Etiket: Kolon

  • Kolon kanseri, özellikle 50 yaş üzerindekileri tehdit ediyor

    Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Serkan Uysal, belirti vermeden yavaş ilerleyen kolon kanserinin, özellikle 50 yaş üzerindeki kişileri tehdit ettiğini söyledi.

    Medicana Samsun Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Serkan Uysal, kolon kanseri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi. Kolon kanserinin dünyada her yıl 655 bin kişinin ölümüne neden olan kanser türleri arasında erkeklerde en yaygın üçüncü, kadınlarda ikinci sıklıkla görülen, ölüme sebep olan türler arasında da üçüncü kanser türü olduğunu belirten Dr. Uysal, “Belirti vermeyen ve yavaş ilerleyen kolon kanseri, özellikle 50 yaş ve üzerindeki kişileri tehdit etmektedir.

    Vücutta, ince bağırsağın bitim yerinden makata kadar olan kısım kolon (kalın barsak) olarak adlandırılır. Kolon kanserinin oluşmasında beslenme alışkanlığı ve genetik faktörlerin etkin rolü vardır” dedi.

    Risk altındaki yaş grupları

    Kolon kanserinin sıklıkla 50’li yaşların üzerinde ortalama 65-70 yaş arasında görüldüğünü belirten Dr. Serkan Uysal, “Ailesinde erken yaşta kolon kanseri olmayanların, 40 yaş altında bu hastalığa yakalanma olasılığı düşük olmakla beraber 40-50’li yaşlardan itibaren bu olasılık giderek artar. Kolonda, bağırsak iç kısmında bulunan ve ‘polip’ denilen et parçalarının varlığı riski artırır. Kişiye daha önceden kolon kanseri teşhisi konmuş ve tedavi görmüş olsa da, risk devam etmektedir. Yumurtalık, rahim ve meme kanserli hastalar da kolon kanseri açısından risk altındadır. Sigara kolon kanserine yakalanma riskini artırır. Beslenme alışkanlıkları kolon kanseri üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Posadan fakir olan, kırmızı etten zengin ancak meyve ve sebzeden fakir yemek yeme alışkanlıkları riski artırır. Düşük selenyum düzeyi, iltihabi bağırsak hastalıkları, bazı virüs türleri, endüstrileşmiş ülkeler gibi çevresel faktörler (fast food, işlenmiş besinler), ağır alkol tüketimi kolon kanserine yakalanma ihtimalini artırır. B6 vitamini alınımı kanser riskini azaltır. Fiziksel olarak aktif insanların kansere yakalanma riski düşüktür” diye konuştu.

    Genetik olarak geçen kolon kanseri hakkında bilgi veren Uysal, “Ailesel genetik tanımlamada bağırsak kanseri teşhisi varsa, bu geçmişe sahip kişide de mutasyona uğramış bir gen nedeniyle bağırsak kanserinin ortaya çıkma olasılığı daha yüksektir. Bu koşullar bilimsel anlamda şöyle tanımlanabilir; ailenin aynı kanadından (anne, dayı, büyükanne) en az iki akrabada bağırsak kanseri varsa, yakın akrabalardan biri 50 yaşından önce bağırsak kanserine yakalanmışsa ya da ailenin aynı kanadında bağırsak kanseri ya da rahim kanseri mevcutsa bunlar genetik yatkınlığı artırır. 40’lı yaşlardan itibaren erken teşhis için gerekli tetkikler yaptırılmalıdır” şeklinde konuştu.

    Erken teşhis ve tedavi

    Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Serkan Uysal, kolon kanserinin enken teşhis ve tedavisi hakkında şu bilgileri verdi:

