Etiket: Kızın

  • 16 yaşındaki kızın kaçırıldığı iddiası

    Kocaeli’nin Darıca ilçesinde, bir hafta önce ayrılmak istediğini söylediği erkek tarafından kaçırıldığı iddia edilen 16 yaşında ki E.İ.’nin bulunması için ailesi ellerinden ne gerekiyorsa yapacaklarını söyledi.

    Edinilen bilgiye göre olay, 9 Ocak Pazartesi günü akşam saatlerinde Darıca Kazım Karabekir Mahallesi İstasyon Caddesi üzerinde meydana geldi. İddiaya göre, 16 yaşındaki E.İ. ile 25 yaşındaki U.B. kısa bir süre görüştü. Kısa süreli görüşmenin ardından E.İ. isimli kız U.B.’den ayrılmak istedi. Bunun üzerine U.B., E.İ.’ye “Git beni şikayet et, seni seviyorum, kimseye yar edip kaybedemem. Darıca’dayım kendini kolla, bak tehdit ediyorum, git şikayet et” yazılı mesajlar yolladı. 9 Ocak Pazartesi akşamı ise iddiaya göre U.B., E.İ.’yi çalıştığı iş yerinin orada bulunan cadde üzerinde kolundan tutarak kaçırdı.

    “9 Ocak Pazartesi gününden beri kızımı göremiyorum, can güvenliğinden endişeliyim”

    Kaçırıldığı iddia edilen 16 yaşındaki E.İ.’nin babası Murat İbiş, “Olay günü saat 6 gibi eve geldim. Dışarıda bir takım işlerim vardı. Dışarı çıktım. Akşam kızımın yanına gittim. Kızımı o an çalıştığı yerde gördüm. Kızımı orada bıraktım eve geldim. Evde yemeğimi yedim. Daha sonra malum şahsın annesi eşimi aradı. ’Oğluma ulaşamıyorum’ dedi. ’Kızını aradım onun da telefonu kapalı’ dedi. Buradan apar topar çıkarak kızımın çalıştığı yere gittim. Kızımın orada olmadığını gördüm. Defalarca telefonunu aradım kızıma ulaşamadım. Daha sonra edindiğim bilgiye göre malum şahıs kızımı kaçırmış. Ama isteyerek ama zorla kızımı benden almış götürmüş. 9 Ocak Pazartesi saat 19.10’dan beri kızımı göremiyorum. Can güvenliğinden endişeliyim. Kızım beni bir kere aradı, ’şikayetini geri al ben geri geleceğim’ dedi. ’Sen şikayetini almadan ben gelemem’ dedi. Daha sonra kızımla konuşamadım. Kızıma dedim ’sen gel ben şikayetimi geri alacağım, ne gerekiyorsa da yapacağım’ dedim. Gereken bütün birimler savcılık olsun, polis olsun her tarafta kızımı arıyorlar” dedi.

    “Kızım orada kendi isteği ile durmuyor. Kendi isteği ile dursa bana çok rahat konuşurdu”

    Kızının zorla şahısların elinde tutulduğunu belirten İbiş, “Kızım benim her şeyimdi. O benim her şeyimdi. Ama aldılar kızımı elimden. Haberlere çıkacağımı duyunca bu sefer daha çok panik yapmaya başladılar. ’Kızını getireceğiz haberlere çıkmayın’ dediler. Çünkü korkuyorlar, kendileri esnaf olduğu için zarar göreceklerini bildikleri için haberlere çıkmamı istemiyorlar. Benim başka çarem kalmadı. Kızımı özledim. Altı yedi gündür ben kızımdan ayrı kalıyorum. Ondan ayrı yatıyorum. Kızım 16 yaşında, daha çocuk. Daha neyin ne olduğunu bilmeyen bir kız. Bir çikolata ile kızımı kandırabilirsiniz çünkü o kadar masum bir çocuk. O da benim kızımı bir çikolata ile kandırdı ve bir çikolata ile götürdü. Eminim ki benim kızım orada kendi isteği ile durmuyor. Çünkü telefondaki sesi bana onu öyle anlatıyor. Kızım orada kendi isteği ile durmuyor. Kendi isteği ile dursa bana çok rahat konuşurdu. Kızımı konuşturmuyorlar. Kızımın elinden telefonunu almışlar. Onlar ne zaman isterse o zaman irtibata geçebiliyoruz” şeklinde konuştu.

