Etiket: Kitapsız

  • Emine Erdoğan:”Türkiye’nin insani yardım vizyonu kredilere değil, tam anlamıyla insani yardıma dayanmaktadır. Türkiye’yi, insani yardım konusunda milli gelire oranla birinci yapan da bu hesapsız kitapsız cömertliktir”

    Birleşmiş Milletler (BM) 73. Genel Kurulu Görüşmelerine katılmak için New York’ta bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a eşlik eden Emine Erdoğan, Siyaset Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfının (SETA) Washington DC şubesinin düzenlediği “Günümüzdeki İnsani Sınamalara Karşı Türkiye’nin Rolü” başlıklı paneline katıldı. Erdoğan, burada yaptığı konuşmaya “Somali’de, Yemen’de, Suriye’de, Gazze’de, Myanmar’da, baskı ve zulüm altında yaşayan tüm kardeşlerimi buradan selamlıyorum” dedi.

    Somali, Yemen, Suriye, Gazze ve Myanmar’da büyük acıların yaşandığına dikkat çeken Erdoğan, “Yapabildiğimiz, konuşmaktan, sebepleri kritik etmekten çok daha öte şeyler olmalı. İnsani yardım, bu anlamda insanlık vicdanının en anlamlı fiilidir.” ifadelerini kullandı.

    “Bir başka millet için harekete geçtiğimizde, bizden farklı olan ile üst bir kimlikte buluşuruz. Bu da empati yeteneğimizi geliştirir. Böylece, adil ve barışçıl bir dünyanın temellerini atmış oluruz. Mevlana’nın ifadesiyle, bir mum, diğer mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez” açıklamasında bulunan Erdoğan sözlerini şu şekilde sürdürdü;

    “Öylesine büyük adaletsizlikler var ki, bu sorunları hesaplarla değil, verdikçe çoğalan merhamet, sevgi ve vicdan duygusuyla çözebiliriz.

    İşte bu nedenle Türkiye’nin insani yardım vizyonu, kredilere değil, tam anlamıyla ‘insani yardım’a dayanmaktadır. Türkiye’yi, insani yardım konusunda milli gelire oranla birinci yapan da, bu hesapsız kitapsız cömertliktir.

    Türkiye’nin Güneydoğusu’ndaki bir şehrimiz bunun en çarpıcı örneğidir. Kilis’te, Suriyeli mülteci sayısı yerel nüfusu aşmıştır. Kilis bu yönüyle, bombalardan kaçan kadınlar ve çocuklar sözkonusu olduğunda, bütün hesapların bırakıldığı, merhametin heryeri kapladığı sembolik bir anlama bürünür. Ekmeğin, sofranın, evin, şehrin paylaşıldığı bir evrene dönüşür.

    Türk insanının, tarihten gelen vakıf geleneği ile güçlendirdiği bu paylaşımcı karakteri, Türkiye’yi uluslararası toplumun yükünü sırtlayan bir ülke haline getirmiştir.

    AFAD, Kızılay, TİKA gibi kurumlarımızın yanısıra sivil toplum kuruluşlarımızın katkılarıyla, Türkiye’nin yardım eli heryere ulaşmaktadır. 3.5 milyon Suriyeli mülteciyi misafir etmek yanında Afrika’da, Gazze’de, Myanmar’da hep Türkiye vardır.

    2010’da Pakistan’a, 2011’de Somali’ye, 2012’de Myanmar’a gidip, yaşanan insani dramları yerinde görmüş biri olarak, uluslararası toplumun sınıfta kaldığını ifade etmek isterim. Keza, 2017’de Arakanlı Müslümanlara yapılan zulüm, içimizi titretmiş, fakat tüm dünya konuya gereken önemi göstermemiştir.

    Son Myanmar ziyaretimde gördüklerim, masum çocukların çaresizlikleri değil, dünyanın merhametsizlikten can çekişmesi halidir. Orada konuşup dertleştiğim kadınlar, dünyayı bekleyen gerçek tehlikenin vicdan yoksunluğu olduğunu göstermiştir.

    Böyle bir vasatta insani yardımlar, insanlık kandilini yeniden tutuşturma anlamı taşır.

    Türkiye, kimi afetlerde ev sahibi ülkeden daha önce afetzedelere ulaşabilen, dinamik ve esnek bir insani yardım yapılanmasına sahiptir. Dünyada afetlere müdahale noktasında en ileri ülke olduğumuzu söyleyebilirim.

    2010 yılında Pakistan’da yaşanan sel felaketi sonrası Türkiye’nin, ilk yardım eli uzatan ülke olması, bunun ilk akla gelen örneğidir. Keza, Myanmar’da 2012 ve 2017 yıllarında sıcak biçimde yaşanan insani dramlar en çok Türkiye’de yankı bulmuştur. Devlet ve millet olarak yaptığımız seferberlikler, uluslararası toplumu harekete geçirmiş, dünya bu soykırıma nihayet kulak vermiştir.

