Etiket: KINAMA

  • Darbecilere kucak açan Yunanistan’a kınama

    FETÖ’cü darbecilere kucak açan Yunanistan’a tepkiler sürerken Asrın İşadamları Derneği (ASRİAD) Malatya Şube Başkanı Aziz Özel de karara tepki gösterdi.

    Yunanistan Danıştayının 15 Temmuz hain darbe girişiminin faillerinden Süleyman Özkaynakçı’ya iltica hakkı tanımasına tepkiler sürerken konuyla ilgili yazılı açıklama yapan ASRİAD Malatya Şube Başkanı Aziz Özel, Yunanistan’ın skandal bir karara imza attığını ifade etti. Özel, “Yunanistan Danıştayının bu kararı Yunanistan’ın terörle mücadele konusundaki uluslararası yükümlülüklerine aykırı olduğu gibi, 1951 tarihli mültecilerin hukuki statüsüne ilişkin Cenevre Sözleşmesinin de ihlali niteliğindedir” ifadelerine yer verdi.

    Yunanistan’ın darbeci hainlerin iadesini defalarca reddederek, Türk milletinin vicdanını yaralayan bu tür kararlara zemin hazırladığını kaydeden Özel, “Yunan makamları, uluslararası yükümlülüklerini dahi çiğneyecek kadar hukuk anlayışından yoksun yargı mekanizmalarına sığınarak darbeciler için ülkelerinin güvenli liman olmasına daha fazla müsaade etmemelidir. 15 Temmuz darbe girişiminde ülkemizin bütünlüğüne ve yönetimine kast eden vatan hainlerine destek veren ve başarılı olamayınca hainlere kucak açan, Yunanistan’ın bu yanlışlığa bir son vermesini ve Türkiye’nin bütünlüğüne yönetimine göz diken teröristlerin bir an önce iade edilmesi gerekiyor” dedi.

  • Van SDİ’den ABD’ye sert kınama

    Van Sivil Dayanışma İnisiyatifi (Van SDİ) tarafından Mısır darbesinin yıldönümünü ve ABD’nin Türkiye’ye uyguladığı yaptırımları kınadı.

    Van’da 54 sivil toplum kuruluşun bir araya gelerek oluşturduğu Van SDİ üyeleri, Mısır darbesi sırasında katledilenlerle ABD’nin başlattığı yaptırımları protesto etmek amacıyla Cuma namazı sonrası bir araya geldi. Hazreti Ömer Camii avlusunda bir araya gelen SDİ üyeleri, kitlesel bir basın açıklaması yaparak ABD’yi sert bir dille kınadı. SDİ adına basın metnini okuyan Emrah Bozkaya, “Mısırda da 25 Ocak 2011’de diktatör Hüsnü Mübarek’in devrilmesi ile sonuçlanmıştır. Akabinde Mısır’da ilk defa yapılan adil seçimlerle meşru Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi seçilmiştir. Halkı Müslüman olan diğer ülkelerdeki seçim sonuçlarının da Mısır gibi sonuçlanması, Müslüman yöneticilerin başa gelmesi emperyalist ABD, İngiltere, İsrail, Fransa, Rusya, Çin ve eli kanlı sömürgecileri tedirgin etmiştir. İslami hassasiyeti olan parti, cemaat ve liderlerin önüne geçmek için benzeri ülkemizde de yapılan 27 Nisan muhtırası, 17-25 Aralık operasyonları, gezi olayları, 6-7 Ekim Kobani olayları, çukur siyaseti, 15 Temmuz FETÖ-ABD darbe kalkışması, ekonomik savaşlar, dolar spekülasyonları gibi yöntemlerle darbe zemini hazırlayıp halkın seçmiş olduğu meşru lider ve yönetimlere darbeler gerçekleştirmişlerdir” dedi.

  • Bozok Üniversitesi Senatosu’ndan İsrail’e kınama

    Yozgat Bozok Üniversitesi Senatosu, İsrail Parlamentosu tarafından kabul edilen Yahudi Ulus Devleti Yasasını kınadı.

    Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Salih Karacabey, senato öncesinde kınama kararını senato üyelerine okudu.

