Etiket: KINAMA

  • Diyanet’e Saldırılara Kınama

    Diyanet İşleri Başkanlığı’na karşı bir kısım çevrelerce itibarsızlaşma ve karalama kampanyasının yürütüldüğünü açıklayan Diyanet-Sen Muğla Şube Başkanı Bülent Üzüm, Diyanet’e dair saldırı dilini kullananları, iyi niyetten yoksun, ön yargılı insanlar olarak nitelendirdi.

    Menteşe Kurşuncu Camii meydanında Memur-Sen Başkanı Önder Uçak ve Memur-Sen’e bağlı sendika temsilcileri, Diyanet İşleri Başkanlığı’na yönelik saldırıları kınadı. Diyanet-Sen Muğla Şube Başkanı Bülent Üzüm yaptığı açıklamada, Diyanet İşleri Başkanlığı’nı itibarsızlaştırmayı bir yöntem olarak kullanmanın hiçbir akıl ve vicdan tarafından kabul edilemeyeceğini söyledi. Üzüm, bazı çevrelerin konuyu defalarca Başkanlığın görüşü olarak takdim etmesinin hiçbir ahlaki değerle ve duyarlılıkla ilişkilendirmenin mümkün olmadığını açıkladı.

    Diyanet’in bu ümmet coğrafyası için tek umut olduğunu açıklayan Üzüm, “Aksi halde bağımsızlığımızın sembolleri tek tek ellerimizden kayar gider. Charlie Hebdo Dergisine yapılan saldırıları ‘Fransa çocuklarına ağlıyor’ diyerek manşet yapanlar İstanbul’da yaşan saldırı için ‘Katliam ülkesi’ diyebiliyor. Hilelerle, tuzaklarla ülkenin altına bomba koyanlarla, ülkenin dinini, imanını çalmaya çalışanları aynı kefeye koyuyor ve kınıyoruz. Bu saldırılar bize göstermiştir ki, dün Diyanet’i saldıranlarla bugün saldıranlar aynı yerden beslenmektedir. Biz, dün yapılan saldırılar karşısında bir olduk, diri olduk iri olduk, gelecekte de aynı duruşu sergileyeceğiz. Diyanet İşleri Başkanlığına çamur at izi kalsın diyenlerin çoğaldığı, şer için konuşanların günden güne arttığı bu günlerde, bilgi sahibi olmadan fikir üretenlere inat, dünyanın en ücra yerlerine Türkiye’nin nişanesini taşıyan Diyanet’ine sahip çıkın. Bugün Diyanet’e yapılan bu saldırılar bize doğru yolda olduğumuzu, hedeften sapmadan İslam ve İman hakikatleri yolunda ilerlediğimizi kanıtlamıştır. Siz doğru iseniz, şer odakları size her zaman saldıracaktır” dedi.

    Üzüm, türlü kumpaslarla Diyanet İşleri Başkanlığı’na ve onun başkanına yönelik yıpratma ve itibarsızlaştırma kampanyasını yetkili sendika olarak kınadıklarını ve toplumun her kesimini Diyanet’e sahip çıkmaya davet etti.

  • Konya SMMMO Başkanı Turan’dan Teröre Ve Destekçilerine Kınama

    Konya Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler (SMMM) Odası Başkanı İsmail Turan, son günlerde yaşanan terör olaylarını kınadı.

    Konya Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler (SMMM) Odası Başkanı İsmail Turan, “Ülke olarak çok hassas bir dönemden geçtiğimiz bu günlerde kendisini ’bilim insanı’ olarak tanıtan bin 128 akademisyenin terörü meşrulaştırmaya çalışması insanlık adına utançtır ” dedi.

