Etiket: Kokulu

  • Mesir kokulu mumlar geliyor

    Yunusemre Muhtarlar Derneği tarafından hazırlanan ‘Yunusemre Kadınlarından İstihdam Atağı’ konulu proje İçişleri Bakanlığı tarafından onaylandı. Proje ile ilçedeki dezavantajlı kadınlar mesir kokulu mumlar üreterek hem aile bütçelerine hem de ülke ekonomisine katkıda bulunacak.

    Manisa’daki muhtarlar dernekleri arasında Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu üyesi tek dernek olan Manisa Yunusemre Muhtarlar Derneğinin İl Dernekler Müdürlüğü’nün açmış olduğu proje başvuruları kapsamında yazmış olduğu proje İçişleri Bakanlığı tarafından onaylandı. Projenin ortaya çıkışı hakkında açıklamalarda bulunan Yunusemre Muhtarlar Derneği Başkanı Bedriye Pehlivan, “Bu nedenle iyi ve doğru çalışmalar yapmaya çalışan bir STK olarak böyle bir destek almanın, bunu başarmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Muhtarlar mahalledeki devletin temsilcisidir. Bu nedenle vatandaşın ilk taleplerini ilettiği yerdir. Her muhtarın elinde pek çok iş başvurusu vardır. Vatandaş işe girebilmek için genelde muhtarından yardım ister. Biz de kadınlara yönelik bir istihdam projesi yapmayı düşündük. Çünkü kadının ayakta durması, ekonomiye katkıda bulunması, aile birliğinin güç kazanmasında ve çocukların geleceği için çok önemli. Ancak kadının işgücüne katılımını olumsuz etkileyen konuların başında kısmi çalışma olanaklarının sağlanamaması gelmektedir. Projemizde yer alacak kişilerin İş-Kur kaydının olması öncelik olacaktır. İş-Kur kaydı olmayanlar projemize kaydedilmeyecektir. Böylelikle istihdam garantisi olana İş-Kur kursu ile yasal mevzuata uyulmuş olunacaktır. Kurs sonrası esnek çalışma saatleri ayarlanarak, kısmi çalışma olanakları da sağlanmış olacaktır.” dedi.

    Mesir kokulu mumlar üretilecek

    Proje sayesinde Yunusemre ilçe sınırları içerisinde yaşayan dezavantajlı kadınların girişimciliğinin ve istihdamının artmasını hedeflediklerini dile getiren Pehlivan, “Bu sayede ülke ekonomisine katma değer sağlanacaktır. Bu proje fikrinin ortaya çıkışı ise şöyle; Manisa deyince aklımıza Mesir geliyor. Baktım ki Mesir’in macunu var, Mesir’in lokumu var neden Mesir kokulu mum olmasın? Bu mumu dezavantajlı gurup olan kadınlarımızla neden üretmeyelim? Bu fikrimizi daha öne Manisa Celal Bayar Üniversitesi Kimya Bölüm Başkanlığı ile paylaştık ve ilk örneklerini yaptık. Sonrasında proje başvuruları başlayınca her zaman iletişim halinde olduğumuz ve bizlere hep destek olan Yunusemre İlçe Kaymakamlığına bağlı AB Proje ekibinden Sayın Derya Deniz Güven ile fikrimizi paylaştık. Kendisi Proje Koordinatörümüz oldu ve ‘Yunusemre Kadınlarından İstihdam Atağı’ isimli projemizi yazdık. Yunusemre Muhtarlar Derneği olarak başta İçişleri Bakanlığımız olmak üzere, derneklerin proje yazmasında ivme kazandıran İl Dernekler Müdürümüz Sayın Tekin Güzel’e ve Yunusemre İlçe Kaymakamlığı AB Proje Birimi Koordinatörümüz Sayın Derya Deniz Güven’e çok teşekkür ediyoruz. Projemizin Manisa’ya kadın istihdamı adına hayırlı olmasını diliyorum.” diye konuştu.

    Projede, Yunusemre İlçe Halk Eğitim Müdürlüğü ve Altı Nokta Körler Derneğiyle paydaş olduklarını dile getiren Pehlivan başvuru sayılarına göre sınıfların açılacağını belirterek Altı Nokta Körler Derneğinin mevcut binasının bu proje için kendilerine tahsis edildiğini ve eğitimlerin ve üretimin burada yapılacağını sözlerine ekledi.

