Etiket: Kirliliği

  • 2016 Hava Kirliliği raporu ciddiye alınmalı

    Çevre Derneği Başkanı Doçent Doktor Güner Sümer, Çevre Mühendisleri Odası’nın 2016 Hava kirliliği raporunun ciddiye alınmasını istedi.

    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı hava kalitesi izleme istasyonu verilerinin kullanıldığı rapora göre Düzce, Bolu, Edirne, İstanbul, Ankara, Iğdır, İzmir, Muş, Tokat, Denizli ve Samsun da hava kirliliği açısından ciddi sorunlar yaşandığını vurgulayan Sümer, “Türkiye’de bugün metropol şehirlerde kirli hava solunmaktadır. Çevre mühendisleri raporunda başkent Ankara’daki hava kirliliği değerlerine de dikkat çekilmektedir” dedi.

    Türkiye’de en yüksek hava kirliliğinin Edirne’nin Keşan ilçesinde yaşandığını vurgulayan Sümer şunları söyledi:

    “Bu hava kirliliği Keşan’da akciğer ve solunum hastalıklarına neden olmaktadır. BM Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 2012 yılında hava kirliliği dünyada yedi milyon kişinin ölümüne neden olmuştur. Çevrecileri ve yetkilileri bu konuda göreve çağırıyoruz.”

  • Hakkari’deki hava kirliliği vatandaşları korkuttu

    Dünya Sağlık Örgütünün yayınladığı rapora göre, Hakkari’nin Avrupa’da havası en kirli ilk üç şehir arasında yer alması vatandaşlarda paniğe neden oldu.

    İngiliz Guardian Gazetesinin haberine göre, Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) verilerinde çapı 2.5 mikron ve altında olan partikül madde hesabına dayanarak hazırlanan raporda, Hakkari’nin Avrupa’da havası en kirli olan şehirler arasında yer alması vatandaşları tedirgin etti. Raporun yayınlanmasının ardından İHA muhabirine konuşan Musa Ertuş isimli vatandaş, Dünya Sağlık Örgütünün yaptığı ölçümlerin tamamıyla doğruyu gösterdiğini söyledi. Ertuş, “Hakkarili bir vatandaş olarak şunu söyleyebilirim; Dört bir yanımız dağlarla çevrili. Zor ve çetin bir kış dönemi yaşıyoruz. Hava kirliliğimizin neden olduğu tek gerçek, kalitesiz kömür kullanımıdır. Bu hava kirliliği astım ve kanser gibi hastalıklara neden oluyor. Sabahları kentin seması dumanla kaplanıyor. Bu sorunun çözülmesi için yetkililerin önlem alması gerekiyor. Kalitesiz kömürler yasaklanmalı, bacalara ise filtre takılmalıdır” dedi.

    Hakkari için doğalgaz ihalesinin yapıldığını anımsatan Ertuş, “İnşallah doğalgaz Hakkari’ye gelir ve bu kirli havadan kurtuluruz. 21. yüzyılda halen doğalgaz kentimize gelmemiş. Bu da büyük bir eksiklik. Çevre ülkelerimiz ve illerimiz doğalgazdan yararlanırken, bize halen uğramadı” diye konuştu.

    Kahvehane işleten Naci Yılmaz isimli vatandaş ise Hakkari’deki hava kirliliği nedeninin doğalgaz eksikliğinden kaynaklandığını söyledi. Yılmaz, “İstatistikler bizde korku ve paniğe neden oldu. Hakkari’de kalorifer ve sobalarla ısınıyoruz. Doğalgaz ihalesinin yapılacağı hep söyleniyor, ama halen bir girişim olmadı. Şehrin seması dumandan dolayı kara bir bulutla örtülüyor. Dolayısıyla bunun hepsi hastalıktır. Yetkililerden doğalgaz istiyoruz. Tabi bu kirli hava için tedbir almalarını istiyoruz” şeklinde konuştu.

    Yetkililer ise konuyla ilgili bir açıklama yapmadı.

  • Çeşme’de denizdeki yakıt kirliliği çevrecileri endişelendirdi

    Geçtiğimiz ay Çeşme’de karaya oturan Lady Tuna gemisinden sızan tonlarca yakıtın Çeşme turizmini olumsuz etkileyeceği, yapılan temizleme çalışmalarının yetersiz kalacağını belirtilerek, suyun ısınması ile birlikte yazın denizin dibindeki yakıtın da su yüzeyine çıkacağı dile getirildi.

