Etiket: Komutanı

  • Sahil Güvenlik Bölge Komutanı “15 Temmuz Darbe” teşebbüsünden adliyeye sevk edildi

    Samsun Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından FETÖ/PDY “15 Temmuz Darbe” teşebbüsü ile ilgili 8 gün önce gözaltına alınan Sahil Güvenlik Karadeniz Bölge Komutanı Kd. Albay Murat Özer ile birlikte 1’i işçi 24’ü subay ve astsubay olmak üzere toplam 26 kişi adliyeye sevk edildi.

    Samsun Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele (TEM) Şube Müdürlüğü ekipleri, tarafından Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde 8 gün önce Samsun merkezli İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Gaziantep, Muğla, Trabzon, Sinop, Kocaeli’ni kapsayan Sahil Güvenlik Bölge Komutanlığı, Grup Komutanlıkları, bot ve gemiler ile Sahil Güvenlik Hava Grup Komutanlığında görevli 15 subay, 1 emekli subay, 9 astsubay ve 1 işçiye yönelik operasyon düzenlenmişti.

    Yapılan eş zamanlı operasyonda Sahil Güvenlik Karadeniz Bölge Komutanı Kd. Albay Murat Özer (47), Sahil Güvenlik Bölge Komutanlığı Harekat Şube Müdürü Albay Hakan K.(45), Hava Grup Komutanı Kd. Binbaşı Hakan K.(40) ile Sahil Güvenlik Komutanlığında görevli Yüzbaşılar Mert K.(38), Ferit A.O.(34), Hüseyin B.(35), Mustafa M.Ö.(34), Fırat Y.(33), Üsteğmenler Ömer K.(30), Kadir E.Ç.(31), Hakkı B.(29), Orhan U.(29), Ömer B.(31), Gazi A.(29), Teğmen Murat T.K.(27), Ufuk P.(29), Astsubaylar H.Y.(38), Ömer Y.(38), Murat D.(29), Mesut Y.(24), Tayfun Y.(32), Furkan K.(24), Mehmet Ç.(26), Mustafa K.(23), Halil Ç.(20) ve işçi Ertan S.(43), “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs, TBMM’yi ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs, hükumete karşı suçlar ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak” suçlarından gözaltına alınmıştı.

    Gözaltına alınan 26 kişiden 16’sının örgütün gizli haberleşme programı ByLock’u kullandıklarının tespit edildiği iddia edildi.

    Samsun TEM Şube Müdürlüğünde sorguları tamamlanan aralarında Sahil Güvenlik Karadeniz Bölge Komutanı Kd. Albay Murat Özer’in de bulunduğu 26 kişi bugün saat 11.15’te Samsun Adliyesine sevk edildi.

  • Malatya FETÖ/PYD davasındaki tutuklu alay komutanı konuştu

    Malatya’daki FETÖ/PDY davasında, 16 Temmuz’da Altay Kışlası’ndan ZPT ile 2.Ordu Komutanlığı Karargahına gitmek istediği iddia edilen İstikam Alay Komutan vekili Yarbay İsmail Akın, “Amacım darbeye destek vermek değil, şehirde neler olduğunu anlamaktı, tabur komutanı olarak kafamı kuma sokarak, odamda kahvemi içerek, bana bir şey olmasın diyerek beklemem mümkün olamazdı” diyerek kendini savundu.

    Malatya Adliyesi’nin fiziki şartlarının yetersiz olması sebebiyle Yakınca Kapalı Spor Salonu’nda görülen FETÖ/PDY davasının 4. gününde 16 Temmuz’da Altay Kışlası’ndan Zırhlı Personel Taşıyıcısı (ZPT) ile 2.Ordu Komutanlığı Karargahına gitmek istediği iddia edilen İstikam Alay Komutan vekili yarbay İsmail Akın, savunma yaptı. İfadesine, 15 Temmuz günü hayatını kaybeden tüm vatandaşlara başsağlığı dileyerek başlayan tutuklu sanık Akın, Malatya’daki Altay Kışlası İstikam Tabur Komutanlığı görevine 11 Temmuz günü başladığını belirterek darbe gecesi orduevinde olduğunu, darbeyi televizyondan öğrenince de beraberinde Yarbay Ahmet Üçbudak ile birlikte kışlaya hareket ettiğini öne sürdü.