  • Mis kokulu şenlik coşkusu

    Seferihisar Belediyesi, Turgut köyündeki lavanta bahçesinin hasadını büyük bir şenlikle kutladı. Lavanta Şenliğinde konuşan Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer, çiftçinin ve köylünün üretmekten vazgeçme noktasına getirildiğini belirterek, “Biz buna razı değiliz. Çünkü bu bir kader değil. Biliyoruz ki başka türlüsü mümkün. Bunun mümkün olduğunu göstermek için bu şenlikleri düzenliyor, her defasında bunu bir kez daha kanıtlıyoruz” dedi.

    Seferihisar Turgut köyünde “Mis Kokulu Şenlik” sloganıyla Lavanta Şenliği düzenlendi. Seferihisar Belediyesinin 2015 yılında üreticilere alternatif bir ürün olarak diktiği lavantaların ikinci hasadı bu şenlikle gerçekleşti. Şenlik öncesi Seferihisar’da yaşayan ressamlar yaptıkları çalışmalarla Turgut sokaklarını rengarenk hale getirdi. Gün boyu açılan üretici pazarlarında satılan yöresel yiyecekler, şenliğe gelenlerin ilgi odağı oldu. Şenlikte, Salyangoz suluboya grubunun canlı performansları, Suna Kalaycı’nın lavantalı doğal sabun atölyesi, lavanta yağı damıtılması, topan karakılçık buğdayı öğütülmesi, Volkan Atılgan Nükleere Hayır Sergisi, İrfan Ünsalan Karikatür Sergisi, halk oyunları gösterileri ve lavanta bahçesinde hasat etkinlikleri yapıldı. Lavanta hasadı büyük bir katılımla gerçekleşirken, köyün sokaklarına lavanta suyu sıkıldı. bahçede hasada katılan vatandaşlar mis kokulu lavantalar içerisinde bol bol fotoğraf çekti.

    “Köylülerin madende ucuz işçiye dönüştürülmesine razı değiliz”

    Şenlikte yaptıkları çalışmalarla ilgili bir konuşma yapan Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer, “Kıymetli dostlar, ’başka bir tarım mümkün’ dedik. Neden dedik? Saman ve gübre ithal ediyoruz. 16 bin köyümüz bir gecede kapatılıverdi. Bunlardan biri de Turgut köyümüz. Küçük üretici topraktan üretmekten vazgeçti. Tersanede madende inşaatta ucuz iş gücü haline geldi. Biz buna razı değiliz dostlar” diye konuştu.

    “Seyirci kalmayacağız”

    Başka bir tarımın nasıl mümkün olduğundan bahseden Başkan Soyer, şunları söyledi:

    “Küçük üreticinin tekrar toprağında üretmesi, ürettiğini satıp geçimini sağlayacak parayı kazanması ve köyüne, o mirasa, o kadim kültüre sahip çıkması mümkün. Onun için ’başka bir tarım, başka bir dünya, başka bir hayat mümkün’ diyoruz. Turgut’ta lavantayı, Orhanlı’da şevketi bostanı, Ulamış’ta karakılçık topan buğdayını gün ışığına çıkarttık, yetiştirip çoğalttık. Geçen sene üç dönüm bir bahçemiz vardı. Bugün 50 dönüm oldu, seneye 150 dönüm olacak. Karakılçık buğdayımızı çoğaltmak için 5 yıl uğraştık. 5 yıl sonunda altı dönüm bir tarlayı yeşertebildik, bu sene 130 dönüm diktik. 130 dönüm buğdayın hasadını yaptık. Bu bereketli toprakların bize sunduğu nimetleri daha çok paylaşacağız, daha çok üreteceğiz, daha çok sahip çıkacağız. Atalarımızın bize bıraktığı bu muazzam mirasın yok olmasına seyirci kalmayacağız. Lavanta Şenliği bunun için yaptığımız bir etkinlikti. Bunun kıymetini takdir ettiğiniz için bize, üreticimize destek verdiğiniz için, o tezgahlarda el emeği göz nuruyla üretilenlere sahip çıktığınız için hepinize şükranlarımı, saygılarımı sunuyorum. İyi ki geldiniz, iyi ki bizi yalnız bırakmadınız.”

