Etiket: Köklü

  • Karataş: “Köklü sorunlara gerçekçi çözümler gerekiyor”

    Karataş: “Köklü sorunlara gerçekçi çözümler gerekiyor”

    Memur-Sen İl Temsilcisi Eğitim-Bir-Sen 2 Nolu Şube Başkanı Mustafa Karataş, 2019-2020 eğitim-öğretim yılı birinci kanaat dönemi, geleceğe yönelik çizilen hedeflerin uzağında, eğitim çalışanlarının sorunlarının çözümünün yeni döneme devredilmesiyle, köklü sorunlara kalıcı çözümler getirecek adımların beklentisiyle sona erdiğini belirtti.

    Üç yıllık hizmet süresini tamamlayan sözleşmeli öğretmenlere yer değişikliği hakkı tanınması, Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun taslağının hazırlanması, öğretmen atama ve yer değiştirme süreçlerine ilişkin bir çalıştay yapılması gibi bazı adımların dışında beklentileri karşılayacak bir iş ve işlemin hayata geçirilmediğini anlatan Karataş, “Sözleşmeli öğretmenlerin kadro ve eşit haklar beklentisinin karşılanmaması, 3600 ek gösterge artışı sözünün gereğinin yerine getirilmemesi, Öğretmenlik Meslek Kanunu ile ilgili belirsizlik, öğretmen atama ve yer değiştirme süreçlerine ilişkin bir sistemin oluşturulmaması, unvan değişikliği sınavları konusunda somut bir girişimde bulunulmaması gibi pek çok sorun çözüm bekliyor.

    Bunların yanı sıra, ücretli öğretmenlik garabeti, yer değişikliği sürecinde karşılanmayan talepler, öğretmene karşı giderek artan şiddete karşı etkin ve caydırıcı bir adım atılmaması, öğretmen açığı, erkek kamu görevlilerine dayatılan darbe ürünü kılık ve kıyafet yönetmeliği, ek ders esaslarındaki eşitsizlik, ders ücretlerindeki adaletsizlik, okulların bütçe sorunu, eğitimin denetim ve rehberlik ayağının ihmal edilmesi gibi konularda beklentileri karşılayan adımlar hâlâ atılmış değildir” dedi.

    Mesleğin itibarını artıracak, öğretmenlerin haklarını geliştirecek kanun ivedilikle çıkarılmalıdır

    Sendika olarak, uzun süre önce teklif ettiğimiz Öğretmenlik Meslek Kanunu, 2023 Eğitim Vizyonu’nda yer verilmesiyle birlikte bir beklentiye dönüştüğünü dile getiren Mustafa Karataş, “Bir an evvel çıkmasını istediğimiz kanun, öğretmenlerin haklarını ve yetkilerini koruyacak ve geliştirecek bir eksende ele alınmalıdır. Öğretmenlerin görev, yetki, hak ve sorumluluklarının belirlendiği, mesleki gelişim ve kariyer basamaklarının ve iş güvencelerinin tanımlandığı, öğretmene destek niteliğinde bir meslek kanunu bir an önce çıkarılmalıdır” dedi.

    Sözleşmeli öğretmenlikten vazgeçilmeli, istihdam modeli kadrolu olmalıdır

    Mustafa Karataş, sözleşmeli öğretmen istihdamı, gerek sözleşmeli eğitimciler gerek istihdamı gerçekleştiren kurumlar gerekse farklı statüdeki personelden aynı kamu hizmetini alan öğrenci ve ebeveynler açısından ciddi sorun oluşturduğunu ifade ederek, “Sözleşmeli öğretmenlik, kabul edilmiş hatanın tekrarı, geçmiş sıkıntıları unutmanın, aynı kısır döngüyü yeniden kurup birçok değeri heba etmenin adıdır. Sözleşmeli öğretmenlik uygulaması anayasal hakları sınırlamakta, aile bütünlüğünü bozmakta, eşleri birbirinden, çocukları da anne babalarından ayrı bırakmakta, öğretmenleri işi ile eşi arasında tercihe zorlamaktadır. Haklı taleplere, geçerli mazeretlere duyarsız yanlış istihdam politikası, öğretmenlerimizin moral ve motivasyonunu olumsuz etkilemekte, eğitimde verimliliği düşürmektedir. Kamu istihdam politikalarına yön verenler, nitelikli kamu hizmetinin ancak iş ve iç huzuruna kavuşmuş, anayasal hakları tesis edilmiş kamu personeli eliyle yürütülebileceğini görmeli, sözleşmeli öğretmenler kadroya geçirilmelidir” dedi.

