Etiket: Kınandı

  • Elazığ’daki terör saldırısı kınandı, şehitler anıldı

    Elazığ’da İl Emniyet Müdürlüğüne yönelik 18 Ağustos 2016’da yaşanan terör saldırısı kınanırken, saldırıda şehit olan 3 polis anıldı.

    Geçen sene 18 Ağustos günü terör örgütü PKK tarafından İl Emniyet Müdürlüğüne bombalı saldırı gerçekleştirilmiş, 3 polis şehit olmuş 225 kişi ise yaralanmıştı. Milliyetçi Sivil Toplum Kuruluşları Platformu şehitleri anmak ve terörü lanetlemek için Türk bayraklarıyla olayın gerçekleştiği eski emniyet müdürlüğünün olduğu yerde bir araya geldi. Toplanan kalabalık burada açıklama yaparak terörü kınadı.

    Bir yıl öce Elazığ Emniyet Müdürlüğüne hain bir saldırı gerçekleştiğini belirten Milliyetçi Sivil Toplum Kuruluşları Platformu adına konuşan Dr. Birol Bulut, saldırıda 3 polisin şehit olduğunu ve 225 vatandaşında yaralandığını söyledi. Saldırının sadece polislere yönelik olmadığını vurgulayan Bulut, “Bu saldırı Elazığ’a, Elazığ’ın tarihine ve algısına yönelik alçak bir saldırıydı. Dolayısıyla bu saldırının mahiyetini ve sinsi kodlarını biz çok iyi biliyoruz. Tüm kirli hesaplara, sinsi niyetlere ve kahpe saldıra rağmen Elazığ dimdik ayaktadır. Elazığ dün neyse bugün de o, yarında öyle olacak diyen bayrak yüreklilerin yurdudur. Allah bu acıları bir daha milletimize yaşatmasın” dedi.

    Kalabalık gurup, daha sonra şehitler için dua okuyarak dağıldı.

  • Siverek’te doktorun darp edilmesi kınandı

    Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde 200 Yataklı Devlet Hastanesinde görevli bir doktorun hasta yakını tarafından darp edilmesini protesto eden sağlık çalışanları basın açıklaması yaptı.

    Şanlıurfa-Siverek karayolunun 10. kilometresindeki Devlet Hastanesi bahçesinde bir araya gelen Sağlık ve Sosyal Hizmetler Çalışanları Sendikası (Sağlık-Sen) Siverek Şubesi üyeleri, acil serviste görevli Dr. Ahmet Akçal’ın S.Y. adlı hasta yakını tarafından darp edilmesini yaptıkları basın açıklamasıyla protesto etti. Toplanan grup adına açıklama yapan Sağlık-Sen Siverek Şube Başkanı Sefer Şenateş şu ifadeleri kullandı:

    “Ülkemizde yıllardır yaşanan sağlık çalışanlarına şiddetin vahşi ve alçakça bir örneğini daha Siverek Devlet Hastanesinde yaşadık. Siverek Devlet Hastanesi’nde görev yapan Acil Doktoru Dr. Ahmet Akçal’a hastanede uğradığı fiziki saldırı ve sözlü hakaret sonucu şiddete uğramıştır. Bu menfur saldırı şiddetin toplumumuzu ne denli etkisi altına aldığını bir kez daha gözler önüne sermiştir.

    Gecesini gündüzünü insanların hayatını kurtarmaya adayan sağlık çalışanlarımıza yönelik gerçekleştirilen bu saldırıların önüne geçilmesi amacıyla Sağlık-Sen olarak çeşitli zamanlarda çözüm önerilerimizi ortaya koymuştuk. Sağlık Bakanlığı ile 2011 yılında başlattığımız “Emeğe Saygı Şiddete Sıfır Tolerans” kampanyasının ardından bir dizi tedbirler alınmasına rağmen şiddetin önüne geçilememiştir. Görülmektedir ki mevcut uygulamalar yeterli değildir ve acilen şiddeti önleyici, caydırıcılığı yüksek hukuki yaptırımlar hayata geçirilmelidir.

    Sağlık kurumlarımızda hastalarımızın canı nasıl hekimlerimize, sağlık çalışanlarımıza emanet ise, sağlık çalışanlarımızın canı da devletimize emanettir. Sağlık çalışanlarımızı mesaisini güven içinde bitirip, evine, ailesine, çocuklarına kavuşmasını sağlamak devletin sorumluluğu altındadır.

