Etiket: KKTC

  • Dünya Diplomatlar Birliği KKTC temsilciliği açıldı

    Dünya Diplomatlar Birliği Kıbrıs Temsilciliği, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin başkenti Lefkoşa’da açıldı.

    Dünya Diplomatlar Birliği Kıbrıs Temsilciliği, başkent Lefkoşa’da açıldı. Kıbrıs Amerikan Üniversitesi (KAÜ) Mütevelli Heyeti Başkanı Serhat Akpınar’ın girişimleriyle gerçekleşen açılışa, Dünya Diplomatlar Birliği Genel Başkanı Günther Meinel ile Albayrak Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Albayrak, KKTC Meclis Başkan Yardımcısı Zorlu Töre, ana muhalefet partisi UBP Genel Başkanı Ersin Tatar, Kıbrıs Diplomatlar Birliği Başkanı Serhat Akpınar katıldı.

    “Hedef Kıbrıs’ı bir barış adası yapmak”

    Serhat Akpınar açılışta gerçekleştirdiği konuşmada, Dünya Diplomatlar Birliği Kıbrıs Temsilciliği’nin Lefkoşa Derboyu’nda açılmasının önemine değinerek önümüzdeki süreçte sadece Avrupa Birliği (AB) değil Birleşmiş Milletler’e (BM) üye tüm ülkelerle iş birliği yapacaklarını söyledi. Dünya Diplomatlar Birliği Kıbrıs Temsilciliği olarak ülke adına çok önemli adımlar atacaklarına inancını dile getiren Akpınar, hedeflerinin Kıbrıs’ı bir ‘barış adası’ yapmak olduğunu kaydetti.

    “İş çevresini de katacağız”

    Dünya Diplomatlar Birliği Genel Başkan Yardımcısı ve Albayrak Holding Başkanı Adnan Albayrak, Birliğin BM nezdinde önemli hizmetler verdiğini belirterek, bu hizmetlere Kıbrıs Türk iş çevresini de katacaklarını söyledi. Albayrak, toplantıda wantozun (enerji silahının) resmi tanıtımının ilk defa 5 Aralık’ta yapılacağını kamuoyu ile paylaştı.

    “Unutulan ülke Kuzey Kıbrıs”

    Dünya Diplomatlar Birliği Genel Başkanı Günther Meinel konuşmasında dünya üzerinde unutulmuş bir ülke durumunda olan Kuzey Kıbrıs’ı Avrupa Birliği’ne entegre etmek için çalışacaklarını dile getirdi. Kıbrıs Türkünün Avrupa’da adeta ‘üvey evlat’ muamelesi gördüğünü ifade eden Meinel, bunu normal evlat durumuna getirmeyi hedeflediklerini söyledi.

    Konuşmaların ardından Dünya Diplomatlar Birliği Kıbrıs Temsilciliği’nin açılışı gerçekleştirildi.

  • KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı: “Kıbrıs’ta iki toplum tarihsel ir sorumlulukla karşı karşıya”

    KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs’ta iki toplumun tarihsel bir sorumlulukla karşı karşıya olduğunu söyledi.

    Boğaziçi Zirvesi’ne, 80 ülkeden siyasetçi ve işadamı katıldı. Ana teması ’Barışın Sürdürülebilmesi ve Herkes İçin Kalkınma’ olarak belirlenen zirvenin açılış konuşmasını yapan KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, zirvenin temasını oluşturan barış ve kalkınmanın dünyamız için yaşamsal öneme sahip iki temel ihtiyaç olduğunu söyledi. Dünyanın 40’tan fazla bölgesinde savaş koşulları olduğunu ve sıcak çatışmalardan etkilenen insan sayısının son 10 yılda 2 kat arttığını belirten Akıncı, “Birleşmiş Milletler’in bu ayın başında yayınladığı rapora göre dünya nüfusunun yarısı günde 2 doların altında bir parayla geçinmeye çalışıyor. Yoksulluk, açlık, hastalık ve eğitimsizliğe yol açıyor. Bütün bunlar dünya ölçeğinde barışa uğraş vermenin ne kadar değerli olduğunun kanıtıdır. Savaşlar tüm insanlara zarar verir, barış koşulları ise kalkınmanın en önemli ivme kaynaklarından biridir. Barış ortamı yoksa sürdürülebilir kalkınma yoktur. Öte yandan, sürdürülebilir kalkınma yoksa barış ortamı her zaman tehdit altındadır” dedi.

