Etiket: Konferansı

  • Atakum’da ’Dede Korkut’ Konferansı

    Atakum Belediyesi tarafından, ‘Dedem Korkut’un Kitabı ve Türk Kültürünün Temel Kodları’ konulu konferans düzenlendi.

    Konferansa, Atakum Kent Konseyi Başkanı ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi(OMÜ) Fen – Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bekir Şişman konuşmacı olarak katıldı. ‘Dedem Korkut’un Kitabı ve Türk Kültürünün Temel Kodları’ konulu konferans OMÜ’lü öğrencilerin geniş katılımıyla gerçekleşti.

    TAŞÇI: “BİLGİ PAYLAŞILDIKÇA ANLAM KAZANIR”

    Yalı Kafe’de gerçekleştirilen konferansa; Atakum Kaymakamı Ali Bakoğlu, Atakum Belediye Başkanı İshak Taşçı, TÜGVA Başkanı Hakan Durmuşoğlu ile çok sayıda OMÜ’lü öğrenci katıldı. Konferans öncesi konuşan Atakum Belediye Başkanı İshak Taşçı, kültürel çalışmaları kapsamında konferans ve panellere son derece önem verdiklerini söyleyerek, “Bilgi paylaşıldıkça anlam kazanır. Bu anlamda bilgilerini bizlerle, gençlerle paylaşmak isteyenleri ilçemizde ağırlamaya, konferans ve paneller düzenlemeye önem veriyoruz. Atakum Belediyesi olarak bu tür etkinlikleri sürdüreceğiz. Bu akşam da dünümüz ile bugünümüz arasındaki etkileşimleri ortaya koyan önemli bir konferansa ev sahipliği yapıyoruz. Katılım sağlayan herkese teşekkür ediyoruz. Özellikle bilgi ve birikimlerini bizimle paylaşan Doç. Dr. Bekir Şişman hocamıza teşekkür ediyoruz” dedi.

    ŞİŞMAN: “GÜNÜMÜZE ULAŞAN EN ÖNEMLİ DESTAN METNİ”

    Milletlerin kültürel bellekleriyle var olabileceğinden bahseden ve Türk milletinin temel bellek kaynaklarından birisinin Dede Korkut olduğunu belirten Doç. Dr. Bekir Şişman, “Milletler kültürel bellekleriyle var olabilir ve hayatiyetini devam ettirebilir. Bizim kültürel belleğimizin temel kaynaklarından biri de Dede Korkut Kitabı’dır. Fuat Köprülü’nün meşhur bir sözü vardır, ’Türk Edebiyatını terazinin bir kefesine koysanız, Dede Korkut Kitabı’nı diğer kefesine koysanız Dede Korkut ağır basar’ diye. Bu sözü ona söyleten şey, eserin dil yadigârı olmasından daha ziyade Oğuzlar’ın inançları, töreleri, gelenekleri, mücadeleleri, yaşam tarzları, aile hayatı kısaca kültürleri hakkında çok net bilgiler veren, Oğuzlar’dan günümüze ulaşan en önemli destan metni olmasıdır” diye konuştu.

    ŞİŞMAN: “NAMUSU CANDAN AZİZ BİLİRLER!”

