Etiket: KKTC

  • KKTC Cumhurbaşkanı Adayı Tatar: “Esareti değil, cesareti seçin“

    KKTC Cumhurbaşkanı Adayı Tatar: “Esareti değil, cesareti seçin“

    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Ulusal Birlik Partisi’nin (UBP) Cumhurbaşkanı Adayı ve Başbakan Ersin Tatar ulusa seslenerek, “Esareti değil, cesareti seçin“ dedi.

    KKTC’de 11 Ekim’de yapılan cumhurbaşkanlığı seçimleri hiçbir adayın yeterli oyu alamaması nedeni ile ikinci tura kalmıştı. 18 Ekim’de yapılacak olan ikinci turda ise Ulusal Birlik Partisi’nin (UBP) Cumhurbaşkanı Adayı ve Başbakan Ersin Tatar ve mevcut Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı yarışacak.

    Başbakan Tatar bugün ulusa seslenerek, 18 Ekim’de yapılacak olan seçim için vatandaşları sandığa çağırdı. Tatar, Rumların değişmeyen zihniyetiyle federal çözümü görüşmenin yararı olmayacağına vurgu yaparak, “Esareti değil, cesareti seçin” ifadelerini kullandı. Çok farklı bir seçim sürecinde olduklarını belirten Tatar, “Biz hala bir yandan salgınla mücadele etmeye, diğer yandan ekonomik sıkıntıları aşmaya çalışıyoruz. Sorunlarımız büyüktür. 3,5 milyar TL’lik bir bütçe açığımız olacağı öngörülmektedir. Çok çalışacağız ve Anavatan Türkiye ile iyi ilişkiler içinde olup bize katkılarını sağlayacağız. Bunu görmeden, bilmeden ahkam kesenler yanlış yapıyor. Sanki bize başka yardım eden, bizim varlığımıza, devletimize, egemenliğimize saygı duyan varmış gibi yalan yanlış bir şekilde Türkiye’ye saldırıyorlar” dedi.

    Kıbrıs Türk halkının çok büyük bir varoluş mücadelesi verdiğini, varlığını, kültürünü ve kimliğini koruduğunu hatırlatan Tatar, “Türkiye bize yardım etmeseydi, destek sağlamasaydı bugünlere gelebilir miydik? Peki, bugün eğer Türkiye bize destek çıkmazsa ekonomik sorunlarımızı aşabilir miyiz? Kalkınmamızı ileri götürebilir miyiz? Hayır. Dolayısı ile Türkiye ile iyi ilişkileri savunuyoruz, milletimiz, devletimiz, ülkemiz için Türkiye ile birlikte çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Akıncı başarısız oldu”

    Akıncı’nın hem iç konularda hem Kıbrıs konusunda hem de Türkiye ile ilişkilerde başarısız olduğunu belirten Başbakan Tatar, Akıncı’nın söyleyecek bir şeyi kalmadığı için mağdur edebiyatı ile seçimi kazanabileceğini zannettiği ifade etti. Tatar, “Rum tarafına karşı egemenlik mücadelesi vermekten kaçınan, devletimizi tanıtacağız dediğimiz zaman ‘olmaz’ diyerek önümüzü kesmeye çalışan Sayın Akıncı, Türkiye ile ilişkiler söz konusu olduğunda yalan yanlış iddialarda bulunuyor” dedi.

    Sıkıntıları mutlaka aşacaklarını ifade eden Tatar, yeni geleceğin güzel olacağını vurguladı. Birilerinin cumhurbaşkanlığı seçim döneminde ortaya konulan görüşleri kirletmeye çalıştığına işaret eden Tatar, “Sizin adayınız olarak ne söylüyorsam er ya da geç gerçekleşti, gerçekleşiyor. Maraş açıldı. KKTC iki devletli çözüm için masada olacak ve bunu da başaracak” ifadelerini kullandı.

