Etiket: Kısıtlamasına

  • Osmaniye’de sokağa çıkma kısıtlamasına uyuldu

    Osmaniye’de sokağa çıkma kısıtlamasına uyuldu

    İçişleri Bakanlığının genelgesi doğrultusunda saat 21.00’de başlayan sokağa çıkma kısıtlamasına Osmaniye’de vatandaşların uyduğu görüldü. Kentin en işlek cadde ve meydanları sessizliğe büründü.

    İçişleri Bakanlığı tarafından 81 il valiliğine gönderilen genelge doğrultusunda hafta içi akşam saat 21.00 ile sabah 05.00 arasında korona virüs (Covid-19) salgınıyla mücadele kapsamında uygulanan sokağa çıkma kısıtlamasına vatandaşların genel olarak uyduğu görüldü. Risk artışının yüzde 50 olduğu Osmaniye’de kısıtlama öncesinde yoğunluk yaşanan cadde, bulvar ve meydanlar sessizliğe büründü. Polis ekipleri, şehrin birçok noktasında uygulama noktası kurarak denetim yaptı. Ekipler, uygulama noktalarında yaptığı denetimlerde iş yerinden çıkan vatandaşları evlerine gitmeleri konusunda uyarırken, bazı vatandaşlara ise cezai işlem uygulandı.

  • Başkent’te sokağa çıkma kısıtlamasına uyuldu

    Başkent’te sokağa çıkma kısıtlamasına uyuldu

    Ankara’da sokağa çıkma kısıtlamasına vatandaşların genel olarak uydukları görüldü. Kentte yoğunluk yaşanan önemli meydan, cadde, park ve sokaklar bol kaldı.

    İçişleri Bakanlığının genelgesi doğrultusunda Cuma günü saat 21.00’de başlayıp Pazartesi sabah saat 05.00’da sona erecek olan 56 saatlik sokağa çıkma kısıtlamasına Anakaralıların uydukları görüldü. Covid-19 salgınıyla mücadele kapsamında Ankara’da cadde ve sokaklar boş kaldı. Kentte yoğunluk yaşanan 15 Temmuz Kızılay Milli İrade Meydanı, Kuğulu Park, Güven Park ve Kurtuluş Parkı tedbirler nedeniyle en sakin günlerini yaşarken, insan ve araç hareketliliği azaldı. “Gel al” ve sipariş alan lokantaların ise kuryelerle servis yaptığı, belediye temizlik görevlilerinin ise çalışmalarını sürdürdükleri görüldü.

  • “Takıntılarınızın yaşamınızı kısıtlamasına izin vermeyin”

    “Takıntılarınızın yaşamınızı kısıtlamasına izin vermeyin”

    Dr. Suat Günsel Girne Üniversitesi Hastanesi Klinik Psikoloğu Feriha Kaşifoğlu, obsesif kompulsif bozukluk (OKB) tanısı alan kişilerin, obsesyonların meydana getirdiği huzursuzluk ve sıkıntıyı düzenli ilaç ve psikoterapi yanında, aile desteği ile yenebileceğini kaydetti.

    Dr. Suat Günsel Girne Üniversitesi Hastanesi Klinik Psikoloğu Feriha Kaşifoğlu, obsesif kompulsif bozukluğun (OKB), obsesyon adı verilen tekrarlayıcı, kişiyi rahatsız eden takıntılı düşünce ve davranışlar döngüsüne yol açan bir ruhsal hastalık olduğunu belirtti. Kişinin takıntılı düşüncelerini mantık dışı olarak değerlendirse de düşünmekten kendini alıkoyamadığını, yoğun huzursuzluk ve sıkıntı yaşadığını belirten Kaşifoğlu, bu kişilerin obsesyonların meydana getirdiği huzursuzluk ve sıkıntıyı ortadan kaldırmak amacıyla yineleyici davranışlar ve zihinsel eylemler geliştirdiğini belirtti.

    Yine de her takıntılı düşünce ya da davranışın OKB olarak değerlendirilmemesi gerektiğini de ifade eden Kaşifoğlu, bu tarz düşünce ve davranışların hastalık sayılabilmesi için kişinin günlük işlevlerini etkileyecek, kısıtlayacak, bozacak kadar şiddetli ve yoğun olması gerektiğini söyledi.

