Etiket: Kitaplaştırıldı

  • ’Türkiye’nin Beş Asırlık Lojistik Tıkanma Noktaları’ kitaplaştırıldı

    Ticaret Bakanlığı Dış Ticaret Uzmanı Nuh Üstün tarafından kaleme alınan ’Türkiye’nin Beş Asırlık Lojistik Tıkanma Noktaları’ adlı çalışma, Mersin Deniz Ticaret Odası (MDTO) tarafından kitap haline getirildi.

    Dış ticaret uzmanı Nuh Üstün’ün tezi, MDTO tarafından kitap haline getirildi. ’Türkiye’nin Beş Asırlık Lojistik Tıkanma Noktaları’ adlı çalışmada, Türkiye için tarih boyunca değişmeyen deniz ve karayolu tıkanma noktaları tespit edilerek, söz konusu tıkanmalar iki farklı tarihsel dönem içerisinde karşılaştırmalı olarak inceleniyor. Tıkanmaların tarihsel arka planı ile mevcut durumunun ortaya konulduğu çalışmada, söz konusu tıkanmaların Türk ihracatına etkileri de tartışılıyor.

    Nuh Üstün’ün Ticaret Bakanlığı nezdinde de kabul görmüş çalışmasının son bölümünde, tıkanmaların ne şekilde aşılabileceğine dair tartışmalar ve politika önerileri yer alıyor.

    Yeni yayına ilişkin değerlendirmede bulunan MDTO Yönetim Kurulu Başkanı Cihat Lokmanoğlu, lojistiğin, Türkiye’nin ekonomik kalkınma hedefleri ve dış ticaretteki rekabet gücü açısından stratejik öneme sahip sektörlerden biri olduğunu, ülkemizin lojistik açıdan yaşadığı sorunları tespit etmek ve problemli alanlara ışık tutmak üzere yapılan çalışmaların, büyük önem taşıdığına inandığını belirtti. Lokmanoğlu, “Bu amaçla hazırlanmış bir çalışmayı camiamızla paylaşmaktan büyük memnuniyet duyuyorum” dedi.

  • Ağrı’da oynanan geleneksel çocuk oyunları kitaplaştırıldı

    Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Akif Arslan tarafından Ağrı’da oynanan geleneksel çocuk oyunları kitaplaştırıldı.

    Konu ile ilgili gazetecilere açıklama yapan Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Akif Arslan, günümüzde gerek internet gerek televizyonun etkisiyle gerekse mahalle kültürünün yok olmaya doğru gitmesiyle birlikte çocuk oyunlarının gittikçe azaldığını hatta yok olmaya doğru gittiğini, bunun sonucunda ise çocukların çok katlı binalarda cep telefonlarının, televizyonların, bilgisayarların başında adeta sanal bir dünya yaşadığını, bu durumun çocukları üreticilikten, paylaşımcılıktan, analiz-sentez becerilerinden yoksun bıraktığını ifade etti.

    Ağrı ilinde çocukların dil becerilerinin geliştirilmesinde, üretici, yaratıcı, paylaşımcı, sosyal bireyler yetişmesinde, kültür birlikteliğinde fayda sağlayacağı düşünülen birçok oyunun olduğunu ve bu oyunların derlenerek çocukların, eğitimcilerin ve anne-babaların dikkatlerine sunulmasının yararlı olacağı kanaatine varıldığını dile getiren Doç. Dr. Arslan, bu doğrultuda Ağrı’da yaptığı alan çalışma sonucunda taş ile oynanan 23, top ile oynanan 11, değnek ile oynanan 7, kemer ile oynanan 6, kâğıt ve kalem ile oynanan 6, ip ile oynanan 4, mendil ile oynanan 4, ayakkabı ile oynanan 5, ceviz,fındık,bilye,boncuk ile oynanan 7, kibrit ile oynanan 3, diğer oyun araçlarıyla oynanan 23 oyun ile araç kullanılmadan oynanan 49 oyun olmak üzere toplamda 149 oyun tespit edildiğini ifade etti.

