Etiket: konferans

  • Erzurum Müftülüğü’nce “Kur’an Kültürü” Konulu Konferans

    Uzun yıllardan beri Erzurum’da okunan 1001 hatimler vesilesi ile Erzurum İl Müftülüğü tarafından “Kur’an Kültürü” konulu bir konferans düzenlendi.

    Diyanet İşleri Başkanlığı Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu Başkanı Hafız Osman Şahin’in konuşmacı olarak katıldığı konferansa İl Müftü Vekili Celal Büyük, Müftü Yardımcısı Abdurahman Kotan, Yakutiye İlçe Müftüsü Osman Yazıcı, Palandöken İlçe Müftüsü Sıtkı Beydilli ve Aziziye ilçe Müftüsü Nurettin Akgül’ün yanı sıra Erzurum Merkez ve ilçelerinde görev yapan İmam Hatip, Müezzin Kayyım ve Kur’an Kursu öğreticileri katıldı. Program Ulu Camii Müezzin Kayyımı Hafız Yakup Tosunoğlu’nun Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Ardından açılış konuşmasını yapan İl Müftü Vekili Celal Büyük şunları söyledi “Erzurum’da Pir Ali Baba tarafından başlatılan ve yıllardan beri sürdürülen 1001 hatim geleneği kapsamında İl müftülüğü olarak birçok etkinlik düzenlemekteyiz. Önümüzdeki yıllarda bu etkinliklere her hafta bir konferans ekleyerek Diyanet işleri Başkanlığımızdan ve Üniversitemizdeki değerli akademisyenlerimizden alanında uzman hocalarımızı misafir etmeyi planlamaktayız. Bu gün ise Mushafleri İnceleme ve Kıraat Kurulu Başkanımız Hafız Osman Şahin bizlerle birlikte.” dedi.

    Daha sonra katılımcılara bir konferans veren Osman Şahin; Erzurum’un Kur’ânla yoğrulmuş bir şehir olduğunu özellikle 1001 hatimlerin okunduğu bu zaman diliminde yediden yetmişe herkesin Kur’anla hem hal olduğunu söyledi.

  • Araştırmacı Yazar Abdurrahman Dilipak Bitlis’te Konferans Verdi:

    Araştırmacı Yazar Abdurrahman Dilipak, okullardaki eğitim müfredatının yanlış olduğunu, 2 çocuğunu okula göndermediğini, dışarıdan okuttuğunu söyledi.

    Bitlis Öğretmenevi toplantı salonunda düzenlenen konferansa, Bitlis Valisi Ahmet Çınar, Vali Yardımcısı Salih Altun, öğretmenler ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri katıldı.

    Konferansta konuşan Dilipak, aslında eğitim müfredatının yanlış olduğunu ve çocuklarının ikisini açık öğretimden okuttuğunu söyledi. Okullardaki eğitimin çok verimsiz olduğunu ifade eden, Dilipak, “Kızım açık öğretimden liseyi bitirdi. İHH’da gönüllü olarak çalışmaya başladı. Konuşacak seviyede 4 yıl içinde 2 dil öğrendi. Bu arada ilahiyatın bütün kitaplarını okudu. Toplam masrafımız devlet okulundaki bir öğrencinin masrafından daha azdı. Ben çocuğumu niye okula göndereyim. Hem yanlış bilgi verilecek hem de çok verimsiz” dedi.

