Etiket: Kirlilik

  • Havadaki Kirlilik Güneş Işınlarıyla Ortaya Çıktı

    Şanlıurfa’da havadaki kirlilik güneş ışınlarıyla birlikte gözle görünür hale geldi.

    Şanlıurfa’da havadaki kirlilik güneş ışınlarıyla birlikte yoğun şekilde gözle görünmeye başlandı. Şehrin üstünü kaplayan kir bulutu, vatandaşlara nefes almalarında zor anlar yaşattı. Özellikle astım hastaları, yaşlılar ve çocuklar kirli havadan olumsuz etkilendi. Kirliliğe, soba dumanı ve araçlardan çıkan dumanların neden olduğu belirtildi.

  • Bafra’da Balık Üreticilerinin Sorunları Ve Kirlilik Ele Alındı

    Samsun’un Bafra ilçesinde Derbent Baraj Gölü’nün daha ekonomik, daha rantabl ve daha verimli hale getirilmesi için toplantı yapıldı.

    Derbent Barajı’ndaki tesislerde yapılan toplantıya Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Kadir Güven, Bafra İlçe Müdürü Ahmet Dursun, Samsun-Sinop Su Ürünleri Yetiştiricileri Üretici Birliği Başkanı Osman Parlak, su ürünleri mühendisleri ve balık yetiştiricileri katıldı. Osman Parlak yaptığı konuşmada, “Derbent Barajı avcılık için artık uygun bir yer değil. Çünkü bura da o stok yok. Zaten gölün balıklandırılması zamanında yanlış oldu. Şu anda ekonomik olan balık sazan, levrek yerini başka balıklara terk etmiş. Burada çay kefali, İsrail sazanı, kaya balığı istilacı balık olarak şu anda barajda bir ekonomik değeri yok. Ekonomik değeri olan balıklar gitmiş, istilacı ve hiç bir ekonomik değeri olmayan balıklar barajı doldurmuş. Burada avcılık yapmanın bir mantığı yok. Derbent Barajı Türkiye’de en önemli alabalık yetiştiriciliği yapılan biridir. Barajlarda alabalık tesisi olan ilk yerdir. Bizden örnek alınarak Türkiye’nin değişik barajlarında onlarca, yüzlerce tesis kuruldu ve bu tesisler bizden daha iyi ve modern hale getirilmiş. Bizi örnek alan kişileri şimdi biz örnek almak zorunda kaldık. Burada bu stok olmadığı halde buranın avcılık alanı olarak kiraya verilmesine biz şiddetle karşıyız. Olta balıkçılığına gelince sonunda kararı devlet verecek ama biz sıkıntıdayız. Her taraf kulübelerle doldu. Nasıl bize inceliyorsanız onların da yasal olarak tahsislerini yapın. Olta balıkçılığı ile ilgili sorunumuzun yasal statüye kavuşturulması lazım. Olta balıkçılarının alanlarının belirlenmesi ve o alanların dışında her hangi bir yerde avlanmaları, hepsinin ruhsatlı hale getirilerek bir düzene sokulması zamanı Derbent’e gelmiştir. Bizi kirleten başka şeylerde var. Çevresel etkiler var. Zaten biz Kızılırmak’ın en sonundayız. Bir sürü kirlilik var. Buraya kadar geliyor. Biz burada hassas olmak zorundayız. Burada bazılarının büyükbaş hayvan çiftliklerinin atıkları direkt olarak baraja akıyor. Tesisler kurulurken burada analizler yapılıyor. Suyun altından dibinden, ortasından, sağından solundan bir kamyon su veriyoruz. Bunları Çevre Bakanlığı’nın yetkilileri, çevre bakanlığının tespit ettiği ve yetki vermiş olduğu laboratuvarlarla analiz yapıyorlar. Bu analizlerin sonucunda bize ya üretimi durdurun diyorlar ya kapasitenizi azaltın diyorlar ya da yer değişikliği yapın diye 3 tane alternatif sunuyorlar. Tabii cezalarıyla beraber. Biz de etraftan gelen kirliliğin sonucunun da faturasını ödemek zorunda kalıyoruz. Bizim kirletmediğimiz ama komşumuzun bizi kirlettiği anda analiz sonuçları kötü çıktığı zaman sonuç bize yazılıyor” dedi.