    Kışlaya geldikten sonra nöbetçi subaylara askerlerin yoklamasının alınmasını emrettiğini ve kışlada bir vukuatın olup olmadığını kendisine bildirilmesini istediğini ifade eden Akın, Kolluk Kuvvetlerini Toplumsal Olaylarda Desteklemek Timinde (KOKTOD) görevli olduğu için birliklerin hazır olması için emir verdiğini iddia ederek söz konusu faaliyetlerinin darbe teşebbüsüne destek amaçlı olmadığını savundu.

    Alay Komutanı Turgay Pekşen’in kışlaya geldikten sonra sıralı amiri olan Tuğgeneral Zeki Karataş ile telefonla görüştüğünü iddia eden Akın, “Ne konuştuklarını bilmiyorum, sadece ‘Emredersiniz’ diyerek telefonu kapattı. Sonra da bize hazır olarak bekleyin diyerek emir verdi. Bunun dışında ne telefonla ne de birliğimizle ne de benimle irtibat kuran kimse olmamıştır” diye konuştu.

    Darbe girişiminin ardından 16 Temmuz günü tel örgülerin aşılarak ZPT ile merkeze gidilmesi konusunda da savunma yapan dönemin İstikam Alay Komutan vekili Yarbay İsmail Akın, “Sabah saatlerinde kışlanın nizamiyesinin girişinin ağır vasıtalarla kapatıldığı haberi gelmişti. Bunun üzerine bir emir gelmemesi, Malatya’daki güvenlik durumu hakkında bilgi edinilememesi üzerine durumu kendim bizzat görmek üzere sabah 07-08.00 civarında 2 Zırhlı Personel Taşıyıcı (ZPT) ile kışla dışına çıktım. Benim bulunduğum ZPT’de ben ve 2 asker daha vardı. Üzerimde sadece şahsi tabancam vardı. Bu şekilde 2 asker ve beylik tabancası olan yarbayın karargaha giderek darbecilere destek vermesi fiziken de askeri taktik açısından da mümkün değildir. Nizamiye açık olsaydı eğer sivil aracımla gitme imkanım da olabilirdi. Şehir merkezinde ne olduğu, ne yaşandığı ile bir bilgim yoktur, amacım darbe teşebbüsünde destek vermek değil durumu anlamak ve olayları tespit etmekti” diye konuştu.

    Tutuklu sanık Akın, savunmasını şöyle sürdürdü:

    “Tabur komutanı olarak kafamı kuma sokarak, odamda kahvemi içerek, bana bir şey olmasın diyerek beklemenin mümkün olmadığını düşünüyorum. Kışla dışına çıkarak durumu anlamaya çalışmanın riskli bir durum olduğunun farkındaydım ancak o an en doğru kararın bu olduğu için öyle hareket ettim. Bu hareketimin önceden planlanmış bir karar olmadığı aniden gelişen bir karar olduğu açıktır. Anayasal düzeni, hükumeti düşürmek gibi bir düşüncem olmamıştır. Kimseye destek vermek amacında değilim, bana verilen görevin, millete olan borcumu tam olarak yerine getirme düşüncesindeydim”.

    İddianamede yer verilen mesajlaşma programı olan ‘Kakao Talk’ programının kullandığı iddiası üzerine konuşan Akın, “Bu mesajlaşma programı dünyada 200 milyon kullanıcısı olan Güney Koreli menşelidir. Güney Kore’de 50 milyon kullanıcısı olan bir programdır. Bende 2011-2013 yılında Güney Kore’de görev yaptım, 2013’de döndükten sonra meslektaşlarımla görüşmek için bu programı kullanmaya devam ettim. FETÖ’nün bu programı kullandığını iddianamede öğrendim. Terör örgütü DEAŞ twetter kullanıyor, bu programı kullananlar örgütle ilişkilendirilemez, ya da FETÖ bu programı kullanıyor diye kullananların da FETÖ ile ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığını düşünüyorum. Bu program ücretsiz, şifresiz açık bir mesajlaşma programıdır” ifadelerine yer verdi.

    Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması üyesi olduğu iddialarını reddeden İsmail Akın, “Ben askeri okul dahil 25 senedir askeri üniformamı şerefimle taşıdım. TSK dışında hiçbir yere hiçbir örgüte ilişkim olmamıştır. Dini istismar eden, çağ dışı bir anlayışın arkasından gitmem, bu sebeple şahsımın FETÖ ile ilişkilendirilmesini hakaret olarak kabul ediyorum” diye konuştu.

