Etiket: Kıyamet

  • Kudüs’teki Kıyamet Kilisesi yeniden ibadete kapatıldı

    Kudüs’teki Kıyamet Kilisesi yeniden ibadete kapatıldı

    Filistin’in başkenti Kudüs’teki Hristiyanların en kutsal mekanlarından olan Kıyamet Kilisesi, artan korona virüs vakaları nedeni ile yeniden ibadete kapatıldı.

    Filistin’in başkenti Kudüs’te bulunan Hristiyanların en kutsal mekanları arasındaki Kıyamet Kilisesi 24 Mayıs tarihinde açılmasının ardından artan korona virüs vakaları nedeni ile yeniden ibadete kapatıldı. Kilisenin anahtarlarından sorumlu Adeeb Joudeh al-Husseini, yaptığı açıklamada korona virüs salgını ile mücadele kapsamında kilisenin bu sabah itibari ile kapalı tutulduğunu aktardı. Kilisenin ne zaman yeniden ibadete açılacağı belirtilmezken, ilk salgın dalgasında 2 ay boyunca ibadete kapalı kalmıştı.

    Öte yandan Filistin’de toplam korona virüs vaka sayısı 5 bin 829’a, hayatını kaybedenlerin sayısı ise 30’a yükseldi.

  • Ayetler ve Hadisler Işığında ‘Kıyamet ve Mahşer’

    Erzurumlu Şair Salih Osman Kaplan’ın Ayetler ve Hadisler Işığında Kıyamet ve Mahşer isimli şiir kitabı yayınlandı.

    Şair Salih Osman Kaplan’ın, Ayetler ve Hadisler Işığında Kıyamet ve Mahşer isimli şiir kitabı Tasavvufi Türk edebiyatının okunması gereken önemli eserleri arasında yerini aldı.

    Çocuk yaşlarda şiir yazmaya başlayan ve şiirlerini yüksek bir duygu yoğunluğu içinde kaleme alan şair Salih Osman Kaplan, Dinî Tasavvufî Türk Edebiyatı’ndan ve Halk Şiiri geleneğinden etkilenmiş. Şairin Kuran ve dini eğitimi de şiirlerine de yansımış.

    Şiirlerin toplumun geleceğine ve yaşamına yön verdiğini belirten şair Salih Osman Kaplan’ın şiirleri halk dilinde ve sade, hedef kitlesi ise halk, yani bütün bir toplumdur.

    Birçok şiirinde İslam’ın hükümleri doğrultusundaki inancını, fikrî düşünceyle birleştiren Şair Salih Osman Kaplan, Kur’an ve Sünnete dayalı fikirlere bağlı yeni bir şiir tarzı ortaya koymuş.

    Tasavvufu şiir formunda sunan Şair Salih Osman Kaplan’ın, Ayetler ve Hadisler Işığında KIYAMET VE MAHŞER isimli eseri şiir severler için şifa niyetine okuyacağı, kutsiyet yüklenmiş bir kitap.

    Şiirlerinin özünde insan sevgisi, hoşgörü, milli ve manevi temalar yer alan Şair Salih Osman Kaplan, Allah aşkı, hoşgörü, insanlık sevgisi, iyilik, doğruluk ve vatanseverlik temalarını şiirlerinde ağırlıklı olarak işlenmiş.

    Şair, yazdığı içten, samimi şiirleriyle, dini, millî ve her kesimin zevkine ve duygusuna hitap ediyor.

    ‘SÖZ VE KİTAP’

    Tasavvufi Türk Edebiyatına damga vuran Ayetler ve Hadisler Işığında KIYAMET VE MAHŞER isimli eserini “Nice kitap var, zerreye etmez hitap, Öyle söz de var ki, değer birçok kitap” mısralarıyla anlatan Şair Salih Osman Kaplan, “Aklı, mantığı aşıp bizi ruhumuzun başka katmanlarına götüren, duyguları en kısa yoldan ve en naif şekilde anlatan edebi sanattır şiir. Bir duyguyu bazen tek bir dize ile ruhumuzun derinliklerinde hissederiz…

    Şiir okumak ve ezberlemek hayatımızın bambaşka yönlerinde birden çok fayda sağlar.

