Etiket: Kırıldı

  • Rögara düşen temizlik işçisinin ayağı kırıldı

    Adana’da bir temizlik işçisi, çalıştığı sırada rögar çukuruna düşerek yaralandı.

    Edinilen bilgiye göre, Seyhan ilçesi, Gürselpaşa Mahallesi’nde mesai arkadaşlarıyla birlikte sabah saatlerinde temizlik çalışması yapan Seyhan Belediyesi bünyesinde görevli temizlik işçisi Murat Tüplü, rögar çukuru üzerindeki çöpleri almak istedi. Murat Tüplü çöpü almak isterken rögar kapağı olmadığı için içine düştü. Olayı fark eden arkadaşları Tüplü’yü düştüğü rögardan çıkardı. İşçilerin çağırdığı ambulans ile hastaneye götürülen temizlik işçisinin ayağının kırıldığı, tedavi altına alındığı öğrenildi.

    Bu arada, rögar kapağının bir aracın kaza yapması sonucu yerinden çıktığı, vatandaşların da çukura kimse düşmemesi için rögarın ağzını çöplerle kapattığı ileri sürüldü.

    Mahalle sakini Tarık Önal ise temizlik işçisinin çöpleri almak isterken düştüğünü ve yaralandığını söyledi.

    ASKİ yetkilileri, rögar kapağının yerinde olmadığı öğrenildikten sonra kapağın yerine monte edildiğini bildirdi.

  • Yıldırım’da Türkiye rekoru kırıldı

    Yıldırım Belediyesi, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda 300 bin domino taşıyla düzenlediği kartografide Türkiye rekoru kırdı.

    Yıldırım Belediyesi, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı 300 bin domino ile güç bir rekor ile kutladı. Çanakkale, Karagöz-Hacivat, Türkiye haritası ve ilk Meclis binası gibi motifleri işleneceği rekor denemesi heyecanlı anlara sahne oldu. Başarıyla gerçekleşen Türkiye rekoru için Almanya, Avusturya, ABD, Kanada, Hollanda ve İşviçre’den gelen 14 kişilik bir ekip yer aldı.

    Dominoların devrilmeye başlamasıyla birlikte nefesler tutulurken, gösterinin finalinde yer alan 15 Temmuz darbe girişimi kareografisi, Bayrak Alanına kurulan dev ekrandan izleyenler tarafından ayakta alkışlandı. gerçekleşen kareografinin ardından konuşan Yıldırım Belediye Başkanı İsmail Hakkı Edebali, “Bu programımızın en çarpıcı kısmı şüphesiz 15 Temmuz darbe girişimi ile ilgili bölümüydü. 40 yıllık hain darbe planlarını 4 saat gibi bir sürede bertaraf etmek için tankların önüne yatan, hainlerin kurşunlarının önüne bedenlerini siper eden kahramanların hafızalarımızdaki tazeliğini koruması için böyle bir etkinlikler düzenlemeye devam edeceğiz” dedi.

    15 Temmuz’da yaşanan girişimin ve milletin buna karşı gösterdiği dik duruşu hiç bir zaman unutmayacaklarının da altını çizen Başkan Edebali, “Milletimizin duygularını istismar ederek toplumumuzun içine sızmış ve kendilerini gizlemeyi başarmış teröristlere karşı hiçbir zaman hoşgörü göstermeyeceğiz. Göreve geldiğimiz günkü kararlılıkla bunlarla mücadele etmeye, onların hain planlarını bozmaya devam edeceğiz. Dün, Yıldırım’da halkın parasıyla yapılan eğitim kurumu görünümlü şer odağına nasıl müsaade etmediysek bundan sonra da aynı kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğiz. Hainlerin tehditlerine, şantajlarına boyun eğmeden ilk günkü azim ve kararlığımızla mücadele edeceğiz. Milletimizden aldığımız güçle dün ve bugün olduğu gibi yarın da, Yıldırım’da devlet ve millet düşmanlarına nefes aldırmayacağız” diye konuştu.

  • Yeşil deniz kaplumbağalarında bu yıl Kazanlı’da rekor kırıldı

    Dünyada deniz kaplumbağalarının en önemli üreme merkezlerinden biri olan Mersin’in Kazanlı sahilinde, bu yıl bin 705 yuvaya ulaşılarak rekor kırıldı. Kazanlı’da bin 705 yuvadan 130 bin yavru deniz kaplumbağası denizle buluşurken, Alata ve Davultepe kumsallarındaki kaplumbağalar ile bu sayı 140 bini buldu.

