Etiket: Kitabının

  • Çoban Mustafa Paşa Külliyesi ve Vakfiyesi kitabının tanıtımı yapıldı

    Kocaeli’nin Gebze ilçesinde bulunan tarihi Çoban Mustafa Paşa Külliyesi ve Vakfiyesi, Gebze Belediyesi tarafından hazırlanan 2 ciltlik kitapla tarih severlerin ilgisine sunulmaya hazırlanıyor. Hazırlanan olan kitabın tanıtımı yapılırken ön sözünü ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yazacak.

    Gebze’de bulunan tarihi Çoban Mustafa Paşa Külliyesi ve Vakfiyesi Gebze Belediyesi, Anka Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Çelik, Mardin Artuklu Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Mehmet Sait ve Celal Bayar Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Hasan Akyol tarafından hazırlanan 2 ciltlik bir kitapla tarih severlerin ilgisine sunulmaya hazırlanıyor. Kitabın tanıtımı bugün Gebze Kültür Merkezinde yapıldı. Gebze’de yapılan kitap tanıtımına, Gebze Belediye Başkanı Adnan Köşker, Gebze Kaymakamı Mehmet Arslan, Anka Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Çelik, Mardin Artuklu Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Mehmet Sait ve Celal Bayar Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Hasan Akyol ve çok sayıda vatandaş katıldı.

    Tanıtımı yapılan Çoban Mustafa Paşa Külliyesi ve Vakfiyesi kitabı 2 ciltlik ve 600 küsur sayfadan oluşuyor. Çoban Mustafa Paşa Külliyesi, Külliye 1, Külliye 2 olarak 2 tane kitapçık halinde sunulacak. 1’inci külliye, tamamen vakfiyesini içeren bir kitapçık olacak. 2. Külliye de ise tamamen Çoban Mustafa Paşa Külliyesi’nin tanıtımı olacak. Kitapta külliyenin içerisinde bulunan her kolonun ve sütunun ne ifade ettiği, yazıların ve süslemelerin aslında bir ayet olduğu görsellerle gösterilecek. Süslemelerde yazan ayetlerin hem Arapça olarak yazılması hem de okunup Türkçe olarak mealinin yazılması bu kitapçıkta görülecek. Hazırlanan Kitabın ön sözünü ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yazacak.

    “Çoban Mustafa Paşa Külliyesi Gebze’nin tarihi bir değeri”

    Çoban Mustafa Paşa Külliyesi ve Vakfiyesi kitabı tanıtımında konuşan Gebze Belediye Başkanı Adnan Köşker, “Çoban Mustafa Paşa Külliyesi Gebze’nin tarihi bir değeri, manevi bir değeri. Gebze sadece sanayi kenti değil aynı zamanda bir tarih kentidir. Hem Gebze’de yaşayan, hem Kocaeli’nde yaşayan, hem Türkiye’de yaşayan, hem de Dünya’da vatandaşlarımıza Gebze’yi tanıtma ve tarihi değerlerimizin de olduğunu iletme anlamında önemli bir yer. Biz Prof. Dr. Mehmet Çelik hocamızla daha önce yapmış olduğumuz Fatih’in Fermanlar Kitabını akademik hayata bir değer olarak kazandırdık. Bununla ilgili 3 yıl uğraştık. Grekçe yazılar vardı. Ortaçağ Grekçesi, Yeniçağ Grekçesine çevrildi. Daha sonra yurt dışından da tekrar ferman diline çevrilerek Fatih’in Fermanlar Kitabı’nda yer aldı. Bu çalışma 3 yıl sürdü ve 2 yıl önce Fermanlar Kitabı’nı da çıkarmış olduk. Bütün Türkiye’de ve Dünya’da aynı zamanda kütüphanelerde, üniversitelerde okunan ve akademik bir değer olarak kazandırmış olduk. Bunu Gebze Belediyesi olarak yaptık. Bunun telif hakkı da bize ait. Bu güne kadar yapılmış çalışmaların en güzellerinden bir tanesidir” dedi.