    “Bu amaçla kolerektal kanser taraması yapılır. Kolerektal kanser taraması içinde dışkıda gizli kan bakılması, ilaçlı barsak filmi denilen kolon grafisi, kolonoskopi, sanal kolonoskopi denilen bilgisayarlı tomografi ile inceleme, dışkıda DNA testleri yapılabilir. Bu yöntemler içinde genellikle en uygunu hem direkt tanı koyması hem de gerektiğinde işlem sırasında görülebilecek kanser habercisi poliblerin çıkarılarak tedavisinin sağlanabildiği kolonoskopidir. 50 yaş ve üzerinde toplumda herkese tarama yapılması, eğer kolon kanseri riskinde artış oluşturacak başka bir sebep varsa riske göre daha erken yaşlarda bu taramaların yapılması uygundur. Kolonoskopide alınan poliplerin üzerinde, kanser erken evrede yakalandığında ameliyat gerekmeyebilir, bu hastalar yakın takibe alınır. Kanser ileri evredeyse durumuna göre ya doğrudan ameliyat yapılır, yada önce kemoterapi denilen ilaç tedavisi ile tümör yükünün azaltılması sonrasında ameliyat yapılabilir. Ameliyat açık veya laparoskopik denilen kapalı işlemle yapılabilir. Bazen çok ileri evrelerde, bağırsak tıkanması ve karın şişkinliği ile acilen ameliyat yapılan hastalarda bağırsağın ucu karına alınabilir. Daha sonra doktor kararına göre, ilaç ya da ışın tedavisi de tedaviye eklenebilir.”

  • Kolon kanserini önlemek mümkün

    BURSA (İHA) – Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Abdullah Zorluoğlu, kolon kanserlerinin önlenebilir kanserler grubu içerisinde yer aldığını söyledi.

    Kalınbağırsak kanserlerinin önlenebilir kanserler grubu içerisinde yer aldığına dikkat çeken Acıbadem Bursa Hastanesi hekimi Prof. Dr. Abdullah Zorluoğlu, “Barsak kanserinin gelişmesinde polipten kansere doğru bir gelişme süreci vardır. Poliplerin bir kısmı kansere dönme eğilimindedir. İşte bu tür bir polip varsa önce polip daha sonra ise kanser oluşuyor. Ama polip ve kanser arasında geçen zaman 11 yılı buluyor. Bu süre içerisinde her hangi bir şekilde poliplerin saptanması ve temizlenmesi o kişilerde kanser gelişimini önleyebilir” dedi.

    Belli risk gruplarında kolonoskopi denilen incelemeyle poliplerin daha kansere dönmeden önce tespitinin mümkün olduğunu belirten Prof. Dr. Abdullah Zorluoğlu, “Ancak kolonoskopiden önce yapılabilecek tarama testleri de vardır. Dışkıda gizli kan bakmak gibi. Şu anda aile hekimliklerinde 50 yaşını geçmiş kişilerde rutin uygulanmaktadır. Bazı aile gruplarında risk daha yüksektir. Bunlar kalıtsal olarak kansere dönüşen geni taşımaktadır. Bunun haricinde kilo ve beslenme tarzı çok önemlidir. Özellikle sebze ve meyveden uzak, fast food türü yiyecekler kalın bağırsak kanseri riskini arttırmaktadır” diye konuştu.

    Zorluoğlu, “Kanser sağa sola sıçramamış ise dokunun temizlenmesiyle yüzde 80-90 hastada tam bir tedavi sağlanabilmektedir. Ama hastalığın başka organlara sıçraması durumunda tedaviye kemoterapi ve radyoterapi yöntemleri de eklenmektedir. Burada her hastaya göre farklı bir yol izlemek gerekiyor. Erken teşhis konulmuş vakalarda yüzde 90’lara kadar başarı yakalamak mümkündür” ifadelerini kullandı.

  • Lise öğrencilerinden kolon kanserini yüzde 50 azaltan buluş

    Liseli iki öğrenci, avokado yaprağı çayının kolon kanseri hücrelerini yüzde elli oranında öldürdüğünü ilmen tespit etti.

    Eskişehir Özel Yesevi Sağlık Meslek Lisesi Hemşirelik Bölümü öğrencisi Ceren Doğru ve Sadife Keskin, kolon kanseri üzerinde yaptıkları çalışmayla kanser hastalarına umut oldu. Yaptıkları çalışmalarla avokado yaprağı çayının kolon kanseri hücrelerini yüzde 50 oranında öldürdüğünü tespit eden öğrenciler, bundan sonra avokado yaprağındaki hangi maddenin kolon kanseri hücrelerini öldürdüğünü belirlemek için araştırma yapacak. Eskişehir Anadolu Üniversitesinden aldıkları kolon kanseri hücrelerinin üzerine avokado yaprağı çayı enjekte eden öğrenciler, yaptıkları çalışmalar neticesinde bu çayın kolon kanseri hücrelerini yüzde 50 oranında öldürdüğünü tespit etti. Bu çalışmalarıyla Uludağ Üniversitesi ve TÜBİTAK tarafından gerçekleştirilen “49. Lise Öğrencileri Araştırma Proje Yarışması Bölge Sergisi”ne katılan gençler, başarı kazanmayı hedefliyor.

