Etiket: Kitaplaştırdı

  • Bolu Belediyesi son 25 yılını kitaplaştırdı

    Bolu’da, 1989-2014 yılları arasında görev yapmış 3 belediye başkanının icraatlarının yer aldığı kitabın tanıtımı yapıldı.

    Bolu’da, Belediye Başkanı olarak 1989-1999 yılları arasında görev yapan Necdet Gören, 1999-2004 yılları arasında görev yapan Yüksel Ceylan ve 2004’den beridir görevde olan Bolu Belediye Başkanı Alaaddin Yılmaz’ın icraatlarının anlatıldığı ‘Son Çeyrek Yüzyılda İcraatlarıyla Bolu Belediyesi’ isimli kitabın tanıtımı gerçekleştirildi. Kitabın tanıtım toplantısına eski başkanlar Necdet Gören ve Yüksel Ceylan da katıldı.

    “Bolu’nun gelecekteki 50 yılını planladık”

    Toplantıda konuşma yapan Bolu Belediye Başkanı Yılmaz, ‘Son Çeyrek Yüzyılda İcraatlarıyla Bolu Belediyesi’ kitabı, Belediye’nin son 25 yılından yola çıkarak, geleceğe ışık tutmak amacıyla hazırlandı. Bizden önceki Başkanlarımız Necdet Gören ve Yüksel Ceylan döneminde yapılan çalışmaların da konu edildiği kitapta, göreve geldiğimiz 2004 yılından bu yana Bolumuzu geleceğe taşımak için hizmet aşkı ile gerçekleştirdiğimiz projelerimizi bulabileceksiniz” şeklinde konuştu.

  • Aytaç Durak “FETÖ kumpasını” kitaplaştırdı

    Eski Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak, “Söyleyeceklerim Var”dan sonra ikinci kitabı olan “FETÖ’nün Adana Kumpası” isimli eserini okuyucularına imzaladı.

    Geçen yıl çıkardığı “Söyleyeceklerim Var” kitabı ilgi gören Aytaç Durak, bu yıl da belgesel niteliğindeki yeni kitabı “FETÖ’nün Adana Kumpası”nı Çukurova Kitap Fuarı’nda okuyucularına imzaladı.

    FETÖ’nün Adana Kumpası adlı yeni kitabı hakkında açıklama yapan Durak, FETÖ itirafçısının, “Aytaç Durak’tan belediyeyi kurtarmak için 2009’da görevli olarak Adana’ya geldim. Çünkü, Durak döneminde belediyenin Gülen Cemaati’ne katkısı olmuyordu. Yerine getirdiğimiz kişi kullanılmaya yatkındı. Özellikle belediyedeki imar değişiklikleri ve ihalelerden büyük himmet sağlama imkanı oldu. Bu sürede 2 milyar dolar himmet sağlandı” dediğini hatırlatarak, “Bölücü belediye başkanlarını dahi görevden alamayan siyasiler FETÖ tezgahına gelerek yargı kararı olmadan beni görevden alabildiler” dedi.

    Yeni kitabında kumpasın kimlerle ve nasıl hazırlandığının, hukukun nasıl çiğnendiğinin mahkeme tutanakları ve belgeleriyle açıklandığını söyleyen Aytaç Durak, şunları kaydetti:

    “Bana karşı hukuksuz davranan mülkiye müfettişleri, emniyet müdürleri, savcılar, hakimler, belediye çalışanları ve gazetecilerin tamamı şu anda FETÖ’den yargılanmaktalar ve görevlerinden de ihraç edildiler. Devlet, elbette hukuksuz davrananlardan hesap sormaktadır. Ya benim ve Adanalıların çiğnenen hukukunun hesabını kim soracak? Bu nedenle, Adana’nın kaybettiği dört yıllık sürede işgale yol açanlar hakkında mağduriyet davası açmaya da hazırlanıyorum.”

  • Araştırmacı Gazeteci Selim Akdoğan, Kartal’ın tarihini kitaplaştırdı

    Araştırmacı Gazeteci Yazar M. Selim Akdoğan, yaklaşık üç yıllık bir çalışma sonucunda İstanbul’un Kartal ilçesinin tarihini tüm yönleri ile araştırdı ve değerlendirmelerini kitaplaştırdı.