    Maalesef, sağlık çalışanlarımız kendilerini güvende hissetmemektedirler. Çalışanlarımız şiddete uğrama kaygısı içinde görevlerini sürdürmeye çalışmaktadırlar

    Bu acı olaylar başta olmak üzere pek çok nedene bağlı olarak çalışanlarımız tükenmişlik yaşamaktadırlar. Bu menfur olayla bir kez daha ortaya çıkmıştır ki güvenlik hastanelerimizin en önemli sorunudur. Güvenlik konusunda her türlü teknolojik ve yapısal imkânlar seferber edilmeli, istihdam stratejileri nitelikli güvenlik ihtiyacı talebine uygun hale getirilmeli, hiçbir sağlık çalışanımızın burnunun dahi kanamasına fırsat vermeyecek önlemler hayata geçirilmelidir.

    Hastanelerimizi hizmet üretemez hale getiren bu saldırılara bir yenisinin daha eklenmemesi için devletin alacağı tedbirler kadar, toplumun tüm kesimlerinin sağlık çalışanlarına sahip çıkması da büyük önem arz etmektedir. Her kim tarafından ve her nedenle yapılırsa yapılsın, sağlık çalışanlarını hedef alan sözlü ve fiili saldırıların aslında sadece sağlık çalışanlarına değil toplumun sağlığına yapılmış çirkin ve kabul edilemez hareketler olarak kabul edilmektedir.

    Tüm sağlık çalışanlarının tehlike içinde olduğu, can güvenliğinden yoksun çalıştığı bir ortamda olduğumuzu dikkat çekerek, insan yaşamını kutsayan, hayatın devamı için çalışan insanların, can güvenliğinin olmadığı bir ortamda sağlık hizmeti üretebilmesinin ne kadar mümkün olabileceğini kamuoyunun takdirine sunuyoruz.

    Sağlık Sen olarak bir kez daha bu menfur saldırıyı esefle ve nefretle kınıyoruz. Saldırının fail veya failleri hakkında Hukuk’un ivedi ve aktif olarak harekete geçirilmesi için Siverek Sağlık-Sen olarak adli ve idari soruşturmaların takipçisi olacağımızı kamuoyuna deklare ediyoruz. Bu tür şiddet ve yıldırıma politikalarını ahlak ve değerlerimizle örtüşmediğini her alanda şiddetin karşısında olduğumuzu belirtiyor, bu tür çirkin olayların benzerlerinin bir daha yaşanmaması için sağlık çalışanı olarak en büyük dileğimizdir.”

    Basın açıklamasının ardından bir süre oturma eylemi yapan sendika üyeleri, olaysız bir şekilde dağıldı.

    Hasta yakını tarafından darp edilen Doktor Ahmet Akçalı, “Çok saçma bir saldırı oldu. Biz görevimizin başındayız. Ben saldırıdan birkaç saat sonra tekrar çalışmaya devam ettim. Her zaman görevimizin başındayız, devam da edeceğiz. Temennimiz böyle saldırıların bir daha olmaması. Söyleyecek başka da bir şey yok” diye konuştu.

  • Sudan’da 15 Temmuz darbe girişimi kınandı

    Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, “15 Temmuz gecesi yaşadığımız sadece bir darbe girişimi değil, kanlı bir işgal girişimiydi. İhanet çetesi FETÖ ve küresel emperyalizm mazlumların umudu Cumhurbaşkanımız Erdoğan ve topyekun Türkiye’yi hedef aldı” dedi.

    Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ve Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan, Sudan İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (SWTUF) başkent Hartum’da organize ettiği “Türk Halkı ve Türk Çalışanlarına Destek ve Dayanışma Toplantısı”na katıldı. Türkiye’ye destek olmak amacıyla düzenlenen toplantıya Yalçın ve Arslan’ın yanı sıra Sudan’da yaşayan Türkler de katıldı. Yaklaşık 3 bin 500 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen programda Türkiye ile ilgili bir sinevizyon gösterisi ile seçilmiş siyasetçilere destek açıklaması yapıldı. Programda sık sık Cumhurbaşkanı Erdoğan lehine sloganlar atıldı.

    Toplantıda konuşma yapan Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, büyük Memur-Sen ailesi ve 79 milyon kardeşinizin selamını getirdim. Sudan halkına ve SWTUF’a teşekkür ediyoruz. Sudan halkı dualarımızla yanımızda oldu. SWTUF ise ilk günden bu yana verdiğimiz büyük mücadeleye destek verdi. Sudan İşçi Sendikalar Federasyonu Genel Sekreteri Dr. Sirralkhatim Alamin Abdulgadir Türkiye’ye geldi, alanlarda başlattığımız vatan nöbetimize katıldı. Allah hepinizden razı olsun. 15 Temmuz işgal hareketi Türkiye için atan kalpleri birleştirdi. Sudan ile kardeşliğimizi pekiştirdi” diye konuştu.

