Etiket: KİŞİ

  • Prof. Dr. Demir: “Her Yıl Organ Bekleyen 2 Bin Kişi Ölüyor”

    Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Üroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erkan Demir, Türkiye’de 26 bin organ bekleyen vatandaş olduğunu, her yıl bunların 2 bininin öldüğünü söyledi.

    Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi Organ Nakli Bölümü Böbrek Nakli Sorumlusu Prof. Dr. Demir, 3-9 Kasım Organ Nakli Haftası nedeniyle yaptığı açıklamada, Türkiye’de organ naklinin yetersizliğinden yakındı. Avrupa’da organ nakli oranının yüzde 75’ler civarında olmasına rağmen Türkiye’de hala bu oranın yüzde 25 olduğunu ifade eden Prof. Dr. Demir, her yıl organ bulamadığı için diyalize giren 2 bine yakın hastanın öldüğünü belirterek, “Geçen yılki sağlık verilerinde bin 600’e yakın beyin ölümü olmuş bunlardan sadece 376’sı organlarını bağışlamış. Bu çok düşük bir rakam. Avrupa standartları yüzde 75 olan bu rakam, Türkiye’de yüzde 25’lerde kalıyor” dedi.

    Prof. Dr. Demir, 22 bin böbrek nakli için bekleyen hasta olduğunu, diğer organlarda da 4 bine yakın bekleyen hasta olduğuna dikkat çekerek şunları kaydetti:

    “26 bine yakın karaciğer, böbrek, kornea gibi bekleme listesinde olan hastalar var Türkiye’de. Hastalara organ bulunduğu zaman merkezi sistemde Sağlık Bakanlığı görüyor. Onlar bize liste gönderiyor hangisine uyumluysa hangisinin puanı yüksekse 1 böbrek için 6 ya da 7 hasta çağırıyoruz, eğer 2 böbrek çıkmışsa 10 yada 15 hasta çağırıp hazırlıyoruz. Sıralamaya göre 1’den başlayıp uygun olana takıyoruz. Zaten bu uygun olmama sıralama ve puanı tamamen Sağlık Bakanlığı belirliyor, şu an Türkiye’de oldukça iyi bir sistem var.”

    Türkiye’de organ nakli neden az olduğu konusu hep tartışma konusu olduğuna değinen Prof. Dr. Demir, “Aslında bunu nasıl arttırabiliriz. Öncelikle medya bunun peşini bırakmaması gerekiyor. Bilinçlendirilmesi gerekiyor insanlarımızın toplumun her kesimine ulaşıp böbrek vermenin hem manevi hem dini yönden her yönden onaylanmış bir durum şu anda. Muhtemelen Türkiye’de en çok inançlar ve bilinçsizlik, organların alındığında ölmüş bir kişinin problem yaratılacağı belki düşünülüyor. Daha çok kültürlü toplumlarda Avrupa da başka memleketleri düşündüğünüz zaman rakam artıyor. Bizim toplumda daha çok bilinçsiz bunun kötü bir şey olmadığını anlatmak gerekiyor topluma” diye konuştu.

    Organ naklinin birden çok hayat kurtarmak demek olduğunu ifade eden Prof. Dr. Erkan Demir, “Sonuçta hasta öldüğü zaman organları, toprağa gömüldüğü zaman organlar çürüyüp gidiyor. Ama organ bağışlandığı zaman onlarca kişiye kornea, karaciğer, kalp hayat verecek. İnanılmaz bir durum sonuçta bir hayat söz konusu” dedi.

  • Kastamonu’da 380 Kişi Organ Bağışında Bulundu

    Kastamonu İl Sağlık Müdürü Dr. Metin Öztürk, Kastamonu’da 380 kişinin organ bağışında bulunduğunu söyledi.

    3-9 Kasım Organ Bağış Haftası dolayısıyla Kastamonu İl Sağlık Müdürlüğü, bir alışveriş merkezinde organ bağış standı kurdu. Bu standı ziyaret eden Kastamonu İl Sağlık Müdürü Dr. Metin Öztürk, tedavisi sadece organ ve doku nakliyle mümkün olan hastalıkların tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de önemli sağlık sorunlarından birini teşkil ettiğini belirtti.

