Etiket: ’Kime

  • Başkan Yıldırım’dan Fatih Köse’ye: “Delikanlıysan çık, kime hizmet ettiğini açık açık söyle”

    Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kütahya İl Başkanı Ferhan Yıldırım, Danıştay 8’inci Dairesi’nin ilkokullarda okunan ’öğrenci andı’nı 2012 yılında kaldıran yönetmelik hükmünü iptal etmesine ilişkin açıklamalarda bulundu.

    Eğitim Bir-Sen ve Başkan Fatih Köse’yi sert sözlerle eleştiren Yıldırım, “Andımız uygulaması 2013 yılında ilkokullarda son verilmişti. 8 Ekim 2013 tarihli Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim kurumlan yönetmeliğinde değişiklik yapılmasına dair yönetmeliğin 1.Maddesi Danıştay 8.Dairesi’nin oy çokluğu ile aldığı karar ile iptal etmiştir. Andımızın yeniden okutulması yargı süreci tamamlanmamış olsa da mümkün hale gelmiştir bundan sonraki sorumluluk ise Milli Eğitim Bakanlığı’na aittir. Türk’üm demek suç mu? Doğruyum demenin neresi yanlıştır? Çalışkan olmak gaflet midir? Andımıza cephe alanlar kripto damarların failleri değilse dertleri nedir? Bu ülkenin adı Türkiye Cumhuriyeti üzerinde yaşayanlarsa Türk milletidir. Türklüğü bir antropolojik mülahaza ile tarif etmek ne kadar yanlışsa, öyle görmekte o kadar yanlıştır. Çünkü Türk, birliğin adıdır. Türklük bir var oluşun adıdır. Türk, atamız Bilge Kağan’ın ey otuz Tatar, dokuz Oğuz beylerim sözü ile ata topraklarından çekilen sancağın altında toplanan halkların adıdır. O sancağın altı mazlum halkların sığınağı ve birliğin adresidir. Türk, halk değil millettir. Danıştay kararına çok bozulanlar anayasanın çiğnendiğini söyleyenler papaz çıktığında yargıya saygıya davet edenler işine gelmedi mi yargı çiğnendi diyenler hala aklı çözülme sürecinde kalanlardır. Bu üslupla devam etmeleri çözüm sürecinden sonra verdiğimiz hala da vermeye devam ettiğimiz aziz şehitlerimizin kemiklerini sızlatmakta aziz hatıralarını derinden yaralamaktadır. Türküm demekten çekinenlerin neye ve kime hizmet ettikleri apaçık ortadır. Unutmasınlar ki enselerindeyiz, ’PKK’lıyım bölücüm’ diyenlerin cezası bellidir. Doğu ve Güney Doğu Anadolu da teröre kaybettiğimiz öğretmen şehitlerimiz için bir açıklama yapamayan sendika başkanı işi gücü bırakmış nutuk üzerinden tartışmalara yol açmıştır. 81 ilde olduğu gibi şehrimizde de basın açıklaması yapan sendikanın başkanı (Eğitim-Bir-Sen Kütahya 1 No’lu Şube Başkanı Fatih Köse) kendisine dikkat etsin ’eğer ben Türküm demekten çekiniyorsa, doğruyum’ demekten imtina ediyorsa lafı eveleyip gevelemesin, çıksın delikanlıca neye ve kime hizmet ediyorsa onun andını cesareti varsa vazoya çıkıp hemşehrilerimizin gözüne bakarak dile getirsin” diye konuştu.

    “Kendi adaylarımızla mücadele edeceğiz”

