Etiket: (Konkordato)’

  • Konkordato ilan eden 50 yıllık firmadan iflas iddialarına açıklama

    Günaydın Group Yönetim Kurulu Üyesi Erol Günaydın, şirketin konkordato talebinin mahkeme tarafından reddedilerek iflasına karar verildiği yönündeki haberlerin gerçekleri yansıtmadığını belirterek, “Şirketin iflası yönünde herhangi bir karar verilmedi. Sadece konkordato ve tedbir kararı kaldırıldı. Bu karar karşısında itiraz hakkımızı da kullanıyoruz” dedi.

    Günaydın Group Yönetim Kurulu Üyesi Erol Günaydın, şirketin konkordato talebinin mahkeme tarafından reddedilmesiyle ilgili açıklama yaparak, iflasın söz konusu olmadığını belirtti. Günaydın, yaptığı açıklamada, görülen davada ek süre talebinin mahkeme tarafından reddedildiğini bildirdi.

    “Şirketimiz bu süreci de atlatacak güce ve kararlılığa sahiptir”

    Erol Günaydın, “Firma olarak 50 yılı aşan bir geçmişimiz var. Bugüne dek birçok krize göğüs gerdik ve bunlardan da başarıyla çıktık. Günaydın Group olarak, konkordato talebiyle mahkemeye başvurmuş ve mahkemeden 3 aylık geçici mühlet almıştık. Dün görülen davada ek süre talebimiz reddedildi; ancak birtakım haberlerde belirtildiği gibi şirketin iflası yönünde herhangi bir karar verilmedi. Sadece konkordato ve tedbir kararı kaldırıldı. Bu karar karşısında itiraz hakkımızı da kullanıyoruz. Şirketimiz bu süreci de atlatacak güce ve kararlılığa sahiptir. Günaydın Group 2 binin üzerinde çalışanı ve 50 yıllık köklü geçmişiyle, toplumsal ve hukuki değerlere, güçlü ekibi, değerli müşterileri ve geniş tedarik sağlayıcı ağıyla birlikte sahip çıkacak, içinden geçmekte olduğu süreci de en hızlı şekilde atlatacaktır. Bu önemli bilgiyi kamuoyuyla paylaşmayı bir borç biliyoruz” açıklamasında bulundu.

  • İlk 500 arasına girmişti, konkordato kararının ardından tekrar üretime başladı

    2016 yılında ilk 500 şirket arasına giren, döviz kurlarının yükselmesi ile konkordato kararı alan Destebaşı Grup, kurların düşmesi ile tekrar üretime başladı. Şirketin danışmanı Erhan Çetin, “Destebaşı Grup olarak, gerek müşterisiyle gerek çalışanlarıyla bu krizi de aşacağız. Bu maksat ile tedbir ve koruma amaçlı almış olduğumuz kararın, hizmet verdiğimiz ve hizmet aldığımız tüm kurumlar ve şahıslar için en doğru yol olduğunu hep birlikte göreceğiz” dedi.

    2016 yılında Türkiye’nin en büyük 500 şirketi arasında 449. sırada yerini alan ve beton, agrega, demirçelik, inşaat ile araç kiralama alanlarında başarılı çalışmalarıyla dikkat çeken Destebaşı Grup, 2011 yılında Türkiye’nin en hızlı büyüyen şirketlerinden biri oldu. Destebaşı Grup bünyesinde 1995 yılında kurulan Detaş Beton, sektörün en güçlü markalarından biri haline geldi. Sahip olduğu 4 tesis, 8 santral, 75 transmikser, 19 pompa, 54 tır, 10 hidrolik dağıtıcı ve uzman kadrosuyla yıllık 2 milyon metreküp hazır beton üreten şirket, 2018 yılı içerisinde sektördeki talebin daralması ve müşteri alım gücünün azalması neticesinde satışların düştüğü ve bu yüzden şirketin elde etmesi gereken nakitleri elde edemediğinden dolayı, konkordato kararı aldı.