    Şenlik, Anadolu Yaylı Çalgılar Topluluğu’nun konseriyle tamamlandı.

  • Şehit oğlunu “Gül kokulu yavrum” diyerek uğurladı

    Bab operasyonunda şehit olan Uzman Çavuş Akın Acar’ın annesi, şehit oğlunu “Gül kokulu yavrum” diyerek uğurladı.

    Şehit Acar’ın cenazesi, helallik alınması için Tekirdağ’ın Çorlu ilçesindeki evine getirildi. Çorlu Müftüsü Adem Gülmek tarafından okunan duanın ardından şehit Acar’ın evinin önünde gelen yakınları ve vatandaşlardan helallik istendi. Oğlunun Türk bayrağına sarılı tabutu önünde gözyaşı döken acılı anne Hanife Acar, oğlunu “Gül kokulu yavrum” diyerek uğurladı.

    Şehit Akın Acar’ın cenazesi evinin önünden alınarak cenaze namazının kılınacağı Hacı Mehmet Şirikçi Camii’ne gözyaşları arasında götürüldü.

  • Sakin Şehirde Mis Kokulu Festival

    İzmir Seferihisar Belediyesi tarafından Turgut köyünde ilk kez düzenlenen ’Lavanta Hasat Şenliği’ büyük bir coşkuyla kutlandı.

    Seferihisarlı üreticilere alternatif bir ürün sunmak üzere, Turgut köyünde Haziran 2015’te ekimi gerçekleşen lavantaların hasat zamanı geldi. Dün gerçekleşen hasat, bayram havasında gerçekleştirildi. Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer, Maliye eski Bakanı Zekeriya Temizel ve binlerce kişinin katıldığı Lavanta Hasat Şenliği’nde, köyün sokaklarına lavanta suyu sıkılarak, her yerin lavanta kokması sağlandı. Lavanta hasadının ardından lavanta sabunu ve lavanta yağı yapımı gerçekleştirildi, katılımcılara lavanta çayı ikram edildi. Üretici stantları, şenliğe katılanlar tarafından büyük ilgi görürken, etkinliğin sonunda Seferihisar Belediyesi tarafından iftar yemeği verildi.

    BAŞKAN SOYER: “BAŞKA BİR TARIM MÜMKÜN”

    Etkinlikte konuşan Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer, “’Başka bir tarım mümkün’ diyerek yola çıkmıştık. Çünkü mandalina bahçelerimiz yok oldukça, betona döndükçe, köylerimiz kapandıkça içimiz sızlıyor. Buna seyirci kalmamak istedik. En başından beri, barajın sulamasında filtrasyon sisteminden, karakılçık buğday yetiştirmeye, yerel tohumu geliştirmekten mandalina kurutmaya, iyi tarım uygulamaları sertifikaları vermekten lavanta yetiştirmeye kadar onlarca iş yaparak ’başka bir tarım mümkün’ söyleminin içini doldurmaya çalışıyoruz” dedi.

    Lavantayı Isparta’dan getirerek diktiklerini belirten Başkan Soyer, “Lavantanın, katma değeri yüksek bir ürün olduğunu keşfettik. Ege’nin bereketli topraklarında yetişebileceğini öğrendik. Arkadaşlarımız gittiler Isparta’dan aldılar geldiler. Burada diktik, sabırla bekledik. Baktık ki Isparta’dakinden çok daha verimli oluyor hatta yılda iki kere hasat yapabiliyoruz. Şimdi lavantayı, Seferihisarlılara yeni bir alternatif ürün olarak sunmaya hazırız. Böylelikle Seferihisar’da çok şey değişiyor. Emin adımlarla ilerliyoruz. Göreceksiniz Seferihisar değişecek, Türkiye değişecek, dünya değişecek. Başka bir tarımın mümkün olduğunu herkese göstereceğiz” diye konuştu.

