Etiket: Kokusundan

  • Ayvalıklılar pirina kokusundan şikayetçi

    Ayvalıklı çevreciler, bir süredir ilçe halkının tepkisini çeken yoğun pirina kokusuna ve dumana karşı savaş açtı. Ayvalık Tabiat Platformu adına kaymakamlığa verilen dilekçede, halk sağlığını doğrudan etkileyen bu durumun bir an önce çözüme kavuşturulması istendi. İlçede havaya saldığı duman ve kokuyla halkı adeta canından bezdirdiği belirtilen pirina fabrikaları; çevrecilerin harekete geçmesine neden oldu. Özellikle sosyal medyada dile getirilen yoğun tepkiler üzerine Ayvalık Kaymakamlığı’na dilekçe verdiği öğrenilen çevrecilerin, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün cevabı ile adeta şok yaşadıkları belirtildi.

    Ayvalık Tabiat Platformu’na gönderilen cevap yazısında, gaz ölçüm cihazlarıyla tesis çevresinde yapılan ölçümlerde herhangi bir tehlikeli gaza rastlanmadığı belirtilirken, 26.10.2018 tarihinde işletmede yapılan inceleme ve denetim sonucunda kokuya sebep olabilecek kaynaklarının belirlendiği, TÜBİTAK-MAM personeli ile gerekli ölçümlerin yapılmasının planlandığı belirtildi. Açıklamada bu ölçümün ne zaman yapılacağına yer verilmezken, üstü kapalı ifadeler kullanıldığı dikkat çekti.

    Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün cevabını tatmin edici bulmadığını belirten Platform Sözcüsü Nebahat Dinler basın mensuplarına yaptığı açıklamada, eskiden sadece birkaç ay hissedilen pirina kokusunun bu yıl hemen hemen her gün görüldüğünü vurgulayarak; Ayvalıklıların alışık olduğu pirina kokusundan çok farklı nitelikte olduğunu ve Ayvalık üstüne çöken geniz yakıcı bir dumanla birlikte karşı karşıya kalındığını söyledi.

    Özellikle küçük çocukların, astım ve bronşit hastalarının, yaşlıların bu dumandan etkilendiğini ve şikayetlerin son dönemde çok yoğunlaştığını belirten Dinler, gereken teçhizat ve personelin bir an önce getirilmesini, ölçüm ve denetimlerin yapılıp işletme tarafından gerekli önlemlerin alınmasını, halk sağlığını doğrudan etkileyen bu duruma bir an önce son verilmesini istedi.

  • Köpekler duman kokusundan buldu

    Uludağ’da ormanda kaybolan kadın 8 saat sonra yaktığı ateş başında bulundu. Duman kokusunu takip eden arama kurtarma köpekleri 45 yaşındaki Hatun.Ü’yü yaktığı ateşin başında buldu.

    İddiaya göre 45 yaşındaki Hatun Ü., ayrıldığı eşiyle tartıştıktan sonra kendisine ait otomobil ile Nilüfer ilçesindeki evinden 15.00 sıralarında ayrıldı. Daha sonra Hatun Ü. intihar notu yazarak aracının camına bıraktı. 2 çocuk annesi ormana doğru yürümeye başladı. Park edilmiş haldeki otomobilin camına yapıştırılmış intihar notunu farkeden ormancılar Jandarmayı arayarak aracın plakasını ihbar etti. Bunun üzerine harekete geçen jandarma ekipleri aracın plakasından adresini tespit edip haber verdi. Hatun Ü.’nün haberi alan 2 çocuğu annelerini telefonla arayıp nerede olduğunu sordu. Çocuklarıyla telefon ile görüşen Hatun Ü. ailesine intihar edeceğini söyleyip haklarını helal etmelerini isteyerek görüşmeyi sonlandırdı.