    İcra Subayı Kök de iddiaları kabul etmedi

    Mahkemede daha sonra söz alan dönemin 2. Ordu Komutanlığı İcra Subayı Kurmay Binbaşı Eyüp Kök savunma yaptı. Diğer tutuklu askerler gibi 15 Temmuz’da hayatını kaybeden vatandaşlara başsağlığı dileyerek başlayan savunmasına başlayan Eyüp Kök, iddianamede yer aldığı gibi FETÖ/PDY terör örgütü ile hiçbir bağlantısının olmadığını ileri sürdü.

    Karargahta İcra Subayı olarak görevinin karargahla ordu komutanı ile karargah arasında köprü görevi görmek olduğunu ifade eden Kök “Yaptığım tüm faaliyetler emir komuta çerçevesindedir. Saat gece 02.00 civarlarında odama geçtim. Bu esnada basından olayları takip etme fırsatım oldu. O saatten sonra her hangi bir şekilde aktif bir durumum olmamıştır. Sıkı yönetim emrinde şahsım bulunmamaktadır” dedi.

  • Aksaray’da İlçe Jandarma Komutanı FETÖ’den gözaltına alındı

    Aksaray’ın Ortaköy İlçe Jandarma Komutanı Üsteğmen Ömer K., FETÖ/PDY soruşturması kapsamında daha önce görev yaptığı Zonguldak’ta örgütün öğrenci evlerinin üst düzey sorumlusu olduğu iddiasıyla gözaltına alındı.

    Edinilen bilgiye göre, bir süre önce Zonguldak ilinden Aksaray’ın Ortaköy İlçe Jandarma Komutanlığına atanan Üsteğmen Ömer K. hakkında FETÖ/PDY soruşturması kapsamında Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla Zonguldak’ta öğrenci evlerinin üst düzey sorumlusu olduğu iddiasıyla yakalama kararı çıkarıldı. Bunun üzerine ilçedeki evinde gözaltına alınan İlçe Jandarma Komutanı Ömer K., Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesinde sağlık kontrolünden geçirildi. Üsteğmen Ömer K., hastanedeki işlemlerin ardından sorgulanmak üzere İl Emniyet Müdürlüğüne götürüldü.

    Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

  • 2. Ordu eski Komutanı Adem Huduti: “Hayatımın tüm safhasında FETÖ ile hiçbir şekilde bağlantı kurmadım”

    Malatya’da 15 Temmuz darbe girişimi ile ilgili açılan davada numaralı sanık olarak yargılanmasına başlanan 2. Ordu eski Komutanı Orgeneral Adem Huduti, “Hayatımın tüm safhasında FETÖ ile hiçbir şekilde bağlantı kurmadım” dedi.

    Yakınca Spor Salonu’nda görülen Malatya’daki FETÖ/PDY davası duruşmasında 28’i tutuklu toplam 76 sanık yargılanıyor. Duruşmanın 3’üncü gününde davanın bir numaralı sanığı olarak yargılanan 2. Ordu eski Komutanı Adem Huduti’nin savunmasına geçildi.

    Mahkeme tarafından Huduti hakkında iddianamede yer alan kısmın okunmasının ardından konuşan Adem Huduti, ‘Savunmama başlamadan önce 15-16 Temmuz tarihinde ülkemizde yapılan darbe planını icra eden bilerek yardım edenleri lanetliyorum. 248 şehit ve demokrasi kahramanlarımıza Allah’tan rahmet kalanlara başsağlığı diliyorum. Yine bu menfur olayda yaralanan gazilerimize acil şifalar diliyorum. Bugüne kadar basında şahsım ile ilgili linç kampanyası yürütülüyor. Cevap hakkım olmadan basın mensuplarınca ve devlet görevlilerince medya zerinde mahkum ediliyorum” diyerek sözlerine başladı.

