Etiket: konferans

  • Güvenlik Uzmanı Ağar Konya’da konferans verdi

    Konya’da düzenlenen “İhanet Çetelerine Karşı Yeni Türkiye” konulu konferansta konuşan Güvenlik Uzmanı Abdullah Ağar, Türkiye’nin bir var oluş mücadelesi verdiğine dikkat çekerek, “Anadolu’da var olmak istiyorsanız gereken gücü üretmek zorundasınız. Kendi içimizde bir demir yumruk, bir demir leblebi olmamız gereken zamanı çok iyi bileceğiz” dedi.

    Meram İlçe Belediyesi tarafından düzenlenen Meram Kültür Sanat Yaşam Etkinlikleri kapsamında Güvenlik Uzmanı Abdullah Ağar’ın konuşmacı olarak katıldığı “İhanet Çetelerine Karşı Yeni Türkiye” isimli konferans, Uluslararası Gençlik Akademisi’nde yapıldı. Programa, Meram Kaymakamı Resul Çelik, Meram Belediye Başkanı Fatma Toru, AK Parti Meram İlçe Başkanı Abdülkadir Özöğür, teşkilat mensupları, meclis üyeleri, muhtarlar ve vatandaşlar katıldı.

    Türkiye ve Ortadoğu’da yaşanan her şeyin çok önce başladığını ancak ateşini Türkiye’nin yeni yeni hissettiğini vurgulayan Güvenlik Uzmanı Abdullah Ağar, “Batı dünyası, İslam dünyasını yeniden dizayn etme ve coğrafyasını yeniden şekillendirme konusunda bir karar vermişti. Gerek ülkemizde gerekse Ortadoğu’da yaşanan tüm hadiseler bu kararın birer tezahürüdür” diye konuştu.

    Güneydoğu Anadolu’da 2015 yılında yaşanan terör hadiselerine değinen Ağar, “11 Temmuz 2015’te PKK’nın baş yılanı Murat Karayılan bir açıklama yaptı. Dedi ki, ‘Biz kırsal ve kırsala dayalı meskun mahal üzerinden bir isyan başlatıyoruz.’ 30 ilçede tasarlamışlardı. 30’unda yapamadılar ama 9’unda yaptılar. Türkiye’nin Güneydoğusundaki bu ilçeler yandı her gün. Güvenlik güçlerimiz çok büyük bir bedel ödeyerek durdurmayı başardı. 726 şehit verdik ve 3 binden fazla gazimiz oldu. Tam bu sürecin yaralarını sararken bir anda 15 Temmuz gecesiyle karşı karşıya kaldık” şeklinde konuştu.

    “15 Temmuz’un çok ağır tahribatı oldu”

    Devletin düzenini bozamayanların, etnik anlamda bir kırılma ve parçalanma üretemeyenlerin darbe girişimiyle bambaşka bir etkiye giriştiklerini kaydeden Ağar, “Darbe girişiminin 4 ana amacı vardı. Birincisi devletin yıkılması, ikincisi ordunun dağılması, üçüncüsü vatanın parçalanması ve dördüncüsü de bir iç savaş çıkarmak. Darbe başarılı olmasa bile çok ağır bir tahribat üreteceği darbenin tasarlayıcıları tarafından çok iyi biliniyordu. Darbeyi başaramadılar ama çok büyük bir hasar verdiler bize. Böylesine hassas bir dönemde milletimize çok büyük görev düşüyor. Devletimize ve askerimize sahip çıkmak” ifadelerini kullandı.

    “Demir yumruk olma zamanı”

    Devletin ve askerin, milletin ortak paydası olduğuna vurgu yapan Ağar, “Bunları korumayı başardığımız an, acı çeksek de, zarar görsek de en azından var olmayı başarabiliriz. Çocuklarımıza bir vatan bırakmayı başarırız. Anadolu’da çok sayıda medeniyet kuruldu ama yok olup gittiler. Bunun tek bir sebebi var, var olmak için gereken gücü üretemediler. Anadolu’da var olmak istiyorsanız gereken gücü üretmek zorundasınız. O yüzden milletçe, asker, polis, jandarma, korucu hep birlikte bir güç üretmek zorundayız. Kendi içimizde kavga edebiliriz ama bunun zamanını çok iyi bileceğiz. Kendi içimizde bir demir yumruk, bir demir leblebi olmamız gereken zamanı da çok iyi bileceğiz. Son iki sene demir bir yumruk, demir bir leblebi olma zamanıdır. Çünkü Türkiye şu anda tam anlamıyla bir varoluş savaşı veriyor” dedi.