    “Kredi faiz oranları tek hanelerden yüzde 30’lara çıktı

    Dolar ve Euro gibi yabancı paraların TL karşısındaki yükselişinin vadeli olarak temin edilen hammadde maliyetlerini yükselttiğini ifade eden Destebaşı Grup Danışması Erhan Çetin, “Şirketin kısa veya uzun vadeli kredi borç yükümlülüklerinin fazla olması nedeniyle, borç çevrimi açısından, yeni kaynak temininde kredi kullandıran bankalar tarafından yüksek maliyetli kredi verilmiştir. Bu durum faiz maliyetini yükselmiştir. Şirketimiz tarafından tedarikçilere verilen bir kısım çekler ile finansal kiralama borçlarımız döviz cinsinden olup kurların yüksek oranda artmış olması nedeniyle ödeme yükümlülükleri rakamsal yönden yaklaşık 2 katına çıkmış olup bu durum şirketimizin nakit dengesini olumsuz etkilemiştir” diye konuştu.

    “Konkordato hakkı kullanmayı gerekli gördük”

    Şirket borçlarının vadesi ile alacaklarının vadesi arasında uyumsuzluk sorunu olduğunu belirten Çetin, “Şirketimiz söz konusu vade uyumsuzluğunu kredi kullanarak gidermeye çalışmıştır. Söz konusu kredi nedeniyle önemli tutarda finansman maliyetine katlanılmıştır. Diğer yandan şirketimizce çeklerin vadelerinde ödenebilmesi ve çeklerin yazılmaması için bazı dönemlerde zararına satışlar yapılmış bu ise vade uyumsuzluğu nedeniyle bir kısım satışlardan önemli ölçüde zarar edilmesine sebep olmuştur. Şirketimiz ödemeler dengesi bozulunca bu açığı kapatmak için finans kaynak kullanımını artırmış ve ülkemizdeki ekonomik sıkıntılar nedeniyle yükselen borçlanma maliyetleri işletmemizi ekonomik çıkmaza sürüklemiş, kredi maliyetinin yüksek olması neticesinde bir süre sonra işletme faaliyetlerinin finansmanı sağlanamaz duruma gelmiştir. Neticesinde şirketimizin ticari faaliyetleri sekteye uğramaması için Türk Ticaret Kanunu’nun şirketlere bu tarz dönemler için tanıdığı konkordato hakkı kullanmayı gerekli gördük. Yaşanan sıkıntıları aşmak için operasyonel maliyetlerimizi azaltacak hamleler yaparak karlılık odaklı büyüme stratejileri uyguluyoruz. Bu yenilenmeyi hızla hayata geçirdik, ilave finansman için de çeşitli kurumlarla görüşüp kaynak oluşturmak için çalışmalarımızı yürütüyoruz” şeklinde konuştu.

    “Sürecin sonunda başarıya ulaşacağımıza dair inancımız tamdır”

    Firma olarak yaşanan krizin müşteri ve çalışanlarla aşılacağını vurgulayan Erhan Çetin, “Firma olarak 39 yılı aşan bir geçmişimiz var. Bugüne dek birçok krize göğüs gerdik ve bunlardan da başarıyla çıktık. Destebaşı Grup olarak, gerek müşterisiyle gerek çalışanlarıyla bu krizi de aşacağız. Bu maksat ile tedbir ve koruma amaçlı almış olduğumuz kararın, hizmet verdiğimiz ve hizmet aldığımız tüm kurumlar ve şahıslar için en doğru yol olduğunu hep birlikte göreceğiz. Geçen 3 ay içerisindeki performansımızı ve mali değerlerimizdeki olumlu gelişmeleri göz önünde bulundurarak hedeflerimizi gerçekleştirdiğimize ve sürecin sonunda başarıya ulaşacağımıza dair inancımız tamdır. Yeniden faaliyete başlamış olmamız hazır beton sektöründe emin adımlarla ilerleyen şirketimize, iş ortaklarımızın güvenini arttırmıştır. Bu ilerleme her şeyden önce Türk kamuoyunun bize sonsuz desteği ile gerçekleşmiştir” dedi.

  • İZTO Başkanı Özgener’den konkordato yorumu

    İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, konkordato ilan eden firmalardan dolayı tedarikçilerin alacaklarını tahsil edememe sorununun büyüdüğünü belirterek, “Bu nedenle, her önüne gelen firmanın konkordatoya başvurması önlenmelidir” dedi.

