Etiket: konferans

  • Çorum’da “Asırlardır Sönmeyen Kandiller” konulu konferans

    Tarihçi-Yazar Yavuz Bahadıroğlu, 15 Temmuz’da milletin ’Çanakkale geçilmez’ kadar geçerli hakikatli bir mührü yeniden tarihin alnına çaktığını belirterek, Türkiye’nin işgal edilemeyeceğini gösterdiğini söyledi.

    Tarihçi-Yazar Yavuz Bahadıroğlu, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) Çorum İl Müdürlüğü’nce “Çınaraltı Gençlik Söyleşileri Projesi” kapsamında üniversite öğrencileriyle bir araya gelerek ’Asırlardır Sönmeyen Kandiller’ konulu bir konferans verdi. Devlet Tiyatro Salonu’ndaki konferansı Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Reha Metin Alkan, KYK İdari İşler Başkanı Dursun Özdemir, Belediye Başkan Yardımcısı Zeki Gül, KYK İl Müdürü Erol Kavuncu, AK Parti Çorum İl Başkanı Mehmet Karadağ, AK Parti Merkez İlçe Başkanı Yasin Özübek ve öğrenciler izledi.

    Osmanlı Devleti’nin bir tekkede kurulduğunu dile getiren Bahadıroğlu, tekkelerin sadece zikir evleri değil aynı zamanda o dönemin fikir evleri ve toplumsal moral merkezleri olduğunu vurguladı.

    Tekkesiz kalındığında, dergahsız kalındığında insanların derdini kimseyle paylaşamadığını anlatan Bahadıroğlu, “Çünkü çevremizde güveneceğimiz insan kalmadı. Bu işten avukatlar ve psikiyatristler karlı çıktı. Çünkü depresyona giriyoruz. Öfkesi bile zikir kokan bir yapının torunlarıyız. Fikir, zikir, şükür üçlüsü dergahlarda öğretilirdi. Şimdi onları öğretmiyoruz. Öğretmediği zaman devlet sahtekar hocalar cirit atmaya başlıyor. Çocuklarımızı kandırıyorlar, uçak kaçırtıyorlar TBMM’ye bomba yağdırıyorlar. Bunu engellemenin tek yolu var. İnsan yetiştirmek. Teknolojiden önce gelmez insan. Teknolojiyi üreten insan değil mi? Teknoloji insanı üretebilir mi? Eski medeni birikimlerimizi yeniden formatlayıp yeniden inşaa edecek bir yapı oluşturmamız lazım” dedi.

    “Türkiye’yi yönetmek için değil yönetilemez hale getirmek için geliyorlardı”

    15 Temmuz süreci ile ilgili de açıklama da bulunan Bahadıroğlu, “Siz doğru hocayı yetiştirmezseniz birileri gelip vatanı alır, çalar, götürür. İşgale uğratır. 15 Temmuz her an zikretmemiz gereken bir olaydır. Direkten döndük. O hadise bir darbe hadisesi değil. Ben 27 Mayıs’tan beri gelen bütün darbeleri gördüm. O zaman darbeler, askeri müdahaleler yönetmek üzere yapılıyordu. ’Siyasetçiler siz kalkın, biz oturacağız yöneteceğiz’ deniyordu. Niye silah bizim elimizde. Tamam da o silahlar benim paramla alındı. Ancak bu öyle değildi. Türkiye’yi yönetmek için değil yönetilemez hale getirmek için geliyorlardı. Bunu iyi anlamak lazım. Aradaki farkı iyi bilmek lazım. Bu millet sayesinde ’Çanakkale geçilmez’ kadar geçerli hakikatli bir mührü yeniden tarihin alnının çatına çaktık. ’Türkiye işgal edilemez’ dedik” ifadelerini kullandı.

    Milli mücadelede döneminde ‘yedi düvelle savaştık’ diye öğretildiğini anlatan Bahadıroğlu, “Yedi düvel falan yoktu. Bugün sözün tam manasıyla yedi düvel ve bir de onların kullandığı bir sürü terör örgütü ile savaşıyoruz. Onlar bir tarafta biz bir taraftayız. Halep deyince bazılarımız için bir şey ifade etmiyor. Musul deyince bir şey ifade etmiyor. Musul Sultan Abdulhamid’in üzerine tapulanmış topraklardır. Filistin Abdulhamidhan’ın tapulu malıdır. Kimin kontrolünde İsrali’in” ifadelerini kaydetti.

