Etiket: KOAH

  • Koah Hastaları İlaç Dışı Yöntemlerle De Tedavi Edilmeli

    Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Bahadır, KOAH hastalarının ilaç dışı yöntemlerle de tedavi edilmesi gerektiğini söyledi.

    KOAH’ın kronik akciğer hastalıkları arasında en sık rastlanılan hastalıklardan olduğunu belirten Prof. Dr. Cengiz Bahadır, “KOAH yani kronik obstruktif akciğer hastalığı (kronik bronşit, amfizem, astım) halk dilindeki adıyla ’kronik bronşit’, ’müzmin bronşit’ akciğerlerdeki bronşların daralmasına bağlı olarak soluk alıp verme sırasında hava akımının kısıtlanmasına yol açan süregen bir hastalıktır. Kronik obstruktif akciğer hastalığı (KOAH) ölüm nedenleri arasında beşinci, uzun süreli özürlülük nedenleri arasında ikinci sırada gelmektedir. Özellikle sigara tiryakiliği KOAH’ın en önemli sebeplerinden biridir. Kistik fibroz hastalığı ise konjenital bir bozukluktur. Doğumdan itibaren akciğerlerin temiz kalmasını sağlayan salgı bezlerinin ince ve akışkan olan sıvısı, bu hastalıkta daha fazla yoğunlaşarak akıcılığı azalır. Öksürükle balgam çıkarmayı güçleştiren bu rahatsızlık, küçük hava yollarının tıkanmasına yol açar. Bu da solunum zorluğu, öksürük, hırıltı, zatürre, bronşit gibi hastalıklara neden olur” dedi.

    KOAH hastalarının uzun süreli ilaç tedavileri kullanmakta olup, bu ilaçların etkilerinin sınırlı olduğunu anlatan Prof. Dr. Cengiz Bahadır, “Son yıllarda bu hastalarda ilaç tedavilerine ek olarak yeni tedaviler geliştirilmiş ve solunum rehabilitasyonu (pulmoner rehabilitasyon) uygulamalarına ağırlık verilmeye başlanmıştır. Pulmoner (solunum) rehabilitasyon kronik akciğer hastalığı olan kişilerde fonksiyonel kapasiteyi maksimuma çıkarmak için uygulanan ilaç dışı tedavilerin tamamını içerir. Bu hastalarda hava yolunun kısıtlanması solunum sıkıntısı, endişe, korku ve kronik yorgunluğa yol açar. Yeterli oksijen alabilme çabası solunum kaslarını aşırı yorarak kişiyi halsiz ve güçsüz bırakır. Uzun süren solunum sıkıntısı hastanın günlük aktivitesini azaltarak egzersiz kapasitesini düşürmekte ve günlük yaşamında bağımlılık yaratmaktadır. Pulmoner rehabilitasyon, kullanılan ilaçların etkilerinin yetersiz kaldığı bu gibi durumlarda son derece faydalı olmaktadır. Pulmoner rehabilitasyon programına en sık kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) olanlar alınmakla birlikte astım, bronşektazi, kistik fibrozis, ve solunum sıkıntısı yaratan diğer birçok kronik akciğer hastalığı bu programa dahil edilebilir. Pulmoner rehabilitasyon uygulamaları ile kronik olarak solunum sıkıntısı olan hastaların günlük yaşantıları içerisinde hareketlilik düzeylerini artırmak, aktif solunum teknikleri ve solunum egzersizler ile etkili solumayı ve öksürmeyi öğretmek, solunum yetmezliği ataklarını ve hastaneye yatış sıklığını azaltmak amaçlanır” diye konuştu.