    Rektör Karacabey, “İsrail Parlamentosu’nda çok az bir oy farkıyla kabul edilen “Yahudi Ulus Devlet Yasası” evrensel hukuk ilkeleriyle ve Birleşmiş Milletler’in yasal ve ahlaki sistemleriyle çalışmaktadır. Bu yasa ile İsrail vatandaşı Filistinlilerin hakları yok sayılmakta, Arapça resmi dil statüsünden çıkarılmakta, İsrail’in işgal altında tuttuğu Kudüs şehri başkent olarak ilan edilmekte, 1948’de yerlerinden çıkartılan Filistinlilere geri dönüş hakkı yalnızca Yahudilere verilmekte ve Birleşmiş Milletler kararlarıyla hukuk dışılığı tescil edilmiş yerleşimler teşvik edilmektedir. Öte yandan yasada kendi kaderini tayin hakkının sadece Yahudilere yönelik bir hak olarak tanımlanması ise yalnızca Filistinliler açısından değil uzlaşma ve çözüm kültürüne, bir arada yaşama inancına sahip Yahudi vatandaşları için de kabul edilebilir nitelikte değildir. Bilim insanları olarak, İsrail Parlamentosu tarafından kabul edilen ,fiili olarak Filistin’de sürdürülen işgale ve hukuk dışı uygulamalara yasal zemin hazırlanmayı ve iki devletli çözüm vizyonunun ortadan kaldırılmayı amaçlayan söz konusu yasayı kınıyoruz” dedi.

  • GAÜN Senatosu’ndan Yahudi Ulus Devleti Yasası Kararını Kınama Bildirisi

    Gaziantep Üniversitesi Senatosu İsrail Parlamentosunun Yahudi Ulus Devleti Yasası Kararını Kınadı.

    GAÜN senatosu yayımladığı bildiride, “İsrail Parlamentosunda kabul edilen Yahudi Ulus Devleti Yasası, evrensel hukuk ilkeleriyle ve Birleşmiş Milletlerin yasal ve ahlaki sistemiyle çatışmaktadır. Bu yasa ile İsrail vatandaşı Filistinlilerin hakları yok sayılmakta, Arapça resmi dil statüsünden çıkarılmakta, İsrail’in işgal altında tuttuğu Kudüs şehri başkent olarak ilan edilmekte, 1948’de yerlerinden çıkartılan Filistinlilere geri dönüş hakkı verilmezken dünyanın farklı yerlerinde yaşayan Yahudilere geri dönüş hakkı verilmekte ve Birleşmiş Milletler kararlarıyla hukuk dışılığı tescil edilmiş yerleşimler teşvik edilmektedir. Öte yandan yasada kendi kaderini tayin hakkının sadece Yahudilere yönelik bir hak olarak tanımlanması ise yalnızca Filistinliler açısından değil uzlaşma ve çözüm kültürüne, bir arada yaşama inancına sahip Yahudi vatandaşlar için de kabul edilebilir nitelikte değildir. Bilim insanları olarak İsrail Parlamentosu tarafından kabul edilen, fiili olarak Filistin’de sürdürülen işgale ve hukuk dışı uygulamalara yasal zemin hazırlanmasını ve iki devletli çözüm vizyonunun ortadan kaldırılmasını amaçlayan söz konusu yasayı kınıyoruz. İsrail’i temel insan haklarına, uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler ilkelerine yönelik Türkçe, Arapça, İbranice, İngilizce, Almanca, Fransızca, Rusça, Çince dillerinde saygılı olmaya davet ediyoruz” açıklamasında bulundu.

  • Memur-Sen’den çocuk istismarları ve cinayetlerine kınama

    Memur Sen Manisa İl Temsilcisi ve Sağlık Sen Manisa Şube Başkanı Mustafa İrğat son günlerde yaşanan çocuk istismarı ve cinayetlerini kınadı. İrğat, son yaşanan olayların ülkeyi büyük kaygılar eşiğine getirdiğini söyledi.