    3-9 Kasım tarihleri arasında Organ Bağışı Haftası olarak kutlandığını hatırlatan Dr. Öztürk, “Kastamonu İl Sağlık Müdürlüğü olarak ta farkındalık oluşturabilmek için vatandaşların yoğun olarak kullandığı yerlere stant açıp tanıtım yapıyoruz. Bu stantlarımızı hafta boyunca ilimizin çeşitli yerlerine açacağız. Amacımız, halkımızın organ bağışına olan talebini ve organ bağışına olan bakış açısını değiştirmek. Bu sayede organ bağış sayısını arttırmayı hedefliyoruz. Ülkemizde bir stadyumu dolduracak kadar insan, organ bağışı için sırada bekliyor. Organ bağışı, görevi yapamayacak kadar hasta olan hatta vücuda zarar veren tüm organların yenisiyle değiştirilmesidir. Bu nakiller, beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerden veya sağlam olanlardan yapılabilmektedir. Dinimiz açısından organ bağışının hiçbir sakıncası yoktur. Ben, hafta dolayısıyla ilimizdeki tüm vatandaşlarımızı standımıza gelerek hem bilgi almalarını hem de organ bağışında bulunmaları çağrısında bulunuyorum. Her organ, kurtarılan bir can anlamına gelmektedir” dedi.

    Öztürk, ayrıca Kastamonu’da 380 kişinin organ bağışında bulunduğunu söyledi.

  • Belediyeye Alınacak 100 Geçici İşçi İçin 908 Kişi Müracaat Etti

    Malatya’nın Yeşilyurt belediyesinde çalışmak üzere alınacak 100 geçici işçi için 908 kişi müracaat etti. Alınacak işçiler kurayla belirlendi.

    Yeşilyurt Belediyesi, Malatya İŞKUR İl Müdürlüğü ile yürütülen Toplum Yararına Çalışma Programı (TYÇP) kapsamında Fen İşleri, Park ve Bahçeler ve Temizlik işlerinde geçici olarak çalıştırılmak üzere 100 personel alınacağı duyuruldu. Geçici iş için 908 kişi İş Kur İl Müdürlüğü’ne müracaat etti. İşe alınacaklar, yapılan kura çekimiyle belirlendi. Yeşilyurt Belediyesi’nin Yakınca’da bulunan hizmet binasında düzenlenen kura çekimine Yeşilyurt Belediye Başkan Yardımcısı Haydar Şahin, İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürü Halit Adıyaman, İŞKUR Yetkilisi Fikret Sarıcı ve vatandaşlar katıldı. Yeşilyurt Belediye Başkan Yardımcısı Haydar Şahin, “Hizmet üretirken en çok zorlandığımız konu istihdam sorunu. Vatandaşlarımızın en büyük talebi belediyede bir işe girmek. Gönül ister ki müracaat eden tüm vatandaşlarımıza istihdam sağlansın. Ancak Belediyemizin imkan ve şartları sınırlı, imkanlarımız ölçüsünde istihdam sağlamaya gayret ediyoruz. Belediye binamızda noter huzurunda vatandaşlarımızın katılımıyla bugün yapılan çekilişte Fen işleri, Park ve Bahçeler ve Temizlik işlerinde istihdam etmek üzere toplamda 908 kişi müracaat etti. Yapılan çekiliş ile 100 kişi belediyemizde TYÇP kapsamında istihdam edilmek üzere hak kazandı ” dedi.

    Yapılan kura çekiminde ise 100 asil, 44 yedek olmak üzere toplam 144 kişinin ismi belirlendi.

  • Mevlevihaneyi 10 Ayda 23 Bin 850 Kişi Gezdi

    Tokat’ta Mevlevihane’yi 10 ayda 23 bin 850 kişi gezdi.

    Tokat Vakıflar Bölge Müdürü İsmail Aktaş, restore edilerek 2006 yılında hizmete açılan Mevlevihane’nin Osmanlı döneminde 17. yüzyılda yapılmış olduğunu kaydetti. Mevlana’nın yaşadığı döneme kadar Tokat’ta Mevlevihane tarihi ve Mevlevi kültürü olduğunu ifade eden Aktaş, “Mevlevihaneyi XVII. yüzyılın ilk yarısında Sultan III. Ahmet’in veziri Sülün Muslu Paşa yaptırmıştır. 2000’li yılların başında Vakıflar Genel Müdürlüğümüzce esaslı onarımı yapılmış ve 2006 yılında Mevlevihane müzesi olarak açılmış durumdadır. Yıllardır yoğun bir şekilde ziyaretçi trafiğine artma var. Bu yıl 10 aylık sürede 24 bine yakın bir ziyaretçi sayısı var. Bu sayıyı daha da artırmaya çalışıyoruz. İnşallah Tokat Mevlevi kültürü açısından önemli bir yere geleceği kanaatindeyiz” dedi.

    ÜCRETSİZ OLARAK ZİYARETE AÇIK

    Bey Sokağı’nda 3 bin metrekarelik bir alan üzerinde kurulan şeyh dairesi, derviş hücreleri ve semahaneden meydana gelen Mevlevihane’nin ikinci kattaki semahanenin girişi önüne ahşap sütunlu bir revak bulunuyor. Semahanenin tavan göbeği dönemine ait güzel bir ağaç işçiliği gösteriyor. Tokat’ın tanıtımına katlı sağlayan Mevlevihane’nin haftanın 6 günü ücretsiz olarak halka açık.