    Bahadıroğlu, “İki büyük ayıbımız var. Bir Kudüs işgal altında. İki Ayasofya işgal altında. Ayasofya’yı bir şekilde kurtarabilirsek Fatih’in emanetini yeniden namaz kılınır hale getirebilirsek Allah rahmet edip Kudüs’ü de kurtaracaktır. Bugün biz çamurlu ayakkabılarımızla Ayasofya’ya, Fatih’in secde ettiği mekana basarken Kudüs’te Yahudi askerinin Mescid’i Aksa’ya ayakkabısıyla girmesini şikayet etmeye hakkımız yok” diye konuştu.

    “Türkiye’nin en büyük sermayesi gençliğidir”

    Türkiye’nin en güçlü dönemini yaşadığını dile getiren Bahadıroğlu, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti kendi içini temizleye temizleye ordusunu, polisini şusunu busunu en güçlü dönemini yaşıyor. Siyasetle uğraşan ordu güçsüzdür. Siyasetle uğraşan polis güçsüzdür. Sadece kendi işiyle uğraşan insanlar güçlüdür. Onun için KYK güçlü insana yatırım yapıyor. Türkiye’nin en büyük sermayesi gençliğidir. İhtiyar Avrupa’ya yarın birgün haddini bildireceksiniz. Bu memleketin tarihçisi sustuğu, tembelleştiği bu memleketin Cumhurbaşkanı tarihin önünü açmaya çalışıyor. Lozan diyor. Musul diyor. Dabık diyor. ’Hem sahada hem masada olacağız’ diyor. Bir ülkenin tarihçisi ideolojik tercihleri yüzünden susuyorsa, ya da korkusundan bir köşeye siniyorsa o ülkenin tarihsel yönden önünü açmak o ülkenin yöneticisinin hakkıdır. Onun siyaset yapmayı bırakıp tarih yapmaya çalışıyor cumhurbaşkanımız. Kürsüye çıkınca gençlere herkes bir mesleği yakıştırıyor. Ancak gençler adam gibi adam olamadıktan hiçbir işe yaramazsınız. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin en büyük görevi yüreği atom çekirdeğine dönüşmüş nesiller yetiştirmektir. Yerli araba ve yerli uçakta ondan sonra gelsin önce yerli insan önce milli insan” ifadelerini kullandı.

    Konferansta kum sanatçısı Ramazan Yumrutepe’nin kum gösterisi izleyenleri büyüledi.

  • Koleksiyon&Tasarım Vakfı’ndan konferans ve sergi

    Koleksiyon ve Tasarım Vakfı, “Biz insan mıyız?” temasıyla ‘insan’ ile ‘tasarım’ kavramları arasındaki ilişkiyi inceleyen 3. İstanbul Tasarım Bienali kapsamında konferans ve sergi düzenledi.

    Tarabya Kampüsü’nde dün düzenlenen konferansta, Koleksiyon ve Tasarım Vakfı Kurucusu Mimar Faruk Malhan ile Prof. Dr. Murat Güvenç konuşmacı olarak yer aldı. “Bahşedilenlere Karşı (İnsan), Bilim, Beceri” başlıklı konferans sonrasında açılışı yapılan “Koleksiyon&Tasarım Vakfı Ortak Yaratım Sergisi” tanıtıldı.

    40 yılı aşkın süredir tasarımı nesne olmanın ötesinde sahip olduğu anlamlarla birlikte ele alarak yaşam ve çalışma alanlarına yönelik tasarımlar sunan Koleksiyon ve Tasarım Vakfı, 3. İstanbul Tasarım Bienali kapsamında hazırladığı ortak sergiyi ziyaretçilerin beğenisine sundu. Tasarımın üretime, ekonomik kalkınmaya, toplumsal gelişime, kültürel etkileşime ve bireylerin yaşam kalitesine olumlu etkisini vurgulamayı hedefleyen 3. Tasarım Bienali, bu yıl “Biz insan mıyız?: Türümüzün Tasarımı: 2 saniye, 2 gün, 2 yıl, 200 yıl, 200.000 yıl” teması altında ‘insan’ ve ‘tasarım’ kavramları arasındaki yakın ilişkiyi inceliyor.

