Etiket: kimlik

  • Karataş: “Binalarda enerji kimlik belgesi süresi uzatıldı”

    Tüm İnşaat Müteahhitleri Federasyonu Genel Başkan Vekili ve Antalya İnşaat Müteahhitleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Karataş, 2011 yılından önce yapılan binalar için temin edilmesi gereken enerji kimlik belgesi için verilen son sürenin 1 Ocak 2020 yılına kadar uzatıldığını bildirdi.

    Karataş, 2011 yılından önce inşa edilen tüm binaları ilgilendiren enerji kimlik belgesini verme yetkisinin sadece 35 firmada olduğunu belirterek, “Firma sayısının azlığı nedeniyle ikinci el konut sektörü ve kiralamalarda çok büyük sıkıntılar oluyordu. Sürenin uzatılmasıyla sektör rahatlamış oldu” dedi.

    Sürenin uzatılması için yaptıkları girişimin sonuç verdiğini dile getiren Karataş, “Kanunların hayatın akışına uygun olması ve bizlerin fikirlerinin alınması gerektiğinin altını bu noktada bir kez daha çizmek isterim. 3194 sayılı İmar Kanunu, 4708 Yapı Denetim Kanunu,6306 sayılı Kentsel Dönüşüm Kanunu ve 5627 sayılı Enerji Verimliliği Kanununun birbiriyle uyumlu olması gerekir. Aksi takdirde, ortaya kargaşa bir durumun çıktığını görev aldığımız her platformda anlattık. Şimdi biz bahse konu yapılan bu eski binaları yıkacak mıyız, yalıtacak mıyız? diye defalarca sorduk. Evet, dış cephe mantolama işi lüks gider değil, ’faydalı yenilik ve ilaveye yönelik’ giderlerdendir. Öte yandan Kentsel Dönüşüm Kanunu gereğince yıkım kararı alınmış bir binada yapılacak bu masraf da milli servetimize zarar vermektir” diye konuştu.

    “80 bin bina 1999’dan önce yapılmış”

    EKB belgesinin, Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliğine göre, binalarda enerjinin ve enerji kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasına, enerji israfının önlenmesine, asgari olarak binanın enerji ihtiyacı ve enerji tüketim sınıflandırması, yalıtım özellikleri, ısıtma veya soğutma sistemlerinin verimi ile ilgili bilgileri içeren belge olduğunu dile getiren Karataş şöyle konuştu:

    “Çevrenin korunmasını sağlamak için de şarttır. Türkiye bazında düşündüğümüz zaman Erzurum gibi soğuk iklimli yerlerde dışarıdaki soğuktan korunmanız gerekiyor. Antalya’da ise dışarıdaki sıcaktan korunmak gerekiyor. Ayrımlar kanunca da yapılmıştır, yalıtım mevsimsel olarak düşünülmüştür. Vatandaş daireyi almaya gittiğinde o binanın ne kadar enerjisine sahip çıktığını görerek ona göre alışverişini yapacaktır. Ancak Antalya’da 130 bin yapı stoku vardır ve bu binaların 80 bini 1999 öncesi yapılmıştır. Ortaya bir ikilem çıkmaması için 80 bin bina da, ya iyileştirme yaparak kentsel dönüşüme hazırlamalı ya da yıkılıp yeniden bir an önce yapılmalıdır. Enerji performansı yönetmeliği kanunu doğru bir kanundur. 2020 yılına kadar verilmiş olan bu sürede doğrudur. Bu süre içerisinde eski binaları yıkacaksak yıkalım. 3-5 yıl sonra yıkacağımız binayı neden yasalar zorunluluğu ile yalıtarak masraf ediyoruz ki?.”

    “Projelerde müteahhitler yer almalı”

    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, mevcut binalar için 2 Mayıs’tan itibaren zorunlu hale gelecek Enerji Kimlik Belgesi (EKB) uygulamasının mağduriyetlerin olmaması için 1 Ocak 2020 tarihine kadar uzatıldığını kaydeden Karataş, “2020’ye kadar binalar veya bağımsız bölümlere ilişkin alım, satım ve kiraya verme ile ilgili iş ve işlemlerde enerji kimlik belgesi düzenlenmiş olması şartı aranmayacak. Geçtiğimiz hafta büyükşehir belediyesinin düzenlemiş olduğu, bizim de Antalya İnşaat Müteahhitleri Derneği olarak davet edildiğimiz Kentsel Dönüşüm Master Planlama toplantısında da Antalya’mız ile ilgili görüşlerimizi, raporlarımızı ve belgelerimizi yetkililere sunduk. Ne kanunların değişikliğine yapılan yönetmeliklerle ne de büyükşehir belediyelerinin yaptığı veya yapmayı planladığı projelerde müteahhitlerin yani yapımcıların ve yatırımcıların gücünü yanına almadan hiçbir sistem işlemeyecektir” ifadelerine yer verdi.