    Yerel seçimlere kendi aday ve amblemleriyle gireceklerini belirten Başkan Yıldırım, “Af tartışmaları ile gelinen hususta hiç kimseyi zorlayan yoktur. Aziz milletimizin temsilcileri hür iradesiyle gereği neyse onu yapar. MHP’yi meydanlarda hakir görmek tenkitle suçlamak siyasi ahlaka sığmaz. AK Parti’nin kırmızı çizgisini söyleyenlere Milliyetçi haraketin kırmızı çizgisi milliyetçi hareketin lideri Devlet Bahçeli’dir. Bu ülkede hiç kimse Genel Başkanımıza nezaket dersi vermeye kalkamaz. Sayın Genel Başkanımızın Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı makamına gösterdiği saygı milletimizin malumudur. Parti olarak 31 Mart 2019 Mahalli İdareler Seçimlerine yönelik herhangi bir ittifak beklentimiz, ittifak arayışımız, ittifak niyetimiz geldiğimiz bu aşamada artık kalmamıştır. İşin tadı kaçtığından zoraki görüşmelerle bir yere varmanın imkanı olmayacaktır. Oyalanmaya, milleti aldatmaya, sabırları sınamaya, umutlarla oynamaya lüzum da yoktur. 31 Mart 2019 Mahalli İdareler Seçimlerine kendi adaylarımızla, kendi amblemimizle katılıp, Türkiye’nin her seçim bölgesinde demokratik mücadelemizi Allah’ın izniyle yapacağız. Kütahya’nın burçlarına MHP’nin 3 Hilalli sancağını tüm seçim bölgemizde dalgalandıracağız. Varlığımız Türk Varlığına armağan olsun” ifadelerini kullandı. (EFE)

  • AK Parti İstanbul İl Başkanı Temurci: “Biz 15 Temmuz’da karargahın kime ait olduğunu millet olarak gösterdik”

    AK Parti İstanbul İl Başkanı Dr. Selim Temurci, “Halen 15 Temmuz’u yaşadıktan sonra gazete manşetlerinde ‘Karargah Rahatsız’ ifadelerini okuyorsak, bu ülkede ve topraklarda yaşayan herkese çok büyük sorumluluklar düşüyor. Biz 15 Temmuz’da karargahın kime ait olduğunu millet olarak gösterdik” dedi.

    28 Şubat mağdurlarının şahitliklerini ve neler yaşandığını özetleyen “Şubattan Sonra” belgeselinin gösterimi Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. AK Parti İstanbul İl Başkanlığı Kadın Kolları tarafından düzenlenen gösterime, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, AK Parti İstanbul İl Başkanı Dr. Selim Temurci, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, AK Parti İstanbul Milletvekili Fatma Benli, AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Şeyma Döğücü, İl Yönetim Kurulu üyeleri, Toplumsal Hafıza Derneği Başkanı Fatma Aydın Ataş, ilçe başkanları, kadın ve gençlik kolları ile partililer katıldı. Program öncesi Bakan Kaya, AK Parti İstanbul İl Başkanı Temurci, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Topbaş ve Kadın Kolları Başkanı Döğücü, fuaye alanındaki “28 Şubat Fotoğraf Sergisi”ni gezdi. Protokol sergiyi gezdiği esnada 10 yaşındaki Ebrar Tığ, Temurci’yi bir anda karşısında görünce şaşırdı. Temurci, küçük kızı yanına çağırarak yanaklarından öptü. Ardından Temurci, Ebrar’a Kadın Kolları Başkanı, Bakan Kaya ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Topbaş’ı tanıyıp tanımadığını sordu. Protokolün bir süre sohbet etmesinin ardından Bakan Kaya, küçük kızla beraber sergiyi gezdi. Ardından salona giriş yapan protokolü partililer coşkuyla karşıladı.

    “Ders alındığı taktirde gelecek çok daha güçlü bir şekilde bizlerin olmaya devam edecektir”

    AK Parti Kadın Kolları Başkanı Şeyma Döğücü’nün açılış konuşmasının ardından kürsüye gelen Temurci, partililere hitap etti. 28 Şubat’ta herkesin kendine göre birçok çileyi çektiğini belirten Temurci, “Ancak 28 Şubat en fazla hanımlarımızın çektiği çileyle hatırlanan bir darbedir. Onun için hanım kardeşlerimizin bugün burada böyle bir buluşmada olması, 28 Şubatta onlarla birlikte konuşmamız bugün ve yarın Türkiye’nin geleceği için çok önemlidir. Acaba 28 Şubat dediğimiz o post modern darbe bu coğrafyanın üzerinde yaşadığımız topraklarda gördüğümüz felaketlerden sadece birimiydi. Darbe dediğimiz şey bu topraklarda 28 Şubat ya da 15 Temmuz muydu. Aslında tarih içerisinde coğrafyamızda yaşamış olduğumuz her bir darbe, girişim ayrı ayrı analiz edilmesi gerekir. Biz 28 Şubat’ı, 15 Temmuz’u yaşarken bize bu darbeyi yaşatanlar, rahmetli Adnan Menderes’i 1960’da darbeyle darağacına gönderenler, hatta astıktan sonra idam ettikleri ipin parasını bile ailesinden isteyen o alçaklar bu milletin çocukları olabilir miydi? 15 Temmuz’da bizim insanımıza bizim silahımızla o tankları, tüfekleri doğrultanlar bu ülkenin çocukları olabilir miydi? Bunlar bir anda nasıl yetişmişti? Onun için tarih içerisinde 28 Şubatlar da, 15 Temmuzlar da sadece bir noktadır. Ders alındığı taktirde gelecek çok daha güçlü bir şekilde ümmet, medeniyet anlayışı olan ve bu topraklara aşık olan bizlerin olmaya devam edecektir” dedi.

