Etiket: Köksal

  • İŞKUR Genel Müdürü Köksal: “İşsizliği yüzde 10’un altına çekmek hedefindeyiz”

    İŞKUR Genel Müdürü İsmet Köksal, son 5 ayda 1 milyon 100 bin artı istihdam sağlandığını, hedeflerinin işsizliği yüzde 10’un altına çekmek olduğunu söyledi.

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından başlatılan iş sağlığı ve güvenliği seferberliği kapsamında imza altına alınan “Hedef Sıfır Deklarasyonu” hakkında İŞKUR Genel Müdürü İsmet Köksal kamuoyunu bilgilendirdi.

    Kırıkkale Çalışma ve İş Kurumu binasında düzenlen basın toplantısıyla İŞKUR Genel Müdürü İsmet Köksal, “Hedef Sıfır Deklarasyonu” ile birlikte hayata geçirilecekleri anlattı. Modern iş sağlığı ve güvenliği yaklaşımında önleyici ve sürekli iyileşmeye odaklı bir yapılanma söz konusu olduğunun altını çizen Köksal, “Bu anlayışı hayata geçirmek için öne çıkan ve vazgeçilmez olan husus ise güvenlik kültürüdür. Bakanlığımız, iş sağlığı ve güvenliğinin eğitime aktarılması sürecinde, mesleki eğitimin öneminin yanında, okul öncesinden başlayarak tüm iş yaşamını içine alan yaşam boyu öğrenmeyi hedeflemektedir. Çocuklara, gençlere ve çalışanlara, tehlike ve riskleri önleme eğitimleri verilirken sağlık ve güvenlik ile ilgili tavır ve davranışlar öğretilecek ve bunun neticesinde yaşamın her safhasında özellikle de iş yerlerinde sağlık ve güvenlik kültürünün geliştirilmesi sağlanacaktır” dedi.

    “Son 5 ayda 1 milyon 100 bin artı istihdam”

    Yüzde 13,2’lik işsizlik oranının yüzde 12,6’ya çekildiğini ifade eden İŞKUR Genel Müdürü İsmet Köksal, bu oran tabi ciddi bir düşüş olduğunu gösterdiğini belirtti. Bu oranın daha da düşeceğini savunan Köksal, son 5 ayda 1 milyon 100 bin artı istihdam sağlandığını açıkladı. Hedeflerinin ise Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun da ifade ettiği gibi yüzde 10’un altı olduğunun altını çizdi. Köksal, İŞKUR tarafından topluma yararlı programlar çerçevesinde istihdam sağlanmasının ise uzatılıp uzatılmaması konusunda kurumların ihtiyaçlarının belirleyici olacağını söyledi.

    Mesleki yeterlilik belgelerinin hazırlanan bu deklarasyondaki önemine değinen Mesleki Yeterlilik Kurumu Başkan Yardımcısı Metin Karaman, belgelerin amaç ve kapsamını şöyle açıkladı: “2014 yılının sonlarında yaşanan ölümlü iş kazaları sonrası hükümetimizce bizlere yani kurumumuza, 6645 sayılı Kanun’la mesleğinde nitelikli ve yeterli iş sağlığının güvenliği önlemlerini bilen kişilerin istihdam edilmesi ile alakalı birtakım görevler verildi. Bu kapsamda Bakanlar Kurulu’nca 48 meslekte mesleki yeterlilik belgesi zorunluluğu getirildi. Buradaki amaç, mesleğinde nitelikli ve yeterli kişilerin istihdam edilerek hem üretimde kalite ve verimliliğin artması hem de iş sağlığı ve güvenliği çevre önlemlerini alan kişilerin bu mesleği yapması idi.”

  • Eski TBMM Başkanı Köksal Toptan kaza geçirdi

    Eski Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Köksal Toptan, yanında eşi ile birlikte TEM Otoyolu Düzce kesiminde trafik kazası geçirdi. Toptan ailesinin sağlık durumu iyi.

    Kaza, TEM Otoyolu Düzce’nin Gümüşova ilçesi rampalarında meydana geldi. Alınan bilgiye göre, İstanbul’dan Ankara istikametine gitmekte olan İsmet Çınar idaresindeki 06 YTT 68 plakalı aracı ile TEM Otoyolu Gümüşova rampalarına geldiğinde yolun yağışlı ve kaygan olması nedeniyle yoldan çıkarak bariyerlere çarptı. Araç içinde bulunan Eski Meclis Başkanı Köksal Toptan ve eşi Saime Toptan kazayı yara almadan kurtarılırken jandarmaya ait araç ile Düzce’de eski Milletvekili Fahri Çakır’a ait otele geldi.