    Doç. Dr. Arslan, Ağrı’da çok zengin bir folklor olduğunu, bu foklorik öğelerin hızlı bir şekilde kayıt altına alınarak gelecek nesillere aktarılması gerektiğini, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi’nin bu misyonu hızlıca yüklendiğini, önümüzdeki süreçte Üniversite’deki akademisyenlerin Ağrı kültür hayatı ile ilgili birçok çalışmayı hayata geçireceğini söyledi.

  • FETÖ’nün kirli yüzü ve hain planları dünyaya duyurulmak üzere 6 dilde kitaplaştırıldı

    FETÖ’nün kirli yüzü ve hain planları dünyaya duyurulmak üzere 6 dilde Atatürk Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Savaş Eğilmez tarafından kitaplaştırıldı. Kitapta FETÖ’nün çocuklara yönelik cinsel taciz olayından Uludere’de yaşanan bombalı saldırıya kadar birçok detay yer aldı.

    Türkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca, Rusça ve Arapça olarak 6 dilde basılan kitapta FETÖ’nün kirli yüzü ve hain planları birer birer deşifre edildi. Atatürk Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Savaş Eğilmez, kitabı çıkarmaktaki amaçlarının örgütün aslında ne olduğu, nasıl kurulduğu, kimlerle temas içerisinde olduğunu, kirli yüzlerini, hainliklerini dünyaya anlatmak olduğunu ifade ederek, “Bu kitabı kaleme alırken bütün dünyaya bu hareketin bir terör örgütü olduğunu anlatmak gayemiz. Bu kitapta FETÖ’nün doğumundan bugüne kadar kurduğu ilişkiler, uluslararası bağlantıları, diğer terör örgütleriyle PKK başta olmak üzere temasları, onlarla beraber hangi noktalarda hareket ettiği her şey belgesiyle, bilgisiyle birlikte detaylı bilgi veren bir kitap kaleme aldık” dedi.

    “Bölücü başı Gülen, Kırklareli’den çocuk istismarı iddiaları ve gazetecinin öldürülmesi üzerine kaçmak zorunda kaldı”

    Eğilmez, “Gülen’in Kırklareli günleri hakkında çok önemli iddialar vardır. Gülen bu dönemde yaşı küçük erkek çocuklarını taciz ettiğine dair, güçlü suçlamalarla karşı karşıya kalmıştır. Bununla bağlantılı olarak, mevcut suçlamaları belgeleriyle kanıtlayacağını belirten Kırklareli yerel gazetecilerinden emekli öğretmen Haydar Meriç’in öldürülmesi olayına karıştığı iddiaları da mutlaka dikkate alınması gereken söylemlerdir. Bu iddia kısa sürede tüm Kırklareli’ne yayılınca kendisine karşı ciddi bir tepki oluşmaya başlar. Gittikçe büyüyen tepkiler sonucunda Gülen çareyi Kırklareli dışına çıkmakta bulur ve aceleyle Ankara gelir” ifadelerini kaydetti.

    “Uludere’de uçaklarla bombalama olayı FETÖ’cü subayların organizasyonu”

    Eğilmez, kitapta Uludere’de uçaklarla bombalama olayının FETÖ’cü subayların organizasyonu olduğunu da belirterek, “Uludere baskınını hatırlıyoruz. Burada ikiz kardeşler FETÖ ve PKK. İnsanları kitlesel olarak harekete geçirebilecek olan her olayda bu iki terör örgütün beraber hareket ettiğini net bir şekilde görebiliyoruz. Bunlardan birisi yaşadığımız Kobani olayı. Bölgede görev yapan FETÖ militanı emniyet mensuplarının oradaki halkı nasıl provoke ettiği kitabımızda belgeleriyle birlikte yayınlanmış durumda. Uludere’deki uçakla bombalama olayının FETÖ mensubu subaylar tarafından organize edildiği daha sonra bu şekilde medyaya servis edildiği kitabımızın içerisinde bulunmaktadır” şeklinde konuştu.