    Şiir okuyan insanların hayal güçleri, sezme güçleri ve duyuları gelişir, bilgileri artar.

    Şiir ezberlemek belleğimizin ve beraberinde dikkatimizin de gelişmesini sağlar, hafızamızı güçlendirir.

    Şiir, gözleme yeteneği sağlar. Şiir okuyan insanlarda hitabet gelişir, özgüven artar.

    Güne başlarken, otobüste, metroda, vapurda giderken ve gece yatarken biraz şiir, iyi gelir varlığımıza. Ben de, okuma sevenlere, şiir severlerin duygularına birkaç satır ile dokunmak istedim.” dedi.

    ‘KIYAMET VE MAHŞER’ BAŞUCU KİTABI

    Tasavvuf görüş ve anlayışını, inceliklerini, ilahi hikmetleri ve sırları dile getiren manzumelerden oluşan Ayetler ve Hadisler Işığında KIYAMET VE MAHŞER, şiir sevenler için bir başucu kitabı haline geldi.

    Şair Salih Osman Kaplan, Yazdığı şiirlerini uzun yıllar kitaplaştırmadı ve dostlarının bu konuda zorlamasına ‘henüz zamanı var’ diye cevap verdi. 43 yıllık hayat arkadaşı Nazire Hanımın vefatı derinden yaralamış. Gönül boşluğunu doldurmak için edebiyatı ve şiiri ön plana aldı.

    Şairin kendi ifadesiyle, “Yıllarca hatıralarında saklamayı düşündüğü şiirlerini bazı manevi telkinler üzerine kitaplaştırmaya karar verdi.”

    Bu arada Şair Salih Osman Kaplan’ın bu ilk kitabının haricinde, hazırlığı tamamlanmış ve basılmayı bekleyen 3 kitabı ve kitap olmayı bekleyen onlarca şiiri bulunuyor.

    ŞAİR SALİH OSMAN KAPLAN HAKKINDA?

    1955 yılında Erzurum’da doğdu.

    Çocuk yaşından itibaren çalışmaya ve iş hayatına başladığı için eğitimini öteledi. Kendi kendine okuma yazma öğrendi.

    Çocukluk yıllarından itibaren edebiyata ve şiire merak saldı. Çocukluğunda başlayan kitap ve okuma tutkusu ile her türlü dergi ve gazeteleri izledi, genel kültür ve edebi nitelikteki kitapları, roman ve şiir kitaplarını okuyarak kendini yetiştirdi. Aynı zamanda Kuran okuma eğitimi ve iyi bir dini eğitim de aldı. Okuma hevesi ve azmi ile ilkokul, ortaokul ve lise diplomalarını hariçten imtihanlara girerek aldı. Ardından girdiği Üniversite sınavında da başarılı olarak AÖF İşletme Fakültesini kazandı ve İşletme Ön Lisansını tamamladı.

    Genç yaşta girdiği memurluk sınavını

    kazanarak devlet memuru oldu. Sırasıyla önce Tapu Kadastro Müdürlüğünde, Emlak Bankasında ve Halk Bankasında memur olarak çalıştı ve emekli oldu.

    Yazdığı şiirlerini kitaplaştırmadı ve dostlarının bu konuda zorlamasına ‘henüz zamanı var’ diye cevap verdi. 43 yıllık hayat arkadaşı Nazire Hanımın vefatı derinden yaraladı. Gönül boşluğunu doldurmak için edebiyatı ve şiiri ön plana aldı.

    Yıllarca hatıralarında saklamayı düşündüğü şiirlerini bazı manevi telkinler üzerine kitaplaştırmaya karar verdi. Bu arada şairin bu ilk kitabının haricinde, hazırlığı tamamlanmış ve basılmayı bekleyen 3 kitabı ve kitap olmayı bekleyen onlarca şiiri bulunuyor.

    Çocukluğundan itibaren öteleyerek elde ettiği tahsil hayatı nedeniyle ailesinde ve çevresinde eğitime çok önem verdi. Oğulları Hakan Levent ve Volkan Tıp doktoru, Kızları Hülya ve Yasemin ise üniversite mezunudur. İki kız iki erkek dört çocuk babasıdır ve sekiz torunu bulunmaktadır.

