Etiket: Konferansında

  • Dünya Otomotiv Konferansı’nda geleceğin otomobilleri konuşuldu

    ‘Dünya Otomotiv Konferansı’nda otomotiv, lojistik ve teknoloji sektör yöneticileri İstanbul’da bir araya geldi.

    Bu yıl Türkiye’de 3.’sü düzenlenen ve iki gün sürecek konferansta ilk gün, Dünya’dan Mega Trendler ve Türkiye’deki Otomotiv Sektörüne Etkileri, Dijitalleşme, Endüstri 4.0 ve Üretimin Geleceği, AB Gümrük Birliğinde Yeni Düzenlemeler ve Transatlantik (TTIP) Ortaklık Senaryoları, Iran Otomotiv Sektöründen Gelişmeler, Tedarik Zinciri ve Lojistik Trendleri, Akıllı Ulaşım, Elektrikli Araçların Türkiye’de Geleceği ve Dünya’dan trendler, Sürücüsüz ve Haberleşen Araç Teknolojileri konuları konuşuldu.

    “Nüfus yaşlanıp, şehirleşme artacak”

    Konferansa konuşmacı olarak katılan Assan Hanil Genel Müdürü Okan Gedik, “Dünyadaki gelişmeler baş döndürücü bir şekilde ilerliyor. Baktığımız zaman geleceği tasvir ederken beş ana akımın ön planda olduğunu görüyoruz. Bunların içinde en önemlisi demografik değişimler, insan hayatı uzuyor ve dünya nüfusu yaşlanıyor. 65 yaş insanların oranı 2030’lara vardığımızda toplam dünya nüfusunun yüzde 30’un üzerinde bir oran elde edecek. Onun dışında şehirleşme çok önemli bundan 20 sene önce dünya nüfusunun yüzde 30’u şehirlerde yaşarken şuanda dünya nüfusunun yüzde 50’si şehirlerde yaşamakta. Önümüzdeki 20 yılda bunun yüzde 60’a çıkması bekleniyor. Şehirlerde mal ve insan hareketi oluşacak ve değişecek. Bunun dışında teknolojik atılımlar, dijitalleşme, nesnelerin interneti, yapay zeka konuları gündemdeki önemli değişiklikler. Dünyanın yaşadığı sorunlarda geleceği şekillendiren konuların arasında. Özellikle iklim değişikliği ve enerji kısıtlamaları önümüzdeki, en büyük aşılması konular olarak duruyor” dedi.

    “Konforlu araçlar geliyor”

    Otomotiv sektörünün ana akımların etkilediği tasarım dünyası olacağını söyleyen Gedik, “Yaşlanan nüfusunun artan ihtiyaçlarına göre fonksiyonları daha da artmış, konforlu yolculuklar sunan otomobiller olacak. Otonom sürüş bunlardan biri. Otonom sürüş ile birlikte yolcuyla sürücünün ortadan kalktığı, kabin içersindeki tasarımını tamamen değiştiği şehirdeki hızlı ve sık ulaşım ihtiyaçları sebebiyle beklide toplamdan tüm tasarımların değiştiği klasik bildiğimiz dört kişili arabalar yerine birli ikili taşıma ünitelerinin gündeme geldiği yeni bir dünya bekliyor bizi” diye konuştu.

    Türkiye olarak otomotiv üretiminde yaklaşım 1,5 milyon araç üreteceklerini ifade eden Gedik satış rakamlarının da 1 milyonun üzerine çıkacağını belirtti. Türkiye’nin AR-GE merkezlerinin gelişimiyle dünya içerisinde şuandaki bulunduğu konumdan daha iyi bir konumda olmak zorunda olduğunu da dile getiren Gedik, bunun için konferans katılıp çok çalıştıklarını söyledi.