    Huduti, savunmasının başında bazı konulara değinmek istendiğini belirterek, “Birinci vurgulamak istediğim konu, avukatımla görüşmelerim kısıtlanıyor. Haftada bir gün kamera kaydı altında ve yanımda koruma görevlilerin bulunduğu ortamda görüşme yapılması nedeniyle avukatımdan yeteri düzeyde destek alarak savunmamı hazırlayamadım. Avukatımın getirdiği hukuki kitaplar verilmemiştir. Benzeri şekilde notlarım, savunma taslaklarım cezaevi idaresince, Başsavcılıkça tarafından uzun süre ellerinde tutulmuş ve avukatıma verilmemiştir. İkinci konu, Düzce Cumhuriyet Başsavcılığınca haberleşme kısıtlanması nedeniyle eşim ile 153 gün sonra telefonla görüştüm. Düzce’den buraya intikalimiz konusunda delillerimin bir kısmını getiremedim” dedi.

    Daha sonra okul ve askeri hayatını anlatan Huduti, FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olduğunun iftira olduğunu ileri sürerek, “Ortaokul ve lise döneminde dershanesi bile olmayan bir dönemde mezun oldum. İlk ve orta okul, askeri lisede ve Harp okulu dahil tüm komutanların ve öğretmenlerin tamamı bizi kanun ve nizamlara uyan Atatürk ve inkılaplarına uyan aydın bir yurttaş olarak yetiştirmişlerdir. Yetiştirdikleri gibi fikri ve vicdanı hür yaşamaya devam edeceğim” dedi.

    Huduti, katıldığı Askeri Şuraların dönemin Başbakanı olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında gerçekleştirdiğini belirterek, ‘Normal 4 askeri şurayla orgeneralliğe yükselirken ben 7’nci kezde yükseldim” ifadesini kullandı.

    İddianamede Malatya Valisi Mustafa Toprak’ın kalkışma gecesi kendisine ulaşamadığı beyanına da değinen Huduti, “HTPS telefon kayıtlarında 20’den fazla Vali ile görüştüğüm ortadadır. Sadece Malatya ile değil bana bağlı 17 ille komutanla irtibattaydım. Ve zaman zaman Sayın Valiye Garnizon Komutanı ve Emir subayım cevap ermiştir. Bu gibi zamanlarda önemli olan kimle görüştüğümüz değil doğru bilginin size ulaşmasıdır” ifadelerini kullandı.

    Vali Toprak ile yarım saat görüştüğünün Emniyet Müdürü Ömer Urhal’ın ifadesinden de anlaşılacağını kaydeden Huduti, daha sonra komutanlığını yürüttüğü 2. Ordu Komutanlığı hakkında kısa bir bilgi verdi. 15 Temmuz’da darbe girişiminde Malatya’da can kaybı olmadığını ve ordu komutanı olarak yapılan faaliyetin başarılı olduğuna inandığını da ifade eden Huduti, “Emeği geçenlere görevlerini başarıyla yaptıkları için teşekkür ediyorum” dedi.

    Adam Huduti savunmasında şunları kaydetti:

    “Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan ve mahkemenizce kabul edilen iddianameyi defalarca okudum ve anlamaya çalıştım. FETÖ üyesi olduğumu 5 ay geçmesine rağmen iddianamede buna rastlamadım. Hayatımın tüm safhasında FETÖ ile hiçbir şekilde bağlantı kurmadım. Yaşam biçimim bu yapıyla uyuşmaz, dershane ilişkilerim olmadı, bunların cep telefonlarında kullandığı programları kullanmadım. Himmet parası vermedim, yayınlarını takip etmedim. Eşim de, oğlum da benim gibi hayatı boyunca bu yapıyla ilişkisi olmamıştır. 43 yıldır memleketimde askerlik namına uygun olarak hizmet verdim. Bütün yaşamın buyunca Anayasa ve hukuka uykun şeffaf bir yaşam sürdüm. Ağustos’ta yapılacak Askeri Şurada yeni görev verilecek ve 1 yıl sonrada emekli olacaktım, dolayısıyla fikirlerimin uyuşmadığı ve katılmadığım bu örgüt adına neden suç işleyeceğim anlayamadım. Darbe kalkışmasını 15 Temmuz günü akşam saatlerinde oğlumun telefon ile araması ile öğrendim, bu zamana kadar yatağımda uyuyordum. Malatya bölgesinde helikopter uçuşlarının yasaklandığını Garnizon Komutanım Avni Angun tarafından bana bildirildi. Bunun dışında, ne Genel Kurmay’dan nede Malatya’daki hiçbir mülki amirden tarafıma bir bilgi ulaşmadı.

