Etiket: Kıyılarında

  • (ÖZEL) Akdeniz kıyılarında dev balina balıkçı teknesine çarptı

    Akdeniz kıyılarında avdan dönen balıkçıların karşısına dev bir balina çıktı. Dehşete düşen 3 balıkçı son anda yaptıkları geri manevra ile hem canlarını hem de tekneyi kurtardılar.

    Olay ,Hatay Dörtyol kıyılarında meydana geldi. 25 yıldır Dörtyol’da balıkçılıkla uğraşan Mustafa Oktay , 3 arkadaşı ile birlikte avlanmaya çıktı. Ağlarını denize bırakan balıkçılar limana geri dönerken kıyıya yaklaştıkları sırada karşılarında uzunluğu 16 metre civarında olan dev bir balina görünce şaşkına döndüler. balığa yaklaştıkları sırada dev deniz canlısı tekneye doğru yöneldi. Balinanın teknenin üzerine geldiğini gören balıkçılar son anda yaptıkları geri manevra ile hem canlarını hemde balinanın tekneyi batırmasını son anda önlediler. Bu dehşet saatleri yaşanırken balıkçılardan biri cep telefonunun kamerasını açıp o heyecanlı ve korkulu dakikaları kayda aldı.

    Kıyıya kadar gelen balina daha sonra limandan uzaklaşıp derin sulara doğru hızla yol aldı.

    Korkulu dakikaların ardından limana dönen balıkçılar gördüklerini balıkçı arkadaşlarına anlatınca orada bulunanlar şaşkınlık içinde balinanın neden bu kadar sığ sulara kadar geldiğini tartışmaya başladı.

    Balıkçı Mustafa Oktay, 25 yıldır balıkçılık yaptığını hayatında ilk defa bu kadar büyük bir balina gördüğünü söyleyerek , korku dolu bir gece geçirdiklerini kaydetti.

  • Ahmet Ercan: “Marmaris kıyılarında yüksek binalara izin verilmemeli”

    İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Maden Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, Türkiye’de 2011 yılından beri deprem olmaması 2017-2018 yıllarında büyük bir depreme gebe olduğunu belirterek, Datça ve Girit adasında 2 gün üst üste meydana gelen 4.2 ve 5.5 büyüklüğündeki depremleri sosyal medya hesabında değerlendirdi. Ercan, Marmaris ve Datça kıyılarında yüksek bina yapılaşmasına izin verilememesi gerektiğine vurgu yaptı.

    Önceki gün Datça ilçesinde 4.2 dün akşamda 21.50 sıralarında Yunanistan’ın Girit Adasında 5,5 şiddetinde deprem meydana geldi. Deprem Marmaris’te de hissedilmişti. Bozburun yarımadası ve Yunan adasında meydana gelen depremlerin ardından gözler deprem bilimcilerine çevrildi.

    Bunun üzerine İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Maden Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan ,sosyal medya hesabından depremlerle ilgili değerlendirmede bulundu.

    “Bu depremler olağan”

    Ercan açıklamasında uzun süredir Ege ile Batı Anadolu’nun deprem sancıları içinde gerildiğini belirterek şunları söyledi:

    “Çarşamba günü, 04.19’da Datça-Kızlan’da 8 km derinde, M=4,2’lik bir küçük deprem, ardından aynı kuşak üzerindeki Girit’te 21:50’de M=5,5 büyüklüğünde bir deprem ardı ardına vurdu. Daha büyük olarak gelen Girit depremi, Datça Yarımadası’nın güney batısındaki Girit Adasının doğu ucunda olmuştur. Datça depremi olmadan önce, Marmaris’ten beni arayan Jeofizik Mühendisi Selçuk Elioğlu, Marmaris’de önemli bir deniz çekilmesinin deprem kuşkusu oluşturduğunu belirtmişti. Ancak ben bunu bu dönemde görülen deniz kabarmasına bağladım. Sonuçta, olan depremin güçlü olarak Datça’dan duyumsandığı Jeofizik Müh. Erkök Beyce bildirilmiştir. Ne var ki, bu büyüklükte bir deprem söylenen büyük oranda deniz çekilmesi oluşturmaz. Bunun için deniz içindeki kırılma işleyişinin düz kırık, çöküntü kırığı olması gerekir. Datça, Türkiye’nin güney batısında Ege ile Akdeniz sınırında yer alır. Ege’ye çatal biçimli giriş yapan Datça Yarım Adası ile Bozburun Yarımadasının kıyılarını güneybatı doğrultulu kırıklar tanımlar. İşte deprem bu kırıklardan biri üzerinde, ancak Girit’te olmuştur. Bu büyüklükteki depremler olağan olup, daha büyüğünün çarçabuk arkasından gelmesi ille de beklenmez.”