    Jandarma Arama Kurtarma ve AFAD ekipleri Uludağ’da ormanlık alanda saatlerce süren arama yaptı. Jandarma ekiplerinin “Konum belirleme sisteminden Hatun Ü.’nün Maden Mevkii’nde olduğunun belirlenmesi üzerine bu yöne giden ekipler geniş bir alanda arama başlattı. Ormanda duman kokusu alan arama kurtarma köpeklerinin gittiği yöne yönelen ekipler, üşüyünce ateş yakarak ısınmak isteyen Hatun Ü.’yü saat 23.00 sıralarında yaktığı ateşin başında ısınırken buldu. Hatun Ü. 112 Acil Servis ekipleri tarafından yapılan muayenenin ardından çocuklarına teslim edildi. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

  • Bingöl’de ’Çöp kokusundan dolayı satılık köy’

    Bingöl’de katı atık bertaraf tesisinden süzülen atık su ve etrafa yayılan kötü koku, köylülerin tepkisine neden oldu. Yıllarca çözülemeyen soruna tepki gösteren köylüler, ’Çöp kokusundan dolayı satılık köy’ pankartı asarak eylem yaptı.

    Bingöl Yerel Yönetimleri Çevre Hizmetleri Birliği (BİNÇEV-BİR) tarafından 2011 tarihinde Bingöl-Muş Karayolu 15’inci kilometresinde bulunan Kardeşler Köyü Beyaztoprak mezrası yakınlarında 95 dönümlük arazi üzerine temeli atılan katı atık bertaraf tesisi, etrafa yaydığı kötü koku ve arazilere akan atık sularla köylüleri rahatsız ediyor. Tesiste bulunan havuzda biriken kirli suyun, yağışla birlikte taşarak Beyaztoprak mezrasındaki tarım arazilerine aktığını belirten köylüler, kötü kokunun Kardeşler Köyü, Sarıçiçek Köyü kantar alanı ve Havsel mezrasındaki vatandaşları rahatsız ettiğini söyledi.

    Köylüler sitem etti

    Yıllardır çöp sorununa çözüm bulamadıklarını belirten Beyaztoprak mezrası sakinleri ve çevre köylerde yaşayan vatandaşlar, ’Çöp kokusundan dolayı satılık köy’ pankartı asarak eylem yaptı. Çöplerden yayılan kötü koku ve pis suların insanların sağlığını tehdit ettiğini belirten köy sakinlerinden Ömer Aşkın, sorunun 5 yıldır devam ettiğini söyledi. Aşkın, “Beyaztoprak köyümüz doğası ve mesire alanıyla ortaya çıkmış köydür. Maalesef bu köy çöplerle adeta leş haline getirildi. Köyde şuanda ciddi hastalıklarla karşı karşıyayız. Köyümüzde çok ağır hastalıklar söz konusu olabilir. Normalde çöp dökülme alanları yerleşim yerinden en az bir kilometre uzak olması gerekirken, burada birkaç metre ötemize çöp dökülüyor. Normalde çöpler bir çukur içerisine dökülmesi gerekirken, burada çöpler bir tepebaşına dökülüyor. Adeta koku daha güzel yayılsın, insanlar daha fazla rahatsız olsun diye dökülmüş durumda. Köylülerimiz daha önce defalarca belediye başkanıyla görüştü ve başkan bey de gelip köyde incelemelerde bulundu. 2015 yılında mağduriyetimizin giderileceği söylenmişti ama halen bir iyileştirilme yapılmadı. Hiçbir sıkıntı giderilmedi, böyle devam ederse hastalıklardan öleceğiz” dedi.

    Belediye başkanı ve yetkilileri köye davet eden Aşkın, “Yetkililerin bir gün köyümüze gelip piknik yapmalarını istiyoruz. Onları gündüzleri pikniğe, akşamları da çay içmeye bekliyoruz. Gelsinler ki sıkıntıları görsünler bizleri anlasınlar” diye konuştu. Çöp kokusundan geçilmediğini belirten köy sakinlerinden Mehmet Selim Arslan ise, “Devletimizin buraya el atmasını, bu sıkıntımızı gidermesini istiyoruz. Çöplerden sızan pis sular su kanalları aracılığıyla her yere yayılıyor” dedi.