    Darbe teşebbüsünün hangi illerde olduğunu öğrenmeye çalışırken 16 Temmuz günü 00.30’da hakkımda Malatya Cumhuriyet Başsavcılığında gözaltı kararı verilmiştir. Kamera kayıtlarında da görüleceği üzere davranışlarım darbe girişimini önlemeye yöneliktir. Yakınımda olan personelim ve Garnizon komutanın da ve ifadeleri bu yöndedir. Bugüne kadar ülkede şerefim ve onurumla görev yaptım. Askeri Şura sonrasında 1 yıl sonra şereflmle emekli olacaktım ancak görevimden ihraç edildim.

    Darbe faaliyetini öğrendiğim anda cep telefonu ile Kurmay Başkanım Avni Angun ve emir subayım ile telefonla irtibat kurdum. Darbeye karşı olduğum ve tutumumun açıktır. Darbeye yardımcı olmak amaçlı kimseye emir vermedim. Darbeci hiçbir kimse ile görüşmedim. Bu telefon HTS kayıtlarında var. Tüm ordu sorumluluk bölgesinin darbecilerden temizlenmesi için gayret gösterdim. Şahsıma yönlendirilen suçlamalar, Vali, Emniyet Müdürü, Alay Jandarma Komutan vekilinin kanaatlerinden oluşan ve maddi bir delile ulaşmayan delillerdir.”

    İddianamede yer alan Düzce Cezaevinde Avni Angun ve Emin Ayık’a ‘Ne yaptınız çocuklar beni de yaktınız’ cümlesin hatırlamadığını savunan Huduti, “Bunu söylemem makul ve mantıklı değil. Aramızda böyle bir konuşma geçtiğini hatırlamıyorum” diye konuştu.

    Huduti yine iddianamede Yüzbaşı Kemal Keskin’in de ifadelerinin çarpıtıldığını ileri sürerek, “Kemal Yüzbaşının ifadesinde ben ve kurmay başkanının da onlarla birlikte hareket ettiğini düşündüğü belirtilmişti. Ama burada düşünüldüğü cümlesi iddianamede yer almamıştır. Bizim de darbeci olduğumuz algısı oluşturulmaya çalışılmıştır. Sayın Mahkemeyi yanlış yönlendirmeye çalışmaktadırlar” ifadelerini kullandı.

    Kendisinin darbe girişiminin püskürtüldüğünü öğrenince rol yapmaya başladığı yönündeki iddianamede bölümünü eleştiren Huduti, “43 yıllık devlet görevini geçirmiş biri olarak bu seviyesiz ifadeleri kınıyorum. Devlet adabı ile bağdaşmayan şahsımın temsil ettiği 2.Ordu Komutanlığını bu şekilde ithamda bulunan kişileri kınıyorum” dedi.

    15 Temmuz gecesi kendisinin ve Kurmay Başkanı Avni Angun’un 2. Ordu Karargahı’na gelmesinin oradaki darbeci askerlerin dengesini bozduğunu ileri süren Huduti, “Böylelikle darbecilerin faaliyetleri ve planlarının Malatya’da hayata geçirilmesi engellenmiştir” iddiasında bulundu.

    Darbe gecesi kendisinin Ankara’ya götürülmesi için uçak hazırlığının da yapıldığını ileri süren Huduti, Kurmay Başkanı tarafından bu emrin hazırlanmasının engellendiğini savundu.

    Darbeci askerleri etkisiz hale getirmediklerinin doğru olmadığını iddia eden Huduti, iddianamede de bu bilgiye ver verilmediğini ileri sürdü.

  • Sanık Dalaman Deniz Hava Üs Komutanı Albay Cenk Bahadır Avcı:

    15 Temmuz darbe girişimi gecesinde Dalaman Deniz Hava Üs Komutanlığından suikast timinin helikopterine yakıt verdiği gerekçesiyle tutuklanan Dalaman Deniz Hava Üs Komutanı Albay Cenk Bahadır Avcı hakim karşısında ifade verdi.