    Köksal Toptan burada basın mensuplarına “Yoğun yağmurda demek hızımızda biraz fazlaydı savrulduk. Savrulmanın sonucu bariyerlere çarptık. Bariyerleri test etme imkanı bulmuş olduk bu vesileyle sağlam. 3-4 kez bariyerlere vurduk galiba. Allah’tan arkamızda yakından gelen bir araç yoktu. Ankara’ya devam edeceğiz” dedi.

    Bir süre burada dinlenen Toptan ailesi kendisine tahsis edilen başka bir araçla Ankara’ya doğru yola çıktılar.

  • Prof. Dr. Köksal: “Çocukluk çağı aşılamada dünyaya örnek olan Türkiye, erişkin bağışıklama konusunda sınıfta kaldı”

    Çocukluk çağı aşılamada dünyaya örnek olan Türkiye’nin erişkin bağışıklama konusunda sınıfta kaldığı ve Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl 2-3 milyon kişinin önlenebilir enfeksiyonlar nedeniyle hayatını kaybettiği belirtildi.

    Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Türkiye Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (EKMUD) Erişkin Bağışıklama Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. İftihar Köksal, Türkiye’de erişkinlerde aşılanma oranlarının çok düşük olduğunu belirtti. Prof. Dr. İftihar Köksal, ”Erişkinler aşı takvimine göre çocuklarını düzenli olarak aşılatmalarına rağmen maalesef aynı hassasiyeti kendilerine göstermiyor. Hatta bu ihmalkârlık hekimlerin birçoğunda da söz konusu. Erişkinlerde aşı bilinci eğitim ve kampanyalarla konuyu sürekli gündemde tutarak ve aşılamanın önemini bıkmadan anlatarak sağlanacaktır. Bu zaman alacaktır ama başarılacaktır. Tıp fakültesindeki eğitimlerle başlayan bu süreç mezuniyet sonrası eğitimlerle, halka yönelik toplantılarla devam etmelidir. Halkı bilinçlendirmekte basının rolü de çok önemlidir. Türkiye Halk Sağlığı Kurumu’nun yaptığı yeni şemalara göre artık 65 yaş üstü erişkinler ve risk grupları Aile Sağlık Merkezleri’nde (ASM) ücretsiz aşılanabilecek. Aşıların ücretsiz veya geri ödeme kapsamında olması kuşkusuz aşılanma oranlarını artıracaktır” dedi.

    Erişkinlere uygulanan aşıların esas olarak çocukluk yaş grubunda uygulanan aşı programının devamı niteliğinde olduğunu belirten Prof. Dr. İftihar Köksal “Aşıların ömür boyu bağışıklık sağlaması ve böylece ilerleyen yaşlarda ortaya çıkabilecek enfeksiyon risklerine karşı bireyleri koruması amaçlanmaktadır. Çocukluk yaş grubunda ülkemizde rutin olarak uygulanan aşılardan herhangi birini çocukluk yaşlarında almamış veya tamamlamamış erişkinlerde bu eksik aşılar veya eksik dozlar tamamlanmalıdır. Örneğin, çocukluk çağında hepatit B, hepatit A, suçiçeği, kızamık, kızamıkçık aşılarını olmamış veya bağışıklığı olmayan kişilere aşı uygulanabilir. Çocukluk yaş grubundaki aşılamaları eksiksiz uygulanmış ve tamamlanmış erişkinler için ise, yıllar içinde bağışıklık düzeyi azalabileceği için bu aşılamanın devamı niteliğinde olan ve tekrar dozlardan oluşan aşı programı uygulanır. Örneğin, her on yılda bir difteri-tetanoz aşısı yapılmalıdır. Bunlardan en az birinin asellüler boğmaca aşısı içeren formu (Tdap) şeklinde uygulanması tavsiye edilir. Çocukluk çağında uygulanmış olsa bile pnömokok (zatüre) aşısı da 19-65 yaş arasında risk gruplarına ve 65 yaş sonrası tüm erişkinlere olmak üzere iki dönemde de uygulanması önerilen aşılardır. Ayrıca sadece erişkin yaşlardaki risk gruplarına has aşılar da mevcuttur. Zona aşısı ve her yıl tekrarlanan grip aşıları bu aşılara örnek verilebilir” diye konuştu.

