Etiket: Klinik

  • Klinik Psikolog Dila Soğancı: “Yas süreci yaklaşık 1 yıl devam eder”

    Klinik Psikolog Dila Soğancı: “Yas süreci yaklaşık 1 yıl devam eder”

    Klinik Psikolog Dila Soğancı, “Yas süreci, kişi yakınını kaybettiği andan itibaren başlayıp yaklaşık 1 yıl kadar devam eder. Yas sürecinin şok, hissizlik, öfke gibi evrelerini geçemezseniz ya da yakınlarınızda böyle bir durumu gözlemlerseniz psikolojik destek almak gereklidir” dedi.

    Medicana Samsun Hastanesi’nden Klinik Psikolog Dila Soğancı yas süreci konusunda bilgiler verdi. Yas sürecini tanımlamakla başlayan Soğancı, “Bütün canlılar için sevdiği, bağlandığı birini kaybetmek ve bu süreçle başa çıkmak kolay değildir. İnsan için hayatta yas tutmaktan daha büyük ve zor bir uğraş yoktur. İnsan, doğum anından itibaren sevgiye ve güvene dayalı ilişkiler kurar. İnsan, hayatında bir şeyler yolunda gitmediğinde, kendini mutsuz hissettiğinde, bağlılık oluşturduğu kişilerin yanına koşar. Peki ya bu derin bağlılık oluşturduğu kişiye ya da kişilerin başına bir şey gelirse? İşte o zaman yas duyguları diye tabir edilen, kaygı, üzüntü, keder gibi duyguları yoğun olarak yaşamaya başlar. Yaşam süresince çeşitli sebeplerle yaşanan kayıplar ve bu kayıplar karşısında verilen tepkiler, hissedilen duygular ile değişen fizyolojinin tümünü ‘yas’ olarak tanımlıyoruz. Yas sürecini; evcil hayvanımızın ölümü, çalışmakta olunan işin kaybı, savaşlar, büyük toplumsal felaketler, partnerinden ayrılma, ebeveynlerin boşanması, hamilelik dönemi bebeğini düşürme ya da hamileliğin sonlanması, sakatlığa bağlı olarak hareket kısıtlanması ve yaşam sürdürülen ülkeden ayrılma sebepleriyle yaşanabilir” diye konuştu.

    Yas süreci nasıl bir süreçtir?

    Yas sürecinde yaşanan evrelere değinen Klinik Psikolog Dila Soğancı, “Yas süreci, kişiden kişiye değişmektedir. Aynı şekilde yas tutan, aynı tepkileri ve duyguları yaşayan iki kişi bulmak bile zordur. Kaybın şekli, daha önce yaşanılan kayıp yaşantısı, kaybedilen kişiyle ilişkinin yakınlığı ve kalitesi, dini ve kültürel inançlar, kişinin baş etme becerisi, fiziksel sağlık ve destek kaynakları gibi birçok neden yas sürecini kişiye özgü bir hale getirir fakat kişiler benzer duygular yaşar ve benzer tepkiler verir. Yas sürecinin uzunluğu da kişiden kişiye değişen bir durumdur. Yas süreci, kişi yakınını kaybettiği andan itibaren başlayıp yaklaşık 1 yıl kadar devam eder. Genellikle bu bir yıllık süreçte kişi ilk etapta şok ve hissizlik yaşar. Şaşkınlık, kabullenememe, inkâr, ne hissettiğini bilememe, kafa karışıklığı ve karar verme yetisinin kaybolması da ilk tepkiler arasındadır. Ardından, kişi içinde olduğu durumu ölümü/kaybı bir süre reddedebilir, hiçbir şey olmamış gibi gündelik yaşamına geri döndüğü davranışlar sergileyebilir. Bu tepkiler yaşanılan üzücü durumdan kısa bir süre sonra oluşmaktadır. Kişi daha sonra üzüntü ve özlem hissetmeye başlar. Kaybedilen/ölen kişiyle olan anılar, sosyal çevresi içinde yad edilir. Yalnızlık ve öfke gibi duygular bu sürecin bir parçasıdır. Kişi genellikle ‘neden ben’ sorusunu sorar. Ölen/kaybedilen kişiye de, bırakıp gittiği için öfke yaşanır. Ani duygu değişimi de bu süreçte yaşayabilir. Ölüm/kayıp sonrası içteki sürecin bastırılmaması gerekmektedir, bu nedenle sadece ilaç tedavisi ile kişinin yaşadığı yas süreci çözülmez. Yas sürecinin önemli bir aşaması da, kişinin kaybı/ölümü kabullenmesidir. İşte bu aşamada kişi sosyal ve iş hayatında bir takım güçlükler yaşar. Son evre olan kabullenme evresinde, kişi artık ölümü/ kaybı kabul ederek normal yaşama dönmeye başlar. İlki kaybedilen kişinin kim olduğudur; kişi sevdiği ve bağlı olduğu Yas sürecini etkileyen faktörlerden birini kaybettiğinde, psikolojik olarak daha sancılı bir sürece girer. Eşini kaybetmiş biri, dostunu, arkadaşını, güvencesini, çocukları varsa eğer onların ebeveynini de kaybetmiş olmaktadır. Diğer bir faktör kaybedilen kişiyle olan ilişki niteliğidir. Kaybedilen kişiyle sürekli yaşanılan bir sorun varsa, bunların çözümlenememesi, kişinin kendini suçladığı bir yas süreci yaşamasına neden olabilir. Kişinin nasıl kaybedildiği/öldüğü de önemli faktörlerden biridir. Örneğin intihar edip ölen bir kişinin yakınının yaşadığı yas süreciyle, uzun süre kanser tedavisi görüp ya da uzun süre yoğun bakımda kalıp ölen bir kişinin yakınının yaşadığı yas süreci ve yas uzunluğu farklılık göstermektedir” şeklinde konuştu.

