Etiket: Koçyiğit

  • Şanlıurfa’da Hülya Koçyiğit çiğ köfte yoğurup halay çekti

    Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi tarafından ikincisi düzenlenen URFES İsot Festivali’ne katılan sinema sanatçısı Hülya Koçyiğit, çiğ köfte yoğurup halay çekti.

    Hamarat Eller Çarşısı’nda düzenlenen festivalde isotun tarladan sofraya ulaşıncaya kadar geçirdiği evreler kadınlar tarafından uygulamalı olarak konuklara gösterildi. Sinema sanatçısı Hülya Koçyiğit de etkinlikte çiğ köfte yoğurdu. İsot ve biber salçası yapımına da katılan Koçyiğit, evlenecek bir çifte de çiğ köfte ikram edip fotoğraf çektirdi. Ekmeğe biber salçası sürerek yiyen Koçyiğit, “En güzel sabahlar isotla başlar” diyerek, halk oyunları ekibiyle birlikte halay çekti.

    “Şanlıurfa denilince aklımıza ilk gelen şey isottur”

    Hülya Koçyiğit etkinlikte yaptığı açıklamada, “Şanlıurfa’da çok iyi karşılandım. Havanın ve insanların sıcaklığı karşısında biraz terledim tabii. Şanlıurfa denilince aklımıza ilk gelen şey isottur. İsot bu kentin en değerli ürünü. İsot Festivali’nin yapılması bölgeyi tanımayanları kente çekecektir. Şanlıurfa’nın tarihi bölgelerini de gezdim, inanın gurur duydum. İnşallah önümüzdeki festivallere de katılmak istiyorum” diye konuştu.

  • Hülya Koçyiğit: “Sanat ve siyaset halk için yapılıyor, her ikisi ayrılmaz birer parça”

    Sanatçı Hülya Koçyiğit, sanat ve siyasetin halk için yapıldığını, her ikisinin de ayrılmaz birer parça olduğunu ifade etti.

    Hülya Koçyiğit, Kütahya Belediyesi tarafından düzenlenen ’Cansu Canan ile buluşmalar’ isimli etkinliğe konuşmacı olarak katıldı. Türkiye’de ’muhalif’ kavramlarının karıştırıldığını belirten Koçyiğit, “Biz sanatçılar topluma ayna tutarız. Toplumu tanımak ve onu anlamak ve onu anlatabilmek. Bu siyasetin bizatihi kendisi. Sanat siyasetin içinde. Siyaset sanatın içinde. ayrılmaz bir parça. Her ikisi de halk için. Muhalif olmak derken günümüzde bazı kavramlar farklı farklı değerlendiriliyor. Muhalif dendiğinde benim aklıma şu geliyor. Ben ülkeme karşı olumsuz bir şey gördüğümüz zaman ona muhalefet ederim. Karşı dururum veya bir fikrim varsa onu açıklarım. Gördüğüm yönetimin veya yaşamımın için bazı aksayan bir şey varsa yaptığım eserlerle gündeme taşır ve ortaya çıkarmaya çalışırım. Muhalefet sadece karalamak, kötülemek veya hakaret etmek değil. Muhalefet gerçek anlamda yürürlükte olan şeye karşı bir başka fikriniz varsa, daha iyi olacağını söylerseniz zaten muhalefet etmiş olursunuz” dedi.

    Koçyiğit, “İzlediğimiz bir dizi var mı?” sorusuna, “Benim izlediğim bir dizi var. O da Diriliş Ertuğrul. Merakla izliyorum. Gerçekten ben çok haysiyetli bir iş yaptıklarını düşünüyorum. Her hafta heyecanla bekliyorum” diye cevap verdi.

    Koçyiğit’e söyleşi sonrası Kütahya Belediye Başkan Yardımcısı Ali İhsan Ertaş tarafından hediye takdim edildi.

  • Hülya Koçyiğit 50 yıllık evliliğinin sırrını açıkladı

    Türk sinemasının emektar isimlerinden Hülya Koçyiğit, 50 yıllık evliliğinin sırrının saygı, sevgi ve sabır olduğunu dile getirdi.

    Sinemanın emektar oyuncularından Hülya Koçyiğit, halkla söyleşi yapmak için gittiği Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da başta 50 yıllık evliliği ve sağlığı olmak üzere birçok konuda bilinmeyen yönlerini açıkladı.