    Konuyla ilgili yazılı bir açıklama yapan Konya SMMM Odası Başkanı Turan, 89 üniversitedeki bin 128 akademisyenin imza attığı metni Ülke birlik ve beraberliğine yapılan saldırı olduğunu belirterek şunları söyledi: “İftiralarla dolu bu metin, açık bir ihanet bildirisidir. Bu ihanet bildirisini yazanları ve destek olanları kınıyoruz. Bırakın bilim insanını, akıl ve vicdan sahibi hiç kimse terörü ve terör organizasyonlarını meşrulaştırmaya çalışmaz, teröristlere destek mahiyetinde bildiri yayınlamaz. Devletimizin bu zor dönemde vatanımızı ve milletimizi korumaya yönelik yaptığı kararlı mücadeleye tam destek veriyoruz” dedi.

    “TERÖRÜ VE DESTEKÇİLERİNİ KINIYORUZ”

    Son günlerde artan terör olaylarının ülke bütünlüğünü tehdit ettiğini, bu doğrultuda teröristlerden ve terörü destekleyenlerden bu saldırıların hesabının mutlaka sorulması gerektiğini belirten Başkan Turan, “Son günlerde ülke genelinde artan terör olayları milli birlik ve bütünlüğümüzü tehdit eder aşamaya gelmiştir. Bunun artık önüne geçilmesi gerekiyor. Türk milletinin birlik ve beraberliğinin kimse tarafından bozulamayacağının bilinmesi ve öğretilmesinin zamanıdır. Her Türk evladı tarih boyunca kanının son damlasına kadar, canı pahasına bu coğrafyada var olmamız için seve seve şahadet şerbetini içmeye hazırdır. Bu cesaret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur. Bin yıldır bu topraklarda birlikte yaşayarak iç içe olmuş, kültürü, örfü ve adetleriyle ayrılmaz bütün haline gelen milletimizi bölmeye parçalamaya kimsenin gücü yetmeyecektir. Alçakça ve haince saldırı yapanları, içeride ve dışarıda terör örgütüne destek verenleri lanetliyor, ülkemizin birlik ve beraberliğinin bozulmasına hiçbir şekilde fırsat vermeyeceğimizi belirtiyoruz. Vatanımızın birlik ve beraberliği uğruna şehit olan güvenlik güçlerimize Allah’tan rahmet, acılı ailelerine ve milletimize sabır ve başsağlığı, yaralı güvenlik güçlerimize de acil şifalar diliyoruz” şeklinde belirtti.

  • Muğla Kardeşlik Ve Dayanışma Platformundan Akademisyenlere Kınama

    Muğla Kardeşlik Ve Dayanışma Platformu üyeleri bu Ocak ayı toplantısını Yatağan YEAŞ tesislerinde yaptı. 22 Sivil Toplum kuruluşundan oluşan platform, kahvaltıda buluşurken, kahvaltı sonunda platform üyeleri, teröre destek veren akademisyenleri kınayan bir bildiri yayınladı.