    Son dönemde Kıbrıs adasındaki hidrokarbon yatakları ile ilgili tartışmalara da değinen Akıncı, hem Kıbrıs hem de bölge ölçeğinde barış kalkınma ilişkisini test etmek için çok önemli bir fırsat bulunduğuna dikkat çekti. Akıncı, şöyle devam etti: “Kaynakların birlikte değerlendirilmesini öngören bir vizyon sayesinde herkesin kazançlı çıkacağı ve kimsenin kaybetmeyeceği bir ekonomik iş birliği ortamı yaratılabilir. Bu ekonomik ortaklık bölgenin huzura kavuşmasının anahtarına dönüşebilir. Bugün iki toplum tarihsel bir sorumlulukla karşı karşıya. İki topluma ait olan doğal kaynakların yine bu iki toplumun refahını artıracak şekilde değerlendirilmesi şart. Güney Kıbrıs yönetimi ortak payları tek başına sahiplenme anlayışını terk etmelidir. Adanın zenginliklerini, projeleri hiçe sayarak sadece kendi hanesine yazma girişimi tarihsel sorumlulukla bağdaşmaz. Yapılması gereken gerginlik politikası yerine iş birliği yaklaşımıdır. Kıbrıs’ın çevresinde varlığına inanılan zengin doğal gazın diğer kaynaklarla da birleştirerek Türkiye ve Yunanistan üzerinden Avrupa’ya ulaştırılması istikrar ve kalkınma yolunda önemli bir adımdır ve bu gelişmeler herkese ekonomik fayda sağlayacak. Bundan da önemlisi kalıcı bir barış ve iş birliği ortamı oluşturulacak olmasıdır.”

    Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak da açılış konuşmasında dünyada ticaretin önemine dikkat çekerek, nüfus ve eğitimin artması ile teknolojinin gelişiminin tüm dünya genelinde ticaret hacminin de artmasını sağladığını söyledi. Olpak, şöyle konuştu: “19. yüzyılı imparatorluklar, 20. yüzyılı ideolojiler,21. yüzyılı ise küreselleşme çağı olarak kabul ediyoruz. Zamanın böylece hızlı aktığı süreç içerisinde tarih boyunca insanların birbirini anlamaya en yakın olduğu süreçteyiz. Ama geldiğimiz yerde bu anlayışı yeterince oluşturamadığımızı görüyoruz. Geçen seneki zirvede ’değişimin merkezine insanı almalıyız’ demiştim, bu görüşümü tekrar ifade etmek istiyorum. Farklılıklara saygı duyarak ve özgür renklerimizi koruyarak ortak bir dil, kalkınma anlayış geliştirmek bir ütopya değil, ihtiyacımız. Dünyanın bir ucunda olup bitenler artık çok yakınımızda duruyor. Artık fikirde ve harekette daha fazla birlikte olma zamanı”.

  • KKTC Cumhurbaşkanı Sözcüsü Burcu’dan Rumlara tepki

    KKTC Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Barış Burcu, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi sözcüsü Prodromos Prodromu’nun, “siyasi eşitliğin sayısal eşitlik anlamına gelmeyeceği” açıklamalarına tepki gösterdi.

    KKTC Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Barış Burcu, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın dün basın toplantısında yaptığı açıklamada Kıbrıslı Türklerin azınlık olmayı kabul etmeyeceğini ifade eden sözlerine karşılık, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi sözcüsü Prodromos Prodromu’nun, “siyasi eşitliğin sayısal eşitlik anlamına gelmeyeceği” açıklamalarına tepki gösterdi. Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın Kıbrıslı Türklerin azınlık olmayı kabul etmeyeceğini ifade eden açıklamalarına karşılık Rum Yönetimi Sözcüsü Prodromos Prodromu, siyasi eşitliğin sayısal eşitlik anlamına gelmeyeceğini ifade ederek, Kıbrıslı Türklerin işleyebilir olmayan bir devlet talebinden vazgeçmeleri yönünde bir açıklamada bulundu.

    Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Burcu ise yaptığı açıklamada, “Sayın Prodromos Prodromu’nun açıklamasında belirttiği gibi siyasi eşitlik elbette her federal organda sayısal eşitlik anlamında değildir. Federal organların bazılarında sayısal eşitlik olacağı gibi, bazılarında ise 2’ye 1 oranında temsiliyet olacağı genel çerçevede uzlaşılmış bir husustur. Sayısal eşitliğin olmadığı federal organlarda ve karar alma süreçlerinde Kıbrıslı Türklerin etkin katılımı söz konusudur. Yani federal yönetimde alınacak her kararda, en az bir Kıbrıslı Türk’ün olumlu oyunun iştiraki gerekmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın vurguladığı husus budur. Çünkü kararlara etkin katılım olmadığı takdirde, Kıbrıs Türk kurucu devletini temsilen federal organlarda yer alacak kişilerin varlığı göstermelik olur. Bu vesileyle bir kez daha anımsatmak isteriz ki federasyonlar çoğunluğun azınlığı idare ettiği sistemler değildir, kararlar üniter devletlerdeki gibi basit çoğunlukla alınamaz. BM kararlarında da yer aldığı gibi, Kıbrıs’ta federal çerçevede bulunacak bir çözümde de sistem, tarafların eşit siyasi ortaklığı ilkesine dayanacaktır. Sayısal eşitliğin olmadığı organlarda siyasal eşitliğin karşılığı da kararlara etkin katılımdır. Bu temel gerçekliğe karşı olmak, federal çözüme ve siyasal eşitliğe karşı olmakla eş anlamlıdır. Kıbrıs Rum liderliğinin gerçekleri esas alarak bu hususları kendi toplumuyla açık yüreklilikle paylaşması dileğimizdir” ifadelerini kullandı.

  • KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı: “Kıbrıslı Türkler, Rumların hakim olacağı üniter bir devlette azınlık haklarıyla yetinmeyi kabul etmeyecek”

    KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıslı Türklerin Rumların hakim olacağı üniter bir devlette azınlık hakları ile yetinmeyi kabul etmeyeceklerini söyledi.

    KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs sorunundaki son duruma ilişkin basın toplantısı düzenledi. Cumhurbaşkanı Akıncı, Kıbrıslı Türklerin Rumların hakim olacağı üniter bir devlette azınlık hakları ile yetinmeyi kabul etmeyeceklerini vurgulayarak, “Kıbrıs Rum tarafında da bazı çevreler iki ayrı devlet fikrine yakınlık duyabileceklerini ima etseler de Rum toplumunun büyük çoğunluğunun iki ayrı devlet oluşumunu onaylamayacağı aşikardır” dedi. “Bu durumda görünürdeki olasılık ya Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplumun da destek vereceği iki kesimli, iki toplumlu siyasi eşitliğe dayalı federal çözüm için çalışmak ya da statükonun devamına göz yummaktan ibarettir” diyen Akıncı, mevcut durumun bugün için Kıbrıslı Türkler açısından daha acı verici olsa da Kıbrıslı Rumlar bakımından da çözümsüz geçecek zamanın neler getireceğini kesin olarak öngörmenin kolay olmadığını ifade etti. “Statükonun devamı her iki toplum açısından da çeşitli tehlikeler barındırmaktadır. O halde akıl işi makul bir uzlaşıyı federal çerçevede sağlamaktan geçmektedir. Bu noktada son günlerde Sayın Anastasiadis’in gündeme getirdiği desantralizasyon konusu ve siyasi eşitlik üzerine görüşlerimi sizinle paylaşmak istiyorum” diyen Akıncı, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bilindiği gibi bulunacak çözümün her iki toplumun siyasi eşitliğine dayalı olacağı birçok Birleşmiş Milletler kararında, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri raporlarında, 11 Şubat 2014 mutabakatında ve iki taraf arasında sağlanan birçok uzlaşmada yer almaktadır. Egemenliğin iki toplumdan eşit olarak kaynaklanacağı, iki kurucu devletin yetkilerinin ve statüsünün eşit olacağı, iki toplum arasındaki ilişkinin bir çoğunluk-azınlık ilişkisi olarak nitelendirilemeyeceği hep karara bağlanmış hususlardır. Bunun yanında siyasi eşitliğin her federal kurulda eşit sayısal temsiliyet anlamında olmamakla birlikte federal hükümetin tüm organlarında ve kararlarında etkin katılım anlamı taşıdığı belirtilmektedir. Dolayısıyla sözünü ettiğim Birleşmiş Milletler parametreleri çerçevesinde yürütülen müzakerelerde sayıca eşitlik olmayan kurullarda her iki taraftan da en az bir olumlu oy ilkesi üzerinde tartışılmış ve örneğin 7-4 olarak belirlenen Bakanlar Kurulunda bu ilke benimsenmiştir. Bunun da ötesinde dış politika, güvenlik ve savunma konularında başkan ve başkan yardımcısının kararları ancak birlikte alabilecekleri üzerinde uzlaşılmıştır.”