    Profesyonel destek almak gerekir mi?

    Profesyonel destek alınması gerek durumları anlatan Klinik Psikolog Soğancı, “Doktor kontrolsüz ilaç kullanma, alkol tüketimindeki artış, kendine zarar vermeyi düşünme, sürekli olarak sorumluluklarını ve öz bakımını ihmal etme, yas sürecinin 1 yıldan fazla sürmesi ve kişinin kendi hayatına dönemediği durumlar, kişinin kendini sosyal hayattan izole etmesi, ölüm ve ölümü anımsatan konulardan konuşmaktan kaçma, yas sürecini yaşamamak için kişinin kendine sürekli meşgul etmesi, fiziksel şikâyetlerin artması, kişinin yoğun suçluluk duygusu hissetmesi gibi durumlarda profesyonel destek almak gereklidir” ifadelerini kullandı.

    Yas sürecini daha sağlıklı geçirebilmek için neler yapılabilir?

    Yas sürecini daha sağlıklı geçirmek için yapılabileceklerden bahseden Soğancı, “Kişinin kendine sabırlı ve anlayışlı olmayı öğrenmesi, yas süreciyle baş edebilmek için kendine süre tanıması gerekmektedir. Yas sürecini tek başına yaşamak yerine, güvenilen birine yaşanılan hisleri anlatmak, kişiye sosyodestek olacaktır. Uyku, besin gibi temel ihtiyaçlara özen göstermek, yas süreciyle baş edebilmek ve daha kısa sürede yas sürecinizi tamamlama adına gereklidir. Eğer aile içi bir kayıp var ise; ailedeki diğer yas tutan kişileri üzmemek, onlara karşı güçlü görünmek ve onları korumak için, yaşadığınız duygular aile içinde dile getirilmekten kaçınılabilir. Fakat aile içinde hissedilen duyguları konuşmak, anıları paylaşmak ailecek birbirinizi daha iyi tanıyıp ve bu yas sürecini başlatıp bitirmeyi sağlar. Yıldönümü, bayram, doğum günü gibi kişiler için önemli günler zor geçebilir. Bu günlerde birinden destek almak, yanında olmak yaşanılan zorluğu azaltır. Yaşanılan yas süreci ne şekilde olursa olsun, bu tepkilerin normal tepkiler olduğunu unutmayın. Fakat bu sürecin olması gerektiğinden fazla sürmemesi önemlidir. Yas sürecinin şok, hissizlik, öfke gibi evrelerini geçemezseniz ya da yakınlarınızda böyle bir durumu gözlemlerseniz psikolojik destek almak gereklidir” sözlerine yer verdi.