    “Ermeniler üzerinden Batı’ya mesaj”

    Atatürk Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Savaş Eğilmez, FETÖ’nün hainlikleriyle ilgili, kitaptan bazı kesitler hakkında da bilgiler verdi.

    Savaş Eğilmez, Gülen’in daha Ermenilerin sözde soykırım iddiaları dünya gündemine gelmeden yaklaşık 10 yıl önce soykırımı kabul edip, Ermeni Patriğe mektup yazarak üzüntülerini bildirdiğini kaydederek, mektupta yazılanları şöyle açıkladı:

    “Kırklareli 6 Mayıs 1965. Aziz ve Muhterem Patrik Şinork Kalustyan, esasen bütün milletler ve insanlar kardeştirler. Çünkü hepimizin büyük anası Hz. Havva, dedesi Hz. Ademdir. Bütün dinler, bilhassa semavi dinler insanlara daima iyilik hoşgörülük tavsiye etmektedir. Musevilik, Hıristiyanlık dinlerinin esasları birbirine çok benzemektedir. Semavi dinleri bize tebliğ eden Peygamber dediğimiz büyük insanların müşterek dedeleri Hz. İbrahim’dir. Binaenaleyh insanların din ve milliyet ayrılığından bahsederek birbirleri aleyhine düşmanca hareket etmeleri yersizdir. İnsanlara daima müsamaha ve iyilik emreden büyük insan büyük Peygamber Hz. İsa bir mümessili sıfatıyla bu makamda bulunmanız bana ve Müslüman alemine onur vermektedir. Çocukluk ve meslek hayatımda tanıdığım birçok Ermeni aile ve şahsiyet vardır. 1915 yılında Ermenilere yapılan büyük soykırımını lanetle yad etmekten geçemeyeceğim. Öldürülen, katledilen insanların içerisinde ne kadar büyük insanların bulunduğunu derin bir hassasiyetle okuyor, onları saygıyla anıyorum. Büyük Peygamberinizin Hz. İsa‘nın çocuklarının Müslüman geçinen cahil insanlar tarafından katledilmesini esefle kınıyorum. Bu vesile ile zatı alinize sonsuz teşekkürlerimi sunar bu toprakların değerli çocukları olan Ermeni yurttaşlarımızı Rum vatandaşlarımızı aziz Türk kardeşleri ile daima huzur ve saadet içinde yaşamalarını ulu tanrıdan niyaz ederim. Kırklareli vaizi Fetullah Gülen.”

    “Dayakçı Gülen”

    Eğilmez, Gülen’in Kestanepazarı Kur’an Kursu’ndaki talebelerine karşı aşırı baskı uyguladığını belirterek, “Balta sapına benzer özel yapılmış sopalar ve hortumlar kullanarak öğrencilerini dövmüştür. Öğrencilerine kızdığı anlarda cinnet geçiren Gülen, çocukları bayılana veya kemikleri kırılana kadar döver, bu esnada kendisi de bilincini kaybedermiş. Özellikle çok yakınında olan Cevdet Türkyolu’nu falakaya yatırdığı ve yüzünü kızartacak kadar her gün tokatladığı, Barbaros Kocakurt’un kolunu kırdığı, daha sonra FETÖ’den ayrılan ve örgütün önde gelen isimlerden Latif Erdoğan, Hüseyin Gülerce ve Nurettin Veren tarafından medyada sık sık dile getirilmiştir” şeklinde konuştu.