    En sık rastlanan obsesif kompulsif bozukluk türleri

    Bulaşma obsesyonu ve temizlik kompulsiyonu, en sık rastlanan obsesif kompulsif bozukluk türlerinden biridir. Elleri aşırı şekilde yıkamak, evdeki eşyaları aşırı temizlemek gibi etkilerle kendisini gösterir. Kontrol etme kompulsiyonları ile olan kuşku saplantıları da bir işi tekrar tekrar kontrol etme dürtüsüne yol açan kompulsiyonlardır. Cinsel içerikli obsesyonlar, günah ya da yasak sayılan düşüncelerin akla gelmesiyle oluşan dini içerikli obsesyonlar da örnek verilebilecek türlerdendir. Her şeyin belli bir düzende olduğundan emin olunmasını zorlayan simetri/düzen obsesyon ve kompulsiyonları, sayma kompulsiyonları, kağıt, şişe, çöp gibi gereksiz şeyleri toplama dürtüsüne neden olan biriktirme ve saklama kompulsiyonları da yine en bilinen türlerdendir.

    Obsesif kompulsif bozukluğun nedenleri

    Obsesif kompulsif bozukluğun (OKB) nedenlerinin tam olarak bilinmediğini kaydeden Klinik Psikoloğu Feriha Kaşifoğlu, biyolojik ve psikososyal etkenlerin bu hastalıkta etkili olduğunun düşünüldüğünü belirtti. Biyolojik etkenleri, beyin işlevlerinde bozulma, ebeveyn veya yakın derece bir aile üyesinin bu bozukluğa sahip olması (genetik faktörler) olarak tanımlayan Kaşifoğlu, psikososyal etkileri ise erken dönemde travmatik veya stresli olaylar yaşamış olmakla açıkladı.

    “İlaç ve psikoterapi eş zamanlı uygulanır”

    İnatçı bir hastalık olan obsesif kompulsif bozukluğun genellikle stres yaşanan zamanlarda şiddetlendiğini ve artıp yayıldıkça hastanın yaşamını kısıtladığını belirten Kaşifoğlu, takıntılı düşüncelerin günlük yaşamı etkileyecek, günlük işlevleri belirgin olarak kısıtlayacak düzeyde olduğunu kaydetti. Çoğu kişi için bazı düşünce ve davranışların ruhsal bir hastalık belirtisi olabileceğine karar verip uzmana başvurmasının zor olduğunu dile getiren Kaşifoğlu, birçok hastanın ayıplanacağı, dalga geçileceği, küçük düşürülebileceği düşüncesi ile hissettiklerini paylaşmaktan ve tedaviden kaçınabildiğini belirterek,“Tedavi sürecinde bir uzman tarafından hastanın davranışları ve belirtileri değerlendirilip, OKB tanısı alan hastaya ilaç ve psikoterapi eş zamanlı olarak uygulanır. İlaç ve psikoterapi yanında aile desteği de tedavi sürecinde fayda sağlar. Terapideki amaç hastaların ritüellerini gerçekleştirmesini önleyerek korkularıyla yüzleşmelerini sağlamak ve anksiyetelerini azaltmaktır. Düzenli ve iş birliği içinde yapılan tedavi ile başarı sağlanabilir” ifadelerini kullandı.

  • Sokağa çıkma kısıtlamasına uymayanları polis uyardı

    Sokağa çıkma kısıtlamasına uymayanları polis uyardı

    Tokat’ta, korona virüs önlemleri kapsamında sokağa çıkma kısıtlamasına uymayan 65 yaş ve üstü vatandaşları polis ekipleri uyardı.

    Tokat’ta il hıfzıssıhha meclisi kararı ile 65 yaş ve üstü vatandaşların 10.00 ile 18.00 saatleri arası dışında sokağa çıkmalarına sınırlama getirildi. Alınan karar üzerine İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı ekipler akşam saatlerinde uygulama yaptı. Cumhuriyet Meydanı çevresindeki park ve bahçeler ile Gaziosmanpaşa Bulvarında kimlik kontrolü yapan polisler 65 yaş ve üstü sokağa çıkan vatandaşları uyardı. Parklarda oturan yaşlıları yanına giden polis, evlerine gitmeleri için uyarıda bulundu. Polisin uyarısı sonucu yaşlı vatandaşlar evlerinin yolunu tuttu. Uygulamadan haberi olmayanlar vatandaşlar ise bilgilendirildi.

    Uygulama saatini karıştırınca

    İl hıfzıssıhha meclisi kararı ile 65 yaş ve üstü vatandaşların 10.00 ile 18.00 saatleri arasında sokağa çıkmalarına izin verilirken, uygulama saatini karıştıranlar oldu. 66 yaşındaki Süleyman Karacaoğlu, 18.00’den sonra sokağa çıkmasına izin verildiğini sandığını ifade ederek, “Ben saatleri yanlış anlamışım, yasaksa evime gidiyorum. Ama evde zaman geçmiyor, yalnızım” diye konuştu.