    “Çocuğun dayısı ve annesi yerlerini biliyor”

    Kızını kaçırdığını iddia ettiği çocuğun ailesinin çocuklarının nerede olduğunu bildiğini savunan İbiş, “Şuna eminim ki çocuğun ailesi kızın nerede olduğunu çok iyi biliyor. Çünkü onlar çok rahatlar. Bense pazartesi gününden beri ne bir yemek yiyebiliyorum, ne bir uyku uyuyabiliyorum. Benim tek derdim kızım. Kızımı bir an önce bulmak istiyorum. Şu anda emniyet savcılık her tarafta didik didik kızımı arıyorlar. Gören duyan varsa Allah rızası için polise haber versin. Ailesi ile konuştum bana yerlerini bilmediklerini söyledi. Ama ben eminim babası bilmiyor olabilir ama dayısı ve annesi mutlaka bunun yerini biliyor. Çünkü çocuk her gün annesini arıyor. ’Biz korkuyoruz, biz iyiyiz’ diyor. Korkunun ecele faydası yok” ifadelerini kullandı.

    “Kendi rızanla çıktın çıktın, yoksa eninde sonunda yakalanacaksın”

    Kızını kaçırdığını iddia ettiği U.B.’ye seslenen baba, “Bak güzel kardeşim sana da söylüyorum korkunun ecele faydası yok. Sen bugün kendi rızanla çıkarsan çıktın. Çıkmazsan eninde sonunda mutlaka yakalanacaksın. Sen hiç mi hastaneye gitmeyeceksin, hiç mi doktora gitmeyeceksin. Hiç mi bakkala çarşıya çıkmayacaksın. Elbet bir yerde mutlaka biri seni görecek. Seni biri mutlaka tanıyacak. Kızımı kaçıran şahıs U.B. isimli kişi. Edindiğim bilgiye göre İstanbul Beykoz civarında. Beykoz halkına sesleniyorum. Allah rızası için bu şahsı bir yerde gördüyseniz, ne olur en yakın polise haber verin. Bu benim kızımı kaçırdı. 25 yaşında ki bir kişi 16 yaşındaki bir çocuğu kaçırdı” dedi.

    “Kızım bana şikayetimi geri çekmezsem, onu geri vermeyeceklerini söyledi”

    Kızı ile en son dün gece görüştüklerini belirten baba, “Kızım en son dün gece saat 9 civarında beni aradı. ’Baba şikayetini geri al’ dedi. ’Sen şikayetini geri almazsan beri geri vermiyorlar, gelemem’ dedi bana. Beni neden aramıyorsun diye sordum, ’telefonumu aldılar telefonum yok’ dedi. Daha sonra ’alo alo’ dedim kızım ağlayarak ’babam bir şey söylüyor’ dedi, dinlemediler telefonu kapattılar. Bir daha da kızımdan haber alamadım. Ben hayatından şüphe ediyorum” diye konuştu.

    Darıca Kazım Karabekir Mahallesi Yeni Devir Sokak’ta yaşayan 16 yaşında ki E.İ.’nin ailesi, kızlarının bir an önce bulunmasını ve kızlarına en kısa sürede kavuşmak istediklerini belirttiler.

  • Üniversiteli anne ve kızın eğitim aşkı görenleri imrendiriyor

    Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde (ÇOMÜ) öğrenim gören anne Hülya Avcı ve ile kızı Sara Avcı’nın eğitim aşkı görenleri imrendiriyor.

    Çanakkale’de yaşayan 43 yaşındaki Hülya Avcı ile kızı 23 yaşındaki Sara Avcı aynı üniversitede öğrenim görüyor. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Sanat Tarihi 3’üncü sınıf öğrencisi Hülya Avcı ve kızı Bilgisayar Mühendisliği 3’üncü sınıf öğrencisi Sara Avcı’nın eğitim aşkı görenleri imrendiriyor. 24 yıllık evli Hülya Avcı ilk olarak liseyi açık öğretimden bitirdi. Ardından Avcı kızının azmettirmesiyle üniversite sınavına girerek kazandı. Üniversite öğrenimi başarılı bir şekilde sürdüren iki çocuk annesi Hülya Avcı bir yandan da ev işlerine devam ediyor. Vize ve final zamanlarında derslerine yoğunlaşan Hülya Avcı’nın yardımına ise bu dönemde eşi yetişiyor ve yemek ve ev temizliğinde kendisine destek oluyor.