    “Yılmaz General mesajları güvenmememi istedi”

    Cenk Bahadır Avcı ifadesinde “15 Temmuz günü mesai bittikten sonra lojmana geçtim. Nöbetçi subay beni arayarak ‘Deniz Hava Komutanlığından aradılar tüm uçuşların iptal olduğunu söylediler’ dedi. Bu arada Deniz Hava Harekat Komutanı beni aramış. Sonra kendisine geri döndüm. VİP uçuş için bir uçak hazırlamam gerektiğini söyledi. Bende tamam dedim. Daha sonra meydana gittim. Bu arada haber merkezinden bir görev yazısı geldi. Genel Kurmay Başkanlığından gelen yazıda sıkıyönetim ilan edildiği yazılıydı. Aynı yazılı mesaj Deniz Kuvvetlerinden de geldi. Daha sonra Deniz Hava Üs Komutanı Tezcan Kızılelma’yı aradım. Gelen mesajları bildirdim. Ardından Garnizon Komutanını aradım. Yanında Hava Kuvvetlerinden Yılmaz Generalin olduğunu söyledi. Durumu anlattım. Kısa süre sonra geleceklerini söylediler. Ardından gece saat 24.00 sıralarında Yılmaz General makamında olduğunu mesajları görmek istediğini söyledi. Mesajları götürdüm. İnceledi. Bana bu mesajlara güven olmayacağını, bir Tuğgeneralin imzasıyla sıkıyönetim olmaz. Emniyet tedbirlerini al. Sıralı amirlerinden başka kimseden emir alma. Ben de Deniz Hava Üs Komutanı Tezcan Kızılelma’yı aradım. Oda donanma komutanıyla temasta olduğunu söyledi” dedi.

    “Vali helikoptere yakıt vermeme emri verdi”

    Muğla Jandarma Alay Komutanı Yavuz Özfidan telefonla beni aradı. Marmaris etrafında uçan ve etrafa ateş açan bir helikopter olduğunu, bu helikopterin bize ait olup olmadığını sordu. Ben de kendisine ‘Bizim helikopterimiz değil’ dedim. Bu arada sık sık telefonla görüşmeye devam ettik. Odama girdiğim sırada tanımsız bir hava aracının üsse yaklaştığı bildirildi. Bir süre sonra helikopter bizim üsse indi. Bu arada kule ve ben helikoptere telsizden anons geçtik. Ancak cevap vermediler. Daha sonra Gart kanalından kendilerine ‘İzinsiz iniş yaptıklarını etraflarının sarıldığını, motor susturarak teslim olmalarını’ istedik. Bunun üzerine helikopter kalkarak havalandı. Bu arada durumu Muğla İl Jandarma Komutanı Yavuz Albay’a bildirdim. Bir süre sonra helikopter yeniden geldi. Piste ineceği sırada Deniz Kuvvetleri Komutanlığından inen helikoptere yakıt vermemiz emredildi. Biz helikoptere yakıt vermeye başladık. Bu sırada Yavuz Albay’ı arayarak helikopterin geldiğini aldığım emir üzerine yakıt vermeye başladığımı söyledim. Bu arada Muğla Valisi telefonu alarak bana ‘Helikoptere yakıt verme. Helikopterin kalkmasına izin verme’ emri verdi. Ben telefonu kapattığımda helikopterin yakıt alım işi bitmişti. Helikopter hemen kalktı durduramadık” dedi.

    Cumhurbaşkanının Avukatından saat düzeltmesi

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatı Hüseyin Aydın sanığa, “O gece HTS kayıtlarına göre Akıncı Kışlası ile görüştünüz mü’ diye sordu. Sanık ‘Hayır’ yanıtını verdi. Avukat Aydın, ‘İfadenizde sürekli saat 02.30-03.00 sıralarında Alay Komutanı beni aradı diyorsunuz. Kayıtlara geçmesi için söylüyorum. HTS kayıtlarına göre görüşmeniz saat 03.36 olarak görüşmüşsünüz. Bunun da kayıtlara geçmesini istiyorum” dedi.

    Mahkeme Başkanından sanık Avcı’ya sorular

    Mahkeme Başkanı sanığa ‘O gece şüpheli helikopter Tuğgeneral Tezcan Kızılelma’nın talimatı ile mi kalktı’ sorusuna, sanık ‘Doğrudur Başkanım’ derken mahkeme Başkanı tekrar sanığa, ‘Kızılelma’ya vali ve alay komutanının emrinden bahsettiniz mi?’ diye sordu. Sanık da ‘Doğrudur. Yine de yakıt ikmali yapılması yönünde emir verdi’ dedi.