    Özel Yesevi Sağlık Meslek Lisesi Biyoloji Öğretmeni Emine Erdağ, “Öğrencilerimizin katkısıyla TÜBİTAK proje yarışmasına istedik. Öğrencilerimiz avokado meyvesine çok meraklıydı. Daha sonra çalışmalar ilerledikçe avokado yaprağı çayının faydalarını incelediler. Bu yaprakla kolon kanseri arasındaki ilişkiyi merak ettik. Anadolu Üniversitesi bize kolon kanseri hücreleri verdi. Biz de avokado çayını evdeki usul gibi demleyerek hücrelere verdik. Bu çayın kanserli hücreleri yarı yarıya öldürdüğünü gözlemledik. Bu bizim için kıymetliydi. Bu yaprağın içindeki hangi etken maddenin kanserli hücreleri öldürdüğünü araştırmak istiyoruz. Bundan sonraki çalışmalarımız bu yönde olacak” dedi.

    Hemşirelik öğrencisi Sadife Keskin, “9 gram çayı 600 miligram suyla demledik. Bizim plakalarımız var. Bu plakalara 10 bin tane kanser hücresi ektik. Daha sonra demlediğimiz avokado çayını kanser hücreleri üzerine verdik. Avokado çayının kolon kanseri hücrelerini yüzde 50 oranında öldürdüğünü tespit ettik” şeklinde konuştu.

  • 25-29 yaş arasında kolon kanseri görülme sıklığı artıyor

    Türk Tıbbı Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Mahmut Gümüş, kanser ile ilgili toplumsal farkındalığı, bilgilendirme ve bilinçlendirmeyi amaçlayan, kanser televizyonu ONKOTV’nin yayın hayatına başladığını kaydetti. Türk Tıbbi Onkoloji Dernek Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Serdar Turhal ise, gençler arasında kalın bağırsak kanserlerinin görülme sıklığının arttığına dikkat çekti.

    Türk Tıbbi Onkoloji Derneği tarafından Antalya Belek Turizm Merkezi’ndeki bir otelde düzenlenen Uluslararası Onkoloji Bilimler Kongresi (icons2017) kapsamında basın toplantısı gerçekleştirildi. Türk Tıbbı Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Mahmut Gümüş, onkoloji alanında bölgesel işbirliğini geliştirmek amacıyla organize edilen toplantıya, Afganistan, Azerbaycan, Bosna Hersek, Bulgaristan, Hırvatistan, Karadağ, Moğolistan, Belçika, Brezilya, İngiltere, Gürcistan, Almanya, İsrail, İtalya, Romanya, İsviçre ve Amerika’dan çok sayıda bilim insanının katıldığını kaydetti.

    Prof.Dr. Gümüş, toplantı kapsamında çevre ülkelerle onkoloji alanındaki işbirliğini geliştirmenin yanı sıra eğitim, öğrenci değişim programı ve bilimsel üretkenliğin artırılması, ortak bilimsel araştırmalar ve çalışmalar yapılmasını da hedeflediklerini işaret etti. Onkoloji alanında ilk kez düzenlenen kongrede 16 ülkeden 240 katılımcının yer aldığını belirten Prof.Dr. Gümüş, onkolojinin genel ve bölgesel sorunlarını masaya yatırdıklarını ifade etti.

    “Kanser televizyonla anlatılacak”

    Dernek olarak bilimsel gelişmeleri takip etmek, üyelerin bilimsel, sosyal gelişmelerine katkıda bulunmak ve kamuoyunu bilgilendirme, bilinçlendirme görevleri olduğunu dile getiren Prof. Dr Gümüş, “Onkoloji alanında bilgi kirliliği olduğunu düşünüyoruz. Halkımıza ulaşmak için böyle bir projeyi hayata geçirdik. 2 dakika ile 6 dakika arasında hekimlerimiz görüşlerini açıklıyor. Halkımızın buna uyması ve faydalanması sağlıklı bilgiye ulaşmada katkı sağlayacaktır. Bu kapsamda Youtube üzerinden yayına başlayan ONKOTV kanalı ile kanser hastaları ve hasta yakınları başta olmak üzere halkımıza kanserle ilgili en doğru bilgileri kamuoyu ile paylaşıyoruz. Bu nedenle ONKOTV’nin yayınlarını halkımıza duyurmak en doğru, güvenilir ve en güncel bilgileri alabilecekleri bir mecra olduğunu duyurmak istiyoruz. Kanser ile ilgili toplumsal farkındalığı, bilgilendirme ve bilinçlendirmeyi amaçlayan, tamamen sosyal sorumluluk maksadı ile profesyonel koşullarda hazırladığımız kısa videolarla halkımızın kanser televizyonu yayın hayatına başlamış bulunuyor. Onlarca videoyu güncel gelişmeler ışığında sürekli ekleme ve yenilemeler yaparak yayına devam ediyoruz” ifadelerine yer verdi.