    Tarih alanında Kartal ilçesinde daha önce derinlemesine bir araştırma yapılmadığını belirten Araştırmacı Gazeteci Yazar M. Selim Akdoğan, Kartal ilçesinin kuruluşunun ise 1871 yıllarında olduğunu söyledi. Kartal ilçesinin buram buram tarih koktuğunun altını çizen Akdoğan, “Kartal’ın bu denli bir eksikliğini hissedince Kartal Belediye Başkanı Dr. Altınok Öz’e durumu bildirdim ve bunun üzerine yapmış olduğum çalışmayla Kartal tarihini oluşturdum. Kartal tarihinde 61 sivil anıt, 43 çeşme, Kartal ilçesinin sanayi dönemi ve mübadele dönemleri içeriğinde yer aldı. Bu çalışmayı yürütürken çok ciddi bir kaynak arayışına gittik, kaynakların çoğunu yabancı çeviri eserlerden yararlanarak çalışmayı tamamladık” dedi.

    “Kartal, tarihi dokusuyla okunmaya değer bir geçmişe sahip”

    Tarihini bilmeyen bir toplumun geleceğini de doğru kurgulayamayacağını belirten Araştırmacı Gazeteci Yazar M. Selim Akdoğan, bunun sadece politik tarih veya savaşların tarihi değil, toplumsal ve kültürel tarih için de geçerli olduğunu belirtti. Küreselleşen dünyada, yerel kültürlerin önemi gitgide arttığını söyleyen Akdoğan, “Özellikle de gelişmiş ülkeler ve günümüz tarih yazımı, yerelin hem tarihsel değerlerine hem de günümüzün var olan değerlerine büyük önem verir. Haksız da değiller. Önce kendimizi, kentimizi, ülkemizi ve daha sonra da dünyamızı anlayabiliriz. İşte bu inanç ve gereksinimle yola çıkarak elinizdeki bu kitabı hazırlamaya koyulduk. Dünya’nın en eski ve en güzel kentlerinden biri olan İstanbul’un önemli ilçelerinden Kartal, doğal güzellikleri ve zengin tarihi dokusuyla okunmaya değer bir geçmişe sahip. Roma, Bizans ve Osmanlı gibi önemli uygarlıklara ait kalıntıları bağrında taşıyan bu toprakları eştikçe büyük hazinelerle karşılaşıyorsunuz. Elinizdeki bu çalışmayı hazırlama sürecinde karşılaştığımız bu gerçek, hepimizin daha büyük bir sorumlulukla karşı karşıya olduğunu, bize bir kez daha hatırlatmış oldu. Bizler de elimizden geldiğince bu gerçeğe bağlı bir emek ve çaba harcayarak işin hakkını vermeye çalıştık” ifadelerini kullandı

    Kartal tarihi dokusu içinde yer alan, 4 cami ve iki Kabristanın yer aldığı kitabında bütünü ile orijinal belge ve kitabelere dayandırılarak hazırlandığını ifade eden Akdoğan, “İlçemizde yer alan ve 250-300 yıllık tarihi geçmişi olan bu hazireler, en ince detayına kadar inilerek hazırlanmıştır. Türkler ’de mezar gelenekleri ve ölüye saygı konusunda önemli bir araştırma yapılmıştır. Tüm mezar gelenekleri dünden bugüne özellikleri ile birlikte bu eserde işlenmiştir. Bu kitap mezar gelenekleri konusunda adeta bir sözlük mantığı ile hazırlanmış ve önemli bir kaynak olarak ortaya çıkmıştır. Orta Asya’dan Anadolu’ya, Balkanlar ve diğer Türk Cumhuriyetleri’nde yer alan birçok örnek eser bu kitapta yer almaktadır. Yakacık Tekke yokuşunda yer alan Seyyid Mustafa Halveti türbesinde 26 mezar bulunmaktadır. Bu mezarların bir kısmı açık bir kısmı ise pehleleli mezarlardandır. Bu mezarların başındaki pehle taşlarında cinsiyetlerine göre başlıklar bulunmaktadır. Hanım mezar taşlarının başında gül ve bezer semboller yer alır. Erkek mezar taşlarında kavuk yada fes bulunmaktadır. Mezar taşlarının bir kısmı çok önemli bir taş işçiliği ile sembol ve değişik şekiller kazılarak hazırlanmıştır. Değişik mermer çeşitleri kullanılmıştır. Üzerindeki yazıları ise döneminin edebiyat örnekleri ve hat sanatı ile nakşedilmiştir. Buradaki bazı mezar taşlarında imzası bulunan Şefki ve Emin Eyyubi ismindeki hattatlar aynı zamanda Eyüp sultan haziresizinde birçok mezar taşında imzaları bulunmaktadır. Bu da şehrin hafızası olan bu mezar taşlarının döneminin edebiyat sanatını günümüze taşımışlardır”. dedi

    M. Selim Akdoğan kimdir?

    M. Selim Akdoğan, 1953 doğumlu, ilk ve ortaokulu memleketinde, öğretmen okulunu Mersin’de, lisans eğitimini Konya Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Matematik Bölümünü bitirdi. Öğretmenlikten emekli olduktan sonra, çeşitli hizmet içi seminer ve kurslara katılan Akdoğan, son olarak İSMK ve Bilim ve Sanat Vakfında 3 yıllık Osmanlı Paleografi eğitimi gördü.