    “Evlilik paylaşmak içindir”

    Kadının çok güçlü bir varlık olduğunun altını çizen Koçyiğit, Allah’ın kadına anne olmak gibi bir ayrıcalık ve olağanüstü bir duygu hediye ettiğini kaydetti. Eş, anne, ev kadını ve çalışıp üretmesiyle kadının toplumda aynı anda birçok rolü üstlenebildiğine dikkat çeken Koçyiğit, “Bunu yaşayan milyonlarca kadınımız var. Toplumun içinde kadının var olması demek, o toplumun ilerlemesi, medenileşmesi demektir. Kadının girdiği her yer güzelleşiyor; kadının elinin değdiği her şey bambaşka oluyor. İş hayatı da, ev hayatı da böyle oluyor. Hayat denilen şey paylaşmaktır. Niçin evlilik yapıyoruz, hayatı paylaşmak için” dedi.

    “Evliliklerde sabır çok önemli”

    Gerçekten birey olarak ayaklarının üzerinde duran, meslek sahibi olmuş, kararlarını verebilen, sorumluluklarını yerine getiren çiftlerin yanı sıra, sevginin azaldığı ve tek taraflı fedakarlıkların yapıldığı evliliklerin yürütülmesindeki güçlükler üzerinde duran Koçyiğit, “Böyle ailelerde yetiştirilen evlatların geleceği çok daha önemlidir. Her zaman değil, bazı durumlarda boşanma da bir seçimdir ancak sabır çok çok önemlidir. İnsan olarak bütün duyguları tadarak, tanıyarak, yaşayarak, hayatımızı yönlendirmeliyiz. Sabır dünyanın en güzel ve doğru duygusudur. Evliliklerde hemen bir şiddetle, heyecanla ayrılmak için karar vermektense, sabır edip onun düzelmesi için emek sarf edilmelidir. Boşanmak için çok çabuk karar vermemek lazım. Evlilik için de çok çabuk karar vermemek lazım. Tanımak, anlamak, idrak etmek ve ondan sonra karar vermek gerekiyor. Artık günümüz modern çağda tamam aileler birbirlerini tanıyorlar, birbirlerine yakıştırıyorlar ama gençlerin de birbirlerini tanımalarına izin vermelidir” dedi.

    “Aşk büyük bir heyecan”

    Evlilikte 50’nci yılına girdiğini hatırlatan Koçyiğit, aşk denilen duygunun binlerce yıldır tanımlanamadığını dile getirdi. Aşkın büyük bir heyecan ve insana her şeyi yaptırabildiğine işaret eden Koçyiğit, “Bir nevi sarhoşluk gibi bir şeydir. Gözün hiçbir şeyi görmüyor. Bu duygu yerini zamanla saygıya, sevgiye, takdire ve sabra bırakıyor. Elbette tek taraflı bir özveri olmaz. İki tarafın da aynı özveride bulunması gerekiyor. Kadın olarak yaradılışımız gereği zaten fedakar insanlarız. Evimizin işini de yapmayı, çocuğumuza da bakmayı, alışveriş de yapmayı biliyoruz. Bütün bunları zaten yapıyoruz ama eşimiz bize aferin, ne kadar düşüncelisin, ne kadar güzel yapmışsın, sana nasıl yardımcı olabilirim dese hayat daha kolaylaşacaktır. Tatlı dil, anlaşılıyor olmak, gerçekten aradığımız tek davranış bu. Kadın olarak hep bunu arıyoruz. Hazırladığım yemeği sofraya koyarken eşim yardım ettiğinde ne kadar mutlu oluyorum. Hemen daha hevesli ve heyecanlı o sofrayı kuruyorum. Bu hepimizin yaşadığı bir duygu. Kadın çalışmaktan, üretmekten ve evinin hanımefendisi olmaktan hiçbir zaman yüksünmez, ben yoruldum demez. İş, onu her zaman anlayan, takdir eden ve onu destekleyen ve iki tane hoş güzel söz eden bir eşin varlığıdır” ifadelerine yer verdi.