    “Biz 15 Temmuz’da karargahın kime ait olduğunu millet olarak gösterdik”

    “Sultan Abdülaziz katledildiği zaman onu katledenleri aslında bugün burada daha net bir şekilde görmemiz lazım” diyen Temurci, “28 Şubat’ta başörtüsünden ve bu milletin inancından korkanlarla 1876’da Sultan Abdülaziz’i öldürenler, 31 Mart 1909’da Sultan Abdülhamid’i tahttan indirenler ve Menderes’i idama götüren ruh İttihatçı ruhtu ve Jön Türk anlayışıydı ve 28 Şubat’ı da, 15 Temmuz’u da yapan aynı ruhtu. Dolayısıyla bu topraklarda darbe geleneği asla unutulmamalıdır. Halen 15 Temmuz’u yaşadıktan sonra biz gazete manşetlerinde ‘Karargah Rahatsız’ ifadelerini okuyorsak, hanım kardeşlerimize bu ülkede ve topraklarda yaşayan herkese çok büyük sorumluluklar düşüyor. Biz 15 Temmuz’da karargahın kime ait olduğunu millet olarak gösterdik. 28 Şubat’ta sizin ve annelerinizin duaları bize yepyeni kapılar açtı. Sizin gibi dualar edecek, ellerini kaldırıp ‘Amin’ dediğinde duaları kabul edilecek nesiller yetiştirmek şu anda bu ülkenin en büyük imtihanıdır. Allah bu imtihandan başarıyla çıkmayı herkese nasip eylesin” ifadelerini kullandı.

    “AK Parti 27 Nisan e-muhtırasına karşı duruşuyla bu milletin iktidara gelebileceğini gösterdi”

    Başkan Selim Temurci sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz Erbakan hocanın 28 Şubat’ta o meşhur MGK’da boncuk boncuk terleyen halini gördüğümüzde hep birlikte çok farklı duygular hissetmiştik. Bugün burada 28 Şubat’ı konuşmak çok kolaydır. Bugün burada bin yıl sürecektir diyenlerin olmadığını görüyoruz. Ama hamd olsun Erbakan hocamız da manevi şahsiyetiyle burada, biz de buradayız, siz de buradasınız ve olmaya da devam edeceğiz. Ben 28 Şubat’ın bu millete en büyük hediyesinin Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti olduğunu söylüyorum. 28 Şubat yaşanmadan adeta bir tarlayı sürer gibi ülkeyi hazır hale getirmişlerdi. Birçok insanı katletmişlerdi. AK Parti döneminde 2001’de kurulduğumuzda 2002’de iktidara geldiğimizde şunları söyledik; bu milletin 28 Şubat’a verdiği cevaptır 3 Kasım 2002. Bu cevabın devamı bizim için çok önemlidir. Seçildiği halde iktidara hiçbir zaman gelemeyenleri AK Parti, 27 Nisan e-muhtırasına karşı duruşuyla bu milletin iktidara gelebileceğini gösterdi.”

    “Bu vesayetçileri tarihin çöp sepetine atmak 16 Nisan’da en büyük görevimizdir”

    “Bu hükümetin adının vesayetçi parlamenterizm idi” diyen Başkan Temurci, “Vesayet odaklarından biri medyaydı, biri ordu, biri iş dünyasıydı, biri üniversiteydi. Milletin kendilerine vermediği hakkı milletin üzerinde kullanarak, milletin iktidarını çalan bu vesayetçileri tarihin çöp sepetine atmak 16 Nisan’da en büyük görevimizdir. Bunu hep birlikte başarmalıyız” diye konuştu.