    ’Birbirimizi tamamlıyoruz’

    24 yıllık evli ve iki çocuğu olduğunu belirten Hülya Avcı, “Kızım Sara üniversiteye, oğlum 7’nci sınıfa gidiyor. Çalışmıyorum, ev hanımıyım. Üniversiteye girme fikri, aslında azmettiricim kızım. Onun ısrarı üzerine oldu. Bir baktım üniversitedeyim. Biraz coşku vermek gerekiyormuş herhalde. Okuduğum bölüme ilgim vardı. Emekli olan bir arkadaş bu bölümü bitirmişti, ’yapacaksan eğer mutlaka o bölüme gitmelisin’ demişti. Oradan aklımda kaldı benim. 5 yıl önce falandı. O sebep oldu işte bunların hepsi. Kızımla aynı üniversiteyi paylaşmak çok güzel, hoş. Hoşta tepkiler, çok da güzel tepkiler alıyoruz aslında. İlk zamanda aslında kızımla olur mu, olmaz mı? Çünkü gençler annesiyle birlikte aynı üniversitede biraz huzursuz olabilirler. Hani velileriyle birlikte aynı ortamda olmaktan, nasıl hisseder, neler yapar diye endişelendik önce ama sonra baktık çok iyi anlaşıyoruz, çok iyi oluyor birbirimizi tamamlıyoruz. Ödevler olsun, dersler, konular olsun. Çok iyi gidiyor şimdilik” dedi.

    ’Evde vize ve final haftaları çok zor geçiyor’

    Kızının kendisine daha çok destek olduğunu belirten Hülya Avcı, “Eşimle diğer çocuğumda bana çok destek oldu. Onlarda destekliyorlar. Sorun çıkartmıyorlar. Ev hanımlığı ve üniversite okumak ikisi bir arada çok zor oluyor. Hem dersler hem okul eve gidince sorumluluklarınız var ikisi birlikte baya bir yükümlülük oluyor. Bu baya bir ağır geliyor insana ama alışıyor insan. Birinci yılın sonunda bırakmayı düşündüm. Ama ailem olsun buradaki arkadaş çevrem olsun destek oldular. ’Devam etmeliyiz’ dediler. Devam ettik alıştık. Şimdide bırakamıyoruz, bırakmayacağız. Üniversite okumak isteyen ev hanımlarına tavsiyem, böyle bir hedefleri böyle bir istekleri varsa, güzel bir şey bence deneyebilirler. Evde vize ve final haftaları çok zor geçiyor, çok yoğun geçiyor. Evdeki her şey alt üst olabiliyor. Ev işleri, yemek olsun. Yani normal yaşam baya bir alt üst oluyor. 15 gün duruyor her şey. Babamız sağ olsun o zaman yardıma koşuyor. Yemek işleri veya bir takım temizlik işleri, toparlama işleri. Bölümümü bitirdikten sonra üniversiteye devam etmeyi düşünüyorum ama dördüncü yılın sonunda ki duruma bakacağız. Devam edebilirim. Çalışmayı çok düşünmüyorum. Üniversite de yeni bir bölüm olabilir. Benim hayalim zaten bir sanat tarihi bir sosyoloji. İkisiyle ilgili bu konulara çok hevesliydim. Sanat tarihi ilkti zaten. Bunu hallettik arkasından da sosyoloji olabilir diye düşünüyorum. Çok kararlı olmak gerekiyor. Başarmak için istemek gerekiyor. Kızım zaten bu konuda gayet iyidir, hırslıdır yapar. ’Anne yapman gerekenler, şunlar’ diye benim önüme bir liste koydu. Aynen harfiyen uydum” diye konuştu.

    ’Annemle birlikte aynı üniversitede olmak güzel bir duygu’

    Bilgisayar mühendisliği bölümünde okuduğunu belirten Sara Avcı ise “Şuan da üçüncü sınıf öğrencisiyim. Anneme fikri ilk ben sunmuştum. Lisedeydim o sırada daha. Annem de o sırada liseye başlayacaktı. Anneme ’açık öğretim de okuma imkanın var. Bunu neden yapmıyorsun, beraber okuruz’ dedim. Destek olmak açısından fikir öne sürdüm. İlk önce açık öğretime yazılarak liseyi bitirdi. Sonra sınavlara hazırlandı ve üniversiteyi kazandı. Anneme elimden geldiğince destek oldum. Özellikle üniversiteyi bırakmayı düşündüğü zamanlarda, bırakmaması gerektiğini söyledim. Buraya kadar gelmişken yarı yolda bırakmamalıydı. İlk sene gerçekten bırakmayı düşündü. Ev kadını için gerçekten zor. Ev kadınları, evde sürekli ayarlaması gereken şeyler var. Ama bir ev kadını olup da gelip de okulda örgün eğitimde ders görmek zor bir iş. Annemin sabahtan akşama okulda kaldığı günler oluyor. İlk yıl onun için gerçekten zor oldu. Başlamışken bırakmamasını söyledim. Yapabileceğini alışacağını söyledim. Annemle birlikte aynı üniversitede olmak güzel bir duygu. Birincisi daha anlayışlı olmasını sağlıyor. Benim derslerimle alakalı veya finallerimle vizelerimle alakalı stresimi başaramadığım zaman düşük not aldığım zaman hissettiğim psikolojiyi daha iyi anlıyor. O açıdan ben memnunum” şeklinde konuştu.