    İZTO kasım olağan meclis toplantısında, gündem maddelerinin onaylanmasının ardından İZTO yönetiminin bir yıl boyunca yaptığı faaliyetler anlatıldı. Mecliste konuşan İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, ekonomide bahar havası olmasa da, geçen aylardaki fırtınanın durulmaya ve piyasaların bir miktar da olsa sakinleşmeye başladığını ifade etti. Özgener ayrıca, “Özellikle konkordato ilan eden firmalardan dolayı tedarikçilerin alacaklarını tahsil edememe sorunu giderek büyüyor. Bu nedenle, her önüne gelen firmanın konkordatoya başvurması önlenmelidir” çağrısında da bulundu.

    “Pazarla rekabet edemiyorum”

    Kitap, Kırtasiye, Büro Makineler ve Oyuncak Grubundan meclis üyesi Adil Özyiğit de, oyuncak sektörü hakkında yaşadıkları sıkıntıları aktardı. Özyiğit, “Biz oyuncakçılar bu kadar büyük denetimlerden geçerken, ben kendi sektörümde pazarcılara yeniliyorum. İzmir’in her yerinde her gün pazar var. Bununla alakalı çalışmalar yaptık. Bu çalışmaların içinde bu pazarları kim denetliyor diye baktık ama denetlenmiyor. Ben bir fiş kesmediğimde incelemeye kadar gidiyorum ama herhangi bir pazar yerinde fiş kesildiğini gören var mı? Bu pazar yerleri, üreticinin ürettiği ürünü bir an önce çevirmesi için kurulmuş. Burada tekstil satılsın, araba yedek parçası satılsın, bal satılsın, peynir satılsın diye kurulmamış. Ben ithalatçıyım, üreticiyim ama pazarla rekabet edemiyorum. Pazar esnafının kayıt altına alınması, vergisini vermesi ve yanında çalıştırdığı adamın SGK primlerini yatırmasını istiyoruz. Sağlık denetiminden geçmiş bile olsa ambalajında herhangi bir hata olmaması gerekiyor. Hem üretim hem ithalat yapan biri olarak pazara yenik düşüyorum” diye konuştu.

    “Aşacağımızdan eminim”

    Mecliste hem İzmir hem de Türkiye ekonomisi hakkında değerlendirmelerde bulunan Özgener, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın piyasaları canlandırmak için açıkladığı vergi indirimlerini; ülke ekonomisi için nokta atışı yerinde bir karar ve sektörler için müjde olarak değerlendirdiklerini kaydetti. Özgener, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Vergi indirimlerinin sağlayacağı maliyet düşüşleri, nihai satış fiyatlarına da yansıyacaktır. Vergi indirimlerinin de, enflasyonla mücadeleye destek olacağı inancındayız. Sektörlere nefes aldıracak tedbirlerin açıklanması piyasaları olumlu yönde etkiledi. Geçmişte yaşadığımız sıkıntılı dönemlerin hepsini aştık, bunu da aşacağımızdan eminim. Yeter ki sorunların kök nedenlerini doğru tespit edelim, akut sorunlara günlük çözümlerin ötesinde, yapısal sorunların orta ve uzun vadeli kalıcı çözümlerine odaklanalım.”

    Türkiye ekonomisi için öneriler

    Türkiye ekonomisi ile ilgili bazı önerilerde bulunan Özgener, “Türkiye ekonomisinin temel sorunlarından olan enflasyon ve faiz oranlarını yüzde 5’lerin altına kalıcı bir şekilde indirmenin yollarını aramalıyız. Türkiye ekonomisinin yumuşak karnı olan cari açığı kapatmanın en sağlıklı yolu olan ihracatımızı artırmalı ve sürdürülebilir kılmalıyız. Yatırımcı güvenini güçlendirecek, özellikle Avrupa’daki yavaşlamanın ve kur şoklarının etkisini en aza indirecek güven artırıcı tedbirlere devam etmeliyiz. Bilim, teknoloji, AR-GE, marka, tasarım ve inovasyona hem devlet bütçesinden hem de firmalarımız bütçesinden daha fazla pay ayırmalıyız. Ülkemizde üretimi yapılabilecek ürünlerin ithalatına son vermeliyiz. Uzay ve havacılık, petrokimya, yenilenebilir enerji, organik tarım, tarıma dayalı sanayi, teknik tekstiller, medikal ürünler, yazılım, sağlık turizmi gibi daha yüksek katma değere ve teknolojik içeriğe sahip ürünlerin üretimi ve ihracatına yönelmeliyiz” ifadelerini kullandı.