    “Dik durduk, kanlı işgal girişimini boşa çıkarttık”

    15 Temmuz gecesi yaşananları kanlı bir işgal girişimi olarak nitelendiren Yalçın, “İhanet çetesi FETÖ ve küresel emperyalizm, mazlumların umudu Cumhurbaşkanımız Erdoğan ve topyekun Türkiye’yi hedef aldı. Kanlı işgalciler, hainler sadece Türkiye’yi değil Gazze, Kudüs, Halep, Bosna, Karabağ, Kabil, İslamabad, Bağdat, Trablus, Kahire, Mogadişu ve Hartum’u hedef aldı. Dik durduk, kanlı işgal girişimini boşa çıkarttık. İrademize sahip çıkarak küresel emperyalizmi ve tetikçilerini alt ettik” şeklinde konuştu.

    Ali Yalçın’ın ardından kürsüye gelen Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan, Sudan’dan Türkiye’ye gelen bu desteği son derece önemsediğini belirterek, “SWTUF’un bu etkinliğe bizi de davet etmesinden son derece memnuniyet duyduk. Hartum’da Türk bayraklarını dalgalandırmaktan onur duyduk. Türk halkı ile Sudan halkı arasındaki dostluk bir kez daha vücut buldu. FETÖ’nün ülkemize yaptığı hainliği tüm dünyaya anlatmak için başka ülkelerdeki bu tür organizasyon ve etkinliklere de katılacağız” açıklamalarında bulundu.

    Darbe girişiminin İslam dünyasını tedirgin ettiğini ve başta Filistin ve Sudan olmak üzere pek çok ülkede 15 Temmuz gecesi ve sonrasında Türk milleti için toplu dualar yapıldığını söyleyen Arslan, “Türkiye sadece 80 milyonun değil, diğer İslam ülkelerinin de, mazlum milletlerin de barınağı ve umududur. Türkiye, dünyadaki mazlumların dualarıyla darbeye karşı durdu ve darbe başarısız oldu. Darbe girişiminin başarısız olması dünyadaki mazlumların başarısıdır. Allah sizlerden razı olsun. Dualarınızı eksik etmediniz” ifadelerini kullandı.

    Yalçın ve beraberindeki heyet, Sudan’daki temasları kapsamında SWTUF’un eski genel başkanı olan Sudan Dışişleri Bakanı Prof. Dr. İbrahim Kandur’u da makamında ziyaret ederek bir süre görüştü.

  • Ankara’daki Terör Saldırısı Gebze’de Kınandı

    Kocaeli’nin Gebze ilçesinde, Ankara’da yaşanan terör saldırısı Gebze Emek ve Demokrasi Güçleri tarafından yapılan yürüyüşle kınandı.

    13 Mart Pazar günü Ankara’da yaşanan hain terör saldırısı Gebze Emek ve Demokrasi Güçleri tarafından yapılan yürüyüşle kınandı. Slogan atmadan sessiz bir şekilde Yeni Çarşı Moda Giyim önünden Cumhuriyet meydanına kadar yürüyen yaklaşık 50 kişilik grup Ankara’da yaşanan terör saldırısı ile ilgili Cumhuriyet meydanında basın açıklaması yaptı.

    Gebze Emek ve Demokrasi Güçleri adına açıklama yapan Eğitim Sen Gebze Şube Başkanı Güngör İrdem, “Pazar günü Ankara’nın merkezinde, Kızılay meydanında, Dikmen, Ayrancı, Bağcılar, Sokullu semtlerine giden otobüs duraklarında herkesin gözü önünde bir kez daha acımasız bir saldırı yaşanmış, resmi açıklamalara göre 37 kişi hayatını kaybetmiş 125 kişi yaralanmıştır. Gebze Emek ve Demokrasi güçleri olarak Ankara’da gerçekleştirilen bu saldırıyı lanetliyor, yakınlarını kaybedenlere baş sağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz” dedi.

    Grup basın açıklamasının ardından olaysız bir şekilde dağıldı.

  • Iğdır’da Hocalı Katliamı Kınandı

    Türkiye Azerbaycan Dostluk Dernekleri Federasyonu (TADDEF) Iğdır Azerbaycan Evi, Hocalı katliamını kınadı.