    RUSYA İLE YAŞANAN KRİZ

    Son günlerde Türkiye’nin Rus uçağını düşürmesinden sonra Türkiye -Rusya ilişkilerinin çok sertleştiğini belirten Osman Parlak, “Tabi ki işin politik tarafında değiliz. Elbette hava sahamıza giren egemenlik kuralları gereği, angajman kuralları gereği düşürülecektir. Bunu sonuçları balıkçılık sorunlarına nebi gibi bir etki yapacak. Birkaç gün önce Rusya’ya gönderdiğimiz 11 TIR mal gümrüklerden geri geldi. Geçen yıl Türkiye’den Rusya’ya 40 milyon dolarlık bir ihracat oldu. Şimdi bu ihracatın yapılaması halinde bu balığın Türkiye’de satılma mecburiyeti olduğu ve bu fiyatları düşürecek, fiyatlar düşünce sektör zor durumdaydı ve yetiştiriciler çok daha zor duruma düşeceklerdir. Zaten bir kaç seneden beri doların çok yüksek olması bu nedenle yemi dolar üzerinden alıyoruz balığı yurt dışına TL üzeri satıyoruz. Bu girdilerdeki maliyet yüksekliği sektörü zor duruma düşürmüştür. Bu durum bizi çok etkileyecektir. Ne istiyoruz öncelikle Rusya’ya verdiğimiz bu balığın regüle edilmesi gerekiyor. Nasıl edilebilir? Askeri birlikler doğru dürüst balık yemiyor. Bu balığın bir bölümü askeri birliklere, bir bölümü hastanelere, bir bölümünü okullara, bir bölümünü de bazı fakir olan ilçelere devlet katkısıyla verilebilir. Özellikle Norveç’ten aldığımız somonu da azaltabilir. Böyle tedbirler olabilir. Kısacası Rusya’nın ekonomik tedbirlerinin bizim balıkçılık sektörünün etkilendiğini söyleyebiliriz. Firmalar el değişebilir, belki krize girer sonra toparlanabilir ama ülkemiz her şeyden daha önemli önce ülkemiz. Ülkeniz yoksa firmalarınızda yok” diye konuştu.

    SORUNLAR ÇALIŞTAYDA ELE ALINACAK

    Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Kadir Güven ise, “Derbent Baraj Gölü’nde kirlenmenin yapılacak analizlerle belirlenmesinden sonra bunu değerlendirebiliriz. Olta balıkçılığı ile ilgili belirlenecek alanlarda daha düzenli bir şekilde olmalı. DSİ tarafından belirlenen alanlara amatör balıkçılar bölgesi tabelalarını bir an önce asarak uygulamayı başlatabiliriz. Sektörün farklı bir şekilde Samsun’da tartılaşacağı 2016 yılının ilk aylarında bir çalıştay olacak. İç sularımızda ki kirlilik, yetiştirme ortamında süreleriyle alakalı, planlamayla ilgili, her birisi farklı farklı tartışılacak bir çalıştayla yapılır. En büyük sıkıntımız şu anda ülkesel manada balıkçılarımızın ihracat noktası. Şu günlerde Fransa’da yapılacak toplantıda Sayın Cumhur başkanımız da bu konuları görüşecek ve inşallah aşarlar diye düşünüyorum. Genel itibariyle bizim buradaki yetiştiricilikle ilgili konuştuğumuz konuyu önümüzdeki günlerde çalıştayda daha iyi ele alabiliriz. Geriye doğru gittiğimizde Kızılırmak’ın geri doğru gittiğimizde Sivas’tan beriye gelen bir su kaynağı var. 14-15 tane ili buraya yansıması sorun olarak geliyor.Bunların da sonuçlarını ilgililere iletilerek çok daha sağlıklı bir üretim periyotuna doğru gitmek bizim için daha iyi olasılık diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.