    Gülen’in ruh hali

    Atatürk Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Savaş Eğilmez, şu bilgilere yer verdi:

    “Gülen, ruhlar dünyasıyla iletişime geçen medyumlara güveniyor. Telestezi ve radyesteziyi bilim olarak görüyor. Gülen, rüyaların gaipten haber verdiğine inanıyor ve bu konuda kendi deneyimlerinden söz ediyor; Said-i Nursi’nin de ’seçilmiş kişi’ olduğunu bir rüya sonucu öğrenmişti. Gülen, psikokineziyi düşüncelerinin en büyük delillerinden biri olarak görüyor. Tescilli şarlatan, çatal-bıçak bükücüsü Uri Geller’i şahit gösteriyor. Gülen, paranoya ve şizofreni rahatsızlığının nedenin habis ruhlar ve cinler olduğuna inanıyor. Gülen, cinlerin birçok iş alanında istihdam edilebileceğini belirtiyor. Örneğin istihbaratta cinler kullanılabilirmiş. Cinleri etkin kullanmanın yolunu bulan devlet, geleceğin süper devleti olacakmış. Gülen, romantizm akımını cinlerin başlattığına inanıyor. Gülen, muskaların koruyucu ve iyileştirici gücüne inanıyor. Hatta psikolojik bir sorunu olan teyzesi bu yolla iyileşmişti. Gülen, kişinin fotoğrafına bakarak her türlü hastalığının iyileştirileceğine inanıyor. Gülen, ermiş kişilerin burunları ile duyabildiklerini; topukları ile koklayabildiklerini, parmakları ile görebildiklerini iddia ediyor. Gülen, bir kişi aynı anda yirmi ayrı yerde gözüktüğünü söylüyor. Said-i Nursi cezaevinde yatarken aynı anda camide namaz kılarmış. Gülen, büyüye inanıyor. El ve yüz falı gerçeği gösterirmiş. Gülen, yogilere büyük değer biçiyor; ’bunlar çok rahatlıkla bir treni durdurur, ellerinin bir işaretiyle kendilerinden çok uzakta olan bir insanı yatırır-kaldırır, havada uçurur ve daha nice harikulade haller gösterir’ imiş. Gülen, proletaryadan/sosyalizmden bahsetmenin şeytan işi olduğuna inanıyor. Bu şekilde bir sapkınlığı olan Fetullah Gülen’in, Kur’an-ı Kerim’e olan saygısını da incelemek gerekir. Şahitlerin anlatımına göre Gülen, Kur’an-ı Kerim’i yanlışlıklar içermekle itham etmekten ve hatta yere fırlatmaktan çekinmiyordu. Fetullah Gülen ona, ’Allah ile konuştuğunu’ söyledikten sonra Cenab-ı Allah, Fetullah Gülen’e demiş ki, ’Kainatı Hazreti Muhammed için yarattım, senin için de devam ettiriyorum.’ İşte bu safsataları Fetullah Gülen’den duyan hainler, onun izni ve onayı ile gezip sohbet ettikleri yerlerde bunları anlatıyorlardı. Fetullah Gülen’in bu ifadeleri, anılan örgütün cemaat, camia veya hizmet hareketi söyleminin çok ötesinde dini ve kutsalları ne derece istismar ettiğinin de bir delilidir. Gülen’in akıl sağlığının yerinde olmadığı açıkça bilinen bir husus. 3 Mart 1981’de Eyüp Hükümet Tabipliğine gittiğinde, reaktif anksiyete hali teşhisiyle 20 gün istirahat ve aralarında Nobraskin’in de olduğu psikiyatrik ilaçlar verilmiştir. Gülen’in gençlik dönemlerinden beri her gün Diyazem adlı psikiyatrik ilacı kullandığı da biliniyor.”

    “Örgüt üyeleri sınıflara ayrılmış”

    Eğilmez, FETÖ’nün örgüt üyelerini sınıflara ayırdığını kaydederek, “15 Temmuz sonrasında gözaltına alınan ve tutuklanan örgüt mensuplarından bazılarının ifadeleri, ’Cemaatte üniversite ve yüksekokul diye adlandırılan kısımda gruplar B4, B5, A4 ve A5 olarak adlandırılırdı. B4, ara sıra sohbete gelen, hizmete köklü bağlı bulunmayan kişilerdir. Bu kişiler himmet vermezler, sigara içme ve namaz kaçırma gibi kusurları olan kişilerdir. B5 de B4 gibi sohbete ara sıra gelenler ve bunların kötü alışkanlıkları olmayan kişilerdir. A4, hizmete bağlı himmet verir ama okey oynayan ve sigaraları olan kişilerdir. A5, hizmete tam bağlı, himmet verir ve hiçbir kötü alışkanlığı olmayan kişilerdir.’ ’Mahrem Abiler’ yapılanmasına ilişkin oldukça ilginç hususlar içerdi” diye konuştu.