    “Gebze’nin manevi değerini de tarihselleştirmek ve belgelemek için gayretimiz oldu”

    Çoban Mustafa Paşa Külliyesi’nin Gebze’de bir değeri olduğunu belirten Köşker, “Çoban Mustafa Paşa türbesi de külliyenin içerisinde. Tabi yine tarihe sahip çıkan bir belediye başkanı olarak her türlü hizmetleri yapan, sosyal hizmetleri gerçekleştiren, aynı zamanda bütün fiziksel değişimi sağlayan Gebze’nin ayrıca bu manevi değerini de tarihselleştirmek ve belgelemek anlamında bir çalışmamız, gayretimiz oldu. Yine Prof. Dr. Mehmet Çelik hocamızla bir buçuk yıldır yapmış olduğumuz çalışmalar, arşiv değerlendirmeleri, yurt dışındaki kaynaklarımıza baktığımız zaman uzun bir çalışma oldu” şeklinde konuştu.

    “Daha önce neden böyle bir çalışma yapılmadığını merak ediyorduk”

    Köşker, “Bugüne kadar neden Çoban Mustafa Paşa Külliyesi gerçekleşememiş, neden bunun vakfiyesi kitaplaştırılamamış, belgesel hale getirilememiş, neden Çoban Mustafa Paşa Külliyesi’nin duvardaki yazıları ve başlangıç tarihinden bitimine kadar bir tarihi yazılmamış hep bunu merak ediyorduk. Bunun bir tek gerekçesi, ağır bir dille yazılmış çünkü Arapça ağır bir dil ve ağdalı bir dil kullanılmış. Dolayısıyla bunun ayıklanması, bunun tekrar Divan Edebiyatı’ndan Arapça’nın belirlenmesi, bununla ilgili tarihçilerin az olması ve kimse de bununla uğraşmamış. Biz de bunu ele aldık ve sahiplendik” ifadelerini kullandı.

    “Böyle bir tarihi eseri ve kitabı akademik hayata kazandırmaktan mutluluk duyuyorum”

    Kitabın içeriğinden bahseden Köşker, “Bugün 2 ciltlik 600 küsur sayfalık bir Çoban Mustafa Paşa Külliyesi, Külliye 1, Külliye 2 olarak 2 tane kitapçık haline getirdik. 1’inci külliye, tamamen vakfiyesini içeren bir kitapçık. Bu kitapçık sadece bizim Gebze’ye hitap etmiyor, aynı zamanda Edirne’de Trakya’da, Eskişehir’de, Kütahya’da yapmış olduğu faaliyetlerin içerisinde neler yapmışsa bu vakfiye içerisinde yer alıyor. 2’nci kısımda da tamamen Çoban Mustafa Paşa Külliyesi’nin tanıtımı, her kolonun ve sütunun ne ifade ettiğini, yazıların ve süslemelerin aslında bir ayet olduğunu bu güne kadar birçok kişi bilmiyordu. Ama biz o süslemelerin bile bir ayet olduğunu ve o ayetlerin hem Arapça olarak yazılması hem de okunup Türkçe olarak mealinin yazılması bu kitapçıkta görülmesi mümkün. Dolayısıyla böyle bir tarihi eseri ve kitabı akademik hayata kazandırmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum” dedi.

    Konuşmaların ardından Anka Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Çelik, Mardin Artuklu Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Mehmet Sait ve Celal Bayar Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Hasan Akyol Çoban Mustafa Paşa Külliyesi ve Vakfiyesi konulu panel verdi.

  • ‘Tehlikedeki Türk Dilleri’ kitabının tanıtım toplantısı

    ANKARA (İHA) – Ahmet Yesevi Üniversitesi ve Uluslararası Türk Akademisinin birlikte hazırladığı “Tehlikedeki Türk Dilleri” kitabının tanıtım toplantısı düzenlendi.

    UNESCO 2016 Hoca Ahmed Yesevi Yılı anısına ve bağımsızlıklarının 25. Yılında Türk Cumhuriyetleri şerefine, Ahmet Yesevi Üniversitesi ve Uluslararası Türk Akademisinin birlikte hazırladığı Tehlikedeki Türk Dilleri kitabının tanıtım toplantısı düzenlendi.

