Etiket: konferans

  • Iğdır’da “Veysel Karani Ve Anne Sevgisi“ Konu Konferans

    Iğdır’da, ”Veysel Karani ve Anne Sevgisi “konulu konferans verildi.

    Iğdır Valiliği, Milli Eğitim Müdürlüğü, Iğdır Üniversitesi ve Iğdır İmam hatip Ortaokulu’nun davetlisi olarak Iğdır’a gelen yazar Sinan Yağmur,”Veysel Karani ve anne sevgisi “konulu konferans verdi.

    Iğdır Kültür Sarayı Salonu da verilen konferansta konuşan Yazar Sinan Yağmur, Peygamber efendimiz, “İyilik ve ihsan etmek için, insanlığın içinde en layık olan annendir. Sonra yine annendir, sonra yine annendir” demiştir diyerek, ”Bunun için Allah, annesini mutlu eden kuluna Hz. Peygamber’in hırkasını giydirir. Nitekim Efendimiz, annesine bir of bile demeyen onu mutlu eden Veysel Karani’iye hırkasını hediye etmiştir” dedi.

    Yazar Sinan Yağmur, “Bir aşk yolcusuydu o. İslam dünyasında anne sevgisinin büyüklüğüyle anlamlandırılmış bir büyük veliydi. Yemen’in Karen köyünde doğan Veysel Karani, ilk adıyla Üveys ül-Karani, Peygamber efendimize duyduğu aşk onu Allah yolunda yar yapan teslimiyetti. Aşkının kundağında ateşten gemiler yüzdüren bir “sırat-ı müstakim” yolcusuydu. Hasta ve yaşlı annesine hayırlı bir evlat olabilme çabası en sevgiliyi görememenin bedeliydi. Anne sevgisini kutsallığını soluğunda taşıyan tevekkül sahibi bir garip aşıktı. Veysel Karani’nin bizlere kadar gelen en önemli kişilik özelliği, peygamber efendimize olan aşkı, Yaradan’a karşı ibadetlerinin her şart ve ortamda devamlılığı ve elbette ki annesine karşı gösterdiği şartsız saygı ve sevgidir” şeklinde konuştu.

    Annelik, Allah’ın basiret sahibi kadınlara verdiği Cennet tüten bir nimeti olduğunu belirten Yağmur, “Annelik, dilek işi değil yürek işidir. Her doğum yapan kadın anne değildir. Anne olabilmek, çocuğu yürekte doğurmakla mümkün olan bir meziyettir. O yüzden, çocuğun annesi, onu sevendir. O seven ki, onunki kokuların kokusudur, seslerin sesidir, o, eşsiz olandır. Anneler sevdiğinde, dünya tamam olur ve anneler gittiklerinde, arkalarında büyük bir boşluklar bırakırlar. Peşlerinde; “yetim-öksüz” kalan çok olur: Mutfaktaki eski fırın, dantel perdeler, kavanozun içindeki eski düğmeler, özenle saklanmış küçülmüş giysiler, dolap diplerindeki kurdeleler, sararmış fotoğraflar, kırık oyuncaklar, işli yastık başları” ifadelerine yer verdi.

    Veysel Karani’nin Peygamber efendimizin Ehlibeytine sahip çıktığını belirten Yazar Sinan Yağmur, “Veysel Karani Hz. Ali’nin Muaviye ile “Hz. Muhammedin dini için” savaşacağını duyunca 94 yaşında olmasına rağmen Sıffin savaşına katılmaya karar verir. Ama kılıcı yoktur. 2 gün gider kılıç yapan kişinin yanında amele olarak çalışır, bir kılıç alır ve Hz.Ali,’nin yanına gider savaşa katılmak istediğini söyler. Hz. Ali kabul etmez. Israr eder. “Ben Bedir Savaşında, Hendek savaşında olamadım. Peygamberim Muaviye’nin babalarına karşı savaştı. Bende Muaviye’ye karşı savaşacağım“der. Sıffin savaşına katılır ve savaşta şehit olur. Göğsüne saplanan ilk okta “Hüseyin“ diye haykırır, mızrak saplanınca “Hasan“ diye haykırır ve şehit olur. İşte Veysel Karani böyle bir insandı. Annenizi hep arayın sorun. Onlara sevgi ile yaklaşın. Allah’ın sevgisine mahzar olmak isterseniz, anne ve babanızı mutlu edin onların hayır duasını alın. Anne ve baba hayır duasını almayan insanların işi rest gitmez hep engeller çıkar” ifadelerine yer verdi

    Program sonunda İl Milli Eğitim Müdürü Hakan Cırıt, yazar Sinan Yağmur’a bakır işlemeli saat ve yöresel kıyafetli bebek hediye etti. Programa İl Milli Eğitim Müdürü Hakan Cırıt,İl Genel Meclis genel sekreteri Ferhat Akkuş, Gençlik ve Spor il Müdürü Kasım Aydoğdu , İmam Hatip Ortaokulu Müdürü Mehmet Fevzi Özcan ,öğretmenler vatandaşlar ve öğrenciler katıldı.