    “Kanserden korunma doğru anlatılmalı”

    Kanserden korunmanın çok önemli olduğuna değinen Prof. Dr. Gümüş, günümüzde kanser tedavisi ve tedavideki yenilikler üzerinde durulmasına rağmen, kanserden korunmaya yönelik yapılması gerekenlerin anlatılmadığından yakındı. Kanserden korunmanın bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Mahmut Gümüş, “Tıpkı diğer hastalıklarda özellikle bulaşıcı hastalıklarda kullanılabildiği gibi, kanser hastalıklarında da korunma son derece önemlidir ve bunun kamuoyuna çok iyi anlatılması gerekmektedir. Kanserden korunmayla günümüzdeki kanserlerin hepsinde olmasa bile önemli bir kısmında ölümlerin çok önemli oranlarda azaltılması söz konusu olabilir. Kanserden korunmada yaşam biçimini değiştirmek çok önemli. Yaşam biçimini değiştirmemizin kanser hastalığına yakalanmamızı önleyebilecek büyük bir fırsat olduğunu görmemiz lazım. Kanser hastalıkları sadece korunmayla yüzde 100 ortadan kaldırılabilecek bir durum olmasa da büyük ölçüde ölümleri azaltabilir, hastalıkları erken yakalayabilir ve bir daha yakalanmayacak şekilde tedavi edebiliriz” dedi.

    “Günde yarım saat yürüyün”

    Günde yarım saat yapılacak egzersizin kanserden korunmada büyük yarar sağladığının altını çizen Prof. Dr. Gümüş, “Beslenmede özellikle değişik sebzeleri tüketmeye çalışmak, farklı sebzelerden doğal yollarla vücut için yararlı antioksidanları alabilmemiz için son derece önemli. Kanserde önemli bir risk faktörü olan obezite dikkat edilmesi gereken hususlardan biri. Öte yandan sigara ve alkol vücutta toksik etki yapan ve mutlaka uzak durulması gereken maddeler. Güneş ışınlarına özellikle dik olarak geldiği saatlerde ve uzun süreli maruz kalmamak, solaryumdan uzak durmak da cilt kanserlerinin önlenmesinde etkili. Bir takım viral enfeksiyonlar, hepatitler, ileride karaciğer kanserlerinin oluşumuna neden olabilir bu yüzden B ve C hepatiti konusunda dikkatli olmamız gerekli” ifadelerini kullandı.

    “Çığır açmış durumda”

    Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Yeşim Eralp, akciğer kanserinde yaşam süresinin akıllı ilaçlarla çok uzayabildiğini gördüklerini kaydetti.

    Son yıllarda ortaya çıkan immimünpterapilerin akciğer kanserlerin bazı tiplerinde kemoterapiye alternatif tedavi şekli olarak görüldüğü dile getiren Prof. Dr. Eralp, “Son veriler kemoterapiyle de birlikte kullanıldığı zaman daha etkili olabileceğini gösterdi. Akciğer kanserinde ilk tedavi olarak kemoterapinin yanında, immünoterapilerin de bir seçenek olarak yer almaya başladı. Alternatif olarak kullanılmalarının çok iyi sonuçlar verdiğini biliyoruz. Hastalarımızın tedavileri açısından bir çığır açmış durumda” dedi.