    Yeşil Kuşak Projesi

    Eğilmez, 1980’li yılların hemen öncesinde yaşanan değişimlerin, NATO-ABD kaynaklı Yeşil Kuşak projesini gündeme getirdiğini kaydederek şöyle konuştu:

    “Projenin esası, Sovyetler Birliği’nin, güney ve güneybatı sınırlarının ılımlı İslam yönetimindeki devletlerle çevrelenmesidir. NATO ve ABD’nin yeşil kuşak politikasında, Türkiye’de, siyaseten etken olacak, Batıya muti, Hıristiyanlığa sıcak bakan ve küresel güçlerin nüfuz alanını, Sovyetler Birliği’nin çökmesi ile boşta kalan etki sahalarına taşıyacak bir yapılanmaya ihtiyaç duyulmuştu. Bu yapı, 250 milyonluk nüfusa, 10 milyon kilometrekarelik Türk dünyasına ve tabi ki ABD bütçesinin 10 katı tutarındaki doğal enerji kaynaklarına sahip Türk coğrafyasına hitap etmeliydi. Kısacası, Türk ve Müslüman kimliği taşımalıydı. Bu kişi de yıllardır hazırlanan ve büyütülen Fetullah Gülen’di.”

  • ’Öyküleriyle Kıbrıs Türk Halk Türküleri ve Havaları’ kitaplaştırıldı

    Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi, Kıbrıs Araştırmaları Merkezi ve Kıbrıs Türk Yazarlar Birliği Başkanı Doç. Dr. Şevket Öznur’un dört bölümden oluşan “Öyküleriyle Kıbrıs Türk Halk Türküleri/Havaları Cilt 1” adlı kitabı çıktı.

    Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, Türkçe ve İngilizce olarak 420 sayfadan oluşan kitapta 100 türkünün ele alınıp incelendiği bildirildi.

    Doç. Dr. Şevket Öznur eseriyle ilgili olarak, “Kitabımızın konusunu ‘Öyküleriyle Kıbrıs Türk Halk Türküleri-Havaları’ olarak seçmemizin nedeni, bugüne kadar bu konuda gerek Kıbrıs üniversitelerinde gerekse üniversite dışı araştırmalarda akademik düzeyde sağlıklı ve doyurucu bir sonuca giden çalışmanın yapılmamış olmasındandır. Halk edebiyatına olan yakın ilgimizden dolayı, özellikle bir toplumun sosyal, siyasal ve hatta psikolojik hayatını en kestirmeden ve en çarpıcı sözlerle anlatan türküler, kendi türünde toplumun aynasıdır. Ayrıca bu türkülerin melodiye dayalı yapıları söz ile bir araya geldiğinde, dinleyenlere etkili mesajlar da iletebilmektedir” ifadelerine yer verdi.

    “Anonim Türküler-Havalar”

    Kitabın birinci bölümünün “Anonim Türküler-Havalar” başlığı adını taşıdığını, bu bölümde söyleyeni belli olmayan anonim havaların ele alınarak incelendiğini belirten Öznur, özellikle daha önceden derlemeler yapılıp tespit edilen havalar yanında, kaynak kişilerden derlediği varyantlar ve yeni havaların da bu bölümde dört ana başlıkta ele alınıp sınıflandırıldığını vurguladı.