    “Zatürre aşılarının iki türü de ihmal edilmemeli”

    Zatürre aşısının başta zatürre olmak üzere aynı zamanda menenjit, sepsis gibi ciddi enfeksiyonlara yol açan pnömokok bakterisine karşı koruma sağladığını ifade eden Köksal, “Bu aşılar 65 yaş üstü erişkinler; kronik kalp, akciğer, karaciğer, böbrek hastalıkları olan kişiler; diyabet ve kanser hastaları; dalağı olmayan (splenektomili) ve bağışıklık sistemini zayıflatan hastalıkları olan kişiler için mutlaka uygulanmalıdır. Bunun için bu risk grubundaki hastalar takipte oldukları hekimleri veya aile hekimleri tarafından bilgilendirilmeli ve aşılarını olmaları sağlanmalıdır” şeklinde konuştu.

    “Enfeksiyon hastalıkları önlenebilir hastalıklar olup enfeksiyonların önlenmesi, öncelikle temiz çevre, temiz yiyecek ve su sağlanmasıyla mümkündür” diyen Köksal, açıklamasını şöyle sürdürdü:

    “Enfeksiyonlar olabilir fakat yayılımını önlemek mümkündür. Hasta kişilerle temastan kaçınılması ve basit hijyen kurallarına uyulması önemlidir. Bazı enfeksiyon hastalıklarında ise aşılama en önemli korunma yoludur. Hatta sadece bireyin korunması değil, toplum içinde enfeksiyonların yayılımını durdurmak ve bir hastalığı tamamen ortadan kaldırmak aşıyla mümkün olabilmektedir. Bunun en güzel örneği, çiçek aşısı sayesinde dünyadan çiçek hastalığının tamamen kalkmış olmasıdır. Çocuk felci de sadece birkaç ülke dışında, aşılama sayesinde ortadan kaldırılmıştır. Hepatit B aşıları ise sadece hepatit B hastalığından korumakla kalmamakta, ayrıca hepatit B’ye bağlı karaciğer kanseri gelişmesini de önlemektedir. Anne adaylarının bağışık olması aynı zamanda sağlıklı bebekler doğması için çok önemlidir. Bu aşıların bazıları tetanoz, kızamıkçık, grip, hepatit B aşılarıdır. ”

    “Aşılar erişkinlerin gereksiz antibiyotik kullanımını da azaltacak”

    Çocukluk yaşında geçirildiğinde hafif klinik belirti ve bulgularla seyreden bazı enfeksiyon hastalıklarının erişkinlerde çok ağır seyir gösterebildiğini ifade eden Prof. Köksal; “Örneğin su çiçeği, kızamık ve kızamıkçık çocuklardakilerin aksine erişkinlerde ağır pnömoni veya menenjite neden olabilir. Bunun dışında özellikle ileri yaşlarda ve başka hastalığı olan kişilerde enfeksiyonlar ciddi seyir gösterebilmektedir. Bu hastaların tedavisinde kullanılacak antibiyotikler altta yatan hastalıklarda kullanılan ilaçlarla etkileşebileceğinden tedavi yönetimleri de zorlaşmaktadır. Üstelik antibiyotik direnci de ayrı bir problemdir. Erişkinlerin aşı ile korunulabilen hastalıklara karşı bağışık olması aynı zamanda gereksiz antibiyotik kullanımını da önleyecektir.”

  • Prof. Dr. Köksal: “Grip aşı ile korunabilen bir hastalık, asla antibiyotik önermiyoruz”

    Havaların iyice soğuduğu bu günlerde grip vakalarında belirgin bir artış yaşanırken, alınacak bir takım önlemlerle gripten korunmanın mümkün olduğu belirtildi.

    Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İftihar Köksal, grip vakalarına asla antibiyotik önermediklerini belirterek, gripte el yıkamanın çok önemli olduğunu söyledi.