  • Sel Suları İle Gelen Kirlilik Muratlı Barajı’nı Çöplüğe Döndürdü

    Artvin’in Borçka ilçesinde yaşanan sel sonrası Muratlı Barajı’nda kirli tabaka ortaya çıktı.

    Borçka ilçesinde yaşanan selin ardından derelerin ve Çoruh Nehri’nin getirdiği ağaç parçaları, hafriyatlar ve çamur yığını Muratlı Barajı’nda yoğun bir tabaka oluşturdu. 45 metre derinliğindeki barajda ağaç parçaları gören vatandaşların ise tehlikelere aldırış etmeden kancalar ile odunları almaya çalıştığı gözlendi.

    Gürcistan sınırındaki Muratlı Barajına derelerin taşması ile ağırlıklı olarak çevre köylerden gelen tomruk ve odun parçaları, barajın zaman zaman enerji üretimini de aksattığı öğrenildi.

    Borçka Ticaret Odası Başkanı Eşref Mertürk, “Köylerimizde ve nokta yerlerden gelecek olan atıkların önüne geçilmezse barajın ömrü azalacak. Milli servetimiz olan santralin durması enerji kaybına ve barajın ömrünün kısalmasına sebebiyet veriyor” dedi.

  • Ergene Havzası’nda Kirlilik Takip Ediliyor

    Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Ergene Havzası’nda organik madde kirliliği açısından 2007-2014 arasında gözle görülür bir iyileşme sağlandığını belirterek, “Meriç-Ergene Havzası’na kurulan 5 adet anlık ölçüm merkezi ile nehirde ani deşarjlardan kaynaklanan kirlilikleri takip ediyoruz ve bunun sorumlularına gereken cezaları veriyoruz” dedi.

    Ergene Havzası’nda sanayileşmenin 1980’li yılların ilk yarısında plansız ve kontrolsüz bir biçimde başladığına değinen Orman ve Su işleri Bakanı Veysel Eroğlu, “1992 yılından itibaren bu sanayileşme hızlandı. Bunun neticesinde Ergene Nehri’nin tabii debisi olan saniyede 2,5 metreküp, 1992 yılından itibaren ortalama saniyede 10 metreküpe yükseldi. Dolayısıyla akan suyun 3/4’ü kullanılmış sudan oluşmaya başladı ve kirlilik en yüksek seviyeye ulaştı” ifadelerini kullandı.

    2003 yılından önce kirlenmenin yanında yeraltı su kullanımının da arttığını belirten Eroğlu, “Yeraltı su seviyesi ortalama 60 metre düştü. Söz konusu bu olumsuzluklar neticesinde Ergene Havzası Koruma Eylem Planı’nı uygulamaya koyduk” dedi.

    “NÜFUSU 10 BİNİN ÜZERİNDEKİ 13 YERLEŞİM YERİNE ATIKSU ARITMA TESİSİ KURULUYOR”

    Eylem planı ile birlikte Ergene Havzası’nda nüfusu 10 binin üzerindeki 13 adet yerleşimin atık su arıtma tesisi inşaatına başlandığını vurgulayan Bakan Eroğlu, şunları kaydetti:

    “Bugün itibarıyla Kırklareli merkez, Vize, Babaeski, Pınarhisar, Lüleburgaz ile Edirne Uzunköprü atıksu arıtma tesislerini tamamladık. Geri kalan Tekirdağ Hayrabolu, Saray, Malkara, Muratlı, Çorlu, Çerkezköy ile Edirne Keşan atıksu arıtma tesislerinin inşaatları ise hızla devam ediyor. Ergene Havzası’nda nüfusu on binden büyük 13 belediyenin kanalizasyon ve kollektör yapım işleri de İller Bankası Genel Müdürlüğü tarafından yapılıyor.”