    Programda; bir iş adamı Sinan Yağmur’un romanlarından 100 adet kitap alarak İmam Hatip Ortaokulu öğrencilerine ücretsiz olarak dağıttı.

  • Görme Engelli Bürokrat Kenan Önalan’dan Konferans

    Görme engelli ilk bürokrat olan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Müşaviri Kenan Önalan, Kırıkkale Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde konferans verdi.

    Kırıkkale Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde verdiği konferansta engellilerin sorunlarına nasıl çözüm üretileceği konusunda öğrencilere bilgiler veren Bakan Müşaviri Kenan Önalan, son yıllarda devletimizin engelli vatandaşlar için önemli gelişmeler kaydettiğini ifade etti. Türkiye’de ilk kez görme engelliler için “sesli betimleme” çalışmasını başlatan ve aynı zamanda Türkiye Sesli Betimleme Derneği’nin başkanlığını yürüten ve sosyolog olan Kenan Önalan, şunları söyledi:

    “Ülkemizde son 15 yılda engelliler için önemli adımlar atıldı. İnsanların engellilere bakış açısı değişirken, engellilerin toplumda sosyal hayatta daha çok yer aldıklarını gördük. İnsanın kendini fethetmesi zaferlerin en büyüğüdür. Bizler öncelikle kendimizi tanımalı, sonrasında ise çevremize pozitif etki bırakmalıyız. Engellilere destek olunmalı, onlarla birlikte hareket ederek kazanmalıyız. Ben görme engelliyim, görmeden yürümeyi toprağı hissederek başardım. Görmemek ya da engelli olmak hiçbir şey için engel sayılmamalıdır.”

  • Ünlü İletişim Uzmanı Ali Saydam BEÜ’de Konferans Verdi

    Bülent Ecevit Üniversitesinin davetlisi olarak Zonguldak’a gelen iletişim dünyasının ünlü ismi Ali Saydam, Sezai Karakoç Kültür Merkezinde gerçekleşen interaktif konferansında “Başarısızlığın Sırları”nı anlattı.

    BEÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Özer ve eşi Nebahat Özer, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. M. Halûk Güven, Prof. Dr. Hamza Çeştepe ve Prof. Dr. K. Varım Numanoğlu, akademik ve idari personel ile öğrencilerin yanı sıra Zonguldaklıların da ilgi gösterdiği etkinlik beğeniyle izlendi.

    Ali Saydam, konuşmasının ilk bölümünde iş ve özel yaşamda karşılaşılabilecek başarısızlıklara kendi deneyimlerinden örnekler verdi. Başarıya giden yolda atılacak ilk adımı, kendi ifadesi olan “Hazır, Hızır, Huzur“un ilk harflerinin oluşturduğu 3H kuralı ile tanımlayan Ali Saydam, “Bir işte başarılı olmak için önce ciddi bir hazırlık yapacaksınız. Zorlandığınız anda Hızır yetişecektir. Böylece huzuru yakalarsınız.” dedi.

    Başarı yolunda ilişki-iletişim dengesinin, değerlere uygunluğun, yönetimin ve yönetmenin, tatmin-algı-beklenti ilişkisinin ve gelecek beklentisinin önemine vurgu yapan Saydam, farklı üslubu, yönelttiği sorular, izleyicilerin cevaplarına yaptığı esprili yorumları ile uzun süre hafızalardan silinmeyecek bir etkinliğe imza attı. Ünlü iletişim uzmanı, konuşması esnasında kullandığı sunumda başarılı ve başarısız televizyon reklamlarından örneklerin videolarına da yer verdi.

    Konuşmasında kültür merkezine adı verilen Sezai Karakoç’a ve şiirlerine de gönderme yapan Ali Saydam’a, Rektör Prof. Dr. Mahmut Özer tarafından konferans sonunda bir teşekkür plâketi takdim edildi.

    Konferans sonrası Rektör Özer’i makamında ziyaret eden ünlü iletişim uzmanı, “Bülent Ecevit Üniversitesini uzun süredir merak ederim. Üniversiteye ilk girdiği andan itibaren merakımda çok haklı olduğumu gördüm. Doğal güzelliğinin yanında her noktasında üniversite atmosferinin hissedildiği bir kampüste bulunmaktan büyük keyif aldım” dedi ve Rektör Özer’e başarılarının devamını diledi.

    Rektör Özer, kendisini Bülent Ecevit Üniversitesinde ağırlamaktan büyük mutluluk duyduğunu, Saydam’ın konferansı ile öğrencilerin iletişim kavramına bakışlarında farklı ve yeni pencereler açıldığını söyledi. Prof. Dr. Özer bir süre sohbet ettiği Ali Saydam’a çeşitli armağanlar verdi.