    3600 ek gösterge konusundaki haklı beklenti küskünlüğe dönüşmeden sözün gereği yerine getirilmelidir

    24 Haziran seçimleri öncesinde vadedilen, Cumhurbaşkanlığı ikinci 100 Günlük Eylem Planı’nda ve 2023 Eğitim Vizyonu’nda yer verilen 3600 ek gösterge vaadi konusundaki haklı beklentinin, henüz hiçbir somut adım atılmaması nedeniyle yerini umutsuzluğa ve küskünlüğe bıraktığı bir sürecin yaşanmakta olduğunu belirten Mustafa Karataş, açıklamasını şöyle sürdürdü;

    “Eğitim çalışanlara verilen vaadi yerine getirecek, kamu personel sisteminde ülkesine ve milletine hizmet eden diğer unvanlardaki kamu görevlilerinin de ek gösterge beklentilerini karşılayacak, ek gösterge kaynaklı mağduriyetleri giderecek, çalışma barışını ve iş huzurunu sağlayacak şekilde bütün kamu görevlilerini kapsayacak bir ek gösterge çalışması yapılmasını istiyor ve bekliyoruz. Öğretmenlere 3600 ek gösterge verilmesi başta olmak üzere, seçim sürecinde kamu görevlilerine verilen vaatler ivedilikle yerine getirilmeli, sözlerin yerine getirilmemesinin oluşturacağı sosyal maliyet gözden ırak tutulmamalıdır.

    2023 Eğitim Vizyonu rafta, hedefler askıda kalmamalıdır

    Ülkemizin eğitim sisteminin gelecek projeksiyonunu betimleyen 2023 Eğitim Vizyonu Belgesi’nin içerdiği tespitler ve hedefler her geçen gün umut olmaktan çıkmakta, belirsizlik ümitleri söndürmektedir. Vizyon Belgesi’nde yer alan takvim doğrultusunda hedeflerin gerçekleştirilmesine yönelik çabaların yetersiz kaldığı endişesiyle birlikte, sürecin katılımcılıktan uzak, eğitim paydaşlarının görüş ve katkılarının dışarıda bırakılarak yürütüldüğünü görüyoruz. Paydaşların görüş, öneri ve eleştirilerinin hesaba katılmadığı, istişare mekanizmasının devre dışı bırakıldığı bir çalışmanın memnuniyet katsayısı da başarı oranı da düşük olacaktır.

    Bakanlık, özellikle eğitim çalışanlarının özlük haklarında ve çalışma şartlarında iyileştirme ve geliştirme vadeden hedefleri bir an evvel hayata geçirmelidir.

    Şiddete başvurmanın bedelinin ağır olduğu yasal bir düzenleme yapılmalıdır

    Şiddetin her geçen gün arttığını, farklı faillerle yeni kulvarlar bulduğunu, bedelini de eğitimcilerin ve tüm toplumun ödediğini üzülerek müşahede ediyoruz. Şiddeti önleyecek, eğitimcinin itibarını daha da artıracak, konumunu güçlendirecek, onu tehlikelere karşı koruyacak yasal düzenlemelerin yapılması artık kaçınılmazdır. Bunun için, yetkili kişi ve kurumlardan sivil toplum örgütlerine kadar toplumun tüm katmanlarına sorumluluk düşmektedir. Eğitim ve öğretim hizmeti sunumu esnasında veya verilen eğitim ve öğretim hizmetinden kaynaklanan nedenlerle eğitim çalışanlarına karşı cebir, şiddet veya tehdit kullanan kişilere hapis cezası verilmesi; eğitim kurumlarında görev yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen kasten yaralama suçunun tutuklama nedeni varsayılan suçlardan sayılması ve eğitim çalışanlarına karşı işlenen suçlar sebebiyle ceza hukuku kapsamında yürütülmekte olan işlemlerde ve davalarda personelin talebi üzerine Bakanlığın hukukî yardımda bulunması noktasında düzenleme yapılmalıdır.