    Göğüs hastalıkları uzmanı tarafından değerlendirilen ve kronik solunum sıkıntısı nedeniyle pulmoner rehabilitasyon endikasyonu konulan hastaya ilk olarak solunum fonksiyon testi ve aerobik egzersiz testi yapıldığını belirten Prof. Dr. Bahadır, şunları söyledi:

    “Hastaya solunum fizyoterapisti tarafından çeşitli fiziksel terapi yöntemleri (bronşiyal hijyen, aktif solunum teknikleri, etkili öksürme, bronşiyal drenaj, postüral drenaj) uygulanır ve solunum teknikleri, gevşeme teknikleri öğretilir. Ek olarak hastaya solunum fonksiyonları düzeyine göre solunum kasları ve genel vücut kondüsyonu için egzersiz programı çizilir. Hastalara gün aşırı 30 seanslık toplam 2 ay sürecek bir program uygulanır. Bu programın her aşamasında hasta kontrol altında tutulmakta ve egzersizleri bu iş için geliştirilmiş ve hastanın kalp, kan oksijen düzeyi ve tansiyon gibi yaşamsal verilerini kontrol eden özel egzersiz cihazları ile gerçekleştirilmektedir.”

    PULMONER REHABİLİTASYONDA YENİ GELİŞTİRİLEN TEDAVİLER NELERDİR?

    Prof. Dr. Bahadır, tedavide eskiden fizyoterapist tarafından yapılan ve uzun zaman alan işlemlerin artık bilgisayar kotrollü cihazlar ile son derece etkili ve hızlı bir şekilde yapıldığını ifade ederek, “Geliştirilen en yeni tedavilerden biri göğüs duvarına yüksek frekanslı titreşim uygulayarak akciğerlerin bronşlarında biriken ve havayolunu tıkayan salgıların dışarı atılmasını kolaylaştıran cihazdır. Bu yöntemde hasta bu iş için geliştirilen yeleği giyer ve cihaz hava yardımı ile yeleği giyen hastanın göğüs duvarını şiddetli bir şekilde titreştirir. Bu sayede hasta bronşlarını tıkayan salgıları kolayca dışarı atar. KOAH ve kistik fibroz dahil hemen hemen tüm kronik akciğer hastalarında kullanılabilen bir yöntemdir. Bu tedavi dışında hastanın soluk alırken akciğerine hava gönderip, soluk verirken havayı emen ve öksürmeyi kolaylaştıran cihazlar da son birkaç yıldır kullanıma girmiştir” dedi.

    PULMONER REHABİLTASYON MALİYETLİ BİR TEDAVİ MİDİR?

    Tedavinin maliyetine ilişkin olarak da Prof. Dr. Bahadır, “Yeni yöntemler dahil bu tedavilerin tamamına yakını Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından ödenmekte ve hastalara ek bir maliyet getirmemektedir. Geleneksel pulmoner rehabiltasyon yöntemleri ve geliştirilen yeni cihazlar ile kronik akciğer hastalarında solunum sıkıntısının azalması, hastaneye başvuru sayısının azalması, kan oksijen düzeyinde artma, genel kondüsyon artışı, yaşam kalitesinde artış, gerginlik ve depresyon düzeyinde azalma, kendine güvenin artması gibi çok olumlu sonuçlar elde edilmektedir” diye konuştu.

  • Prof. Dr. Karadağ; “Sigara Bağımlılarının Yaklaşık Yüzde 20’sinde Koah Görülür

    Dünyada KOAH bilincinin oluşturulması adına çalışan Türkiye’nin de üyesi bulunduğu uluslararası bir organizasyon olan “Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalıklarına Karşı Küresel Girişim Grubu” tarafından her yıl Kasım ayının üçüncü haftası Dünya KOAH Günü olarak organize ediliyor.

