Etiket: Konferansta

  • ’Sporda liderlik ve örgütsel başarı’ online konferansta ele alındı

    ’Sporda liderlik ve örgütsel başarı’ online konferansta ele alındı

    Uşak Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yusuf Can, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hürmüz Koç ile birlikte sosyal medya üzerinden ’Sporda liderlik ve örgütsel başarı’ konulu konferans yayın düzenledi.

    Uşak Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yusuf Can, Çanakkale On sekiz Mart Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hürmüz Koç ile birlikte sosyal medya üzerinden canlı yayında sporda liderlik ve örgütsel başarı hakkında konferans düzenledi. 2020 senesinde dünyanın yaşadığı türlü sorunlar nedeniyle insanların bir birlerine ihtiyacı olduğunu belirten Yusuf Can, “Her birimizin sağlığı hepimizin sağlığıdır, toplumun sağlığıdır” dedi.

    İnsanlığın bir daha 2019 senesini görmeyeceğini belirten Can, “Çok yüksek düzeyli bir değişim ve dönüşüm sürecinden geçiyoruz. Bu değişim ve dönüşümün özel yönetim teknikleriyle takip edilmesi gerekiyor. Pandemi süreci değişim ve dönüşüm sürecini daha da hızlandırarak takip edilemez bir noktaya getirmiştir. Şunu önemle belirtmek istiyorum ki, İnsanlık bir daha asla 2019’u görmeyecektir. Gençler, 2021 yılından itibaren değişim ve dönüşüm sürecini takip etmenizi tavsiye ediyorum. Teknolojik bir yaşama doğru sürüklenirken, pandemi süreci bu teknolojik yaşama doğru hızla süratle geçmenizi sağlayacak bir ortam oluşturmuştur. 2019 yılında okulda, parkta, bahçede, bankada işlerimizi yaparken, içinde bulunduğumuz pandemi sürecinde öğrencilerimize 500 km uzaktan eğitim vermeye çalışıyoruz” dedi.

    “Dünyada bütün kentlerin iki bölümü olacak. Bir bölümü güvenli bölgeler, diğer bölümü çok riskli bölgeler.”

    Gençlere de önemli tavsiyelerde bulunan Can, “Yazı kültüründen teknoloji kültürüne geçiyoruz. Dijital kültüre geçiyoruz. Teknolojiyi mutlaka kullanın. Aksi takdirde teknoloji sizi kullanacaktır. Teknoloji ile arazını düzeltip, teknoloji ile bütünleşik bir yaşama hazır olun. 5 saat Tik Tok seyrederek teknolojiyi kullanmış olmuyorsunuz. Teknoloji sizi kullanmış oluyor. Hazır kapalı ortamlarda bulunuyorken, eğitim hayatınız, kültürel, öğrenme, sosyal ve ekonomik hayatınız için dijital ortamlarda iz bırakmalısınız. Yakın gelecekte, teknolojik ortamda izi olmayanın kimliği dahi olmayacak. 2030-2035 e kadar yeni yaşam sizi sarmış olacak. Bizim gibi ara kuşaklar hayatımızın yarısını, teknoloji dışında geçireceğiz. Dünyada ki bütün kentlerin iki bölümü olacak. Bir bölümü güvenli bölgeler, diğer bölümü çok riskli bölgeler. Teknolojiyi kullanabilen insanlar güvenli bölgelerde yaşayacak, teknolojiden uzak kalan aklını kullanmayan insanlar çok riskli bölgelerde hastalıklı insan muamelesi görerek yaşayacaklar” ifadelerini kullandı.

    Pandemi sürecinde kısıtlamalar sebebiyle uzun süre ekran başında olan çocuklar ve gençlere seslenen Can: “Bilimin ve bilginin önündeki bütün engeller kalkmıştır. 2019 dan önceki bütün öğrenmeler unutulacak. Bilgiye ulaşma çabası beyhudedir. Bilgi bütün insanların beyninden aşağı dökülmektedir. Google lensi olan bir insanın önünde yarım saniye de 5 milyar döküman hazır oluyor. Sosyal medyada geçirmiş olduğunuz zamanlar çalınmış zamanlarınızdır. Öğrenme kaynaklarına sahipsiniz. 5 milyar dökümanı önünüze seren teknolojiyi kullanın. Eğitim anlayışımızı değiştirmek zorundayız. Eğitimciler olarak bizler liderlik misyonuyla eğitim anlayışımızı değiştirmeliyiz. Eğitim planlarımızı, aklını kullanmaya yönelik olarak yapmalıyız. Eşrefi mahluk olarak akıl bize verilmiş bir varlık değerimizdir. Aklınızla çevrimiçi olmayı öğrenin” şeklinde konuştu.