    Platform üyeleri tarafından yapılan ortak çağrıyı platform sözcüsü Basın Yayın ve Enformasyon Muğla İl Müdürü Cavit Okur okudu. Okur; “Teröre destek veren ve birlik ve beraberliğimizi bozucu her türlü bildiri ve eylemlere karşıyız. Tüm kuruml?rımız? v? v?t?nd?şl?rımız? d? bir ç?ğrımız v?r. Birlik v? b?r?b?rliğimizi muh?f?z? ?tm?k z?rund? ?lduğumuz bu günl?rd? ?klıs?lim içind? v? sükun?tl? birlikt? h?r?k?t ?d?lim. Bizl?ri t?hrik ?tm?k ist?y?nl?rin ?yunl?rın? g?lm?y?lim. Kuruml?rımızı yıpr?t?n, t?r?flı y?ruml?rd?n v? t?m?lsiz suçl?m?l?rd?n k?çın?lım. Bizl?r d?vl?timizin v? mill?timizin birlik v? b?r?b?rlik iç?risind? h?r türlü z?rluğun üst?sind?n g?l?c?ğin? d?ir s?rsılm?z bir in?nc? s?hibiz. Birlik v? b?r?b?rliğimizi muh?f?z? ?d?c?ğiz, t?rörün s?sy?l y?pımızı t?hrip ?tm?sin? fırs?t v?rm?y?c?ğiz. Teröre destek veren akademisyenlerin millete ve devlete ihanet içeren bildirilerini yayınladıktan sonra, çeşitli üniversitelerimizde bu bildiriye imza atan akademisyenler hakkında görevden el çekme dahil birçok yaptırımların uygulandığını, basından duymakta ve görmekteyiz. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitemizde de özelinde bu ihanet belgesine imza atan 9 tane akademisyenin olduğunu üzülerek öğrenmiş bulunmaktayız. İhanet belgesine imza atan bu kişiler hakkında üniversitemiz yönetiminin soruşturma açtığını ve 2 ay uzaklaştırıldığını öğrendik. Ayrıca bu konuda birçok üniversite senatosu toplanarak, terörü destekleyen akademisyenlere karşı terörle mücadele eden güvenlik güçlerinin de yanında olduğunu deklara etmiştir. Bizler Muğla Kardeşlik ve Dayanışma Platformu olarak, açıkça terörden ve teröristten yana tavır alarak suç işleyen bu akademisyenlerle ilgili işletilecek olan yasal süreçlerin takipçisi olacağımızı buradan ilan ederek, kendilerini lanetle kınıyoruz. Genç yavrularımızı zehirleyen bu terör destekçisi Akademisyenleri Muğla Üniversitemizde istemiyoruz. Bu 9 akademisyenin istifa edip Üniversitemizi terk etmelerini istiyoruz. Muğla Üniversitemiz rektörünü duyarlı davranışından dolayı teşekkür ediyoruz” dedi.

  • Diyanet İşleri Başkanlığına Yapılan Saldırıları Kınama

    Diyanet-sen Malatya Şubesi Başkanı Mehmet Engin, son günlerde Diyanet İşleri Başkanlığına yapılan saldırıları kınadı.

    Dernek binasında konuşan Başkan Mehmet Engin, son günlerde Diyanet işlerine yapılan saldırıların ve itibarsızılaştırmanın terörün yazıya dökülmüş şekli olduğunu söyledi. Engin, “Diyanete kirli söz söyleyenleri din ve imandan yoksun insanlar olarak niteliyoruz. Diyanet bünyesinde görev yapan herkesin kararlılıkla şunu söylemesi gerekir. Diyanet bu ümmet coğrafyası için umuttur. Bu umut biterse dünya coğrafyasındaki mazlumlar çaresizliğe itilir. Vicdan yoksunu, inanç yoksunu bir millet olmaya doğru adım adım ilerleriz. Ne refahtan bahseden bir millet oluruz, ne de ezanı, Kur’an-ı dinleyebilen bir millet oluruz. Bağımsızlığımızın sembolleri tek tek ellerimizden kayar gider. Geçmişimiz bu durumu bize mütalaa etmiştir. Bizim Türkiye adına aydınlık yarınları istiyorsak her alanda bir ve bütün olmayı olmazsa olmazımız olarak görmeliyiz. Dillerinde kin dökülenlerin Diyanete bir cümle daha kurmalarına izin vermeyeceğiz. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de zulmün temsilcileri, Müslüman kesimin sesini kısmak, İslam’a çağıran sesi susturmak ve İslam davasını omuzlayanların sindirmek için çeşitli eziyetler, zulümler ve komplolar düzenlemektedir. Kendilerini sözde aydın olarak görenlerin mühendislik ürünü olan çalışmaları bu toplum tarafından kabul görmedi, görmeyecektir. Sadece mühendislik ürünü bunlarla da sınırlı kalmıyor” dedi. Charlie Hepto dergisine yapılan saldırıları ‘Fransa çocuklarına ağlıyor’ diyerek manşet yapanların İstanbul’da yaşanan saldırı için ‘katliam ülkesi’ dediklerini hatırlatan Başkan Engin, “Kendilerine Türkiye’den daha yakın gördükleri o ülkenin dergisi bugün sahillerimizde can veren aylan bebeğin karikatürünü çizip aylan bebek büyüseydi o da bir tacizci olurdu diyecek kadar İslam’a ve Müslümanlara karşı bir linç girişimi içindedirler. İşte Diyanete saldıranlarla, aylan bebeğe saldıranların beslendikleri kaynak aynıdır. Biz her alanda büyümeyi, daha gelişmiş bir ülke olmayı hedeflerken, Diyanet alanında çalışanlar olarak tek dille şunu söylüyoruz; Kur’an gerçekten anlaşılsaydı bu gün barış ve kardeşliğin tesis edildiği huzurlu ve mutlu bir dünya olurdu Hilelerle tuzaklarla ülkenin altına bombalar koyanlarla, ülkenin dinini imanını çalmaya çalışanları bizler aynı kefeye koyuyor ve kınıyoruz” şeklinde konuştu.