    Çocuk yaşlarda şiir yazmaya başlayan ve şiirlerini yüksek bir duygu yoğunluğu içinde kaleme alan şair Salih Osman Kaplan, Dinî Tasavvufî Türk Edebiyatı’ndan ve Halk Şiiri geleneğinden etkilenmiştir. Şairin Kuran ve dini eğitimi şiirlerine de yansımaktadır. Şiirleri halk dilinde ve sadedir. Hedef kitlesi halktır, yani bütün bir toplumdur.

    Birçok şiirinde İslam’ın hükümleri doğrultusundaki inancını, fikrî düşünceyle birleştiren Kur’an ve Sünnete dayalı fikirlere bağlı yeni bir şiir tarzı ortaya koymuştur.

    Şiirlerinin özünde insan sevgisi, hoşgörü, milli ve manevi temalar yer almaktadır. Allah aşkı, hoşgörü, insanlık sevgisi, iyilik, doğruluk ve vatanseverlik temaları şiirlerinde ağırlıklı olarak işlenmiştir. Yazdığı içten, samimi şiirleriyle, dini, millî ve her kesimin zevkine hitap etmektedir.

  • FETÖ’nün ihanet kodlarını deşifre eden ’15 Temmuz Kıyam(et) Gecesi Milli Vuruş’un İngilizce baskısı raflara geliyor

    Türkiye’nin 2016 yılında yaşadığı FETÖ/PDY’nin kanlı darbe girişimi sırasında 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nde gözünü kırpmadan hainlerin üzerine yürüyen İstanbul Emniyet Müdürü Dr. Musfata Çalışkan’ın o geceyi anlatan ’15 Temmuz Kıyam(et) Gecesi Milli Vuruş’ isimli kitabının İngilizce baskısı kısa süre içinde BETA Yayınları aracılığı ile raflardaki yerini alacak. Yayına verildikten kısa süre sonra 8’inci baskısına ulaşan kitabın Arapça çevirisinin de yapıldığı öğrenilirken, İngilizce ve Arapça dillerde örgütün karanlık yüzünün yurtdışında doğru anlatılması açısından büyük önem taşıyor.

    Fetullahçı Terör Örgütü’ne mensup vatan hainlerinin damarlarında dolaşan ihanet kodlarının teker teker çözümlendiği ’15 Temmuz Kıyam(et) Gecesi Milli Vuruş’ adlı kitap satış rekorları kırarken, kısa bir süre içinde İngilizce baskısının da raflardaki yerini alacağı belirtildi.

    Kitabın İngilizce baskısı kısa süre içinde raflarda

    Hain darbe girişimi gecesi makamında yardımcıları ve şube müdürleriyle birlikte başka bir operasyon için planlama yapan İstanbul Emniyet Müdürü Dr. Mustafa Çalışkan, darbe girişimini haber aldığında hemen Boğaziçi Köprüsü’ne koşmuş, bütün gece krizi buradan yöneterek darbeyi püskürtmüştü. O gece 34 şehit verdiğimiz Boğaz Köprüsü’nde yaşananları ’15 Temmuz Kıyam(et) Gecesi Milli Vuruş’ isimli bir kitapta toplayan İl Emniyet Müdürü Çalışkan’ın kaleme aldığı satış rekorları kıran kitabının İngilizce baskısı kısa bir süre içinde raflarla buluşacak.

    Hainlerin anlatıldığı kitabın Arapça çevirisi yapılıyor

    FETÖ’nün iğrenç yüzünün deşifre edildiği kitap, örgütün ‘kara propaganda’ yaptığı başta Avrupa ülkeleri olmak üzere yurt dışında merakla beklenirken, İngilizce versiyonun da büyük yankı uyandırması bekleniyor. Çalışkan tarafından kaleme alınan kitabın Arapça çevirisinin de yapıldığı öğrenilirken, büyük ilgi gören ‘15 Temmuz Kıyam(et) Gecesi Milli Vuruş’un, kitapçıların en çok satanlar raflarında yer bulan kitap olduğu ifade ediliyor.