  • FETÖ üyesi kimlik kontrolünde yakalandı

    Edirne’de yolcu otobüsünde yapılan kimlik aramasında FETÖ üyesi A.A.B yetkililer tarafından yakalandı.

    Edinilen bilgiye göre, Edirne Merkeze bağlı Köşen Köyü Tem Gişelerinde icra edilen Yol Emniyet ve Kontrol Devriyesi sırasında, yolcu otobüsünde yapılan kimlik kontrolünde Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) üye olmak suçundan hakkında UYAP arama kaydı bulunan A.A.B. yakalandı.

    Edirne Cumhuriyet Savcılığına sevk edilen şüpheli A.A.B. SEGBİS sistemi ile alınan ifadesinin ardından tutuklanarak Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna teslim edildi.

  • 50 milyon kişinin kimlik bilgileri hala tehlikede

    Mersin’in Erdemli ilçesinde Apple ve Youtube’da bulduğu açıklarla adını duyuran liseli Çayan Temel, 2009 yılında çalınan 50 milyon kişinin kimlik bilgilerine halen erişilebildiğini ve 2017 referandumunda oy kullananların bilgilerine de erişilebilme ihtimalinin bulunduğunu belirterek yetkilileri uyardı.

    Temel, 2009 yılındaki bilgilerin halen çekilebildiğini ve bunun yeni bilgilerin de çekilebileceği anlamı taşıyabileceğini belirterek, “Tüm Türkiye’nin kimlik bilgilerini birkaç kötü insan çalıp, internet üzerinden tüm dünya ile paylaşmıştı. Buna neredeyse isteyen herkes ulaşabiliyordu. Tabi yıllar geçtikten sonra siteler engellendi, DNS problemleri oluşturup bunları farklı yerlere yönlendirdiler. Devlet daha da olayı yükseltip siteleri komple kapattırdı. Şu an bu bilgilere erişilebilen hiçbir site yok. Ancak devletin kendi sistemi üzerinden bu bilgilere ulaşılabiliyor. Bizim yaptığımız şöyle, ben ve ekip arkadaşlarım birlikte denedik, devletin kendi sistemi üzerinden bu verileri çekebildik. Verileri çekebilmişken bu yeni verileri de çekebileceğimiz anlamına geliyor” dedi.

    Bilgileri hiçbir şekilde kullanmadıklarını ve kullanmayacaklarını kaydeden Temel, devlet yetkililerinin kendileriyle iletişime geçmesi halinde bunu nasıl yaptıklarını anlatacaklarını, açığın böylelikle kapatılabileceğini söyledi.

    Bu tür verilerin dolandırıcılar için bulunmaz fırsat olacağını da dile getiren Temel, “Dolandırıcılar için bu çok güzel bir şey. Tabi biz bunu kötü bir amaç için yapmadık. Sadece test ettik. Olacağından emin değildik. Oldu ve şu da olabilir, biz bunu yaptıysak bu yılın sistemini de ele geçirebiliriz. Yani bu yılın verilerini de indirebiliriz. Biz sadece ona odaklandık ve başardık. Aynı işlemi bu yıla yaparsak aynısının olacağını tahmin ediyorum” diye konuştu.

    Kendilerine birçok yurt dışı kaynaklı maillerin geldiğini de söyleyen Temel, “Bir konu vardi ki üçümüze de aynı anda aynı mail geldi. Önce önemsemedik, sonra araştırdık. İçinde yurt dışı kaynaklı resmi kurumlarda var. Bugüne kadar hiçbir bilgiyi kimseyle paylaşmadım, paylaşmayacağım da. Ancak bu bilgi devletin işine yarayacağı için bu bilgiyi sadece devletin yetkilileri bizimle iletişime geçerse onlarla paylaşacağız. Onun dışında hiç kimseye bilgi vermeyeceğiz” şeklinde konuştu.

