Etiket: Konu

  • Teknoloji bağımlılığı, 2016’da bin 338 habere konu oldu

    Ajans Press’in medya raporunda 2015 yılında 836 habere konu olan teknoloji bağımlılığı, geçtiğimiz yıl bin 338 haberde yer aldı.

    Medya takibinin öncü kuruluşu Ajans Press, teknolojik bağımlılık üzerine medya araştırması gerçekleştirdi. Ajans Press’in medya raporunda 2015 yılında 836 habere konu olan teknoloji bağımlılığı, geçtiğimiz yıl bin 338 haberde yer aldı. Ajans Press’ten yapılan açıklamaya göre 2017 yılı içerisinde ise şimdiden 252 habere konu olan teknoloji bağımlılığı, yıllar ilerledikçe hastalığın daha da yaygınlaşacağının belirtisi sayıldı. İnterneti özellikle sosyal medya amacıyla kullanan Türk halkının yüzde 96,9’unda cep telefonu varken yüzde 65’inin aktif internet kullanıcı olduğu biliniyor. Medyadaki haberler üzerinden uzman yorumlarını inceleyen Ajans Press, teknolojinin getirdiği rahatsızlıkların kişilerde kaygı, huzursuzluk, baş dönmesi, nefes darlığı ve titreme gibi belirtilere rastlandığı bilgisine ulaştı.

  • Av. Uyar: “Borçlunun borçlanmadan önce yaptığı tasarrufları da iptal davasına konu olmalı”

    İcra ve İflas Hukuku konusunda Av. Talih Uyar, tasarrufun iptali davalarında Yargıtay’ın ‘borçlandıktan sonraki işlemler ancak iptal davasına konu olur’ kararının hatalı olduğunu belirterek, kötü niyetli borçluların, tasarruflarını borçlanmadan kısa süre önce başkalarına devrederek kurtardıklarını söyledi. Uyar, “Kötü niyetli borçlulara prim vermeyelim, borçlanmadan kısa bir süre önce yaptığı işlemler hakkında da iptal davası açılabilsin” dedi.

    Mersin Barosu, ‘İcra ve İflas Hukuku’ semineri düzenledi. Gökdelen Baro Hizmet Birimi’nde Av. Talih Uyar’ın verdiği seminere, Mersin Barosu Başkanı Ali Er ile çok sayıda avukat ve stajyer avukat katıldı. Baro Başkanı Er, seminerin açılışında yaptığı kısa konuşmada, ‘İcra ve İflas Hukukunda Son İçtihatlar ve Güncel Konular’ başlıklı seminerin Mersin Barosu’nun Eğitim Hizmetleri Merkezi tarafından düzenlendiğini belirtti. İcra ve İflas Hukuku’nun, avukatların meslek hayatlarının neredeyse tamamını kapsadığını dile getiren Er, oldukça önemli olan bu konudaki son içtihatları, konunun ‘duayeni’ olarak nitelediği Av. Talih Uyar’dan dinleyeceklerini söyledi.

    “İcra ve İflas Kanunu değişikliğine yönelik komisyon çalışmaları, bu tempoyla 4-5 yıl daha sürecek”

    Daha sonra kürsüye, bugüne kadar 68 kitabı ve 400’ü aşkın makalesi yayınlanan, Adalet Bakanlığı İcra ve İflas Kanunu Bilim Komisyonunda Türkiye Barolar Birliği adına yer alan Av. Uyar çıktı. Seminerde, Yargıtay’ın İcra ve İflas Hukuku’na ilişkin son kararlarını, farklı dairelerce verilen çelişen kararlara da işaret ederek anlatan Uyar, bu son kararların çok önemli olduğunun altını çizdi.

    İcra ve İflas Kanunu değişikliğine yönelik komisyon çalışmalarının devam ettiğini ifade eden Uyar, komisyonda çalışmaların çok yavaş ilerlediğini söyledi. Çalışmaların iki yıldır devam ettiğini anımsatan Uyar, bu yıl bitirebileceklerini zannettiğini, ancak bu tempoyla 4-5 yıl daha süreceğini tahmin ettiğini vurgulayarak, “Bunu da Bakanlık doğal karşılıyor, çünkü acele etmeye gelmiyor, sonra kanunda sorunlar yaşıyoruz. Gerekçesi, adamakıllı, güzel hazırlanması. O yüzden 3-4 sene daha mevcut kanunumuzla yetineceğiz, 5 seneyi de bulacak maalesef, çünkü çalışmalar aksayarak devam ediyor” dedi.