  • İnsan Hakları tüm yönleriyle bu konferansta konuşuldu

    İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 70’inci yılında İstanbul’da “İnsan Hakları için Harekete Geç” konferansı düzenlendi. Konferansta konuşan Maltepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Betül Çotuksöken :”Biz insan hakları eksenli çok önemli çalışmalar yapıyoruz. 2005 Yılında insan hakları araştırma ve uygulama merkezimizi kurduk. Merkezi kurmadan öncede yaptığımız çalışmalarla bu konudaki bilinci arttırmayı amaçlıyorduk. Maltepe Üniversitesi olarak eğitim alma haklarını sadece korumak değil, geliştirmek içinde önemli çalışmalar içerisindeyiz. Maltepe Belediyesi tarafından düzenlenen “İnsan Hakları için Harekete Geç” konferansına yurt içinden ve yurt dışından çok sayıda davetli katıldı. Konferansta dünyada yaşanan insan hakları ihlalleri konusu masaya yatırılırken çözümün sonuç odaklı olması için asıl nedenlerin ortadan kaldırılması gerektiği vurgulandı.

    ” Maltepe Üniversitesi olarak eğitim alma haklarını sadece korumak değil geliştirmek içinde önemli çalışmalar içerisindeyiz”

    İnsan haklarının korunması ve uygulanmasında bugüne kadar bir çok çalışma yapıldığını ifade eden Maltepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Betül Çotuksöken, “21’inci yüzyıl öncesinde metinlerle belgelerle insan hakları teyit edildi. Dünya çapında yapılan çalışmalarla en önemlisi 10 Aralık 1948 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel kurulunda onaylanmış olan İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi. Türkiye ilk onaylayan ülkeler arasında yer aldığı için bizde bu bakımdan gururluyuz. Sadece Belgelerin olması yetmiyor. Önemli olan belgelerde dile getirilenlerin hayat geçirilmesi. İnsan eylemlerinde, ilişkilerinde benimsenmiş olması son derece önemli. Bu konulara dikkat çekmek üzere çalışmalar yapılıyor. Biz insan hakları eksenli çok önemli çalışmalar yapıyoruz. 2005 Yılında insan hakları araştırma ve uygulama merkezimizi kurduk. Merkezi kurmadan öncede yaptığımız çalışmalarla bu konudaki bilinci arttırmayı amaçlıyorduk Maltepe Üniversitesi olarak eğitim alma haklarını sadece korumak değil geliştirmek içinde önemli çalışmalar içerisindeyiz” dedi.

    “Problemlerin nedenlerine bakmak lazım. İnsanları öldürmekle bitmez bu işler”

    UNESCO insan Hakları ve Toplum Bilimleri Politikalar ve Programlar Direktörü Prof. Dr. İoanna Kuçuradi ise İnsan haklarının geniş kapsamlı ele alınması ve yaşanan olumsuzlukların nedenlerinin çözüme kavuşturulması gerektiğini vurguladı. Kuçuradi,” Bazı şeyler değişti tabi ki. İnsan hakları fikrinin önemi farkına varıldı. Sadece farkında olmak yetmiyor. Açık kavram gerekli, hem günlük ilişkilerimizde yapıp ettiklerimizi belirlemesi, hem hukukun temelini oluşturması için. İnsan haklarını hep muamele görme ilkeleri olarak görüyoruz. Her şeyden önce bunları aktif ilkle yani bizim yapıp ettiklerimizi belirleyen ilke olarak görmemiz gerekiyor. Bu henüz yayılmış bir düşünce değildir. Bu bakımdan zikzaklar çiziyoruz. Günümüzde insan hakları yeterli seviye değildir. Bunun nedenlerini düşünmek gerekir. Problemlerin nedenlerine bakmak lazım. İnsanları öldürmekle bitmez bu işler. İnsanlar denizlerde ölmeyi göze alıyorlar. Nedenlerin köklerini kazımadıkça bunlar devam eder. Bunun olabilmesi için bilgi gereklidir. Yargıç olarak karar verecekseniz bunun ne olduğunu iyi bilmeniz gerekir” diye konuştu.