  • Avrupa için alt kimlik arayışı büyük tehlike

    AK Parti Genel Merkez MKYK Üyesi ve TBMM Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Üyesi olan Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Emine Nur Günay, Avrupa’nın önce bir ekonomik birlik olduğunu, ama hiç bir zaman siyasi birlik olamadığını belirterek, “Avrupa ülkeleri birlik olma adına milli kimliklerini ikinci plana attılar ve o konularda çok önceleyici politikalar, bir üst kimlik belirlediler. Böyle olduğu zaman insanlar bir kimlik arayışına girdi. Şimdi daha alt kimlikler ön plana çıktı. Bu değil Avrupa Birliği’nin sonunun gelmesi, bazı ülkelerin bölünmesine kadar gidecek” dedi.

    Günay, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye ile Avrupa Birliği veya Avrupa ülkeleri arasında son yaşanan olayların normal bir süreç olmadığını belirtti. Bunların konuşulması gerektiğini anlatan Prof. Dr Emine Nur Günay, “Avrupa Birliği adayı olan ve artık belli bir aşamaya gelmiş bir ülkeye karşı siyasi, ekonomik, diplomatik bu tutum kabul edilebilir bir şey değil. Ekonomik saldırılar hala devam ediyor. Küresel anlamda diyorum. Bunların hepsi bertaraf ediliyor. Belki bunu kamuoyundan çok yakın takip edenler var. Merkez Bankamızın kullandığı önemli enstrümanlar var. Çok farklı enstrümanlarla spekülatif ataklar bertaraf edildi. Yani bütün bunlar oluyor. Diplomatik saldırı var, saygısızlık var, siyasi etiğe sığmayan bakanların uçaklarının kalkmasına izin verilmiyor, 30 metre gelen bir Bakan konsolosluğuna gidemiyor. Bunları siz nasıl açıklarsınız. Şunların binde biri Türkiye’de olsaydı bütün dünya ayağa kalkardı. Onun için çifte standart, ikircikli tutum derken bunları kastediyorum. Tutturdular bize en son Ocak’ta olan toplantıda ‘OHAL’de referandum mu yapılırmış’ dediler. Bize soruyor milletvekilleri ve diyoruz neden yapılmasın? Fransa’da OHAL 2017’nin sonuna kadar uzatıldı. İki yılı dolduracak. Fransa Cumhurbaşkanlığı seçimlerine gidiyor Nisan’da, Haziran’da da genel seçimlere gidiyor. Fransa’da yapılıyor da, neden Türkiye’de yapılmasın. Darbe girişimi olmadı, terör eylemlerinin boyutu çok farklı. Türkiye bunu en derin şekliyle yaşadı. Yani çifte standart derken bunları kastediyorum” diye konuştu.

    Referandumdan güçlü bir evet ile o masaya oturup bütün bunları konuşmayı umut ettiklerini Milletvekili Prof. Dr. Emine Nur Günay, “ Ondan sonra da iki tarafta önüne bakacak. Bu sürece devam edelim de olabilir, bir şekilde Sayın Cumhurbaşkanımız ya da başbakanımız tamam biz bu konuyu bir halka soralım da diyebilir. Ama bu beklenen bir süreçti onu da söyleyeyim. Bunu bizler değil mesela 2010 yılları civarı küresel kriz sonrası Avrupa’daki bir konferans sonrası İsveçli bir profesör ile konuşuyoruz Avrupa Birliği ne olacak, Küresel Kriz Türkiye’yi etkiledi, Avrupa’yı etkiledi, Türkiye’yi o kadar etkilemedi olumlu ayrışıyor onları konuşuyoruz. ‘Peki dedi sizce Avrupa Birliğine tam üye olacak mı Türkiye’. Ben de ‘Bu bir süreçtir, sonuna kadar gideceğiz, karşılıklı karar verilecek’ dedim. ‘Peki sizce’ deyince, bana hiç unutmadığım bir cevabı verdi. Hep onu hatırlıyorum şimdi. Bana ‘Siz Türkler bunu referanduma götüreceksiniz, halkoyu ile reddedeceksiniz’ dedi. Bakın 2010’da bunu bana bir İsveçli profesör söyledi ve bunu kendileri de biliyorlar bu süreci. Oraya giden gidebilir sonuçta. Çünkü Avrupa Birliğinin süreci referandumlar önemlidir kendi ülkelerinde de. Bakarız yani bilemiyorum ama gerçekten iki tarafın masaya oturup bir konuşması lazım bu bir gerçek” dedi.