    ’Çocukları olmasına rağmen eğitime önem verip, eğitimine devam etmek isteyen bir anne’

    Hülya Avcı’nın derslerine giren Öğretim Görevlisi Öznur Benderlioğlu Doğangün, “Ben çok mutluyum. Özellikle kadınların okuması, eğitim alması gerektiğine inanıyorum. Bizler için Hülya Hanım da çok örnek bir rol model. Kendi çocukları olmasına rağmen eğitime önem verip, eğitimine devam etmek isteyen bir anne. Onunla aynı sınıf ortamını paylaşmaktan, kendi sıra arkadaşlarına rol model olmasından ben de onur duyuyorum. Çünkü Türkiye’nin eğitimli kadınlara dolayısıyla aydınlık bir geleceğe ihtiyacı var. Anne ve kızının aynı üniversitede okuması çok karşılaşılan bir durum değil. Zaman zaman üniversitemizde çok nadiren bir iki örneğini yaşadık. Ben 22 yıldır Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesindeyim. Öğrendiğimde çok mutlu oldum. Hülya’nın hemen kızını tanımak istedim. Böylesine başarılı bir anneye sahip olduğu için gurur duyuyorum ben eminim o da gurur duyuyordur. Duygularımızı paylaşmak istedik, tanıştık hemen” dedi.

  • Kayıp kızın patronu tutuklandı

    Samsun’da “işe gidiyorum” diyerek evden çıkıp 8 gün sonra patronunun evinde bulunan genç kızın polise verdiği ifadenin ardından gözaltına alınan patronu çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

    Samsun’un İlkadım ilçesinde yaşayan, lise birinci sınıfta kalan ve devamsızlıktan okuldan atıldığı öğrenilen M.K.(16) adlı kız, inşaat malzemeleri sattığı iddia edilen bir yerde sekreter olarak çalışmaya başlamış, 20 Aralık Salı günü sabahı “şe gidiyorum” diyerek evden çıktıktan sonra kayıplara karışmıştı. Samsun Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Bürosu ekipleri kayıp olan M.K.’yi patronu S.Ç.’nin (37) Kalkancı Mahalllesi’ndeki evinde bulmuş, S.Ç., polis tarafından “küçük yaşta kızı alı koymak” suçundan gözaltına alınmış ve savcı tarafından serbest bırakılmıştı.

    M.K. ilk ifadesinde patronunun evinde kendi rızasıyla bir gün kaldığını belirterek, kendisine bir şey yapmadığını ve şikayetçi olmadığını söylemişti.

    S.Ç. ise yanında çalışan kızın kalabilmek için kendisinden izin istediğini ve bir gün evinde kaldığını ileri sürerek, zorla alıkoyma suçlamalarını kabul etmemişti.

    Polise yeniden ifade verip, patronu S.Ç.’nin kendisini tehdit ettiği için polise yalan ifade verdiğini ileri süren M.K., patronunun kendisine silah çekip tehdit ederek alıkoyduğunu ve kendisine cinsel istismarda bulunduğunu iddia etti.

    Önceki gün savcıya ifade verdikten sonra serbest bırakılan S.Ç., dün Samsun Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Bürosu ekipleri tarafından yeniden gözaltına alındı. S.Ç’nin evinde yapılan aramada kurusıkı tabanca ele geçti. S.Ç., savcının talimatı doğrultusunda Emniyet Müdürlüğü Ahlak Bürosu’na teslim edildi. Bugün Samsun Adliyesi’ne sevk edilen S.Ç., savcı tarafından yeniden ifadesi alındıktan sonra bu kez tutuklanması için nöbetçi mahkemeye sevk edildi. Nöbetçi mahkemeye ifade veren ve hakkındaki suçlamaları kabul etmeyen S.Ç., tutuklanarak Samsun Kapalı Cezaevi’ne gönderildi.