    Türk dilinin konuşulduğu tüm coğrafyaların birliği ve dirliği için çalışmalarını Prof. Dr. Süer Eker ve Ülkü Çelik Şavk editörlüğünde hazırladığı “Tehlikedeki Türk Dilleri” kitabı ile küreselleşmekte olan dünya düzeninde Türk kültürünün diğer baskın kültürlere karşı direnme gücünü harekete geçirecek çalışmaların ortak fikir ve iş paylaşımı ile yapılmasını sağlamaya çalışmayı hedefleniyor.

    Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Yesevi Sanat Topluluğu günün anlam ve önemini anlatan Tehlikedeki Türk dillerinden oluşan halk şarkılarını seslendirdi.

    Tehlikedeki Türk Dilleri kitabının editörlüğünü yapan Prof. Dr. Süer Eker, “Amacımız Türkiye ile sınırlı bir çalışma yapmak değil Türkiye dünyanın merkezi olacak şekilde bir eserle sizlerin huzuruna çıkmakta. 6 yıllık bir uğraşın ürünüdür. Kitapta Dünyanın farklı ülkelerinden değerli isimlerin yazıları da var” ifadelerini kullandı.

    Hacettepe Öğretim Üyesi Ülkü Çelik Şavk ise, “Sibirya’dan Çin’in en alt noktalarına kadar Türk dilinin değişik biçimlerini yaşıyoruz, yaşatıyoruz. Bugüne bunların hepsinin gelmesi atalarımızın yoğun emeğine bağlı. Bu eserin bir saygı duruşu eseri olduğunu vurgulamak istiyorum” şeklinde konuştu.

    Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Prof. Dr. Musa Yıldız, “Bu projenin başlangıcı 2011 yılıdır ve yaklaşık 6 yıl süren uzun soluklu bir projedir. Türkiye’den ve dünyadan bu ansiklopedik esere 130 bilim adamımızın emeği vardır” diye konuştu.

    Türkiye Bilimler Akademisi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Cevat Acar, “Şu anda Türk dili için en önemli tehditlerden bir tanesi yabancı dille öğretimdir. Başta İngilizce olmak üzere yabancı dil öğretmek için öğretim dilinin yabancı dilde olmasının dışında bir yol bulmanın acil bir milli görev olduğunu hatırlatmak istiyorum” açıklamasında bulundu.

    Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kaçalin, “Bir emeğin bir an evveli muhatabıyla yüzleşmesi için toplanmış bulunuyoruz. Bize hitap eden bilginin kaynağın nerede olduğundan habersiz günlerimiz geçiyor. Kaybolan dil yadigarlarını toplama gayreti içerisinde bir grup arkadaşlarımız oldu” ifadelerini kullandı.

    Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Prof. Dr. Derya Örs, “Atalarımız bu dilleri kaleme alarak, kağıda dökerek bizlere intikal ettirmemiş olsalardı. Sadece şifahi bir edebiyatla, şifahi bir bilgiyle bugün geldiğimiz kültür sanat medeniyet seviyesine asla ulaşamazdık atalarımıza vefa borçluyuz” şeklinde konuştu.

    Uluslararası Türk Akademisi Başkanı Prof. Dr. Darhan Kıdırali, “Ana dilimiz bizi bir araya getirdi. Sovyet döneminde birçok şey kayboldu ateizm dönemiydi. Din, değer her şey değişti. Fakat dil her şeyi korudu. Dil bizim kodumuz gibi bizi bugünlere ulaştırdı” açıklamasında bulundu.

    Tehlikedeki Türk Dilleri kitabının editörlüğünü yapan hocalara plaket takdimi yapıldı.

  • Yazar Sinan Akyüz gerçek bir hikayeyi anlattığı kitabının imza gününde okurlarıyla buluştu

    Yazar Sinan Akyüz, yeni kitabı ‘Yağmurun Gelini’nin imza gününde okurlarıyla buluştu.

    Bursa’nın Nilüfer ilçesinde düzenlediği imza günüde okurlarıyla buluşan Sinan Akyüz, yeni kitabı Yağmurun Gelini’nin 3’üncü imza gününü Bursa’da gerçekleştirdi. Okurları tarafından büyük ilgi gören Akyüz, yeni kitabını imzalayıp okurlarıyla bol bol sohbet etti. Yağmurun Gelini kitabının gerçek bir hikayeden uyarlandığını ifade eden Akyüz, “Bu hikaye Kilis ilimizde geçiyor. Bu kitapta Kilisli bir genç kızın gerçek bir hayat hikayesi mevcut, kitapseverlere yeni kitabımı tavsiye ediyorum. Okurken çok keyif alacaklarını umut ediyorum” dedi.