    “Yazanı – Söyleyeni Bilinen Türküler-Havalar”

    Yazar, eserin ikinci bölümünü ise şöyle anlattı:

    “Yazanı – Söyleyeni Bilinen Türküler-Havalar başlığı adını taşımaktadır. Bu bölümde ’Söyleyeni belli olan türküler-havalar’ ele alınarak incelenmiştir. Bu türkülerin yazarlarından birebir görüşme yapılarak derlenmiş veya yayımladıkları eserlerden kitaba alınmışlardır. Bu bölümdeki türküler kendi içerisinde üç ana başlıkta ele alınıp sınıflanmıştır.”

    “Anadolu ile Bağlantılı Türküler-Havalar”

    Kitabın üçüncü bölümünün “Anadolu ile Bağlantılı Türküler-Havalar” başlığını taşıdığını kaydeden Öznur, bu bölümde Kıbrıs’ta söylenen türkülerin-havaların Anadolu’daki varyantlarının tespit edildiğini belirtti.

    “Benzer Kıbrıs Türküleri-Havaları ile Rum Türküleri-Havaları”

    Dördüncü bölüm olan “Benzer Kıbrıs Türküleri-Havaları ile Rum Türküleri-Havaları” başlığında ise Kıbrıs adasındaki Türklerin ve Rumların ortak söyledikleri türküler-havaların ele alınıp değerlendirildiğini aktaran Doç. Dr. Şevket Öznur, “Yöntem olarak türküler-havalar, önce edebiyat bilimi ilkeleri çerçevesinde incelenmiş; arkasından türkülerin-havaların varsa hikayesi anlatılmış ve eser, etnolojik açıdan değerlendirilmiştir. Sonunda da metinlerin Kıbrıs ağzı bakımından özellikleri verilmiştir” dedi.

  • Bursa’nın Kurtuluşu Ve Cumhuriyet Fotoğrafları Kitaplaştırıldı

    Yıldırım Belediyesi tarafından hazırlanan “Bursa’da Kurtuluş ve Cumhuriyet” kitabı tanıtıldı.

    Yıldırım Belediye Başkanı İsmail Hakkı Edebali, kitabı hazırlayan Mehmet Haluk Türköz ile “Bursa’da Kurtuluş ve Cumhuriyet” kitabını Barış Manço Kültür Merkezi’nde tanıttı. Atatürk’ün 77. ölüm yıldönümünde tanıtımı yapılan kitapta aynı zamanda Cumhuriyet’in kuruluşunun 92. yılı sebebiyle 92 fotoğraf yer alıyor. Türköz’ün 40 yıllık çalışmalarının sonucu ortaya çıkan kitap iki kısımdan oluşuyor. İlk kısımda Bursa’nın kurtuluşundan Cumhuriyet’in kuruluşuna kadar olan zamanki fotoğraflar yer alırken, ikinci kısımda ise Cumhuriyet’in kuruluşundan sonraki yıllarda yapılan kutlamaların fotoğrafları yer alıyor. Dünyanın çeşitli yerlerinden elde edilen fotoğrafların büyük bir kısmı ilk kez yayınlanıyor.

    Türköz, “Kitaptaki resimlerin hepsi orijinal ve hepsi de elimizde. Yani hiç birinde reprodüksiyon yok. Üstelik bu fotoğrafların içinde Bursa’nın kurtuluşundan sonra Mustafa Kemal’in Bursa’ya geliş fotoğrafları var. Kuvayi milliye birliklerinin ve o günün keşşafı diye bilinen izcilerin fotoğrafları var. Albümdeki fotoğrafların çoğu ilk kez yayınlandı” diye konuştu.

    Edebali ise, “Tarihiyle barışık olmayanın geleceği inşa etmesi mümkün değildir. Bu eserin de buna katkı sağlayacağını düşünüyorum. Ayrıca bu eser Bursa ve Yıldırım’ın insanları için de güzel bir hatıra olacak” dedi.

    Tanıtımdan sonra Edebali ve Türköz kitaptaki fotoğraflardan oluşan sergiyi gezdi.