    İslam dininin tevhit dini olduğunu kaydeden Ağar, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Dinimizde bir sorun yok ama dini istismar eden terör örgütleri üzerinde yaptığım çalışmalar bana tek bir cümle öğretti; biz dinimizi bilmiyoruz. Bilgisizlik üzerinden yaşanan terörü ancak bilgi üreterek ve bunu topluma yayarak engelleyebiliriz.”

    “Yeni oyunları birlik ve beraberlikle bozabiliriz”

    Ülkemizi mağlup edemeyen şer güçlerin farklı oyunları tezgahlamaya devam edeceğine işaret eden Güvenlik Uzmanı Ağar, “Sadece askeri gücümüzü değil ekonomik, siyasi, demografik, bilimsel, coğrafi ve moral değerlerimizi ilgilendiren alanlarda doğrusal, asimetrik veya tahrik içerikli bir saldırıya girişebilirler. O yüzden ne olursa olsun milletçe bir ve beraber olmak zorundayız” diye konuştu.

    Programdan sonra Güvenlik Uzmanı Abdullah Ağar’a günün anısına hediye takdim eden Meram Belediye Başkanı Fatma Toru, “Öncelikle bu faydalı bilgileri bizlerle paylaştığı için Abdullah Ağar’a teşekkür ediyorum. İçinden geçtiğimiz süreçte gerek Suriye’de, gerekse ülkemizin doğusunda yaşananlarla ilgili bilgileri halkımızla paylaştı. İnşallah millet olarak bizler binlerce yıldır ayakta kaldığımız gibi bundan sonra da ayakta kalmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

  • Netanyahu: “Paris’teki konferans faydasızdır”

    İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Paris’te gerçekleştirilen Ortadoğu Barış Konferansı’na ilişkin “Faydasız bir konferans” ifadesini kullandı.

    Filistin ve İsrail ilişkilerinin yeni bir düzeye taşınması ve müzakerelerin yeniden canlandırılması amacıyla Ortadoğu Barış Konferansı Paris’te gerçekleştiriliyor. 70 ülkenin katıldığı konferansa İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas katılmıyor. Haftalık kabine toplantısında açıklamalarda bulunan Netanyahu, konferansı reddettiğini tekrarlayarak, “Paris’te gerçekleştirilen konferans, faydasız bir konferanstır” dedi.

  • (ÖZEL) KKTC Başbakanı Cenevre’deki konferans öncesinde net konuştu:

    KKTC Başbakanı Hüseyin Özgürgün 9-12 Ocak tarihleri arasında Cenevre’de düzenlenecek olan beşli konferans öncesinde net konuştu. Başbakan Özgürgün, “Ya bir anlaşma olacaktır ya da dediğim gibi KKTC yoluna devam edecektir ve bu gücü vardır” dedi.

    Kıbrıs’ta her iki toplum arasında sürdürülebilir adil bir barış anlaşması için gözler yarın yapılacak beşli konferansa çevrildi. Müzakere süreçlerinde yarım asırdır yaşanan tıkanıklığın bu kez ivme kazanması bekleniyor. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Hüseyin Özgürgün deyim yerindeyse adanın gelecekteki kaderini belirleyecek olan Cenevre’deki görüşmelere saatler kala, İHA muhabiri Alev Hamitoğulları’nın sorularını yanıtladı. Başbakanlık konutunda yapılan bir saatlik mülakatta KKTC Başbakanı Hüseyin Özgürgün, ada için çözüm ya da çözümsüzlük yolculuğunda muhtemel senaryoları değerlendirdi.

    Tam 50 yıldır süren müzakere yolculuğunda neden sona gelinemediğine yanıt veren Başbakan Özgürgün özellikle ABD-İngiltere ve Rusya üçgenindeki diplomatik ve dinsel tabandaki ağırlığa dikkat çekti ve aktörler arasında Türkiye’nin etkin olmadığı bir zeminde sağlamlıktan söz etmenin mümkün olmadığını söyledi. Başbakan Özgürgün, “Aslında gelinen noktada hiç değişiklik yoktur. Rum tarafı hala şu niyettedir; Kıbrıs’ta bir Türk tarafı istemiyor. Bunu nasıl bertaraf ederek bir anlaşma yapmak ya da hiç yapmak. Burada tıkanıklık öncesiyle sonrasıyla bir tek sebepten kaynaklanıyor. Ama çok karışmış bir sorun sebep olmasından dolayı göz ardı ediliyor. Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinin olmadığı, hukuken iki kesimin net olarak belirlenmediği ve iki halkın eşitliğine dair güçlü bir ortaklık oluşturulmadığı takdirde yapılacak anlaşma çok ciddi sıkıntılar doğurur. Hatta bana sorarsanız çatışmaları da çok erken zamanda getirebilir. Tekrar burada mücadele etmek zorunda kalabiliriz” dedi.