    AK Parti İstanbul İl Başkanı Temurci’nin ardından bir konuşma yapan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya ise, “Bugün üzerinden 20 yıl geçen 28 Şubat, ’millete rağmen ve millet dışı iktidar’ anlayışında olan vesayetçilerin, parlamenter sistemde benzerlerine sıklıkla tanık olduğumuz darbelerinden biri ve ’post modern’ kılıflı olanıdır. Biliyorsunuz, bu kavramlaştırmayı, bizzat darbecilerin kendisi yapmıştır. 28 Şubat; amaçları, aktörleri ve sonuçları itibarıyla bir ’proje’dir. Bu ülke insanlarının zulmüne, haksızlığına ve hukuksuzluğuna çok aşina oldukları, bir ’toplumu, siyaseti ve milleti dizayn’ projesidir. 28 Şubat, takvimden bir gün değil, hazırlıkları ve etkileriyle uzun bir ’sürecin’ adıdır” dedi.

    “28 Şubat’ı bize yaşatanlar milletten asla bir destek göremediler”

    “28 Şubat’ın en büyük acılarını yine kadınlar çekti” diyen Bakan Kaya, “Burada 28 Şubat yüzünden hayatlarının bir kısmı gasp edilen, en temel hakları elinden alınan değerli dostlarımız, ablalarımız, büyüklerimiz var. Biz kaderin üstünde bir kader olduğuna iman etmiş insanlarız. Çalışıp üzerimize düşeni yapacak, mücadelemizi verecek, ondan sonra da tevekkül edeceğiz. İşte sizler, o yenilgi, yenilgi büyüyen zaferin isimlerisiniz. 28 Şubat’ı bize yaşatanlar milletten asla bir destek göremediler. Nitekim, 2001’de kurucu liderimiz Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde siyasi hayatına başlayan AK Partimiz, Kasım 2002 seçimlerinde ezici bir üstünlükle tek başına iktidara geldi. Daha sonra da her seçimde oyunu artırarak iktidarını pekiştirdi. Artık korkulu rüya görmektense uyanık kalacağız. Türkiye’yi, istikrarını sağlam teminatlar altına alan yeni ve çağdaş bir sistemle buluşturmak gerekiyor. Öyle bir sistem kuralım ki, milli irade gaspına alışmış vesayetçilerin bütün ümitleri sona ersin” şeklinde konuştu.

    Konuşmaların ardından Bakan Kaya, 28 Şubat’ta mağdur olan kadınların avukatlığını yapanlara plaket verdi. Daha sonra Temurci’nin de aralarında olduğu protokol hatıra fotoğrafı çektirdi. Programın ardından Temurci’ye partililer yoğun ilgi göstererek, fotoğraf çektirdi.

  • Başbakan Yıldırım: “Millet kime yetkiyi verirse hesabı ona soracak”

    OBERHAUSEN (İHA) – Başbakan Binali Yıldırım, “Bundan sonra söz milletin, karar da milletin. Millet kime yetkiyi verirse hesabı ona soracak. Bu sistem çift başlılığı ortadan kaldıracak” dedi.

    Başbakan Binali Yıldırım, resmi temaslarda bulunmak üzere geldiği Almanya’da Türklere hitap etti. Başbakan Yıldırım, “Türkiye’de anayasa değişikleri tartışmasız oldu. Bu anayasa değişikliği önce komisyonlarda sonra genel kurulda tartışıldı ve 339 oyla kabul edildi. Bundan sonra söz milletin, karar da milletin. Millet kime yetkiyi verirse hesabı ona soracak. Bu sistem çift başlılığı ortadan kaldıracak. 5 yıl süreyle görevini yapacak. Bütün yetkiler Cumhurbaşkanında toplanmayacak, herkesin görevi belli” dedi.

    “Herkes yargı önünde aynıdır”

    Yargıda 2 önemli kurum var Anayasa Mahkemesi ve HSYK’da yapılan değişiklik 15 Temmuz darbe girişimiyle birlikte artık Askeri Yargı kaldırıldı. Böylece anayasadan da askeri idare mahkemelerini, askeri yargıtayı çıkarıyoruz. Yargı tek mahkeme haline geliyor. Herkes yargı önünde aynıdır. Herkes aynı muameleyi görü, herkes birdir” diye konuştu.

