Etiket: Kızıl

  • NASA, kızıl gezegeni keşfedecek konsept aracı tanıttı

    NASA, çocuklar için yürütülen proje kapsamında tasarlanan konsept aracı görücüye çıkarttı.

    Heyecanla beklenen kızıl gezegen Mars’a yolculuğun ayak sesleri, bu uzay görevine özel üretilen araçlarla duyulmaya devam ediyor. Amerika Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) tarafından tasarlanan konsept taşıt, gelecekte Mars için göreve gidecek robotlar hakkında ipuçları veriyor. 8,5 metre uzunluğundaki yarı araç yarı robot taşıt, NASA’nın çocuklar için yürüttüğü ’Mars’ın Yazı’ projesi için tasarlandı.

    Daha önce uzaya gönderilen hiçbir robota benzemeyen konsept araç, biyolojik kalıntı bulunduran kaya ve taşları toplayarak analiz edebiliyor. Bilim kurgu filmlerindeki süper robotları aratmayan araç, gelecek kuşak uzay araştırmalarının önünü açacak.

  • Kızıl akbaba ve çakal, özgürlüğüne kavuştu

    Burdur Lisinia Yaban Hayatı Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi tarafından tedavileri tamamlanan kızıl akbaba ve çakal doğaya salındı.

    Lisinia Yaban Hayatı Rehabilitasyon Merkezi bahçesinde düzenlenen etkinlikte, Lisinia Kurucusu Öztürk Sarıca, Vali Şerif Yılmaz ile birlikte Avrupa’nın kanat uzunluğu bakımından ikinci büyük kuşu olan kızıl akbabayı doğaya bıraktı. Kızıl akbaba, doğaya salınmasının ardından gökyüzü semalarında hızla kayboldu. Kızıl akbabanın salımının ardından, tedavisi tamamlanan çakal da doğaya bırakıldı. Lisinia arazisine bir kafes içinde getirilen çakal, kafesin kapağının açılmasının ardından tepelere koşarak uzaklaştı.

    Burdur ve çevresindeki yaralanan yaban hayvanlarının Lisinia Yaban Hayatı Koruma ve Rehabilitasyon Merkezinde tedavi altına alındığını ve tedavileri tamamlandıktan sonra doğaya salındığını belirten Burdur Valisi Şerif Yılmaz, “Lisinia Yaban Hayatı Koruma ve Rehabilitasyon Merkezinde daha öncede yaptığımız gibi tedavi edilen kuşlarımızı hayvanlarımızı doğaya saldık. Bugün bir çakal ve bir kızıl akbabayı tedavileri sonrası doğal yaşamlarına bıraktık. Kızıl akbaba kanat açıklığı bakımından Avrupa’da yaşayan ırkların ikinci büyük kanat açıklığına sahip hayvanı. Bu iki hayvan bundan sonra doğada kendi özgür ortamlarında, yaşamlarını özgürce devam ettirecekler. Buraya çakal yavru olarak getirilmişti. Büyüyüp kendi başına yaşayacak duruma geldikten sonra Öztürk Bey’in de yaptığı değerlendirme sonucunda doğaya salındı. Kızıl akbaba da saldırıya uğramış yaralı imiş buraya getirildiğinde oda tedavisi yapılarak doğal yaşamına bırakıldı. Sizler de gördüğünüz gibi Doğa Koruma ve Milli Parklar Bölge ile birlikte yapılan çalışmalar neticesinde buraya getirilerek tedavisi devam eden hayvanlar var burada. Bunlar da sağlıklarını kavuştuklarında kendi başlarına yaşayabilecek konuma geldiklerinde doğal yaşamlarına bırakılacaklar” dedi.

    Kızıl akbaba ve çakalın, Lisinia’ya getirildiğinde yaralı halde olduklarını ve tedavilerini hızlı bir şekilde yaptıklarını dile getiren Lisinia Kurucusu Veteriner Hekim Öztürk Sarıca, “Kızıl akbaba buraya getirildiğinde beslenemez durumdaydı hızlı bir şekilde tedavisin yaptık hayata tutunmasını sağladık. Bir yıldır süren tedavi sürecinin ardından büyük kafeste yaptığımız deneme uçuşları neticesinde kanatları yetirince güçlü konuma gelince de doğal yaşamına bırakma kararını vererek bugün Valimizle birlikte doğal yaşamına bıraktık. Çakalda dokuz ay önce yavru olarak bu alanımıza getirilmişi hızlı bir şekilde büyüdü yabaniliğini kaybetmedi. Saldırganlığı artınca da doğal yaşamında kendi başına yaşayabileceğini kararını vererek onu da doğal yaşamına bıraktık” şeklinde konuştu.