    Geçtiğimiz ay Japonya’ya orkinos balıklarını götürmek üzere yola çıkan ve Çeşme’de kayalıklara çarparak karaya oturan Lady Tuna gemisinin neden olduğu kirliliğin etkilerine tepkiler devam ediyor. Gemiden sızan 50 tona yakın yakıtın denize aktığı,temizleme çalışmalarının ise sonuç vermeyeceği savunularak, Çeşme turizminin de bu durumdan olumsuz etkileneceği belirtiliyor. İzmir’in Çeşme ilçesinin Ildır Mahallesi’ndeki balıkçılar da konuya ilişkin köy kahvesinde toplantı düzenledi. Toplantıya CHP Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi, çevreci Avukat Şehrazat Mercan, Ildır Mahallesi Muhtarı Erdem Yavuz, yakıt kirliliğinden en fazla etkilenen Ardıç Mahallesi’nin Muhtarı Eyüp Odabaş, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Çeşme Şubesi Başkanı Sedat Mutlu, Çorumlular Derneği, Çeşme Motosiklet Kulübü, CHP Çeşme İlçe Örgütü ve Vatan Partisi Çeşme İlçe Örgütü temsilcileri ile Ildır bölgesindeki sitelerde oturan sakinler ve çok sayıda balıkçı katıldı.

    “Acil Müdahale Merkezi kurulmalı”

    Çevreci Avukat Şehrazat Mercan, “Bu bölgede üç avukat bir tespit yaptırdık. Bu tespit neyi ortaya çıkaracak? Denizin ne kadar kirlendiğini ve şu anda yapılan temizleme çalışmasının doğru yöntemlerle yapılıp yapılmadığını, yapılmıyorsa bundan ne kadar zarar görüleceğini belirleyecekler. Bizim, çalışmalarımızı devam ettirirken onların tespitlerini takip edip, onlarla dayanışma içerisinde olmamız gerekiyor. Bu tespit bizim için bir fırsat. Bu kazayı duyduktan sonra sürekli takip ettim. Kirliliğin etkilendiği kıyıları, Çeşme Belediye Başkanı Muhittin Dalgıç ile kontrol ettim. Bu tür kazalar meydana geldiğinde, oluşan zararın tazmini ile ilgili bir yönetmelik var. Bu yönetmeliğe göre, Valinin talimatıyla Kaymakamlığın burada ’Acil Müdahale Merkezi’ kurması gerekiyordu. İlgili her birimden yetkilinin bulunacağı bu merkezin bütçesini oluşturacaktı. Daha sonra da çalışma yöntemini belirleyip çalışmayı yönlendirmesi gerekiyordu. Anlattıklarınızdan anladığım kadarıyla ne böyle bir çalışma yapılmış, ne de taşın altına elini koyan var. Yönetmeliğin gereği yerine getirilmemiş” diye konuştu.

    “Gemi balık götürecekmiş, Japonya kendi balığını üretsin”

    Plajlarda, turistik bölgelerde balık çiftliğinin olamayacağına işaret eden Av. Mercan, “Turistik bir bölgede, balık çiftliği, orkinos çiftliği varsa rahat rahat denize girer misiniz? Kaza yapan gemi de aldığı orkinosları Japonya’ya götürecekmiş. Japonya kendi balığını üretsin. Bu bölgede oluşan zarar, bütün hepinizi ilgilendiriyor. O nedenle aranızda ayrılık gayrılık çıkarmadan bu zarara karşı mücadele etmenizi öneririm. 20 yılı aşkın süredir çevre davalarına bakıyorum, her görüşten kişinin avukatlığını yaptım. Çünkü benim ortak kaygım çevreydi. Büyükşehir belediyesinin yaptığı stratejik plan var. O plana baktığınızda, bu bölgenin kalkınmasının turizm ve tarımla olacağı belirtilmiş. Yani planlar bizden yana. Gerçek bizden yana, ekoloji bizden yana. Bizlerin bir şeyler yapması gerekiyor. Biz bir şey yapmazsak, yaşam alanlarımızı kaybedeceğiz” dedi.

    “Yazın deniz ısındığında yakıt su yüzüne çıkacak”

    Dünyanın birçok yerinde endüstriyel anlamda balık çiftliklerinin olduğunu ancak balık çiftliklerinin ekosistemin kaldırabileceği şekilde yapılması gerektiğini belirten Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç.Dr. Alper Doğan, şunları söyledi:

    “Derinliği 70-80 metre olan yerlerde balık çiftlikleri yapılıyor. Buralarda ekosistemin oldukça iyi durumda olduğunu gözlemliyoruz. O bölgedeki deniz canlılarının durumu, ekosistem hakkında bize fikir veriyor. Ildır bölgesinde de çalışma yaptık. Derin alanlarda sıkıntı yok gibi görülüyor. Ama tüm Ildır Körfezi olarak baktığımızda, ekosistemin etkilenmemesi maalesef mümkün değil.”

