Etiket: Kızlarının

  • Ulucami’deki Canlı Bombanın Ailesi Kızlarının Cenazesini Aldı

    Bursa’da 27 Nisan günü Ulucami’de 23 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan canlı bomba saldırısının faili PKK’lı teröristin parçalanmış cenazesi ailesi tarafından Adli Tıp Kurumu Morgu’ndan alındı.

    Emniyet Müdürlüğü’nün PKK’lı terörist Eser Çali’nin cenazesinden aldığı DNA örnekleri Iğdır’da yaşayan ailesinin DNA örnekleriyle eşleşti. Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi öğrencisi 24 yaşındaki Eser Çali’nin cenazesi için Iğdır’da yaşayan çiftçi babası Salih Çali kızının cenazesini almak için harekete geçti. Daha önceki açıklamalarında kızının kendisine yazık ettiğini ifade eden Eser Çali, “Devlet cenazesini verirse alırım. Sonuçta benim evladım” demişti.

    Bu sabah saatlerinde Salih Çali, beraberinde Yakınlarını Kaybedenler Derneği Başkanı Halit Bozbey ve HDP üyesi İshak Tekin ve Mahmut İpekten ile birlikte Bursa Adli Tıp Kurumu’na gelerek kızının cenazesini almak istediğini söyledi. Baba Çali, Iğdır Belediyesi’nin cenaze için kendilerine araç vermediğini ifade ederken, Şanlıurfa’nın Viranşehir Belediyesi’nden tahsis edilen araçla Bursa’ya geldiklerini ve bugün konuşmak istemediğini belirtti.

    İşlemlerin ardından polisin aldığı güvenlik tedbirleriyle bombacının cenazesi Iğdır’a gönderildi.

  • Hidayet Ve Eşi Banu Türkoğlu, Kızlarının Doğum Günününde Duygulandı

    Hidayet Türkoğlu, kızı Ela’nın 7’inci doğum gününü ilk kez Türkiye de kutlamanın kendisi ve eşini duygulandırdığını söyledi.

    Türkiye Basketbol Federasyonu CEO’su Hidayet Türkoğlu ve eşi Banu Türkoğlu, kızları Ela’nın 7’inci yaş gününü, aileleri ve dostlarıyla birlikte kutladı.

    NBA de profesyonel basketbol yaşamını sürdürdüğü süreç içinde kutlamaları da ailelerinden uzakta kalarak yaşayan Hidayet Türkoğlu, “Kızımız Ela’nın ilk kez bir doğum gününü Türkiye’de, burada edindiği yeni arkadaşlarıyla, ailelerimizin çocuklarıyla ve dostlarımızla birlikte kutladık. Bizim için de kızımız için de bu doğum günü çok özel oldu. Oyunlar oynadık, duygusal anlar yaşadık. Sıcacık bir doğum gününü sevdiklerimizle birlikte kutladık” dedi.

  • Özgecan’ın Ailesi Kızlarının Mezarını Ziyaret Etti

    Mersin’in Tarsus ilçesinde katledilen Özgecan Aslan cinayetinde, 3 sanığa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesinin ardından Aslan ailesi, kızlarının mezarını ziyaret edip dua etti.

    Tarsus’ta geçen şubat ayında hunharca öldürülen 20 yaşındaki Özgecan Aslan cinayeti ile ilgili sanıklar Ahmet Suphi Altındöken, babası Necmettin Altındöken ve arkadaşı Fatih Gökçe üçüncü kez mahkemeye çıktı. Üç sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Ayrıca tecavüz ve diğer suçlardan da minibüs şoförü Ahmet Suphi Altındöken’e 27, arkadaşı Fatih Gökçe’ye 24 yıl hapis cezası verildi.

    Kararın açıklanmasının ardından baba Mehmet Aslan, anne Songül Aslan ve amca Yaşasın Aslan ile yakınları, Özgecan Aslan’ın Mersin Şehir Mezarlığı’ndaki mezarını ziyaret etti. Acılı aile, kızlarının mezarı başında dua ederken, baba Mehmet Aslan, kızının mezarı üzerine yapılan melek figürlü heykeli öptü.

    “BU İŞ YASAYLA ÇÖZÜLMEZ”

    Mezar ziyaretinin ardından sanıklara verilen cezayı değerlendiren baba Mehmet Aslan, bu kararı beklediklerini, ancak verilen bu kararın kendisini sevindirmediğini söyledi. Toplumda bu konuyla ilgili ’iyi niyetten, iyi halden indirim almaları’ gibi sesler çıktığını kaydeden Mehmet Aslan, “Ama ben gerçekten kalben söylüyorum, ben bu sözlerin hiçbirine kulak asmadım. Ben hakikatin eninde sonunda tecelli edeceğini biliyordum. Şimdi kararın bu şekilde çıkmış olması tabi ki, aslında beni sevindirmiyor. Daha sonrasında onlarca Özgecan yine katledildi. Yani Özgecan Yasası’nın çıkmasıyla ilgili olarak siyasi partilerin, devletimizin, milletvekillerinin gereğini yerine getireceklerine hiç şüphem yok. Fakat yine de bu iş yasayla çözülmez. Caydırıcı özelliği olur mu? Evet olur. Ama en büyük yasa Allah’ın yasasıdır” dedi.