    Uzun yıllar yurdun çeşitli yerlerinde öğretmen olarak çalıştı. 1993 yılında ilk kitabı olan 36’ncı Paralel ve Ortadoğu, ardından Ana Dergisi Genel Yayın Yönetmenliği, Dört değişik Ana dergisi antolojilerinde şiir ve yazıları yayınlandı. 2004’te Kırıntı (Bilim Kültür Sanat) Dergisini, 2005’te Kartal Gazetesi, 2007’de Sancaktepe Gazetesi ve 2014’te Şafak Vakti ve Özde Haber Gazete’lerini kurdu. Çeşitli ulusal dergi ve gazetelerde yazıları yayınlanan Akdoğan, 2011’de Kartal Tarihi ve 2016’da Kartal’da Taş Medeniyeti (mezar taşları) isimli ansiklopedileri hazırlayıp yayınladı. Halen Van tarih ve belgesel çalışmaları devam ediyor.

  • Bülent Ecevit Üniversitesi Zonguldak’taki Mülteciler Üzerine Yapılan Araştırmayı Kitaplaştırdı

    Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Yayınevi Ocak 2016’da Zonguldak’taki Mülteciler; Yaşam Deneyimleri, Sorunlar ve Öneriler çalışmasını kitaplaştırdı.

    Zonguldak’ta yaşayan ve çoğunluğunu Irak’tan gelen mültecilerin kentteki yaşam koşullarını, sorunlarını ve kent halkıyla etkileşimlerini incelemek amacıyla Bülent Ecevit Üniversitesi’nde Zonguldak’taki Mülteciler: Yaşam Deneyimleri, Sorunlar ve Öneriler” başlıklı araştırma raporları ve çıkarımlar kitaplaştırılarak BEÜ Yayınevi tarafından yayınlandı.

    Türkiye’nin pek çok iline yerleşen mülteciler kaldıkları yerlerde çeşitli problemlerle karşılaşıyor. Dil bilmemeleri, geldikleri yerde yaşadıkları travmalar nedeniyle bu problemleri yetkililerle paylaşmalarını güçleştiriyor. Mülteciler konusunda önemli çalışmalar yürüten Bülent Ecevit Üniversitesi Zonguldak’taki Mülteciler: Yaşam Deneyimleri, Sorunlar ve Öneriler” kitabıyla çok önemli bir soruna dikkat çekerek somut verilerle sorunlara çözüm üretmeye çalışıyor. Kitaplaştırılan çalışma başta akademisyenler olmak üzere idari personel ve öğrencilerin özverili çalışmaları sonucunda ortaya çıktı.

    Proje Yürütücülerinden Yrd. Doç. Dr. Hasan Sankır Projeyle ilgili olarak şunları söyledi: “Günümüzde küreselleşmenin ileri boyutlara ulaşmasıyla birlikte uluslararası insan hareketliliği oldukça artmıştır. Bu insan hareketliliği içerisinde korunma amacının ön plana çıkması açısından sığınmacı ve mülteci göçünün daha farklı bir noktada durduğunu söylemek mümkündür. Türkiye’nin sığınmacılar konusu ile ilişkisinin niteliği son yıllarda önemli bir değişime uğramaktadır. Türkiye ve çevresinde meydana gelen gelişmeler ve bazı siyasi olaylar Türkiye’yi hem kaynak, hem transit hem de hedef ülke haline getirmiştir.2003 yılında Amerika’nın Irak’a müdahalesiyle birlikte ülkemizde sayıca daha fazla olan mülteci grubunu Iraklı göçmenler oluşturmaktadır. Irak’ı; İran, Afganistan, Pakistan ve Suriye takip etmektedir. Türkiye’deki kayıtlı mülteci sayısı Ağustos 2015 itibariyle 202,196 olmuştur. Ülkemizden sığınma talebinde bulunan yabancılar Bakanlığın uygun gördüğü illere yerleştirilmektedir. Bu kentler 62 uydu kenti olarak tanımlanır. Bunlardan biri olan Zonguldak genelinde yaşayan mülteciler mülteci konusuyla ilgili olarak Zonguldak özelinde bu çalışmayı gerekli kılmıştır. Zonguldak’taki Mülteciler: Yaşam Deneyimleri, Sorunlar ve Öneriler” çalışma BEÜ’nün desteği ile yapılmıştır. Çalışmalarımızı yakından takip eden ve destek veren BEÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Özer’e teşekkür ederiz” dedi.