    Ildır Mahallesi Muhtarı Erdem Yavuz da Lady Tuna kirliliğinin yüzeysel olarak temizlendiğini dile getirerek, geminin kaza yapmasından altı gün sonra temizleme çalışmalarının başlatılarak müdahale gerçekleştiğini söyledi.

    Kirlilikten en çok etkilenen Paşa Limanı bölgesinin bağlı olduğu Ardıç Mahallesi Muhtarı Eyüp Odabaş da plajlarda ve kıyılarda temizliğin devam ettiğini ancak tam olarak temizliğin yapılamayacağını belirterek, “Nisan ayına kadar temizlik bitecek diyorlar. Ama biteceğine inanmıyorum. Denizin dibine çöken yakıt nasıl temizlenecek? Deniz suyu ısındığı zaman, yakıt su yüzüne çıkacak” ifadelerini kullandı.

  • Çeşme’de yakıt kirliliği tepkisi

    Çeşme Turistik Otelciler Birliği (ÇEŞTOB) Başkan Yardımcısı Yakup Demir, Lady Tuna gemisinin Çeşme kıyılarında yakıt kirliliğine neden olduğunu öne sürerek, “Bu kadar yüksek grostonluk gemilerin, bu körfeze girmesi çok hatalı. Girmemesi için de balık çiftliklerinin körfezin dışına çıkartılması gerekir. Bir kaza oldu. İyi ki kış aylarında oldu, yaz aylarında olmadı. Çeşme’de kimse denize giremeyecekti” dedi.

    Lady Tuna gemisinin kayalara oturarak denize yakıt sızdırması sonucu Çeşme kıyılarında oluşan kirlilikten plajı ve kıyılarının etkilendiğini belirten Ilıca Otel Genel Müdürü ve ÇEŞTOB Başkan Yardımcısı Yakup Demir, yıllardır Çeşme turizmcileri olarak balık çiftliklerinin kaldırılması için feryat ettiklerini söyledi. Demir, “Bu kadar yüksek grostonluk gemilerin, bu körfeze girmesi çok hatalı. Kesinlikle körfezimize girmemesi gerekir. Girmemesi için de balık çiftliklerinin körfezin dışına çıkartılması gerekir. Balık çiftlikleri buralarda olduğu sürece bu tehlike her zaman için var. Balık çiftlikleri zaten Çeşme’nin denizini kirletiyor. Bir de balık çiftliklerindeki balıkların transferi için gelen gemilerin de böyle kazalar nedeniyle ya da herhangi bir nedenle petrol atığı bırakması, denizimizde ikinci bir kirlilik oluşturuyor. Buna ne devletimiz, ne Çeşmeliler, ne Çeşmeli turizmciler, ne de yatırımcılar müsaade etmeli. Bu feryadımızı bir kez daha aktarmak istiyoruz; Biz Çeşme’de, Ildır koyunda, Ilıca plajlarının hemen karşısında kesinlikle balık çiftliği istemiyoruz. Balık çiftliklerini buralardan kaldırsınlar. Balık çiftlikleri başımızın belası. Bu beladan kurtulmak istiyoruz” diyerek tepkisini dile getirdi.

    “Birçok rezervasyon iptal olma noktasına geldi”

    Lady Tuna gemisinin kazasından sonra Çeşme kıyılarında oluşan kirlilik nedeniyle Çeşme turizmcileri olarak büyük ıstırap çektiklerini kaydeden Demir şöyle devam etti: “Denizin üzerindeki, kıyılarımızdaki simsiyah petrol atığı ve kokusundan deniz kıyısına yaklaşmakta zorluk çektik. Böyle bir kaza oldu. Bu kaza iyi ki kışın oldu. İyi ki yaz aylarında olmadı. Çeşme’de kimse denize giremeyecekti. İleride böyle kazaların olmaması için ne yapılacak? Hangi tedbirler alınacak? Artık bunun tartışılması gerekiyor. Liman Müdürlüğü, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’yle ciddi şekilde görüşüyoruz. Otel olarak da ciddi zarar gördük. Çeşmeli turizmciler olarak da zarar gördük. Kötü bir algı oluşturuldu. Birçok rezervasyon şu anda iptal olma noktasına geldi. Erken rezervasyon yaptığımız misafirlerimiz bizleri arayarak, ’Bu duyduğumuz gerçek mi? Çeşme’deki petrol atığı hala denizde var mı? Bu yıl geldiğimizde, otellerin plajında, halk plajında ve beach cluplarda denize girebilecek miyiz?’ diye soruyorlar. Misafirlerimize hala cevap vermekte zorlanıyoruz. Sanıyorum, bu sorun bitinceye kadar da zorlanmaya devam edeceğiz. Dileriz, bu petrol atığı en kısa zamanda Çeşme’nin denizinden tamamen temizlenir, yaz geldiğinde de hiçbir misafirimize petrol atığının yansıması söz konusu olmaz. Bu kötü algıyı da hızlı bir şekilde Çeşme olarak üstümüzden atmayı diliyoruz.”