    “SANAYİ TESİSLERİ DÜZENLİ VE PLANLI SANAYİ ALANLARINA KAVUŞTURULDU”

    Eylem planı ile birlikte sanayi tesislerinin düzenli ve planlı alanlara kavuşturulması maksadı ile çalışma yapıldığını da belirten Bakan Eroğlu, “Eylem planından önce bin adet münferit sanayi tesisi ve 194 adet sanayi atıksu arıtma tesisi bulunmaktaydı. Eylem planı ile birlikte Tekirdağ ilinde 8 adet Organize Sanayi Bölgesi (OSB) ve Kırklareli ilinde 2 adet Islah OSB kurularak sanayi tesisleri düzenli ve planlı sanayi alanlarına kavuşturuldu. Bununla birlikte Tekirdağ ilinde inşa edilmekte olan 5 adet müşterek OSB Atıksu Arıtma Tesisi (AAT) ile günde yaklaşık 400 bin metreküp sanayi atıksuyu, Kırklareli’nde kurulacak 2 adet müşterek OSB AAT ile de günde yaklaşık 40 bin metreküp sanayi atıksuyu arıtılacak. Böylelikle havzada meydana gelen sanayi atıksularının yönetimi ve bertarafı sağlanacak” değerlendirmesinde bulundu.

    5 adet müşterek OSB AAT’nin inşaatlarına 2014 yılı Mart ayında başlanıldığını vurgulayan Eroğlu, “Bu tesislerin 2017 yılında bitirilmesi hedefleniyor. Diğer yandan sanayiden kaynaklanan tehlikeli atıklarının bertarafının sağlanması kapsamında Entegre Tehlikeli Atık Bertaraf Tesisi inşaatı tamamlandı ve tesis faaliyete geçti” diye konuştu.

    “ERGENE NEHRİ’NDE GÖZLE GÖRÜLÜR İYİLEŞME”

    Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın Ergene Havzası’nda yaptığı çalışmalar neticesinde Ergene Nehri’nde organik kirlenmenin göstergesi olan Biyokimyasal Oksijen İhtiyacı (BOİ) kirliliği açısından 2007-2014 yılları arasında gözle görülür bir iyileşme tespit edildiğini ifade eden Eroğlu şunları söyledi:

    “Su Yönetimi Genel Müdürlüğü tarafından hayata geçirilen ’Otomatik Sürekli Ölçüm İstasyonlarının Kurulması Projesi’ kapsamında Meriç-Ergene Havzası’na beş adet gerçek zamanlı ölçüm istasyonu kuruldu. Bu istasyonlar ile havzada 24 saat boyunca su kalitesi ölçümleri yapılıyor. İzleme noktalarından gelen veriler Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nde oluşturulan merkeze anlık olarak iletiliyor ve nehir suyunda ani deşarjdan kaynaklanan olumsuz bir değişim olduğunda sorumlular hakkında gereken yapılıyor.”

    “TRAGEP İLE BÖLGEYE 10 MİLYAR LİRALIK YATIRIM”

    Diğer yandan Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından hazırlanan ve uygulanmaya konulan Trakya Gelişim Projesi (TRAGEP) ile de bölgenin özellikle çevre problemlerinin çözülmesinin ve refah seviyesinin yükseltilmesinin hedeflendiğini ifade eden Eroğlu, “Toplam maliyeti 10 milyar TL olan bu proje ile Trakya’da barajlar, göletler, içmesuyu tesisleri, sulama tesisleri, dere ıslahları ve ağaçlandırma çalışmaları başta olmak üzere birçok alanda yatırımlar yapılacak ve Trakya’nın kalkınmasına büyük bir katkı sağlanacak” dedi.

  • İzmit Körfezi’nde Kirlilik Yok

    Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı ile TÜBİTAK MAM ekipleri, ayrıntılı deney ve inceleme yapmak üzere İzmit Körfezi’nden numune aldı. Alınan numunelerde, sudaki oksijen çözünürlüğünde herhangi bir anormallik olmadığı tespit edildi.