    “İmamlar ve öğretmenler aslında toplumun 2 temel baş belasıdır. Bir tanesi beynimizle ilgili öbürü kalbimizle ilgili. Bizi insan yapan temel değerler beynimiz ve kalbimizdir” diyen Dilipak, “Aklımız kadar amel işleyeceğiz. Çünkü bilmediğimiz şeyin peşine düşecek değiliz. Dolayısıyla en tepede akıl var. Cenabı Allah bizi böyle yarattı. Tek başına bilgi de işe yaramıyor. Biz kimsenin Rabbi ve ilahı değiliz. Bir şey düzelteceksek ilk önce yanlış yaptığımızı kabul etmemiz gerekiyor. 65 yayınlanmış kitabım var. Aslında ben bunları kitap yazmak için yazmadım. Benim 4 çocuğum var ikisini okula göndermedim. Çocuklarımın ikisi dışarıdan eğitimini tamamladıktan sonra üniversiteye gittiler. Diğer 2 çocuğumu okula gönderdim gönderirken de bu çocukların okuyacakları kitapların hepsini önce ben okudum. Mesela sizin okuduğunuz din derslerini okudum ve başımdan kaynar sular döküldü. Bu din benim değil diye bir kitap yazdım. Ben tarih yazarı değilim ama 5 cilde yakın tarih yazdım. Anlatılanları bir daha düzeltebilmek için. Ama herkesin babası benim gibi değil” şeklinde konuştu.

    Duvarlara asılan dünya haritalarının ters olduğunu ve harita üzerindeki ölçeklerin doğru olmadığını vurgulayan Dilipak, “Avustralya ve Hindistan o kadar küçük değil. Rusya o kadar büyük değil. Hepsi siyasi, hepsi bizim zihin haritamızı dönüştürmek için kullanılan haritalar. Haritamızda yanlış. Doğru olan bir şey yok. Dolayısıyla ben okuldan korkuyordum. Ben çocuklarımın ikisini okula göndermedim. Okula gönderdiklerime de sakın öğretmenlere inanma dedim. Formülleri ezberleyerek matematik çözdüler. Geometrik düşünemiyorlar. Estetik ve duygusal da düşünemiyorlar. Çünkü duyguya hiç yer vermedik. Bunlar onlar için çok önemli değil çünkü üniversiteyi kazanmak için bol bol formül ezberliyorlar” şeklinde sözlerini tamamladı.

  • Ardahan’da Bayanlara Yönelik Sohbet Ve Konferans Programı

    Ardahan’da bayanlara yönelik sohbet ve konferans programı devam ediyor.

    Belediye Başkanı Faruk Köksoy’un talimatı ve öncülüğünde planlanıp; hayata geçirilen ve bu hafta yedincisi ve sekizincisi Ardahan Belediyesi Yalnızçam Salonunda düzenlenen sohbet ve konferans programı bayanların her geçen gün artan katılımlarıyla devam ediyor. düzenlenen konferans programında; “Meme Kanseri” ve “Toplum Destekli Polislik ” konulu konferans düzenlendi.

    Belediyemiz bayan personeline, Kadın Eli Projesi kapsamındaki bayan kursiyerlere ve Toplum Yararına Çalışma Programı (TYÇP) İŞKUR’da çalışan bayanlar ve kentte ikamet eden bayanlara yönelik düzenlenen konferansta, Ardahan İl Sağlığı tarafından; “Meme Kanseri Bilinçlendirme Etkinlikleri” kapsamında düzenlenen seminerde konuşmacılar en önemli muayene yönteminin, kişinin kendisinin yaptığı muayene olduğu aktarılırken, hasta ve yakınlarının olası meme kanseri durumunda paniklemeden düzenli bir tedavi sürecine başlanması gerektiği belirtildi. Seminerde ayrıca; meme kanserinde düzensiz beslenme, sigara içme, aşırı kilo ve stres gibi unsurların çok önemli rol oynadığı anlatıldı.

    Toplum Destekli Polislik hakkında düzenlenen konferansta ise Ardahan İl Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Şube Müdürlüğü tarafından; Mahallelerde suç oluşumuna etki eden fiziksel yetersizliklerden ve çevreden kaynaklanan eksiklerin giderilmesi, Mahallelerde hırsızlık ve dolandırıcılık konularında alınması gereken önlemler, İlde kış aylarının karlı ve soğuk geçmesinden dolayı meydana gelebilecek güvenlik sorunları, Mahallelerde ve parklarda çevreyi rahatsız eden şahıslarla ilgili alınması gereken önlemler, İlde sürücülerin ve vatandaşların trafik kurallarına riayet etmesi ve trafik güvenliğinin artırılması ile alınabilecek önlemler, konuları görüşüldü.