    Deniz kaplumbağalarının üremesiyle ilgili açıklamalarda bulunan Mersin Üniversitesi (MEÜ) Deniz Kaplumbağaları Uygulama Araştırma Merkezi (DEKUYAM) Müdürü Prof. Dr. Serap Ergene, bu yıl yapmış oldukları deniz kaplumbağaları projesinde bereketli bir yıl yaşadıklarını söyledi. Kazanlı, Alata ve Davultepe kumsallarında yuva sayılarının beklentilerinin çok üstünde olduğunu vurgulayan Ergene, bu anlamda baktıklarında deniz kaplumbağaları açısından şanslı bir yılı geride bıraktıklarını vurguladı.

    “Bin 705 yuvaya ulaşarak, rekor kırdık”

    Özellikle Kazanlı kumsalındaki çalışmalarda en yüksek sayıya ulaştıklarının altını çizen Ergene, “Şu anda 1988 yılından beri yapılmış olan bütün çalışmaların içerisinde en yüksek rakamı yakaladık ve geçen yıl ki sayıyı bile 3’e katlamış durumda. Dolayısıyla baktığımız zaman oldukça başarılı bir yıl. Sadece Kazanlı’da bin 705 yuva tespit ettik. Bin 705 yuva inanılmaz bir sayı. Özellikle Kazanlı için düşündüğümüzde geçen yıl 865, önceki yıl 400, daha önceki yıl 600 yuva vardı. Bu yıl çıkan yuva sayısı olağanüstü, yüksek bir rakam. Tabi bu rakamın oluşmasındaki en önemli etken biz yaklaşık 8 yıldır Kazanlı’da çalışıyoruz ve her yıl aynı sistemle çalışıyoruz. Sistemli korumanın bir getirisi bu aynı zamanda. Tabii ki orada yapmış olduğumuz çeşitli iyileştirmeler var. Bu nedenle çok olumlu sonuçlar ve hakikaten yüzümü güldürüyor” şeklinde konuştu.

    “Kazanlı’da 130 bin yavru kaplumbağa denizle buluştu”

    Kazanlı’da bin 705 yuvadan 130 bin yavru kaplumbağanın denizle buluştuğuna vurgu yapan Ergene, “Bu çok önemli bir rakam. Çünkü 130 bin yavrunun denize ulaşması demek, bin yavrudan bir tanesi ancak hayatta kaldığı için çok önemli bir rakım. Dolayısıyla bin yavrudan bir tanesi hayatta olunca 130 bin yavru demek 130 anaç kaplumbağa demek. 130 tane canlıyı 20 yıl sonrasında aynı kumsallarda görme şansımız olacak her şey yolunda gidecek olursa. Bu nedenle Kazanlı kumsalı bu yıl rekor kırdı. Hakikaten tam anlamıyla popülasyon patlaması yaşadık. Çok çok önemli rakamlar elde ettik. Çünkü Doğu Akdeniz bölgesinde yeşil deniz kaplumbağası popülasyonu çok sınırlı. 600’lerden, 700’lerden bahsediliyordu. Bu anlamda baktığımız zaman neredeyse bu popülasyonun yüzde 80’ine yakını Kazanlı kumsalına yuva yapmış oldu. Alata’da benzer sonuçlar aldık. Alata’da 382 yuva var. Davultepe’de de 138 yuva vardı. Dolayısıyla Mersin bu yıl deniz kaplumbağası popülasyonuna çok büyük bir katkı sağlamış oldu. Bu bizim açımızdan çok yüz güldürücü bir durum” ifadelerini kullandı.

