Etiket: Konulu

  • PAÜ’de Atatürk konulu karma resim sergisi açıldı

    Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Eğitim Fakültesi Resim-İş Eğitimi Anabilim Dalı tarafından, 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü ve Atatürk Haftası dolayısıyla Mustafa Kemal Atatürk karma resim sergisi açıldı.

    Eğitim Fakültesi Fuaye Alanı’nda, Resim-İş Eğitimi Bölümü Öğretim Görevlileri Yüksel Hancıoğlu ve Serdal Yerli danışmanlığında açılan sergide, 1. ve 3. sınıflardan 39 öğrencinin “tükenmez kalem desen ve karışık teknik” çalışmasından oluşan 42 eser sergilendi. Sergi açılışına Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Bilge Can ve Güzel Sanatlar Eğitimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Efe Akbulut başta olmak üzere çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı. Serginin açılışında konuşma yapan Can “Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete irtihalinin 80. yılı dolayısıyla bu anlamlı serginin açılışında toplandık. Cumhuriyetimizi korumak, ülkemizi yarınlara taşımak bizim görevimiz. Serginin hazırlanmasında emeği geçen akademisyenlere ve öğrencilere hazırladıkları çalışmalardan dolayı teşekkürlerimi sunuyorum” diye konuştu.

    Açılışın ardından Güzel Sanatlar Eğitimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Efe Akbulut, serginin düzenlenmesinde emeği geçen sergi danışmanı öğretim görevlilerine teşekkür belgesi takdim etti.

  • SAÜ’ de “Kültür ve Edebiyatımızda Sezai Karakoç” konulu paneli düzenlendi

    Sakarya Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü tarafından “Kültür ve Edebiyatımızda Sezai Karakoç” konulu paneli düzenlendi.

    SAÜ Fen-Edebiyat Fakültesi konferans salonunda düzenlenen panelde araştırmacı-yazar Şakir Diclehan ile akademisyen ve yazar Ersin Nazif Gürdoğan konuşmacı olarak katıldı. Panele Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yılmaz Daşcıoğlu, Sakarya Kültür ve Turizm Müdürü Hüseyin Yorulmaz, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Araştırmacı-yazar Şakir Diclehan konuşmasına şair ve yazar Sezai Karakoç’u tanıtarak başladı.

    Konuşmasında Sezai Karakoç’un asıl özelliğinin yeni bir dille eserler yazması olduğunu belirten Diclehan, “Bu tür insanlar pek yoktur. Edebi ve bilimsel olarak Sezai Bey’i anlatmak bizim boynumuzun borcudur. Sezai Karakoç, büyük şehrin büyük fikir adamıdır. Bir insanın büyük olması için büyük şehirlerde yaşaması gerekir. Örneğin, Erzurumlu İbrahim Hakkı Marifet Name’yi yazmak için İstanbul’a gelmiştir. Sezai Bey, Mehmet Çavuşoğlu ile saatlerce Marmara Kıraathanesi’nde şiir okurlarmış. Ayrıca Muzaffer Ozak ile de orada kendisinin derin muhabbetleri olmuştur” dedi.

    Akademisyen ve yazar Ersin Nazif Gürdoğan yaptığı konuşmada ise Sezai Karakoç’un sadece şairleri değil, Türkiye’nin bütün kesimlerini etkilemiş bir düşünür olduğunu belirtti. Sezai Karakoç’un edebiyatın yanı sıra düşüncede de bir çığır açtığını ifade etti. Yazar Gürdoğan sözlerinin devamında, “Sezai Karakoç özellikle kültür üzerinde çok durmuştur. Onun kitaplarına derinlemesine baktığımızda bunu görürüz.İslam medeniyeti iki dünya medeniyetidir. İslam’da, bizim kültürümüzde, dünya ya da ahiret ayrımı yoktur. Bunlar bir bütün olarak görülür. Hiçbir zaman ya kültür ya ekonomi denilmez. Hem kültür hem ekonomi denilir. Kültür ve ekonomi altın oranda harmanlanır. Bizim edebiyatımızda bunu Sezai Karakoç kadar şiirlerine taşıyan başka şair yoktur” diye konuştu.

  • Dalaman’da “Atatürk ve Muğla” konulu pul sergisi

    Dalaman’da Posta ve Telgraf Teşkilatı (PTT) ile özel bir okulunun işbirliğinde düzenlenen “Atatürk ve Muğla” konulu pul sergisinin açılışı yapıldı.