    Zübeyde Hanım Bulvarı’nda düzenlenen Hocalı katliamı etkinliğine vali yardımcıları Mevlüt Özmen, Muhlis Arslan ve Bilgehan Karanfil, Emniyet Müdürü Yüksel Babal, Milli Eğitim Müdürü Hakan Cırıt, Azerbaycan Kars Başkonsolosluğu Iğdır Temsilcisi Fariz Caferov, İş-Kur Müdürü Halis Erdoğan, Iğdır Azerbaycan Kültürünü Yaşatma Derneği Başkanı Ziya Zakir Acar, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı. Saygı duruşu ve Kur’an-ı Kerim’in okunmasıyla başlayan anma programında Ehlibeyt Alimler Derneği Başkanı Veli Beder, Türkiye ve Azerbaycan’daki bütün şehitler için dua etti.

    Okunan duaların ardından konuşma yapan Türkiye Azerbaycan Dostluk Dernekleri Federasyonu (TADDEF) Genel Başkan Yardımcısı ve Basın Sözcüsü Serdar Ünsal, Hocalı katliamının 24. yıldönümü nedeniyle toplandıklarını belirterek, “24 yıl önce gözü dönmüş Ermeniler Hocalı’ya saldırmış ve burada masum savunmasız insanları öldürmüş. Ermenilerin gerçek yüzünü Hocalı’da görmek mümkündür. 1915 -20 yılları arasında uyguladıkları vahşeti 1992’de bir kez daha uygulamışlardır. Hocalı’da savunmasız insanları şehit etmişlerdir. Ermeni zulmünden kaçan binlerce Azerbaycan Türk’ü zor durumdadır. 26 Şubat günü Türk dünyası ve Azerbaycan için en acılı günlerden biri olmanın yanı sıra aynı zamanda insanlık tarihi için de kelimenin tam anlamıyla kapkara bir sayfadır. Ermenilerin Hocalı’da yapmış olduğu vahşice soykırım aslında hür dünyanın, insanlığın utanç günüdür Her fırsatta Türk düşmanlığı yapan Ermeniler, 26 Şubat 1992 yılında da düşmanlıklarını bir kere daha göstermiş, hür dünyanın gözü önünde Türk katliamı yapmıştır” dedi

    Hocıla’da yapılan katliama insanlığın seyirci kaldığını dile getiren Ünsal, “ Türk milleti hiç bir zaman Ermenileri katletmemiştir. Sözde soykırım iddiaları, iftira ve yalandan ibarettir. Bugün Hocalı’da, Karabağ’da binlerce insanı kadın çocuk demeden katliam yapan Ermenilerin dedeleri, babaları, geçmişte de Iğdır ve çevresinde binlerce insanı diri diri damlara doldurup yakmışlardır. Bu da gösteriyor ki Ermeniler kan dökücü Türk düşmanı olan bir millettir. Ermeni caniler, şehitlerimizi acımasızca, gözlerini oyarak, kafataslarının derisini soyarak ve vücutlarının farklı organlarını keserek öldürmüştür. Küçücük çocukların gözleri oyulmuş, hamile kadınların karınları yırtılmış ve insanlarımız diri diri toprağa gömülmüştür. Hatta şehitlerin birçoğunun cesetleri yakılmıştır. Buradan gerçekleri görmek istemeyen dünya kamuoyuna seslenmek istiyoruz. 1. Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin haklı olarak almış olduğu tehcir kararını özünden saptırarak sözde Ermeni soykırımı yapılmış gibi gösterme cesaretini bulan devletler; Ermenilerin 1992 gibi çok yakın bir geçmişte Karabağ’da yaptıkları vahşetleri, soykırımları neden görmüyorsunuz? Neden tarihi gerçekleri saptırarak vatan savunmasını yapan milletimize soykırımcı yakıştırmasını yapıp, utanmadan parlamentolarınıza taşıyarak siyasi kararlar çıkartıyorsunuz? Neden Hocalı’da yapılan vahşeti, Azerbaycan Türküne karşı yapılan bir soykırım olarak tanımıyorsunuz? Neden Ermenistan’ın Azerbaycan topraklarının yüzde 25’nin işgaline AGİK kararı da ortadayken göz yumuyorsunuz? Yoksa dünyada hukuk sadece haksızda olsa Ermeniler için mi var? Bu çifte standart karşısında yüzünüz neden kızarmıyor? Hocalı’da, Şuşa, Laçin, Kelbecer, Ağdam ve Cebrail’de yaşanan soykırımı unutmadık, unutmayacağız. Ermenilerin gerçek yüzünü her yerde anlatmalıyız. Şehit olan Azerbaycan’ın kahraman evlatlarını saygı ve minnetle anıyor, Allah’tan rahmet diliyorum” şeklinde konuştu.

    Anma programı; “Hocal Faciası” konulu şiir, kompozisyon ve resim yarışmasında dereceye giren öğrencilere ödüllerinin verilmesiyle son buldu.