  • ’Sağlıklı Yaşamayı Başarabilir Miyiz?’ Adlı Konferans SAÜ’de Gerçekleştirildi

    Prof. Dr. Ramazan Akdemir, Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Tarih Öğrenci Topluluğu’nun düzenlediği “Sağlıklı Yaşamayı Başarabilir miyiz?” adlı konferansa konuşmacı olarak katıldı. Akdemir, öncelikle böyle önemli bir konuda konuşma yapmak üzere davet edildiği için öğrencilere ve SAÜ tarih topluluğuna teşekkür etti.

    Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ramazan Akdemir, konferansa “Sağlıklı olmanın tanımını yaptıktan sonra, sağlıklı kalabilmek için öncelikle sağlıklı mıyız veya sağlıklı olarak dünyaya gelmiş miyiz? Şeklinde bir soru sorarak başladı. Akdemir, “Sağlıklı bir bireyin ancak sağlıklı ebeveynlerden doğar. Sağlıklı olmanın daha ana rahmine düştükten sonra annenin sağlıklı bir gebelik süreci geçirmesine ve sağlıklı bir şekilde doğum yapılmasına bağlıdır” ifadelerini kullandı.

    SAÜ Fen Edebiyat Fakültesi’nde gerçekleştirilen konferansta konuşma yapan Prof. Dr. Akdemir, “Bugünkü bilgilerimize göre hastalıkların çoğunun genetik temelleri vardır. Bu bakımdan anne veya babanın ciddi genetik hastalıkları varsa bu hastalıkların bebeklerde de olması riski vardır. Örneğin, bazı kanserler, bazı kalp hastalıkları, diyabet ve obezite gibi. Anne sağlığı bakımından doğum yapmanın anne sağlığına önemli katkıları vardır. Ancak çok fazla doğum yapmanın da anne sağlığına belli bazı riskleri vardır. Yine de doğum yapan kadınlar hem ruhsal olarak ve hem de belli bazı hastalıklar bakımından daha sağlıklıdır. Gebelikte annenin sigara ve alkol alması bebeklerin sağlığını olumsuz etkiler. Mutlu ve huzurlu bir gebelik geçiren annelerin bebekleri daha mutlu ve huzurlu olacaktır. Doğum sonrası da özellikle doğduğu ilk andan itibaren annesiyle olan ve anne sütü ile beslenen bebeklerin hem çok sayıda hastalıklara karşı dirençli olduğundan, bebek daha doğduğu bilinir. Bu bakımdan doğumdan sonra bebekler hemen anneye verilmeli ve anne sütü ile doyurulmalı” dedi.

    Doğumun ve doğurganlığın önemine değinen Prof. Dr. Ramazan Akdemir, kişilerin sağlıklı çocuklar doğurup yetiştirebilmesi için gerekli ‘doğru bir zaman’ olduğunu söyledi. Akdemir, “Gebe kalabilmek için kadın için en uygun doğurganlık zamanı adet olmaya başladığı yılları izleyen ilk 10-15 yıldır. Anne yaşı 40’a doğru yaklaştıkça sağlıklı bir gebelik şansı azalmaktadır. Erkekler içinde yaş ilerledikçe üreme sağlığı bakımından bazı problemler çıkabilmektedir” diye konuştu.

    Doğum öncesi ve doğum esnasında yaşanabilecek sorunlar konusunda da bilgiler veren Prof. Dr. Akdemir, hamile olan kadınlara rutin testler yapıldığını ve bu testlerle çocuğun sağlıklı olup olmadığının kontrol edildiğini anlattı. Akdemir, konuşmasına şöyle devam etti: “Rutin kontrol testler 12 ile 18’inci haftalarda yapılıyor. Bazen bu 24’e de sarkabiliyor. Eğer çocukta bir eksiklik varsa, ‘mesela çocuk yaşıyor ama beyni yok’, burada yasal olarak müdahale edebiliyor. Doğum esnasında da bazı sıkıntılar olabilir. Bu sırada kordonun çocuğun boğazına dolanması gibi ihtimaller var. Bu ve bunun gibi doğabilecek sıkıntılar için doğumun evde değil hastanede yapılması önemli. Çünkü ultrason yardımıyla doğum öncesinde doğabilecek sıkıntılar tespit edilebiliyor. Eğer durum normal doğuma elverişsizse sezaryen olarak doğum gerçekleştiriliyor.”