    “Kanımızca Yargıtay, borcun doğum tarihini hatalı olarak kabul ediyor”

    İlk olarak, ‘tasarrufun iptal davaları’nda Yargıtay’ın yaptığı son değişikliği anlatan Av. Uyar, tasarrufun iptal davalarının günümüzün en güncel davası olduğunun altını çizdi. Bu davanın temel özelliğinin, doktrinde tartışmalı olmakla beraber borcun doğum tarihi olduğuna dikkat çeken Uyar, “Borcun doğum tarihine Yargıtayımız bizce maalesef önem veriyor ve borçlu borçlandıktan sonra bir takım mallarını başkalarına kaçırırsa alacaklılar tarafından kaçırılan mallar hakkında iptal davası açılabileceğini, borçlanmadan önce yaptığı tasarrufların ise iptal davasına konu olmayacağını kanımızca hatalı olarak kabul ediyor” diye konuştu.

    “Borçlunun borçlanmadan önce yaptığı tasarrufları da iptal davasına konu olmalı”

    İcra ve İflas Kanunu Bilim Komisyonunda borcun doğum tarihi üzerinde özellikle durduğunu belirten Uyar, “Gidebilirsek değişikliğe gideceğiz. Gidemezsek bu içtihatlar aynen devam edecek. Borcun önem tarihi çok önem taşıdığı için İsviçre’de böyle bir konu yok. Orada borç doğmadan önce borçlunun yaptığı tasarruflar da iptal davasına konu oluyor. Bu bize has. Bu yüzden doktrin ikiye bölünmüş durumda. Biz borçlunun borçlanmadan önce yaptığı tasarrufların da iptal davasına konu olmasını savunuyoruz. Diğer grup ise çoğunluk genelde Yargıtay’ın görüşünü benimseyerek, ‘borçlandıktan sonraki işlemler ancak iptal davasına konu olur’ diyor” ifadelerini kullandı.

    “Kötü niyetli borçlulara prim vermeyelim”

    Günümüzde artık borçluların çok bilinçli hale geldiklerine dikkat çeken Uyar, konuyu yaşadığı bir örnekle açıklayarak, şunları söyledi: “Bir televizyon kanalında katıldığım programın sonunda bir vatandaşımız soru yöneltti. Sorusunda, ‘ben esnafım, bir bankayla anlaştım ve kredi talebinde bulundum. Bana kredi vereceklerini söylediler. Ben eğer ekonomik kriz nedeniyle bu kredi borcumu ödeyemezsem ne yapar banka diye düşündüm ve oturduğum evi satabilir, sahip olduğum arsa, bir araba var, bir yazlık var, bunları satabilir. Bu yüzden önlem almak için bunların hepsini eşimin üstüne yaptım. Ben bu krediyi gerçekten ödeyemezsem banka benim yaptığım bu işlemleri bozamaz değil mi’ dedi. Biliyor bozulmayacağını. Bunu komisyondaki arkadaşlara da yazılı olarak bildirdim, ‘bu maddede değişiklik yapalım. Siz farkında değilsiniz ama bakın iş bu hale geldi artık’ dedim. Millet tasarrufunun, yaptığı işlemin bozulmaması için minareyi çalıyor, kılıfını da önceden hazırlıyor. Bu bakımdan kötü niyetli borçlulara biz prim vermeyelim, borçlanmadan kısa bir süre önce yaptığı işlemler hakkında iptal davası açılabilsin. Bu tartışma devam ediyor.”

  • Hastanede ’cesetle selfie’ soruşturmasına konu fotoğraflar ortaya çıktı

    Antalya’nın Gazipaşa ilçesi devlet hastanesi müdürünün hastane morgunda cesetle öz çekim yaptığı gerekçesiyle gözaltına alınmasına ilişkin fotoğraflar ortaya çıktı. İfadesinin ardından serbest bırakılan müdür F.S. hakkında adli ve idari soruşturma başlatıldı.

    Edinilen bilgiye göre, hastane müdürü F.S. dün öğle saatlerinde emniyet güçlerince morgda cesetle özçekim yaptığı iddiasıyla gözaltına alındı. İfadesi alındıktan sonra serbest bırakılan F.S’nin, “Ben görevim gereği hastanenin her yerinin fotoğrafını çekerek aksaklıkları tespit etmeye çalışıyorum. Çektiğim fotoğraflar bu amaçla çekilen fotoğraflardır” dediği öğrenildi.