    “Akıllı ilaçların önemli”

    Erken evre meme kanserinde son yıllarda üzerinde çok durulan bazı konularda alınan sonuçların artık günlük pratiğe yavaş yavaş yerleştiğini gözlemlediklerinin altını çizen Prof. Dr. Eralp, “Özellikle koltuk altına yapılan daha sınırlı cerrahinin ilerde gelişebilecek kol ödemini azaltması çok önemli. Bunun yanı sıra tümördeki özel bazı hedeflerin belirlenerek bunlara dayalı yapılan sınıflandırmanın günlük pratiğimizde artık daha çok kullanıldığını gözlemliyoruz. Bu sayede hastalarımızın bir bölümünde gereksiz kemoterapilerden kaçınılabiliyor. Kanserdeki hedeflerin belirlenmesi kanser tedavisinin giderek bireyleşmesine yol açmaktadır. Erken evre meme kanserinde de akıllı ilaçlarla bugün çok önemli başarılar elde edebildiğimizi görüyoruz. Son yıllarda özellikle sadece bu hedeflere yönelik ilaçların birlikte kullanılmasıyla hastalarımızın şifa şanslarının önemli ölçüde artması sağlanabilmiştir” diye konuştu.

    Prof.Dr. Eralp, kanserin nedenini tek bir sıvıya tek bir zararlıya ilişkilendirmenin yanlış olduğunu belirterek, çok yönlü faktörlerin olduğu ve herkesin bünyesinde farklı olarak ortaya çıktığının bilinmesi gerektiğini kaydetti.

    “165 bin yeni kanser vakası”

    Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof.Dr. Özlem Er, Türkiye’de yılda 165 civarında yeni kanser vakası olduğunu dile getirdi.

    Kadınlarda meme, erkeklerde akciğer kanserinin görülme sıklığının ilk sırada yer aldığını ifade eden Prof. Dr. Er, “Bu kadar kanser çokken bizim elimizden gelen bir şey var mı? Önlemler açısından karşımıza kişisel önlemler var. Bir de genetik özellikler var. Çevresel faktör içinde sigara önemli. Tütün ve tütün ürünlerinin akciğer kanseri başta olmak üzere yutak, mesane, hemen hemen her kansere etkisi var. Alkolün fazla tüketimi, obezite risk faktörü. Bütün bunları azaltmak elimizde. 3’üncü dünya ülkelerinde daha fazla ama ülkemizde de hepatitler önemli bir sorun. Hepatit B önemli. Aşı ile karaciğer kanserinin sayıları azalabiliyor. Kişisel olarak sigara ve alkolden güneş ışınlarından korunmak çok önemlidir” ifadelerine yer verdi.

    “Kanserden korunma için öneriler”

    Prof. Dr. Özlem Er, D vitamininin günde 15 dakika kol ve bacakların açılarak alınabileceğini kaydederek, “Egzersiz anlamında yürüyüş çok önemlidir. Haftada 45 dakikalık tempolu yürüyüş yapalım. Bunun yanı sıra beslenmede sihri yok. Her şeyden yemek ama dengeli ve düzenli almaktır. Meyve ve sebzeleri gündelik olarak kullanmalıyız. Kırmızı et protein kaynağı ama haftada iki üç günden fazla yenmesi risk faktörü olabilir. Bu önerileri hayatımıza entegre ettiğimiz zaman rakamların yarı yarıya azaltabiliriz” dedi.

    Kanserde erkan tanının önemine değinen Prof. Dr. Er, bu noktada en sık görülen kanserlerin taramasının hayati önem taşıdığını vurguladı.

    “Uzun soluklu çalışma”

    1900’lü yıllarda buzdolabının olmaması nedeniyle mide kanserinde artış olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Er, “Bir gıdada katkı maddesi varsa o zaman sorun var demektir. 1900’lü yıllarda en çok görülen kanser mideydi. Çünkü buzdolabı yoktu. Kanser uzun yıllar içinde gelişen bir hastalıktır. Neden sonuç ilişkisi için çok kişiyi kapsayan uzun soluklu bir çalışma yapılmalıdır” diye konuştu.

    “Gençlerde kalın bağırsak kanseri yükseliyor”

    Türk Tıbbi Onkoloji Dernek Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Serdar Turhal, gençler arasında kolorektal (kalın bağırsak kanserleri) kanser görülme sıklığının arttığına dikkati çekti.