  • Kazada ölen genç kızın organları 4 hastaya umut oldu

    Ordu’da iki gün önce geçirdiği trafik kazasında yaralanan ve tedavi gördüğü hastanede beyin ölümü gerçekleşen 20 yaşındaki Hilal Yiğit’in bağışlanan organları 4 hastaya umut oldu.

    Geçen 24 Aralık Cumartesi akşamı Ordu’nun Altınordu ilçesinde Samsun’dan Giresun yönüne giden Efkan Büyük yönetimindeki 28 TR 275 plakalı otomobil, Altınordu ilçesi Kirazlimanı Mahallesi mevkisinde, sinyalizasyon direğine çarparak kaza yaptı. Kaza sonrası araçta bulunan sürücü Efkan Büyük’ün yanı sıra Esra Bilkay, Hilal Yiğit ve Sina Nur Güney yaralandı. 112 ekiplerince hastaneye kaldırılan yaralılar tedavi altına alındı. Yaralılardan 18 yaşındaki Sina Nur Güney tüm müdahalelere rağmen kurtulamadı.

    Durumu ağır olan ve yoğun bakım ünitesinde tutulan 20 yaşındaki Hilal Yiğit ise arkadaşının ölümünden saatler sonra yaşam mücadelesini kaybetti ve beyin ölümü gerçekleşti. Bunun üzerine aile ile görüşen Ordu Devlet Hastanesi Organ Bağış Koordinatörü Dr. Samet Ersoy, Hilal Yiğit’in organlarının bağışlanması konusunda onay aldı.

    Karaciğer Malatya’ya, böbrekler ise Trabzon ve Samsun’a

    Beyin ölümü gerçekleşen 20 yaşındaki Hilal Yiğit’in organlarını almak için gece saatlerinde Malatya, Trabzon ve Samsun’dan 3 ekip Ordu’ya geldi. Ameliyata alınan Yiğit’in 2 böbreği ve karaciğeri alındı. Karaciğer Malatya’daki iki hastaya, böbrekler ise Trabzon ve Samsun’da ki hastalara nakledilmek için Sağlık Bakanlığı tarafından tahsis edilen özel uçakla ve araçlarla Ordu’dan yola çıkarıldı.

    “Birçok hasta organ bekliyor”

    Ordu Devlet Hastanesi Organ Bağış Koordinatörü Dr. Samet Ersoy, organ bağışı yapan aileye başsağlığı dileyerek, Yiğit’in organlarının 4 hastaya umut olacağını söyledi. Türkiye’de birçok hastanın organ nakli beklediğini belirten Ersoy, bağışların bu hastalara hayat vereceğini kaydetti.

    “Başka bedenlerde can olsun istedik”

    Kızının çok iyi bir insan olduğunu belirten baba Murat Yiğit, organları bağışlayarak kızının başkalarına umut olmasını istediklerini vurguladı. İnsanlığa faydalı olması için organları bağışlama kararı aldıklarını dile getiren Yiğit, “Kızımızın durumunu zorda olsa kabullenmek zorundayız. İki günün ardından insanlığa nasıl faydalı olur melek kızım benim dışarıda ıslanmış kedi görse onu eve getirip kurutmaya, ısıtmaya çalışan yavrum melek oldu, elimizden kuş gibi uçup giderken geride yine kanatları devam edecek, başka bedenlerde can olsun dedik ve organlarını bağışladık. Annelerinin umutla organ beklediği kişilere gidecek. Bizim çocuğumuz melek oldu. İnşallah kendisi cennette mükafatlandırılırken birilerine de dünyayı cennet edecek yavrum” dedi.

    “Melek kızım bugün 4 hastaya umut oldu”

    Kendisinin de organlarını bağışladığını ifade eden acılı baba, “Zor bir karar mı? Ben kendi organlarımı yıllar öncesinde çay içerken topyakün bağışladım. İki gündür kendi kafamdan tasarlıyorum. Organ bağışı söz konusu, organ bekleyen insanlar var, umutlar var. Bu nedenle kendimle pazarlık ediyordum. O kadar zor bir karar ki, yapacağı fayda bu karardan daha iyi olduğu için kızımızın dünyada yaşayacağı başka bedenlerde can olarak insanlara hizmet etmeye, dünyayı birilerine cennet etmeye iyi yürekli kızımın vesile olmasını istedik. Melek gibi kızım bugün 4 cana umut oldu. O ailelerde şimdi ameliyata hazırlanıyorlar. Biliyorum ki onların duası kızımın cennetin en iyi köşelerinde yer bulmasını sağlayacak” diye konuştu.