    “Deprem yüzeye yakın olduğundan güçlü hissedildi”

    Ahmet Ercan, depremin güçlü hissedilmesinin yüzeye yakın olmasından kaynaklandığını belirterek,”Küçük boyutlu bu deprem, Güney Ege ya da Girit-Rodos-Fethiye dalma batma kuşağının hemen kuzey-doğu sınırında olmuştur. Bunun anlamı depremin Ege yerkabuğu altına dalan Afrika kaysağı(levhası) üzerinde olmuş olmasıdır. Sığ olması nedeniyle Datça, Bozburun, Marmaris, Bodrum’da çok güçlü duyulmuştur. Güney Ege Yayı Kuşağı boyunca olan deprem oğullaşmalarının derinlikleri %60’ı 30 ile 150 km, gerisi 30 km’den sığdır. Yay önünde yanardağ kuşakları boyunca Santorini ile Rodos’ta süpürtü (tsunami) oluşturabilen 7 ile 7,6 büyüklüğünde depremler geçmişte olagelmiştir. Marmaris dolayında çok sayıda kırık olmasına karşın bunların çoğu diriliğini yitirmekte olan ancak depremcik ile küçük deprem üretebilecek kırıklardır. Bunlardan en etkini Hisarönü-Yıldız Adası kırığı olup, Hisarönü Koyundan başlar, İçmelerden geçer, Marmaris koyuna Keçi Adasının kuzey kıyısını yalayarak girer, Yıldız Adasının kuzeyinde geçerek Köyceğiz Gölüne doğuya uzanır. Bunlardan biri kuzey-doğudan Marmaris’in içine girip, Armutalan’dan dağı aşıp Hisarönü Koyuna girerek Bozburun’un kuzey kıyılarını biçimleyerek Simi Adasının kuzeyinden Tilos Adası kuzeyine doğru Ege Denizine girer.Bu kırıklar ile dolayındaki kimi diri kırıkların üretebileceği deprem büyüklüğü M= 6,6’yı geçmez” diye konuştu.

    Kıyılarda yüksek yapılaşmaya dikkat

    Prof Dr. Ahmet Ercan, Bozburun Yarımadası boyunca kıyılarda yüksek binalara izin verilmemesi gerektiğini kaydederek şu ifadelere yer verdi:

    “Datça, Bozburun ile Marmaris’i geçmişte etkileyen çok büyük depremler hemen komşu ada Rodos’ta olmuştur. Rodos’ta olan yıkıcı deprem büyüklükleri ile yılları;Marmaris’te olupta Datça ile Bozburun’u etkilemiş tir.Datça’da eski geleneksel öreği(mimarisi) 2 katlı yapılardır. Datça’nın bir koy olması, olası süpürtü dalgalarını genliğini büyütebilir. Datça urbaylığı(belediyesi) deniz kıyısına yüksek yapı izni vermemelidir. Bu gibi yapılarda çınlama (rezonans) çok olacağından deprem sırasında en büyük etkiler bu gibi yapılarda görülecektir. Datça’daki yapıların çoğu B-niteliğinde olduğundan, genellikle 5,7’den küçük depremden etkilenmesi beklenmez. Gezginci (turistik) otellerin; konuk güvencesi için “Yapı Güvenlik Belgesi” alması koşulu getirmesi turizme süreklilik getirecektir. Türkiye’de 2011 yılından beri deprem olmaması 2017-2018 yıllarında büyük bir depreme gebe olduğunu gösteriyor.”

  • Ege kıyılarında 19 mavi bayrak iptal edildi

    Ege’de, TÜRÇEV tarafından hem çevre, hem de deniz suyu temizliği dikkate alınarak verilen 19 mavi bayrak iptal edildi. İptal sebebinin başta kirlilik olmak üzere bazı kriterlerin yerine getirilmemesinden kaynaklandığı öğrenildi. Mavi bayrağın en çok iptal edildiği il ise Muğla oldu.

    Türkiye Çevre Eğitim Vakfı (TÜRÇEV), Ege’de 19 plaj ve marinanın Mavi Bayrağını iptal etti. İptal sebebinin suyun kirliliği ve diğer eksiklerden kaynaklandığı öğrenildi. Mavi Bayraklı plaj ve marinalarda inceleme yapan ve numune su alan yetkililerin değerlendirmesinin ardından Bodrum’da 8, Marmaris’te 4, Didim’de 3, İzmir’de 2 ve Balıkesir’de de 2 mavi bayrak iptal edildi. TÜRÇEV, Antalya’da da 28 plajın mavi bayrağını iptal etti. Yetkililer, Mavi Bayrak kriterlerinin Uluslararası Çevre Eğitim Vakfı (Foundation for Environmental Education, FEE) tarafından belirlendiğini, uygulamanın ise TÜRÇEV tarafından yürütüldüğünü belirtti.