    “Federasyon görüşmeleri Crans Montana’da çöktü”

    Kıbrıs konusundaki federasyon görüşmelerinin Temmuz 2017’de Crans Montana’da çöktüğünü hatırlatan Başbakan Tatar, “Rum tarafı federasyon derken başka şey istiyor, bizim federasyon talebimizin hedefi ise başka. Biz, kendi kendimizi yönetmeye devam edeceğiz, ortağı olacağımız merkezi devletin işleyişinde de etkili olacağız diyoruz. Rum tarafı, bizi var olan kendi devletlerine güçlendirilmiş azınlık hakları ile ortak yapmaya çalışıyor. Bizden, çok önemli toprak tavizleri istiyorlar. Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğü ile buradaki askeri varlığını sıfırlamak için meclislerinden oy birliği ile karar aldılar ve bunu masaya, ‘olmazsa olmaz’ bir talep diye koydular. 2017’de görüşmeler çöktü, hala bir zihniyet değişikliği yok ama biz yine federasyon için masaya oturacağız” dedi.

    “Aynı zihniyetle federal çözüm görüşmenin yararı olur mu?”

    Başbakan Tatar, “Aynı parametrelerle, aynı zihniyetle federal çözüm için görüşmenin bir yararı olur mu? Olmaz. Eğer olsaydı 50 yıldır olurdu. Ancak olmadı. Bunu hepimizi bilmiyor muyuz? Denenmiş ve başarısız olunmuş şeyleri tekrar tekrar yapmakla farklı bir sonuç elde etmek mümkün mü? Değildir. İşte bu nedenle biz de, Anavatan Türkiye de artık alternatifleri de ele alalım diyoruz. Bizimkiler, ‘hayır olmaz. Rum tarafı federasyonu bile kabul etmez, o nedenle bunları hiç kabul etmez’ diyorlar. Değerli arkadaşlar iki devletli çözüm olmaz demeyiniz. Bu gibi olaylar konjonktüre bağlıdır. Rum tarafı şimdi ‘2 devletli çözümü görüşmem’ diyor ama göreceksiniz, Doğru Akdeniz’deki gelişmeler, bizim izleyeceğimiz aktif siyaset ve Türkiye’nin giderek güçlenmesi karşısında gün gelecek bizimle 2 devletli çözümü görüşmek durumunda kalacaklar. Yeter ki önce biz kendimize inanalım, yeter ki biz bunun doğru yol olduğunu görelim” ifadelerini kullandı.

    “Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinin kalkmasına izin vermeyeceğiz”

    Açık bir yol ayrımında olduklarına işaret eden Tatar, “Doğu Akdeniz’de yaşananlar, doğal gaz ve petrol konularındaki gelişmeler olayların bizimle ilgili boyutunu federal çözüm olur mu olmaz mı, noktasından çıkarmış, Türk ve Yunan ulusları arasında bir sorun boyutuna taşımıştır. Bu yüzden, Doğu Akdeniz’de inanılmaz bir gerginlik yaşanıyor. Türk savaş gemileri ile Yunan savaş gemileri, Türk savaş uçakları ile Yunan savaş uçakları burun buruna geliyor. Bu yüzden Türkiye Kıbrıs konusu üzerinde çok büyük hassasiyetle duruyor” dedi.

    Başbakan Tatar, “Nereye, kiminle, nasıl yürüyeceğimize iyi düşünerek karar vermeliyiz. Kıbrıs Konusunda yeni bir durum vardır. Kıbrıs Konusu hidrokarbon kaynakları nedeniyle yeni bir evreye girmiştir. Artık denizleri, gökyüzünü de kapsayan bir mücadele vardır ve egemenlik çok daha fazla önem kazanmıştır. bizim hedefimiz çok açıktır. Biz egemen, eşitliğe dayalı bir çözüm istiyoruz. Bu da iki devlet demektir. Kalınan yerden masaya oturmayacağız. Yeni bir sürece başlamadan önce mutlaka Rum tarafının vizyonunun değişip değişmediğini görmek istiyoruz. O nedenle hidrokarbon konusunda bir geçici özel komite kuralım diyoruz. Eğer yeni bir süreç başlayacaksa da bu süreç için koşullarımız vardır. Ucu açık bir süreç olmamalıdır. Sonuç odaklı bir süreç olmalı ve daha baştan bu süreç sonucunda bir neticeye ulaşılmazsa, Kıbrıs Türkü’nün uluslararası alandaki yerini almasına artık engel konulmayacağı bize taahhüt edilmelidir. Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinin kalkmasına izin vermeyeceğimiz bilinerek bu sürece girilmelidir” ifadelerini kullandı.