    Eğitim kurumu yöneticiliği kariyer mesleğine dönüştürülmeli, her olumsuzluğun faturası yöneticiye çıkarılmamalıdır

    Eğitim kurumu yöneticiliği, ikincil görev olmaktan çıkarılarak meslekleşmeyi sağlayacak çalışmalar yapılmalı, bununla ilgili olarak yetiştirme programları hazırlanmalıdır. Eğitim kurumu yöneticiliğinin eğitim liderliğine dönüştürülmesi, yöneticiliğin profesyonel bir meslek olarak ele alınarak ‘ikincil görev’ ve ‘görevlendirme’ kapsamından çıkarılarak kadro unvanlı bir uzmanlık mesleği hâline dönüştürülmesiyle mümkündür. Eğitim kurumu yöneticilerinin bir eğitim ve okul lideri olarak inisiyatif alanları genişletilmeli, mevzuat kuşatmasından kurtarılmalı, bürokratik rolleri azaltılmalı, yetkilendirilip güçlendirilerek eğitim-öğretimle ilgili rolleri öne çıkarılmalıdır. Okul liderliği, yetki ve yeterlilikler yönünden güçlendirildiği gibi, maddi ve manevi yönden de cazip bir meslek hâline getirilmelidir.

    Öğretmenlerimizin motivasyonunu daha da artıracak bir kariyer sistemi oluşturulmalıdır

    Kariyer basamakları uygulamasının yürürlükte olduğu zaman diliminde yapılan bilimsel çalışmalar, öğretmenlik kariyer basamakları uygulamasının öğretmenleri sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlere teşvik etmenin yanı sıra kendilerini geliştirmelerine ve kariyer basamaklarında ilerlemek için lisansüstü eğitim yapmaya teşvik ettiğini, bu sonuçlar doğrultusunda eğitimde kalitenin artırılmasında önemli bir faktör olduğunu, öğretmenlerin kendini yenilemesi, alanındaki gelişmeleri takip etmesi bakımından olumlu sonuçlar doğurduğunu ortaya koymaktadır. Öğretmenlerin niteliğinin artırılması bağlamında gerçekleştirilecek politika süreçlerinde kariyer basamakları sistemine yeniden işlerlik kazandırılması gerekmektedir. Bu çerçevede paydaşların görüşleri ve talepleri doğrultusunda herkesin yararlanmasına açık, özgün, sadece sınav odaklı olmayan, süreç ve bireysel çaba odaklı, maddi ve manevi açıdan tatminkâr bir kariyer sistemi ivedilikle hayata geçirilmelidir.

    Öğretmenlerin yer değişikliği işlemlerinde mağduriyeti önleyecek adil bir süreç işletilmelidir

    Öğretmen atama ve yer değiştirme iş ve işlemlerinde eğitim ve öğretim faaliyetlerini sekteye uğratacak düzeydeki tasarım eksiklikleri, öğretmenlerin yer değişikliği taleplerinin karşılanamamasına, mağduriyetlerin yanı sıra çalışma barışının bozulmasına ve motivasyon kaybına neden olmaktadır. Dezavantajlı ve elverişsiz şartların hüküm sürdüğü yerleşim yerlerinde görev yapan eğitim çalışanlarına yönelik gönüllülüğü esas alacak tedbirlerin alınması, rasyonel atama ve yer değiştirme sistemlerinin kurulması, eğitimcilerin en büyük beklentilerindendir. ‘Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Süreci Tespitler ve Bir Model Önerisi’ raporumuzda Bakanlığın ve kamuoyunun dikkatine sunduğumuz üzere, yer değişikliği talepleri adil ve hakkaniyete uygun sonuçlar üretecek şekilde yeniden tasarlanmalıdır.