    Peki ya kaybı olan çocuklar…

    Çocuklara ölümü anlatmakla ilgili tavsiyeler veren Dila Soğancı şunları söyledi:

    “Çocuklar için bu durumlarda açık ve dürüst olunması gerekmektedir. Çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine uygun açıklamalarda bulunulmalıdır. İlk olarak çocuğa doğumun, büyümenin ve ölümün ne demek olduğu anlatılmalıdır. Ölüm/kayıp; seyahate çıktı, yolculukta gibi kavramlarla açıklanmamalıdır ve bu durum bir anda söylenmemelidir. Örneğin, bir kaza sonucu oluşan bir ölüm var ise; aşama aşama anlatın (ambulans geldi, hastaneye gidildi vs.). Çocuğun soru sormasına izin verilmelidir. Çocuk yas sürecinde aynı soruları tekrar tekrar sorabilir, bu konuda sabırlı olup tutarlı cevaplar verilmelidir. Olayı olduğu gibi, sadece çocuğun yaş seviyesine uygun biçimde anlatmaya dikkat edilmelidir. Çocuğa, hayatta kalan diğer kişilerin güvende olduğunu belirtilmelidir. Üzülmesin diye çaba sarf etmek yerine, duygularını ve üzüntülerini anlamaya çalışıp ortak olunmalıdır. Ölen/kaybedilen kişiye ait eşyalar çocuğun etkilenmesinden korkup ortadan kaldırmamalıdır, çocuğunuzun cenaze törenine katılmasına izin verilmelidir. Çünkü kaybı/ölümü çocuk için gerçek kılabilmek önemlidir. Ayrıca çocuğun psikolojik destek alması da gerekebilir.”

  • Başkan Böcek’in klinik seyri stabil olarak devam ediyor

    Başkan Böcek’in klinik seyri stabil olarak devam ediyor

    Yeni tip korona virüs (Covid-19) tanısıyla Akdeniz Üniversitesi Hastanesinde yoğun bakım ünitesinde tedavisine devam edilen Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in klinik seyrinin stabil olarak devam ettiği belirtildi.

    Antalya Büyükşehir Belediyesinden Başkan Muhittin Böcek’in durumuyla ilgili belediyenin sosyal medya hesaplarından bugün yapılan açıklamada, “Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in yoğun bakımdaki takip ve tedavisi devam etmektedir. Son 24 saat içerisinde olumsuz giden herhangi bir gelişme yaşanmamış olup, klinik seyri stabil olarak devam etmektedir” denildi.

    34 gündür yoğun bakımda

    CHP’li Böcek, 17 Ağustos tarihinde sosyal medya hesabından Covid-19 test sonucunun pozitif çıktığını duyurmuş, herkese maske, hijyen ve sosyal mesafe kurallarına uyması için uyarıda bulunmuştu. Özel hastanede takibi yapılan Başkan Böcek, durumu kötüleşince 7 Eylül’de yoğun bakım ünitesine alınmış, 24 Eylül’de Akdeniz Üniversitesi Hastanesine sevk edilmişti. Akciğerlerindeki rahatsızlık nedeniyle solunum sıkıntısı yaşayan Böcek’e, 10 gün önce daha iyi nefes alabilmesi için trakeostomi (nefes borusuna delik açılması) uygulanmıştı.

  • Rusya’da Covid-19 aşısının klinik denemeleri tamamlandı

    Rusya’da Covid-19 aşısının klinik denemeleri tamamlandı

    Rusya Sağlık Bakanı Mikhail Murashko, yeni tip korona virüs (Covid-19) aşısının klinik testlerinin tamamlandığını açıklayarak, “Aşı Ekim ayına hazır olacak” dedi.

    Dünya genelinde birçok ülkede yeni tip korona virüs (Covid-19) salgınına yönelik aşı çalışmaları devam ediyor. Rusya Federasyonu Sağlık Bakanı Mikhail Murashko yaptığı açıklamada, Ulusal Epidemiyoloji ve Mikrobiyoloji Araştırma Enstitüsü tarafından daha önce hayvanlar üzerinde tamamlanan aşı testlerinin insanlar üzerinde de tamamlandığını ifade etti. Bakan Murashko, Ekim ayında aşının kullanıma hazır olacağını duyurdu. “Covid-19 aşısının klinik denemeleri tamamlandı” diyen Murashko, “Aşının resmi prosedürlerinin tamamlanması için raporlama çalışmalarına devam ediliyor” diye konuştu.

    Aşının hastalarda uygulanması ile ilgili süreci anlatan Mutashko, aşının izinleri tamamlandıktan sonra önce doktorlar ve öğretmenlere uygulanacağını, uygulanan herkesin bu süreçte gözlem altında tutulacağını ifade etti.