    Kitapta yer alan Orta Asya kaynaklı hikayelerin günümüze taşınmış örnekleri içerisinde barındırdığını belirten Doç. Dr. Şişman, “Oğuzlar’da aile çok sağlam yapıdadır. Tek evlilik esastır ve eşler birbirine son derece sadıktır. Ana sevgisi çok kuvvetlidir ve ana hakkı Tanrı hakkı olarak kabul edilir. Namusu candan aziz bilirler. Aile reisi babadır, ata-babaya itaat kesindir. Örnek olarak evlilik âdetlerine baktığımızda bugün Anadolu’da ve Türk dünyasında var olan yahut yakın tarihe kadar yaşatılan geleneklere bu eserde rastlamak mümkündür. Gençler evlenmek arzusunu ailesiyle özellikle babasıyla paylaşır. Evlilikte dikkatimizi çeken beşik kertmesi âdeti olmuştur. Söz yüzüğü, kız isteme âdeti ki Allah’ın emri, Peygamber’in kavli ile istenir, başlık, küçük düğün olarak adlandırılan nişan, büyük düğün, çeyiz getirme, sağdıçlık, yengelik, gelin çadırı, gelin odası, düğün yemeği ki yahni, sac ekmeği, bazlama, düğünde kopuz, davul-zurna çalma gibi âdetler Dedem Korkut Kitabı’nda da karşımıza çıkan eski Türk gelenekleridir. Türk Kültüründe var olan doğru ve yanlışların sağlaması yapılmalı, bu yolla yanlışlar ayıklanmalı, doğrular güçlendirilmeli; yanlışların yerine zamana uygun ve sağlıklı doğru kabuller ve anlayışlar ikame edilmelidir. Bu sayede kültürü doğru biçimde yeniden üretebilir, Türk kültürünün sağlıklı biçimde devamlılığını sağlayabiliriz” şeklinde konuştu.

    Konferansın ardından Atakum Kaymakamı Ali Bakoğlu ve Atakum Belediye Başkanı İshak Taşçı, Doç. Dr. Bekir Şişman’a ve konferans öncesi sahneye çıkan Ozan Obalı mahlaslı Mustafa Bilir’e teşekkür ederek adlarına fidan dikildiğini temsil eden bir belge ile çiçek verdi.

  • Türkiye Almanya Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin 50’nci Yılı Konferansı Ankara’da Gerçekleştirilecek

    Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK), Ankara Üniversitesi ve Ziraat Bankası işbirliği ile “Türkiye Almanya Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin 50’nci yılı Konferansı” Ankara’da gerçekleştirilecek.

    16 Kasım’da Ankara Rixos Otel’de gerçekleştirilecek konferansa, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müsteşar Vekili Dr. Mehmet Selim Bağlı, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkan Vekili Cevdet Ceylan, Almanya Federal Çalışma ve Sosyal İşler Bakanlığı Dış İlişkiler Genel Müdür Yardımcısı Wolfgang Heller, SGK Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürü Vekili Gökay Akcan, Ziraat Bankası Genel Müdür Yardımcısı Alparslan Çakar, Ankara Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Kasım Karakütük konuşmacı olarak katılacak. Konferansta, 50 yıldan bu yana yapılan çalışmalar ve gelinen son durum değerlendirilecek.

    Türkiye-Almanya Sosyal Güvenlik Sözleşmesi 30 Nisan 1964 yılında Bonn’da imzalanmış; 1 Kasım 1965 tarihinde yürürlüğe girmişti. Sözleşme ile birlikte vatandaşların her iki ülkedeki sosyal güvenlik hakları güvence altına alınmış, gerek emeklilikte gerek sağlık alanında hak kaybının önüne geçilmesi yönünde iki ülke arasında sıkı bir işbirliğine gidildi.

    Sözleşme, sigortalıların Almanya’da, Alman sigortalıları gibi sosyal güvenlik mevzuatı çerçevesinde hak ve yükümlülükler bakımından işlem göreceklerini, Almanya’da veya Türkiye’de sosyal güvenlik yardımına hak kazanmada her iki ülkede geçirilen hizmet sürelerinin birleştirileceği, Almanya’da kazanılan haklardan Türkiye’ye dönmeleri halinde de yararlanmaya devam edeceklerini öngören düzenlemeleri içermekte.

    Mütekabiliyet esasına göre söz konusu haklar Türkiye’de ki Alman vatandaşları için de aynı şekilde geçerli olmaktadır. Diğer bir ifadeyle sözleşme sayesinde emeklilik için gerekli prim koşulunun yerine getirilememesi halinde Almanya’da geçen sürelerin de dikkate alınması imkanı sağlanıyor. Ayrıca gerek ikamet halinde gerekse geçici bulunma esnasında kişilerin sağlık hizmetlerinden mahrum kalmalarının önüne geçilmesini sağlanıyor.