    “Mehmetçik çok haklı bir operasyon yürütüyor”

    Mehmetçiğin Afrin’de çok haklı bir operasyon yürüttüğünü ifade eden Hülya Koçyiğit, “Çünkü yıllarca terör mağduru olduk ve hala terörün şiddetle hazırlanıp üzerimize doğru geldiğini fark ettiğimiz için onları durdurma nedeniyle oradayız. İşgal nedeniyle orada değiliz, bu çok açık. Özellikle sivillerin kaybolmaması, sivillerin zarar görmemesi için Mehmetçik çok özen gösteriyor. Bütün kalbimle tüm anneler gibi duam onlarla. Onların tırnakları bile kırılmasın diye niyaz ediyorum. İnşallah, sonuçta Mehmetçiğin oradan muvaffak olarak dönmesini diliyorum” dedi.

    Teklif gelirse yeniden kameranın karşısına geçecek

    Koçyiğit, sinema konusunda ise “Ben sinemayı bıraktım diyemem çünkü sinema insanı bırakır. İnsanı anlatan hikayeler bunlar. Her yaşta kişilerin birtakım öyküleri vardır. Dolayısı ile bir gün öyle bir proje karşıma çıkar ki tekrar kameranın önüne geçmek için heyecan duyarım” diye konuştu.

    Hülya Koçyiğit, sağlık durumu ile ilgili ise annelere seslenerek, “Lütfen dualarınızı dikkatli yapın. Kızım Gülşah meme kanseri olduğunda Allah’ım neden ben değil kızım dedim. Ben de kanser oldum. Şükürler olsun şimdi ikimiz de iyiyiz” diye konuştu.

    Yöresel tatlarla diyet bozdu

    Hülya Koçyiğit, zengin mutfağı ile ünlü Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’nın yöresel yemeklerinden tadarak, diyetini de bozdu. “Kendime bugün izin verdim” diyerek, Kahramanmaraş’ta dondurmasını bıçakla kesen, Şanlıurfa’nın ’şıllık’ tatlısını da ilk kez tattığını anlatan Hülya Koçyiğit, yemek sırasında yanına gelen hayranlarının fotoğraf çektirme isteğini geri çevirmedi.

    Hülya Koçyiğit’e adaş sürprizi

    Hülya Koçyiğit’e Kahramanmaraş’ta güzel bir sürpriz de yapıldı. Sinema oyuncusuyla aynı ad ve soyadı taşıyan Kahramanmaraşlı Hülya Koçyiğit ünlü oyuncuya sürpriz yaptı. Nüfus cüzdanını çıkartarak, üzerinde yazan Hülya Koçyiğit adını gösteren hayranı ünlü yıldızı oldukça şaşırttı. Kimlik kartı ile birlikte fotoğraf çektiren Hülya Koçyiğit’ler, bu anıyı fotoğraf karesine yansıttı.

    “Dizi için anlaştığım bir proje var”

    Sunucu Özlem Yıldız ise oyunculuğa uzun bir süre ara verdiğini hatırlatarak, yaklaşık 10 yıl önce biri sinema filmi olmak üzere 6, 7 dizide oynadığını söyledi. Anne olduktan sonra hayatın kendisini başka taraflara yönlendirdiğini kaydeden Yıldız, “Her zaman benim göz bebeğim ekran önü ve televizyon programcılığıydı. Şimdi tekrar diziyle alakalı bir gündem söz konusu. İnşallah yeni yayın döneminde televizyon dizisi için görüştüğüm ve prensipte anlaştığım bir proje var” dedi.

    Dizideki rolüyle ilgili ipucu vermekten kaçınan ünlü sunucu, bundan sonraki hedefleriyle ilgili, “Öncellikle işimi çok severek yapıyorum. Ekran önünde olmak beni çok heyecanlandırıyor ve çok mutluyum. Türkiye’de şanslı insanların içerisinde olduğumu düşünüyorum. Çünkü sevildiğim bir iş yapıyorum, işimi yaparken çok heyecanlanıyorum. Önemli olan yaptığım işe güvenmem, inanmam ve heyecanlanmam. Onun dışın da dizi yada televizyon programcılığı fark etmez” ifadelerini kullandı.

