV yazarken öncelikle adımızı ve soyadımızı yazıyoruz. İletişim bilgilerinin de yazılması gerekiyor. Aktif olarak kullandığımız telefon numaramızı yazmamız daha faydalı olacaktır. E-postamızı yazarken de ilginç isimleri değil, kendi ismimizi ve soyadımızı kullanmalıyız. İş yaşamının profesyonelliğine uygun bir e-posta adresi olmalıdır. Açık adresimizi yazarken ise sadece semt, il ve ilçeyi yazmak yeterli olacaktır. Adreste çok detaya gerek görülmüyor. Tüm iletişim bilgilerimizi yazdıktan sonra kariyer hedefimizi ekliyoruz. Üzerinde çok düşünülmüş bir kariyer hedefi diğer hedeflerden kendini çok daha çabuk sıyırır. Eğitim bilgileri de CV için doldurulması gereken önemli bir alan. CV yazarken yabancı dil konusunda da mutlaka gerçekçi olmalıyız. Başvuru sürecinde size yabancı dil testi uygulayabilirler ya da mülakatı yabancı dil ile yapabilirler. Kişisel bilgilerimizi paylaştığımız kısımda ise medeni durumumuzu, doğum tarihimizi ve ehliyet bilgisini paylaşabiliriz. İlgi alanları ve hobiler paylaşılabilir, bu sizin nasıl biri olduğunuzu gösterir” diye konuştu.

    Etkinlik Doç. Dr. Özdemir’in konuşmasının ardından soru-cevap bölümü ile devam etti.