    KOAH’ı kronik (uzun süredir devam etmekte olan), obstrüktif (tıkayıcı), havayollarında (bronşlarda) daralmaya neden olan bir akciğer hastalığı olarak tanımlayan Üniversitemiz Uygulama ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr.Füsun Karadağ, hastalığın en önemli nedeninin sigara olduğunun altını çizerek, “Sigara bağımlılarının yaklaşık yüzde 20’sinde KOAH görülür. KOAH belirtileri ilk yıllarda efor ile, ilerleyen dönemlerde ise istirahatte bile ortaya çıkan nefes darlığı, öksürük ve balgam çıkarmadır. Sigaranın içerdiği zararlı gaz ve maddelerin salgılanmasına neden olan iltihabi hücreler akciğerlerde kalıcı hasar meydana getirmektedir. Nefes açıcı ilaçlar ile hastalığın belirtileri kısmen düzelir ancak hava yollarında oluşan değişiklikler kalıcı olduğundan hastalığı tamamen ortadan kaldırmaz. Bu yüzden sigara içmemek, içiyorsak hastalık oluşmadan önce bırakmak çok önemlidir. KOAH hastalarının da sigarayı bırakması hastalığın ilerleyişini yavaşlatacaktır” dedi.

    KOAH teşhisi koyulan hastaların solunum fonksiyon testlerinin yapılmasının önemini vurgulayan Karadağ, bu testlerin, sadece teşhiste değil, hastalığın şiddetinin belirlenmesi ve seyrinin takibinde de kullanıldığını söyledi. KOAH hastalığının bir Göğüs Hastalıkları uzmanı tarafından değerlendirilip hastaya uygun tedavi başlanması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Karadağ, hastanın ilaçlarını doktor kontrolünde önerilen dozlarda, düzenli bir şekilde kullanmasının önemli olduğunu belirtti.

  • Prof.dr. Oğuz Kılınç: “Tezekle Isınmak Koah Nedeni”

    Türk Toraks Derneği tarafından Dünya KOAH Günü sebebiyle düzenlenen toplantıda KOAH hastalığı ve bu hastalığa yol açan etkenler ele alındı. Toplantıya Türk Toraks Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Arzu Yorgancıoğlu, Prof. Dr. Ali Fuat Kalyoncu, Doç. Dr. Zuhal Karakurt, Prof. Dr. Benan Müsellim, Prof. Dr. Oğuz Kılınç, Yrd. Doç. Dr. Levent Akyıldız, KOAH hastalığı ve bu hastalığa yol açan etmenleri ele aldı.

    TEZEK YAKMAK KOAH NEDENİ

    Toplantıda konuşan Toraks Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Oğuz Kılınç, akciğer hastalıklarına neden olan etkenleri katil olarak niteledi. Katillerin başında sigaranın olduğunu ifade eden Kılınç, “Akciğer hastalıklarına neden olan etkenleri katil olarak tanımlarsak bunların bir numarası sigaradır. Bunun bir de çırakları var. İç ortam hava kirliliğini sayabiliriz. Tezek, odun, kömür yakılıp tütmeye yol açması ve akciğer hava yollarında hasara neden olarak KOAH’a neden olabilir. Hiç sigara içmedikleri halde KOAH olabilirler. İş yerinde de bu dumanlarla temas edenlerde de sık görülüyor. Bacalar uygun tutulmalı ve artık temiz enerji kaynaklarına geçilmelidir” dedi.

    SİGARANIN ETKİLERİNİ SİLMEYE KATRİNA KASIRGASI LAZIM

    KOAH’lı hastaların yüzde 90’ında sigaranın etkilerinin olduğunu belirten Kılınç, toplumda 5 kişiden birinde bu hastalığın görüldüğünü söyledi. Organik dumanlara maruz kalanların yüzde 30’un da KOAH görüldüğünü ifade eden Kılınç, “KOAH’lı hastaların yüzde 90’ında sigaranın aktif ya da pasif etkilerini görebiliyoruz. Toplumun genelinde her 5 kişiden 1’inde bu hastalık görülebiliyor. Organik dumanlara ise maruz kalanlarda yüzde 30 oranında KOAH’ın arttığını görebiliyoruz” dedi. Ev içinde kapalı ortamda ailelerin genelde balkon, kapı, pencere açık şekilde sigara içtiğini ancak bunun etkilerini azaltmaya hiçbir etkisinin olmadığını ifade eden Kılınç, “Ev içinde kapalı ortamda içilen sigaranın koksu duyulmasa bile içindeki zehirleri o ortamdan uzaklaştırmak bugünkü teknoloji ile mümkün değil. Dumanların ortamdan uzaklaşması için saatte 122 bin 500 kez hava değişimi sağlayan bir sisteme ihtiyaç var. Bu da en son Katrina Kasırgası’nda görüldü. Dolayısıyla kendimizi kandırmayalım. Kapı, pencere açmakla aspiratörü 3 numaraya alıp çalıştırmakla, belinize kadar camdan sarkıp içmek etkileri azaltılmıyor. Hatta balkona çıkıp sigara içen anne babanın eline zehir bulaşıyor ve çocukların sevdiklerinde bu zehirler çocuklarına geçiyor. Bunlar hiçbir işe yaramıyor”