    Rusya Korona Virüs Enfeksiyonu Kontrol ve Önleme Merkezi tarafından yapılan açıklamada ise, ülkede son 24 saatte 5 bin 462 vaka tespit edildiği, toplam vaka sayısının 845 bin 443’e yükseldiği bildirildi. Ülkede son 24 saatte 95 kişi hayatını kaybederken, toplam ölü sayısı ise 14 bin 58’e ulaştı.

  • Anesteziyoloji Klinik Araştırma ve Uygulama Ofisi’nin açılışı yapıldı

    Anesteziyoloji Klinik Araştırma ve Uygulama Ofisi’nin açılışı yapıldı

    Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı’nın üniversite genelinde başlattığı Yeni Nesil Üniversite Tasarım ve Dönüşüm Projesi kapsamında geçtiğimiz aylarda tanıtımı yapılan Anesteziyoloji Klinik Araştırma ve Uygulama Ofisinin açılışı gerçekleşti.

    Araştırma Hastanesi bünyesinde kurulan Anesteziyoloji Klinik Araştırma ve Uygulama Ofisinin açılışına Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı, Rektör Yardımcıları ve hastane yönetimi katılırken, açılışın ardından Anesteziyoloji Klinik Araştırma ve Uygulama Ofisi Koordinatörü Doç. Dr. İlker İnce birimi hakkında konuklara bilgi verdi.

    Birimin açılmadan önce çalışmalarına başladığını belirten Doç. Dr. İlker İnce, Tıp Fakültesinde araştırma kültürünü güncelleştirerek geliştirmek ve klinik araştırmalar hakkında eğitim vermek amacı taşıdığını ifade etti.

    Birimin ayrıca bilimsel değeri yüksek, tıp bilimine ve tıbbi pratik uygulamalara yön veren bilimsel yayın ve projelerin sayısını artırarak, yabancı bilim insanlarını Atatürk Üniversitesine çekeceğini, üniversiteye ulusal ve uluslararası tanınırlık ve prestij kazandıracağını aktaran İnce, ulusal (BAP, TUBİTAK) ve uluslararası finansman desteği almanın ofis için önemli olduğunu söyledi.

    Rektör Prof. Dr. Ömer Çomaklı, Anesteziyoloji Klinik Araştırma ve Uygulama Ofisinin, multidisipliner yaklaşımla Atatürk Üniversitesi bünyesindeki fakülte, enstitü, yüksekokul, meslek yüksekokulu, araştırma ve uygulama merkezleri ile ortaklaşa bilimsel projeler geliştirmek amacıyla öğretim üyeleri ve lisansüstü öğrencilerine yönelik faaliyetlerde bulunmak hedefleri doğrultusunda kurulduğunu söyleyerek, aynı zamanda sağlık alanında istatistiksel düşünmenin ve istatistiksel akıl yürütmenin öğretim elemanları ve lisansüstü öğrenciler arasında yaygınlaşmasını ve daha iyi anlaşılmasını sağlamak amacı taşıdığını da ifade etti.

  • ESOGÜ’de “Acillerde Klinik Yaklaşım ve Görüntüleme” konulu etkinlik

    Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Acil Tıp ve Radyoloji Anabilim Dalları işbirliğinde, Tıp Fakültesi öğrencilerine yönelik “Her Mezun Ne Bilmeli? Olmazsa Olmazlar” başlıklı ve “Acillerde Klinik Yaklaşım ve Görüntüleme” konulu bilgilendirme etkinliği düzenlendi.

    ESOGÜ Prof. Dr. Necla Özdemir Konferans Salonu’ndaki etkinliğe katılan ESOGÜ Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Nurdan Acar, Doç. Dr. Engin Özakın, Doç. Dr. Muhammed Evvah Karakılıç ve Dr. Öğr. Üyesi Filiz Baloğlu Kaya ile Radyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Betül Tiryaki Baştuğ, yaptıkları sunumlarda, özellikle mezuniyet sonrasında deneyimin henüz oturmadığı mesleğin ilk yıllarında, acillere yaklaşım ve acil görüntülemenin olmazsa olmazlarının bilinmesinin önemini vurguladılar. Konuşmacılar, bu noktaların bilinmesinin kısa sürede çözüm gerektiren acil olgularda; olgu ile tam örtüşen klinik muayene yapmayı, uygun laboratuvar testlerinin ve radyolojik görüntüleme tekniklerinin seçimini ve her hekimin tanıması gereken radyolojik görüntülerin doğru şekilde değerlendirilmesini sağlayacağını ifade ettiler.