    16 asım 2015 tarihinde gerçekleştirilecek olan Konferansta gerek Almanya’dan gerekse Türkiye’den katılacak akademisyenler ile birlikte, AB ülkelerinde Türk Vatandaşlarının Sosyal Hakları, Türkiye- Almanya Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin Türk Sosyal Güvenlik Sistemine Etkisi, Türkiye- Almanya Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin Sosyal Haklara Etkisi, Almanya ile imzalanan sosyal güvenlik sözleşmesinin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkileri, Göçün psikolojik etkileri konuları değerlendirilecektir.

  • SAÜ’de “Batılı Bilginin Eleştirisi” Konferansı Düzenlendi

    Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Akademik ve Sosyal Gelişim Merkezi tarafından “Batılı Bilginin Eleştirisi Üzerine” isimli bir konferans düzenlendi.

    Sakarya Üniversitesi SASGEM tarafından düzenlenen “Batılı Bilginin Eleştirisi Üzerine” isimli konferansa İstanbul Şehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Korkut Tuna konuşmacı olarak katıldı. SAÜ Hukuk Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen etkinliğe SAÜ’lü öğrenciler yoğun ilgi gösterdi.

    Konuşmasında doğu ve batıdaki bilginin içeri hakkında bilgiler vererek başlayan Prof. Dr. Korkut Tuna, tarihteki doğu-batı farklılığının günümüze kadar ulaştığını söyledi. Üniversitelerde öğretilen bilginin batılı kaynaklardan süre geldiğini belirten ve bu konu üzerine eleştiride bulunan Prof. Dr. Tuna, “Eski zamanda kitaplarda toplum bilimi olarak adlandırılan ders günümüzde sosyoloji olarak okutuluyor. Biz bunu Batılı anlamda sosyoloji olarak algılıyoruz” diye konuştu.

    Üniversitelerdeki müfredatın Batılı bilgilere göre dizayn edildiğini ifade eden Prof. Dr. Tuna, “Üniversitelerin Hukuk Fakültelerinde Roma Hukuku dersi temel derslerden birisi. Buna karşılık birçok fakültede İslam Hukuku dersi temel anlamıyla esas alınmamıştır. Bu konuda bizi daha çok ilgilendiren bilgiler üzerine yoğunlaşmalıyız” diye konuştu. Günümüzde öğrenmeyi, edinilmiş bilgilerden karşıladığımızı dile getiren “Prof. Dr. Tuna, “Bilgilerin çoğu edinilmiş bilgi. Maalesef ki bilgi üretmiyoruz. Bir bilgi oluşturamıyoruz. Birilerinin bilgilerini takip ediyoruz. Kısacası bilgiyi dahi ithal ediyoruz. Kendimizi başka bilgiler ile kuşatıyoruz” ifadelerini kullandı.

    İslamiyet’le birlikte hem İslam Alemi’ndeki hem de Yunan Alemi’ndeki bilgilerin Batıya ulaştığını belirten Prof. Dr. Tuna, “Günümüzde Batı Toplumları varacağı noktaya geldi. Bir ilerleme söz konusu değil. Şuan ki durum yeniliğe kapalı, belirli rötuşlar ile mevcut yapıyı korumaya yönelik. Batının dengesi çok hassas. Kendilerini yenilemeye gücü yok. Sadece kendi gücünü idare edebilecek seviyedeler” dedi.

    Ülke olarak kendimize inanmamız gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tuna “Bizim değişim konusunda, yapacak çok şeyimiz var. Kendimize inanıp bu gücü ortaya çıkarmamız lazım. Fransa’da seçimler adayların şu kurumdan 1 milyon, şu kurumdan 2 milyon tasarruf edip şu projeyi gerçekleştireceğiz şeklinde. Onlarda her şey sistematik ve hantal bir yapıda. Bizler ülkemizde her türlü yatırımı yapabiliyoruz. Köprüler, otoyollar vs. Hiçbir sıkıntı yaşanmadan bu yatırımların üstesinden gelebiliyoruz” şeklinde konuştu.

  • Erenler Belediyesi “Peder Beyi Ne Yapmalı?” Konferansı Düzenledi

    Erenler Belediyesi, Türkiye Gençlik Vakfı (TUGVA), Sakarya Gençlik Merkezi, Erenler Belediyesi ve Erenler Kaymakamlığı ortaklığında ‘Peder Beyi Ne Yapmalı?’ adlı konferans gerçekleştirildi.