    Konferansa Silikon Vadisinden gelen ve Türkiye’deki küçük akıllı şirketlerin büyümesinden yana çok mutlu olduğunu dile getiren Panasonic Executive Direktör Hakan Kostepen ise, “Teknolojiye bakıldığı zaman enerji, güvenlik ve akıllı sistemler çok önemli oluyor bu konuda Türkiye’de büyük gelişmeler var. Biz Panasonic olarak yeni gelen şirketlerle çalışıyoruz. Bu konferansta yeni şirketlere yer verilmesinden de çok zevk aldım” dedi.

    “Akıllı otomobiller 15 yıla İstanbul’da olur”

    “Türkiye’de böyle dünya çapında bir konferansın olması çok güzel bir şey olduğunu ve İstanbul’a 15 yıl içerisinde akıllı otomobillerin geleceğini söyleyen Kostepen sözlerine şöyle devam etti; “Otomobile baktığınız zaman oto-mobil, mobil kısmı çok çok daha önemli oluyor yani bizim akıllı telefon dediğimiz arabanın içindeki sizin kişisel yeriniz bir yerde hepsi bir araya gelmiş oluyor. Bunun içinde de teknolojiye bakıldığı zaman enerji, güvenlik ve akıllı sistemler çok önemli oluyor bu konuda Türkiye büyük gelişmeler var. Bizim Panasonic olarak yeni gelen şirketlerle çalışmalarımız var. Bu konferansta yeni şirketlere yer verilmesinden de çok zevk aldım. Akıllı şehirlere insanların yaşam şekillerine bakıldığı zaman otomobillerin çok çok değişime uğradığı ortada mesela akıllı otomobiller kendi kendini kullanan otomobillerin dışında esas enerji bölümü yani motor bölümüm değişiyor. Motor bölümü değiştiği zaman otomobil elektronik bir robot haline gelmiş oluyor. Böyle bir ortamda sistemin güvenliği, enerji akımı, maden ki bu konuda Türkiye çok çok zengin mesela pil dediğimiz zaman lityum ve Türkiye’deki bir takım gelişmeler çok değerli. Bizim Panasonic olarak Türkiye’de aradığımız üretimin dışında teknoloji transferiyle beraber çalışabileceğimiz küçük ve hızlı gidebilen şirketlerin olması. Bu bakımdan çok mutluyuz. Akıllı otomobilde insanların trafikteki sıkıntısı azalacak. Aracı park etmek çok daha kolaylaşacak. Daha verimli olacak otomobili illa park etmenize gerek yok belki başka bir yere gidip başka bir şey yapacak”

    “Güzel bir gelecek bizi bekliyor”

    Türkiye’nin otomotiv sektöründe hızla geliştiğini ifade eden Kostepen, “Sistem olarak baktığımızda A’dan B’ye B’den A’ya giderken insanların yaşam tarzındaki değişiklik daha bir özel daha kişisel olacak. Özellikle İstanbul trafiğinde çok güzel gelişimler olacak. Türkiye’de otomotiv sektöründeki gelişmeler çok çok hız ve giderek bu gelişmeler artıyor. Burada en önemli şeylerden biri hem insan kalitesi hem de yeni yeni oluşan şirketlerin çok hızlı gitmek istemesi. Panasonic gibi şirketlerin en büyük ihtiyacı olan bu sürat, dinamiklik akıllı şirketlerin çalışmalarıyla ben 15 sene de akıllı otomobillerin İstanbul’da olacağını zannediyorum. Bu tür olaylar yeni nesille de birleşince bilgi değişimi etrafında bunun üzerine otomotiv gibi İstanbul gibi hayat tarzını bir araya koyduğunuz zaman tamamen hayat tarzımız değişecek. Çok çok güzel bir gelecek bizi bekliyor” diye konuştu.

  • YDÜ, Nükleer Bilim ve Medikal Görüntüleme Konferansı’nda

    Yakın Doğu Üniversitesi(YDÜ), Fransa’da dünyanın en büyük Nükleer Bilim ve Medikal Görüntüleme Konferansı’nda temsil edildi.