  • “Tehlikedeki Türk Dilleri” kitabının tanıtım toplantısı Astana’da yapıldı

    Ahmet Yesevi Üniversitesi ve Türk Akademisi işbirliği ile hazırlanan “Tehlikedeki Türk Dilleri” kitabının tanıtım toplantısı Astana’da yapıldı.

    Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Prof. Dr. Musa Yıldız, Türk Akademisi Başkanı Prof. Dr. Darhan Kıdırali ile Kazakistan Milli Kütüphanesinde “Tehlikedeki Türk Dilleri” kitabının tanıtım toplantısında bir araya geldi. Tanıtım toplantısına Astana’da görev yapan birçok ülkenin büyükelçileri ve temsilcileri, Türk Keneşi Genel Sekreter Yardımcısı Abzal Saparbekulı, Astana TİKA Koordinatörü Dr. Ali İhsan Çağlar, Ahmet Yesevi Üniversitesi Avrasya Araştırma Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Nevzat Simsek, Türkoloji ve Türk Dünyası alanındaki bilim adamları ile Kazakistan ve Türkiye’den basın mensupları katıldı.

    Türk Akademisi Başkanı Prof. Dr. Darhan Kıdırali konuşmasında Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Prof. Dr Musa Yıldız’a projeye katkılarından dolayı teşekkür ederek takdir belgesi takdim etti. Mütevelli Heyet Başkanı Prof. Dr. Musa Yıldız da Türk Akademisi Başkanı Prof. Dr. Darhan Kıdırali’ye Unesco 2016 Ahmet Yesevi yılı etkinliği kapsamında Darphane Genel Müdürlüğü tarafından bastırılan Ahmet Yesevi Hatıra Parasını takdim ederek projenin başta Türkiye ve Kazakistan olmak üzere Türk dünyası için çok önemli olduğunu ifade etti.

  • ’15 Temmuz Balıkesir’ kitabının tanıtımı yapıldı

    Balıkesir’de yayın yapan Büyükşehir Merhaba Gazetesi tarafından hazırlanan ’15 Temmuz Balıkesir’ kitabının tanıtımı yapıldı.

    Balıkesir’de yayın yapan Büyükşehir Merhaba Gazetesi tarafından hazırlanan ve 15 Temmuz darbe girişimi gecesi Balıkesir’de yaşanan olayları konu alan 15 Temmuz Balıkesir adlı kitabın tanıtımı yapıldı. İl protokolü ve vatandaşların katıldığı törende konuşan Balıkesir Valisi Ersin Yazıcı, “Biz, büyük bir milletiz. Bu tür olaylar bu tür olaylar bizim sadece canımızı acıtır. Kurtuluş Savaşı hemen öncesinde Yemen’de, Trablusgarp’ta cepheler savaşıyor, ardından Balkan Savaşı, 1. Dünya Savaşı sonunda ülkemizi parçalayan düşmanlar ülkemizi işgal etmişler. O günkü tablomuz nedir? Paramız kalmamış. İmparatorluk çöküşte, 20 yıldır sürekli savaşıyor, bütçe tam takır. Diğer taraftan kim savaşacak? Erkekler savaşacak. Memlekette 15 yaşından büyük yok. O günlerden geliyoruz. Başta bu FETÖ hainleri olmak üzere, DEAŞ, PKK, IŞİD bunların yandaşları, destekçileri bu millete bir şey yapamazsınız. Böyle bir kaç olayla eylemle sadece canımızı acıtırsınız. Bunlar bizim için çok büyük olaylar değil. Bugünkü koşullarımız o günlere göre çok daha iyi durumda. Birilerini satın alın, bazı şeref yoksunu insanlar size hizmet etsin fark etmez, geride kalanlarla biz hizmet görürüz. Özellikle o kara gece de Balıkesirli hemşehrilerimi kutluyorum. Herkes memleketine sahip çıktı. Hainler şunu bilmiyor, bu Türkler çok kavga ediyor, Alevi Sünni diye ayrılıyor, Kürt Çerkes diye ayrılıyor ancak söz konusu vatan olduğunda bu ayrılıkların hiç biri bir anlam ifade etmez. Bu farklılıkları kaşıyarak bir yere ulaşacaklarını zannederler sadece hayal dünyasında gezen kişilerdir. Bu büyük millet yoluna devam edecek. O kara gün, bize şunu gösterdi. 3 5 yıl önce başta Ortadoğu ve Afrika ülkeleri olmak üzere gelişmiş ülkeler oralara sosyal medya ile demokrasi götürdüklerini iddia ettiler. Sosyal medyadan demokrasi transfer olmuyor. Bu millete darbe yapılmak istendiğinde o ülkeler bu hain kalkışmayı lanetlemediler. O hareket şunu gösterdi, bizim bizden başka dostumuz yok. Hep beraber, üst kimlik olarak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kimliğini taşıyan herkes, bizim bizden başka dostumuz olmadığını 15 Temmuz’da tekrar hatırlamış oldu. 15 Temmuz’dan sonra hain PKK hainliklerini arttırdı. Boşuna uğraşıyorlar, bu ülke pes etmez. Sana da bir milimetrekare toprak vermez” dedi.

    Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Edip Uğur ise Türkiye’nin Kurtuluş Savaşı sonrasında en büyük mücadeleyi verdiğini söyledi. Uğur, “15 Temmuz unutulmaması gereken bir tarih. Unutmadık, unutturmayacağız. Şehadeti kutsal kabul eden milletimize darbe yapmayı planlayan hainlere, darbe nasıl olurmuş milletimiz gösterdi. Sayın Cumhurbaşkanımızın dik duruşu ve milletimizin feraseti oyunu bozdu. PKK, DAEŞ ve FETÖ topyekün saldırıya geçti. Bunların arkasındaki güçleri çok iyi biliyoruz. Milletimizin bilinci, idrakı her oyunun üstesinden geliyor. Türkiye, Kurtuluş Savaşı sonrasında en büyük mücadeleyi veriyor. Hilal ve haçlı mücadelesinden daha güçlü çıkacağız, diz çökmeyeceğiz. Türkiye üzerinden oynanan terör olaylarına izin vermeyeceğiz. Hain terör olaylarından sonra ülkemizin doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine nasıl bir araya geldiğine şahit olduk. Milletimiz, oynanan oyunların hedefinde birlik ve beraberliğimizin olduğunu çok iyi biliyor. Terör örgütleri yıkmak için saldırıyorlar, biz biraz daha doğruluyoruz. Allah bu devleti ve milleti muhafaza ediyor. Milli seferberlik anlayışı ile terörün üstesinden geleceğiz. Bir yandan terör ile mücadele ediyoruz, diğer yandan hükumetimiz Avrasya tünelini açıyor, barajlar açıyor, bölünmüş yollar, hastaneler açıyor. Teröre inat hizmete yatırıma devam ediyoruz. Büyükşehir olarak bizde araç filomuzu arttırıyor, yollar köprüler yapmaya devam ediyoruz” şeklinde konuştu.

    15 Temmuz Balıkesir adlı kitap çalışmasının mimarı Büyükşehir Merhaba Gazetesi İmtiyaz Sahibi Semra Aman Akyürek ise, 15 Temmuz gecesi yaşanan olaylara şahit olur olmaz, ertesi gün için hazırlanan gazeteyi tabiri caiz ise yıkıp yeniden yaptıklarını ve milletin yanında yer aldıklarını söyledi. Akyürek, “Uçakların, bağımsızlık sembolümüz Türkiye Büyük Millet Meclisimizi bombalandığını unutmamalı ve unutturmamalıydık. 15 Temmuz Balıkesir kitabımızda binlerce fotoğraf arasından en anlamlıları seçildi. Balıkesir’de ilk sabah ki manşeti ile yerini ve tavrını belli eden, demokrasisi için karınca misali ağzında bir damla su taşıyan Merhaba’ya yakışan bir çalışma olduğunu düşünüyorum. Hayırlı olmasını dilerim. 15 Temmuz Balıkesir kitabımızı ömrümüzün en değerli mirası olarak gelecek nesillerimize atfediyorum. Allah, bir daha böyle çalışma yapacak günleri göstermesin” dedi.