    “Her önüne gelen firmanın konkordatoya başvurması önlenmeli”

    Önerilerini sıralamaya devam eden Özgener, şöyle konuştu:

    “Nesnelerin interneti ile verimliliği artırmalı, Blockchain sistemini, yapay zekayı, Endüstri 4.0 ile dönüşümü bir an önce yapmalı, dijital altyapı yatırımlarını incelemeli, siber saldırılardan korunmalıyız. Ekim ayında Cumhurbaşkanımız ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’in katılımıyla İzmir-Aliağa’da açılan Star Rafinerisi dış ticaret açığımızı yıllık yaklaşık 1,5 milyar dolar azaltacak. Ülkemize ve İzmir’e bu tip dev yabancı yatırımları çekmek için yaptığımız çalışmaları sürdürmeliyiz. Piyasanın mevcut durumu nedeniyle birçok firmamız tahsilat sorunu yaşıyor. Özellikle konkordato ilan eden firmalardan dolayı tedarikçilerin alacaklarını tahsil edememe sorunu giderek büyüyor. Bu nedenle, her önüne gelen firmanın konkordatoya başvurması önlenmelidir. Türkiye ekonomisi bankacılık sektörü ile bir yere kadar geldi ama daha ötesi için sermaye piyasalarının güçlendirilmesi ve halka açılacak şirketlere ek teşvikler getirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Türkiye’deki hane halkı tasarrufların dağılımına baktığımızda yüzde 85’nin kısa vadeli mevduattan ve yüzde 15’lik kısmının ise uzun vadeli finansmanı sağlayan sermaye piyasası araçlarından oluştuğunu görüyoruz. Bu dağılımın tersine dönmesi için bireysel emeklilik sistemi dahil olmak üzere yurtiçi kişisel ve kurumsal tasarrufların artırılması ve yatırımlara yönlendirilmesi gerekiyor.”

    10 bin ihracatçı firması hedefi

    2018 yılı ocak-eylül dönemi gümrük verilerine göre, 15,9 milyar dolarlık ihracatla İzmir’in Türkiye ihracatında yüzde 13’lük paya sahip olduğunu vurgulayan Özgener, “Bu ihracat tutarını artırmanın yanı sıra kentimizde 4 bin 800 civarında bulunan ihracatçı firmasını kısa vadede 5 binin üzerine ve orta vadede 10 binin üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Bu arada İzmir’in önünü açacak mega projelerden biri olarak gördüğümüz Kemalpaşa Lojistik Köy projesinin alt yapı çalışmalarının tamamlanmasıyla birlikte kısa süre içinde hayata geçirilebilmesi için Oda olarak düğmeye bastık. İzmir’i bir lojistik merkez haline getirecek projede yine kardeş odalar ve kurumlarla birlikte hareket edeceğiz. Valimize ayrıntılı önerilerimizi ve işletme modelini kapsayan proje dosyasını sunduk. Daha sonra yatırımın tamamlanması ve işletme modeli ile ilgili Ankara’da temaslara başlayacağız” dedi.

  • Konya’da 19 firma konkordato ilan etti

    Konya iş dünyası adına yapılan ortak açıklamada, 25 binin üzerinde firmaya sahip Konya’da sadece 19 firmanın konkordato ilan ettiği belirtilerek, “Firmalarımızın itibarını zedelemek Konya’ya ve ülkemize ihanettir” denildi.