  • Elvan: “Bu millet kime, neye, nasıl oy vereceğini çok iyi bilir. Sizden icazet almaya ihtiyacı yok”

    Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, milli iradeden rahatsız olanların, milletin vereceği oydan korkanların, iftiralarla yalanlarla anayasa değişikliğiyle ilgili olmayan hususları gündeme getirerek vatandaşın kafasını karıştırmaya çalıştıklarını belirterek “Ama bunlar şunun farkında değil; bu millet kime, neye, nasıl oy vereceğini çok iyi bilir. Sizden icazet almaya ihtiyacı yok” dedi.

    Kalkınma Bakanı ve Mersin Milletvekili Lütfi Elvan ile Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı, bir dizi ziyaret çerçevesinde geldikleri Mersin’de, AK Parti İl Başkanlığında partililerle buluşarak, 16 Nisan’da anayasa değişikliğine ilişkin yapılacak referandumu konuştular.

    Elvan: “Havaalanı yatırımının tamamlanmasıyla birlikte de Mersin turizmde şahlanacak”

    Bakan Elvan, kültür ve turizm alanında son bir yılda önemli gelişmeler kaydettiklerini dile getirerek, hem yatırım boyutuyla hem turizm bölgelerinin Mersin’e kazandırılması amacıyla çalışmaları nihaileştirme aşamasına geldiklerini söyledi. Elvan, “Özellikle havaalanı yatırımının tamamlanmasıyla birlikte de Mersin turizmde şahlanacak. Bu yönde çok yoğun çalışıyoruz ve Mersin artık geçmişte konuşulanları unutacak, turizmde ne kadar canlı bir il olduğunu tüm dünyaya göstereceğiz” diye konuştu.

    Dün Şanlıurfa’da yine hain bölücü terör örgütü tarafından bir saldırı gerçekleştiğini anımsatan Elvan, 11 yaşında bir çocuğun şehit düştüğünü ve yaralılar olduğunu kaydetti. Elvan, “Sizin bu desteğiniz sürdüğü müddetçe inşallah bu teröristleri barındırmayacağız ülkemizde ve bunların kökünü kurutacağız. Hep birlikte kazıyacağız. Bu konuda ne kadar kararlı olduğumuzu sizler çok iyi biliyorsunuz” ifadelerini kullandı.

    Elvan: “Milletin vesayeti dışında Türkiye’de hiçbir vesayetin başını dahi kaldıramayacağı bir yapıyı 16 Nisan’da ‘evet’ diyerek gerçekleştireceğiz”

    Daha sonra 16 Nisan’da yapılacak referanduma değinen Elvan, 2002 yılında yola çıktıklarında ‘Yeter söz milletin’ dediklerini anımsatarak, şöyle devam etti: “Özellikle AK Parti Hükumetleri vesayet odaklarının ortadan kaldırılması ve milli iradenin tam manasıyla hakim kılınabilmesi için 15 yıllık dönemde çok yoğun bir çaba sarf etti. Vesayet odaklarını önemli ölçüde ortadan kaldırdık. Ama biz şunu arzu ediyoruz; artık milletin vesayeti dışında Türkiye’de hiçbir vesayetin hakim olamayacağı, başını dahi kaldıramayacağı bir yapıyı ortaya koymaya arzu ediyoruz. Bunu da 16 Nisan günü ‘evet’ diyerek gerçekleştireceğiz.”

    Elvan: “Gerçek demokrasi, gerçek güçlü yasama, gerçek güçlü icraat, güçlü yürütme bu düzenlemeyle gelecek”