  • Kızıl gölete bilimsel inceleme

    Kahramanmaraş’ın Ekinözü ilçesinde terk edilmiş demir madeninde oluşan kızıl göletin, biyolojik özelliklerinin saptanması amacıyla bilimsel olarak çalışma başlatıldı. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Biyo-teknoloji ve Biyo-güvenlik Anabilim Dalı uzmanlarınca yapılan incelemede, suyun biyolojik yapısı ortaya çıkarılacak.

    Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Biyo-teknoloji ve Biyo-güvenlik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Pınar Aytar Çelik ile Araştırma Görevlisi Belma Nural Yaman ve Biyo-mühendis Can Yaman, Ekinözü ilçesindeki terk edilmiş demir madeninde oluşan kızıl gölette incelemelerde bulundu. Osmangazi Üniversitesi’nden gelen ekibe, ilçeye bağlı Ambar Mahallesi’nin Gelleviz mevkiinde oluşan kızıl göletin oluşum sebepleri hakkında detaylı bilgi ise Jeoloji Mühendisi İbrahim Karaoğlan tarafından aktarıldı. Ekinözü Belediye Başkanı Nursi Çeleğen de ekibe eşlik ederek çalışmalar hakkında bilgi aldı. Kızıl göletin biyolojik yapısının ve özelliklerinin belirlenmesi için sudan ve çevredeki kayaçlardan örnekler alan Doç. Dr. Çelik ve beraberindeki ekip, laboratuar ortamında yapılacak testlerin sonucunun en kısa sürede kamuoyu ile paylaşılacağını kaydetti.

    Ekiple birlikte kızıl gölette incelemelerde bulunan Ekinözü Belediye Başkanı Nursi Çeleğen, bazı haber kaynaklarında bölgeyle alakalı yanlış ifadelerin yer aldığına dikkat çekti. İlçenin başka bir bölgesindeki doğal maden suyu kaynakları ile kızıl göletin aynı yermiş gibi anlatıldığına işaret eden Başkan Çeleğen, bu yöndeki bilgilerin gerçeği yansıtmadığını söyledi. Göletteki su renginin kızıllığının ortaya çıkardığı görselliğin dışında herhangi bir şekilde içilmesi ya da kullanılmasının asla mümkün olmadığının da altını çizen Çeleğen, “İçmeler bölgemizle, kızıl gölet arasında kilometrelerce mesafe var. Kızıl göletin suyunun ‘şifalı’ diye içilmesi söz konusu bile değil” dedi.

    Başkan Çeleğen, şunları söyledi:

    “Ekinözü ilçemizin Ambar Mahallesi’nin Gelleviz mevkiinde kırmızı gölet denilen bölgesindeyiz. Burada önceden demir madeni çıkarılıyordu. Şu anda bu alanda yüzey sularıyla birlikte görsel açıdan kızıl bir gölet oluşmuştur. Şu anda da Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nden hocalarımız bilimsel bir araştırma için buradalar. Bu suyun içilebilirliği yok. Maden suyu özelliği de yok. Gerçek netice ise hocalarımızın incelemesi sonrasında ortaya çıkacak.”

    Jeoloji Mühendisi İbrahim Karaoğlan ise, Osmangazi Üniversitesi Biyo-teknik ve Biyo-güvenlik Anabilim Dalı uzmanlarının detaylı bir çalışma için bölgeye geldiğini belirtti. Göletin oluşumuna ilişkin bilgi aktaran Karaoğlan, “Burası, demir maden ocağı olarak işletilmiş bir bölge. Terk edilmiş ve demir maden drenajı oluşmuş. Demir sülfit minerallerinin oksijen ve hava ile birleşmesi sonucunda sülfürik asit çıkarılması var. Artı, bunun yanında bordo rengini veren mineraller oluşmuş. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nden gelen ekip şu anda burada. Detaylı ve uzun bir çalışma yapacaklar. Daha sonra gerekli açıklamayı yapacaklar” ifadelerini kullandı.

    Gölet alanındaki suyun içilmemesi gerektiğini bir kez daha yineleyen Karaoğlan, “Suyun içilebilirlik ve kullanılabilirliği ise suyun içilmemesi ve kullanılmaması gerektiğini daha önceden de belirtmiştik. Bu su, asidik bir özelliğe sahip. Ph değeri, 2.70 civarında. Bu nedenden dolayı içilmesini de kullanılmasını da istemiyoruz. Burası doğal bir oluşum alanı değil; aksine insan eliyle oluşmuş. Burada bir demir maden drenajı oluşmuş. Şu anda burada biyolojik ve kimyasal bir döngünün olduğu görüşü var. Osmangazi Üniversitemizden gelen ekibimiz de bu konudaki çalışmasını tamamlayınca bu konudaki net bilgi ortaya çıkacak” şeklinde konuştu.