    TÜRSAB Bölgesel Yürütme Kurulu Başkanı İsmail Özbozdağ, mavi bayrak iptallerinin turizmi olumsuz etkileyeceğini belirterek, “Aslında mesele sadece turizmi etkilemesi değil, yaşam için doğanın korunması lazım. Sağlıklı bir hayat için de, turizm için de, geleceğimiz ve çocuklarımız için de temiz bir doğaya ihtiyaç var. Bunları yapabilirsek, ki yapmalıyız, o zaman çevre de kirlenmez, mavi bayrak da iptal olmaz. Çünkü turist gideceği yerin temiz bir çevreye sahip olup olmadığına bakar. Dolayısıyla mavi bayrak iptalleri turizmi olumsuz yönde etkiler” dedi.

    ’Uyarılar dikkate alınmadı’

    Marmaris ve çevresinde 2012’den bu yana Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) ile birlikte bilimsel araştırmalar yapan Marmaris Çevrecileri Derneği’nin (MÇD) Başkanı Ahmet Kutengin ise “Biz çevre olumsuzluklarını bilimsel raporlarla ortaya koydukça ve tehlikeyi göz önüne serdikçe birileri rahatsız oldu, bizi turizm haini ilan etti. Sonuçta geldiğimiz nokta, mavi bayrak iptalleri.

    Eğer uyarılarımız dikkate alınıp gereken yapılsaydı, şimdi bunlar olmazdı. Mavi bayrakların kirlilikten dolayı iptalini bilim adamlarını ciddiye almayanlara ithaf ediyoruz” diye konuştu.

    Türkiye Dünyada ikinci

    Mavi bayrak, Avrupa Birliği’nin bir kuruluşu olan ve 44 ülkede faaliyet gösteren Uluslararası Çevre Eğitim Vakfı’nın ülkelerdeki ortakları tarafından veriliyor. 2015 sonu itibariyle en çok mavi bayrağa sahip ülke İspanya. 578 mavi bayrağa sahip İspanya’yı 436 ile Türkiye, 395 ile Yunanistan, 379 ile Fransa, 299 ile Portekiz, 283 ile İtalya, 250 ile de Danimarka izliyor.

  • Google’ın patronu Bodrum kıyılarında

    Ege koylarını gezen Google’ın üst düzey yöneticisi ve ortağı Eric Schmidt, “Oasis” isimli mega yatıyla Bodrum koylarını gezdi.

    ABD’li yazılım mühendisi Eric Schmidt, “Oasis” isimli mega yatla, önce Marmaris koylarını ardından da Bodrum koylarını gezerek Ege Denizi’nde tatil yaptı. 72 milyon dolara değerindeki 59 metre uzunluğunda “Oasis” isimli yatıyla Bodrum’a gele Schmidt, Yalıçiftlik Mahallesi Kargı Koyu açıklarına demir attı. 6 saat boyunca Kargı Koyu’nda demir atan yat içerisinde bulunanlar uzun uzun sohbet etti. Yat içerisindekiler sohbet ederken tekne mürettebatı ise çevreyi kontrol ederek çevreden kuş uçurtmadı. Yakın bir koyda bulunan otelden gelen kuaför ekibi ise teknede buluna n bayanlara bakım yaptı. Akşam saatlerinde Kargı Koyu’ndan açılan yat daha sonra Barbaros Koyu’na demirledi. Yatın birkaç gün daha Ege kıyılarında bulunacağı öğrenildi.

  • Akdeniz Ve Ege Kıyılarında Bin 300 Otelin Satıldığı İddiası

    Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Başkanı Osman Ayık, Rusya ile yaşanan uçak krizinin ardından Ege ve Akdeniz sahillerinde toplam bin 300 otelin satılığa çıkarıldığı iddialarının asılsız olduğunu söyledi.

    TÜROFED Başkanı Osman Ayık, ekonomideki durgunluk, artan terör olayları ve Rusya krizinin ardından iflasın eşiğine gelen turizmcilerin tesislerini satmaya başladıkları iddiasıyla ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Son yıllarda giderek artan terör olaylarının dünya düzenini bozduğunu ve Türkiye ile birlikte tüm ülkeleri mağdur ettiğini belirten Ayık, “2008 yılında yaşanan krizle birlikte olumsuzluklar yaşamaya başlayan turizm sektörü, Arap Baharı, Suriye’de yaşanan savaş, Rusya ve Ukrayna arasında yaşanan kriz neticesinde petrol fiyatlarında yaşanan düşüşle birlikte büyük bir kriz dönemine girmiştir. Bu olayların yanı sıra yaşanan terör olaylarından en çok etkilenen sektör kuşkusuz turizm sektörü olmuştur. Ülkemizde ve Paris ve Brüksel’de art arda yaşanan saldırılar, Mısır ve Tunus’ta ve İstanbul’da doğrudan turistlere yönelik yapılan saldırılar artık tüm dünyanın büyük bir terör tehdidiyle karşı karşıya olduğunu göstermekte ve insanların huzur içinde ve özgürce yaşamasını, seyahat etmesini engellediği gibi, birçok sektörü doğrudan ya da dolaylı olarak olumsuz etkilemekte ve büyük resme bakıldığında bu, tüm ülke ekonomilerinde bozulmalara neden olduğu görülmektedir” dedi.