    “Tüm dünyanın gözü her zaman Kazanlı’da”

    Tüm dünyanın gözünün her zaman Kazanlı’da olduğunu ifade eden Ergene, “Çünkü tüm Akdeniz bölgesinin yeşil deniz kaplumbağası ile ilgili popülasyonu bu bölgededir. Bu bölgede bu kadar yüksek bir sayıya ulaşmak demek popülasyonun durumunun iyi gittiği yönünde bize bir işaret. İkincisi çalışmalar çok başarılı. Üçüncü olarak da popülasyonu ayağa kaldırma şansımız var. Evet nesli tehlikede hatta yeşil deniz kaplumbağası kritik olarak nesli tehlikede olan bir kaplumbağa. Dolayısıyla Avrupa’dan geri dönüşler çok olumlu çünkü sayı gittikçe her gün artıyor. Bir de Kazanlı gibi bir yerde artıyor sayı. Bu dünya içinde yüz güldürücü oldu. Bu inanılmaz bir rakım. Her yıl ben endişeli endişeli konuşurum ama bu yıl için baktığımızda bu rakamlar böyle gidecek olursa bir 20 yıl sonrasında belki bu hayvanlar nesli tehlikeden kurtulmuş olacak” diye konuştu.

    “Mersin genelinde 140 binin üzerinde yavru kaplumbağa denizle buluşturuldu”

    Mersin genelinde 140 binin üzerinde yavrunun denizle buluştuğunu vurgulayan Ergene, “Biz bu hayvanları nesli tükenmekten kurtardık dememiz için anaç halinde görmemiz gerekiyor. Biz 8 yıldır bunun üzerinde çalışma yapıyoruz. Bizim bu süreç içerisinde denizle buluşturduğumuz kaplumbağalar henüz tam anlamıyla büyümedi. Çünkü bunlar birçok tehlike ile karşılaşıyorlar. Denizle buluşturduğumuz kaplumbağalar tüm zorlukları başarı ile geçecek olurlarsa bunu ancak 25 yıl sonra konuşabiliriz. Şu anda bunu konuşmak için çok erken. Ama popülasyon dinamiği açısından baktığımızda binli sayılardan bahsettiğimiz zaman evet popülasyon bir nebze kendine geldi, toparladı diyebiliriz. Çünkü geçmiş dönemlerde 10 binler, 500 binler, 1 milyonluk sayılardan bahsedilirken bu kadar sayıdan bahsedilen canlı şu anda tüm Akdeniz için baktığımızda Doğu Akdeniz’de küçük bir parça olarak kalmış” dedi.

  • (Özel Haber) Narenciye üreticisinin Rusya umudu kırıldı

    Narenciye çiftçisi, en büyük ihracatçısı olan Rusya’da büyük hayal kırıklığı yaşıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son Rusya ziyaretinde, krizin aşıldığı, tarım ürünlerine yasağın kalkacağı müjdelenmesine karşın, hala gerekli anlaşmalar yapılamadığı için hasadına geçen ay başlanan erkenci mandalina dalda kaldı. Şu anda halde 50 kuruşa satılan mandalinayı dalında gelip soran bir tane alıcı bile olmadığını belirten MZO Başkanı Cengiz Gökçel, “Rusya umudumuz kırıldı. Narenciye üreticisi perişan durumda” dedi.

    Geçen yıl Türkiye ile Rusya arasında yaşanan uçak krizi nedeniyle Rusya’nın Türk tarım ürünlerine yasak koyması çiftçiyi büyük zarara uğratmış, krizin aşılması için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya’ya giderek, Rusya lideri Vladimir Putin ile görüşmesinin ardından, çiftçiye ve ihracatçıya müjde verilmişti. Umudunu, en büyük ihracatçı konumunda olan Rusya’ya bağlayan çiftçi de krizin sona ermesiyle birlikte umutlanmış ve mutlu olmak istediğini dile getirmişti. Ancak, gelinen noktada Rusya ile halen gerekli zirai karantina anlaşmalarının yapılmaması, hasadına başladığı ürünlerini ihracatçıya satamayan çiftçiyi hüsrana uğrattı. Özellikle erkenci mandalina ve nar dalda kalırken, çiftçi bir an önce teşvik priminin açıklanması için gözünü hükümete dikti.

    “Her yıl bir önceki yıldan çok daha kötü”

    Mersin Ziraat Odası (MZO) Başkanı Cengiz Gökçel, çiftçinin mandalina ve narda yaşadığı sıkıntıyı İHA muhabirine anlatı. Geçen yıllarda bütün tarım ürünlerinde olduğu gibi narenciyede de ihracatta ve iç piyasada yaşanan sıkıntılar nedeniyle fiyatların bir türlü çiftçilerin beklediği ölçüde gelişmediğini dile getiren Gökçel, “Gelişmiyor da. Yıllar içerisinde biz ihracatın ve iç tüketimin artmasını ve buna paralel olarak fiyatların çiftçileri memnun edecek, üretimde tutacak şekilde olacağını beklerken, maalesef her yıl bir önceki yıldan çok çok daha kötü vaziyette bir tablo çıkıyor karşımıza” diye konuştu.