    “BU ÇALIŞMA MÜLTECİ SORUNU İLE İLGİLİ ÖRNEK BİR PROJEDİR”

    Yapılan çalışmanın örnek bir proje olduğunu ifade eden BEÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Özer:

    “Değerlerimiz içerisinde yer alan misafirperverliğin en somut göstergesi olarak ülkemizde üç milyonun üzerinde ülkesini terk etmiş insan bulunmaktadır. Köklü bir geçmişe sahip, dinamik yapısıyla kalitesini ve gücünü arttıran ve bulunduğu bölgenin güçlü bir yükseköğretim kurumu olan Bülent Ecevit Üniversitesi, toplumsal olaylara özellikle bulunduğu çevre ve bölge kapsamında duyarlı olmaya çalışan ve bu yönde çalışmalar gerçekleştirmeye özen gösteren bir üniversitedir. Üniversitemiz, hem Zonguldak’ın tarihi, kültürü ve sosyal yapısı ile ilgili çalışmalar yapmakta, hem de Zonguldak ilinin ve Zonguldak halkının karşılaştığı veya karşılaşabileceği sorunlara yönelik çözüm önerileri üreten çalışmalar yapıp kamuoyu ile paylaşmaktadır. Bir süredir Zonguldak’ta yaşamlarını sürdüren mültecilerin göç öncesi ve göç sonrası süreçlerine ayrıntılı şekilde değinen ve bu mültecilerin yaşam deneyimlerine odaklanıp yaşam standartlarının iyileştirilmesine dair bilimsel veriler ortaya koyan Zonguldak’taki Mülteciler: Yaşam Deneyimleri, Sorunlar ve Öneriler” başlıklı bu çalışma, mültecilerin Zonguldak iline dair algılarını göstermesi açısından önem arz etmektedir. Bu verilerin ortaya konmasında özveriyle çalışan proje Yürütücüsü Yrd. Doç Dr. Hasan Sankır nezdinde projede yer alan tüm akademisyenlerimize ve öğrencilerimize teşekkür ediyor, araştırma sonunda elde edilen verilerin bu alandaki sorunların çözümüne ve mevcut durumun daha da iyileştirilmesine katkıda bulunmasını temenni ediyorum” dedi.

  • (Özel Haber) Osmanlı Dönemi Yemeklerini Kitaplaştırdı

    Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Osman Güldemir, 2007 yılında başladığı ve içerisinde Osmanlı dönemi yemeklerinin tariflerinin olduğu ’Bir Osmanlı Yemek Yazması-Kitabüt Tabbahin’ isimli iki ciltten oluşan kitabı yayımladı.

    Osmanlı dönemi, tarihimiz gibi mutfağımızın da en önemli ve muhteşem zaman dilimlerinden birini yansıtır. Kültürün önemli dallarından kabul edilen mutfakla ilgili kaynak yetersizliği, Osmanlı dönemi için de geçerlidir. Ülkedeki arşiv temelli mutfak kültürü çalışmalarının eksikliğini gidermek için yola koyulan Öğretim Üyesi Osman Güldemir, Milli Kütüphane’de bulunan ve Muhammed Kamil’in Osmanlı Türkçesi ile kaleme aldığı Kitabüt Tabbahin isimli yazma eserini, transkript ederek, tarifleri günümüze uyarladı. Orjinal metnin hangi tarihte kaleme alındığı bilinmezken, Kitabüt Tabbahin’i, Melceüt Tabbahin yani ’Aşçıların Sığınağı’ anlamında olan kitapla kıyaslayan Güldemir, tariflerin bire bir örtüştüğünü ve birbirine çok benzediğini tespit etti. İki ciltten oluşan ’Bir Osmanlı Yemek Yazması Kitabüt Tabbahin’ kitabında, orijinal metinin kopyasının yanı sıra bire bir harf karşılıklarını ifade eden transkripsiyon materyalleri de bulunuyor. İki ciltten oluşan eserin ilk kitabında 74 yemek ve içeceğin özgün metinleriyle beraber sadeleştirilmiş tarifleri ve besin değerlerinin yanı sıra sözlükçe ile değişim tabloları yer alıyor. İkinci kitapta ise Kitabüt Tabbahin’in sınıflandırılması, günümüz alfabesine transkripsiyonu ve kitabın tıpkı basımı bulunuyor.