    SEYAHATLERİN GÜVENLİĞİ

    İnsanların kendilerini güvende hissederek seyahat edemedikleri savunan Osman Ayık, “Birçok insanın tatil planlarını iptal ettiği bu günlerde, bu durumdan en çok etkilenen sektörlerin başında gelen turizm sektörü de oldukça kötü günler geçirmektedir. Ülkemiz açısından bakıldığında, yaşanan terör olaylarının ülkemizi tercih eden turistlerde büyük ölçüde azalmaya neden olduğu ortadadır. Ülkemiz turizm sektörü açısından bir diğer önemli husus ise Rusya pazarındaki gelişmelerdir. Rusya’nın yaşadığı ekonomik kriz ve Ruble’nin değer kaybı Rus turistlerin seyahat etmelerini zorlaştırmış ve bu durumdan en çok etkilenen ülkelerden biri Türkiye olmuştur. Akabinde yaşanan uçak krizi ise ilişkileri iyice zora sokmuştur” ifadelerini kaydetti.

    KRİZ SONRASI BİN 300 OTELİN SATIŞI İDDİASI

    Rusya’nın Türkiye ile ilgili ticari yaptırımlarının resmi olarak 1 Ocak 2016 tarihinden sonra başladığını belirten TÜROFED Başkanı Osman Ayık şöyle devam etti:

    “Rus hükümeti İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 13. Maddesinde yer alan ’Herkesin bir devletin toprakları üzerinde serbestçe dolaşma ve oturma hakkı vardır. Herkes, kendi ülkesi de dahil olmak üzere, herhangi bir ülkeden ayrılmak ve ülkesine yeniden dönmek hakkına sahiptir.’ ifadesine aykırı yaptırımlar uygulamaya koymuştur. Bu yaptırımlar sonucu birçok sektörde olduğu gibi turizm sektöründe de büyük kayıplar yaşanmıştır. Yaşanan bu olayların turizm sektöründe birçok yönüyle etkileri görülmüştür. Fakat bin 300 otelin satılığa çıkarıldığına ilişkin çıkan haberlerin gerçekle ilişkisi bulunmamaktadır. Ticaret hayatı içinde olan alım satım hareketinin turizm sektörü içinde de olması olağandır. Fakat, bu el değişikliklerini sadece yaşanan olayla ile ilişkilendirmek doğru değildir. Ülkemizde hali hazırda yaklaşık 4 bin 300 adet Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan belgeli ve yaklaşık 10 bin adet belediye belgeli otel olduğu düşünülürse, bahsedilen rakamların gerçeği yansıtmadığı açıkça görülmektedir.”

    İç turizmin canlanmasının bu yıl turizm sektörü açısından önemli olduğunu kaydeden Ayık, “İstatistiki veriler de fiyatlarda yaşanan düşüş sonucunda iç turizmdeki hareketliliğin arttığını göstermektedir. Bu hareketliliğin daha da artması için fırsatlar yaratılması sektörümüzün bu krizden en az hasarla çıkması bakımından büyük önem taşımaktadır. Bu hususta; TÜROFED olarak Bakanlığımız ile yakın işbirliği içerisinde çalışarak, sektörümüzün bu krizi en az hasarla atlatması için büyük çaba sarf etmekteyiz. Bu konuda da başarılı sonuçlar alacağımıza yönelik inancımız tamdır” diye konuştu

    PAZAR ÇEŞİTLİLİĞİ

    “Sektör ve Bakanlık işbirliği ile Pazar çeşitliliği sağlanması ve pazar hareketliliğinin artırılması için yapılan ortak girişimler de sektörü umutlandırmıştır” diyen Ayık, “”Bakanlığımızın bundan sonra açıklayacağı yeni paketlerin de sektörün kan kaybetmesini engellemek yönünde başarılı olacağına inancımız tamdır. Açılmayan tesislerden kaynaklanan istihdam açığının giderilmesi amacıyla sektör de elinden gelen gayreti göstererek bu krizi minimum seviyede atlatmak için çaba sarf edecektir. Elbette bu sene kaybımız önemli olacaktır. Mağduriyetler olacaktır. Ancak bunlar bize daha çok çalışmak, işimizi geliştirmek için güç verecektir. Daha önceki krizlerden daha güçlü olduğunu gördüğümüz bu krizi atlatmak için iş birliği içinde çalışmamızı sürdürmemiz gerekmektedir.”