    Eğitimin kalitesi için ter döken memur ve hizmetli çalışanlarımızın özlük hakları iyileştirilmelidir

    Millî Eğitim Bakanlığı kadrolarında Genel İdare Hizmetleri Sınıfı, Teknik Hizmetler Sınıfı, Yardımcı Hizmetler Sınıfı ve diğer hizmet sınıflarında çalışanların eğitim-öğretim hizmetinin aksamadan en etkin şekilde yürütülmesi için emek sarf ettiği gerçeği görülmeli; eğitim-öğretim sınıfı çalışanlarına tanınan haklar kendilerine de tanınmalıdır. Şef, memur ve hizmetlilere öğretim yılına hazırlık ödeneğinin ödenmemesi hak ve adalete uygun değildir. Bu nedenle, hazırlık ödeneği, öğretmenlerle birlikte eğitim ve öğretim hizmetlerinin yürütülmesinde emek sarf eden Millî Eğitim Bakanlığı’nın merkez ve taşra teşkilatı kadrolarında görevli tüm hizmet sınıflarındaki eğitim çalışanlarına da ödenmelidir. Eğitim kurumlarındaki personelin haftalık 40 saati aşan çalışmalarının karşılığı fazla çalışma ücreti ödenmesi ya da personel yetersizliği gerekçesine sığınılmadan fazla çalışma karşılığı izin hakkından faydalanmalarının sağlanması yönünde düzenleme yapılmalıdır.

    Unvan değişikliği sınavı bir an önce yapılmalıdır

    Memur ve hizmetliler başta olmak üzere, Genel İdare Hizmetleri Sınıfı, Teknik Hizmetler Sınıfı, Yardımcı Hizmetler Sınıfı ve diğer hizmet sınıflarında yer alan eğitim çalışanlarının liyakat ve kariyer ilkeleri çerçevesinde mesleki ilerlemelerini sağlayan en önemli araçlardan birisi olan unvan değişikliği sınavları konusunda Bakanlık somut adım atmalı, unvan değişikliği sınavlarını ivedilikle gerçekleştirmeli; görevde yükselme sınav sonuçları çerçevesinde atama bekleyen boş kadrolara, şeffaf ve merkezi bir süreç dâhilinde atama yapmalıdır.

    Darbecilerin izleri tamamen silinmeli, darbe ürünü kılık ve kıyafet yönetmeliği değiştirilmelidir

    Kamusal alan yalanıyla yıllarca kadınlara ve kız öğrencilere yönelik uygulanan kılık ve kıyafet dayatması, verdiğimiz mücadele, yaptığımız eylem ve etkinlikler sonucunda kaldırılmış, kamuda çalışan kadınlara yönelik ‘başı açık’ ibaresinin yönetmelikten çıkarılmasıyla kadının kamu hizmetine katılımında bir engel aşılmış; Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmelik’te de yapılan değişiklikle öğrencilere kılık ve kıyafet dayatmasının kaldırılması son derece önemli bir adım olmuş ve bir yasak daha tarihe karışmıştır. Kamu görevlilerini ilgilendiren çerçeve yönetmelikte acilen değişiklik yapılmalı ve altı yıldır sürdürdüğümüz serbest kıyafet eylemi gerekçelerimizden olan erkek kamu görevlilerine kılık ve kıyafet dayatmasından da vazgeçilmelidir.”

    Yarıyıl, eğitim yöneticileri için sorunlara odaklanıp çözümler üretme dönemi olmasını arzu ettiklerini belirten Mustafa Karataş, “Eğitim-Bir-Sen olarak, birinci kanaat döneminin öğrencilerimiz için aktif bir dinlenme dönemi olmasını temenni ediyor, geleceğimize verdikleri emeklerden dolayı eğitim çalışanlarımıza teşekkür ediyoruz” dedi.