  • Sözde Aydınlara Kınama

    Anadolu Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Prof. Dr. İbahim Öztek, bir grup akademisyenin imza toplayarak Türkiye’de devlet teröründen bahsetmelerini kınayarak bir bildiri yayınladı.

    Günümüzde aydının pek çok tarifi ve çeşidi olduğunu anlatan Prof.Dr Öztek, şöyle konuştu: “Her sınıf, her eğitim kurumu, her sosyal, sanatsal, siyasal ve kültürel hatta dini kurumlar, toplumlar ile etnik gruplar kendi aydınlarını oluşturmaktadır. Sağcı, solcu, devrimci, komünist, proleter, faşist, milliyetçi ve dinci şeklinde sıfatlandırılmış büyük insan kitlelerinde veya işçi, köylü, şehirli, sanatçı, edebiyatçı, spor adamı, bilim adamı, iş adamı ve herhangi bir meslek grubundan herhangi bir kişi, kendilerine göre aydın olabilir. Aydın, kimine göre gerçek bir aydın, kimine göre sözde aydındır.”

    Son yıllarda, ülkemizi ve milletimizi uluslararası toplantılar, basın ve yayın organları aracılığı ile küçük düşüren ve kendilerine aydın diyenler olduğunu anlatan Öztek, şunları söyledi:

    “Yazdıkları makale, hikaye ve roman türü yayınlarda, halkımızın mütevazi, fakir fakat onurlu yaşamını alay konusu edip, aşağılayan, aşağılık duygularını bu yolla perdeleyenler…Binlerce yıllık tarihimize ve tarihimizin bir bölümüne hakaret yağdıranlar. Milletimiz için tarihi ve siyasi kişilik sahibi liderlerimize dil uzatıp aşağılayan, hatta başta Atatürk olmak üzere, bize bu güzel cennet vatanı bahşeden kişilere dil uzatmayı marifet sayanlar…Türk devletini ve Türk milletini bir takım sözde iddialarla sürekli yıpratmaya çalışan, uluslararası alanda itibarımızı zedeleyen kişi ve gruplara arka çıkanlar, onları onaylayanlar…Türkiye Cumhuriyeti devletinin tüm imkanlarından fazlasıyla yararlanarak, bu devletin okullarında okuyup, üniversitelerini bitiren, iş güç sahibi olup bu devletten aldığı maaşla kendisinin, çoluğunun, çocuğunun geçimini, hatta lüksünü sağlayanlar…Ülkenin varlıklı kesiminden olup, küreselcilik ve entellektüelcilik uğruna milli ve manevi değerleri küçümseyenler, yine devletin üniversitelerinden doçent, profesör gibi unvanlar alıp, kendini bilim adamı sayan ve sabahtan akşama bu devlete ve millete küfür eden hainler de kendilerini aydın saymaktadır.”