    Anayasa değişikliğinin karmaşık bir değişiklik olmadığını, son derece basit olduğunu vurgulayan Elvan, “Milli iradeyi, milleti merkeze alıyoruz” diyerek, millet ne derse bundan sonra artık onun olacağını söyledi. Elvan, “Başka kimsenin sözü olmayacak. Vesayeti tamamıyla ortadan kaldıracak olan bir düzenlemeyi hayata geçireceğiz. İnşallah milletimiz destek verdiği müddetçe Türkiye büyümeye ve güçlenmeye devam edecek. Yaptığımız iş basit. Cumhurbaşkanlığı makamı ile Başbakanlık makamını birleştiriyoruz, tek bir yürütmeyi devreye sokuyoruz. O ‘tek adam’ diyenlere sesleniyorum; işte gerçek demokrasi, gerçek güçlü yasama, gerçek güçlü icraat, güçlü yürütme bu düzenlemeyle gelecek. Şimdi şu an Cumhurbaşkanının yapmış olduğu iş ve eylemler nedeniyle, atmış olduğu imza nedeniyle herhangi bir sorumluluğu yok. Tek bir konuda, eğer vatana ihanet söz konusu ise Yüce Divan’a gönderilmesi söz konusu. Ama biz Cumhurbaşkanlığı makamını hem yargıya hem de Meclise hesap verebilir bir yapıya dönüştürüyoruz. Cumhurbaşkanlığı makamı yaptığı her iş için, her bir icraat için Mecliste hesap verebilecek. Dolayısıyla biz aslında yasamayı, Meclisi daha da güçlendiriyoruz. Kurulacak olan hükümet, kanun tasarısını Meclise teklif edemeyecek. Kanun tasarılarını sizin seçtiğiniz milletvekilleri Mecliste teklif edebilecek ve yasalaştırabilecek. Aslında bizim yapmak istediğimiz düzenleme, yasamayı daha da güçlendiren, yürütmeyi daha da güçlendiren ve yargıyı da adil, bağımsız, tarafsız karar almasını sağlayan ve hızlı işleyen bir mekanizmaya dönüştürebilmek” şeklinde konuştu.

    Elvan: “Bu millet kime, neye, nasıl oy vereceğini çok iyi bilir. Sizden icazet almaya ihtiyacı yok”

    Mevcut sistemde halkın milletvekillerini seçtiğini, Meclisin de hükumeti oluşturduğunu ifade eden Elvan, yeni düzenleme ile ise milletin hükumetini doğrudan seçeceğini söyledi. Meclisle yasama ile yürütmenin icraatının tamamıyla birbirinden ayrılacağını vurgulayan Elvan, şunları söyledi: “Bu seçimi yaparken güçlü bir hükumet ortaya çıkacak. Çünkü bu seçilecek olan hükumet, Cumhurbaşkanı yüzde 50’nin üzerinde oy almak zorunda. Geçmişe baktığımızda yüzde 20 ile Başbakan olan var bu ülkede. Yüzde 20 oy almış ama Başbakan olmuş, yüzde 25 oy almış Başbakan olmuş. Artık bu olmayacak. Ülkenin Başbakanı, Cumhurbaşkanı yüzde 50’nin üzerinde oy almak zorunda. İcraatın başı çok daha güçlü olacak. Kararlar çok daha hızlı bir şekilde alınacak.”

    Aslında yaptıkları şeyin, milli iradenin, gerçek anlamda bu ülkede tesis edilmesi olduğunun altını çizen Elvan, “Ama bu ülkede milli iradeden rahatsız olanlar, milletten korkanlar, milletin vereceği oydan korkanlar, başka yol ve yöntemlere başvurup, iftiralarla yalanlarla anayasa değişikliğiyle ilgili olmayan hususları gündeme getirerek vatandaşımızın kafasını karıştırmaya çalışıyorlar. Ama bunlar şunun farkında değil; bu millet öyle bir millet ki, kime, neye, nasıl oy vereceğini çok iyi bilir. Sizden icazet almaya ihtiyacı yok.”

    Elvan: “Milletimizi gerçek anlamda devletimizin sahibi yapıyoruz”

    Partililerden istekleri olduğunu belirten Elvan, şunları kaydetti: “Biz bugüne kadar hep engelli koşu gerçekleştirdik. Koşmaya çalıştık ama önümüze engel üstüne engeller konuldu. Artık bu anayasa değişikliği ile bu engelleri ortadan kaldıracağız, engelsiz koşuyu gerçekleştireceğiz. Türkiye daha da büyüyecek daha da güçlenecek. Kalıcı bir istikrara kavuşacağız. Eğer biz bugünü düşünseydik belki bu şekilde hareket etmezdik ama biz bugünü düşünmüyoruz. Biz ülkemizin geleceğini düşünüyoruz. Biz bu ülkenin istiklali, istikbali, bekası için yapılması gereken düzenlemeleri hayata geçirmek için çaba sarf ediyoruz. Yoksa bizim hükumetimiz güçlü bir hükumet. Ama yarın bu ülke sıkıntıyla karşı karşıya kalmasın, istikrarsız bir ortam oluşmasın düşüncesiyle bu düzenlemeleri yapıyoruz. Milletimizi gerçek anlamda devletimizin sahibi yapıyoruz.”