    BM Sekterlerine yüklendi

    Bugüne kadar müzakerelerde dokuz BM Genel Sekterinin adı geçti. Koltukta son olarak Portekiz’in eski Başbakanı Antonio Guterres’ın ismi var. Başbakan Özgürgün Kıbrıs sorunu bağlamında genel sekterlerle mesafe katedilmediğini öne sürerek; “ Yeni genel sekreter Kıbrıs konusunda çok uğraşacak ben diyeyim. Uğraşması gerekir de çünkü BM gündemindeki en eski sorun Kıbrıs sorunu. Biteceğe de benzemiyor. Bu aşamada. Her yiğidin ayrı bir yoğurt yiyişi var. Her genel sekterin de bir tarzı var. Kıbrıs sorununda da tarzlar değişti. Yeni genel sekterin de BM şemsiyesi altında veya onun himayesinde yapılan görüşmelerde kendine göre tarz belirleşeceğini veya bu noktada yeni bir şey söyleyebileceğini düşünüyorum fakat hiçbir şey söylemeyebilir de. Bazı genel sekreterlerse hiç konuya yakınlaşmadan görevini tamamlayıp gitti” dedi.

    “Ya bir anlaşma olacak ya da..”

    9-12 Ocak tarihleri arasında İsviçre’nin Cenevre kentinde yapılacak Kıbrıs müzakerelerinde, taraflar çözüm çerçevesinde uzlaşı arayacak. Zirve öncesinde artık yolda herhangi bir kazaya uğramak istemediklerinin altını çizen Başbakan Özgürgün net konuştu: “ Cenevre’de 9 – 12 Ocak’ta yapılması düşünülen bence son beşli konferansla birlikte ya bu yola ya da bu yola gireceğimizi düşünüyoruz. Bunun ötesinde bir şey in olmaması lazım. Ya bir anlaşma olacaktır ya da dediğim gibi KKTC yoluna devam edecektir ve bu gücü vardır. Kendine yeten dinamikleri de vardır. Belirsizlikler ortadan kalktığı zaman anavatan Türkiye’nin de desteği ile rahat bir şekilde büyümemizi gelişmemizi sağlayacak hem insan kaynağına sahibiz.”

    Türkiye’nin AB’ye rest fotoğrafındaki detay

    Bilindiği üzere Güney Kıbrıs Rum Yönetimi 2004 yılında AB’ye tam üye olmuştu. Yakın zamanda Türkiye ‘nin uzun süren AB yolculuğunun deyim yerindeyse hüsranla dönüşmesi Türkiye’nin AB’ye restiyle sonuçlandı. Peki restin fotoğrafın adada nasıl yorumlandı? sorusunu Başbakan Özgürgün şu sözlerle yanıtladı: “ Türkiye -AB ilişkilerinin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Bir taraf burada AB üyesi. AB’li diplomatlarla çok sık kere konuştuk. Bu soruda hepsi de “haklısınız” denildiği gibi “haklı değilsiniz” diyerek cevap veren de var, cevap veremeyen de çıkmadı. Türkiye’nin bu anlamda Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın feveran etmesini çok iyi anlıyorum. Onlara da aynı şekilde davranıyorlar çünkü. Samimiyet yok. Samimiyet olsaydı zaten o da bu çıkışı yapmazdı bu şekilde reste gerek kalmazdı. AB – Türkiye ilişkilerinin de aslında belki de çözümün tek anahtarı olduğu gerçeğini de AB’de görmüştür. Yani Türkiye AB’ye girmiş olsa eminim ki Kıbrıs sorunu da bir hafta içinde çözülür. Çünkü Yunanistan AB’de. Güney Kıbrıs ve Kuzey Kıbrıs ve Türkiye AB’de. Bu tablo ortaya çıktığı anda zaten Kıbrıs sorunu da çözülmüş olacak.Köklü, değişiklikle kopmalara, parçalanmalar yol açacağını düşünmüyorum. Geçici krizler olduğunu düşünüyorum. Çünkü o etkileşimi gördüğünüz zaman bunun bir an kopabilecek bir bağın olmadığını görüyoruz.”