    “Çalışmalarımız devam ediyor”

    Çöp sorununa ilişkin açıklama yapan BİNÇEV-BİR Müdürü Namık Toplu, köylülerin rahatsızlarını gidermek adına bir takım çalışmalarının olduğunu söyledi. Toplu, “Burada öncelikli olarak havuzdan sızan suyu engellemektir. Bu kapsamda kısmet olursa arıtma tesisi kuracağız. Oradaki suyu tamamen içebilecek hale getirerek öyle dışarı deşarj edeceğiz. Öte yandan havuzdan sızan suyu engellemek için vana yerleştireceğiz ve sızıntıyı önlemiş olacağız” ifadelerini kaydetti.

    Alana 9 adet gaz bacası yerleştirdiklerini kaydeden Toplu, şunları kaydetti:

    “Önümüzdeki günlerde 5 adet daha yerleştirdikten sonra üstlerini toprakla kapatıp, oradan çıkan bütün gazı alan içerisine hapsedip gaz bacaları vasıtasıyla salınımlarını yapacağız. Yaklaşık 15 gün içerisinde oradaki çalışmalarımızı tamamlamayı planlıyoruz. İşin yüzde 70’ini tamamlamış durumdayız, kalan yüzde 30’unu da 15 gün içerisinde tamamlayacağız.”

  • (Özel Haber) “Bay Doğru”, Kokusundan Belli Oluyor

    Erkeklere göre koku duyuları daha gelişkin olan kadınlar, eş seçerken farkında olmadan kendi bağışıklık sisteminin tam zıttı bağışıklık sistemine sahip erkeklerin kokusunu daha çekici buluyor ve bu sayede bağışıklık sistemi daha güçlü çocuklar dünyaya getiriyor.

    Özel Tınaztepe Hastanesi doktorlarından Kadın Hastalıkları ve doğum uzmanı Op. Dr. Can Postacı, koku duyusunun önemine dikkat çekti. Kadınların koku algılamasının erkeklere göre daha geniş ve daha net olduğunu ifade eden Postacı, “Kadın, eş seçerken belki birçok şeye bakıyor. İyi bir vücuda, konuşmasına bakabilir ama bunların yanında farkında olmadan o erkeğin ürettiği kokuya bakıyor. Kadının kendi bağışıklık sisteminden farklı bir bağışıklık sistemi olan erkeğin kokusu o kadına daha çekici geliyor. Kendi bağışıklık sistemi, farklı bir mikrop grubuna karşı bağışıklık sağlar, erkeğin bağışıklık sistemi farklı bir mikrop grubuna bağışıklık sağlarsa yeni doğan nesil iki gruba karşı da bağışıklık sağlayabildiği için bebeğin yaşaması o kadar kolay oluyor. Bu yüzden kadınlar eş seçerken farkında olmadan bağışıklık sistemi açısından nispeten daha zıt yönde kokusu olan erkeği seçiyor. Kendinizden farklı yapıda bir erkek seçilirse belki çocuğa bulaşacak hastalık ortaya çıkmayacaktır ve zaman içinde yok olup gidecektir. Koku aslında önceden uyarıyor ama kadın bunun farkında olmuyor” dedi.

    DOĞUM KONTROL HAPI KULLANANLAR DİKKAT

    Bu durumun bir istisnasının doğum kontrol hapları olduğunu dile getiren Postacı, “Doğum kontrol hapı, dışarıdan hormon alındığı için kadına gebe gibi bir his verir. Kadınların gebe olduğunda en önemli isteği; rahat, huzurlu, sakin ve güvenilir bir ortamda bulunmaktır. Bir insanın kendini en huzurlu hissettiği ortam ailenin yanıdır. Doğum kontrol hapı kullanan kadınlar, eş seçerken kendi bağışıklık sisteminden farklı değil, hemen hemen özdeş olan kişiye doğru kayabilir” diye konuştu.