  • Kırıkkale Üniversitesinde “Kalite Ve Akreditasyon” Konulu Konferans

    Sakarya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas, artık öğrencilerin mezun olduğu bölümden memnun kalmayınca başka meslekleri yapmak istediğini, bu yüzden bir meslek alanına öğrenci yetiştirmek yerine her alanda yetkin olabilecek öğrenciler yetiştirmek gerektiğini söyledi.

    Prof. Dr. Elmas, Kırıkkale Üniversitesi’nde “Üniversitelerde Kalite ve Akreditasyon” konulu bir konferans verdi.

    Kırıkkale Üniversitesi Kalite Geliştirme ve Yönetim Birimi’nin organize ettiği konferansa, Kırıkkale Üniversitesi Rektör Prof. Dr. Ekrem Yıldız, Sakarya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Ali Yalçın, Kırıkkale Üniversitesi Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Osman Çağlayan ve Prof. Dr. Hakan Kocamış, Dekanlar, Enstitü ve Yüksekokul Müdürleri başta olmak üzere akademik ve idari personel ikatıldı.

    Konferans öncesinde bir açılış yapan Kırıkkale Rektör Prof. Dr. Ekrem Yıldız, kalitenin son yıllarda üniversitelerde en fazla telaffuz edilen ve önem verilen konu olduğunu belirterek, üniversite öğrenci sayıları, programları, fakülteler ve bölümler bazında niceliksel anlamda bir doyum noktasında olunduğunu, farklılaşmanın ise eğitim-öğretimde ve idari hizmetlerdeki kalite ile olacağının görüldüğünü söyledi.

    Her düzeydeki kurumun kalitesini daha da artırmaya çalıştığını belirten Prof. Dr. Ekrem Yıldız, “Kalite derken hem ulusal hem de uluslararası alanlarda rekabet edebilecek insan gücünü yetiştirmek akla geliyor. Biz Kırıkkale Üniversitesi olarak bu alanda önemli çalışmalar yaptık. Gerek teşvik gerekse kalite yönetimi alanında çalışmalarımız var ve bu çalışmalar devam edecek. Bugün sizleri iyi bir örnekle buluşturmak için bu etkinliği düzenledik. Çünkü misafirimiz olan Rektörümüz Prof. Dr. Muzaffer Elmas’ın liderliğindeki Sakarya Üniversitesi önemli atılımlar yaptı. Kendisine bizi kırmayıp, tecrübelerini bizimle paylaşmak üzere geldiği için teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    Kalite süreçlerinin, dünyadaki değişimi yönetme sistemi olduğunu söyleyen Sakarya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas, insanları en fazla yoran şeyin bir yerlerden sürekli bilgi, belge toplamak olduğunu ve bir süre sonra insanların bu işten sıkılmaya başladığının altını çizdi.

    Rektör Elmas, “İnsanlarımız aynı şeyi üç, dört kez yapmaya meyilli değil. Bugün yükseköğretimde en çok konuşulan şey yükseköğretimin mevcut revizyonlarla düzelecek halde olmadığı. Artık öğrenciler mezun olduktan sonra tek bir iş yapmak istemiyor, mezun olduğu bölümden memnun kalmayınca başka meslekleri yapmak istiyor. Bizim de tek bir meslek alanına öğrenci yetiştirmek yerine her alanda yetkin olabilecek öğrenciler yetiştirmemiz lazım. Günümüzde eğitimdeki temel felsefe, sanayi öncesi döneme gidiyor ama teknoloji de günümüzden öteye gidiyor. Mantalite eskiye doğru gidiyor ama bilgi ve teknoloji çağı tam tersi yönde gidiyor. Dolayısıyla biz bilgi ve teknoloji alanında yetkin öğrenciler yetiştirmeyi planlıyoruz” şeklinde konuştu.