    Bienal kapsamında verilen davette Koleksiyon ve Tasarım Vakfı Kurucusu Mimar Faruk Malhan, hümanizm, insanın tarihi, bahşedilenlere karşı insan ve antropomerkezci süreç sonrasına değindiği “Bahşedilenlere Karşı İnsan” başlıklı konuşmasıyla ilgi gördü. Şehir ve bölge planlama, kent coğrafyası, mimari tasarım ve sosyoloji gibi alanlarda önemli çalışmalara imza atan Prof. Dr. Murat Güvenç ise, “İnsan, Bilim, Beceri” başlıklı bir konuşma yaptı.

    “Tasarım nesnelerin ötesinde öznelerin tasarımı olmalıdır”

    Koleksiyon ve Tasarım Vakfı Kurucusu Mimar Faruk Malhan, tasarımın tarihsel, ekonomik, siyasi boyutları ve uygulama alanlarını ele aldı. Bu yılki bienal teması olan “Biz insan mıyız?” sorusu üzerine konuşan Malhan, tasarımın nesnenin ötesinde özne ve konulara yönelmesi gereken, dışa dönük, içsel, deneyimsel, kavramsal ve disiplinler üstü bir alan olması gerektiğinin altını çizdi.

    Prof. Dr. Murat Güvenç ise, insanı dünya ile nesneler arasında ilişki kuran varlıklar olarak tanımlarken, tasarımı etimolojik karşılığından tarihteki yansımalarına kadar geniş bir kapsamda ele aldı.

    Davetin bir diğer önemli içeriğini ise düzenlenen sergi oluşturdu. Türkiye ve dünyadan 20’yi aşkın tasarımcının imzasını taşıyan aydınlatma, aksesuar, tamamlayıcı, kilim ve tekstil ürünlerinin sergilendiği sergide, mobilyadan moda ve tekstil tasarımına kadar geniş bir ölçekte tasarımın arkasında yatan yenilikçi fikirler paylaşılıyor. Sergi, 20 Kasım tarihine kadar Koleksiyon Tarabya Kampüsü’nde ziyaret edilebilecek.

  • Burhaniye’de konferans ilgi gördü

    Balıkesir’in Burhaniye ilçesi, Prof Dr Aytaç Açıkalın’ın, İçindeki Gücü Uyandır konulu konferansa ev sahipliği yaptı. Burhaniye Anadolu Lisesi rehberlik etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen konferans yoğun ilgi gördü.

    Reha Yurdakul Kültür Merkezi’nde, 11. ve 12. sınıf öğrencilerine yönelik düzenlenen konferansı, Kaymakam Hüseyin Öner, Belediye Başkanı Necdet Uysal, Başkan Yardımcıları Cemal Akkılınç ve Cemil Bahadır da izledi. Öğrencilerin hayatta başarılı, mutlu olmak için hedef ve amaç belirlemesinin önemine değinen Prof Dr. Aytaç Açıkalın, kendi yaşamından da örnekler vererek, 40 yaşından sonra üniversite kariyerinin başladığına değindi. Konferansta öğretmenlerin öğrencilere yaklaşımı, okul yönetimi, okul idarecileri ile öğretmenler arasındaki ilişkiler eğlenceli bir dille ele alındı. Konferansın sonunda katılanlardan büyük alkış alan Prof. Dr. Aytaç Açıkalın’a İlçe Kaymakamı Hüseyin Öner tarafından çiçek verilirken Belediye Başkanı Necdet Uysal da, bölgesel zeytinyağı tanıtım ürünlerinden oluşan bir set hediye etti. Yurdun dört bir yanında yaptığı çalışmalar ve verdiği seminerler ile öğrencilerin, velilerin, yönetici ve öğretmenlerin kişisel gelişimlerine katkıda bulunan Profesör Doktor Aytaç Açıkalın da, konferansı izleyenlere teşekkür etti.

  • Yozgat Çözüm Koleji, Şehit Ömer Halisdemir’in ismini konferans salonunda yaşatacak

    Yozgat Çözüm Koleji, 15 Temmuz Kahramanı Şehit Astsubay Ömer Halisdemir’in ismini Konferans Salonu’na verdi.