    “BU ÇALIŞMA MATERYAL YETERSİZLİĞİNİ GİDERMEK İÇİN YAPILDI”

    Kitabüt Tabbahin’in çıkış aşamasından bahseden Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Osman Güldemir, ülkemizde mutfak kültürüne dair çalışmaların yetersiz olduğunu söyledi. Bu çalışmanın da derslerdeki kaynakların yeterli sayıda olmamasından dolayı yaptıklarını bildiren Güldemir, “Ülkemizde liselerden lisansüstü eğitim seviyesine kadar gastronomi alanında eğitimler verilmekte. Bu bölümlerde verilen Türk ve Osmanlı Mutfağı derslerinde kullanılacak materyal yetersizliği var. Yurtdışında da Türk mutfağını, tanıtmak için kullanabileceğimiz yeterli düzeyde ve içerikte kitaplar, çalışmalar bulunmamakta. Bu çalışmayı bizler bu eksikliği, bu noksanlığı bir nebze de olsa kapatabilmek için yaptık. Tabii bu çalışmayı kurtarabilmek için en az sözlük kullanır seviyede az buçuk Arapça ve Farsça, iyi düzeyde de Osmanlı Türkçesi bilmek gerekiyordu. Ben 5 yıl öncesinde Arapça ve Osmanlı Türkçesi dersleri alarak Milli Kütüphane’de bulunan Muhammed Kamil’in Kitabüt Tabbahin isimli yazma eserini ele alıp günümüz Türkçesine, yani Latin harflerine aktardım. Aktardıktan sonra sadeleştirip seçili tarifleri uyguladıktan sonra besin değerlerini hesapladım ve kitaba ekledim” dedi.

    “İKİ CİLTTEN OLUŞAN KİTAPLAR ARASINDA BAZI FARKLILIKLAR VAR”

    Çalışmalarının iki ciltten oluştuğunu vurgulayan Güldemir, iki kitap arasında bazı farkların olduğunu belirtti. Güldemir, “Birinci kitapta öğrencilerin, ev hanımlarının ve aşçılıkla alakası olmayanların bile kolaylıkla uygulayabilecekleri tarifler bulunuyor. Bu tariflerin standart olmasına özen gösterdik ki herkes kendi mutfaklarında, profesyonel olmayan mutfaklarda da uygulayabilsinler. Yine tariflerin altlarına besin değerlerini koyduk, sağlıkla ilişkilendirebilmek ve diğer disiplinlere de hizmet edebilmek adına. İkinci ciltte ise Kitabüt Tabbahin adlı eserin el yazması olan tıpkı yazımının bir kopyası yer almakta. Bu ikinci kitabın diğer yarısında ise Kitabüt Tabbahin’in Latin harflerine aktarılmış hali bulunmakta. Bu ikinci kitap biraz daha akademik, halk bilimi, mutfak tarihi ve edebiyat gibi alanlarda çalışan kişilere hizmet edecek nitelikte. Ama illaki bu alanlarda çalışanlar ikinci kitaptan zevk alacak diye bir konu yok. Çünkü bu çalışmaya biz bir de sözlükçe ilave ettik. Eğer kişi meraklıysa ve bu konuyu da eğlenceli buluyorsa rahatlıkla ikinci kitabı da okuyabilir ve oradan da faydalanabilir” diye konuştu.

    KİTAP İÇERİSİNDE 74 FARKLI TARİF BULUNUYOR

    Muhammed Kamil’in yazdığı orijinal Kitabüt Tabbahin kitabında toplamda 214 tarif bulunduğunu aktaran Güldemir konuşmasına şöyle devam etti:

    “Ancak bizler sadeleştirme sonrasında bu tariflerin 74 tanesini stantlaştırdık. 74 tarifin içerisinde de Akciğer Çorbası’ndan Balık Çorbası’na, Süt Kebabı’ndan Tavuk Böreği’ne, Lorlu Baklava’dan Kavun Baklavası’na, Ayva Murabbası’ndan çeşit çeşit helavalara, Nar Hoşafı’ndan Fıstık Şerbeti’ne kadar farklı farklı yemek kategorilerinden tarifler bulunmakta. Daha yeni basılmasına rağmen ABD’den, İngiltere’den ve yurt içinden birçok olumlu tepki aldık. İnsanların bu kadar kitabı beklediğini ummuyorduk. Kitabın ilk tanıtımı 34. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nda gerçekleşti. İnsanların tepkilerinin iyi olduğunu hissediyoruz. Umarım faydalı olur.”