    Dalaman kampüsündeki açılışa Dalaman Belediye Başkanı Muhammet Şaşmaz, Ortaca Belediye Başkan Vekili Mehmet Ali Avcı, Muğla PTT Başmüdürü Kenan Çınar, PTT Başmüdür Yardımcısı Serhat Çelikcan, PTT Başmüdürlüğü İşletme Müdürü Müşerref Kocabıyık, öğretmenler, öğrenciler, veliler ve çok sayıda davetli katıldı.

    1924 yılından bu yana Atatürk ile ilgili pulların ziyaretçilere sunulduğu sergide filatelik ürünler beğeni topladı. Sergide ziyaretçiler ve öğrenciler, Anıtkabir Arttırılmış Gerçeklik programı yardımıyla Atatürk’ün silueti ile fotoğraf çekilme imkanı buldu.

    “Pul geçmişten geleceğe bir mirastır”

    PTT olarak pul koleksiyonculuğunun daha da ilerlemesi için bu tür sergilere önem verdiklerini belirten Muğla PTT Başmüdürü Kenan Çınar; “Pullar üzerinde bir Milletin siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel hatta askeri alanlardaki gelişimini izlemek mümkün olmaktadır. Bu anlamda pul koleksiyonculuğu yani filateli önemli bir uğraş olarak karşımıza çıkıyor. Pul geçmişten geleceğe bir mirastır. Özel hatıraların yaşatıldığı alandır. Tarihsel ve kültürel yolculuğumuzda pul sergilerimizde Anadolu insanın dünü ve bugünü pullar vasıtası ile anlatılabilmektedir.” dedi.

    Atatürk’ün yanı sıra Muğla’nın turizmi ve doğasını konu alan 1012 pulun yer aldığı sergi 9 Kasım’a kadar ziyaret edilebilecek.

  • Modern Zeytin Yetiştiriciliği ve Zeytin Hastalık ve Zararlılarıyla Mücadele Konulu Panel düzenlendi

    Çanakkale’nin Eceabat ilçesinde, Çanakkale İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Ziraat Fakültesi ve Bornova Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsü ortaklığında “Modern Zeytin Yetiştiriciliği ve Zeytin Hastalık ve Zararlılarıyla Mücadele” konulu panel düzenlendi.

    Panele, Eceabat, Gökçeada, Ezine, Bozcaada İlçe Tarım ve Orman Müdürleri, Şube Müdürleri, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Şeker, Bornova Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsü Araştırmacıları Dr. Barbaros Çetinel ve Dr. M. Fatih Tolga, Teknik Personeller, özel sektör temsilcileri ve çok sayıda üretici katıldı.

    Panelin açılış konuşmasını yapan Eceabat İlçe Tarım ve Orman Müdürü Yücel Tokgöz konuşmasında, Eceabat ilçesinin temel geçim kaynaklarından biri olan zeytincilikle ilgili istatistiki bilgiler verdikten sonra, zeytincilikte en büyük maliyetlerden birinin hasat işçiliği olduğunu ve yeni gelişen teknolojilerin ve çeşitlerin maliyetlerin azaltılması için alternatif olabileceğini söyledi ve tüm çiftçilere katılımlarından dolayı teşekkür etti.

    Ardından, Prof. Dr. Murat Şeker sunumunda, son yıllarda zeytincilikte yeni gelişmelerden biri olan İspanyol tipi bodur zeytin yetiştiriciliğinde kullanılan çeşitlerin, yerel çeşitlere göre farklılığını, avantajlarını, dezavantajlarını, bakım ve hasat işlemlerini, yağ oranının mevcut yağlık çeşitlerden daha iyi olduğunu ancak nefasetinin daha düşük olduğunu anlattı. Sulama imkanı olan alanlarda hasat kolaylığı açısından alternatif bir zeytin çeşidi olabileceğini dile getirdi.