  • Prof. Dr. Uyanık: “Kan Bağışı Sadece Bağış Yaptığınız Kişi İçin Değil; Sizin İçin De Yararlı”

    Prof. Dr. Bekir Sami Uyanık, ’Bugün sana, yarın bana ve herkesin kana ihtiyacı olacağı bir günün geleceği’ düşüncesiyle düzenli kan bağışı kültürünün yerleşmesi gerektiğini söyledi.

    Tıptaki gelişmelere rağmen kanın yerini tutacak, alternatif bir tedavinin olmamasının, düzenli kan bağışı yapmayı ne derece önemli bir ihtiyaç haline getirdiğine belirten Hisar Intercontinental Hospital Klinik Laboratuvarlar Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bekir Sami Uyanık, dünyada gelişmiş ülkelerde gönüllü kan bağışının nüfusa oranı yüzde 5’e yaklaşırken, Türkiye’de ancak bunun yarısı kadar olduğunu söyledi. Güvenli gönüllü kan bağışlarının yetersiz olması nedeniyle, kan ve kan ürünleri ihtiyacı, hasta yakınları tarafından kana kan ve bir takım zorunlu yöntemlerle karşılandığını söyleyen Uyanık, “Dolayısıyla ’Bugün sana, yarın bana ve herkesin kana ihtiyacı olacağı bir günün geleceği’ düşüncesiyle düzenli kan bağışı kültürünün yerleşmesi gerekir” dedi.

    Türkiye’de kan ihtiyacı 2 milyon 500 bin ünite kan bağışı ile karşılanabilecek iken, 2014 yılında toplam 1 milyon 860 bin 225 ünite kan bağışı olduğunu belirten Prof. Dr. Bekir Sami Uyanık, “Kadınların kan bağışı oranı artmakla birlikte, bağış yapanların yüzde 88’i erkekler iken, yüzde 12’si kadınlardır. Oysa 18-65 yaş aralığında ve 50 kg üzerinde olan herkes, önemli bir sağlık sorunu yoksa yılda dört kez kan bağışı yapabilir. 1 ünite, yani bir torba kan, ortalama 450 ml’dir. İnsan vücudunda yaklaşık 6000 ml kan olduğunu göz önüne alınırsa, bu kadar kan vermek herhangi bir risk oluşturmaz” ifadelerini kullandı.

    Prof. Dr. Bekir Sami Uyanık, kan bağışının, kan veren için yararlarını şöyle açıkladı:

    “Kan vermeden önce, sorgulama formuna verilen sağlığımızla ilgili bilgiler, boy, kilo, tansiyon, nabız, vücut sıcaklığı yanı sıra, kan grubu, kan sayımı (hemoglobin) ve serolojik tarama testleri ölçüldüğünden, mini bir check-up da yapılmış olur.

    Kan verince, kan yapan doku ve organlar uyarılarak, yeni kan yapmaya sevk edilir; böylece kan hücreleriniz yenilenmiş olur.

    Düzenli kan veren kişinin, kalp krizi geçirme riskinin azaldığı yönünde araştırmalar bulunmaktadır.

    Özellikle bacaklarda olmak üzere damar hastalıklarını engellediği, bazı komplikasyonları önleyebileceği düşünülmektedir.

    Karaciğer, akciğer, kalın bağırsak gibi bazı kanserlerin gelişme riskini azalttığı yönünde çalışmalar devam etmektedir. Bu konuda, vücuttan kan verme ile kan demirinin uzaklaştırılması, hücreler için zararlı oksidatif ajanlara karşı vücut direncinin artışının, etkili olduğu gösterilmeye çalışılmaktadır.

    Kan kolesterol, trigliserid, şeker ve üre, kreatinin, ürik asit gibi metabolit düzeylerinin normalleşmesine olumlu etkisi olduğu, böylece metabolik hastalıkların da kontrol altında tutulmasına yardımcı olabileceği ileri sürülmektedir.

    Bir ünite kan bağışı ile birkaç hastaya yardım etme düşüncesi, insanı mutlu eder, psikolojik olarak rahatlatır. Kendi ihtiyacı olduğunda da kan bağışlayacak gönüllerin olacağına ümidi artar”.

    Uyanık, kan bağışı sonrası dikkat edilmesi gerekenler hakkında şunları söyledi:

    “Kan verme işleminden sonra hemen ayağa kalkmayıp, 5-10 dakika istirahat edin.

    İstirahat sonrası yapılacak ikramları ve görevlinin önerilerini dikkate alın.

    Sigara içiyorsanız, kan bağışından sonra 1 saate kadar içmeyin.

    Kan verdiğiniz kolunuzla birkaç saat ağır şeyler taşımayın.

    Bağıştan sonraki 5-6 saat hamam, sauna gibi aşırı sıcak ortamlarda bulunmayın”.