  • Hülya Koçyiğit kadına şiddete karşı dizileri protesto etmeye çağırdı

    Ünlü sanatçı Hülya Koçyiğit, Bağcılar Belediyesi tarafından düzenlenen panelde, “Olay olduktan sonra vah vah demenin bir anlamı yok” diyerek kadına şiddete karşı çağrıda bulundu. Dizi ve filmlerde gittikçe artan şiddet sahnelerine seyircinin tepki göstermesi gerektiğini belirten Koçyiğit, “Seyirci reaksiyon gösterecek izlemeyecek. İlk yapacağımız şey o kanalı kapatmak olmalı. Zaten reyting düşer, sonra o film yayından kalkar ve toplum şiddeti gösteren o yayından kurtulmuş olur” dedi.

    Bağcılar Belediyesi Kadın Meclisi tarafından “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü” dolayısıyla bir panel düzenlendi. Moderatörlüğünü yönetmen Yeşim Tonbaz’ın yaptığı panelin konuğu ise Türk sinemasının ünlü ismi Hülya Koçyiğit oldu. Koçyiğit’in geleceğini duyan Bağcılarlı kadınlar, seminer salonunu hınca hınç doldurdu. Ünlü oyuncu, yoğun ilgiden büyük bir memnuniyet duyduğunu dile getirdi. “Kadına şiddet” konusuna aile penceresinden, dini açıdan ve televizyon dünyasından bakan Koçyiğit, “Kadına şiddet sadece tabanca veya bıçakla olmaz. Sözle tacizle ve elle dokunarak da olur. Kadın değerli bir varlık. Onun bir onuru var. Onun onuruna, haysiyetine izni olmadan kimse müdahale edemez. Biz Müslüman toplumu olarak önce buna riayet etmeliyiz. Allah’ın yarattığı en değerli varlık olan insana başka bir insanın söz, temas veya cinayete kadar varan şiddetle müdahale etmeye hakkı yok. Zaten öldürmek en büyük günah. Allah hiçbir erkeğe böyle bir hak vermemiştir. Bu sadece benim ülkemde değil dünyanın çeşitli ülkelerinde oluyor. Olay olduktan sonra vah vah demenin bir anlamı yok. Önce vatandaş olarak, sonra toplum olarak sesimizi çıkarmalıyız. En ağır cezayı almasını sağlamalıyız. Toplum olarak şiddete karşı gelmeliyiz” dedi.

    “Erkek çocuklar için baba bir rol modeldir”

    Erkek çocuklar için babanın bir rol model olduğunu ifade eden Koçyiğit, “Kadına şiddeti uygulayan erkekleri de yetiştiren, hayata hazırlayan biz anneleriz. Onlara o kadar çok şefkat, sevgi ve güven duygusu verirsek, onları huzurlu bir yuva içinde yetiştirebilirsek ister kız, isterse erkek olsun kendiyle barışık, hayatla barışık, özgüveni olan, dünyaya umutla bakan ve dünyayı değiştirmek için çalışan, bilgiyle donanmış genç nesiller olacağına inanıyorum. Temelde mutlaka ve mutlaka bir çocuğun yetişirken anne ve baba ilgisiyle, sevgisiyle yetişmesi gerekiyor. Erkek çocuklar için baba bir rol modeldir. Evin içinde kavga varsa, anne baba birbirine hakaret ediyorsa ve baba şiddete eğilimliyse işte bu evde yetişen çocuk yarın öbür gün o şiddeti doğal kabul edip kendisi uygulayacaktır” diye konuştu.

    “İlk yapacağımız şey o kanalı kapatmak”

    Yeşim Tonbaz’ın “Televizyonlarda dizi ve filmlerde kadına şiddet sahnelerinin gösterilmesiyle ilgili ne diyorsunuz?” sorusuna Koçyiğit, “Filmlerde ve dizilerde şiddet sahnelerine seyirci tepki gösterecek. Reaksiyon gösterecek izlemeyecek. Yayınlarda bizim kültürümüze ahlakımıza geleceğimize arzu etmediğimiz bir eğilim varsa burada toplum olarak reaksiyon göstermeliyiz. İlk yapacağımız şey o kanalı kapatmak. Zaten reytingi düşer, sonra o film yayından kalkar ve toplum o şiddeti gösteren yayından kurtulmuş olur. Ama biz beğendiğimiz yakışıklı veya güzel oyuncu oynuyor diye seyredersek şuur altında şiddeti de benimsemeye başlıyoruz. Bu kadar şiddeti seyredince artık şiddet doğal gelmeye başlıyor” diye cevap verdi.