  • Karabük’ün trafiğine köklü çözüm

    AK Parti Karabük Belediye Başkan adayı Burhanettin Uysal, kentin en büyük sorunun trafik olduğunu ve bunu kökten çözmek için milletvekili döneminde hazırlattıklarını projenin belediye başkanlığı döneminde tamamlamayı hedeflediklerini söyledi. Uysal yapılacak projenin ise yaklaşık 300 milyon lira tutarında olduğunu da kaydetti.

    Belediye Başkan adayı Uysal, beraberinde Milletvekilleri Cumhur Ünal , Niyazi Güneş, İl Başkanı İsmail Altınöz ve Merkez İlçe Başkanı Osman Uzunoğlu ile partililerle birlikte basınla bir araya geldi.

    Toplantının açılışında konuşan İl Başkanı İsmail Altınöz, sadece biz yapacaklarımızı ve projelerimizi anlatarak halkımızın desteğini isteyeceğiz. Karabük merkez ve ilçelerinden başarıyla çıkacağımıza inanıyoruz. Biz tamamladığımız, olgunluğa kavuşan ve ayağı yere basan projelerimizi paylaşacağız” dedi.

    AK Parti Karabük Milletvekili Niyazi Güneş ise, önlerinde yerel seçim olduğunu ve seçimlerin medeniyet ölçüleri içersinde geçmesini temenni ettiklerini söyleyerek, “ Bu şehre ve kente yakışan durum bu dur. Karabük Cumhuriyet kentidir. Biz cumhuriyetten sonra oluşmuş bir şehriz. Türkiye’nin her yöresinden insanlarımızı burada görüyoruz. Karabük’te birlikte huzurlu yaşama örneği olan bir kenttir. Halkımız 31 Mart’ta sandığa giderek kendilerine hizmet edecekler başkanlarını seçecek. Şehrimize faydalı olacak ve daha güzel hizmetleri kim yapacaksa, bunu temenni ediyoruz. Bizim adayımızın bu doğrultuda seçilmesi yönünde çalışmalarımız olacak” diye konuştu.

    Milletvekili Cumhur Ünal ise, Karabük arzu ettiğimiz gibi düzenli bir şehir olabilme şansını bir türlü yakalayamadı. Bazı mahallelerimiz hala gece kondu görünümünden çıkamadı. Devletimizin şehirleşme adına Karabük’e çok ciddi yatırımları oldu. Milletvekilleri olarak bizde aldığımız bayrakla kenti daha ileriye getirme adına çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Kentin il görünüme kavuşması için bazı şeylerin değişmesi lazım” dedi.

    AK Parti Karabük Belediye Başkan adayı Prof. Dr. Burhanettin Uysal ise, Karabük’ün en öncelikli sorunun trafik problemi olduğuna dikkat çekerek, Milletvekilliği döneminde hazırlanan Kardemir Kavşağı projesini, belediye başkanı seçilmesi halinde hayata geçirmeyi düşündüğünü ifade etti.

    “Kavşak projesini görsellerle anlattı”