    İnsan için aydınlığın, aydınlanmanın ve aydınlatmanın okulu olmadığını anlatan Öztek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Aydın olma, toplumun herhangi bir kesimine ait olmayı gerektirmez. Ülkemizde herhangi bir etnik unsuru işaretle, etnik toplumun aydını ayırımcılığı, doğrudan bölücülüğün bir yöntemidir. Aydın olmak evrensel bir kavramdır. Ayırmadığı ve bölmediği gibi ayırımcılığı da hoş göremez. İnsanın ailesinden gelen genetik yapısı, ailesinden aldığı temel ahlak ile geliştirdiği karakter ve yüksek ruh hali, eğitimi süresince edindiği bilgi, görgü ve kültürel özelliklerdir. Özgürlük ve bağımsızlık düşüncesi, toplumuna duyduğu sevgi saygı hoşgörü ve sevecenlik, medeni ve gelişmiş toplumların çağdaş ve evrensel değerlerine, kendi ülkesi ve insanı için duyduğu derin özlem, sırası ile kendine, ailesine, çevresine, ülkesine ve tüm insanlığa veya dünyaya faydalı olabilme düşüncesi ile aydın veya münevver insanın portresini belirler.”

    Aydın olan kişinin insan onuruna sonsuz saygılı olduğunu anlatan Öztek, şunları söyledi: “Yargılamaz, ortaya koyduğu örnek çözümle yol gösterir. Ailesini ve milletini sever. Halkını ve diğer milletleri aşağılamaz. Ülkesine ve milletine saldıranların karşısında ön hazırlıklı olarak akıl ve bilim yolu ile savaşır. Ülke sorunlarını bilir ve sorunları yok etmek için uğraşır. Aydın erdemli kişidir. Hak yolundan ayrılmaz, ülke ve ülkü birliği için mücadele eder. Ülke ve millet çıkarlarını kendi çıkarlarından üstün tutar. Milleti için karşılıksız vericidir. Sürekli çalışır, örnek olur ve medeni cesaret sahibidir. Akademik kariyere sahip aydınlar, kendi alanlarında bilimselliklerini ortaya koyan araştırmalar, tebliğ ve yayın yapar. İnsanları cezbedecek ve yol gösterecek evrensel fikirler üretir. Deneysel çalışmaları ile insanlığın sağlık ve selameti için keşif ve üretimde bulunur. Diğer ülkelerin bilim adamları ile uluslararası kongre ve sempozyumlarda yarışır, ülkelerinin ismini en iyi bir şekilde duyurur, ülkelerine onur kazandırır.”

    GERÇEK AYDIN

    Aydının, toplumunu iyi tanıması gerektiğini anlatan Öztek, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Türk aydını milleti için, millet ve devletinin yücelmesi için ve milletini yüksek medeniyetler seviyesinin üstüne çıkarmak için çalışacak, gayret gösterecek ve hatta savaşacaktır. Türk aydını bu vatan toprakları üzerinde yaşayan herkesi bu vatanın evladı ve bu vatanın has sahibi sayar. Kimseyi birbirinden üstün veya aşağı görmez. Fakat bu vatan toprakları üzerinde gizli emelleri ve sinsi planları olanlara da göz açtırmaz. Aydın insan, küreselleşen dünyamızda, küresel hakim güçlerin ve küresel sermayenin ülke çıkarlarına hangi koşullarda, hangi yollardan, hangi araçlarla, ne derece ve ne zaman saldıracağını bilmelidir. Bunun için stratejik araştırmalar ile ve en modern bir şekilde, onların yöntemlerini bilerek, onlara karşı manevra kabiliyeti yüksek, aktif, çok yönlü, erken, karşı oyunlar ve projeler geliştirerek, karşı koyup, onu etkisiz kılar. Aydın insan için ülkesinin birlik ve bütünlüğü her şeyden önemlidir.Aydın insan için Türk milletinin birlik ve bütünlüğü de her şeyden önemlidir. Gerçek aydın işte budur.”