    YDÜ Biyomedikal Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Dilber Uzun Özşahin’in Massachusetts Genel Hastanesi ve Harvard Tıp Fakültesi Nükleer Tıp Moleküler Görüntüleme Radyoloji Bölümü ile yaptığı üç ortak çalışması, Fransa’nın Strasburg kentinde gerçekleşen Nükleer Bilim Sempozyumu ve Medikal Görüntüleme Konferansı’nda (NSS/MIC) başarıyla sunuldu.

    Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla ilişkiler Müdürlüğüne açıklamalarda bulunan Yrd. Doç. Dr. Dilber Uzun Özşahin, Monte Karlo tabanlı nükleer tıp görüntüleme cihazlarının simülasyon tekniğini kullanarak tasarlanan Kardiyak Tekli Foton Emisyon Bilgisayarlı Tomografi (Cardiak SPECT) cihazını sunduğunu belirtti.

    “Kardiyak SPECT Cihazı iki katı kadar daha iyi performansa ve maliyete sahip”

    Yrd. Doç. Dr. Dilber Uzun Özşahin, “Tasarlanan Kardiyak SPECT cihazı doğasından dolayı hastadan 3 boyutlu fonksiyonel bilgi vermektedir. Cihaz, NM530c kardiyak SPECT (GE) sistemiyle karşılaştırılmıştır. Elde edilen sonuçta, cihazın iki katı kadar daha iyi performansa ve maliyete sahip olduğu gösterilmiştir” dedi.

    Özşahin ikinci çalışması ile ilgili olarak da, Massachusetts Genel Hastanesi ve Harvard Tıp Fakültesi Nükleer Tıp Moleküler Görüntüleme Radyoloji Bölümü’nde, lazer ışınları kullanarak sintilatör kristallere optiksel bariyerler koyma tekniği ile tasarlanan, dedektörün içsel çözünürlüğünü alt-mm’ye kadar düşüren yöntemin sonuçlarının, seryum katkılı lutetium yitrium ortosilikat (LYSO) sintilatör kristalleri kullanılarak nükleer görüntüleme tekniği olan Pozitron Emisyon Tomografi (PET) cihazı üzerinde yapılan deneysel uygulamaların gösterildiğini söyledi.

    Sunulan üçüncü çalışmanın ise, foton sayan detektörleri için lazer sinyali kullanılarak monolotik sintilatör kristali kesme yönteminin geleneksel mekaniksel kristal kesme yöntemine alternatif olarak kullanıldığını belirten Özşahin, bu çalışmada farklı kalınlıklarda kristaller kullanılıp farklı optiksel bariyerlerin performanslarının sunulduğunu vurguladı. Açıklamada, “Sonuçların geleneksel kristal kesme yönteminin tüm dezavantajlarını avantaj haline getirecek tekniğin, tüm foton sayan detektörde kullanılabileceğini göstermiştir” denildi.

  • YDÜ 17. Uluslararası Planlama Tarihi Konferansı’nda temsil edildi

    Yakın Doğu Üniversitesi Mimarlık Fakültesi, Hollanda’da düzenlenen 17. Uluslararası Planlama Tarihi Konferans’ına (IPHS) katıldı.

    Delft Teknoloji Üniversitesi’nde 17- 21 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilen konferansa dünyanın dört bir yanından gelen 460 şehir plancısı, mimar, tarihçi, sosyolog; akademisyenler ve araştırmacılar ile doktora öğrencileri 3 gün boyunca deneyimlerini ve çalışmalarını paylaşarak, sağlıklı planlamalar için ileriye dönük öngörüler yapmaya çalıştılar. Yakın Doğu Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden Yrd. Doç. Dr. Huriye Gürdallı ise. konferansa Kıbrıs’tan katılan tek akademisyen oldu. Ana temasının tarih boyunca kentlerin doğal ve insan yapımı krizlere, savaşlara, sömürge idareler karşısında gösterdiği direnç ve esneklik olan konferansa, Yakın Doğu Üniversitesi İç Mimarlık Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Huriye Gürdallı, ‘Bölünmüş Kentlerdeki Çatışma Alanının Mekansal ve Sosyal Dönüşümü: Lefkoşa Ara Bölge’de Kentsel Yaranın İyileşme Süreci’ isimli bildirisi ile katılarak sunum yaptı.