    Konya Ticaret Odası, Konya Ticaret Borsası ve Konya Sanayi Odası tarafından yapılan ortak açıklamada, son dönemde Konyalı firmaların itibarını zedeleyen, ticari hayatlarını zora sokan asılsız iddiaların arttığı ifade edilerek, buna karşı her türlü yasal hakkın kullanılacağı kaydedildi. Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk, Konya Ticaret Borsası Başkanı Hüseyin Çevik ve Konya Sanayi Odası Başkanı Memiş Kütükcü tarafından yapılan ortak açıklama şu görüşlere yer verildi; “Ülkemizin bir süredir içinden geçmekte olduğu bu zor dönemde, Konya’mızın en kıymetli değerleri olan işletmelerimizle ilgili bazı kişi veya kişiler tarafından sorumsuzca yapılan dedikodular artarak yayılmaya devam etmektedir. Listeler yayınlayarak, özellikle konkordato konusunu sürekli gündemde tutarak firmalarımızın hedef alınmasını hem Konyamıza hem de ülkemize ihanet olarak görmekteyiz. 25 binin üzerinde firmaya sahip olan Konya’da konkordato ilan eden firma sayısı 19’dur. Firmasını onuru gören hiç bir müteşebbisimizin konkordato ilanı ile fırsatçılık yapmayacağı aşikardır. Diğer taraftan konuyu sürekli gündemde tutmak herşeye rağmen çalışan üreten 25 bin firmamızın emeğini hiçe saymaktır. Konya özel sektörü olarak şehrimiz ve ülkemiz için her şartta çalışma kararlılığımız devam etmektedir. Bu inancımıza gölge düşüren her duruma karşı bugün de birlikte hareket etmekte kararlıyız. Firmalarımıza yönelik saldırı olarak nitelendirdiğimiz bu süreci yakından takip etmekteyiz. Bu tür asılsız söylentilere karşı bu son uyarımızdır. Her türlü hukuki hakkımızı kullanacağımızı açıkça ifade etmekteyiz. Tarihinde olduğu gibi bugün de kardeşlik hukuku ile birbirine bağlı olan Konyalı müteşebbislerimizle birlikte bu zorlu dönemi de atlatacağız. Geçmişte firmalarımıza karşı hiç bir art niyeti unutmadığımız gibi bunu da unutmayacağımızın bilinmesini isteriz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

  • Ordu’da ‘konkordato’ semineri

    Ordu Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası (SMMMO) tarafından, “Hukuki ve Mali Boyutlar ile Konkordato” semineri düzenlendi.

    Oda binasında düzenlenen seminerde konuşan Ordu Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Başkanı Bahadır Baş, seminerin bu yıl dördüncüsünün düzenlendiğini belirterek, konkordatonun Türkiye’nin gündemini uzun zamandır meşgul eden bir konu olduğunu ifade etti.

    Baş, “Ekonomimizdeki beklenmedik hareketlilik, şirketlerin mevcut durumda pozisyon alamamaları ile konkordato müessesesi ülkemizde önemli bir derecede gündeme gelmiştir. Arabuluculuk 4 yıllık hukuk fakültesi mezunları için hayata geçirilmiş bir düzenleme olarak karşımıza çıkmaktadır. Hâlbuki 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile iktisadi ve idari bilimler fakültesi, iktisat fakültesi ve işletme fakültesi mezunlarına da bu yetki verilmiştir. Meslek mensupları bilirkişilikte olduğu gibi yetkilendirilmiş kuruluşlardan gerekli eğitim ve sertifikaları almaları halinde uzlaştırmacı olarak görev yapabilmektedirler” dedi.

    Ordu Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Başkanı Bahadır Baş, bu konuda bazı taleplerinin olduğuna dikkat çekerek, şöyle konuştu:

    “Konkordato talep eden şirketler ile alacaklılar arasında doğan ticari uyuşmazlıklar “Arabuluculuk Müessesesi” tarafından çözülebilmesi için mutlak surette Mali Müşavirlerin de yetkilendirilmesini talep ediyoruz. Özellikle ticari uyuşmazlıklar ve işçi işveren uyuşmazlıkları mali müşavirlerin arabuluculuk yapabileceği en temel işler arasındadır. Bu nedenle Mali müşavirlere arabuluculuk yetkisi verilmelidir.”

    Seminerde, Eskişehir SMMM Odası Üyesi ve Eğitmeni Prof. Dr. Birol Yıldız, seminerin hayırlı olmasını temenni ederek, konkordatonun hukuki ve mali boyutu hakkında değerlendirmelerde bulunmak üzere sunum yaptı.