    Ak Parti Karabük Belediye Başkan adayı Prof. Dr. Burhanettin Uysal, milletvekilliği döneminde bizzat üzerinde hassasiyetle durduğu ve trafik sorununu çözecek Kardemir Kavşağı Projesi ile ilgili “Bizler projelerimizi zamana yayarak kamuoyu ile paylaşacağız. Karabük’ün en büyük problemlerinden bir tanesi trafik konusudur. Belediye başkanı adaylığımızın açıklanmasından sonra Karabük sokaklarında dolaşırken Karabük’ün trafik sorununu nasıl çözeceksiniz diye ister istemez vatandaşlar soruyorlar. Trafik probleminin olduğu yerde mutlu insanı bulmanız mümkün değildir. Karabük’e girmek ayrı bir sorun, Karabük’e girdikten sonra arabanızı park etmek ayrı bir sorun. Trafik sorununu çözersek Karabük’te huzurlu bir ortamını temin etmeyi başarmış oluruz. Trafik problemi bugünün problemi değil, geçmişten gelen bir problem. Yıllardan beri gelmiş olan bir problemi bir günde çözmek mümkün değil. Karabük’teki trafik probleminin çözülmesinde, iki kurumun çok büyük önemi var. Biri Karayolları Genel Müdürlüğü, diğeri de belediyenin kendisinin yapacağı çözüm önerileridir. Milletvekilliği döneminde, Karayollarının çözmesi gereken Kardemir kavşağının projelendirilmesi ile ilgili çok çaba sarf ettik. Karayolları başlangıçta çok değişik projeler getirdi, bunu milletvekili olarak ben kabul etmedim. Ben pansuman çözümlere karşı biriyim, çözülecekse bir problem kökten çözülmeli. Şehrin bir 40 veya 50 yıllık bir geleceği de planlanmalı. Milletvekilliği dönemimde bir proje hazırlığı vardı, bu proje hazırlanması esnasında ben de vardım. Her kurum daha az maliyetli olacak öneriler ortaya attılar. Bu öneri benim tarafımdan pek de kabul görmedi. Daha güzel, daha uygun 40 veya 50 yıllık sürece cevap verebilecek yapılanma olmasını istedim. Bu proje ete kemiğe büründü. Şunu belirtmek isterim, bu belediyenin projesi değil. Bu milletvekilliği dönemimizden gelen ve bizim takip ettiğimiz bir projedir. 31 Mart tarihinde belediye başkanı seçildiğim taktirde milletvekillerimiz ile birlikte el ele vererek bu projenin en kısa sürede tamamlanmasını sağlayacağız.” dedi.

    “Caminin temeli nisan ayından sonra atılsın”

    Kardemir Kavşak Projesinin, Çelik Camii projesinden sonra netleştiğini, projenin Çelik Camiinin yapılacağı arsaya da sarktığını, oraya yapılacak kavşak projesi sonrası Çelik Caminin şehir girişinde görünüm bakımında istenileni veremeyeceğini belirten Uysal, Çelik Camii projesi ile ilgili Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili’ye çağrıda bulunarak ‘Bence etik olan, bu caminin inşaatını nisan ayında göreve başlayacak olan belediye başkanını bırakılması çok daha doğru olur. Şimdi atılabilecek bir temel yarım kalabilir, halk buna itiraz edebilir.’ ifadesinde bulundu.

  • Başkan Deniz: “Sorunları tespit edip çözüm önerileri sunan köklü bir teşkilatız”

    Sendikal çalışmaların ele alındığı, eğitim gündemine ilişkin değerlendirmelerin yapıldığı saha çalışmalarında konuşan Eğitim Bir-Sen Adıyaman Şube Başkanı Ali Deniz, 26 yıllık bir teşkilat olarak üyeleri, eğitim çalışanları ve kamu görevlileri için birçok kazanım elde ettiklerini söyledi.

    Başkan Deniz, sendika olarak, her zaman millet iradesinin yanında saf tuttuklarını vurgulayarak, “28 Şubat’ta Eğitim Bir-Sen ve Memur-Sen gibi yapıların büyük olmayışının, örgütlü sivil yapıların bulunmayışının bedelini millet olarak birlikte ödedik. Çok büyük sıkıntılar yaşadık. Horlandık, aşağılandık, ötekileştirildik, kamudan tasfiye edildik, inançlarımızdan dolayı tahkir edildik. Gece gündüz demeden çalışan, üreten, sorunları tespit edip çözüm önerileri sunan köklü bir teşkilat olarak üyelerimiz, eğitim çalışanları ve kamu görevlileri için birçok kazanım elde ettik. Sendika olarak bu ülkeye borcumuz olduğunu düşünüyoruz. Onun için sendikacılığı, sadece ücret sendikacılığı diye ekonomik zemine sıkıştırmayan, ülkemize bir hizmet mekanizması olarak görüp, akademik hizmet sendikacılığı adıyla yeniden formatlayan bir yaklaşımla çalıştık, çalışmaya da devam ediyoruz” dedi.