    Zeytin hastalıkları uzmanı Dr. Barbaros Çetinel, zeytincilikte en çok dert yanılan halkalı leke hastalığı konusunda bilgiler verdi ve mücadele konusunda doğru zamanda ve doğru ilaçla mücadelenin önemine dikkat çekti. Özellikle bu hastalığın mücadelesinde kullanılan bordo bulamacının hazırlanması konusunda uyarılarda bulundu. Halkalı leke hastalığının ortaya çıktığı dönemde İlaçlama etkinliğinin artması için yağmurlardan sonraki 48 saat içinde ilaçlamanın yapılması gerektiğini söyledi.

    Zeytin zararlıları uzmanı Dr. Mehmet Fatih Tolga, bu yıl yaşanılan iklim şartlarının zeytin sineğinin artışında etkili olduğunu, önümüzdeki yıllarda iklim değişikliğinin de etkisiyle zararlıların popülasyonunda artış olacağını bu nedenle sadece kimyasal ilaçlama dışında cezbedici tuzakların kullanılması gerektiğini ve Tarım ve Orman Bakanlığında bu tuzakları kullanan üreticilere destekleme ödemesi yaptığını vurguladı. Ayrıca kimyasal mücadelede kısmi dal ilaçlamasının normal ilaçlamaya göre daha etkili olduğunu söyledi. Zeytin sineği ile mücadelede başarıya ulaşmanın başlıca koşullarından biri de toplu mücadele yapmaktan geçtiğine dikkat çekti.

    Panel, üreticilerin sorularının panelistler tarafından cevaplandırılmasının ardından son buldu.

  • BEÜ’de ‘Düşünce Dünyasında Sezai Karakoç’ konulu konferans düzenlendi

    Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ) ve Birlik Vakfı Bitlis Şubesi işbirliğinde ‘Düşünce Dünyasında Sezai Karakoç’ adlı konferans düzenlendi.

    BEÜ’nün İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (İİBF) Konferans Salonu’nda düzenlenen ve Dr. Şakir Diclehan’ın konuşmacı olarak katıldığı programa öğrenciler yoğun ilgi gösterdi. Program, Birlik Vakfı tanıtım videosunun ardından açılış konuşmalarıyla başladı. Konuşmasına konferansa katılanları selamlayarak başlayan Birlik Vakfı Bitlis Şube Başkanı Maşallah Albeni, Birlik Vakfı’nın 29 Mayıs 1985 tarihinde kurulduğunu dile getirerek vakfın 33 yıllık bir geçmişi olduğunu söyledi. Birlik Vakfı’nın kuruluşundan bu yana yaptığı çalışmalarla, ülkenin kalkınmasına büyük bir katkı sağladığını ifade eden Albeni, Birlik Vakfı’nın kuruluş amacının, geleceğin teminatı olan gençlerin inançlı, vatansever, kültürlü, ilmi seviyesi yüksek birer şahsiyet olmalarını sağlamak ve milletin birlik ve huzur içerisinde kalkınma ve gelişmesine katkı sağlamak olduğunu belirterek, “Biz bu gayeyle, Birlik Vakfı Bitlis Şubesi olarak yaklaşık 2 yıldır çeşitli sportif, eğitsel ve kültürel programlarla gençlerimizin yanında olduk ve bundan sonra da hiç durmadan aynı düsturla gençlerimiz için çalışmaya devam edeceğiz. Bu duygu ve düşüncelerle bu güzel günde bizleri yalnız bırakmayan çok kıymetli hocalarım ve siz kıymetli gençler ve ayrıca bizleri kırmayarak, bu gün burada bulunan saygıdeğer Dr. Şakir Diclehan hocamıza çok teşekkür ediyorum” dedi.

    Konferansın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür ederek sözlerine başlayan Üniversite Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Demirtaş, programın başarılı geçmesi temennisinde bulundu.

    Sezai Karakoç denildiğinde şiir, şiir denildiğinde Sezai Karakoç’un akla geldiğini ifade eden Prof. Dr. Demirtaş, “Türkiye’de sadece şairlik yönüyle değil, fikir adamlığı yönüyle de düşünce dünyamızın en önemli simalarından birisi için burada toplanmış bulunuyoruz. Tarihçileri ilgilendiren bir yönü de var bu önemli şahsiyetin. Bir gazi ailesinden geliyor kendisi. Dedesi Plevne Savaşı’na katılmış, babası ise 1. Dünya Savaşı’nda esir düşmüştür. Dolayısıyla Sezai Karakoç’un hayatına baktığımızda, tarihimizde önemli rol oynayan şahsiyetlerin kendi ailesine mensup olduklarını görmemiz mümkündür. Sezai Karakoç’un edebiyatımızın vazgeçilmez simaları arasında yer alması edebiyatçılar açısından önemlidir. Bir İslam fikir adamı olması bakımından da bütün İslam bilimlerinde ve sosyal bilimlerde kendisinden söz ettiren bir zattır. Bütün bunların ötesinde bu önemli şahsı anlatabilecek en yetkin isimlerin başında gelen Dr. Şakir Diclehan aramızda. Bu bakımdan fazla uzatmadan sözü kendilerine bırakıyor, konferansın düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi.