    Lefkoşa Master Planı uluslararası platformda anlatıldı

    Yrd. Doç. Dr. Gürdallı, bölünmüş kentlerdeki planlama çalışmaları çerçevesinde Lefkoşa Ara Bölge’de uygulanan planlama çalışmalarını örnekleyerek; Lefkoşa Master Plan, Yeni Vizyon Projesi ve Dayanışma Evi sürecindeki planlama deneyimini aktardı. Gürdallı, planlamanın başarısında sivil toplum örgütleri ile iki taraftan halkın planlamaya dâhil edilmesinin önemini vurguladı.

    Yrd. Doç. Dr. Huriye Gürdallı bildirisinde yer verdiği Master Plana ilişkin olarak, “Planlamanın sadece kâğıt üzerinde değil, sosyal ve kültürel boyutlarıyla birlikte ele alınması, bölünmüş kentlerdeki planlama çalışmaları arasında Lefkoşa’yı özgün ve biricik kılmakta ve katılımcı planlamanın başarılı bir örneğini oluşturmaktadır. 1958 ve 1963’te kenti bölen ve 1974’ten itibaren Birleşmiş Milletler (BM) kontrolündeki bu alan bugün yeniden iki toplumu Lefkoşa’nın merkezine getirme potansiyeli taşımakta ve Lefkoşa Master Plan çerçevesinde hedeflenen fiziksel planlama kararlarının gerçekleşmesi olasılığını artırmaktadır” ifadelerini kullandı.

    Sunum sonrası soru, yorum ve geri bildirimlerin sürmekte olan araştırmasına önemli katkısı olduğunu bildiren Yrd. Doç. Dr. Gürdallı, yapılan çalışmaların uluslararası platforma taşınmasını her zaman destekleyen Yakın Doğu Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Uğurcan Akyüz’e, gerekli maddi teşviki sağlayan Center of Excellence Müdürlüğü’ne ve Yakın Doğu Üniversitesi yönetimine teşekkür etti.

    Japonya’da yapılacak 18. konferansa Yakın Doğu Üniversitesi de davet edildi

    Toplantı, dünyanın farklı coğrafyalarındaki kentlerin doğal afetler, endüstrileşme, savaşlar, ideolojik kaygılar ve göçler neticesinde karşı karşıya olduğu problemler, kentlerin buna karşın direnme gücü ve planlamanın bu esnekliği yaratmadaki yerini tartışmaya devam etmek üzere 18. Uluslararası Planlama Tarihi Konferansı’nın 2018’de Japonya’nın Yokahama kentinde yapılacağının ilanı ile tamamlandı. 18. Uluslararası Planlama Tarihi Konferansı’na Yakın Doğu Üniversitesi de davet edildi.

  • Apple WWDC Konferansında bir Türk

    Bahçeşehir Üniversitesi 2. sınıf Yazılım Mühendisliği Bölümü öğrencisi 20 yaşındaki Emirhan Erdoğan, son iki yıldır Apple’ın düzenlediği World Wide Developers Conference’a (WWDC) giden tek Türk öğrenci oldu.