    Kitapta neler anlatılmıştı

    Fetullahçı Terör Örgütü’nün 15 Temmuz 2016’da gerçekleştirdiği kanlı darbe kalkışmasına engel olmak için, İstanbul’da gösterdiği çaba ile dikkat çeken İl Emniyet Müdürü Dr. Mustafa Çalışkan, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ne yaşadıklarını kitapta şöyle anlatmıştı: “Çok üst seviyede bazı vatansever askerler, o gün beni şöyle tenkit ettiler. ‘Yahu Müdür Bey sen niye köprüye gittin? Komutanın en güvenli yerde olması lazım. Sana bir şey olsaydı hem teşkilatın, hem İstanbul çok sıkıntı yaşardı. Senin bu riski almaman lazımdı!..’ Söyledikleri belki doğruydu ama o an bir karar vermek durumundaydım. Evet, ne sebeple olursa olsun, köprüye hiç düşünmeden gittim. Orada bir-iki saat durup, tekrar geri döner ve en güvenli yerde Vatan Emniyet yerleşkesinden İstanbul’daki gelişmeleri takip eder, kameralardan durumu seyreder ve buradan tüm İstanbul’u yönetebilirdim. Fakat oraya yani Şehitler Köprüsü’ne gidip oradaki vaziyeti görünce geri dönmek gelmedi içimden”

    Kitaptaki çarpıcı detaylar

    Darbe kalkışmasının İstanbul ayağının detayları ile anlatıldığı kitapta, Çalışkan’ın kalkışmayla ilgili bilgiyi yine bir terör örgütü DEAŞ’la ilgili bir toplantı sırasında aldığı görülüyor. Çalışkan darbeyle ilgili kendilerine hiçbir istihbarat ulaşmadığını dile getirirken, darbecilerin 55 polis müdürüne de “Darbeye destek olun ya da teslim olun” mesajı atıldığını belirtiyor.

    Yaşanan olayın kargaşasına rağmen kanunlara uyulduğunun anlatıldığı kitapta, ateş altında olunmasına rağmen polisin tüm talimatları yerine getirdiğini belirten Çalışkan, kalkışma ve sonrasına ait yazılmamış pek çok bilgiye de kitabında yer vermişti.

    Kitabın İngilizce baskısı, BETA Yayınları aracılığı ile yurtiçi ve yurtdışındaki tüm şubelerden ulaşılabilecek.

  • Böyle dolandırıcılık görülmedi… “15 Temmuz’daki gibi kıyamet kopacak” diyerek 35 bin lira dolandırdılar

    Adana’da cezaevinden izinli çıkan dolandırıcı, kendisini şehit kardeşi olarak tanıtarak hedefine aldığı yaşlı bir kadını “Hakkında tutuklama kararı var. 15 Temmuz’daki gibi kıyamet kopacak” ifadeleriyle korkuttu ve 35 bin lira parasını dolandırdı. Dolandırıldığını anlayarak polise başvuran yaşlı kadın, telefonun yanına “Dikkatli ol telefon görüşmesine bir daha yanılma” notunu yazdıktan sonra ikinci kez arayan farklı iki dolandırıcıyı oğlu sayesinde yakalayarak polise teslim etti.

    Edinilen bilgiye göre Seyhan ilçesine bağlı Hadırlı Mahallesi 10014 sokak 3 numaralı evde oturan, eşi emekli, kendisi de ev kadını olan Hicran Kırkbey’in (63) 28 Şubat 2018 günü ev telefonu çaldı. Kırkbey telefonu açtığında karşısındaki kişi kendisini polis olarak tanıtarak, Kırkbey’in bütün bilgilerini ve akrabalarının isimlerini saydıktan sonra kimlik kartını düşürüp düşürmediğini ya da bir yere verip vermediğini sorup, daha sonra bir yerde hırsızlık olduğunu, çalınan eşyalarda parmak izinin çıktığını, hakkında tutuklama kararı olduğunu söyledi.