    Partililerden, 16 Nisan’da yapılacak anayasa değişikliği referandumunda güçlü bir şekilde ‘evet’ deme sözü alan Elvan, anayasa değişikliği ile yasama ve yürütmenin birbirinden ayrılmış olacağını dile getirdi. Artık Meclisten bir hükumet çıkmayacağını vurgulayan Elvan, “Hükumeti doğrudan siz seçeceksiniz ve kimin hükumet olmasını istediğinize siz karar vereceksiniz. Bu da ülkede uzlaşma kültürünü daha da geliştirecektir, insanların birbirleriyle uyum içerisinde olmasını daha da artıracaktır” dedi.

    Elvan: “Tek adam yargıdaki bütün atamaları yapacakmış. Kuyruklu yalan”

    Elvan, değişikliğin yargı boyutuna ilişkin de şunları söyledi: “Vay efendim, tek adam yargıdaki bütün atamaları yapacakmış. Kuyruklu yalan. Yargıçlar, hakimler kimin adına karar veriyor? O imzayı atarken karar aşamasında ne diyorlar? ‘Türk milleti adına karar verilmiştir’ diyorlar. Millet adına karar veriyor. Peki millet adına karar veren bir yargıda atamayı kim yapmalı? Millet yapmalı, milletin temsilcisi yapmalı. Bürokrat, bir başka bürokratı atarsa bu olur mu? İşte bu bir vesayettir. Kim atayacak? Türkiye Büyük Millet Meclisi atayacak, sizin temsilciniz atayacak ve yine sizin seçtiğiniz, Başbakan olarak görmek istediğiniz hükumet atayacak. Yargıda bir başka şey daha yapıyoruz. Yargıda ikili bir yapı var, bir tarafta Askeri Yargıtay var, diğer tarafta da sivillere yönelik icraat gerçekleştiren Yargıtay var. Bunu tek bir çatı altında topluyoruz. Yargıda birliği sağlıyoruz. Türkiye, 16 Nisan akşamından sonra çok daha hızlı bir şekilde büyüyecek, daha hızlı kalkınacak, sadece bölgesinde değil, küresel düzeyde hem gücünü hem de etkinliğini çok daha fazla gösterecektir.”

    Bakan Avcı: “16 Nisan, 15 Temmuz gibi hain girişimlere son darbeyi vuracağımız tarihtir”

    Elvan’ın ardından kürsüye gelen Bakan Avcı ise AK Parti’li gençlerin tezahüratları nedeniyle uzun süre konuşmasına başlayamadı. Gençlere tezahürat konusunda tüyolar veren ve anekdotlar anlatan Avcı, “Slogan işini abartıyoruz. Kendi kendimizle yarışıyoruz. 16 Nisan’a kadar ev ev, kapı kapı dolaşacağız. Enerjimizi, mesajlarımızın ulaşmadığı yerlere ulaştırmak için harcayacağız” ifadelerini kullandı.

    16 Nisan’da yapılacak referandumun, 16 Temmuz’da yarım bıraktıklarını tamamlama hamlesi olduğuna dikkat çeken Avcı, “15 Temmuz’da milletçe niye sokağa çıktıysak, 16 Nisan’da da onun için sandık başına gideceğiz. Türkiye, 15 yıldır örtülü veya açık pek çok saldırıya maruz kaldı. En son 15 Temmuz sadece hain kalkışma değildi, aynı zamanda bir işgal hareketinin ilk adımıydı. Allah muhafaza eğer millet o gece bu hainlere ’dur’ demeseydi, o gece millet Cumhurbaşkanının bir işaretiyle sokağa çıkmasaydı, biz bugün belki bir Türkiye’den bahsedemiyor olacaktık. 16 Nisan işte bu tür hain girişimlere son darbeyi vuracağımız tarihtir. Değişiklik, hükumeti, yürütmeyi güçlendirecek. Milletvekilini, parlamentoyu, Meclisi güçlendirecek. Her birini kendi alanında daha yetkili ve sorumlu kılacak. Bunlar tamam ama asıl bizim burada 16 Nisan günü ’evet’ dememiz Türkiye’ye kurulan tuzaklara son darbeyi vurmak içindir” dedi.