    Bu noktada Kıbrıs Rum yönetimi lideri Nikos Anastasiadis’ın açıklamalarından yola çıkacak olunursa durumun kafa karışıklığına yol açtığını söylemek durumunda olduğunu ifade eden Akıncı, “Şöyle ki, Sayın Anastasiadis, verdiği örnekte Bakanlar Kurulunda East-Med projesi oylanır ve Kıbrıslı bir Türk bakanın olumlu oyu da gerekli olursa bu durumda ne olacağını sorgulamıştır. Demek istemiştir ki Kıbrıslı Türk bakanlar doğalgaz için İsrail-Güney Kıbrıs-Yunanistan-İtalya güzergahı yerine Türkiye üzerinden boru hattının gitmesini isteyecek ve diğer projeyi engelleyecektir. Sayın Anastasiadis böyle bir durumu kabul edemeyeceğini anlatmak istemiştir” diye konuştu.

    Ortaya çıkan durumla ilgili Akıncı, “Birincisi, Sayın Anastasiadis daha önce kabul ettiği Federal Bakanlar Kurulundaki Kıbrıslı Türk bakanların kararlara etkin katılımını da artık geçersiz saymaktadır. İkincisi, sınırlı olarak geçerli saydığını düşünsek, bu defa da enerji konularını bile Kıbrıslı Türkler açısından yaşamsal bir alan olarak görmemektedir. Çünkü kendi ifadesine göre Kıbrıslı Türklere kendi yaşamsal konularında bir olumlu oy hakkını kabul ettiğini söylemektedir. Bu durumda Kıbrıs’ın doğalgazı ve nakil projeleri Anastasiadis’e göre federasyon kurulsa da sadece Rum toplumunu ilgilendiren bir konu olacaktır. Bunun mantıklı bir izahı olabilir mi?” şeklinde konuştu.

    Anastasiadis’in doğalgazın daha mantıklı, kısa mesafeli ve daha düşük maliyetli bir güzergah olan Türkiye üzerinden taşınmasına çözümden sonra bile razı olmadığını söyleyen Akıncı, “Kısacası ona göre Doğu Akdeniz enerji politikalarında Kıbrıslı Türklerin de, Türkiye’nin de yeri yoktur. Halbuki bu alanda Kıbrıslı Türkler ve Türkiye’nin de dahil olacağı, ortak akılla yürütülecek işbirliği projelerine ihtiyacımız olduğu açıktır. Ancak bu şekilde adamızda ve bölgemizde barış ve istikrara katkı yapmamız mümkün olacaktır” dedi.

    Bugün Derinya ve Aplıç kapılarının açıldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Akıncı, bunun her iki topluma da hayırlı olmasını diledi. Akıncı, “Biraz geç oldu, güç oldu ama oldu. Kuşkusuz hedefimiz sadece yeni kapıların açılması ile sınırlı değildir. Asıl hedef iki toplum arasında sınırlara gerek olmayan bir yapıyı oluşturabilmektir ama bunun için de karşılıklı kabul edilebilir bir çözüme ulaşmak zorunluluğu vardır” diye konuştu.

    Desantralizasyon konusunun merkezi hükümetteki yetkilerde azaltma yapılarak, iki kurucu devletin yetkilerinin artırılmasının tartışmaya kapalı oldukları bir konu olmadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Akıncı, “Ama Sayın Anastasiadis’e de söyledim, bunların somut olarak ortaya konması gerekir ve ucu açık olmayan, sonuç odaklı bir süreç söz konusu olacaksa bunların iyi niyetle değerlendirilmesi mümkündür. Şunu da belirtmem gerekir ki, bugüne kadarki müzakerelerde Rum tarafının tavrı bunun tersi olmuştur. Halbuki Klerides’in de deyişiyle merkezi hükümette yetkilerin çok olması, farklı yaklaşımlardan doğan görüş ayrılıkları ve sürtüşmeleri de artırma potansiyeli taşımaktadır. Ancak bir noktada açıklıkla şunu söylemek durumundayız; kurucu devletlerin yetkileri artsa da merkezi hükümette kalacak yetkilerin uygulanmasında kararların basit çoğunluk-azınlık esasında alınmasını kabul edemeyiz” dedi.