    Konuşmasının devamında Sakarya Üniversitesi’nde geliştirmiş oldukları Kalite Yönetim Sistemleri’ni ve bu sistemin işleyişini anlatan Prof. Dr. Elmas’a Kırıkkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Yıldız katılımından dolayı teşekkür ederek hediye takdim etti.

  • Dünyada Ve Türkiye’de Helal Gıda Olgusu Konulu Konferans Düzenlendi

    İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Bulut, Özellikle son dönemlerde 2 trilyon dolarlık helal gıda endüstrisinde Türkiye’nin payı giderek artmaya başladığını söyledi.

    “Dünya’da ve Türkiye’de Helal Gıda Olgusu” konulu konferans, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde gerçekleşti. Son yıllarda Türkiye’nin çok hızlı gelişim gösterdiği helal gıda alanında yaşanan gelişmelerin konuşulduğu “Dünya’da ve Türkiye’de Helal Gıda Olgusu” konulu konferans Cornell Üniversitesi’nden, Yıldız Teknik Üniversitesi’nden ve Türk Standartları Enstitüsü’nden (TSE) uzmanların katılımıyla gerçekleşti. İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nin ev sahipliği yaptığı konferansta Türkiye’de ve dünyada helal gıda ekonomisi, helal gıda ve koşer gıda, helal beslenmede dikkat edilmesi gereken hususlar, Türkiye’de helal gıda olgusu gibi konulara yer verildi. Konferansta konuşan İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Bulut, son dönemlerde İslam ekonomisi ve finans konularında yaptıkları çalışmalara ek olarak helal gıda endüstrisiyle ilgili adımlar attıklarını belirtti. Üniversitenin helal gıda pazarı kapsamında yaptığı işbirliklerine değinen Prof. Dr. Mehmet Bulut, “Burada İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü, Yıldız Teknik Üniversitesi, Cornell Üniversitesi ve TSE işbirliği ile bu semineri gerçekleştiriyoruz. Özellikle son dönemlerde 2 trilyon dolarlık helal gıda endüstrisinde Türkiye’nin payı giderek artmaya başladı. Malezya dünyadaki helal endüstrisi alanına öncülük ediyor. Ama bizim burada gıda mühendisliği bölümünde yapacağımız çalışmalar ve açacağımız laboratuvarlar ile başta TSE olmak üzere sivil toplum kuruluşlarıyla, üniversitelerle, devlet kurumlarıyla ve dünyada bu alanda başarı sağlamış üniversitelerle yapacağımız işbirliği ile Türkiye’nin bu konuda bir merkez olmasının mümkün olduğunu düşünüyoruz” açıklamalarında bulundu.

    Helal gıda ile koşer gıda karşılaştırmalarına değinen Cornell Üniversitesi’nden Prof. Joe M. Regenstein, “Koşer gıda tüketiminde herhangi bir sakınca yok. Helal tüketim noktasında koşer gıdalar içerisinde alkol yoksa Müslümanlar tarafından da tüketilebiliyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde şuan endüstriyel olarak üretilen gıdaların neredeyse yüzde 40’ı koşer konseptinde üretiliyor” diye konuştu.

    Helal gıdanın Müslümanlar açısından önemine değinen İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bülent Nazlı ise şu açıklamalarda bulundu: “Dünyadaki tüm Müslümanlarda olduğu gibi, nüfusunun yüzde 99’u Müslüman olan Türkiye’de de sosyo-ekonomik, dini ve toplumsal açılardan helal gıdanın önemi çok büyük. Aynı zamanda da ülke menfaatleri açısından ekonomik olarak önemi var. Çünkü dünyada çok büyük bir pazar oluştu. 1.8 milyara yakın Müslüman grubu var ve bunların en önemli ihtiyacı beslenme. Birçok ülke, kendi insanına yedireceği gıdalar için helal olma şartı koymaya başladı. Helal gıda demek hiçbir şekilde insan sağlığına ve maneviyatına zarar vermeyen gıda demek. Dolayısıyla insan sağlığı ve refahı açısından önem taşıyor. Gıda hileleri insanları rahatsız ediyor.”