    Köksal, “Bu devirde grip olunmaması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü aşısı var. Grip aşı ile korunabilen hastalık. Özellikle risk grubu dediğimiz kanser, şeker, siroz, kalp, karaciğer hastası olanlar, 65 yaş üstü kişilerin grip aşılarını ücretsiz yaptırmaları mümkün. Bir kere korunalım. Ellerimizi yıkayalım. Hastayken birbirimize saygı gösterelim, fazla sarılıp öpüşmeyelim. El yıkamak çok önemli. Bunları önlem olarak alırsak kolay kolay grip olmayız. Olduğumuzu varsayalım hemen istirahat edelim. Toplumun içinden kendimizi ayıralım, başkalarına mikrobu bulaştırmayalım. Semptomatik denilen tedaviyi alalım. Yani sıvı tedavisi yapalım, bir takım ağrı kesiciler, ateş düşürücüler kullanılabilir. Asla antibiyotik önermiyoruz. Çok ağır geçirilen vakalarda veya risk gruplarında antiviral ilaçları kullanıyoruz. İster virüs olsun ister bakteri olsun bütün mikroorganizmalar kendilerine karşı kullanılan ilaçlara direnç geliştirmek durumundadır. Bunların genetik yapısı böyledir, genetik kodları bunları defansif olmaya iter. Bir tehlikeyle karşılaştıkları zaman hemen yapılarını değiştirerek direnç kazanırlar. Artık antibiyotik gelse de onlara karşı etkisizdir ve hiçbir işe yaramaz” dedi.

    “Karadeniz Bölgesi’nde vaka artışı yeni başladı”

    Karadeniz Bölgesi’nde vakaların yeni başladığını kaydeden Köksal, “Türkiye’de vakalar daha erken başladı. Bu sene mevsimsel bir farklılık yaşıyoruz. Karadeniz Bölgesi’nde vaka artışı diğer bölgelere göre geç başladı. Şu anda çok vaka gelmeye başladı. Bunların büyük çoğunluğu Influenza A virüsü. Ancak tek etken Influenza A değil, Influenza B, korono dediğimiz virüsler de üst solunum yolu soğuk algınlığı virüsleri olarak hastalık yaptığını görüyoruz. Birçok etken dolaşıyor ancak ağırlık Influenza A’da yani tehlikeli virüs dediğimiz virüsün yaygın olduğunu görüyoruz. Yayılmayı önlemek için önce zinciri kırmak lazım. Zinciri kırmak için de hasta kişilerin toplumdan biraz izole olması gerekiyor. Veya toplum içine çıktıkları zaman mutlaka maske takma lazım. Hapşırırken ellerimize bulaşmamasını önlememiz lazım. Çünkü kapıyı ellerimizle açıyoruz, parayı ellerimizle veriyoruz. Ellerimiz virüsün yayılmasında çok önemli rol oynuyor” diye konuştu.

    “Gribi nezle ile karıştırmamak lazım”

    Griple nezleyi karıştırmamak gerektiğine dikkat çeken Köksal, “Gribi nezle ile karıştırmamak lazım. Nezlede burun akıntısı, hapşırık, gözlerde akıntı olurken, grip böyle değil. İnfluenza gribinin sebep olduğu gripte şiddetli bir boğaz yanması, yüksek ateş, bazen ishal, bulantı, kusma, iştahsızlık, halsizlik. Bize gelen hastalar bunu aynen şöyle tarif ediyor; kaslarım kemiklerim dayak yemiş gibi ağrıyor. Bu griptir. Enfeksiyon kontrol komitesi olarak hastanede hem salgınları hem antibiyotik direncini hem bu tip viral hastalıkları incelemek, izlemek bizim görevimiz. Tehlikeyi toplumda görüyoruz. Grip vakalarını polikliniklere gelen hasta sayılarındaki artıştan görüyoruz. Acil servislere gelen hasta sayılarından görüyoruz. O zaman biz normal popülasyonu hastanemize gelen ziyaretçilerden ayırt edemeyeceğimiz için lütfen Influenzaları varsa gribal sendromları varsa hastaneye ziyarete gelmesin” dedi.

  • Köksal Baba’dan “#PolisiminYanındayım” kampanyasına destek

    Sosyal medya fenomeni Köksal Baba, İstanbul’daki hain terör saldırılarının ardından Trabzon’daki polis noktalarını ziyaret ederek taziyelerini iletti. Görev başındaki polislere moral veren Köksal Baba, polislere çiçek vererek şakalaştı.

    Sosyal medyada 1 Milyon’u aşan takipçi sayısıyla fenomen olan Köksal Baba, İstanbul Beşiktaş’ta geçtiğimiz hafta sonu Vodafone Arena yakınlarında yaşanan hain terör saldırılarının ardından Trabzon’da polis merkezlerini ziyaret etti. Görev başındaki polislere taziyelerini ileten ve moral veren Köksal Baba, ülke genelinde başlatılan “#PolisiminYanındayım” kampanyasına da destek verdi. Görev başındaki polislere çiçek vererek onlarla sohbet eden Köksal baba’nın ziyaretleri Polis noktalarına gün boyu sürdü.