    “FETÖ’den sonra daha güçlüyüz”

    Ve FETÖ’nün darbe girişimine yönelik hain planlarını hayata geçirmek istediği, Türkiye’nin karadan aydınlığa dönüştürdü 15 Temmuz Darbe girişimi. Özellikle darbe girişimi sonrasında Türkiye’nin KKTC ile olan bağlarının daha da sıkılaştığını vurgulayan Başbakan Özgürgün, “ Anavatan hükümeti ile çok yakın ve sıcak bir işbirliği içindeyiz. Özellikle FETÖ Darbe girişimi sonrasında biz gerek Başbakanla gerek de Cumhurbaşkanıyla, sıkı ve yakın bir işbirliği çalışma yaptık. Bu da hükümetin o dönemde istenmeyen ve çok aslında bizi üzen bir olayla birlikte sıkı işbirliğin sağlandığı bir dönem oldu. Bu da bize katkı sağlayacak” diye konuştu.

  • Sporcu beslenmesine yönelik konferans

    Düzce Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Bölümü tarafından “Sporcu Beslenmesi ve Ergojenik Yardımcılar” konulu konferans düzenlendi.

    Mehmet Akif Ersoy Eğitimi ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen programa; 2012 NABBA Dünya Şampiyonu Serdar Aktolga ile CISSN Sporcu Diyetisyeni Coşku Mutlu, konuşmacı olarak katıldı. Programda, sporcuların performanslarını üst düzeyde tutabilmeleri ve başarı elde edebilmeleri için beslenme konusuyla ilgili önemli tespitlerde bulunuldu.

    Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Düzce Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ayla Taşkıran, sporcuların performansını artırmak için kullandıkları vitamin ve destek haplarının bilinçsizce kullanıldığına dikkat çekti. Bu ilaçların reçetesiz ve bilinçsizce kullanılmaması gerektiğini vurgulayarak sözü CISSN Sporcu Diyetisyeni Coşku Mutlu’ya bıraktı.

    Diyetisyen Coşku Mutlu, sporcu beslenmesi konusuyla ilgili bilgilerin sorgulanması gerektiğini ifade ederek kas almak isteyenlerin neden kas almak istediğini bilmeleri ve o amaçla çalışmalarını sürdürmelerini tavsiye etti. Vitamin ve mineral kullanımındaki yanlışlara da değinen Mutlu, protein kullanımındaki aralıklara dikkat edilmesinin önemli olduğunu belirterek miktarının da iyi ayarlanması gerektiğini sözlerine ekledi.

    Programın diğer davetli konuşmacısı 2012 NABBA Dünya Şampiyonu Serdar Aktolga, Sporda Ergojenik Yardımcı Kullanımı başlıklı bir konuşma gerçekleştirdi. Kendi sportif yaşamı ve başarılarından söz eden Aktolga, yaşama bakışı ve sporda beslenme konularına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Öğrencilerin sorularını da yanıtlayan Serdar Aktolga, katılımcılara teşekkür ederek konuşmasını sonlandırdı.

    Program, davetli konuşmacılar Coşku Mutlu ve Serdar Aktolga’ya teşekkür belgelerinin takdim edilmesiyle son buldu.

  • Metin Külünk’ten “15 Temmuz ve Başkanlık” konulu konferans

    AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk Selçuklu Belediyesi’nin ev sahipliğinde “15 Temmuz ve Başkanlık Sistemi” konulu konferans gerçekleştirdi.

    Selçuklu Belediyesi Sosyal Tesislerinde düzenlenen programa, Selçuklu Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak, AK Parti Selçuklu İlçe Başkanı Mustafa Hakan Özer, AK Parti İlçe Yönetim Kurulu Üyeleri, Selçuklu Gençlik Meclisi üyeleri, meclis üyeleri, muhtarlar ve çok sayıda vatandaş katıldı. Kur’an’ı Kerim Tilaveti ile başlayan programda, AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk, tarihsel süreç ışığında 15 Temmuz ve Başkanlık sistemi ile ilgili düşüncelerini paylaştı.