    BELEDİYEYE AİT ARAZİ MERAYA DÖNÜŞÜYOR

    Lavanta hasadının ardından Düzce köyünde ıslah edilerek meraya dönüştürülecek belediyeye ait 46 dönüm arazinin protokolü Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer, Tema Vakfı Başkanı Deniz Ataç, Öztüre Holding Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Öztüre tarafından imzalandı. Başkan Soyer, bu imzayla toprak analizleri ve toprak asidi düzenlemesiyle birlikte, sulak ve otu bol bir alana dönüşecek merada en az 200 hayvanın otlanabileceğini düşündüklerini söyledi. Soyer, projeyi Tema Vakfı’nın hazırladığını ve Öztüre Holding sponsorluğunda çalışmanın gerçekleştirileceğini, böylelikle hayvancılığa da önemli bir destek vereceklerini düşündüklerini belirtti.

    KONSER VERİLDİ

    Programın sonunda temel amacı mümkün olduğu kadar fazla çocuğa karşılıksız müzik eğitimi olanağı sağlamak ve barışın sesini müzikle duyurmak olan Barış İçin Müzik Vakfı tarafından mini bir konser verildi. Guatemala ve Venezuelalı iki eğitmen tarafından çalıştırılan ve Türkiye’nin farklı yerlerinden katılan çocuklar tarafından oluşturulan orkestraya, Seferihisar Belediyesi’nin girişimleriyle Turgut köyünde yaşayan çocukların da katılarak orkestrayla birlikte kısa bir zamanda konsere çıkacakları belirtildi. Etkinlik, semazen gösterisi ve iftar yemeğiyle tamamladı.

  • Kokulu Mum, Oda Spreyi Ve Saç Boyasına Dikkat

    Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Selami Koçak Toprak, “Çam ve limon kokulu oda kokuları, kokulu mumlar ve temizlik malzemelerinin, buradan salınan bir takım kimyasalların havada formaldehit dediğimiz maddeye dönüşerek ve bunların uzun süre kapalı ortamlarda kalarak hematolojik kanserlere yol açabileceğine dair bir takım bulgular elde edilmiş durumdadır” dedi.

    Başkent’te, 4. Lösemi Lenfoma Miyelom Hastaları Kongresi düzenlendi. Kongrenin ardından basın açıklamasında bulunan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve LLMBIR Derneği Başkanı Prof. Dr. Muhit Özcan, önümüzdeki yüzyılın en önemli sağlık konusunun kan kanseri olacağına dikkat çekerek şunları söyledi:

    “Kan kanserleri artıyor. Kan kanserlerinin bilinenlerin dışında bir numaralı risk faktörü yaşlılıktır. Bütün kan kanserlerinin yüzde 20’den azı çocuklarda görülüyor. Bu hastalık erişkin yaşın hastalığıdır. Kan kanserleri artacaktır. Amerika Kanser Enstitüsüne göre, kan kanserlerinin hepsi son 10 yılda istikrarlı olarak binde 1 ile 3 oranında artmış. Amerikan kanser istatistikleri net bir şekilde kan kanserlerini arttığını gösteriyor. 1970’lerde lösemiden yaşama oranı yüzde 20’lerde iken şimdilerde yüzde 60’ı geçiyoruz. Her 10 yılda 10 puan artmışız. 10 yılda 10 puan arttık ama bazı hastalıklarda hala 1970’lerde kullandığımız tedavileri kullanıyoruz. Korkunç pahalı bir tedavi devrimi bizleri bekliyor. Daha çok lösemili hastamız olacak. Bunun daha çok ekonomik yükü olacak. Kan kanserleri bu nedenler ile önümüzdeki 10 yılların en önemli sağlık konularından birisi olacak.”

    LLMBIR Derneği 2’nci Başkanı Harun Akın ise kanser ilaçlarında ki ruhsatlandırma konusuna değinerek, “Son 1 yılda ABD’de Gıda ve İlaç Dairesi 2015 yılında 45 yeni ilaca onay vermiş. 2010 yılından bu yana ruhsat alan ürünlere baktığımız zaman 142 ürünün Avrupa’da yüzde 81’i; ABD’de yüzde 57’si ülkemizden daha önce ruhsatlandırılmış. Türkiye’de ki hastalarımız Avrupa ve ABD’de ki hastalarımıza göre ilaca 2 sene gecikmeli başlıyor. Bizim kullanmamız için hastalığımızın maalesef nüksetmesi gerekiyor. Nüksetmek gerçekten çok önemli bir süreçtir. Şuan da bizim SGK’nın listesinde olmayan bu ilaçları kullanabilmemiz için nüksetmesi lazım. Hastalar, kan kanseri tedavisinde yeni ve etkili ilaca zamanında ulaşmalıdır” ifadelerini kullandı.

    Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve LLMBIR Derneği Genel Sekreteri Toprak, kan kanserlerinin arttığını ve kan kanserine sebep olan maddeleri belirterek konuya ilişkin şu açıklamayı yaptı:

    “Kansere neden olan nedenler arasında şimdiye kadar hep kimyasallar suçlanmıştır. Özellikle çam ve limon kokulu oda kokuları, kokulu mumlar ve temizlik malzemelerinin buradan salınan bir takım kimyasalların havada formaldehit dediğimiz maddeye dönüşerek ve bunların uzun süre kapalı ortamlarda kalarak özellikle hematolojik kanserlere yol açabileceğine dair bir takım bulgular elde edilmiş durumda. Bu bulgular İngiltere’de yeni yapılan çalışmalarda elde edildi ve çalışmacılar, bunları kullandıktan sonra özellikle çam ve limon kokulu oda kokularını, kokulu mumları yada deterjanları kullandıktan sonra yapacağınız en önemli şey o odaları havalandırmak ve biran önce bu maddelerin kokusundan kurtulmanız gerekiyor diyor. “Ben kokulu mumu odama koydum, 2 ay sonra lösemi oldum” gibi bir şey yok ama tabi ki bunlarla ilgili bir takım çalışmalar devam ediyor. Özellikle formaldehit maddesine dikkat çekmek istiyorum. Burada ki kimyasalların hava koşullarında formaldehite dönüştüğü ve bunun da bir takım kanserleri tetiklediğini biliyoruz. Bunun dışında; tütün pek çok kansere yol açan, mutlaka savaşılması gereken bir konu ve önemli adımlar atılmış durumdadır. Eğer tütünü hayatımızdan kaldırırsak tüm kanserlerde yüzde 30-40 oranında azalma yaşanacaktır. Alkolü de azaltabilirsek neredeyse yüzde 50 oranında kanserlerden kurtulma şansımız var. Bunların dışında obezite de çok önemlidir. ABD’de yayınlanan bir çalışmaya göre, obezite her iki cinsiyette de akut lösemiye bir zemin hazırlıyor ve obezite erkeklerden farklı olarak kadınlarda yine kan kanseri türü olan miyelodisplastik sendroma yatkınlık yaratıyor. 2016’nın Mart ayında yayınlanan bir yazıda, özellikle 15 yıldan daha uzun bir süre saç boyası kullanan kadınlarda lenfoma gelişimi risk oluşturuyor. Koyu saç boyaları ile alakası ise daha fazla gösterilmiş.”

    LLMBIR Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Selma Ulusoy’da, alternatif tıpın olumsuzluklarına değinerek, “Bugünlerde özellikle modern tıpa karşı hastaları ve yakınlarını sömürerek hiçbir bilimsel deneye ve kanıta dayanmayan, tesadüfi, olumlu sonuçlarını özellikle kanser hastalarında başarı sağlayacak bir şekilde lanse eden sahte tıp adamları piyasası maalesef büyümektedir. Alternatif tıp, modern tıp uygulamalarını reddeden, iyi klinik çalışmalar ile kanıtlanmamış tesadüfi başarılara dayanan bir yöntemdir. Alternatif tıpın temsilcileri genellikle modern tıpı ilaçların sentetik olması nedeniyle ve kanser hastasına yarardan çok zarar vereceğini iddia ederek karalamaktadır. Kendi uyguladıkları maddeleri ilaç diye ya da doğal madde diye lanse etmektedirler. Onlar için doğadan elde edilen her şey kanser hastasına iyi gelmektedir. Oysaki geleneksel olarak kullanılan bazı bitkiler günümüzde kanser ilaçlarının etkinliğini azaltmaktadır” açıklamasında bulundu.