    Doğum sonrası yaşanabilecek olaylara değinen Prof. Dr. Akdemir, “Mesela çok güzel bir şekilde doğdunuz, nur topu gibi. Ama bazı fiziksel özellikleriniz istediğiniz gibi değil. Burnunuzu, dudaklarınızı beğenmiyorsunuz. Tabi bu doğum esnasında bizim elimizde olan bir şey değil. Sağlıklı kalabilmek için öncelikle sağlıklı bir birey olarak dünyaya gelmiş olmak önemlidir. İnsan biyopsikososyal bir varlıktır. Dolayısıyla sağlıklı bir birey olarak dünyaya gelen bebeklerin biyolojik ihtiyaçları, beslenmesi, bakılması, yanında, anne ve baba gibi mutlu-huzurlu ailelerden aldığı psikolojik destek yanında okul öncesi kreş ve okullara gönderilmeleri sosyal gelişimleri açısından çok önemlidir. Sağlıklı kalabilmemiz için en temel unsunrlar olarak sağlıklı beslenme, düzenli ve sağlıklı bir aile hayatı ve egzersizin çok önemli olduğu vurgulanmalıdır. Bu üç unsur birlikte olursa ancak sağlıklı kalabiliriz” şeklinde konuştu.

    Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Akdemir sağlıklı beslenme ile ilgili olarak ise, “Sağlıklı beslenme denince; doğal gıdalarla beslenmeye, dengeli ve ölçülü beslenmeye dikkat etmeliyiz. Bugün çevremizdeki pek çok gıda maalesef sağlıklı değildir. Özellikle, hormonlu gıdalar, sağlıklı koşullarda saklanmayan besinler ve genetiği değiştirilmiş gıdaların sağlığımızı tehdit ettiğini unutmamalıyız. Aslında yediğimiz, içtiğimiz gıdalar, bir süre sonra hem vücudumuzu ve hem de hayatımızı tehdit eden birer tehdit haline gelmektedir” dedi.

    Çağın hastalıklarına da değinen Akdemir, “Bugün çağın hastalıkları; kanser, obezite, diyabettir ve kalp-damar hastalıklarıdır. Obezitede esas iki unsur dengesiz beslenme ve hareketsizlik yani egzersiz yapmayışımızdır. Obeziteyi önlemede güne iyi bir kahvaltı ile başlamamız ve akşam geç vakitlerde yemek yemememiz önemlidir. Obezite şüphesiz çok sebebe bağlıdır ancak egzersiz , hem kanseri, hem obeziteyi ve hem de diyabeti önlemede çok önemlidir. Bu amaçla çok çeşitli egzersiz reçetesi olsa da en basiti haftada 3 gün bire saat yürüyüş herkesin yapabileceği bir egzersizdir. Ancak daha güzeli de yüzmektir. Yüzmek tüm vücudur çalıştıran çok önemli bir egzersizdi” şeklinde konuştu.

    Akdemir, konuşmasını şu şekilde tamamladı: “Sigara, alkol, kimyasal ajanlar, yanlış ve gereksiz kullanılan ilaçlar bu gün sağlığımızı tehdit eden önemli nedenlerdir. Kanser, obezite, diyabet ve kalp-damar hastalıklarının önlenebilir en belli basil sebepleri sigara, alkol, obezite ve sedanter yaşam yarzıdır. Yine de sağlıklı yaşlanmak önemlidir. Bazı hastalıklar, örneğin hipertansiyon gibi yaşlanmayla doğrudan ilişkilidir. Besinlerimzdeki yağ, tuz ve tatlılar azaltılırsa hipertansiyon ve kalp hastalıkları gelişmesi önlenebilir. Şüphesiz her canlının öleceği bir gerçektir. Ancak bu gün ölümlerin en sık nedeni kalp ve damar hastalıklarıdır.

    Bu bakımdan sağlımızı korumak bizim elimizde. Ne yiyip içtiğimiz ve nasıl bir yaşam sürdüğümüz aslında sağlıklı bir şekilde hayatta kalıp kalmayacağımızı belirliyor.”

    Prof. Dr. Ramazan Akdemir konferans sonunda katılımcıların sorularını cevaplandırdı.

  • Amerikalı Profesör ESOGÜ’de Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Konulu Konferans Verdi

    Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı tarafından düzenlenen “Psikostimülanlar ve DEHB Katekolaminler ve Prefrontal Korteks” konulu konferansa, University of Wisconsin-Madison Psikoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Craig Berridge konuşmacı olarak katıldı. Prof. Dr. Fazıl Tekin Salonu’nda gerçekleşen konferansta Prof. Dr. Craig Berridge, DEHB (Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu) tanısı ve tedavisi ile ilgili bir sunum gerçekleştirdi. Katılımın yoğun olduğu konferansta geçmişten günümüze ‘psikostimülanların’ tedavide kullanımı hakkında bilgiler veren Prof. Dr. Berridge’e sunumunun ardından Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Saniye Tülin Fidan tarafından ESOGÜ Anı Tabağı takdim edildi.