    “VURMAK YERİNE, ÖLDÜRMEK YERİNE YAŞATMAYI SEÇSELER, DÜNYA CENNETE DÖNÜŞECEK”

    İlk ilahi emre uyulmadıktan sonra bu sorunların bitmeyeceğini vurgulayan Mehmet Aslan, şöyle devam etti:

    “Bütün kainat sevgiden halka olmuş. Sevmeyi nasıl başaramıyor insanlar anlamıyorum. İnsanların yaradılışında, fıtratında olan çok muazzam bir güç. Çok basit. Bunu zorlaştıran her insanın içinde bir hain var, bir düşman var. Onunla savaşmak yerine, nefsiyle savaşmak yerine barışmayı tercih etseler, vurmak yerine, öldürmek yerine yaşatmayı ve sevmeyi seçseler, dünya cennete dönüşecek. Ancak bunu yapabilmek çok zor. Basit olan şeyi yapabilmek çok zor. Zor şeylerin peşinden koşmaktan kendimizi unuttuk, sevmeyi unuttuk, güzelliklerimizi unuttuk.”

    “ANADOLU’DA YAŞAYAN İNSANLAR, DÜNYANIN EN GÜZEL İNSANLARI”

    İnsanoğlunun, yer yüzünün en değerli varlığı, kainatın şerefli mahluku ve en şerefli yaratılmışı olduğunu vurgulayan Mehmet Aslan, “Hele Anadolu’da yaşayan insanlar dünyanın en güzel insanları. Bu en güzel insanların nasıl bu hale geldiğini bilim adamları, düşünürler, felsefeciler, gönül insanları elbette ki kendilerince biliyorlardı ama ne hikmetse kimse elini taşın altına koymuyor. Kimse rahatını bozmuyor. Bu ülke için savaşan, bu ülke için mücadele edip, hem bu ülke için hem insanlık için kendi rahatından, kendi varlığından vazgeçenlerden bu millet asla vazgeçmez. Bundan sonrasına bakmamız gerekiyor. Tarih hep tekerrür ediyor. Tarihin tekerrür etmesi her alanda devam ediyor. Zaman çok hızlı akıyor ve zamanın da en büyük yargıç olduğuna inanıyorum. Yarın 296. gün ile yeni bir sayfa açılacak. Güzellikleri görelim, basit yaşayalım, hızlı hayatın temposuyla bir yerlere yetişmekten artık vazgeçelim. İstesek de istemesek de yine de her şey olacağına varıyor” ifadelerini kullandı.

    Toplumun, Özgecan’ın bu şekilde ebediyete uğurlanmasından etkilendiğini belirten Aslan, “İnsanlar empati kurdular. Çünkü herkesin çocukları var, yarın bizim de başımıza gelebilir diye korktular. Ama bu korkuları bir çare olmayacak maalesef” diye konuştu.

  • Liseli Kızlarının Kazada Öldüğü Yere Karanfil Bıraktılar

    Bursa’da, okula giderken minibüsün çarpması sonucu ölen Didem Zeynep Çakar ile Ezgi Nil Topuz’un aileleri, kazanın olduğu yere çelenk ve karanfil bıraktı.

    Bursa-İzmir yolunda 25 Kasım 2010 tarihinde meydana gelen kazada, okul yolunda minibüsün çarpması sonucu hayatını kaybeden lise öğrencisi 2 genç kız, ölümlerinin 5’yılında ailesi ve yakınları tarafından anıldı. Hayatını kaybeden Didem Zeynep Çakar ile Ezgi Nil Topuz’un yakınları,, kazanın meydana geldiği Ertuğrulkent Mahallesi çıkışında Büyükşehir Belediyesi’nce yaptırılan ve iki genç kızın adının verildiği üst geçidin altında toplandı. Ezgi Nil Topuz’un babası Saffet Topuz, “Kızlarımız, 5 yıldır, bizden söz verip yapamadıklarımızı yapmamızı bekliyor ve halen daha düzeltemediğimiz çarpıklıklara bakıyorlar. Ne yazık ki bir türlü değiştiremediğimiz kuralsızlıklara bakıp bize hesap soruyorlar. Bizler de kendi çabalarımızla, bir avuç duyarlı insanımızla beraber trafik terörüyle ilgili mücadelemizi devam ettiriyoruz. Fakat bunca yıllık çabamıza rağmen bir arpa boyu ilerleyemedik. Onlar 5 yıldır bizden uzaktalar ve özlemimiz hiç azalmadı. Her sabah uyandığımızda ve her akşam uyumaya çalışırken onları arıyoruz. Onlar hayatta olsaydı beraber yapabileceklerimizi düşünerek geçiyor günler. Fazla söze gerek yok, halen daha başaramadık. Onlar, halen daha bizden verdiğimiz sözleri yerine getirmemizi bekliyor“ diye konuştu.

    Saffet Topuz, göz yaşlarına hakim olamadı. Kazada hayatını kaybeden Didem Zeynep Çakar’ın annesi Gülsüm Çakar ise adaletin yerini bulmasını istedi.

    Açıklamanın ardından Saffet Topuz ile Didem Zeynep Çakar’ın babası Sinan Çakar, annesi Gülsüm Çakar ve kız kardeşi Sinem Çakar, kazanın olduğu yola karanfil bırakarak dua etti. Öğrencilerin isimlerinin verildiği köprünün üzerinde ise, Didem Zeynep Çakar’ın ve Ezgi Nil Topuz’un fotoğraflarının yer aldığı, “Yaşamak bizim de hakkımızdı” yazılı pankart dikkatlerden kaçmadı.

    Güner Çalışkan’ın (32) kullandığı 16 GD 730 plakalı minibüs, 25 Kasım 2010’da, Bursa-İzmir kara yolunda yolun karşısına geçmeye çalışan Fatih Lisesi öğrencileri Ezgi Nil Topuz ve Didem Zeynep Çakar’a çarpmış, ağır yaralanarak Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırılan öğrencilerden Çakar aynı gün, Topuz ise 7 Aralık 2010’da hayatını kaybetmişti.