    “TÜTÜN MAMULLERİ EN YAYGIN KİTLE İMHA SİLAHIDIR”

    Yrd. Doç. Dr. Levent Akyıldız ise ölüm oranları açısından KOAH ve trafik kazalarını karşılaştırdı. Trafik kazalarında yılda 4 bine yakın insanın hayatını kaybettiğini ancak hava kirliliği nedeniyle 28 bin insanın hayatını kaybettiğini söyledi. Nargilenin etkileri açısından sigaradan hiçbir farkının olmadığını da ifade eden Akyıldız şöyle konuştu:

    “Yıllık trafik kazalarında Türkiye’de 3 in 500 4 bin insan ölüyor. Çok farkında olmadığımız hava kirliliğine bağlı akciğer hastalıklarında ölüm sayısı yıllık 28 bin civarında. Dünyada yıllık 4.3 milyon civarında insan ise dünyada ev içi hava kirliliği nedeniyle hayatını kaybediyor. Nargilenin daha az zararlı olduğu şehir efsanesidir. Aynı ölçüde ölüm riskine sahiptir. Nargile ya da bir başka tütün kullanımı daha masum az sakıncalı değildir. Tütün mamullerine en yaygın kitle imha silahı demek mümkündür. Light sigara tanımlaması bütünüyle bir aldatmacadır. İsimlendirme cazibesi üzerinden tüketiciyi aldatma üzerine kurulmuştur. Light isimlendirmenin kullanımıyla ilgili düzenlemelere geçiliyor. Pazarlama tekniğidir daha az ölümcül sayabileceğimiz hiçbir etmen yoktur”

  • Doktor Ahmet Akın’dan Dünya Koah Günü Günü Açıklaması

    Özel Eskişehir TSG Anadolu Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Akın, Dünya KOAH günü nedeniyle açıklamalarda bulundu. Akın, hastalığın risk faktörlerinden, belirtilerinden ve tedavi aşamaları hakkında bilgiler verdi.

    Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH), ilerleyici ve tam olarak geri dönüşümü olmayan, buna karşılık önlenebilir ve tedavi edilebilir bir akciğer hastalığıdır. Halk dilinde ’kronik bronşit’, ’müzmin bronşit’ gibi adlarla bilinen KOAH, akciğerlerdeki hava yollarının daralmasına bağlı olarak soluk alıp verme sırasında hava akımının kısıtlanması ile nitelenen süreğen (kronik) bir hastalıktır.

    “SİGARA HASTALIK İÇİN EN ÖNEMLİ RİSK FAKTÖRÜDÜR”

    Dünya KOAH günü dolayısıyla açıklamalarda bulunan Özel Eskişehir TSG Anadolu Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Akın, hastalığın risk faktörlerini sıraladı. Sigara ve benzeri ürünlerin hastalığın gelişimine neden olduğunu söyleyen Akın, sigaraya pasif maruziyetin de solunumsal şikayetleri doğurabileceğini ifade etti. Diğer nedenleri de sıralayan Doktor Akın, “KOAH’ın diğer kanıtlanmış nedenleri ise iş yeri ortamındaki tozlar, duman gibi kimyasal maddeler ve iyi havalanmayan evlerde yemek pişirme ile ısınma amacıyla kullanılan organik yakıtların yol açtığı iç ortam hava kirliliğidir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), organik yakıtların dumanlarına maruziyete bağlı olarak oluşan KOAH nedeniyle her yıl 400 bin kişinin öldüğünü tahmin etmektedir. Dış ortam hava kirliliğinin KOAH gelişimindeki özgül rolü henüz çok iyi bilinmemekle birlikte, akciğerlere solunumla alınan parçacık yüküne katkıda bulunduğuna inanılmaktadır. Erken çocukluk döneminde geçirilen solunumsal enfeksiyonlar, akciğer fonksiyonlarında azalma ve erişkin dönemde solunumsal semptomlardaki artma ile ilişkilidir” dedi.