    Kıbrıs Türk halkının artık Kıbrıs Konusunda Rum Tarafının peşine sürüklenmesinin söz konusu olmayacağını vurgulayan Tatar, “Geliniz yeni bir geleceğe, güzel ve aydınlık günlere ulaşmak için oylarınızı lütfen boşa harcamayınız. Bana güveniniz. Sizleri mahcup etmeyeceğim. Kavgayı değil uzlaşmayı, Masaya esir olanı değil yeni bir gelecek için cesaret göstereni seçiniz” dedi.

  • KKTC Cumhurbaşkanı Adayı Denktaş: “Kimin ne kadar oy aldığından çok daha önemli olan şey, bu ülkenin iradesinin gittikçe erozyona uğramasıdır”

    KKTC Cumhurbaşkanı Adayı Denktaş: “Kimin ne kadar oy aldığından çok daha önemli olan şey, bu ülkenin iradesinin gittikçe erozyona uğramasıdır”

    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı Serdar Denktaş yaptığı açıklamada, “Kimin ne kadar oy aldığından çok daha önemli olan şey, bu ülkenin iradesinin gittikçe erozyona uğramasıdır” dedi.

    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) bugün yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminde adayların hiçbirinin oyların salt çoğunluğunu alamaması nedeni ile ikinci tura kaldı. Seçimlerin ikinci tura kalmasının ardından Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı Serdar Denktaş açıklamalarda bulundu. Denktaş, “Kimin ne kadar oy aldığından çok daha önemli olan şey, bu ülkenin iradesinin gittikçe erozyona uğramasıdır” dedi.

    Denktaş, bir seçimin daha geride bırakıldığını ve aldığı oydan memnun olmadığını ifade ederek, “Ancak üzerinde durmamız gereken ve benim de önümüzdeki günlerde üzerinde kafa yoracağım konu, ülkemiz insanın yarısının sandığa gitmediği gerçeğidir” ifadelerini kullandı. Denktaş, “Ben öncelikle aileme, sonra da benimle birlikte canla başla çalışan ekibime ve mesajlarımın kitlelere ulaşmasını sağlayan basın mensuplarına teşekkür ederim. Elbette önümüzdeki bir iki gün içerisinde çok kapsamlı bir değerlendirme yapıp seçim sonuçları ile ilgili fikirlerimi halkımla paylaşacağım” dedi.

  • EkoAvrasya Başkanı Hikmet Eren, “Maraş, KKTC için bir millî mücadele meselesidir”

    EkoAvrasya Başkanı Hikmet Eren, “Maraş, KKTC için bir millî mücadele meselesidir”

    Avrasya Ekonomik İlişkiler Derneği (EkoAvrasya) Yönetim Kurulu Başkanı Hikmet Eren, Kapalı Maraş’ın sahil kesiminin 46 yıl sonra açılışı hakkında değerlendirmelerde bulundu.

    Kıbrıs Türk halkının Doğu Akdenizde sürdürmüş olduğu varlık mücadelesinin devamı için Kapalı Maraş hamlesi ile çok önemli bir adımın atıldığını söyleyen Hikmet Eren, “Maraş bölgesi, Kıbrıs sorununun çözümündeki en kritik meselelerden olan mülkiyet hakkı uyuşmazlığının önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Maraş’ın, döneminde tamamen Osmanlı mülkiyetinde olan bir toprak olduğu belgelerde mevcuttur. Yani şu anda da KKTC toprağı olduğu gerçeği tartışmasızdır. Kıbrıs Türk makamları her türlü tasarruf hakkına sahiptir ve bugün sahildeki dikenli teller kaldırılarak tarihe önemle not düşülecek bir açılış gerçekleşmiştir. Artık Maraş’ın sahilleri 46 yıl sonra KKTC’nin kıymetli halkının istifadesine sunulmuştur” dedi.

    Maraş tamamen açıldığında tıpkı eskiden olduğu gibi dünyanın en önemli turizm merkezlerinden biri olmayı sürdüreceğini belirten Hikmet Eren, “Şimdilik Maraş bölgesinde özel mülk olarak sayılmayan yerler açılıyor. Devam eden süreçle diğer yerleşim yerlerinin de açılması planlanmaktadır. Şu an işleyen süreçte Mal Tazmin Komisyonu mevcut. Bu komisyona eski mülk sahipleri müracaat etmektedir ve bu müracaatlar değerlendirilmektedir. Mülklerin gerçek sahiplerine verilerek, bölgede çözümsüzlüğe sevk edici durumların yaşanmaması için çalışmalar hızla sürdürülmektedir” ifadelerini kullandı.