    Gazipaşa Devlet Hastanesi Başhekimi Hakan Çimşir ise yaptığı açıklamada geçtiğimiz cuma günü kendilerine bir ihbar geldiğini, bu ihbara istinaden adli birimlere suç duyurusunda bulunduklarını, kendilerinin de idari soruşturma başlattıklarını söyledi. Çimşir, adli ve idari soruşturmalar tamamlanmadan net bir açıklama yapamayacağını kaydetti. F.S.’nin öz çekim yaptığı cenazelerin yakınlarının da dinleneceği ve ifadelerinin alınacağı belirtildi. F.S.’nin ise hastanedeki görevine devam ettiği bildirildi.

    Soruşturmaya konu olan olayın fotoğrafları da ortaya çıktı. Fotoğraflarda güvenlik görevlisi olduğu tahmin edilen iki kişinin de bulunduğu morgda, iddiaların hedefindeki müdürün cesedin bulunduğu bölümün kapağı açık halde selfie çektiği görülüyor.

    Konuyla ilgili emniyetin incelemesi devam ederken Antalya Kamu Hastaneleri Brliği Genel Sekreterliğinin de emniyetin incelemesinin ardından verilecek rapora göre işlem başlatacağı öğrenildi.

  • Kazdağları Bilim Köyü Ödevlere De Konu Oluyor

    Çanakkale ve Balıkesir illeri sınırlarında yer alan efsanevi Kazdağları’nda bir Ar-Ge firması tarafından kurulan Kazdağları Bilim ve Sağlıklı Yaşam Köyü’nde üniversitelerin akademik saha çalışmaları devam ederken, merkez ödevlere de konu olmaya başladı.

    Ülkedeki bazı üniversitelerin akademik saha çalışmalarını yürüttüğü, bitkilerin incelendiği ve yeni buluşların gerçekleştirildiği Kazdağları Bilim ve Sağlıklı Yaşam Köyü, akademisyenlerin yanı sıra öğrencilerin de gözde mekanı haline geldi. Faruk Durukan ve ekibi tarafından inşa edilen Kazdağları Bilim ve Sağlıklı Yaşam Köyü, Kazdağları’nın Hanlar mevkinde yer alıyor. Milli tohumların korunması için örnek olarak toprak altı seraların yer aldığı tesisin son ziyaretçileri, Balıkesir Üniversitesi Necatibey Eğitim Fakültesi Biyoloji Bölümü’nden mezun olan öğretmen adayları oldu. Öğrencilerin etüt alanı olarak kullanılmaya başlanan bilim ve sağlıklı yaşam köyünü ödev konusu olarak belirleyen öğretmen adayları, gün boyu tesiste incelemelerde bulundu. Tesisi ufuk açıcı ve yenilikçi bir alan olarak nitelendiren gençler, Faruk Durukan ve firma yetkililerine teşekkür etti.

    Dışarıdan hiçbir destek alınmadan inşa edilen ve sürekli geliştirilmeye devam edilen Kazdağları Bilim ve Sağlıklı Yaşam Köyü’ndeki çalışmalar hakkında açıklamalarda bulunan Faruk Durukan, tesiste yaban ineklerini bile koruma altında tuttuklarını ve yaşayışları hakkında araştırmalar yaptıklarını bildirdi. Şimdiye kadar tesiste çok sayıda üniversite ile ortak Ar-Ge çalışması yaptıklarını ifade eden Durukan, “Bilim köyümüzde birçok Ar-Ge çalışmasını bir arada yürütmekteyiz. Bazı çalışmalarımızı ülkemizdeki farklı üniversitelerle ortak şekilde gerçekleştiriyoruz” dedi.

    “BOZ İNEK IRKI ÜZERİNE AR-GE ÇALIŞMALARI BAŞLATTIK”

    Kazdağları’nda kendi başlarına yaşayan boz inek ırkı üzerine Ar-Ge çalışmaları başlattıklarını belirten Durukan, “Bu türün binlerce yıldır Kazdağları’nda yaşadığı iddia ediliyor. Bu inekler hiçbir bakım istemeden kendi başlarına dağda yaşamaktadır. Kendi başlarına ürüyorlar ve rahatsızlandıkları zaman doğal yöntemler ile kendilerini tedavi edebiliyorlar. Rahatsızlandıklarında farklı bitki türlerini bulup yiyorlar ve iyileşiyorlar. Çok sağlıklı bir biçimde hayatlarını sürdürmekteler. Verilere göre de dünyada en az hastalanan hayvan cinsi olduğu biliniyor. Tesisimizde 50’ye yakın boz ineği koruma altına aldık ve geniş arazimizde onların günlük yaşayışlarını incelemekteyiz” dedi.