  • Fotoğraf severler konferansta buluştu

    Malatya Büyükşehir Kent Konseyi İletişim Paylaşım Çalışma Grubu’nun açtığı “Dijital Fotoğrafçılık Kursu” kapsamında fotoğrafçılık üzerine alanında uzman hocalar tarafından kursiyerlere konferanslar devam ediyor.

    Büyükşehir Kent Konseyi bünyesinde verilen “Digital Fotoğrafçılık” eğitimleri kapsamında gerçekleştirilen fotoğrafçılık sunumların bu haftaki konuğu Fotoğraf Sanatçısı Ahmet Berber oldu.

    Büyükşehir Kent Konseyi Fethi Gemuhluoğlu konferans salonunda gerçekleşen “Sözün Göze değdiği An O An” fotoğraf sunumu programına Malatya Basın Yayın İlan Kurumu Müdürü Nihat Abacı, İnönü Üniversitesi Battalgazi MYO Basın Yayın Bölümü Öğretim Görevlisi Aytekin Erbaş, Digital Fotoğrafçılık kursiyerleri ve fotoğraf severler katıldı.

    Fotoğraf Sanatçısı Ahmet Berber, “Gözün Söze Değdiği An, O An” konulu fotoğraf sunumunda, son 5 yıllık fotoğraf öyküsünü, 7 ayrı bölümde fotoğraf severler ile paylaştı.

    Berber, sunumun ikinci bölümde fotoğrafçılara tavsiyelerde bulundu.

    Program sonunda Dijital Fotoğrafçılık Kurs Eğitmeni Ramis Akar tarafından Fotoğraf Sanatçısı Ahmet Berber’e plaket takdim edilirken, katılımcılar ve kursiyerler Ahmet Berber’e çeşitli sorular yöneltip sunumlarından dolayı teşekkür ettiler.

  • Sultan 2’nci Abdülhamid Han tüm yönleriyle bu konferansta konuşuldu

    Eğitim Bir-Sen Genel Merkezi tarafından İstanbul’da “100 Yıl Sonra Sultan 2’nci Abdülhamid Han” konulu uluslararası ilmi toplantısı düzenlendi.

    Eğitim Bir-Sen Genel Merkezi ve Türkiye Yazarlar Birliği tarafından düzenlenen “100 Yıl Sonra Sultan 2’nci Abdülhamid Han” uluslararası ilmi toplantısı ile Sultan 2’inci Abdülhamid Han anıldı. İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesinin ev sahipliğinde düzenlenen toplantıya Eğitim Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’ın yanı sıra yurt içinden ve yurt dışından çok sayıda davetli katıldı. Sultan 2’inci Abdülhamid Han’ın tüm yönleriyle konuşulduğu panelin birinci oturumunda Sultan 2’nci Abdülhamid Han döneminde Osmanlı İmparatorluğunun genel bir değerlendirmesi yapıldı. Oturuma Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan başkanlık yaptı.

    Panelin ikinci oturumunda ise Sultan 2’nci Abdülhamid Han döneminde imparatorluğun dönüşümü, modernleşme, bürokratikleşme ve merkezileşme konuları ele alındı. İki gün sürecek panel boyunca yurt içinden ve yurt dışından gelen bilim insanları, Sultan 2’nci Abdülhamid Han döneminde yürütülen dış politika, Filistin meselesi, o dönemin projeleri, kültürel ve sosyal hayat konularını masaya yatıracak.

    Eğitim Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, ”Bu toplantının amacı tarihin tekerrür etmemesi için gerekli olan hisseyi tarihten çıkarmak, dünden bugüne istikametimize ışık tutacak verileri almaktır. Övgü ve yergi geriliminden kurtularak bütün gerçekliğiyle Sultan Abdülhamid ve dönemini aydınlatıp milletin istifadesine sunmaktır. Toplantımızda Abdülhamit Han, çok yönlü bir şekilde masaya yatırılacak. Konusunda uzman akademisyen ve münevverlerimiz derinlikli bir şekilde Abdülhamid Han’ın yaşadığı dönemi, uluslararası sistemi ve o dönemin emperyalist devletini bize anlatacaklar” dedi.