    Hikmet Eren, “Maraş’ın açılması, ülkenin sahip olduğu bütün potansiyeliyle beraber, tüm dünya ülkelerince KKTC’nin tanınırlığı için çok önemli bir adımdır. Maraş’ın açılması Doğu Akdeniz sürecini de etkileyecektir. Gerek Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne gerekse buradaki varlığı kabul etmekte karşıt duruş sergileyen yönetimlere önemli bir mesaj niteliğindedir. Maraş, KKTC için bir millî mücadele meselesidir. Bu açılış, sadece KKTC’nin değil, Türkiye’nin de Doğu Akdeniz’deki hakları ve varlığını vurgulamada verilen en önemli kararlardan biri olmuştur. Türkiye, Kuzey Kıbrıs yönetiminin aldığı kararın arkasında istisnasız durmuştur. Bu karara karşı duran yönetimlere, özellikle BM, GKRY, Yunanistan ve Rusya’ya karşı, Türkiye-KKTC ayrılmaz birlikteliğinin bu somut göstergesi ciddi mesajlar taşıyan uluslararası bir nota niteliğindedir” şeklinde konuştu.

    Kıbrıs Türk halkının yıllardır büyük bir özlem ile açılışını hayal ettiği Maraş bölgesi ile alakalı yapılan hamlenin doğru karar olduğunu ifadelendiren Hikmet Eren, “Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ve KKTC Başbakanı Ersin Tatar’ın yapmış oldukları açıklamalar, alınan karaların yerinde olduğunun ve hukukî olarak emin adımlarla yüründüğünün göstergesidir. Maraş hayalet şehir değil, hayallerin yıllar sonra dahi olsa gerçeğe dönüştüğü; bir ülkenin varlığını, millî gücünü haykırarak, tüm dünyaya hak ve hukukla ispatladığı, gerçekler üzerinde yükselen bir odak bölgedir. Türkiye ve KKTC, Maraş ve bölgesel tüm hususlarda birlikte hareket ettikleri sürece bölge barışına hizmet edeceklerdir ve uluslararası konjonktürdeki statüleri net olacaktır” dedi.

  • Şehirder: “KKTC Cumhurbaşkanı açıklamalarıyla Türk varlığına ihanet etmiştir

    Şehirder: “KKTC Cumhurbaşkanı açıklamalarıyla Türk varlığına ihanet etmiştir

    Şehir ve Kültür Araştırmaları Derneği (ŞEHİRDER) Yönetim kurulu bir yaptığı yazılı basın açıklamasıyla KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın, Kıbrıs’ın bağımsızlığı için can veren şühedaya ve tüm gücüyle KKTC’ye destek veren Türkiye’ye karşı ihanet içeren açıklamalarını kınadı.

    Kıbrıs tabii ki Türktür Türk kalacak!

    ŞEHİRDER Yönetim Kurulu’nun yaptığı açıklama şöyle:

    “Aşağıdaki cümlelerin kim tarafından söylendiğini kapatsak okuyan herkes, buna Rumlar da dahil bu cümlelerin bir Ruma yahut Rum yanlısına ait olduğunu zorlanmadan ifade edecektir.

    KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın, İngiliz The Guardian’a yaptığı açıklamalarda federal çözüme tez zamanda varılmazsa bölünmüşlüğün kalıcı hale geleceğinden korkması ve ayrıca Kıbrıslı Türklerin laik, demokratik ve çoğulcu kimliğini korumak istediklerini belirtirken, Türkiye’ye bağlanma ihtimalini ’korkunç’ olarak nitelemesi tam bir skandaldır. ‘Kıbrıs Türktür, Türk kalacaktır.” siyasetini 1950’lerin sloganı olduğunu ve bunun hiçbir gerçekle ilgisinin olmadığını söylemesi tam bir akıl izan işi değildir. Akınc açıklamasının devamında KKTC’nin ‘Ankara tarafından yutulabileceğini’ ve ‘de facto Türkiye iline dönüşebileceğini’ söylemesi eminiz ki Rum tarafını ziyadesiyle mutlu ve memnun etmiştir.