    “KADINLARIN BİRLİKTE KALDIĞI ORTAMLARDA ADET DÖNGÜLERİ BİR OLUYOR”

    Vücutta koku salgılayan bölgelerin genital bölge ve koltuk altları olduğunu hatırlatan Postacı, kişiden yayılan kokunun aslında ne denli etkili olduğunu şu örnekle anlattı: “Feromon denilen bir takım kimyasal bileşikler vardır. Feromon, heyecan taşıyıcı anlamındadır. Bu hayvanlar, böcekler ve insanlarda bulunuyor. Kadınların yatakhane, iş yeri gibi aynı yerde uzun süre bir arada kaldığı ortamlarda zaman içerisinde aynı adet döngülerinin olduğu ortaya konmuştur. O ortamda bulunan kadınlardan bir tanesi feromon dediğimiz kimyasal bileşikleri salgılarken daha baskın olur. O kadın salgıladığı koku, zaman içerisinde diğer kadınları da etkiliyor ve adet döngüleri neredeyse aynı döneme denk geliyor.”

    “BEBEK İLK OLARAK ANNE VE BABASININ KOKUSUNU ALMALI”

    Op. Dr. Postacı, birçok duyu zaman içerisinde gelişirken, bir bebek ile bir yetişkinin koku duyusunun neredeyse aynı seviyede olduğunu ifade etti.

    Yeni doğan bebeklerin ilk olarak anne ve babanın kokusunu alması gerektiğini belirten Postacı, ebeveynlere şu uyarıda bulundu: “Yeni doğan bir bebek genelde karanlığı ve aydınlığı ayırt edebilir ama kokuda böyle bir şey yok. Anne karnındaki ışıksız, sulu ortamdaki koku, bebeğin kafasına yer ediyor. Bebek doğar doğmaz anne ile hemen temasa geçirilirse salgılanan sütte buna benzer bir kokuyla karşılaşıyor. Bebeğin ilk beslenmesi bu açıdan çok önemli. Bebeğin aldığı koku, kendini güvende hissetmesini sağlıyor. Bebek ilk doğduğu anda ya annesi, ya babası ya da ikisi birlikteyken kucaklanmalı. İlk koku duyusunu kimde alırsa o kendini o kişinin yanında daha güvende hissedebiliyor. Bu da ileri yaşlardaki duygu durumunu etkiliyor. Bazen babalar, yeni doğmuş bebeği kucağına almaya çekinebiliyor. İleride babalar, ‘çocukla aramızda iyi bir irtibat yok’ diye sızlanmasın. Bebeğin doğduğunda ilk olarak anne ve babasının kokusunu alması çok önemlidir.”

    “EN ÖNEMLİ AMA EN FARKINDA OLUNMAYAN DUYU”

    Kokunun en farkında olunmayan ancak önemli duyu olduğunu belirten Postacı, koku duyusunun beyinde bulunan limbik sisteme direkt bağlantılı olduğunu, limbik sistemin duygu durumu ve hafıza ile yakından ilgili olduğunu belirtti. Kişinin hatırlamayacağı kadar küçük yaşlarda aldığı bir kokuyu daha sonra bazı durumlar ve olaylarla birleştirdiğini söyleyen Postacı, şu örneği verdi: “Örneğin, anne annenizin ya da baba annenizin mutfağına gittiniz ve mutfakta muhallebi yapıyor. Orada kendinizi güvende ve rahat hissetmeniz o koku ile özdeşleşiyor ve ileride o kokuyu duyduğunuzda kendinizi rahat ve güvende hissediyorsunuz. Bu açıdan koku, farkında olmadan bizi rahatlatan, yeri geldiğinde geren, üzen, mutlu eden bir algılama.”