    Öz geçmişinin okunmasıyla başlayan sunumunda Dr. Şakir Diclehan, Bitlis’in çok önemli bir şehir olduğunu ifade ederek, “Bana burada bu konuşma fırsatını veren Birlik Vakfı ve Bitlis Eren Üniversitesi yöneticilerine çok teşekkür ediyorum. İbn-i Haldun’un değimiyle, coğrafya bir kaderdir ve gerçekten de bu topraklar tarih boyunca hep hüznün, kederin, derdin ve ızdırabın mekânı olmuştur. Ancak şunu da ifade etmeliyim ki; bu topraklarda doğan ve şu anda bu topraklar üzerinde havayı teneffüs eden insanlar başları göğe değecek kadar yüksektedir ve asil insanlardır. Siz Bitlisliler olarak çok büyük değerlere sahipsiniz, bununla iftar edin ve bu değerlerinizi genç nesillere aktarmaya çalışın” şeklinde konuştu.

    Öğrencilere dünya cenneti Bitlis’te eğitim gördükleri için bahtiyar olmaları tavsiyesinde bulunan Dr. Diclehan: “Sevgili öğrenciler çok değerli hocalarınız var. Bunların kıymetini bilin ve zamanınızı çok iyi değerlendirin” dedi.

    “Yaşadığımız ziyan ve sıkıntıları büyük insanların şiir ve düşünceleriyle aşabiliriz” diyen Dr. Diclehan konuşmasına şöyle devam etti.

    “Büyük şair ve düşünce adamları arasında Sezai Karakoç’un büyük bir değeri vardır. Çünkü Osmanlı coğrafyasına baktığımız zaman, 6 asır gibi çok uzun bir imparatorluk yaşamasına ve 6 binin üzerinde şair yetişmesine rağmen, tarihe geçebilecek olan birinci sınıf şair kabul ettiğimiz 6 şair vardır. Bunlar 16. Yüzyılda Fuzuli ve Baki, 17. yüzyılda Nabi ve Nefi, 18. yüzyılda ise Şeyh Galip ve Nedim’dir. Cumhuriyet döneminde ise çok şanslıyız. Mehmet Akif Ersoy gibi bir şairi kenara koyarsak, Necip Fazıl Kısakürek ve Sezai Karakoç gibi şairlerimiz var. Bu şairler Türk Edebiyatı yok olsa tekrar diriltebilecek güçte şiir ve eserler yazmışlardır. Dolayısıyla bizler bu insanları tanımak zorundayız” diye konuştu.

    Büyük sanatkârların toplumun dertlerini, ıstıraplarını sanatsal bir dille dile getirme görevleri olduğunu ifade eden Dr. Diclehan öğrencilere birtakım tavsiyelerde bulunarak, “Bugün Türkiye’de dahil olmak üzere yaşadığımız sıkıntı, birlik ve beraberlik sıkıntısıdır. Evet, bugün İslam âleminin en büyük derdi budur. Hazret-i Ali’nin bir sözü var. Hazret-i Ali Arapları tasvir ederken diyor ki: ‘Araplar adeta birleşmeme konusunda birleşmişlerdir’. Bugün maalesef genelde İslam âlemi de birleşmeme konusunda birleşmiştir. Bu sıkıntıyı 100 yıl önce İstanbul’a gelerek gören Bediüzzaman iki kelimeyle dile getiriyor. Birincisi, ’okuma’ ikincisi ’el ele’. Bugün İslam âlemi ancak bu formüllerle ayağa kalkabilir. Aksi takdirde kurda kuşa yem olmaya devam ederiz” dedi.

    Program, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Demirtaş’ın Dr. Şakir Diclehan’a plaket takdim etmesinin ardından hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.