  • Prof. Dr. Koçyiğit: “Bodrum’da yakın tarihte deprem beklemiyorum”

    Türkiye Deprem Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ali Koçyiğit, Bodrum’un 21 Temmuz’da yaşanan depremden daha az etkilenmesinin nedeninin ana depreme neden olan kaynağın deniz içinde bulunması ve Bodrum Yarımadasına uzak olması olduğunu ifade etti. Koçyiğit, 21 Temmuz’da yaşanan ana depreme bağlı olarak yakın gelecekte Bodrum’da deprem beklemediğini söyledi.

    Türkiye’nin deprem haritasını hazırlayan 3 uzmandan birisi olan Türkiye Deprem Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ali Koçyiğit, “Bodrum Yarımadası’nın Depremselliği, Deprem Gerçeği ve Deprem Kaynakları” konulu bir konferans verdi. Herodot Kültür Merkezi’nde gerçekleşen konferansı Bodrum Kaymakamı Bekir Yılmaz ve Bodrum Belediye Başkan Yardımcısı Taner Uslu da izledi.

    Koçyiğit, Bodrum’da 21 Temmuz’da yaşanan deprem ve ardından devam eden artçı sarsıntılara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bodrum’un 4’te 3’ünün kaya üzerinde bulunduğunu ve zemin açısından çok şanslı bir yer olduğunu belirten Koçyiğit, şu ifadelere yer verdi:

    “21 Temmuz’daki depremden, az katlı yapılar sayesinde Bodrum çok fazla etkilenmedi. Ana depremin kaynağının deniz içinde olması, Bodrum’a çok yakın olmaması ve fayın İstanköy’e doğru eğik olması nedeniyle Bodrum’da bu anlamda olumsuz bir şey yaşanmamıştır. Sadece denizde değil karada da faylar var. Karadaki faylar en fazla 5,5 veya 6 büyüklüğünde deprem yaratabilir. Daha büyük deprem yaratmaz ama onların çok azı etkilenmiş, tetiklenmiş. Ana depreme bağlı olarak, yakın gelecekte bu bölgede daha büyük bir deprem beklemiyoruz. Enerjinin büyük bir kısmı göç etti. Hem ana kaynaktan çıktı hem yakın civardaki faylar onu kullanıp küçük deprem yarattı. Enerji yüzde 90 oranında kullanıldı.”

    Slayt üzerinden katılımcılara bilgiler veren Koçyiğit, bölgede zayıf bazı zeminlerin de bulunduğunu bu parseller üzerinde de mikro ölçekte çalışmalar yapılması gerektiğini ifade etti.

    “Türkiye’de acil olarak güncel deprem haritası çıkarılmalı”

    Bodrum yarımadasının ve çevresindeki bölgenin pek çok fay hattı ile çevrili olduğunu ve bunlardan bazılarının Milas’tan Didim’e uzandığını belirten Koçyiğit, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu faylardan bazıları aktif. Bazıları da 21 Temmuz’da aktif hale geldi ve kendilerine özgü ayrı depremler yarattılar. Yani yaşadığımız depremlerin hepsi artçı değildi. Işınsal enerji, Karaada, Yalı ve içmeler ile Havaalanı bölgesine kadar uzanan ancak bugüne kadar bir deprem yaratacak enerjiye sahip bulunmayan faylara enerji ekledi. Bu sayede yeni depremler üredi.”

    Önerilerini de paylaşan Prof. Dr. Ali Koçyiğit, Türkiye’de bireylerin ilk ve orta öğretim düzeyinden itibaren deprem başta olmak üzere tüm doğal afetler konusunda örgün öğretim ve eğitime tabi tutulması gerektiğine işaret etti. Koçyiğit, bu konuda zorunlu derslerin orta öğretim programlarına konulmasını, Türkiye’de acil olarak güncel bir deprem haritası çıkarılmasını ve imar izinleri ile yapılaşmanın bu haritalar dikkate alınarak depreme dayanıklı bölgelerde yoğunlaştırılmasını da sunumunun sonuç bölümünde dile getirdi.