  • Diyabetin Hayatınızı Kısıtlamasına İzin Vermeyin

    İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Taner Babur, Diyabette doğru tedavi, doğru beslenme, düzenli kontrol, düzenli egzersiz ile sağlıklı bir ömür sürülebileceğini söyledi.

    Her yıl 14-21 Kasım tarihleri arası Dünya Sağlık Örgütü ve Uluslararası Diyabet Federasyonu’nun işbirliğiyle düzenlenen Dünya Diyabet Günü dolayısıyla Medical Park Uşak Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Taner Babur açıklamda bulundu. Babur, yaşamın her döneminde ortaya çıkabilen, tedavi edilmediği takdirde ciddi organ hasarlarına neden olabilen diyabet, 21. yüzyılda toplum sağlığını tehdit eden en ciddi kronik hastalıklardan biri olup, hastalığın tedavisinin kişisel çaba ile kontrol altına alınabileceğini ifade etti.

    İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Taner Babur açıklamasına şöyle devam etti; “Diyabet kan şekeri yüksekliği ile seyreden, vücudumuzdaki pankreas adi verilen salgı bezinden yeterli miktarda insulin hormonu üretilememesi ya da insulinin vücutta etkili kullanılamaması sonucunda ( insulin direnci) gelişen ve ömür boyu suren bir hastalıktır. Diyabeti düşündürecek olan başlıca şikâyetler Sık idrara çıkma, ağızda kuruluk, aşırı susama, halsizlik yorgunluk, el ve ayaklarda yanma, karıncalanma hissi, mide bulantısı, kusma, Kilo kaybı, acıkma hissi, ciltte kuruluk kasıntı, yaraların geç iyileşmesi, sık tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu, bulanık görme, cinsel sorunlar.”

    GİZLİ ŞEKER ( PREDİYABET), TEDAVİ EDİLMESİ GEREKEN BİR DURUMDUR

    İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Taner Babur; “Halk arasında gizli şeker olarak adlandırılan prediyabet; kişinin açlık şekerinin 100-125 mg /dl arasında olduğu durumdur. Bu değerler tanıyı diyabet olarak koydurmaz ancak şeker yükleme testi ( OGTT) yapılarak altta yatan gizli seker tanısı ortaya çıkarılabilir. Bu kişiler tip 2 diyabet için adaydır, bu kişilerde 10 yıl içinde tip 2 diyabet gelişebilir. Diyabet hastaları gibi gizli şekeri olanlar kişilerde kalp damar hastalık riski taşımaktadır. Prediyabeti olanlar yasam ve beslenme tarzı değişikliği ile diyabet olmayı önleyebilir.

    ORGANLARDA HASARLARA YOL AÇIYOR

    Diyabetin beraberinde pek çok ciddi sağlık sorununu getirdiğine değinen İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Taner Babur; “Kalp damar rahatsızlıkları, sinir sistemi rahatsızlıkları, göz damarlarında ciddi değişiklikler, böbreklerde zamanla önemli hasarlara yol açabilen bir hastalıktır. Diyabetik ayak yaraları da sık görülen şikâyetlerdendir. Diyabet tedavisinde; ilaç tedavisi, tıbbi beslenme tedavisi, egzersiz (fiziksel aktivite), ve eğitim ayrılmaz dörtlüdür. Nasıl masa bir bacağı olmadan işe yaramıyorsa, bu tedavilerde ancak beraber uygulanırsa amacına ulaşır” dedi.

    BESLENME ÇOK ÖNEMLİ

    İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Taner Babur; “Üç ana ve en az üç ara öğün olacak şekilde; sık sık, az az beslenmeye ve öğün atlamamaya dikkat edilmeli. Diyabette sağlıklı ve önemli olan kişiye göre beslenme programı hazırlanmasıdır. Ve şunlarda daima aklımızda bulunmalıdır. Beyaz ekmek yerine glisemik indeksi düşük kepekli veya yulaflı ekmek, pirinç yerine bulgur, meyve suyu yerine meyve tüketerek, öğünlerde bol salata ve bir porsiyon pişmiş sebze yemek, haftada 3-4 porsiyon kuru baklagil yemek, hastalık üzerinde olumlu yönde etkisi olacaktır” dedi.