Etiket: konferans

  • Afyonkarahisar’da “Sosyal Sorumluluk Ve İnsan Hakları” Konulu Konferans

    Afyonkarahisar İbrahim Evren Anadolu ve Teknik Kız Meslek Lisesi’nde Dünya İnsan Hakları ve Demokrasi Haftası etkinlikleri kapsamında “Sosyal Sorumluluk ve İnsan Hakları” konulu konferans düzenlendi.

    Dünya İnsan Hakları ve Demokrasi Haftası etkinlikleri kapsamında Afyonkarahisar Valiliği İl İnsan Hakları Kurulu Üyesi ve Afyon Kocatepe Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Mustafa Fişne tarafından öğrenci ve öğretmenlerin katılımıyla topluluğa “Sosyal Sorumluluk ve İnsan Hakları” konulu bir konferans verildi. Fişne, konuşmasında, sorumluk ve sosyal sorumluluk kavramları üzerinde durarak bu kavramların insan haklarıyla olan yakın ilişkisini anlatarak, “Bizim en büyük sosyal sorumluluklarımızdan bir tanesi içinde yaşadığımız toplumdaki insanların haklarına saygı göstermek ve başkalarını da bu konuda duyarlı olmalarını sağlamaya çalışmak. İnsanların bencil olmalarının sosyal sorumluk bilincinin önündeki en büyük engel olduğunu vurgulayarak öğrencilerin hayatlarında sosyal sorumluluk bilinciyle yön vermeleri gerekiyor. Ülkemizde Avrupa Birliği üyelik süreci içerisinde insan hakları alanında birçok reform yapılmıştır. En önemli başarı zihniyet dönüşünde yaşanıyor. Bu kapsamda; kurulmuş olan İl ve İlçe İnsan Hakları Kurulları’nın yerel düzeydeki hak ihlallerini araştırmada insan haklarına ilişkin sosyal sorumluluk bilincinin artırılmasında ve Kamu Kurum ve Kuruluşlarının haberli veya habersiz denetiminde önemli başarılar sağlamıştır” diye konuştu.

  • Konya Müftüsü Akpınar’dan Konferans

    Konya İl Müftüsü Prof. Dr. Ali Akpınar, Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ)’nde “Kur’an’ın Öğrencisi Hz. Mevlana” konulu bir konferans verdi.

    NEÜ AKEF Erol Güngör Konferans Salonundaki konferansa, NEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Önder Kutlu, İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ramazan Altıntaş, öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı. Konuşmasına Hz. Mevlana’nın hayatına ve eserlerine değinerek başlayan Prof. Dr. Ali Akpınar, Hz. Mevlana’yı anmanın yanında doğru şekilde anlamanın da çok önemli olduğunu söyledi. Gizlenen, özlenen ve izlenen Mevlana anlayışı olduğunu belirten Akpınar, “Hz. Mevlana da kendi döneminde yaşayan ve kendi sorumluluklarını yerine getiren bir kuldu. Önemli olan Hz. Mevlana’nın evrensel değerdeki güzelliklerini hayata geçirebilmektir. Parçacı yaklaşımlardan uzak durmamız lazım. Herkesin görmek istediği şekliyle Hz. Mevlana’yı değerlendirmeye kalkarsa yanlışa düşülür, istismara yol açılır. Bu konuda hassasiyet göstermek lazım” dedi.

    Hz. Mevlana’nın söylemediklerini de ona söyletme yanlışından kurtulmamız gerektiğini belirten Akpınar, “Mesela bu ‘Gel gel ne olursan ol yine gel’ sözü Mevlana’ya ait değildir. Belki onun felsefesine aykırı değil ama bunu Mevlana söyledi demek çok başka bir şeydir. Onun söylemediği sözlerle onun felsefesini anlatmaya çalışamayız” ifadelerini kullandı.