    Alt kimlik arayışları Avrupa’nın sonunu getirir

    Avrupa Birliğinin ekonomik krizin etkilerini atlatamadığını, Avrupa’nın önce bir ekonomik birlik olduğunu, ama hiç bir zaman siyasi birlik olamadığını anlatan AK Parti Genel Merkez MKYK Üyesi ve TBMM Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Üyesi olan Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Emine Nur Günay, şunları söyledi;

    “Bunun daha Irak’a müdahale sırasında gördük. İngiltere Avrupa Birliği üyesiydi ama Amerika ile birlikte hareket etti Fransa, Almanya orada kendi çıkarları için bir araya geldiler. Diğer ülkelerde genelde ne yapacaklarını bilemediler. İki taraftan birine biraz yakın olmaya çalıştılar. Çünkü Avrupa Birliği kendi stratejisini, politikasını ortaya koyamadı siyaseten. Biz o zamandan beri söylüyoruz zaten 2003’yılından beri Avrupa siyasi bir birlik değildir. Bir de ekonomik kriz ekonomisini çökertti. Ama en önemlisi şu Avrupa Birliği gediği noktada en büyük etken Avrupa ülkeleri birlik olma adına milli kimliklerini ikinci plana attılar ve o konularda çok önceleyici politikalar, bir üst kimlik belirlediler. Böyle olduğu zaman insanlar bir kimlik arayışına girdi. Bir etnik köken, ırk, din, dil farklı kimlikler ön plana çıktı. Bu milli kimliği kaybettikleri için şuan bu noktadalar. Nedir bir bakıyorsunuz İspanya’da ayrılmalar konuşuluyor, İskoçya İngiltere’den ayrılayım diyor. Şimdi daha alt kimlikler ön plana çıktı. Bu değil Avrupa Birliği’nin sonunun gelmesi bazı ülkelerin bölünmesine kadar gidecek. Türkiye’ye karşı olan bu düşmanca tavır önce yabancılar diye başladı. Çünkü ekonomik kriz pasta küçülünce o pastadan paylar küçüldü içeride çıkar çatışmaları başladı, bu normaldir. En önemli hedef yabancılardı. İşte ‘geldiler bizim imkanlarımızı kullanıyorlar, bizim alacağımız paydan pay alıyorlar’ gibi yabancı düşmanlığı olarak başladı. Sonra İslamafobi oldu, çeşitli nedenlerle o da körüklendi. Arkadan şimdi Türkofobi neredeyse, şimdi iniyoruz alt kimliklere ve işte Avrupa’nın sonu o zaman gelir.”

  • Gazetecinin kimlik koleksiyonu

    Balıkesirli gazeteci Hasan Otağ Fırıncıoğulları, 1970 yılından bu yana aldığı nüfus cüzdanlarını hatıra olarak saklıyor.

    İlk nüfus cüzdanına 1970, ikincisine 1979 ve üçüncü nüfus cüzdanına 2017 yılında sahip olan Otağ Fırıncıoğulları’nın adeta kimlik koleksiyonu oldu. Fırıncıoğulları, “Yeni hüviyetimle birlikte 3 tane nüfus cüzdanına sahip olunca küçük bir araştırma yaptım. Ulaşabildiğim bilgiler doğrultusunda Osmanlı döneminden günümüze kadar yaklaşık 150 yıllık süreçte 5 defa kimliklerin değişmiş olduğunu gördüm. Bunlar arasında en dikkat çekici olanı benim ilk sahip olduğum 32 sayfalık cüzdanım 1929 yılında verilmeye başlanmış ve yaklaşık 62 yıl boyunca kullanılmış. 1976 yılında verilmeye başlanan tek yapraklı cüzdanlar kadınlar için kırmızı, erkekler için ise mavi renkte tasarlanmıştı. Onu yıllar boyunca kullandım ve son olarak cipli nüfus cüzdanımla birlikte 3 tane kimliğim oldu. Eski hüviyetlerimizi özenle saklıyorum” dedi.