    Bu noktada önemli bir noktaya işaret etmek isterim. İnsani yardım politikaları, yardım alanın bağımlılığını artıracak şekilde olmamalıdır. Bizim insani yardımdan anladığımız, yardım kolileri ve sırada bekleyen muhtaçlar değildir. Acil durumlarda afetzedelere yapılan katkının ötesinde krizlerin önlenmesi, kalkınma destekleriyle bağımlılıkların azaltılmasıdır. Bu anlamda insani yardım anlayışının, kalkınma merkezli çalışmalar içermesi son derece önemlidir.

    Suriye’de kanayan yaraya yaptığımız pansuman, Suriyeli mültecilere barınma yeri sağlamaktan ötedir. Yarıdan fazlasını kadınların ve çocukların oluşturduğu kamplarda kadınların meslek edinip hayata tutunmasını önemsiyoruz. Kuaförlükten bilgisayar becerilerine pekçok alanda mesleki kurslar veriyoruz. Gelişim ve hobi kurslarıyla, savaşlarda zarar görmüş kadınları hem rehabilite ediyor, hem de kendilerini keşfetmelerini sağlıyoruz. Aynı şekilde çocukların eğitimden mahrum kalmaması kadar gençlerin üniversite eğitimlerine devam edebilmelerinin yollarını da açmaya çalışıyoruz.

    Keza, Afrika’ya yaptığımız insani yardımlar, kalkınma destekli yardımlardır. Yaygın ifadeyle, balık vermekten çok balık tutmayı öğretiyoruz. Afrika’nın kendi potansiyelini keşfetmesini sağlayacak eğitim ve ekipman desteği veriyoruz.

    Çeyrek asırdır, Bosna’dan Afganistan’a, Irak’tan Suriye’ye, Somali’den Gazze’ye, insanlığın vicdanını sarsan nice olaya şahit olduk. Binalarında mermi izleri hala duran şehirler gördük. Yerinden yurdundan edilmiş masum çocukların uykuya daldığı kampları ziyaret ettik. Yoksullukla savaşan sokaklardan geçtik. İçimiz acıdı, yüreğimiz yandı.

    Ama aynı mekanlar da, nerede bir çığlık olsa, sıcak yatağından kalkıp oraya koşan merhamet ve vicdan abidesi insanlar da gördük. Hayatını insani yardıma adamış nice güzel insan var dünyada. Her beş saniyede bir çocuk açlıktan ölüyor ve her sabah güneş yeniden doğabiliyorsa, bu onların aydınlığıdır. Merhametin olduğu yerde en acı zehirler zararsız kalır. Merhamet, bütün kötülüklerin panzehiridir.

    İnsani yardım çabalarının bütün sessiz ve isimsiz kahramanlarını huzurlarınızda selamlıyorum. İyi ki varlar, iyi ki varsınız! Bu çatı altında buluşan bu topluluk da, varlığını insanlığa yardım fikriyle anlamlandıran güzel insanlardan oluşuyor. İnanıyorum ki, elele verir, merhameti, vicdanı çoğaltırsak, adaleti de tesis etmiş olacağız”

  • Bu konsere kitapsız girilemeyecek

    Adana’da tanınmış 10 müzisyen ve müzik grubu, 7+2’nin sosyal sorumluluk projesi kapsamında 2 Mayıs Salı günü “Kitabını al, gel; müziğe ses ver” isimli konserde sahne alacak. Konsere girebilmek için bağışlanan kitaplarla köy okullarına kütüphane kurulacak, bilet geliriyle de ihtiyaç sahibi okullar baştan aşağı donatılacak.

    8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde ’3 Kadın 3 Portre’ isimli projeyle gündeme gelen 7+2 ekibi bu defa köy okullarına yardım etmek için kolları sıvadı.

    Oyuncu ve sunucu Yeliz Doğramacı, solist Betül Haydın ve Orçun Utlu, balerin Didem Bekiroğlu, işletmeci Özgür Çerçi, halkla ilişkiler uzmanı Hatice Çelik, uluslararası ilişkiler uzmanı Gamze Bağırsakçı ile fotoğrafçı Muteber Özden ve Sezin Eser’den oluşan 7+2’nin başlattığı sosyal sorumluluk projesi kapsamında; Aktör, Electro Zober, Eren Yalçın, Ezgi Türkoğlu, Gizem Aksoy, İsmet Tümer, Marko Paşa, Mega Band, Pandora ve Plastic, 2 Mayıs Salı günü saat 19:00’da Park Zirve’de konser verecek.

    Giriş ücretinin 40 lira olarak belirlendiği “Kitabını al, gel; müziğe ses ver” konserine kitap bağışı yapmadan girilemeyecek. Toplanan kitaplarla ihtiyaç sahibi köy okullarına kütüphane kurulacak, bilet geliriyle de okulların sınıfları ve diğer ihtiyaç duyulan donatıları düzenlenecek.

    Etkinliğe ve 7+2’ye ilişkin bilgi veren Hatice Çelik, kapasitenin bin kişiyle sınırlı olduğunu belirterek “Gerçekten bu ülkede sorunlu olan, ihtiyaç duyulan her şeye dokunmak istiyoruz” dedi.