    Kura ile çekilerek ücretli gitme hakkı kazanan izleyicilerin yanı sıra yaptığı projelerle girmeye hak kazananlar olmak üzere 2 tür konuk kabul edilen Apple WWDC Konferasına bu sene tüm dünyadan projesiyle başvuru yapan öğrenci sayısı 4 bin. Sadece 350 kişinin çalışmasının kabul edildiği konukların arasında ise Türkiye’den tek katılımcı olan Bahçeşehir Üniversitesi 2. sınıf Yazılım Mühendisliği Bölümü öğrencisi 20 yaşındaki Emirhan Erdoğan var. Seçilmesini sağlayan uygulaması çalıştığı bir baharat firması için geliştirdiği e-ticaret aplikasyonu. 12-17 Haziran tarihlerinde San Francisco’da düzenlenen WWDC Konferasında aynı zamanda Apple Ceo’su Tim Cook ile de tanışan Emirhan, “Buraya gitmek gerçekten çok büyük bir deneyim. Apple tarafından çıkarılan teknolojileri direk onlardan öğrenmek büyük bir avantaj. Oraya gittiğimde neredeyse 250 kişiyle tanıştım. O insanlarla gelecekte değişik projeler üretebiliriz. Farklı ilham kaynakları aldığım ortamlar oldu” dedi.

    Bir baharat firması için e-ticaret uygulaması geliştiren ve bu aplikasyon sayesinde Apple WWDC Konferasına gitmeye hak kazanan Emirhan, “Onların e-ticaret uygulamasına ihtiyacı vardı. Ben de bu uygulamanın tasarım ve kodlama aşamasında yer aldım. Bu kodla birlikte Apple tarafından seçildim. Apple’a yapılan başvuru gereğince bizden; yapılan projeler, geleceğe dair planlar ve projeler üzerine bir kompozisyon yazmamız istendi. Bu kompozisyonla birlikte Apple tarafından seçildim” diye konuştu.

    Gerçekleştirdiği projeler sayesinde öğrenim gördüğü Bahçeşehir Üniversitesi’nden de burs kazandığını anlatan Emirhan, “Bahçeşehir Üniversitesi, öğrencilerini yeteneklerine göre seçen ve değerlendiren bir üniversite. Türkiye’de lider olduğunu düşünüyorum çünkü bu konunun ne kadar önemli olduğunun uzun zamandır farkında olan bir üniversite. Bahçeşehir Üniversitesi’ne gelen öğrenciler, yaptıkları puandan ziyade onların lise ve ilköğretim yıllarında neler geliştirdikleri üzerine bir değerlendirmeye tabi tutuluyor. Öğrenciler Bahçeşehir Üniversitesi’ne başvururken kendi yeteneklerinden, sosyal becerilerinden ve yaptığı projelerden bahsettikleri bir ApplyBau başvurusu yaparlar ve bu başvuru gereğince ApplyBau jürisi öğrenciye burs sağlar. Burada aslında önemli olan şey sizin puanınız değil sosyal hayatta ve gerçek hayatta neler yaptığınızdır. Bunu değerlendiren bir üniversite olması sayesinde yüzde 50 burs kazandım ve gerçekten çok büyük bir avantaj olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

    Konferansta neler yaşadığını da aktaran Emirhan sözlerine şöyle devam etti: “Çok keyifli bir süreçti. Apple Ceo’su Tim Cook ile tanışabilmek sanıyorum dünyadaki en heyecanlı anlardan biriydi. Oradaki 350 öğrencinin tamamı da aslında onunla selfie çekebilmek için sıraya girmişti fakat orada karışıklığın içerisinde onunla tanışabilme, birlikte fotoğraf çekebilme, Bahçeşehir Üniversitesi’nden ve hayallerimden bahsedebilme fırsatını yakalayan ben oldum. Aynı zamanda konferans sonunda bizi sahneye çağırdılar ve hep beraber bir fotoğraf çekildik. Bunun yanı sıra Apple mühendisleriyle birebir konuşma şansını elde ettik. Bu da gerçekten para vererek gerçekleşebilecek bir fırsat değildi. İOS ve Apple ürünlerini yapan insanlarla doğrudan bir araya gelmek çok keyifliydi.”