    Koruma altına aldıkları boz ineklerden ilk yavruları aldıklarını belirten Durukan, koruma altına aldıkları ineklerin hareketlerinden insanlığa faydalı olacak verilere ulaştıklarını söyledi. Durukan, “Tesisimizde kalan bir Alman ve bir Türk araştırmacımız tarafından bu inekler sürekli takip ediliyor. Mesela karınları ağrıdığı zaman hangi bitki türünü bulup yiyorlar gibi bu tip verileri topluyoruz. Bu şifalı bitkileri tespit edip insanlığa ışık tutacak yeni veriler elde etme fırsatı bulmaktayız. Bunun dışında yerli tohum çalışmalarımız var. Toprak altı seralarımızda bu çalışmaları yürütüyoruz. Asıl hedefimiz, Kazdağları’nı dünya bilim merkezi haline getirmektir. Yabancı bilim adamlarının da burada bizimle çalışma teklifleri var. Bilim göçü yapmayı değil, bilim göçü almayı düşünüyoruz. Akademisyenlerin ve gençlerimizin bilimsel çalışmalar için yurt dışına gitmelerini değil, burada yapmaları için çaba gösteriyoruz” diye konuştu.

  • Televizyon Programına Konu Olan Cinayet Davası Ertelendi

    Kayseri’de bir arazide sırtından silahla vurulan, başı sert bir cisimle ezilmiş halde cesedi bulunan Mehmet Avcı’yı öldürmekten tutuklu yargılanan sanık A.H.Y., ikinci kez hakim karşısına çıktı.

    Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada Nevşehir E Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu sanık A.H.Y., duruşma salonunda hazır edildi. Ayrıca öldürülen Mehmet Avcı’nın yakınları olan şikayetçiler Ö.A. F.A., A.A. ve avukatlar da duruşma salonunda hazır bulundu.

    TELEFON KAYITLARI DİNLEYENLERİ ŞOK ETTİ

    Cinayet sonrası sanık A.H.Y. ile eşi A.Y. arasında geçen 3 bölümden oluşan telefon kayıtları dinlendi. Telefon kayıtları dinlenmeden önce mahkeme başkanı duruşmayı izleyenlerine ses kaydının ’küfür ve hakaret içerikli’ olduğu uyarısında bulundu. Ses kaydında sanığın eşi A.Y.’nin ’Mehmet öldürülmüş biliyor musun? Kim öldürmüş?’ sorusuna sanığın “Eline koluna sağlık. Onu paramparça etmişler. Kafası beyni yokmuş. Hem kafasını ezmişler, hem sıkmışlar. Her şeyden haberim var” dediği duyuldu. A.Y., “Kim yapmış olabilir ki?” sorusuna ise, A.H.Y. şu cevabı veriyor: “Mesela ben. Tek ben yaparım o işi, zevkle. Birinci isim de zaten benim. Ayağındaki çorabı ile dövmeden bilmişler. He ben öldürdüm, ne yapacaksın. Sıra sende, sıra senin kardeşinde” dediği duyuldu.

    “O BENİM İKİ ÇOCUĞUMU ALDI”

    Sanık A.H.Y. eşi ile geçen telefon kayıtlarını doğrulayarak, “O benim 2 çocuğumu aldı. Ben ona hayatımı verdim. Çocuklarıma DNA yapma durumuna kadar geldim. Eşimi bir ayda 57 kişi ile yakaladım. Onu korkutmak için söyledim” dedi.

    SES KAYDI DİNLENİRKEN GÖZYAŞLARINA BOĞULDULAR

    Ses kaydı dinlendiği sırada Mehmet Avcı’nın şikayetçi ailesi gözyaşlarına boğuldu. İki celsede 16 tanığın dinlendiği dava beklenen rapor nedeniyle ertelendi.

    NE OLMUŞTU?

    9 Eylül 2015’te Kayseri – Ankara karayolunun 35. kilometresinde yol kenarında boş bir arazide yerde yatar halde ve üstü örtülü bir kişiyi gören vatandaşlar, örtüyü kaldırdı. Vatandaşlar, sırtından silahla vurulan, başı sert bir cisimle ezilmiş erkek cesediyle karşılaştı. Jandarmaya haber verilmesinin ardından olay yerinde yapılan incelemede cesedin 30 yaşındaki Mehmet Avcı’ya ait olduğu tespit edildi. Olayla ilgili gözaltına alınan A.H.Y. ise çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.