  • Kızıl gölette inceleme başlatıldı

    Kahramanmaraş’ta demir madeni içerisinde yer alan göletin kızıla bürünmesi bilim adamlarını harekete geçirdi.

    Kahramanmaraş’ın Ekinözü ilçesinde, daha önce işletilen demir madeninde yer altından çıkan doğal maden suyunun oluşturduğu ‘kızıl gölet’ merakları üzerine çekti.

    Yaşanan doğa olayı sonrası harekete geçen Jeoloji Mühendisi İbrahim Karaoğlan, maden suyu açısından oldukça zengin olan bölgede incelemelerde bulundu.

    Göletin bordo renginde kızıla bürünmesini numulitik içerikli dönüşüm olarak açıklayan Jeoloji Mühendisi İbrahim Karaoğlan, “Burada jeolojik olarak çok ilginç bir bölgede bulunmaktayız. Kireç taşı numulitik içeriklidir. Üste doğru kırmızımsı kalkşist ve dereceli olarak bordo çamur taşına geçer. Buradaki bordo çamur taşı ise madeni, maden çukurunu bu renge boyamaktadır” dedi.

    Kalkşist ve dereceli olarak bordo çamur taşına dönüşen elementlerin, göleti kızıl renge dönüştürdüğü ifade eden Karaoğlan, “Gölet olarak tabir edilen ve basında da çıkmış bulunan, daha önceden maden ocağı olarak işletilen yerdeyiz. Burası ilginçtir ki bordo renginde, kan kırmızı renginde bir suyla dolduğu söylenmiştir. Bunun üzerine yapmış olduğumuz çalışmalarda bölgeye gelip batığımızda burada daha önce işletilmiş olan maden ocağının bu rengi aldığını gördük. Burada jeolojik olarak çok ilginç bir bölgede bulunmaktayız. Kireç taşı numulitik içeriklidir. Üste doğru kırmızımsı kalkşist ve dereceli olarak bordo çamur taşına geçer. Buradaki bordo çamur taşı ise madeni ve maden çukurunu bu renge boyamış” dedi.

    Ekinözü Belediye Başkanı Nursi Çeleğen ise, bölgede gerekli çalışmaların yapıldığını ifade ederek, incelemelerin sürdüğünü söyledi.

  • (Özel Haber) Nilüfer Kadın Korosu, Kızıl Ordu Korosu’nu anacak

    Nilüfer Belediyesi Kadın Korosu, uçak kazasında yok olan Kızıl Ordu Korosu’nu Rusça şarkılarla anacak. Bursalı kadın korosu; aralarında İngilizce, Arapça ve İspanyolca’nın da aralarında bulunduğu 7 dilde şarkı söylüyor.

    Nilüfer Belediyesi tarafından 2005 yılında 20 kişiyle kurulan Nilüfer Kadın Korosu, 12 yıldır yaptığı konserlerle adından söz ettirmeye devam ediyor. Bugüne kadar yardım kampanyaları için sahne alan Nilüfer Kadın Korosu, 105 kişiye çıkan üye sayısı ile Türkiye ve yurt dışında da dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Şef Dr. Aysel Gürel yönetimindeki koronun şimdiki hedefi ise, dünyanın en büyük ve en eski korosu olan Kızıl Ordu Korosu’nu anmak için konser vermek.

    Geçtiğimiz ay hayatını kaybeden 68 Kızıl Ordu Koro mensubu adına söyleyecekleri şarkıları çalışan Nilüfer Kadın Koro üyeleri, provalara devam ediyor. ‘Yeşilçam Film Müziklerinden Dünya Şarkılarına’ adlı konsere sayılı günler kaldığını söyleyen Şef Dr. Aysel Gürel, “Rus Kızıl Korosu’nun bütün üyeleri elim bir kazayla hayatını kaybetti. Onları anmak istedik. O akşam sahnede onları anacağız. Sahnede ilk onların seslendirdikleri şarkılar gösterilecek. Daha sonra bizler Rusça şarkılar söyleyeceğiz. Bu Türkiye’de bir ilk olacak. Müzik evrenseldir. Nerede yapılırsa yapılsın önemi yok. Bütün müzisyenlere saygımız sonsuz. Onlar bunu hak ediyorlar” dedi.

    Nilüfer Kadın Korosu’nun vereceği konser, 30 Ocak Pazartesi günü saat 20.00’de Ataevler Basın Kültür Sarayı’nda gerçekleştirilecek.