    “TEDES olsaydı belki biz kızımızın bu acı sonunu yaşamayacaktık”

    Ordu’da geçtiğimiz yıl hizmete giren ve yakın bir tarihte çalışması durdurulan Elektronik Denetleme Sistemi (TEDES) hakkında konuşan baba Murat Yiğit, TEDES sisteminin devam etmesi gerektiğini söyledi. TEDES’in kaldırılması ve hız sınırlarının artması sebebi ile canlarının yandığını ve bir daha hiçbir canın yanmasını istemediklerini dile getiren Yiğit, “TEDES problemi gündeme gelipte ilimizdeki uygulaması bittikten sonra, ışıklara geldiğimizde yeşiller yanıp sönmeye başlamadan önce herkes duruyordu. Şimdi kırmızı yanıp sönüyorken herkes o ışıkları geçiyor. Bu gün benim canım yandı. Kasıt olmasa bile hız sınırı TEDES uygulamasındaki gibi normalde olsa idi, olası hızlar yapılmayacaktı ve belki de biz kızımın bu acı sonunu yaşamayacaktık. Bizim canımız yandı biz ilk göz ağrımızı, aşı yapılırken bakamadığımız yavrumuzu kaybettik. Herkes kurallara uysun başka canlar yanmasın. Ben şimdi çocuklarıma yaya geçidinden geçerken özel bir eğitime tabi tutuyorum. Işık yansa bile arabaların durduğundan emin olan öyle geçin diyorum. Neden biliyormusunuz? Çünkü durmuyorlar ama o TEDES onu durduruyor ve 50 metre kala önlem aldırıyordu. Şimdi ışık yeşil yansa bile biz çocuklarımıza önlem aldırıyoruz” şeklinde konuştu.

    “Arkasında koskocaman bir iyilik ordusu bıraktı”

    Kızını kaybetmenin üzüntüsünü yaşayan anne Zehra Yiğit ise, “Kızımın dünyalık hiçbir derdi yoktu, tek derdi iyi bir insan olmaktı. Arkasında bir sürü iyi arkadaş bıraktı. Arkasında koskocaman bir iyilik ordusu bıraktı. Yavrum cennetlik, giderken bile iyiliğini yapıp gitti” ifadelerini kullandı.

  • (Özel haber) Engelli kızın işaret diliyle söylediği Şehitler Ölmez türküsü duygulandırdı

    Düzce’de 17 yıl önce geçirdiği kaza sonrası tekerlekli sandalyeye mahkum olan 22 yaşındaki kızın sosyal medyadaki işaret diliyle şehitler için okuduğu türkü beğeni rekoru kırıyor.

    Türkiye son birkaç gündür patlamalar ve şehit acıları ile sarsılırken teröre karşı öfke bir kat daha artarak devam ediyor. Türkiye’yi yasa boğan şehit haberleri için için ağıtlar yakılırken, duygu yüklü paylaşımlar yürekleri burkuyor. O duygu seli yaşatan paylaşımlardan biri de Düzceli Nazlı Emiroğlu’ndan geldi. 17 yıl önce geçirdiği bir kazadan sonra tekerlekli sandalyeye mahkum olan 22 yaşındaki Nazlı’nın, tüm şehitlerimiz için yeni öğrendiği işaret dili ile söylediği türkü sosyal medyada büyük beğeni aldı.

    Nazlı, işaret dilini geliştirmek için kursa gittiğini söylerken, yeni öğrenmeye başladığı işaret dili ile “Şehitler Ölmez” türküsünü söyleyerek tüm şehitlerimizi yaad ettiğini söyledi.

    Emioğlu, “Son günlerde şehit haberlerini çok sık alıyoruz. Bu da bizleri üzüyor. Her gün televizyonlarda haberlerini duyuyoruz. Herkes bu acıyı bir şekilde duyuruyor. Ama işitme engelliler bunları duyamıyor. Bende onların sesi olmak için bu videoyu çektim. Videonun bu kadar beğenileceğini beklemiyordum. Şehitlerin asla ölmeyeceğini vurgulamak istedim. Bir çok arkadaşım paylaşarak duyurdu, onlara da teşekkür ediyorum” dedi.