    Merkezi hükümette ortaklaşa karar alınması, her iki tarafın kararlara ortak katılımı istenmiyorsa bunun anlamının ya iki ayrı devlet ya da üniter bir devlet demek olduğunu kaydeden Akıncı, “Halbuki kurulmaya çalışılan ne biri ne de ötekidir. Eğer bu hala hazmedilemeyecekse, toplumlarımızı da dünya kamuoyunu da oyalamaya gerek yoktur. Şimdi açık ve net olma zamanıdır” dedi.

    Cep telefonları ve elektrik şebekelerinin birleştirilmesi konusunda da görüşlerini dile getiren Akıncı, her iki konunun da 2015 yılı Mayıs ayında uzlaşılan iki güven artırıcı önlemlerden olduğunu, tüm teknik alt yapılar müsait olmasına rağmen gerçekleşmediğini kaydetti. Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Cep telefonları konusunda Güney’de geçerli olan bir yasanın Kuzey’deki telefon operatörleri ile işbirliği yapılmasına imkan vermediği söylendi ve olay orada tıkandı. İsteyenlerin çift sim kart (Dual Sim Kart) kullanması önerildi. Bu kuşkusuz isteyenler tarafından bugün de uygulanabilir. Ama bu bireysel bir çözümdür. Bizim arayışımız, iki tarafın kurumları arasında birbirlerini tanımasalar da işbirliğini geliştirmek ve geleceğe hazırlanmaktır. Son günlerde bu konuda bazı olumlu gelişmeler olabileceği bilgisi getirildi. Bunun üzerine eğer toplumlarımıza bu konuda iyi haber verebileceğimiz bir durum oluşursa 12 Kasım’da (yani bugün) ara bölgede yeniden buluşmayı kararlaştırdık. Ne yazık ki olmadı. Bunun nedeni olarak da Kıbrıs Türk tarafının siyasi avantaj peşinde olduğu iddia edildi. Bunlar geçerliliği olmayan argümanlardır. İki tarafın operatörleri arasında Lüksemburg üzerinden sağlanacak işbirliği, ne siyasi tanınma getirir ne de Avrupa müktesebatına aykırıdır. Bunu Avrupa Birliği komisyonu da teyit etmiştir. Kıbrıslı Türk operatörler Güney Kıbrıs hariç tüm dünya ile Lüksemburg veya İsviçre üstünden iletişim kurabilmektedirler ama Kıbrıs’ta bu yapılamamaktadır. Kıbrıslı Türkler ve Rumlar Afrika dahil dünyanın her yerinden evleri ile konuşabilmekte ancak adanın bir tarafından diğerine geçince bunu yapamamaktadır. Bunun mantıklı bir izahı yoktur.”

    Bu basın toplantısının amacının sadece Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in düzenlediği basın toplantısına cevap oluşturmak ve bir karşılıklı suçlama kampanyasını körüklemek olmadığını da belirten Akıncı, “Kuşkusuz aydınlatılması gerekli konulara da değinilecektir. Ama esas amacım, geldiğimiz bu kritik kavşakta daha fazla zamanımızın olmadığının da bilinci içerisinde ve tarihi bir sorumluluğu hissederek düşüncelerimi ve görüşlerimi sizlerle paylaşmaktır” dedi.

  • Türkiye ve KKTC arasındaki ilişkiler değerlendirildi

    Vali Mahmut Demirtaş, KKTC Başbakanı Tufan Erhürman ve oda başkanları ile bir araya geldi.

    Vali Mahmut Demirtaş, bir dizi ziyaret ve temaslarda bulunmak üzere Mersin’e gelen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakanı Tufan Erhürman ile bir araya geldi.

    Adana Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Ramazan Akyürek, Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Atila Menevşe, Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Şahin Bilgiç, Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Sütcü’nün de katıldığı programda iki ülke arasındaki ekonomik ilişkiler ve kentteki özel yatırımlar değerlendirildi.

    Vali Demirtaş ve beraberindekiler yapılan sohbetlerin ve değerlendirmelerin ardından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakanı Tufan Erhürman’ı Adana Havaalanından uğurladı.