    Dünyada 50 yaşında Türkiye’de ise 52 yaşından sonra erken evre kolon kanseri saptandığını kaydeden Prof. Dr. Turhal, “Yapılan araştırmalar kolorektal kanserlerin en fazla 25-29 yaşları arasında arttığını ortaya koyuyor. Yaş grupları olarak bakıldığı zaman 25-29 yaşlarda kalın bağırsak kanserlerinde artış olduğunu görüyoruz. Kanserin artmasının içinde de mutlaka yaşam şartlarımızın değişmesi kolaycılığa giden gıdalar deniliyor ama elimizde somut veriler yok. Altını dolduracak bilimsel verilere ihtiyacımız var. Dışkıda kan önemli bir şikayettir, hemoroid diye öteleyebiliyor. Geçmeyen karın ağrıları da belirtiler açısından önemlidir. Risk faktörleri olabilir. Daha erken yaşta kemoterapi olmadan tedavisi yapılabilir” dedi.

    “50 yaşından önce tarama”

    Gençlerde kolorektal kanser artışında alkol ve sigara tüketimini yanı sıra obezitenin de etkili olabileceğini aktaran Prof. Dr. Turhal, “Gençler arasında artan kolorektal kanserleri erken tanısı çok önemli bunun için de endoskopik tarama, genç hastalarda baskın olan distal kolondaki ve rektumdaki tümörlerin takibinde yararlı olabilir. Öte yandan bu kişilerin 50 yaşından önce tarama testlerine başlamaları uygun olacaktır” diye konuştu.

    “Klinik çalışmalar devam ediyor”

    Glioma’nın beyinde ve omurilikte oluşan bir tümör türü olduğunu kaydeden Prof. Dr. Turhal, Gliomalar, sinir hücrelerini çevreleyen yapışkan destekleyici hücrelerde (glial hücreler) başlarlar ve işlev görmelerine yardımcı olurlar. Üç tip glial hücre tümörü üretebilir. Glioma, tümörde yer alan glial hücrenin türüne göre sınıflandırılır. Gliomun türü, tedaviyi ve prognozunu belirler. Genel olarak, glioma tedavi seçenekleri arasında ameliyat, radyoterapi, kemoterapi, hedefli terapi ve deneysel klinik çalışmalar bulunmaktadır” ifadelerini kullandı.

    “Kanser tedavisinde yoga”

    Kanser tedavisi görenlerin bazı şikayetlerinden rahatlamasında Tibet yogasının faydalı olacağını dile getiren Prof. Dr. Turhal, “Tibet yogası bir öğreti gerektirmeyen bir şeydir. Yoga ile kansere bağlı sıkıntılarınızda bir gerileme görebiliyorsunuz. Sıkıntıları azaltmak mümkün. İlaçlar üzerinden dönen bir dünyada bu konumunda önemli olduğunu belirtmek istedim” dedi.

  • Yıkılan kolon cadde üzerine düştü

    Sivas’ta çürük olduğu için yıkılması karar verilen 5 katlı Vakıflar İşhanı’nda yıkım çalışmaları devam ediyor. Zaman zaman tehlikeli anların yaşandığı alanda iş makinesinin müdahalesiyle cadde üzerine düşen kolon panik yarattı. Caddenin trafiğe kapalı olması olası bir faciayı önledi.

    Atatürk Caddesi üzerinde bulunan Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne ait Vakıflar İşhanı’nın çürük olması nedeniyle yıkımına karar verildi. 5 katlı olan hanın yıkımı için çalışmalar başladı. Tarihi Taşhan’ın yanında bulunan iş hanının yıkımına bugünde devam edildi. Önceki gün yıkım sırasında tehlikeli anlar yaşanması nedeniyle cadde polis ekipleri tarafından trafiğe kapatıldı. Caddenin giriş ve çıkışlarına güvenlik şeridi çekilerek yayaların geçişine izin verilmedi. Bölüm bölüm bina yıkımı gerçekleştirilirken vatandaşlar yıkımı meraklı gözlerle takip etti.

    Yıkım sırasında iş makinesinin müdahalesiyle yıkılan kolonlardan biri Tarihi Taşhan’a çarptı, bir kolon ise kentin en işlek caddelerinden biri olan Atatürk Caddesi üzerine düştü. Bu sırada caddenin trafiğe kapalı olması olası bir faciayı önledi. Düşen parçalar işçiler tarafından balyozla kırılarak cadde üzerinden temizlendi.

    Vakıflar Bölge Müdürü Cemal Karaca ana caddenin üzerinde bulunan bir binanın yıkımı kolay olmadığını söyledi.