    “MESNEVİ BAŞTAN SONA BİR KUR’AN TEFSİRİ DEĞİL”

    Hz. Mevlana’nın Mesneviyi vahdet dükkanı olarak tanımladığını hatırlatan Müftü Akpınar, Mesnevinin baştan sona bir Kur’an tefsiri olmadığının altını çizdi. Mesnevi’nin Kur’an ayetlerini baştan sona ele alıp, inceleyen bir tefsir çalışması olmadığını yineleyen Akpınar, “Mevlana’nın harcının Kur’an ve Sünnet olduğunu yine kendisinden öğreniyoruz. ‘Ben sağ olduğum müddetçe Kur’an’ın kölesiyim. Ben Muhammed muhtarın yolunun tozuyum. Benden bu sözden başkasını nakleden kimse benden uzak, ben de ondan uzağım’ diyor. Kur’an’a ve Sünnete aykırı bir mesajın Mevlana’ya aitmiş gibi aktaranların Mevlana ile alakalarının olmayacağını kendisi söylüyor” ifadelerini kullandı.

    Hz. Mevlana’yı abartmadan anlatmak gerektiğinin altını çizen Akpınar, onun da bir kul olduğunu, ulaşılmaz insanüstü bir varlık olarak sunulmasının yanlış olacağını belirtti.

    “MEVLANA’NIN EDEBİYATINI YAPMAK YERİNE, MEVLANALAŞMAK ÖNEMLİ”

    Mevlana’nın edebiyatını yapmak yerine, Mevlanalaşmanın önemli olduğuna dikkat çeken Akpınar, “Sevgide, hoşgörüde, Mevlana gönüllü olmaya ihtiyacımız var. Düşüncelerinde Mevlana olan insanlara ihtiyacımız var. Hayata, Mevlana gözüyle bakanlara, söylemlerinde Mevlana dilini kullananlara ihtiyacımı var. Mevlana gibi olmak, Mevlana gibi ölmek ve bu şiarda olmaya ihtiyacımız var” diye konuştu.

  • KBÜ’de İslamcılık Ve Sonrası Konulu Konferans Düzenlendi

    Türk Ocakları Karabük Şubesi tarafından “İslamcılık ve Sonrası” Konferans düzenlendi.

    Karabük Üniversitesi (KBÜ) Hamit Çepni Konferans Salonu’ndaki programa Vali Yardımcısı Yunus Kalaycı ile üniversite akademik ve idari personelle, öğrenciler katıldı.

    Programa konuşmacı olarak katılan Yıldız Teknik Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bedri Gencer, toplumların dönüşümünü anlamak için iki kavramı iyi bilmek gerektiğini söyledi.

    Bunların modernleşme ve sekülerleşme kavramları olduğunu kaydeden Gencer, “Modernleşmeyle iki toplumun birbirine dönüştüğünü görmekteyiz. Bu dönüşüm ulusal devletlerden emperyal devletlere geçiş sürecidir. Geçiş süreçleri tüm devletleri etkilemiştir. Batı ile birlikte tüm dünya ulusal düzeyden emperyal düzeye geçmiştir. Kimlik tanımının belli bir din anlayışına dayandırılmasına sekülerleşme denilmektedir. İslamcılık kavramı medyada en çok tartışılan kavramlardan biridir. Kullandığımız pek çok kavrama sosyal bilimlerde anakronizm deriz. Bu kavramlar modern çağda ortaya çıkmıştır. Medeniyette batının son 200 yılda ürettiği kavramlardan birisidir. Modern çağın ürettiği kavramlardan İslamcılığı da Türkçe’deki pek çok kavram gibi yanlış kullanmaktayız. İslamcılık 19. asırda, İslam dünyasının lideri Osmanlı’da ortaya çıkmıştır. Yeryüzünde tek din vardır, Müslümanlık. Çünkü tek ve hak din Müslümanlıktır” dedi.

    Konferansın ardından Türk Ocakları Karabük Şube Başkanı Yrd. Doç. Dr. Taşkın Deniz, Gencer’e teşekkür belgesi verdi.

  • Baro Başkanı Enver Han İnsan Hakları Konulu Konferans Verdi

    Malatya Baro Başkanı Av. Enver Han, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü nedeniyle Malatya Org. Eşref Bitlis Anadolu Lisesinde öğrencilere konferans verdi.

    İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilişinin 67. yıl dönümü münasebetiyle ‘İnsan Haklarının Önemi’ hakkında bir konferans veren Baro Başkanı Enver Han, “Bu beyanname insanlık için bir dönüm noktasıdır. Her bireyin insan haklarına saygılı bir şekilde yetiştirilmesi, hem insanlık için hem de yaşanılabilir bir dünya için çok önemli” diye konuştu. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin kabul edilişinin 67. yıl dönümü olduğunu hatırlatan Av. Enver Han, “Bu bildirge insanlık için bir dönüm noktasıdır. Belki sizin gibi genç kardeşlerimiz bunun önemini tam olarak kavrayamaz ama şurada oturmak ve benim bu söyleşimi dinlemek dahi bir insan hakkıdır. Birileri gelip size ‘kalkın kardeşim niye oturuyorsunuz burada’ dediği zaman bir insan hakkını ihlal etmiş olurlar. Sizlerin burada oturması, dinlemesi bir insan hakkıdır ve bu hakkı kimse sizden alamaz. Bu yüzden insan hakkı çok önemlidir” dedi. İnsan Hakları evrensel bildirgesinin tarihi gelişimi hakkında da bilgi veren Han, “Dünyada çok önemli savaşlar oldu. Bunların içinde en yıkıcısı 2. Dünya Savaşıdır. Almanya’da taş üstünde taş kalmadı. 1948 yılında tüm dünya milletleri bir araya gelerek yeter artık bu dünya savaşlarını ortadan kaldıralım ve insana insan gibi yaşama hakkını getirelim dediler ve insan hakları evrensel beyannamesini kabul ettiler. Türkiye devleti de 1948 yılında bu beyannameyi kabul etti. Yani insanca yaşamanın sınırlarını bizde kabul etmiş olduk. Bu beyanname derki kimse kimseden üstün değildir. Bütün eşitsizlikleri ortadan kaldırır. Bütün insanlar bu beyannamede yazılı olan bütün haklardan eşit olarak yararlanabilir. Her bireyin insan haklarına saygılı bir şekilde yetiştirilmesi hem insanlık için hem de yaşanılabilir bir dünya için çok önemli” şeklinde konuştu.

  • Türk Ocağı’ndan “Ortadoğu’da Değişen Dengeler” Konulu Konferans

    Türk Ocakları Kastamonu Şubesi tarafından Ortadoğu’da Değişen Dengeler, Suriye ve Irak Türkmenler adlı konferans düzenledi. Prof. Dr. Suphi Saatçi’nin konuşmacı olarak katıldığı konferansta Ortadoğu’daki yaşanan son gelişmeler değerlendirildi.

    Türk Ocakları Kastamonu Şubesi Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Suphi Saatçi’nin konuşmacı olarak katıldığı “Ortadoğu’da Değişen Dengeler, Irak ve Suriye Türkmenleri’ konulu konferans düzenledi. Ortadoğu’da son yüzyılda yaşanan sıkıntıların temelinde Osmanlı Devleti’nden sonraki boşluğun doldurulamayışı olduğunu belirten Prof. Dr. Suphi Saatçi, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Ortadoğu’nun kaderinin değiştiğini söyledi. Sömürgeci devletlerin önce harita üzerinde Osmanlı Coğrafyası’na şekil vermeye çalıştığını ifade eden Prof. Dr. Saatçi: “Sömürgeci devletler büyük Osmanlı coğrafyasından kendilerine göre büyük çıkarımlar elde edeceklerini, bu coğrafya üzerinde küçük devletler oluşturacaklarını ve böylece o bölgede bulunan yer altı zenginliklerine çok rahat şekilde el koymayı düşünüyorlardı. Birinci Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı Devleti’nin üzerine çullanan sömürgeci devletler ortalığı paramparça ettiler” dedi.

    Saatçi: “Bazı aydın geçinen kesim Enver Paşa’yı ülkeyi savaşa sürükleyip parçalattığı için suçluyor. Bu suçlamayı yaparken konuyu temelden anlamamışız denektir. Birinci Dünya Savaşı bizi parçalamak için başlamış. Zaten savaş öncesi anlaşmalar çoktan yapılmış. Türkiye savaş sonrasında canını dişine takarak temizleye bildiği kadar Ege Bölgesi’ni Yunanlılardan, Antep ve Urfa’yı Fransızlardan, İstanbul’dan İngizlileri söküp attı. Mütareke olduğu zaman İngilizler Musul’a henüz girmemişlerdi. İşgal mütarekeden sonra olduğu için Türkiye’nin şikayetleri dikkate alınmadı” diye konuştu.