    “Korkup kustum, tansiyonum yükseldi”

    Kırkbey, yaşadığı bu olaydan dolayı çok korktuğunu anlatarak şöyle devam etti:

    “Ben de kendimi aklamak için ne sordularsa yanıt verdim. Bana; ‘Senin kimlik bilgilerini satmışlar. Bu bilgileri alanlar senin üzerine çalıntı mal ve eşya almışlar’ dediler. O an aklıma hiç gelmedi ki. Onlara; ’Evimde hiçbir şey yok’ yanıtını vereyim. Bana; ‘Hakkında tutuklama kararı var’ dedikleri an nevrim döndü, kendimi adeta kaybettim ve ağlamaya başladım. Hatta korkudan kustum bile. Bunun bir oyun olduğunu sandım. Kendimi kötü hissedip, tansiyonum yükselince beni telefondan teskin etmeye çalıştılar. Bana; ‘İki kişiyi yakaladık, ellerinde senin kimlik bilgilerin var. Çalıntı mal ve eşyaların sende olduklarını söylüyorlar’ dediler.”

    “15 Temmuz’u ve şehitliği kullandılar”

    Kırbey, şoka girmesine rağmen bunun bir oyun olduğunu söyleyince dolandırıcıların bu kez manevi değerleri istismar ettiğini söyleyerek, “Sonrasında bana; ‘Sen, 15 Temmuz’u biliyor musun?’ diye sordular. ‘Evet’ yanıtı verince de; ‘Senin için burada 15 Temmuz’daki gibi kıyamet kopacak. Biz sana yardımcı olmak istiyoruz’ dediler. Ben de; ‘Size inanmıyorum, bu bir oyun’ dedim. O zaman da bana; ‘Abla, ben bir şehit ağabeyi bir polisim. Dört de çocuğum var. Onların üzerine yemin ederim’ diyerek, beni ikna etmeye çalıştılar. Şehitler üzerine yemin edince onlara inandım ve de güvendim. Benden cep telefonu numaramı istediler, bende istenileni yaptım. Nevrim döndü ya nevrim döndü. Ağlıyor ve kusuyorum. Telefonu kapatıp ilacımı içip de kendime gelmeye çalıştım. Telefon tekrar çalıp, benimle konuşmaya başladıklarında evde altın ya da para olup olmadığını, varsa miktarını sorup öğrenmeye çalıştılar. Ben de; ‘Oğlum, madem ki bana yardımcı olacaksınız; eşim, çocuklarım kısacası hiç kimsenin haberi olmadan bankaya kefen parası yatırdım. Ama kocamın yeni bir iş kurmak için benim adıma bankaya yatırdığı 18 bin lirayı çektim. Evde o var’ dedim. Bana banka çalışanlarının, para karşılığında kimlik bilgilerimi sattığını söylediler. Ben de; ‘Bankaya güvenmeyeceksem, o zaman kime güveneceğim’ diye sordum. Öyle şeyler söylediler ki, inanmamak elde değildi” dedi.

    “Altınlara bastır parmak için iyi çıksın”

    Kırkbey, evdeki para ve altınları bir poşetin içine koyup, kendilerine vermemi istediklerinin altını çizerek şöyle devam etti:

    “Hatta evimin önündeki zeytin ağacına kadar bana tarif ettiler. Ben de; ‘Sen beni nereden görüyorsun?’ diye sordum. Bana; ‘Biz sizi araştırdık, siz ve aileniz çok temiz insanlarsınız. Size yardımcı olmak istiyoruz, sen benim annemsin, sen benim bacımsın, sen benim kardeşimsin’ dediler. Ne yapacağımı şaşırdım açıkçası. Bankadan parayı çekip eve geldim, daha çantamdan bile çıkartmamıştım. O parayla birlikte evde bulunan altınları da poşetin içine koydum. Telefonda bana paranın üzerine sert basmamı, bu paranın bana ait olduğunu kanıtlamak için de parmak izi bırakmamı söylediler. Ben de istenileni yaptım. Kendi ellerimle 35 bin lira değerindeki para ve altınları onlara götürüp verdim.”