  • Milletvekili Çalık, Tokyo’daki Nüfus Ve Kalkınma Parlamenterler Konferansında Mülteci Sorununa Dikkat Çekti

    TBMM Nüfus ve Kalkınma Grubu Başkanı ve AK Parti Malatya Milletvekili Öznur Çalık, Japonya’nın başkenti Tokyo’da düzenlenen Nüfus ve Kalkınma Parlamenterler Konferansında mülteci sorunu hakkında yaptığı konuşmasında, “Dünya gündeminin en önemli başlığı mülteci sorunu olmalıdır” dedi.

    2016 G7 Ise-Shima Zirvesi öncesi Japonya’nın başkenti Tokyo’da düzenlenen ve 200’ün üzerinde parlamenterin katıldığı Nüfus ve Kalkınma Parlamenterler Konferansında bir konuşma yapan TBMM Nüfus ve Kalkınma Grubu Başkanı ve AK Parti Malatya Milletvekili Öznur Çalık, tüm dünya ülkelerinin çalıştığı ve Eylül 2015’te tamamlanan Binyıl Kalkınma Hedeflerinin (MDG) ardından 2015 sonrası için yeni hedefler belirlediklerini kaydetti. Çalık, “New York’ta 193 ülkenin imzası ile kabul edilen bu yeni hedefler dünyamızın sürdürülebilir kalkınması için büyük önem arz etmektedir. 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (SKH), tüm ulusları ilgilendiren ve özellikle gelişmesi çağın şartlarının gerisinde kalmış ülkeler için daha yakından takip edilmesi gereken bir konudur. 2030 SKH’de biz parlamenterlerin sorumluluğu oldukça yüksektir. Bu toplantıya, dünyada gelişmişlik düzeyi farklı olan ülkelerden parlamenterlerin katılması, görüş bildirmesi ve hedeflerin gerçekleşmesi için ulusal, bölgesel ve küresel seviyede güçlü bir diyalog mekanizmasının işletilmesine dönük olarak paylaşımların ciddi katkılar sağlayacağına inancım tamdır. Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin geliştirilmesi konusunda vazgeçilmez unsur evrensel sağlık güvencesidir. Kalkınmanın temeli sağlıktır. Son on yılda sağlık alanında birçok az gelişmiş veya orta gelişmiş ülkede yaşanan ilerlemeler oldukça etkileyicidir. Birçok ülkede, çocuk ve anne ölümü oranlarında şimdiye kadar yaşanan en büyük düşüş kaydedilmiştir. BM kuruluşları ve Dünya Bankası Grubu tarafından yapılan açıklamaya göre, anne ölümlerinde 1990 yılından bu yana yüzde 44’lük bir azalma kaydedilmiştir. Ancak Sahraaltı Afrika ve Güney Asya’da bulunan en düşük gelire sahip ülkeler başta olmak üzere birçok ülkenin 2015 yılına kadar SKH’nin gerçekleştiremediği görülmektedir. Bizler, tüm bu sorunlara daha fazla diyalog ve etkileşim kurarak, ulusal, bölgesel ve küresel olarak almış olduğumuz kararları yakından takip etmeliyiz. Sadece kendi ülkemizin sorunlarıyla değil farklı coğrafyalarda yaşayan insanların sorunlarını yakın takip etmeli, sorunlara kulak tıkamamalıyız. Etkin bir hesap verebilirlik mekanizması ile ulusal ve küresel olarak yaşanan sorunlara çözümler üretmeliyiz” şeklinde konuştu.