    ‘Peder Beyi Ne Yapmalı?’ adlı konferans Erenler Belediyesine ait Kültür Merkezinde düzenlendi. İstanbul Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ömer Miraç Yaman’ın konuşmacı olduğu programa Erenler Belediye Başkanı Cavit Öztürk, Erenler Belediye Başkan Yardımcısı Ali Akdeniz, TUGVA Sakarya Başkanı Muhammet Fatih Yahşi, Sakarya Gençlik Merkezi sorumluları ve çok sayıda öğrenci katıldı.

    Kültür Merkezinin tamamen dolduğu programda, anne-baba ilişkileri, aile içi sorunlar, madde bağımlılığı ve gençliğin sorunları konuşuldu. Yrd. Doç. Dr. Ömer Miraç Yaman’ın kendine has anlatım tarzıyla işlediği konular, katılım gösteren gençler arasında büyük ilgi gördü.

    Konferans sonrasında TUGVA Sakarya Başkanı Muhammet Fatih Yahşi, Erenler Belediye Başkanı Cavit Öztürk’e plaket takdim ederken Başkan Öztürk de konuşmacı Yaman’a çiçek ve plaket hediye etti.

  • Gümüşhane’de Organ Bağışı Konferansı

    Gümüşhane’de 3-9 Kasım Organ ve Doku Bağışı haftası nedeniyle konferans düzenlendi. Konferansın sonunda Vali Yardımcısı Şenol Turan organlarını bağışladı.

    İl Sağlık Müdürlüğü tarafından organize edilen konferans Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Yüksekokulu konferans salonunda gerçekleştirildi. Konferansa Vali Yardımcısı Şenol Turan, Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Erdem, İl Sağlık Müdürü Dr. Mustafa Ağar, Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Yrd.Doç.Dr. Özgür Çelebi, Halk Sağlığı Müdürü Dr. Engin Pehlivan, sağlık çalışanları, vatandaşlar ve öğrenciler katıldı.

    GÜMÜŞHANE’DE 709 ORGAN BAĞIŞÇISI VAR

    Konferansın açılış konuşmasını yapan İl Sağlık Müdürü Dr. Mustafa Ağar, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de en önemli sağlık sorunlarından birisinin tedavisi sadece organ ve doku nakli ile mümkün olan hastalıklar olduğunu söyledi.

    Ağar, Gümüşhane’de toplam 709 organ bağışçısı bulunduğunu belirterek, bu rakamlara göre Gümüşhane’nin 81 il arasında 36.sırada, nüfusa göre ise 8.sırada olduğunu belirtti.

    “BİRGÜN HEPİMİZE ORGAN BAĞIŞI GEREKEBİLİR”

    Konferansın konuşmacılarından Gümüşhane Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği, Tıbbi Hizmetler Başkanı Op.Dr.Yavuz Çakıroğlu “Beyin ölümü” hakkında sunum gerçekleştirdi. Organ bağışının herkese gerekebileceğinin altını çizen Çakıroğlu, beyin ölümünün tıbben ölüm olduğunu, bu ölümlerde Türkiye’de yüzde 20 civarında bağış gerçekleştiğini söyledi.

    “TÜRKİYE’DE 24 BİN 705 KİŞİ ORGAN BEKLİYOR”

    Türkiye’de 2015 yılında 24 bin 705 kişinin organ bağışı beklediğini hatırlatan Çakıroğlu, kalp ve karaciğer bekleyenlerin çoğunun nakil olamadan vefat ettiğini belirterek, nakil sırasını beklerken ölenlerin nakil olanlardan çok daha fazla olduğunun altını çizdi.

    “BEYİN ÖLÜMÜ VAZODAKİ ÇİÇEĞE, BİTKİSEL HAYAT SAKSIDAKİ ÇİÇEĞE BENZER”

    Beyin ölümü, koma ve bitkisel hayatın kamuoyunda karıştırıldığını dile getiren Çakıroğlu, beyin ölümünü vazodaki çiçeğe, bitkisel hayatı ise saksıdaki çiçeğe benzeterek farklarını anlattı.