    “Cezaevinden izinli çıktığı gün dolandırmış”

    Kırbey, parayı verdikten sonra eve gelince dolandırıldığını anladığını, önce oğlunu daha sonra da polisi aradığını kaydetti. Adana Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğüne bağlı Yankesicilik ve Dolandırıcılık Büro Amirliği ekipleri ihbar üzerine hareke geçip güvenlik kamerası görüntülerini incelmeye aldı. Yapılan incelemede bir kişinin sürekli telefonda görüştüğünü, olay sırasında taksi kullandığını tespit etti. Polis yaptığı çalışmada zanlının Ergin şenlikten (32) isimli şahıs olduğunu bu şahsın da yine dolandırıcılık suçundan Tarsus Açık Cezaevinde olduğunu, cezaevinden izinli çıktığı gün yaşlı kadını dolandırıldığını belirledi. Zanlı hakkında bu olaydan da işlem yapıldı.

    “Bir daha yanılma notu”

    Kırkbey, kocasının iş kurmak için biriktirdiği ve kendisinin annesinden kalma altınları dolandırıcılara verdiği için kendisini affedemediğini belirterek, “Bir daha dolandırılmamak için telefonun yanına kartona ’dikkatli ol telefon görüşmesine bir daha yanılma’ notunu yazdım. Telefon çaldığında bu notu okuyup öyle açıyorum. Çünkü dolandırıldığım için çok kötü oldum” diye konuştu

    “Bu kez dolandırıcılara yakaladı”

    Kırkbey ilk olaydan 42 gün sonra 11 Nisan 2018 günü yine telefonunun çaldığını, açtığında karşıdaki kişinin yine kendisinin polis olduğunu bu kez de kaybettiği kimlik nedeniyle üzerine hat çıkartıldığını, internet üzerinden alışveriş yapıldığını, bu nedenle hakkında soruşturma açıldığını söylediklerini ifade etti. Kırkbey, bu kez oyuna gelmediğini ve sahte polise inanmadığını ancak inanmış gibi yaparak evde 55 bin lira değerinde altın olduğunu, altının da kasada olduğunu, bu sırada da sobanın kapağını açıp kapatarak kasadan altınları çıkartıyor numarası yaptığını belirterek, “Altın olduğunu duyunca ’Biz eve gelip arama yapacağız’ diyerek bana takıların makbuzu olup olmadığını sordular. Ben de makbuzun olmadığını, eşimin yurt dışında çalıştığını ve her geldiğinde bana altın takıları hediye olarak getirdiğini söyledim. ‘Biz gelelim, bunları alalım. Sana ait olmadığını belirleyelim. Gelip evi arayacağız’ dediler. Onların eve gelmelerini sağladım. Kapıyı çaldıklarında oğlum dışarı çıkıp onları yakaladı. İçeri alıp, polise haber verdik. Karşıma çektim onu, ‘Yazık değil mi senin gençliğine? Ayıp değil mi yaptıklarına? Sen benim evimi yıkmaya gelmişsin ama ben şuan senin için ağlıyorum. Yapmayın bunu yapmayın. Allah biliyor biz bu paraları hangi şartlarda kazanıyoruz. Böyle bir şey olur mu?’ diye tepki gösterdim” diyerek gözyaşlarına boğuldu.

    Yaşlı kadını dolandırmaya çalışan Hakan Koçbay ve İbrahim Kalemli polise ifade verdikten sonra adliyeye sevk edildi. Zanlılar çıkarıldıkları nöbetçi mahkeme tarafından tutuklandı.

  • Numan Kurtulmuş: “Nihayetinde Türkiye’de bir ‘anayasa değişiklik paketi’ oylanıyor, kıyamet kopmuyor”

    Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, Nisan ayında yapılacak anayasa referandumuna ilişkin “Nihayetinde Türkiye’de bir anayasa değişiklik paketi oylanıyor, kıyamet kopmuyor. Türkiye’de birilerinin bu işi böyle hayat, memat meselesine dönüştürmüş olması demokrasinin kurallarını fazla hazmedememek anlamına geliyor” dedi.

    Kurtulmuş Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından Afyonkarahisar’da gerçekleştirilen ’2’nci Ormancılık ve Su Şurası Hazırlık Çalıştayı’nda katılımcılara hitap etti. Kurtulmuş, ‘Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunu’nu onayladığını hatırlatarak, Türkiye’nin bir referanduma, halkoylamasına doğru gittiğini ifade etti.