    Kıyılar temizleniyor

    Öte yandan Lady Tuna gemisinden denize sızan yakıtı Çeşme kıyılarından temizleme çalışmaları, Mare Deniz Temizlik Hizmetleri Şirketi’nin 110 kişilik ekibiyle devam ederken, temizlik çalışmalarının kum ve kayalardan arındırma aşamasına geçildi. Temizlik ekipleri, kirlilikten etkilenen Ilıca Oteli’nin plajında kum eleme çalışması yaparak, yakıt kalıntılarını temizlemeye başladı. Ekipler, büyük naylonlara serdikleri kumların kurumasının ardından eleyerek yakıt atıklarını topluyor. Temizlik ekiplerinin bir bölümü de Paşa Limanı kıyılarındaki taşların arasındaki yakıt artıklarını kazıyarak toplamaya başladı. Alınan bilgiye göre, taşların arasının temizlenmesinin ardından da 80 derece sıcak su içerisine katılacak solüsyonlarla, tazyikle kayaların üzerine püskürtülerek, yakıtın siyah izleri tamamen temizlenecek. Paşa Limanı’ndan Altınyunus Oteli kıyılarına kadar olan geniş bölgede kıyı temizleme çalışmalarının şubat ayı sonuna kadar sürmesi bekleniyor.

  • Hava kirliliği, kansere yol açıyor

    Dünyada her gün 20 bin kişinin hava kirliliği yüzünden hayatını kaybettiği bildirildi.

    Kış aylarının gelmesiyle birlikte hava kirliliği, toplum sağlığını tehdit ediyor. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan VM Medical Park Bursa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzm. Dr. Başak Burgazlıoğlu, “Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD), 2050 yılında hava kirliliğinin dünya genelinde birinci ölüm sebebi olacağını öngörmektedir. Hava kirliliğine bağlı gelişen ölümlerin yaklaşık yarısı trafik kirliliği, kömürlü termik santraller, ısınma, orman yangınları, hafriyat kazıları ve çöl kumları gibi dış ortam hava kirliliğinden kaynaklanmaktadır. Ayrıca hava kirliliği kansere sebebiyet veriyor” dedi.

    Burgazlıoğlu, “Türkiye’de hava kirliliği değerleri, Avrupa Birliği ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’nün sağlığın korunması için belirlediği standart sınır değerlerin oldukça üzerindedir. Verilere göre, Avrupa’da hava kirliliğine bağlı erken ölümlerin en yüksek oranda olduğu ülkelerden biri Türkiye. Avrupa Çevre Ajansı (EEA) verilerine göre, Türkiye’de şehirlerde yaşayan nüfusun yüzde 97,2’si sınır değerlerin üzerinde partikül maddeye (PM) maruz kalmaktadır ve 2010 yılında Türkiye’de dış ortamda partikül madde ve ozona maruz kalma sebebiyle yaklaşık 28 bin kişi hayatını kaybetmiştir. Iğdır, Batman, Afyon, Osmaniye, Gaziantep ve Siirt, Türkiye’nin en kirli 6 ili olarak dikkat çekiyor” diye konuştu.

    Hava kirliliğinin insan sağlığına değişik derecelerde zarar verdiğini ifade eden Burgazlıoğlu, “Solunum, kalp ve dolaşım, üreme, sinir sistemi üzerine tesiri bulunmaktadır. Solunum sistemi üzerine olan etkilerine bakıldığında hava yolu tahrişi, akciğer fonksiyonlarında azalma, üst ve alt solunum yolları enfeksiyonları, astım ve KOAH dikkati çekiyor. Bu kronik hastalıklar sebebiyle hastaneye başvurular, hastanede yatışlar ve akciğer kanseri riskinde artış var” diye konuştu.