    “Yeni dünya düzeninin ruh kökleri Konya’da gizli”

    Konya’nın kendi dünyasında ayrı bir yeri olduğuna dikkat çekerek konuşmasına başlayan AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk, “Konya özel bir şehir. İnsanların ihtiyaç duyduğu yeni dünya düzeninin ruh kökleri bu şehirde gizli. İnsanlık bütün bu kaosun içinde Konya’da vücut bulan bu iklimi aramaktadır. Bir anlamda mücadelemizde aslında Konya kültürünün, Konya’da vücut bulmuş bu iklimin küresel bir düzene dönüşme mücadelesidir. Konya sıradan bir şehir değil. Selçuklu boşuna buraya başkentlik vermemiş, Mevlana Celaleddin-i Rumi bu şehirde boşuna yaşamamış. Onun için bu şehri anlamanın çok önemli olduğu düşünenlerdenim” dedi.

    15 Temmuz kalkışmasının küresel bir planın parçası olduğunu ifade eden Külünk, “Eğer 15 Temmuz’da başarı olsalardı bugün ne Halep’i, ne Cerablus’u ne de Musul’u konuşamazdık. Yine bu alçaklar 15 Temmuz’da hedeflerine ulaşsalardı biz de bu salonda oturamazdık. Eğer o gece başarılı olsalardı Çanakkale’deki şehitliğe gidecek yüzümüz kalmayacaktı. Dolayısıyla 15 Temmuz, bir küresel hesaplaşmanın olduğu gecenin adıdır. 15 Temmuz, bir darbe girişimi olmasından öte Çanakkale’nin 100 yıl sonraki küçültülmüş hali olarak literatüre girecektir” ifadelerini kullandı.

    “Merhamet etmek yok“

    İstanbul’un müdafaası Saray Bosna’dan başlar Medine’nin müdafaası Edirne’den başlar diyen Külünk,“ Eğer bu topraklara bir şey olursa bir daha 5 asır bekler bu millet. Onun için ne makamlarımız, ne mevkiimiz, ne saltanatımız, ne bankadaki paralarımız hiçbirisi ama hiç birisi bizi şımartmamalı, gevşetmemeli ve rehavete sürüklememeli. Buradan savcılara ve emniyete tekrar sesleniyorum. Merhamet etmeyin. Merhamet ederseniz bu örgütün (FETÖ) eline düşecek Türkiye’yi lime lime edecekler. Onun için bu örgütün elemanlarını benim köylüm, benim iş ortağım, benim akrabam diyerek de kimse korumasın ve kollamasın. Çanakkale’de karşımızda İngilizleri gördük. Bunların onlardan hiç farkı yok. Aradan 100 yıl geçtikten sonra 15 Temmuz gecesi Genelkurmay kavşağındaki o yiğit halka ateş açan güruhun Çanakkale önüne gelenlerden ne farkı var” dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, İslam dünyasının aklen ve fiziken batı karşısındaki mağlubiyetinin bir galibiyete dönüşünün önünü açtığına dikkat çeken Külünk, “Şunu açık ve seçik ifade ediyorum ki bu işlerin anlaşılmasının sırrı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde 14 yıldır başarılanları anlamaktan geçer. Erdoğan’ı anlamak geçmiş 100 yılı anlamaktır. Erdoğan’ı anlamak gelecek 100 yılı anlamaktır. Onun hattı; Şeyh Edebali, Osmangazi, Orhangazi, Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim, Abdülhamit Han, Mustafa Kemal, Menderes, Özal, Erbakan, Türkeş ve Erdoğan milli hattıdır” dedi.

    “Bölge coğrafyamızda hızlıca mezhep savaşlarına doğru gidiyoruz” diyen Külünk, “İran kullanılıyor. İran, İslam dünyasındaki egemenlik alanını genişletmek uğruna adeta İslam dünyasının bağrına saplanmış bir hançer gibi küresel oligartlarla uzlaşmış vaziyette. Suriye’de uzlaşma istemeyen İran, katliamların merkezidir. Gençlere sesleniyorum; açın Fatımi tarihini okuyun, Abbasi tarihini okuyun. Pers İmparatorluğu iddiasından vazgeçmemiş İran, tarih boyunca Anadolu topraklarını kendine yurt edinmiş Türk devletlerini hep kendine rakip olarak görmüştür. Hem de bunu dost görünerek yaptı. 7 Haziran 2015’den sonra 2 evladımızın şehit edilmesiyle başlayan, şehirlerde çukur kazma operasyonlarının arkasında, PKK’yı Türkiye’ye saldırtan o sürecin arkasında İran olduğunu görüyoruz” şeklinde konuştu.