    “HASTALIK OLDUKÇA SİNSİ İLERLİYOR VE FARKINA GEÇ VARILIYOR”

    KOAH hastalığının belirtilerinin ortalama 40 yaşlarından sonra açığa çıktığını belirten Özel Eskişehir TSG Anadolu Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Ahmet Akın, sigara kullanımına devam edildikçe belirtilerin de boyutunun artacağını aktardı. Hastalığın belirtilerinden de bahseden Akın, “Hastalık oldukça sinsi bir şekilde ilerlemekte ve hastalar hastalığının farkına çok geç varabilmektedir. KOAH hastalığına tanı konulduğunda çoğu hasta akciğer işlevlerinin büyük bir kısmını yitirmiş olabilmektedir. Öksürük, balgam çıkarma, kan tükürme, soluk darlığı, kanın oksijen doymuşluğunda azalma, kalp yetmezliğine bağlı, ayaklarda şişme ve göğüste tıkanma olarak belirtileri vardır. Fakat tanı, solunum fonksiyon testleriyle doğrulanmalıdır. Bu testler sadece tanıda değil, hastalığın şiddetinin belirlenmesi ve hastalığın seyrinin takibinde de kullanılmaktadır” ifadelerini kullandı.

    “HASTALIĞI YENEBİLMEK İÇİN HASTANIN SİGARA ALIŞKANLIĞINDAN VAZGEÇMESİ GEREKİR”

    KOAH’ın tedavisi için uygulanan ilaçların hastalığın yok olmasına yardımcı olmadığını vurgulayan Akın, sadece nefes darlığı yaşayan hastaların şikayetinin azalacağını bildirdi. İlerleyen vakalarda ise oksijen tedavisi uygulandığını aktaran Özel Eskişehir TSG Anadolu Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Akın,konuşmasına şöyle devam etti:

    “Hastalığı yenebilmek için hastanın sigara alışkanlığından vazgeçmesi gerekir. Çünkü KOAH tedavisinde temel amaç sigarayı terk etmektir. KOAH tedavisinde hastanın nefes yolunu açacak ilaçlar kullanılır. Bu ilaçlar solunum yolu ile kullanılan sprey tarzında ilaçlardır. Hastalık erken dönemde teşhis edilirse kullanılan ilaçlar ileride oluşacak nefes darlığını önleyebilir ve hastalığın ölüm ile sonuçlanmasını engelleyebilir. Ancak ilaçlardan fayda sağlanabilmesi için düzenli ve tavsiye edilen dozlarda kullanılması şarttır. Hastalık için kullanılan ilaçlar direkt hava yollarına ulaştığı için, düşük dozlarda kullanılmasına rağmen etkisi oldukça fazla olur. Ayrıca önemsenecek her hangi bir yan etkiye yol açmazlar.”

  • Koah Ölümle Sonuçlanan Hastalıklar Arasında Dördüncü Sırada Yer Alıyor

    Yozgat Halk Sağlığı Müdürü Dr. M. Akif Karaarslan, tüm dünyada Kronik Obstüktif Akciğer Hastalığının (KOAH) en önemli dördüncü ölüm nedeni olduğunu belirterek, dünyada her yıl 2.74 milyon kişinin bu hastalık nedeniyle hayatını kaybettiğini söyledi.