    Son günlerde ülke gündemini meşgul eden çocuklarla ilgili kayıp, istismar ve katledilme haberlerinin herkesi derinden yaraladığını ve üzüntüye boğduğunu anlatan İrğat, “Bu türden olaylar ve bu olayların sıklığı tüm ülkeyi büyük kaygıların eşiğine getiriyor. Vahşet kokan olaylarla ilgili önce Ankara’da kaybolan 8 yaşındaki Eylül ve akabinde Ağrı’da, Ramazan Bayramı’nın 1’inci günü kaybolan 4 yaşındaki Leyla Aydemir’den acı haberler aldık. Kayıp çocuk vakaları artıyor, çocuk istismarı çoğalıyor ve çocuk cinayetleri sıradanlaşıyor, sosyal medya tepkisinin dışında hiçbir adım atılmıyor. Bu durum bizi bir gerçeği tekrar düşünmeye davet etmektedir. Geleceğimiz için acil tedbirler almamız, suçlulara hak ettiği cezayı behemehal vermemiz, önleyici ve koruyucu nitelikte uzun vadeli politikalar belirlememiz gerekmektedir. Bir çocuğun katledilmesi, bir insanın yaşam hakkının ihlal edilmesinin çok ötesinde insanlığın tükendiğini, vicdan ve merhametin iflas ettiğini gösteren ve zerre insanlık nasibi olanı bile yaralayan bir durumdur. İki masum evladımızın art arda gelen ölüm haberlerinin tüm ülkede, toplumun her kesiminde oluşturduğu üzüntü ve öfke hepimize bazı gerçekleri çok çıplak bir şekilde göstermiştir. Savunmasız masum çocuklara dönük her türlü şiddet, istismar ve katledilme olaylarının toplumda oluşturduğu sorgulamanın temelinde, yitirdiğimiz bu evlatlarımızla birlikte toplumdan iyilik, merhamet ve vicdanın da eksildiği gerçeğidir. Nitekim katledilen sadece çocuklar değil, masumiyet, insani ilişkiler ve toplumsal güven zeminidir” dedi.

    Bu menfur olaylar ile yeniden çocukların korunması için acil yasal düzenlemeler yapılması üzerine birçok tartışma yapıldığına dikkat çeken İrğat, “İlk olarak adi ve vahşi katillere hak ettikleri ceza verilmelidir. Sonrasında mesele sadece ceza boyutuyla bırakılmadan bu tür vahşetleri ortaya çıkaran etmenler hassas bir şekilde analiz edilmeli, caydırıcı cezaların yanında önleyici tedbirler alınmalı, çocukları koruma konusunda bütünlük arz eden bir tarzda eğitim, hukuk ve sosyal boyutlarıyla konu bütüncül bir şekilde ele alınmalıdır. Çocukların korunmasında bütüncül bir yaklaşımın geliştirilmesi; Milli Eğitim Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’ndan, Basın Medya Enformasyon’a kadar ilgili tüm kamu kurumlarının, bu konuda çalışmalar yürüten STK’lar ve akademinin işbirliği içerisinde ortak adımlar atması ile mümkün olabilir. Bu tarz olaylarda medyaya da büyük görevler düşmektedir. Toplumun dikkatini çeken bu olayları bir reyting malzemesi olarak görmekten imtina ederek, haber dilinin hem maktulün ailesini incitmeyecek hem de diğer ailelerde güvenlik paranoyasına neden olmayacak şekilde kurulması konusunda hassasiyet gösterilmelidir. Bu süreçlerde, toplumun bilinçlendirilmesi için önemli bir araç olduğu gerçeği dikkate alınarak medyanın haber içeriklerinde uzman pedagogların görüşlerine daha fazla zaman ayırması beklenen bir tutumdur” diye konuştu.

    “Canımızı ne kadar yakarsa yaksın bu olayların faillerine ‘cani, hasta ruhlu’ diyerek işin içerisinden çıkma kolaycılığına düşmemeliyiz” diyen İrğat şunları söyledi: “Bu faillerin hangi koşullarda nasıl bir eğitim ve yetiştirilme tazının ürünü olduklarına dair ayrıntılı çalışmalar ortaya koymak durumundayız. İnsani hasletleri yozlaştıran etmenlerin, insani değerleri ayakta tutma dirayetinden daha hızlı yayıldığı her koşulda maalesef bu gibi menfur olayların yaşanılması kaçınılmaz olacaktır. Memur-Sen olarak yarınımıza umut olan çocuklarımızın korunması için her türlü çabanın bir parçası olduğumuzu bir kez daha deklare ediyor ve bu olayların bir daha yaşanmaması için önleyici tedbirlerin kamu STK işbirliği ile etkin bir şekilde geliştirileceğine inanıyoruz. Bu vesile ile bu menfur olayı kınıyor, evlatlarımızın kederli ailelerine başsağlığı ve sabırlar diliyor, ayrıca yargı ve yasal düzenleme süreçlerinin yakın takipçisi olacağımızı ifade ediyoruz.”