    “TÜRKİYE YARDIMLAR KONUSUNDA İMKANLARININ ÜZERİNE ÇIKTI”

    Çalık, Türkiye’nin yeni kalkınma gündemi için ana eksenleri eşitlik ve sürdürülebilirlik olan insan odaklı kalkınmayı benimsediğini aktardı. Çalık, “Yoksullukla mücadele ve herkes için insana yakışır hayat sağlamak en büyük önceliğimizdir. Türkiye’nin Binyıl Kalkınma Hedefleri’nin başarısının arkasındaki ana sebep son 14 yıldaki siyasi istikrarın göstermiş olduğu sahipliliktir. Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin daha geniş bir konu yelpazesini içerdiği düşünülürse bu gündemin ulusal politikalara entegre edilmesi, uygulanması ve izlenmesi için siyasi istikrar daha da önemli olacaktır. Hükümetimiz, BKH tecrübeleri ışığında, SDG ile ilgili tüm paydaşları ve kamu kurumlarıyla birlikte hazırlanmayı planlamaktadır. Türkiye Sağlıkta Dönüşüm programı ile 11 yılda bebek ölüm hızını binde 6’ya düşürerek bebek ölümlerini son 20 yılda en hızlı düşüren 4. ülke konumuna gelmiştir. Türkiye’de anne ölümleri izleme programı ile anne ölüm oranı yüz binde 14’de düşmüştür. Türkiye olarak, dünyanın neresinde bir dram yaşanıyorsa, orada mazlumların yanında olmaya, onların acılarına ortak olmaya, imkanımız el verdiğince onlara destek olmaya çalışıyoruz. Hatta bu konuda imkanlarımızın üzerine çıktığımıza da tüm dünya şahittir. Türkiye olarak dünyada dış yardımlar konusunda gayri safi milli hasılaya oranla 1’inciyiz, toplamda da ABD ve İngiltere’nin ardından 3’üncüyüz. Türkiye’nin, 2014 yılındaki resmi kalkınma yardımları 3 milyar 591 milyon dolara ulaşmıştır. Suriye’deki savaştan kaçarak Türkiye’ye yerleşen göçmenler için ülkemiz 10 milyar dolar para harcamıştır” ifadelerini kullandı.

    Sıkıntı çekilen ülkelere yardım için verilen taahhütlerin yerine getirilmesi gerektiğine işarete eden Çalık, bugün tüm dünya, Ortadoğu’daki, Suriye’deki, Afrika’daki insanlar için mücadele etmezse verilen taahhütlerin sözde kalacağını kaydetti. Çalık, “Bugün kadınlarımız ve bebeklerimiz, birçok temel insani ihtiyaçlardan yoksun kalmakta, temel sağlık hizmetlerine erişimde zorluk çekmektedir. Bunun için tüm insanlığın ayağa kalkması gerekir. Bugün gündemimizin en önemli başlıklarından birinin de mülteci sorunu olması gerekir. 3 milyona yakın Suriyeli mülteciyi barındıran Türkiye’nin parlamenteri olarak, mülteci sorununda herkesin çözüm odaklı harekete geçmesini bekliyorum. Her doğan bebeği yaşatmak, her kadın ve kızımızı güçlendirmek, her gencin geleceğini ve her yaşlımızın sağlığı ve refahını garanti altına alabilmek için gerekli siyasi istikrarı sağlamak için çaba sarf etmek biz parlamenterlerin ve hükümetlerin sorumluluğudur ve taahhüt altına alınmalıdır. Her düzeyde, gerekli altyapı ve politikaların hazırlanması, uygulaması ve elde edilen başarıların paylaşılması, kalkınmanın önemli bir aracı olan Güney-Güneye işbirliği ve ülkeler arası teknik işbirliği uygulamaları, 2030 hedeflerinin uygulanmasında önemli yer tutmaktadır. Son olarak, ev sahipliğini Türkiye’nin üstlendiği 23-24 Mayıs 2016 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecek olan ve bir ilk olan Dünya İnsani Yardım Zirvesi’ne sizleri davet ediyorum. Temennim odur ki, bu zirvenin başarılı bir şekilde gerçekleştirilerek, dünyada yaşadığımız sıkıntıların çözümüne vesile olmasıdır. Bu duygu ve düşüncelerle tüm insanlığa barış ve kardeşlik içinde sağlıklı bir yaşam diliyorum” diye konuştu.