  • Başsavcı Köklü: “Kadın, dünyadaki tüm insanların var olma sebebidir”

    Silifke Cumhuriyet Başsavcılığınca 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla adliyede görevli kadın hakim, savcı ve personel ile cezaevinde kadın hükümlülere ve tutuklulara yönelik bir dizi etkinlik düzenlendi.

    Etkinlik kapsamında Silifke Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Köklü tarafından gül dağıtımı yapıldı. Burada konuşan Başsavcı Köklü, “Başta annelerimiz olmak üzere tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum. Kadın, dünyadaki tüm insanların var olma sebebidir. Kadın bir evlat, bir eş, bir kardeş ama her şeyden önce bir annedir, dolayısıyla kutsal bir varlıktır. Ceza infaz kurumumuzda bulunan kadın hükümlü ve tutuklularımızın da toplumumuzda olduğu gibi bizler için önemi büyüktür. Çünkü kadın her yerde Kadındır. Bu felsefeden yola çıkarak ceza infaz kurumumuzda kalmakta olan kadınlarımızın pozitif ayrımcılık ilkesi de gözetilmek suretiyle her türlü ihtiyaçları özenle ele alınmaktadır. Bu kapsamda Mersin İl Sağlık Müdürlüğü ile koordineli olarak kadınlara yönelik kanserde erken tanı, kendi kendine muayene ve sağlık tarama hizmeti gerçekleştirilecektir. Etkinliğimizin temel amacı da kadının toplumdaki önemi ve değerinin hissettirilmesidir” dedi.

    Konuşmalardan sonra kadınlara çiçek dağıtıldı. Ardından ise kadınlar kanser tarama aracında taramadan geçti. Program müzik eşliğinde yapılan eğlencenin ardından sona erdi.

  • ABD’nin en köklü kabilelerinden “Kumeyaay”ın tarihi korumaya alınıyor

    ABD’nin güneyi ile Meksika’nın kuzeyi arasında kalan topraklarda yaşamlarını sürdüren ’Kumeyaay Kabilesi Kültürel Miras Sempozyumu’ gerçekleştirildi.

    Geçmişi 12 bin yıl öncesine dayanan, ABD’nin güneyi ile Meksika’nın kuzeyi arasında kalan topraklarda yaşamlarını sürdüren Kumeyaay Kabilesi Kültürel Miras Sempozyumu gerçekleştirildi.

    Kabilenin sorundan gelenler, Vatan Güvenliği Göç ve Gümrük İcra Dairesi (ICE) İç Güvenlik Araştırmalar Birimi Sycuan Band (SBE) temsilcileri Kaliforniya’da bir araya geldi. Kabile liderleri ile diğer federal ve eyalet kolluk mensuplarının katıldığı 1. kültürel miras sempozyumunda Kumeyaay kabilesi coğrafyasında tarihi eserlerin yağmalanmasını önlemek için ortak çalışma yapılması kararlaştırıldı. Etkinlikte yapılan sunumlarda kültürel özelliği bulunan çalıntı veya çalıntı olmasından şüphelenilen konularla mücadele yolları üzerinde duruldu

    Gün boyu süren etkinlik Kumeyaay Kabilesinin Başkanı Cody J. Martinez tarafından yönetilen geleneksel aşiret açılış töreniyle başladı. Cody J. Martinez, “Kabile mensuplarının yaşadığı araziler üzerinde kültürel eserler için kamu destekli korumaları genişletmek ve uzun sürecek ortaklıklar oluşturmak için önemli bir adım olduğuna inanıyoruz. Arkeolojik kalıntılar, evler ve objeler somut bağlantılarımızdır. Tahrip edilmemesi gerekmektedir” dedi.

    HSI Özel Ajanı Şarj Shaw ise, “Sempozyum ile federal, eyalet ve yerel kolluklar ile aşiret liderleri ve toplum üyeleriyle işbirliği yapan HSI, kabile topraklarında değerli kültürel eserleri korumak için gerekli araç ve kaynakları sağlayacaktır” ifadelerine yer verdi.