    Rumların sözcüsü ancak bu kadar olur

    Kıbrıs Cumhurbaşkanına bu haddini aşan sözlerini, Türkiye’nin Suriye politikalarına veya Akdeniz’deki sondaj çalışmalarından rahatsız olan birilerinin söylettiği apaçık ortadadır. Yaklaşan Kıbrıs seçimlerine 1571’de Türklerin karşısında yer alanların yanında girmek Mustafa Akıncı’yı başarılı olacağı yönünde inandırmışa benziyor. Bu inancının karşılığını Kıbrıs’ta hatırı sayılır taraftar bulmasıyla görmeye başladı bile. Kendisinin ve taraftarlarının göremediği şey ise 1918’den beri İslam topraklarında oluşmaya başlayan “vatana ihanet” damarının organik bir temsilcisi olduklarıdır.

    Kıbrıslı Niyazi Berkes “Unutulan Yıllar” adlı kitabının (İletişim, 2005) 27. sayfasında diyor ki: “(Birinci Cihan Harbi sonunda) umutsuzluğa düşen (Kıbrıslı) Türk halkının ister istemez İngiliz idaresini artık yalnız bir oldubitti olarak değil, Yunan “tehlikesine” karşı bir dayanak olabileceğini benimsemeye başlaması” Kıbrıs’ta yaşayan halklar için bir zıtlık oluşturmuştur. “Anadolu’da İstiklal Harbini Türklerin kazanması Kıbrıs’taki Rum halkını bir Türk düşmanı değil, İngiliz düşmanı yapmıştır.” Bu zıtlık Kıbrıs Türk halkını ne yapmıştır sorgulamak lazım. Kıbrıs medyası şu sıralar takip edilirse hem söylemek istediğimiz net bir şekilde anlaşılır, hem de sorduğumuz soru bir cevaba kavuşur. O zamanlar umutsuzluğa düşülmüştü, şimdi vefa borcu mu ödeniyor? Mandacılığı kabul etmeyerek “Ya istiklal, ya ölüm” diyen bir millete, Mustafa Akıncı “Bu Türkiye’nin de yararına olacaktır!” diyerek aslında bırakın hadsizlik etmeyi ateşle oynadığını beyan etmektedir.

    Sözlerinin altında kalmaya mahkûmdur

    “Asıl cevap, elbette halkın vereceği cevaptır” diyerek bir referandum çağrısında bulunan Akıncı seçim öncesi kamuoyu yoklama hevesinde. Gerçekte ise uluslararası planda Türkiye’nin elini zayıflatmak. Akıncı’nın bu açıklamalarını Türk topraklarına açıktan bir saldırı olarak kabul ediyoruz ve karşılık olarak 1974’ü hatırlatıyoruz. KKTC’nin bir Türk vatanı olması, Türkiye Cumhuriyeti’ne bağımlılığı bir seçim malzemesi yapılamayacak kadar ağır konudur. KKTC Cumhurbaşkanı bu ağırlığı kaldıramamıştır ve bu sözlerinin altında ezilmeye mahkûmdur. Kendisine Türk varlığına karşı ihanet içerisinde olduğunu hatırlatıp şiddetle kınıyoruz.”

  • KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı ölüm tehditleri nedeniyle polise başvurdu

    KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı ölüm tehditleri nedeniyle polise başvurdu

    KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, kendisine yönelik ölüm tehdidi ve hakaret içeren paylaşımlar nedeniyle polise başvuruda bulundu.

    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, geçtiğimiz hafta Barış Pınarı Harekatı ile ilgili yaptığı açıklamanın ardından sosyal paylaşım siteleri üzerinden ölüm tehdidi alması ve hakaret içeren paylaşımlar nedeniyle polise başvurdu.

    Polis Genel Müdürü Süleyman Manavoğlu, konuya ilişkin kendileri tarafından halihazırda başlatılan bir çalışma bulunduğunu, bugün verilen dosyanın da eklenerek gereğinin süratle yapılacağını belirtti. Başsavcı Behiç Öztürk de, “Tüm hassasiyetimizle çalışacağız” dedi. Polis Genel Müdürlüğü ile Başsavcılığa, polisin ilgili birimlerince saptanacak olan benzeri diğer iletilere yönelik gerekli teknolojik tespitler de yapılarak, paylaşımların failleri hakkında tüm yasal işlemlerin gecikmeksizin yapılmasının gerekliliği hatırlatıldı. Polis Genel Müdürlüğü ile Başsavcılığa bugün teslim edilen dosyanın bir kopyası Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçiliğine de iletildi.