    Halk Sağlığı Müdürü Dr. M.Akif Karaarslan, 18 Kasım tarihinin “Dünya KOAH Günü” olduğunu KOAH konusunda farkındalık oluşturmak için çeşitli etkinlikler düzenlendiğini belirtti. Dr. Karaarslan, “Kronik Obstüktif Akciğer Hastalığı(KOAH), ilerleyici ve tam olarak geri dönüşümü olmayan, uzun süredir bronşlarda tıkanmaya neden olan, buna karşılık önlenebilir ve tedavi edilebilir bir akciğer hastalığıdır. Gerek kamuoyunun gerekse, sağlık personelinin KOAH konusunda yeterli bilgiye sahip olmamaları, hastalığın erken tanısını ve etkin tedavisini güçleştirmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün katılımıyla oluşturulmuş olan “Kronik Obstrüktif Akciğer hastalığına karşı Küresel Girişim Grubu “ tarafından her yıl Kasım ayının 3. Çarşamba günü organize edilen “Dünya KOAH Günü “ etkinlikleri 18 Kasım tarihinde gerçekleştirilmektedir.”dedi.

    KOAH’ın daha çok 40 yaş üstü yetişkinlerde görüldüğünü vurgulayan Dr. Karaarslan, “ Dünya Sağlık Örgütüne göre, tüm dünyada KOAH, en önemli dördüncü ölüm nedeni ve her yıl dünyada 2.74 milyon kişi bu hastalık nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Türkiye’de ise 5 milyon civarında KOAH’lı hasta bulunduğu ve her yıl bu hastalıktan 26 bin kişinin öldüğü tahmin edilmektedir. KOAH gelişimi için tüm dünyada en yaygın görülen risk faktörü sigara dumanıdır. Sigara içenler, içmeyenlere göre, daha fazla solunumsal şikayetlere, daha fazla solunum fonksiyon kaybına ve daha yüksek KOAH ölüm oranlarına sahiptirler. Diğer tip tütün kullanımı (pipo, puro, nargile vb.) ve çevresel tütün dumanı da KOAH gelişimine katkıda bulunmaktadır. KOAH gelişiminde genetik risk faktörlerinin rolü henüz çok iyi aydınlatılamamış olmasına rağmen, sağlıkta eşitsizlik, özellikle biyomas (odun, tezek, kök benzeri yakıt) kullanımına ikincil iç ortam hava kirliliği ve tozlu-dumanlı işyerlerinde çalışmanın en önemli çevresel risk faktörleri olduğu bilinmektedir. Son yıllarda önemi giderek vurgulanmaya başlayan ‘fiziksel aktivitede azalma, hareketsizlik’ de artık bir risk faktörü olarak kabul edilmektedir” dedi.

    KOAH’da temel yakınmanın nefes darlığı olduğunu ve buna ek olarak uzun süredir devam eden öksürük, balgam çıkarma ve hışıltılı solunum gibi rahatsızlıklarında yaşandığını vurgulayan Dr. Karaarslan, “ İlerlemiş KOAH’da kilo kaybı, iştahsızlık, anksiyete ve depresyon yakınmaları da sık görülür. KOAH sıklıkla evde ya da hastanede bakım gerektiren alevlenmelerle seyreder. Hastalığın erken dönemlerinde hastaların çoğunda hiçbir yakınma bulunmaz. KOAH’ın tanısı, basit ve ağrısız bir test olan “nefes ölçüm testi” ile kolayca konabilmektedir. KOAH’ın erken tanısı, hastalığa bağlı sakatlık ve ölüm oranlarını azaltacaktır. Bu nedenle, 40 yaş üstü, sigara içmiş ya da içmekte olan veya meslek icabı ya da çevresel ortam gereği tozlu ortamlarda bulunan kişilerde müzmin seyirli öksürük, balgam ve nefes darlığı yakınmalarından en az birinin bulunması halinde kişinin bir göğüs hastalıkları hekimi tarafından görülüp ”nefes ölçüm testini” yaptırması gerekir.”diye konuştu.