    Geçen yıl Türkiye’nin narenciyede en fazla ihracat yaptığı Rusya ile yaşanan krizden sonra geriye dönen ürünler ve ihracat için hazırlanmış olan narenciye ürünlerinin olduğu gibi iç piyasaya girdiğini anımsatan Gökçel, “Bu ürünler zaten yurt içindeki daralan talebin karşısında bir daha ürünün çoğalmasına neden oldu ki, halde 60-70 kuruşa sattığımız mandalina 25-30 kuruşa geriledi. İhracatçılar Rusya krizinden kaynaklanan zararlarını devletin yaptığı ödemelerle tazmin ettiler ve geçen yılki krizden zarar etmediler. En fazla zararı çiftçiler gördü, narenciye üreticisi gördü” ifadelerini kullandı.

    “Maalesef Rusya umudumuz kırıldı. Rusya’nın uyguladığı yasak devam ediyor”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son Rusya ziyaretinde, Rusya’nın geçen yıl tarım ürünlerine uyguladığı yasağı kaldırmış gibi bir hava oluştuğunu söyleyen Gökçel, “Biz de bunun üzerine ‘umutluyuz, mutlu olmak istiyoruz’ demiştik. Ama maalesef umudumuz kırıldı. Şu anda hasadına başlanan ürünlerde oluşan fiyatlar yerlerde sürünüyor. Halde 50 kuruşa erkenci mandalina satılıyor. Dalda gelip ürün soran bir tane alıcı yok. Mutluluk beklerken mutsuz olduk. Şu anda Rusya’nın ve diğer ihracat yapacağımız yeni ülkelerin de mutlaka zirai karantina anlaşmalarını yapmamız gerekiyor ki, ihracat yapabilelim. Şu ana kadar Rusya ile de henüz böyle bir anlaşma sağlanamadı. Maalesef limon ve greyfurt dışında bütün tarım ürünlerine Rusya’nın uyguladığı yasak devam ediyor” şeklinde konuştu.

    “30-40 kuruşa bahçeye alıcı gelmiyor. Narenciye üreticisi perişan vaziyette”

    Türkiye’de resmi rakamlara göre 3 milyon 800 bin ton civarında narenciye üretimi yapıldığını kaydeden Gökçel, bunun 800 bin-900 bin tonunu mandalinanın oluşturduğu bilgisini verdi. Erkenci mandalinaların çok çeşitlendiğini ifade eden Gökçel, erkenci çeşitlerde önceden Kasım ayı içerisinde başlanan hasadın şu anda Eylül’ün 15-20’si gibi başladığına işaret etti. Bu nedenle, mandalinada yaşanan mağduriyetin şu anda çok fazla hissedildiğini vurgulayan Gökçel, şunları söyledi: “Şu anda narenciye üreticisi perişan vaziyette. Ben özellikle söylüyorum, erkenci mandalinada şu an hem ihracatın olması hem iç piyasada talep oluşmasıyla ‘70-80 kuruş civarında maliyetimizin üstünde satabilir miyiz’ diyorduk ama maalesef 30-40 kuruşa bahçeye alıcı gelmiyor. Böyle bir kötü tablo var. Hadi diyelim ki, Rusya’dan kaynaklanan zirai karantina anlaşması yapılamayabilir, ona bir şey demiyoruz ama bari ihracata uygulanacak teşvik primi bir an önce belirlensin, miktarı da çiftçiye olumlu yansıyacak şekilde olsun.”