    “DÜNYADA YAPILAMAYAN NAKİLLER ARTIK TÜRKİYE’DE YAPILIYOR”

    Erzurum Organ ve Doku Nakli Bölge Koordinatörü Dr. Fatih Kacıroğlu ise “Organ Bağışı ve Organ Nakli” konusunda gerçekleştirdiği sunumunda organ naklinde dünyada yapılan herşeyin hatta yapılamayan bazı nakillerin de Türkiye’de yapıldığını vurguladı.

    “KOMŞU KOMŞUNUN ARTIK KÜLÜNE DEĞİL, KARACİĞERİNE, BÖBREĞİNE MUHTAÇTIR”

    “Günümüzde komşu komşunun külüne değil de karaciğerine, böbreğine muhtaçtır” tespitinde bulunan Kacıroğlu, organ naklinin sürecini anlattı. Organ naklinin zamanla yarış olduğunu belirten Kacıoğlu, bir insana hayat vermek kadar güzel başka bir hediye olamayacağını dile getirdi.

    “DİN İNSANLARI MUTLU ETMEK İÇİN VARDIR”

    Konferansta organ ve doku bağışının dini boyutunu anlatan Müftü Yardımcısı Hüseyin Hacıfettaoğlu ise hastalık gelmeden sağlığın kıymetinin bilinmesi gerektiğine vurgu yaparak, dinin insanların mutlu etmek için var olduğunu belirtti ve organ naklinin candan cana yapıldığında en iyi sadaka olduğunu söyledi.

    “ORGAN BAĞIŞI ZARURET HALİNDE CAİZDİR”

    Hacıfettahoğlu “Bir insanı yaşatmak, bütün insanlığı yaşatmak gibidir” ayetine değinerek Diyanet İşleri Başkanlığı ve kurullarının organ bağışının caiz olduğuna dair fetvasını hatırlattı.

    İnsanın Allah’ın yarattığı en güzel varlık olduğunu, dirisinin de ölüsünün de kıymetli olduğuna değinen Hacıfettahoğlu, organ bağışında duyarlılığın artırılması gerektiğini söyleyerek sözlerini sonlandırdı.

    VALİ YARDIMCISI ŞENOL TURAN ORGAN BAĞIŞINDA BULUNDU

    Konferansın ardından salon girişinde kurulan stantta organ bağışında bulunan ve bağışçı kartını teslim alan Vali Yardımcısı Şenol Turan, yapılan konferanstan çok etkilendiğini belirterek konuşmacılara teşekkür etti.

    “ORGAN BAĞIŞINDA BULUNANLAR YAKINLARINA ZORLUK ÇIKARMAMASI İÇİN TELKİNDE BULUNSUN”

    Organ bağışının önemli ve hassasiyet gerektiren bir konu olduğunu ifade eden Turan, “Tıp gelişiyor. Temennimiz tıbbın geliştiği oranda aynı şekilde organ bağışındaki bilinç düzeyinin de gelişmesi. Bu konuda kişinin sağken organ bağışı taahhüdünde bulunması da yeterli değil. Birinci derece akrabalarının da tasarrufunda olan bir konu. O nedenle ben bugün organ bağışçısı kartımı aldım. Organ bağışında bulunanların da bu konuya özel önem göstermelerini istiyorum. Eğer organlarını bağışlamışlarsa yakın çevrelerine de organ bağışı durumunda insanlara zorluk çıkarmamaları konusunda telkinde bulunmalarını istiyorum. İnşallah organ bağışına gerek kalmaz diyeceğim ama ölüm haktır. Her canlı bir gün ölümü tadacaktır. Geride hastalığıyla kalan insanlara karşı vatandaşlarımızın duyarlı olmalarını istiyorum” dedi.

    KONFERANSTA 7 KİŞİ ORGANLARINI BAĞIŞLADI

    Konferansın ardından salon girişinde kurulan stantta toplam 7 kişi organ bağışında bulundu.

    Program sonunda konferansa konuşmacı olarak katılanlara teşekkür belgesi verildi.