    Kurtulmuş, referandumun yeni Türkiye istikametinde atılacak yeni bir adım olduğunu belirterek, “İnşallah 16 Nisan’da milletimiz sandıklara gidecek ve bir karar verecek. Sadece bu sandığın ortaya çıkması, ortaya konulması bile Türkiye demokrasisinin olgunluğu bakımında fevkalade önemlidir. Türkiye çok çalkantılı bir siyasi dönemden geçti. Çok partili siyasi hayatımız ve ondan önceki tek partili dönemde de ciddi önemli siyasi türbülanslar yaşadı. Oluşlar, yeniden oluşlar, çalkantılar, kaoslar bunları geride bıraktık. Ama bugün iftihar ile söyleyebiliriz ki Türkiye bütün bu krizleri ve kaosları ortada sandığın olması dolayısı ile rahatlıkla aşabildi ve bugünlere kadar gelebildi. Türkiye ne zaman bir zor sürece girse ortada bir sandık oldu hatta sandıkla milletin reyiyle, milletin iradesi ile darbelerin ortaya koyduğu siyasi iradeler ile 180 derece değiştirilerek tam tersi ortaya konulmuş oldu. 60 darbesinden sonra hemen ortaya çıkan seçim ve sonuçları 12 Mart’tan sonraki seçim ve sonuçları 1980 darbesi ve ondan sonraki sonuçlar 28 Şubat ve sonrasında ortaya çıkan sonuçlar. 27 Nisan ’e-muhtırası’ sonrasındaki sonuçlar hepinizin malumudur. Millet reyine sahip çıktı, geleceğine sahip çıktı ve sandıklarda hep doğru karar vererek Türkiye’nin önünün açılmasına neden oldu. Şimdi bir kere daha bu milletin reyine müracaat ediyoruz” diye konuştu.

    “Türkiye’de bir rejim değişikliğine gidilmiyor bunun altını çizerek ifade etmek isterim”

    “Nihayetinde Türkiye’de bir anayasa değişiklik paketi oylanıyor, kıyamet kopmuyor” diyen Kurtulmuş şunları söyledi:

    “Parlamento vazifesini yapmış 339 milletvekilinin oyu ile bu ‘anayasa değişiklik’ paketini millerin reyine sunmuştur. Şimdi sözde, kararda milletindir. Millet ne derse başımız, gözümüz üstünedir. Bunu söylerken de her kesiminden aynı olgunluk ile milletin reyinin sonuçların kabul etmesinin şart olduğunu ifade etmek isterim. Nihayetinde egemenlik kayıtsız, şartsız milletinse, millet doğrudan doğruya bundan sonraki süreçte bu egemenliği kullanmak için önüne gelen ‘anayasa değişiklik paketi’ ile ilgili bu halkoylamasında karar verecek, ümit ediyoruz ki adaleti ile çok yüksek oranda ‘evet’ diyerek bu sürecin aşılmasına milletimiz vesile olacak, karar vermiş olacak. Dolayısı ile buna saygılı olmak herkesin üzerine bir vazifedir. Ayrıca nihayetinde Türkiye’de bir ‘anayasa değişiklik paketi’ oylanıyor, kıyamet kopmuyor. Yani Türkiye’de birilerinin bu işi böyle hayat, memat meselesine dönüştürmüş olması demokrasinin kurallarını fazla hazmedememek anlamına geliyor. Millet bir karar verecek nihayetinde Türkiye’de bir rejim değişikliğine gidilmiyor bunun altını çizerek ifade etmek isterim. Bir yönetim sistemi değişikliğine gidiliyor ‘Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi” dediğimiz model inşallah uygulamaya konulmak isteniyor. Rejim değişikliği yapılıyor gibi bir algının ortaya çıkarılması hakikatin saptırılmasıdır. Burada yürütmede çift başlılığın ortadan kaldırılması için daha etkin bir yönetimin kurulabilmesi için bir hükümet değişiklik modeli teklifi yapılıyor kararı da millet verecek. İnşallah millet bu konuda müspet bir karar vererek Türkiye’nin önünü açacak diye ümit ediyoruz ve öyle siyasi bir sonucu bekliyoruz.”

    Toplantıya Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu ile birlikte Afyonkarahisar Valisi Aziz Yıldırım da katıldı.

    Toplantının ardından Kurtulmuş kara yolu ile kentte ayrıldı.