    Yozgat Çözüm Eğitim Kurumları Müdürü Fatih Yılmaz, 15 Temmuz darbe girişiminde hainlerin karşısına dikilen ve çok büyük bir kahramanlık örneği sergileyen Şehit Astsubay Ömer Halisdemir’in ismini yaşatmak için konferans salonuna verdiklerini söyledi.

    Kahraman Şehit Ömer Halisdemir adına ne yapılsa hakkının ödenemeyeceğini ifade den Yılmaz, “15 Temmuz’un unutulmaması, o gece çok büyük bir kahramanlık örneği gösteren Şehit Ömer Halisdemir’in unutulmaması, öğrencilerimizin bu kahramanlarımızı tanıması ve unutmaması için konferans salonumuza Şehit Ömer Halisdemir Konferans Salonu ismini verdik. Konferans salonu kapısını Ömer Halisdemir’in fotoğrafı ve 15 Temmuz’un simgesel fotoğrafıyla yeniden düzenledik. Şehidimizin ismini burada yaşatacağız” dedi.

  • Adana’da CHP’den ’Darbe ve Hukuk’ konulu konferans

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Dursun Çiçek, ’darbe’ konulu kumpas davalarında sanıkların yüzde 70’inin denizci olmasının nedenini, “Çünkü silahlı kuvvetler içinde Amerika’yı, İsrail’i kızdıran, en önde giden kuvvet, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı idi” şeklinde açıkladı.

    CHP Adana İl Başkanlığının düzenlediği ve İstanbul Milletvekili Dursun Çiçek’in konuşmacı olduğu ’Darbe ve Hukuk’ konulu konferans, Seyhan Belediyesi Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. CHP Adana milletvekilleri Elif Doğan Türkmen, Zülfikar İnönü Tümer, İbrahim Özdiş, Seyhan Belediye Başkanı Zeydan Karalar, il yöneticileri, ilçe başkanları ve yöneticileri, partililer ve yurttaşların katılımıyla gerçekleştirilen konferansın açılışında konuşan CHP İl Başkanı Ayhan Barut, AK Parti iktidarının ve Cumhurbaşkanı’nın, ’başkanlık’ adı altında istediği şeyin OHAL yetkilerine sahip tek adamlık rejimi olduğunu iddia etti. Barut, “Ancak önlerindeki en büyük engel Cumhuriyet Halk Partisi’dir. İnsanları dinine, diline, rengine, düşüncesine bakmadan kucaklayan, önce insan, önce Türkiye anlayışıyla halkçı politikalar üreten ve her zaman hukukun üstünlüğüne inanıp, adaleti savunan, laik, demokratik Cumhuriyetin, Atatürk ilke ve devrimlerinin koruyucusu Cumhuriyet Halk Partisi ve kadroları işbaşındadır” dedi.

    “CHP her zaman hukukun ve adaletin yanında oldu”

    Kendisinin de yargılandığı kumpas davası süreciyle ilgili bilgiler vererek sözlerine başlayan CHP İstanbul Milletvekili Dursun Çiçek ise, CHP’nin o dönem de her zaman olduğu gibi hukukun ve adaletin yanında durduğunu söyledi. Çiçek, “Nerede hukuksuzluk, mağduriyet varsa CHP doğru, evrensel, sosyal demokrat duruşunu göstererek hep mağdurların yanında yer aldı” ifadelerini kullandı.

    Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un tutuklandığı dönemi hatırlatan Çiçek, “Öyle bir ülke düşünün ki, Genelkurmay Başkanlığı yapmış bir kişi terör örgütü kurmak ve yönetmekle hapsediliyor ve iktidar sadece seyrediyor. Bu suç örgütüne ne istediyse vermeye, meclisten istediği yasaları çıkarmaya devam ediyor. Şimdi çok hırçınlaştılar. ‘Ergenekon, Balyoz vardı da FETÖ sulandırdı’ demeye başladılar. Çünkü bu suç ortaklığı ortaya çıktıkça bu hırçınlık, bu saldırganlık giderek artacak” diye konuştu.