    İran’ın Batı ile ittifak ederek bölgeyi Şialaştırma operasyonu yaptığını söyleyen Külünk, “Batı, İran’ın önüne açarak İslam coğrafyasında mezhep savaşının altlığını oluşturmaktadır. Suriye’de, Halep’te ölen her çocuğun, kadının, erkeğin kanı İran’ı tutacaktır. İran, Türkiye’yi şuan adı konulmayan ama doğrudan rahatsız etmek için her türlü operasyonu yapan bir adrestir. Bir eli PKK’dadır, bir eli DAEŞ’tedir, bir eli Esad’tadır, bir eli ABD’dedir, bir eli Rusya’dadır ve tek bir derdi vardır; ne yapıp ne edip Irak’ın, Suriye’nin demografik yapısını değiştirip, bu toprakları tamamen Şialaştırıp, Türklerin, Arapların bu topraklardaki varlığını tasfiye etmektir. Diyeceksiniz ki bunun 15 Temmuzla ne alakası var? Hem de çok alakası var. 15 Temmuzda darbe girişimine kalkanlar başarılı olamayınca vazgeçtiler, hadi evimize dönelim mi diyecekler. Şunu unutmayın Anadolu toprakları dünyanın jeopolitik merkezidir. Dünya bizim kendimize yurt edindiğimiz bu topraklardan şekillenir, Mezopotamya-Anadolu hattından şekillenir. Dünyanın doğusu ve batısı bu topraklardan şekillenir. Çünkü bu topraklar dünyanın metafizik merkezidir. Dünyada 100 yıldır parayı kontrol ettiler, Sanayi Devrimini gerçekleştirdiler, uçağı ürettiler, gemiyi ürettiler, dünyanın ekonomik olarak en güçlü ülkeleri oldular ama dünyada denge sağlayamadılar. Dünyada düzen sağlayamadılar. Sebep ne? Çünkü merkezde onlar yoklar. Burada var olmayan küresel dengeyi tesis edemez. İşte o dengeyi tesis edemedikleri için dengenin bu topraklara sahip olmakla tesis edileceğini bildikleri için sürekli kaosu derinleştiriyorlar. 15 Temmuz darbe girişimi de bu operasyonlardan biriydi” dedi.

    “Devlette birliğin kilometre taşı Başkanlık sisteminden geçer”

    Konuşmasında, Başkanlık sistemi ile ilgili düşüncelerini de dile getiren Külünk, “Şunu açık ve net bir şekilde söyleyebilirim ki Türkiye’yi yıllar yılı parlamenter sistem üzerinden kontrol ettiler. Türkiye’yi çok başlı hale getirerek parlamenter sistem üzerinden yönetilmesi, Türkiye’nin kontrol mekanizmasıdır. Kuvvetler ayrılığı ilkesi üzerinden kuvvetleri birbiri ile çatıştırarak burada varlıklarını devam ettirmişlerdir. Bu 1914-1923 sürecidir. Bu süreç ancak kuvvetlerin çatışmasıyla değil, kuvvetlerin birliği ilkesi üzerinden aşabileceğimiz bir süreçtir. Dolayısıyla devlette birliğin sağlanmasının kilometre taşı olan Başkanlık sistemi tartışmalarında itiraz edenlere dikkat edin. İngilizleri, Almanları ne ilgilendirir Türkiye’deki sistem değişikliği. Çünkü bir şeyi görüyorlar. Türkiye devlette birlik esassına dayalı yönetim modeline geçtiğinde Türklerin tarihinde birliğin sağlandığı dönemlerde yükselişin ne kadar hızlı ve güçlü olduğunu gördükleri için o yükselişi durdurmanın yolu olarak da Erdoğansız bir Türkiye ile Türkiye’yi teslim almak olduğunu bilip sistem değişikliğini engellemek istiyorlar. Bunun için önümüzdeki 3 ay kritik aylardır. Bu süreç içinde her şeyi deneyeceklerdir” dedi.

    Konferansın ardından Selçuklu Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, 15 Temmuz ve Başkanlık sistemi konulu konferansından dolayı AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk’e teşekkür etti ve çini tabak hediye etti. Ayrıca Ak Parti Selçuklu Gençlik Kolları Başkanı Rafet Baştürk de Külünk’e Recep Tayyip Erdoğan, Necmettin Erbakan ve Metin Külünk’ün bir arada bulunduğu fotoğrafı hediye etti.