    “Emperyalizmin en büyük hedefi Osmanlı’yı ve onun misyonunu yok etmektir”

    Emperyalizmin ne olduğunu, nasıl bir dünya kurduğunu anlamak için özellikle 1839 Balta Limanı Antlaşması’na gitmek gerektiğini söyleyen Yalçın, “Osmanlı Devleti’nin finans kapital tarafından ipotek altına alındığı, vesayet sisteminin içine yuvarlandığı bir anlaşmadır Balta Limanı. Bu kırılma anı bilinmeden ne Abdülhamit Han’ın mücadelesini anlayabiliriz ne de yıllarca bizi boğmak isteyen vesayet sistemini. Balta Limanı Antlaşması, Kırım Savaşı’ndaki borçlanma ve Abdülaziz Han’ın katli. Emperyal sistemin bu topraklara yerleşmesinin üç evresi. Abdülhamid Han, bu zeminde tahta oturmuştur. Düşünün bütün gücüyle emperyalizmin en büyük hedefi Osmanlı’yı ve onun misyonunu yok etmektir” dedi.

    Toplantının ardından tüm konuları kapsayan bir kitap hazırlanarak, paylaşılan bilgiler daha geniş kitlelere ulaştırılacak.

  • Prof.Dr. Mustafa Karataş “Her çocuğun bir ailesi olmalı. Koruyucu aile hizmetinin İslam’daki yeri” konulu konferansta konuştu

    Prof. Dr. Mustafa Karataş “Her çocuğun bir ailesi olmalı. Koruyucu aile hizmetinin İslam’daki yeri” konulu konferansta “Evlat edinmeyi her ne kadar biz ciddi bir şekilde kendi evladımız gibi düşünsek de aslında o da hukuken bir anlamda koruyucu ailedir”dedi.

    Hamamizade İhsanbey Kültür Merkezinde düzenlenen konferansa vatandaşlar ilgi gösterirken Prof. Dr. Karataş, yaptığı konuşmada önemli açıklamalarda bulundu.

    Karataş, yetimin başının okşanmasının emredildiğine dikkat çekerek “Evlat edinmeyi her ne kadar biz ciddi bir şekilde kendi evladımız gibi düşünsek de aslında o da hukuken bir anlamda koruyu ailedir. Ancak Kur’an-ı Kerim’de tespitlerime göre şunu söyleyebilirim. 17 civarında ayet var. Yetim ve öksüz değildir. Yetime bakmakla koruyup gözetlemekle ilgili ve bunların özü şudur. Allah’ın rızası oradadır. Peygamberimize emredilmiştir. Yetimin başının okşanması emredilmiştir. Azarlanmaması onu gücendirmemesi emredilmiştir. Yetimi azarlayanlar yerilmiştir. Bu konuda hayır yapmak isteyenlere mani olanlar da Kur’an-ı Kerim’de azarlanmıştır”dedi.

    İslamda evlatlık ya da korucu aile olmanın şartları açık olarak belirlendiğini kaydeden Karataş “İslam’da evlatlık almak ya da koruyucu aile olmanın üç şartı tespit edilmiştir. Bir, gerçek anne ve babası varsa onlar unutturulmayacak. Annesi babası kimse ona öğretilecek. İmkan varsa söylenecek. Soyu unutturulmayacak. Çünkü dinimizde 5 şeyin korunması esastır. Beş şeyden biri de nesli korumaktır. Neslin muhafazası için de soyun bilinmesi lazım. Bir insanın soyu ne ise onu söylemek zorundasınız. Saklayamazsınız, gizleyemezsiniz. Soyunu rehber eşliğinde pedagog eşliğinde zamanı gelince alıştırarak söylemek durumundasınız” diye konuştu.

    Allah’ın rızasını almanın önemine vurgu yapan Karataş, “En güzel iş, bir başkasının ’Allah razı olsun, beni büyüttü, beni okuttu, beni adam etti. Beni insan olarak cemiyete kazandırdı elimden tuttu’ diye hayır duası bir ömür boyu almaktan daha iyi güzel bir hizmet yoktur. Bu anlamda koruyucu aile olmak için imkanı olanlar fırsat kollamalı, seferber olmalı, yapanlara yardımcı olarak teşvik etmeliyiz. Çoğalması, tanınması, duyulması için elimizden geleni yapmalıyız. Bunu da en güzel medeni şekilde elimize yüzümüze bulaştırmadan o çocukların duasını alarak sevgisini saygısını kazanarak huzur içerisinde yapmaktır. Cenabı Hak hepimize bu anlamda güzellikler versin. Hayırlı hizmetler versin. Rabbim yetimlerimize öksüzlerimize ihtiyaç sahibi yavrularımıza uzanan bir el şefkat, bir kalkan, bir hizmetkar olmayı imkanı olan tüm kardeşlerimize nasip etsin” ifadelerini kullandı.