    Avcı: “Avrupa’daki yakınlarınıza, düğünlerini Türkiye’de yapmaları çağrısında bulunun”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, gurbetçilerin tatillerini Türkiye’de geçirmelerine yönelik çağrısını anımsatan Avcı, “Cumhurbaşkanımız bir kampanya başlattı. Yurt dışında yaşayan 5 milyon Türk’e, bunun 3 milyonu Almanya’da, bir çağrıda bulundu, ’Tatillerinizi gelin Türkiye’de geçirin. Sadece kendiniz gelmekle de kalmayın eşinizi, dostunuzu, komşunuzu, iş arkadaşlarınızı da Türkiye’ye davet edin. Onlara Türkiye’yi tanıtın’ dedi. Şimdi Mersin’de de sizin de Almanya’da yakınlarınız var. Bir kerede siz hatırlatın ve onlara bu yaz tatillerini, izinlerini Mersin’de geçirmeleri için siz de çağrıda bulunun. Düğün derneklerini burada yapmaları için onlara çağrıda bulunun. Avrupa’daki Türkler yılda yaklaşık 60 bin düğün yapıyorlar. Bunun için ciddi paralar harcıyorlar, astronomik masraflar yapıyorlar. Cumhurbaşkanımız o açıklamasında buna da işaret etti ve dedi ki ’Önümüzdeki bir kaç yıl Avrupa’da yaşayan vatandaşlarımız, soydaşlarımız da düğünlerini, cemiyetlerini gelsinler memleketlerinde yapsınlar’. Hem burada eşini dostunu görmüş olur hem de yabanda yapacağı harcamalar memlekete kalmış olur. Çünkü biliyorsunuz 2016 yılında özellikle turizm alanında dar boğaz yaşadık bilinen sebeplerden dolayı. İnşallah aşıyoruz, onun önü açılıyor ama Cumhurbaşkanımızın çağrısı bu bakımdan çok önemli. Bunun için de Mersin’in ön almasını bekliyorum. Mersin bunu başarabilecek potansiyele sahiptir” ifadelerini kullandı.

    Elvan ve Avcı, partideki programlarının ardından Mersin’de yapımı devam eden Arkeoloji Müzesi’ne geçerek, inşaatta incelemelerde bulundular. İki Bakana, Vali Özdemir Çakacak da eşlik etti.

  • Kime Niyet Kime Kısmet

    Aydın’ın büyükşehir olması ile kapanana İl Özel İdaresi Kaynakları ile İncirliova Yazıdere Köyü Mahallesi’nin gençleri için milyonlarca lira para harcanarak yapılan spor tesisleri koyunlara kaldı. Gençlerin spor yapması niyetiyle yapılan tesislerdeki manzara görenleri ‘kime niyet kime kısmet’ sözünü hatırlattı.

    Aydın’ın büyükşehir olmadan önce Jeotermal Kaynak Sahaları’ndan elde edilen gelirle rutin hizmetlerin yanında sosyal projelere de önem veren Aydın İl Özel İdaresi’nin bazı yatırımları “Kime niyet kime kısmet” sözünü hatırlattı. İncirliova İlçesi Yazıdre Köyü Mahallesi’ne feshedilen Aydın İl Özel İdaresi kaynakları ile Aydın Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürülüğü’nce yapılan futbol sahası ‘gol’ sesine hasret kaldı. Gol sesi yerine koyun ve kuzu seslerinin yükseldiği saha, gençlere değil çobanlara ve koyunlara hizmet veriyor.

    Çobanlara ayıp olmaması için kimsenin ağzını açıp bir şey söylemediği köydeki futbol sahası dışarıdan gelenleri şaşırtırken, pek çok köyün gençlerinin sahip olamadığı imkanlara Yazıdere Köyü Mahallesi’nin koyunları sahip. Gece otlayan koyunlar günü çit olarak kullanılan milyarlarca liralık futbol sahasında geçirirken sokak ortasında futbol oynamak zornda kalan pek çocuk da Yazıdere Mahallesi’nin koyunlarını imreniyor.