    Körfezin dip kısımlarında 1-3 Kasım tarihleri arasında yaşanan dip akıntısı ve dip suyunun soğuması nedeniyle deniz canlılarında şoklanma meydana gelmişti. İzmit Körfezi’nde meydana gelen olayın kamuoyunda cereyan ettiği gibi kirlilikten kaynaklanmadığı, deniz suyunda yapılan oksijen oranı ölçümleriyle de ortaya çıkmıştı.

    AKDENİZ VE KARADENİZ SUYU

    Konuyla ilgili Büyükşehir Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, “İzmit Körfezi iki tabakalı olarak; alt tabaka Akdeniz ve üst tabaka Karadeniz su kolonundan oluşmaktadır. Son birkaç günlük süreçte özellikle İzmit Körfezi’nde İzmit Marina Bölgesi, Başiskele sahili ve Değirmendere sahilinde dip canlılarının şok yaşaması nedeni ile dengelerini kaybederek deniz yüzeyine çıktığı ve bir kısım deniz canlısının ölerek kıyıya vurduğu birçoğunun ise vatandaşlar tarafından toplandığı gözlemlenmiştir. Söz konusu durum üzerine başkanlığımız ekiplerince bölgede yapılan çok yönlü incelemelerde; deniz suyu seviyesinin 1 metre kadar çekildiği gözlemlenmiş, deniz suyu kolonunda yapılan inceleme ve ölçümlerde ise dip suyunun soğuduğu ve tuzluluğun arttığı anlaşılmıştır. Bununla birlikte, bu durumun çevre kirliliğinden kaynaklanmadığı ve sudaki oksijen çözünürlüğünde herhangi bir anormallik olmadığı tespit edilmiştir” denildi.

    TÜBİTAK MAM: “KİRLİLİK YOK”

    Yapılan açıklamada en son 17-18 Kasım 2013 tarihlerinde de havanın soğuması ve suların 1 metre kadar aşağı çekilmesi sonucu özellikle İzmit Marina bölgesinde benzer durum görüldüğü, yine deniz canlılarının denizin üst kısımlarında toplandığı hatırlatıldı. Öte yandan açıklamada büyükşehire bağlı ekipler ile TÜBİTAK MAM yetkilileri tarafından deniz suyundan numune alındığı, numune sonuçlarında herhangi bir kirlilik görülmediği de özellikle vurgulandı.

    İSTANBUL BOĞAZI’NDA DA YAŞANDI

    Açıklamada, “Ayrıca benzer olay Sinop’ta ve İstanbul Boğazı’nda orkoz akıntısı denilen rüzgar ve soğuk hava etkisi ile alt akıntı ile üst akıntının buluştuğu hallerde 10-12 senede bir yaşanmaktadır. İzmit Körfezi’nde ise 2 ve 3 Kasım tarihlerinde deniz suyunun çekilmesi ve alt kolonda anormal akıntı hareketleri ile dip suyunun ani soğuması ve tuzluluğun artmasına bağlı olarak görülen balık ve dip canlılarındaki şoklanma durumun geçici bir olaydır ve herhangi bir deniz kirliliği ile alakalı bulunmamaktadır. Son olarak Çevre Kontrol Daire Başkanlığı ve TÜBİTAK MAM uzman personelleri ile yapılan Temel Su Kalitesi ölçümleri ve analizleri dikkate alındığında deniz ortamının normalleştiği gözlemlenmiştir” ifadelerine yer verildi.

    Çevre Kontrol Daire Başkanlığı ekipleri, 5 Kasım Perşembe günü mevcut durumun tespiti amacıyla TÜBİTAK MAM’dan uzman personelle Temel Su Kalitesi parametreleri olan seki disk, tuzluluk, çözünmüş oksijen, ph, sıcaklık, TDS ve CND parametrelerinin yüzey, 3 metre, 5 metre ve 9 metredeki ölçümlerini gerçekleştirdi. Sudan ve sedimandan alınan numuneler TÜBİTAK MAM laboratuvarında incelendikten sonra ayrıntılı bir rapor hazırlanacak.