    “Teşvik priminin Temmuz-Ağustos’ta 100 dolar seviyesinde açıklanmasını istedik ama ses seda yok”

    Her geçen yıl narenciye ve bütün diğer tarım ürünlerinde üretimin arttığına dikkat çeken Gökçel, buna paralel olarak ihracatın mutlaka artarak istikrarlı bir şekilde devam etmesini istediklerinin altını çizdi. Yurt içinde ürünlerin talebinde zaten bir daralma olduğunu ve tüketimin azaldığını belirten Gökçel, şöyle devam etti: “Üretici fiyatıyla tüketici fiyatlarının çok afaki bir şekilde gelişmesi ve insanların alım gücünün düşmesi, iç piyasadaki bütün narenciye ve tarım ürünlerine olan talebi azaltıyor. Ancak üretim artıyor. Dolayısıyla mutlaka ihracatımızı artırmamız gerekiyor. Bu Rusya olur, başka ülkeler olur. Bunun için, ‘Çiftçilerimiz geçen yıl zarar etti. Çiftçilerimize doğrudan zararlarını tazmin edecek bir ödeme mümkün olmadı. Bari bu yıl ihracata uygulanacak teşvik priminin Temmuz-Ağustos aylarında çiftçinin ürünü elindeyken 100 dolar seviyesinde belirlenip, hem çiftçimiz bu teşvik primine göre bir arazide ürünlerine fiyat belirlesin hem de ihracatçı bu destek primiyle ilgili bilgi sahibi olup hem Rusya’da hem diğer ülkelerde ihracat yapabilecek bağlantılar oluştursun’ diye bunu talep ettik. Maalesef şu ana kadar ihracat primiyle ilgili ses seda yok, ne miktar belli ne verilip verilmeyeceği belli.”

    İhracatçıların geçen yıllarda fiyatları tırmandırdığı ve yurt dışında ürünleri pazarlayamadıkları gerekçesiyle teşvik primi verilmesine karşı çıktıklarını anlatan Gökçel, “Buradaki amaç, daha fazla ihracatçının piyasaya girip çiftçiden ürün talep etmesinin önüne geçmek diye düşünüyorduk. Sanki bu yıl bilinçli olarak ihracat priminin verilmemesi ya da geciktirilmesiyle ilgili bir güç devrede gibi hissediyoruz. Böyle olmadığını düşünmek istiyoruz. Ama maalesef yaşadığımız şu sıkıntıyı da görünce sanki böyle bir durum var mı diye düşünüyoruz” dedi.

    “Çiftçi, narda da hayal kırıklığı yaşıyor”

    Hasadı devam eden narda da çiftçinin yaşadığı sıkıntının aynı olduğunu dile getiren Gökçel, sözlerini şöyle tamamladı: “Nar her bölgede yetişebilen bir ürün ve narenciyede istediği geliri elde edemeyen çiftçilerimiz bir umut olarak nar tesis etmeye başladılar. Ama narda plansız, programsız bir üretim oluştu ve şu anda nar da çiftçinin üstüne yük olmaya, bela olmaya başladı. Nar da bize gelen bilgiye göre halde 50-60 kuruş seviyesinde satılıyor ama bu çeşidine göre farklılık gösterebilir. Maalesef narda da bir hayal kırıklığı söz konusu çiftçilerimiz açısından. Mutlaka narla ilgili de ihracatın ve iç tüketimin artırılmasıyla ilgili önlemler alınmalı.”

  • Torpilin üzerine bastı, parmakları kırıldı

    Bartın’da bayramda yaşanan olay, torpil patlatmanın ne kadar tehlikeli olduğunu gözler önüne serdi.

    Bartın’ın Kozcağız beldesine bayram ziyaretine giden oğlu için torpil patlatmaya çalışan baba, ağacın dalına takılarak önüne düşen torpilin üzerine basınca ayağından yaralandı. Bartın Devlet Hastanesi acil servisine kaldırılan ve 3 parmağı kırılan Savaş Sakar’ın ayağı alçıya alındı.

    Savaş Sakar’ın hem patlayan torpilin yanıcı etkisi hem de balistik etkisinden dolayı ayak parmaklarında kırıklar oluştuğu öğrenildi.

    Bu tür patlayıcı maddelerin eğlence aracı olarak kullanılmaması gerektiğini belirten Savaş Sakar, “Oğluma torpil almıştım. Torpili patlatmak için atınca ağacın dallarına çarptı ve önümüze düştü. Oğlum almasın diye üzerine bastım. Üzerine basar basmaz ayağımın altında patladı. Ayağım 20 santim yukarı kalkarken morarmalar ve şişme oldu. Sonra hastaneye gittik ve alçıya alındı. Ayağımda kırıklar meydana geldi. Anne ve babaların, çocuklarının bu maddelerle oynamasına izin vermesi doğru değil. Çocuklar kesinlikle zararlı ve patlayıcı maddelerle oynamasınlar” diye konuştu.