    Özgür Çerçi ise Adana’nın köylerinde tuvaleti bile olmayan okullar bulunduğuna dikkat çekerek, “Uyumlu çalışıyoruz ve bir şeyler üretebiliyoruz. Dünya Emekçi Kadınlar Günü için yaptığımız projeden sonra daha çok motive olduk. Her insanın içinde var bu yardım duygusu. 9 kişiyiz ve çok özel insanlar değiliz. Güzel bir enerji tutmuşken yapabildiğimiz kadar ses çıkaralım istedik” ifadelerini kullandı.

    Yeliz Doğramacı da ilk etapta kadınlar için proje üretmeye başladıklarını, şimdi de öğrenciler için devam ettiklerini hatırlatarak bir sonraki sürpriz projelerinde ise çocuk ve yetişkinlere yönelik ömür boyu hatıra kalacak bir işe girişeceklerini anlattı. Hayata dair her şeye dokunacaklarını vurgulayan Doğramacı, “Ekibimizde halkla ilişkilerle uğraşan arkadaşımız, fotoğrafçı arkadaşlarımız, müzisyenleri işletmeci, sanatçılar var. İnsana dokunan farklı mesleklerden bir araya geldik. Gerçekten tam bir insan vücudunun organları gibi çalışıyoruz ekip olarak” şeklinde konuştu.

  • ’’Kitapsız Çocuk, Kitapsız Okul Kalmasın” projesi

    Odunpazarı Kent Konseyi Kültür Sanat Çalışma Grubunun ’’Kitapsız Çocuk, Kitapsız Okul Kalmasın” projesi ile ilgili başlattıkları çalışmalar kapsamında toplanan çeşitli okullara gönderildi.

    Grup Başkanı Ali Kara, proje ile ilgili yaptığı açıklamada, ’’Grubumuzun ‘Kitaplık ve Edebiyat Kolu’ üyeleri tarafından sürdürülen çalışmalarla toplamış olduğumuz kitaplar, okulların talebi üzerine, öğrencilere ulaşmak üzere Ağrı Merkez Aşağı Küpkıran İlkokulu, Hakkari İbni Sina Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Şırnak//Uludere Gülyazı Ortaokuluna gönderildi. ’’Kitapsız Çocuk, Kitapsız Okul Kalmasın” projesini, Eskişehir ilimizde başarı ile yönetiyoruz” diye belirtti.

  • Şırnaklı Çocuklar Kitapsız Kaldı

    Şırnak’ta teröristler tarafından ateşe verilen Kültür Merkezi’nin içerisindeki İl Halk Kütüphanesi’nde bulunan 37 bin 714 kitap yanarak, küle döndü. Kullanılamaz hale gelen bina ise tahliye edilmeye başlandı.

    Terör örgütü PKK’nın gençlik yapılanması Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi (YDG-H) üyesi 8-9 kişilik grubun dün Yeni Mahalle’de içerisinde İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile İl Halk Kütüphanesi’nin bulunduğu Kültür Merkezi’ni ateşe vermesi Şırnaklı çocukları kitapsız bıraktı. Yangında, kütüphanede bulunan ve daha çok üniversiteye hazırlanan öğrencilerin kullandığı 37 bin 714 kitap küle döndü. Tamamı yanan ve kullanılamaz hale gelen binada büyük tahribat oluştu.

    Yangın nedeniyle bina tahliye edilmeye de başlandı. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile İl Halk Kütüphanesi’nin bazı odalarında zarar görmeyen malzemeler Gençlik Hizmetleri ve Spor il Müdürlüğü binasına taşınırken, geçici olarak burada hizmet verileceği belirtildi.

    “ARTIK DERS ÇALIŞABİLECEĞİMİZ BİR KÜTÜPHANE YOK”

    Sürekli kütüphanede ders çalıştığını belirten ancak güvenlik gerekçesiyle kameralara konuşmadığı gibi isminin yazılmasını da istemeyen 21 yaşındaki bir öğrenci, YDG-H’lıların binayı bastığı sırada kütüphanede olduğunu belirtti. Yaşananları anlatan öğrenci, “Kütüphanede ders çalışıyorduk. Sonra birkaç kişi geldi. Bağırarak çıkmamızı istediler. Yüzleri maskeliydi. Biz de koşa koşa çıktık. Büyük korku yaşadık” dedi.

    Artık ders çalışabilecekleri bir kütüphanelerinin olmadığını anlatan öğrenci, “Evimiz kalabalık. 7 kardeşim var. Bu yüzden sessiz bir ortamda sınava hazırlanabilmek için hergün kütüphaneye geliyorum. Ancak artık gidebileceğimiz bir kütüphane yok. Olan bize oldu” diye konuştu.

    “ÇOCUKLARIMIZIN OKUMASINA İZİN VERMİYORLAR”

    Çevreden geçen ve üzüntü içerisinde küle dönen binaya bakan 63 yaşındaki bir vatandaş ise “Bunun kime ne faydası var. Kendileri okumamışlar, izin vermiyorlar ki çocuklarımız okusun. Yazık, günah. Okul yakmak, kitap yakmak nerede görülmüş” dedi.