    “ABD’yi ve İsrail’i en çok kızdıran deniz kuvvetleriydi”

    Kumpas davalarının konusunun darbe olduğunu ve sanıkların da yüzde 70’inin denizci olduğunu anımsatan Çiçek, denizcilerin neden hedef alındığını ise şöyle anlattı:

    “Çünkü silahlı kuvvetler içinde Amerika’yı, İsrail’i kızdıran, en önde giden kuvvet deniz kuvvetleriydi. ‘Yerli gemi yapma, yazılım yazma benden al, bana bağlı ol. Karadeniz’e çıkacağım, Montrö’yü engel gösterme, Doğu Akdeniz’de petrol, doğalgaz arayacağım, orada karşıma çıkma’ diyen Amerika karşısında, deniz kuvvetlerinin dış politikadaki etkinliği sayesinde bunların hiçbirine müsaade edilmediği için Amerika en çok deniz kuvvetlerine kızdı.”

    “TSK’nın içinin boşaltıldığı, içinin bu emperyalistler tarafından kumpas davalarıyla ve hain planlarla zayıflatıldığı 15 Temmuz’da ortaya çıktı” diye devam eden Çiçek, “Kendi ordusunu, kendi komutanını derdest eden, kendi meclisini bombalayan bu hainler, asker kıyafetli bu militanlar TSK’yı milletinden kopardı. 15 Temmuz gecesi biz ordunun, yargının, askerin, polisin bu kadar aciz duruma düşürüldüğünü görmekle kalmadık, aynı zamanda bir iç savaşın eşiğinden döndük.” ifadelerini kullandı.

    “Kötü sonu Cumhuriyetçi, Atatürkçü askerler önledi”

    Aydınlar olarak Suriye, Irak’tan sonra emperyalizmin Ortadoğu’da, Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında İran’ı hedef alacağı yönünde bir öngörülerinin olduğunu dile getiren Dursun Çiçek, “Biz kendimize yakıştırmazdık, hep İran derdik. İran’la uğraşırlar derdik. Evet öyle olmadı, yanıldık. Türkiye’de iç savaş çıkarmaya çalıştılar ve bunun için FETÖ denen örgütü de kullandılar. Nasıl iç savaş çıkarmak istiyorlardı. O gece darbe biraz daha uzasaydı, başarı şansları biraz daha fazla olsaydı, milli ordu, darbeciler ve darbeye karşı olanlar diye ikiye bölünüp birbirleriyle savaşa girselerdi, Irak’ta ve Suriye’de olduğu gibi millet de darbeci askerlerin veya karşı koyan vatanseverlerin yanında saf tutacaktı. Türkiye bugün kan revan içerisinde, milyonlarca göçmenin Avrupa kapılarında olduğu iç savaş yaşayan bir ülke haline gelecekti. Bu kötü sonu kim önledi? Öncelikle tüm kumpas davalarına rağmen, bütün ezilmelere Türk Silahlı Kuvvetleri’nin omurgasını teşkil eden Cumhuriyetçi, Atatürkçü askerler önledi” şeklinde konuştu.

    “CHP’ye başvuran sayısı 200 bini geçti”

    CHP’ye telefon, e-posta yoluyla ve bizzat parti örgütlerine gelerek mağduriyet başvurusu yapanların sayısının 200 bini geçtiğini belirten Çiçek, “CHP’nin yolunu bilmeyen, çok acı ama bizi ‘gavur’ olarak gören, özel oturup görüştüğümüz insanlar var. Beyinleri yıkanmış, algı operasyonlarıyla bizi insanlık dışı yaratık olarak anlatmışlar. Bu insanlar bugün bizim kapımızı çalıyorlar. Hukuk ve adalet için bizden destek istiyorlar. Her zaman olduğu gibi hukuk ve adalet arayan herkesin yanında olduk ve olmaya da devam ediyoruz” dedi.

    “CHP’ye FETÖ’cü sızmışsa kapının önüne koyarız”

    CHP içinde FETÖ’cü olup olmadığı yönündeki soruyu da yanıtlayan Çiçek, “CHP’de FETÖ’nün bir sürü mağduru var, AKP’de var mı? Hep ortakları var. Hep methiyeler düzen, okyanus ötesine şiirler yazanlar var. Ve ülkenin zenginliklerini birlikte paylaştıkları insanlar var. Suç ortakları var. O nedenle eğer CHP’de bir iki tane çıkarsa, sızdı filan diyorlar ya gerçekten sızmışsa bunları kapının önüne koyarız” ifadelerini kullandı.